Amerika
Joseph Stiglitz: Eşitsizliğin kökeninde sömürü var, ilerici kapitalizm lazım

Günümüzün en etkili iktisatçılarından Nobel ödüllü Joseph Stiglitz, yakın zamanda verdiği bir mülakatta “ilerici kapitalizm” çağrısında bulundu.
Dünya Bankası’nın eski baş ekonomisti Stiglitz, son yıllarda ortaya attığı “ilerici kapitalizm” terimini Surplus dergisinin genel yayın yönetmeni Lukas Scholle ile yaptığı sohbette ayrıntılandırdı.
Stiglitz, bu kavramı neoliberalizm ve klasik piyasa sosyalizminden ayırdığını belirtti. Bunun “insanları ön planda tutan bir kapitalizm biçimi” olduğunu savunan iktisatçı, “Kapitalizm, mümkün olduğunca çok sayıda insanın refahını artırmaya en uygun iktisadi, toplumsal ve siyasi örgütlenme sistemi olarak anlaşılmalı,” dedi.
Stiglitz, kaptalizmin belirleyici özelliklerinden birinin “farklı görevlerin farklı örgütlenme biçimleri gerektirdiğinin kabul edilmesi” olduğunu ileri sürdü. Buna “kurum ekolojisi” diyen iktisatçı, insanların birbirlerini etkilediğini ve bunun da düzenlemenin gerekli olduğunu söyledi.
İnsanların tek başına yapabileceğinden daha fazlasını birlikte başarabileceğini kaydeden Stiglitz, “Güçlü bireycilik efsanesi tam da budur: bir efsane. Bireyler önemlidir fakat toplumun bir parçasıdırlar ve bu yüzden toplum da önemlidir,” dedi.
Milton Friedman’ın çalışmalarını “neoliberalizmin net bir ifadesi” olarak kabul eden ve bunun özünde piyasa mekanizmaları bulunduğunu kaydeden Stiglitz, gerçekte ise hiçbir toplumun “düzenleme” olmadan işleyemeyeceğine inanıyor:
“Örneğin, bankaların düzenlenmemesi gerektiği savunulabilir. Fakat bankalar iflas ettiğinde, nihayetinde onları kurtaran toplumdur. Neoliberalizm, başlangıçta kolektif eylemin yokluğuna odaklanırken, sonuçlarla başa çıkmak için daha sonra gerekli olan kolektif eylemi görmezden gelir.”
Stiglitz’e göre bir diğer önemli fark da, “ilerici kapitalizm”in insan refahına odaklanması, buna karşılık neoliberal kapitalizmin büyük ölçüde maddi refaha yoğunlaşmış olması.
Neoliberalizmin eşitsizliğe de çok az önem verdiğine işaret eden iktisatçı, “Bu akım, yükselen dalganın tüm tekneleri yukarı kaldırdığı ve başarılı olanların bunu hak ettiği ve diğerlerinden daha fazla katkı sağladığı inancına dayanıyordu,” dedi.
Toplumdaki eşitsizliğin büyük bir kısmının bir yandan sömürüden, diğer yandan da dezavantajdan kaynaklandığına işaret eden Stiglitz, bu “dezavantajlar” arasında insanların yeterli eğitime, sağlık hizmetlerine ve fırsatlara erişememesini saydı.
“İlerici kapitalizm” teriminden daha iyisini bulamadığını kabul eden Stiglitz, “ilerici” kelimesini sevdiğini çünkü Aydınlanma’nın temel bir fikrini, “ilerlemenin mümkün olduğu ve daha iyi bir toplum inşa edebileceğimiz inancını” yansıttığını vurguladı.
“Kapitalizm” kelimesinin ise hoşuna gitmediğini, çünkü sermayeyi ve dolayısıyla tasarrufu merkeze aldığını savunan Stiglitz, “Anlattığım yaklaşım sermayeyi merkeze koymaz. Orada başka birçok şeyi merkeze alır,” dedi.
İktisatçı, bazen “yenilenmiş sosyal demokrasi” terimini tercih ettiğine işaret etti. Sosyal demokraside hoşuna giden şeyi “siyaseti, demokrasiyi ve kolektif kararların alınış biçimini vurgulaması” olarak nitelendiren Stiglitz, aynı zamanda toplumsal boyutu, “yani toplumdaki insanların refahını da” vurguladığını savundu.
Stiglitz’e göre sorun, birçok sosyal demokrat partinin neoliberal partilere dönüşmüş olması.
“Piyasa sosyalizmi” fikrini de eleştiren Stiglitz, bu görüşün piyasa mekanizmalarının kamu mülkiyetiyle birleştirilebileceği fikrine dayandığını hatırlattı. Ona göre fiyatlara, arz ve talebi dengeleme gibi mekanik bir rol atfediliyordu.
Bunun, enformasyon devriminden önceki belirli bir tarihsel dönemin ürünü olduğunu iddia eden Stiglitz, “inovasyon ve iktisadi evrim” gibi önemli konuları göz ardı ettiğini söyledi.
Modelin “teknolojinin statik olduğunu” varsaydığını ve kaynakları verimli bir şekilde tahsis etmek için fiyatları kullandığını kaydeden Stiglitz, “Sovyetler Birliği’nden klasik bir örnek çivi üretimiyle ilgilidir. Planlamacılar sadece hedef çivi sayısını belirlediklerinde, fabrikalar kolayca kırılan çiviler üretiyordu. Kaliteyi uygun şekilde belirlemek için muazzam miktarda bilgiye ihtiyaç duyulurdu,” iddiasında bulundu.
Piyasa sosyalizminin inovasyonu, uyumu ve evrimi yeterince hesaba katmadığını öne süren iktisatçı, modelin ekonomiye son derece statik bir bakış açısı sunduğunu söyledi.
On yıllar içinde iktisadi düşüncesinin nasıl değiştiğini de anlatan Stiglitz, doktora öğrencisiyken baskın modelin “rekabet modeli” olduğunu hatırlattı. Ona göre piyasa gücü ve sömürüyü yeterince incelemek için gerekli analitik araçlar yoktu. Bugün ise bu olguları anlamak için çok daha iyi yöntemlere sahipler.
Bu yüzden artık “sömürü, inovasyon, piyasa gücü ve siyasal iktisada çok daha fazla odaklandığını” kaydeden Stiglitz, “Artık siyasi aktörlerin oyunun kurallarını nasıl şekillendirdiğini daha net görüyoruz. Trump döneminde bu süreç çok belirgin hale geldi, fakat her zaman vardı, sadece daha az görünür biçimlerde,” dedi.
Yeni fikirleri siyasete dönüştürmenin “çok zor” ve “kademeli olarak” gerçekleştiğini kaydeden Stiglitz, örnek olarak sanayi politikasını gösterdi. Dünya Bankası’nda hem kendisinin hem de haleflerinin bu konuyu savunduğunu söyleyen iktisatçı, bu yıl Dünya Bankası’nın birçok kişi tarafından devrim niteliğinde kabul edilen bir sanayi politikası raporu yayınladığını hatırlattı.
Bir başka örnek ise sermaye piyasalarının serbestleştirilmesi ile ilgili. Stiglitz’e göre sınırsız sermaye akışının istikrarı bozucu bir etkiye sahip olabileceğini ve ülkelerin sermaye kontrolleri uygulamasına izin verilmesi gerektiğini savunmuştu.
IMF ve ABD Hazine Bakanlığı’nın bu tutumu kesin bir dille reddettiğinin altını çizen Stiglitz, “saldırıların oldukça acımasız” olduğunu hatırlattı ama 2011’de IMF’nin, kendisinin haklı olduğunu fiilen kabul ettiğini söyledi.
Stiglitz, “Zaferler genellikle yavaş gelir. Bazen bir fikrin kabul edilmesi yirmi yıl sürer, tam olarak uygulanması ise daha da uzun zaman alır. Bu, siyasi değişime dair evrimsel bir bakış açısıyla uyumludur. Bunlar siyasi mücadelelerdir,” dedi.
Joe Biden döneminde, piyasa gücünü sınırlamayı amaçlayan bir siyasi gündemin en net şekilde dile getirildiğini gördüklerini vurgulayan Stiglitz, Trump döneminde ise bu kısıtlamaları ortadan kaldırmaya yönelik en açık girişimin yaşandığına işaret etti.
Stiglitz, “Tartışma genellikle, sözde yeniliği engellediği iddia edilen düzenleme ile sözde yeniliği teşvik ettiği iddia edilen deregülasyon arasında bir seçim olarak çerçevelenir. Bence cevap açık: Aşırı güç yoğunlaşması, sömürüye ve çarpık bir topluma yol açar,” dedi ve ekledi:
“Elon Musk gibi insanların yönettiği bir toplum istemiyoruz. Bu onu bir trilyoner yapsa bile, bu iyi bir toplum olmaz.”
Sıradan insanların pek çoğunun kendi savunduğu türden bir gündemi desteklediğini savunan Stiglitz, zorluğn “azınlığın hâlâ orantısız bir güç kullanabilmesinde” yattığını düşünüyor.
İktisatçı, “İster servet, ister siyasi nüfuz, ister şiddet yoluyla olsun; yoğunlaşmış güç, diğer herkes için sonuçları belirleyebilir. İşte bu yüzden gelecek hâlâ belirsizliğini koruyor,” dedi.
Amerika
ABD, yörüngedeki Çin uzay uçağının net görüntüsünü yayımladı

ABD Savunma İstihbarat Teşkilatı, uydu görüntülerine yansıyan hava aracının Çin’e ait deneysel bir uzay uçağı olduğunu doğruladı. Teşkilatın yayımladığı raporda yüksek çözünürlüklü fotoğrafına yer verilen aracın, Amerikan X-37B uçağıyla olan yapısal benzerliği dikkat çekti.
ABD Savaş Bakanlığına (Pentagon) bağlı Savunma İstihbarat Teşkilatı (DIA), daha önce kamuoyuna sızan bir uydu görüntüsünde yer alan aracın Çin’e ait deneysel ve yeniden kullanılabilir bir uzay uçağı olduğunu resmen doğruladı.
The War Zone (TWZ) portalının DIA tarafından yayımlanan gizli olmayan yeni uzay tehditleri raporuna dayandırdığı habere göre, söz konusu doğrulama doğrudan istihbarat kayıtlarına girdi.
Kurum hazırladığı rapora, aracın bugüne kadar yayımlanmış en yüksek çözünürlüklü uydu görüntüsünü de ekledi.
Portalın aktardığı bilgilere göre bu kareyi, günümüzde Vantor adıyla faaliyet gösteren Maxar Technologies şirketi çekti.
Çekimin kesin tarihi raporda yer almazken görselin üzerinde 2024 yılına ait bir telif hakkı işareti dikkat çekiyor.
Amerikan istihbaratı, bu tip uzay araçlarının yörüngeye çeşitli nesneleri yerleştirmek, uzay ortamında testler yürütmek ve ardından Dünya’ya geri dönmek üzere tasarlanabileceğini vurguluyor.
TWZ’nin aktardığı ayrıntılara bakılırsa Çin uzay uçağının gövde mimarisi, ABD Uzay Kuvvetlerinin kullandığı Amerikan yapımı X-37B ile büyük benzerlikler taşıyor.
Çin aracında da küçük kanatlar, iki dikey kuyruk ve yukarı doğru açılan kargo bölümü kapakları yer alıyor.
Aracın kuyruk bölümünde ise her iki tarafında güneş panelleri taşıyan bir uzantı görülüyor.
Çin’e ait uzay uçağının görüntüsü açık kaynaklara ilk kez 2024 yılında yansıdı.
O dönem ABD Uzay Kuvvetlerinin Kore’deki birliğine komuta eden Albay John Patrick, Güney Kore’de düzenlenen Open Space forumundaki sunumu sırasında fotoğrafın daha düşük çözünürlüklü bir versiyonunu kamuoyuyla paylaştı.
Fakat o tarihte kadraja giren gövdenin tam olarak hangi araca ait olduğu kesinleşmemişti.
Haberde aktarılan askeri verilere göre ABD bugüne kadar iki adet X-37B uzay uçağı üretti.
Bu araçlar 2010 yılından bu yana toplam sekiz yörünge görevi gerçekleştirdi; serinin OTV-8 kodlu son görevi ise 22 Ağustos 2025 tarihinde fırlatıldı.
Daha önce Aralık 2023’te SpaceX şirketi, USSF-52 görevi kapsamında Amerikan ordusuna ait gizli uzay uçağını Falcon Heavy roketiyle yörüngeye taşımıştı.
Böylece ABD Uzay Kuvvetlerinin insansız ve yeniden kullanılabilir X-37B platformu bir kez daha uzaya gönderilmişti.
Amerika
Obama, El-Sayed ile birlikte miting düzenledi

Eski ABD Başkanı Barack Obama, cumartesi günü Detroit’teki kalabalığa, Demokrat Senato adayı Abdul El-Sayed ile birlikte seslendi.
Michigan için yarışan El-Sayed’in, “siyasetten parayı uzaklaştırıp parayı sizin cebinize koyacak bir değişim, gerçek bir değişim için mücadele ettiğini” söyleyen Obama, Michigan’daki erken oy kullanmanın ilk gününde diğer Demokrat adaylara da destek verdi.
Obama, Detroit’teki Cass Teknik Lisesi’nde binlerce izleyicinin önünde yaptığı konuşmada, El-Sayed’in “Uygun Fiyatlı Sağlık Hizmetleri Yasası [Obamacare] ile başlattığımız işi tamamlayacağını ve her bir Amerikalıya kaliteli, uygun fiyatlı sağlık hizmetini garanti edeceğini” savundu.
Eski başkan, “oy kullanma oranını artırmak” amacıyla düzenlenen akşam etkinliğinde, ABD Senatosu için Demokrat Parti adayı olan El-Sayed ve partinin vali adayı Jocelyn Benson’ın mitingine baş konuşmacı olarak katıldı.
Obama, Donald Trump’ı “kendisini ve ailesini zenginleştirmekle” suçladı ve yönetimin “en üst kademede” rüşvet almayı bir “kültür” haline getirdiğini söyledi.
Eski başkan, “Hiçbir başkanın bu kadar rüşvet satmaya bu kadar kararlı olduğunu görmedim,” dedi.
Miting, 3 Kasım’da yapılacak ara seçimler öncesinde Michigan’daki erken oy kullanma döneminin ilk gününde gerçekleşti.
Obama, Beyaz Saray ve Cumhuriyetçi Parti’yi hedef alan sert eleştirilerde bulundu.
Detroit ziyareti, Obama’nın El-Sayed’e yönelik ilk kamuya açık destek gösterisi. El-Sayed, eski başkanın kenarda kaldığı, Ağustos ayında yaşanan çekişmeli bir ön seçimden galip çıkmıştı.
Hekim ve eski sağlık yetkilisi olan El-Sayed, Demokrat Parti kurmayları ve İsrail yanlısı kuruluşların desteğini arkasına alan Kongre Üyesi Haley Stevens’ı mağlup etmişti.
Obama, yönetimi hedef alan bir tavır sergiledi ve Savunma Bakanı Pete Hegseth’i, “askerlerimizin çene hatlarına ve testosteron seviyelerine” “lazer gibi odaklanmış” olarak alay ederek, “Sizce bu adam her gün aynanın önünde ne kadar zaman geçiriyor?” diye sordu.
Gümrük vergileri konusunda Obama, Trump’ın “o meşhur kötü imparatorluğa” karşı en sert tavrı sergilediğini söyledi ve Detroit’ten köprüyü geçip birkaç dakikalık sürüş mesafesindeki Kanada’ya atıfta bulundu.
Trump’ın Beyaz Saray’ı yenileme girişimlerine de bir gönderme yapan Obama, Beyaz Saray balo salonu ve Gül Bahçesi dahil olmak üzere Washington’daki pek çok yenileme çalışmasına ilişkin olarak, “O, HGTV’de olmalı. Beyaz Saray’ı, sanki Saddam Hüseyin bir Cheesecake Fabrikası açmış gibi göstermiş,” dedi.
Obama’nın El-Sayed’i destekleyip desteklemeyeceği konusunda şüpheler vardı. “Herkes için Medicare”in savunucusu olan El-Sayed, bir ara Obama’nın en önemli iç politika başarısı olan Obamacare’i “kademeli bir çözüm” olarak nitelendirmişti.
İki siyasetçi Demokrat ön seçiminlerden sonra telefonda görüştü ve El-Sayed o günden beri Obama’yı bir “akıl hocası” olarak nitelendiriyor.
Ekim ortasında eyalet genelinde muhtemel seçmenler arasında yapılan bir Marist anketi, El-Sayed’in oy oranını %50, Cumhuriyetçi rakibi Rogers’ınkini ise %48 olarak gösteriyor.
RealClearPolitics’in ortalamasına göre ise benzer bir dönemde El-Sayed yaklaşık 2,6 puan önde.
Amerika
Anduril bağlantılı bir startup genetiği değiştirilmiş askeri köpek üretecek

Geçtiğimiz perşembe günü kamuoyuna duyurulan Teksas merkezli startup Warhound, genetik mühendislik yoluyla daha üstün bir askeri köpek ırkı yaratacak.
Perşembe günü kamuoyuna duyurulan şirket şimdiden 200 milyon dolarlık başlangıç fonu elde etti.
Bu girişim, Anduril’in kurucu ortağı Palmer Luckey ile, yünlü mamut gibi soyu tükenmiş türleri yeniden hayata döndürmeye çalışmasıyla tanınan Colossal Biosciences şirketinin kurucu ortağı Ben Lamm tarafından kuruldu.
Lamm’ın şirketi, görme bozukluğu ve kalça displazisi gibi performansı engelleyen sorunlardan arınmış, daha sağlıklı ve daha dayanıklı köpeklerin geliştirilmesine ve klonlanmasına yardımcı olacak.
Bu köpekler ayrıca bomba koklama gibi faydalı özellikler açısından da optimize edilecek.
PAW Patrol dizisindeki Ryder gibi, Luckey de yavru köpekleri en son teknoloji ürünü ekipmanlarla (gözlükler, kurşun geçirmez yelekler vb.) donatacak.
Görevlendirilen köpeklere koruyucu zırh, kulak ve göz koruyucuları verilebilir ve Anduril’in geliştirme aşamasında olan, yapay zeka destekli askeri kask ve yüksek çözünürlüklü 3D baş üstü ekranı gibi EagleEye gibi askeri teknolojilerle entegre edilebilirler. Anduril ayrıca Meta ile birlikte savaş alanı artırılmış gerçeklik gözlükleri geliştiriyor.
Köpeklerin genetik yapısını optimize etmek, savaş faaliyetlerine daha uygun hayvanlar elde edilmesini sağlayabilir.
Şu anda, eğitime alınan köpeklerin yarısının eğitimi tamamlayamaması yaygın bir durum. Lamm şöyle diyor:
“Eğitimi standart hale getirebilirseniz ve genetik yatkınlık ile performans yeteneklerini bilirseniz, (başarısızlık oranını) %10’a veya daha azına indirebileceğimizi düşünüyoruz. En iyi köpekleri klonlayıp görevlere gönderebilmek için her şeyi dikey olarak entegre edelim. Böylece ne elde edeceğiniz konusunda endişelenmenize gerek kalmaz.”
Lamm, “Bu tedarik zincirini düzenlemenin (ve) köpekleri genetik olarak geliştirmenin yanı sıra, onları daha da iyileştireceğiz,” dedi.
Warhound’a göre, “hizmet köpekleri” bulmak aslında oldukça zor. Şirket, ABD ordusunun köpeklerinin yaklaşık %80’ini Avrupa’dan temin etmek zorunda olduğunu ve genellikle sağlık sorunları nedeniyle bu köpeklerin yalnızca yarısından azının hizmet için uygun kabul edildiğini belirtti.
Warhound, “her köpeğin bakımı ve refahını” sağlamak amacıyla American Humane Society ile ortaklık kurduğunu açıkladı.
Warhound, Sequoia, ARK Invest, CIA’in risk sermayesi birimi In-Q-Tel ve diğer yatırımcılar tarafından destekleniyor ve bu sayede yaklaşık 1,2 milyar dolarlık bir değerlemeye ulaşıyor.
Lamm, TechCrunch’a verdiği demeçte, ilk güçlendirilmiş yavruların önümüzdeki yılın başlarında doğmasını beklediğini söyledi.
Luckey, yaptığı açıklamada “İnsanın en iyi dostu, insanın en iyi teknolojisini hak eder,” dedi.
Luckey, geçen ay Savunma Bakanı Pete Hegseth tarafından duyurulan ve savaşın geleceği için gerekli teknolojik yetenekleri araştırmayı amaçlayan “Project Meridian” projesinin, SpaceX CEO’su Elon Musk ve eski Temsilciler Meclisi Başkanı Newt Gingrich ile birlikte eş direktörlerinden biri.
USA Today’de yer alan habere göre Lamm, Luckey’nin “çalışan köpekler ve tüm bu fikirler hakkında durmadan konuştuğunu” söyledi.
Yönetici, “İtfaiyecilere, ilk müdahale ekiplerine, polis teşkilatlarına, savaşçılara ve ordumuza yardım eden çalışan köpekleri destekleyebilir miyiz diye bir fikir ortaya attık,” dedi.
Amerika1 hafta önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Diplomasi3 gün önce“Küresel Britanya” ve Kürt Reçetesinin İzleri
Dünya Basını6 gün önceProf. Wolff: Batı sömürgeciliğin sonuna geldiğini inkar ediyor
Ortadoğu2 hafta önceIsrael Hayom yazdı: İsrailli istihbaratçılar yıllardır Riyad’da
Ortadoğu2 hafta önceINSS: ABD gerileyen bir güç; artık etnik Yahudi kimliği demokratik normları önceliyor
Ortadoğu1 hafta önceMısır parlamentosu, Suudi Arabistan’a asker gönderme oylamasını erteledi
Görüş1 hafta önceFransa sokaklarında kaos ve hesaplaşma
Dünya Basını6 gün önceAmerika inkâr girdabında: Üç düşünürden sistemin çöküşüne dair uyarılar










