Amerika
Julian Assange kimdir?

WikiLeaks’in kurucusu Julian Assange, İngiltere’de 2019’dan beri tutulduğu cezaevinden serbest bırakıldı ve ülkeden ayrıldı.
WikiLeaks’in sosyal medya hesabından yaptığı açıklamaya göre Assange, kendisini casuslukla suçlayan ABD savcılığıyla, mahkemenin İngiltere’deki hapishanede geçirdiği süreyi sayacağı geçici bir anlaşma yaptı.
Assange’ın 26 Haziran’da Kuzey Mariana Adaları’nda (Pasifik Okyanusu’nda bir ABD toprağı) mahkemeye çıkması ve daha önce kendisine yöneltilen 18 suçlamadan sadece biri olan ulusal güvenlik bilgilerini elde etmek ve ifşa etmek için komplo kurma suçunu kabul etmesi planlanıyor.
Assange ve WikiLeaks’in tarihi
1971 Avustralya doğumlu Assange 2006 yılında anonim kaynaklardan elde edilen gizli bilgileri yayımlama konusunda uzmanlaşmış bir internet sitesi olan WikiLeaks’i kurdu. Site, 2010 yılında ABD dışişleri ve savunma bakanlıklarının diplomatik yazışmaları ile Irak ve Afganistan’daki askeri operasyonlara ilişkin bilgileri kamuya açıkladığında geniş çapta tanındı.
Daha sonra WikiLeaks, ABD Ulusal Güvenlik Ajansı’nın (NSA) bazı ülkelerin liderlerinin telefon görüşmelerini dinlemesiyle ilgili bilgiler de dahil olmak üzere binlerce gizli belgeyi kamuoyuna sundu.
2010 yılında ABD, Assange hakkında 1917 tarihli Casusluk Yasası’nı (en yüksek ceza idam cezası) ihlal ettiği şüphesiyle soruşturma başlattı.
WikiLeaks muhbirlerinin ve editörlerinin gizliliğini sağlamak için Assange, aynı yıl sitenin sunucusunu İsveç’te barındırdı, zira bu ülkenin mevzuatı kullanıcıların anonimliğinin korunmasını garanti ediyordu.
Kovuşturma süreci
Kendisini cinsel tacizle suçlayan iki İsveçli kadının iddiaları üzerine kısa süre sonra İsveç’te hakkında soruşturma başlatıldı. Assange, bu iddiaların siyasi amaçlı olduğunu iddia etti.
18 Kasım 2010 tarihinde Stockholm Bölge Mahkemesi, Assange’ın tutuklanmasına karar verdi. ABD’ye iade edilme korkusuyla ülkeyi terk etmemesi emredilmesine rağmen Assange, Londra’ya gitti.
Aralık 2010’da İsveç’in talebi üzerine Birleşik Krallık’ta gözaltına alındı, ancak iade talebi değerlendirilirken kısa süre sonra 240 bin sterlin kefaletle serbest bırakıldı.
Şubat 2011’de mahkeme Assange’ın İsveç makamlarına iadesine karar verdi ve Haziran 2012’de Birleşik Krallık Yüksek Mahkemesi, Assange’ın avukatlarının temyiz başvurusunu reddetti.
Bunun ardından Assange, siyasi sığınma talebinde bulunduğu Ekvador’un Londra Büyükelçiliğine sığındı. Orada neredeyse yedi yıl kaldı.
11 Nisan 2019’da Ekvador Devlet Başkanı Lenin Moreno, ‘diğer ülkelerin iç işlerine karışmama yönündeki uluslararası kuralı defalarca ihlal ettiğini’ açıklayarak Assange’ı siyasi sığınma hakkından mahrum etti (daha önce Ekvador’da, başkanın karıştığı bir yolsuzluk skandalı patlak vermiş, hükümet sızıntı için WikiLeaks’i suçlamıştı).
Aynı gün Assange, büyükelçilik konutunda İngiliz polisi tarafından gözaltına alındı.
İsveç’teki cinsel saldırı davaları
Bu zamana kadar İsveç’te Assange’a yöneltilen dört suçlamadan üçüne ilişkin soruşturma zaman aşımı nedeniyle sonlandırılmıştı.
Mayıs 2017’de soruşturma durduruldu ve tutuklama emri artık geçerli değildi.
Fakat Mayıs 2019’da İsveç savcılığı davayı yeniden açmaya karar verdi. 20 Mayıs’ta Assange’ın gıyabında tutuklanması için mahkemeye bir talep gönderildi, ancak aynı yılın kasım ayında, davadaki delil yetersizliği ve sunulan delillerin de yeterince ikna edici olmaması nedeniyle soruşturma kapatıldı.
Assange’ın 11 Nisan 2019 tarihinde Londra’da gözaltına alınmasının temelinde 2012 yılında Westminster Sulh Ceza Mahkemesi tarafından kefalet koşullarını ihlal ettiği gerekçesiyle çıkarılan yakalama kararı yatıyor.
1 Mayıs’ta Londra’nın Southwark ilçesindeki mahkeme Assange’ı 50 hafta hapis cezasına çarptırdı ve başka bir suç işlememesi koşuluyla bu sürenin yarısını yattıktan sonra serbest bırakılmasına karar verdi.
Assange, Londra’nın yüksek güvenlikli Belmarsh cezaevine gönderildi. Cezası 22 Eylül 2019’da sona erdi, Assange’ın ABD’ye iade davası sonuçlanana kadar serbest bırakılmamasına karar verildi.
ABD’de gizli bilgileri yaymakla suçlanıyor
ABD’de Assange, Pentagon’a ait gizli bilgileri elde etmek ve yaymak için ABD askeri Bradley Manning (2013’te 35 yıl hapse mahkum edildi, 2017’de affedildi) ile ortaklaşa komplo kurmakla suçlanıyor.
Söz konusu suçlama, Assange’a 6 Mart 2018’de gıyabında yöneltildi, ancak 11 Nisan 2019’a kadar kamuoyuna açıklanmadı.
23 Mayıs 2019’da ABD Adalet Bakanlığı Wikileaks kurucusuna karşı 17 suçlama daha yöneltti.
Gizli bilgi kaynaklarının isimlerini ifşa etmek (Casusluk Yasasının ihlali) ve komplo kurmak da dahil olmak üzere ‘ABD tarihindeki en büyük gizli bilgi ifşası vakasıyla’ suçlanıyor.
Haziran 2020’de ABD Adalet Bakanlığı yeni bir iddianameyi kabul etti. Yeni iddianame, ek suçlamalar içermiyor, fakat ‘hacker saldırıları etrafında dönen komplonun kapsamını genişletiyor’. Adalet Bakanlığı’nın açıklamasına göre, suçlu bulunması halinde Assange’ın toplam cezası 175 yıl hapis olabilir.
Birleşik Krallık’tan ABD’ye iade süreci
ABD’nin Assange’ın iadesi talebine ilişkin duruşmalar 24 Şubat 2020’de Woolwich Mahkemesi’nde başladı.
Duruşmalara aynı yılın eylül ayında, Westminster Sulh Ceza Mahkemesi Yargıcı Vanessa Barrightser tarafından Londra Merkez Ceza Mahkemesi’nde devam edildi.
Barightser, Washington’un talebinin 2007’den beri yürürlükte olan İngiliz-Amerikan suçluların iadesi anlaşmasına uygun olup olmadığına karar vermek zorundaydı (bu belge ‘siyasi suçlarla’ itham edilen şahısların iadesinin yasaklanmasını öngörüyor).
4 Ocak 2021’de mahkeme Assange’ın otizm spektrum bozukluğu ve klinik depresyondan muzdarip olduğu ve intihar etmeye hazır olduğu için ABD’ye iade edilemeyeceğine karar verdi.
Yargıç aynı zamanda, WikiLeaks kurucusuna karşı ABD makamları tarafından yöneltilen suçlamaları meşru ve sağlam temellere dayalı buldu ve savunmanın kovuşturmanın siyasi amaçlı olduğu yönündeki iddialarını reddetti.
Temmuz 2021 başında ABD Adalet Bakanlığı, Londra’daki Yüksek Mahkeme’ye, iade durumunda Assange’ın maksimum güvenlikli bir cezaevine yerleştirilmeyeceği ve ziyaret ve iletişim hakkının kısıtlanmayacağına dair bir teminat verdi. Bu nedenle ABD tarafına Assange’ın iadesinin reddine karşı temyize gitme hakkı tanındı.
10 Aralık 2021 tarihinde, İngiltere ve Galler Temyiz Mahkemesi, Amerikan tarafının temyiz başvurusunu kabul ederek Assange’ın ABD’ye iadesine izin verdi. 15 Mart 2022’de Assange’ın avukatlarının temyiz başvurusu reddedildi.
Haziran ayında, İngiliz mahkemelerinin kararına dayanarak, İçişleri Bakanı Priti Patel iadeyi onayladı. 6 Haziran 2023’te Londra Yüksek Mahkemesi Assange’ın savunması tarafından yapılan itirazı reddetti, ancak karara tekrar itiraz edildi.
26 Mart 2024 tarihinde, bir duruşmanın ardından Londra Yüksek Mahkemesi ABD hükümetinden, iade edilmesi halinde sanığın haklarına saygı gösterileceğine ve ölüm cezasına çarptırılmayacağına dair garanti talep etti.
16 Nisan’da ABD makamları Assange’ın haklarına saygı gösterileceğine dair garantiler içeren belgeleri teslim etti. Belgelerde ABD tarafının ‘idam cezası talep etmeyeceği ve bunu uygulamayacağı’ belirtiliyor.
Ayrıca belgelerde Assange’ın, Amerikan Anayasası’nın ifade özgürlüğünü teminat altına alan Birinci Değişikliği’ne başvurmak için ‘girişimde bulunabileceği’ ifade ediliyor.
20 Mayıs’ta Londra’daki İngiltere ve Galler Yüksek Mahkemesi, Assange’ın, ABD makamları tarafından sağlanan güvencelerin iade durumunda haklarını garanti etmediğini düşünerek, daha önce ABD’ye iade edilmesi kararına itiraz etmesine izin verdi.
25 Haziran’da Assange ile ABD Savcılığı arasında bir ön anlaşmaya varıldığı ve Assange’ın kefaletle serbest bırakıldığı öğrenildi.
Amerika
Peter Thiel’dan Trump’a İran tepkisi: “Bu savaşı başlatmamalıydık”

Cumhuriyetçi Parti’nin önde gelen bağışçılarından ve Palantir’in kurularından olan Peter Thiel, basına sızan konuşmasında ABD’nin İran’a yönelik askeri müdahalesini eleştirerek bu savaşa hiç girilmemesi gerektiğini söyledi. Trump’a desteğini sürdürdüğünü belirten Thiel, Uluslararası Ceza Mahkemesi tehdidinin yönetim üzerinde baskı kurduğunu savundu.
Milyarder teknoloji yatırımcısı Peter Thiel, ABD’nin İran ile yürüttüğü savaşa şüpheyle yaklaştığını ve bu askeri hamlenin hiç başlatılmaması gerektiğini söyledi.
Cumhuriyetçi Parti’nin önde gelen bağışçıları arasında yer alan Thiel’ın bu çıkışı, onu Başkan Donald Trump ile dış politikanın en kritik kararlarından birinde karşı karşıya getirdi.
Thiel’ın 12 Ekim’de basına kapalı bir etkinlikte yaptığı konuşmanın ses kaydına Politico bünyesindeki Decoded ulaştı.
Kongre’deki çoğunluğunu korumaya çalışan Cumhuriyetçi Parti için ara seçimlere iki haftadan az bir süre kala kaydedilen bu sözler, ünlü yatırımcının İran savaşına dair kamuoyuna yansıyan en açık değerlendirmesi niteliğini taşıyor.
İran’a yönelik savaşa kuşkuyla baktığını belirten Thiel, “Bunu yapmamalıydık, yapılan çok fazla hata oldu” dedi.
Thiel konuşmasında, “Belki de yeterli sert gücümüz yok, belki de yumuşak güç savaşını kaybedeceğiz” ifadesini kullandı.
Konuşmanın tamamında neo-con’lara ve Ortadoğu’daki savaşlara kesin biçimde karşı olduğunu dile getiren Thiel, İran savaşına yönelik eleştirilerine rağmen Trump’a desteğini sürdürdüğünü vurguladı ve başkanı korumak istediğini ima etti.
Buna rağmen dile getirdiği itirazlar, bugüne kadar Trump’ın en sıkı müttefiklerinden birinin söz konusu çatışmaya dair derin endişelerini açığa vuran en somut örneklerden biri oldu.
ABD ve İsrail, ara seçimlerin ardından İran’ı vurmayı planlıyor
Uluslararası Ceza Mahkemesi uyarısı
Söz konusu ifadeler, Thiel’ın sonbahar başından bu yana Nashville’de sürdürdüğü ve Decoded tarafından takip edilen konferans dizisinde dile getirildi.
Son oturumda Uluslararası Ceza Mahkemesinin denetimsiz gücüne dair kapsamlı uyarılarda bulunan Thiel, George W. Bush döneminin kilit isimleri Donald Rumsfeld ve Dick Cheney’nin geçmişteki açıklamalarına atıfta bulundu.
Cheney ailesinin sergilediği Trump karşıtlığını Uluslararası Ceza Mahkemesine şirin görünme ve yargılanmaktan kaçınma çabası olarak okuduğunu belirten Thiel, bu hamle için muhtemelen çok geç kalındığını söyledi.
Thiel, mahkemenin tutuklama emri tehdidinin, İran’daki savaşı sürdürmeye çalışan Trump yönetiminin tepesinde Demokles’in kılıcı gibi sallandığından şüphelenmeye başladığını kaydetti.
Thiel, 7 Ekim Aksa Tufanı’nın ardından 2024 başında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı görüşmeye de değindi. Görüşmede Gazze’deki planlarını sorduğu Netanyahu’nun kendisine, “Orayı öylece Dresden’e çeviremem” yanıtını verdiğini aktardı.
Netanyahu’nun bu ifadesiyle, İkinci Dünya Savaşı sırasında Müttefik güçlerin yaklaşık 25 bin kişinin ölümüne yol açan Alman kenti Dresden bombardımanına gönderme yaptığı belirtildi.
Büyük teknoloji yatırımcıları arasında 2016’da Trump’ı ilk destekleyen ve aynı yıl Cumhuriyetçi Parti Ulusal Kongresi’nde konuşma yapan Thiel, 2022’deki Senato yarışında şimdiki Başkan Yardımcısı JD Vance’i destekleyen siyasi eylem komitelerinin de en büyük mali destekçisiydi.
Amerika
Casuslukla suçlanan Suudi OpenAI mühendisine mahkemeden tahliye engeli

OpenAI ofisine dinleme cihazı yerleştirmekle suçlanan Suudi mühendis Abdulrahman Alfozan’ın kefalet talebi, savcılığın sunduğu kaçma riski gerekçesiyle reddedildi. Mahkeme, Suudi Arabistan Konsolosluğunun sunduğu sınırsız kefalet teklifini geri çevirirken yıllık 385 bin dolar maaşlı mühendisin kraliyetle mesajlaştığı tespit edildi.
Yapay zeka devi OpenAI ofislerine dinleme cihazı yerleştirmekle suçlanan Suudi Arabistan vatandaşı çalışan Abdulrahman Alfozan, savcılığın kaçma şüphesi ve Suudi kraliyet ailesiyle üst düzey temaslarına dair sunduğu kanıtların ardından cezaevinde kalacak.
Financial Times gazetesinin haberine göre ABD’nin Kaliforniya eyaletindeki federal mahkeme, Suudi Arabistan konsolosluğunun kefalet için sunduğu ve yargıcın “açık çek” olarak tanımladığı teklife rağmen 35 yaşındaki Alfozan’ın tahliye talebini reddetti.
ChatGPT’nin geliştiricisi OpenAI, San Francisco’daki merkez ofisinde yer alan bir yönetici toplantı odasında tuvalet kağıdına sarılmış bir ses kayıt cihazı tespit etti. Bu gelişmenin ardından Suudi Arabistan vatandaşı mühendis, ekim ayında FBI tarafından gözaltına alındı.
Vaka, küresel yapay zeka yarışında avantaj yakalamak isteyen yabancı hükümetlerin öncü teknoloji şirketlerini sanayi casusluğu hedefi haline getirdiğine dair Silikon Vadisi’ndeki kaygıları yeniden alevlendirdi.
Savcılık makamı, “Sanık OpenAI toplantılarını ister kişisel kazanç sağlamak, ister yabancı bir devlete yardım etmek, isterse her iki amaçla kaydetmek istemiş olsun; eylemi suç teşkil ediyor. Bu da Silikon Vadisi’ndeki yenilikçilik ortamı için bir tehlike, ulusal güvenlik için ise bir endişe kaynağıdır” değerlendirmesinde bulundu.
Duruşma öncesinde Alfozan’ın Suudi Arabistan ile kurduğu kişisel ve ticari bağlara dikkat çeken hükümet avukatları, sanığın “yabancı bir hükümetten kayda değer destek” gördüğünü savundu.
Dava dosyasına yansıyan ayrıntılara göre Alfozan, en azından geçen yıldan bu yana Suudi kraliyet ailesinin ismi açıklanmayan bir üyesiyle WhatsApp üzerinden sık sık mesajlaştı.
Söz konusu yazışmalarda, kraliyet mensubunun Alfozan’ı krallıkta başlatılan yeni bir yapay zeka girişimine dahil etme girişimleri yer aldı.
Kraliyet ailesi üyesi, mayıs ayında bilgisayar mühendisine “Suudi Arabistan’ın sana ABD’den daha çok ihtiyacı var” mesajını gönderdi. Alfozan ise bu mesaja onay anlamına gelen “100” yanıtını iletti.
Dava dosyasında Alfozan’ın, şirketteki hisse hak ediş süresi dolana kadar OpenAI’dan ayrılmayacağını belirttiği kaydedildi.
İkili arasındaki en son WhatsApp yazışmasının ise Alfozan’ın gözaltına alınmasından dört gün önce, 5 Ekim’de gerçekleştiği aktarıldı.
Savcılık sanığın kaçma ihtimali üzerinde duruyor
Mahkeme kayıtları, mühendisin gözaltına alınmasından bir gün sonra eşi ve oğlunun Katar’a uçtuğunu gösteriyor.
Belgelere göre bu uçuş, Suudi bir askeri yetkilinin ayırtıp ödediği tek yön business class biletle gerçekleşti.
Alfozan’ın avukatları ise uçak biletinin parasını eşinin bacanağının kendi kaynaklarıyla ödediğini savundu.
Savcılık bu iddiaya karşı çıkarak, Suudi konsolosluğunun da Alfozan’ın ailesi için başka bir uçuş ayarladığını ancak bu rezervasyonun sonradan iptal edildiğini bildirdi.
Suudi Arabistan Konsolosluğu ayrıca kefalet bedeli için herhangi bir üst sınır belirtmeksizin tüm tutarı karşılama teklifinde bulundu.
Sulh Ceza Hakimi Alex G Tse, duruşmada bu teklifi defalarca “açık çek” olarak niteledi.
Sanığın ABD dışına çıkması durumunda davanın fiilen düşeceğini vurgulayan Yargıç Tse, “Suudi Arabistan’ın suçluları iade etmeme konusundaki tutumu son derece net. ABD hükümetinin çıkarlarını koruyacaklarına dair bana nasıl bir güven verebilirler?” dedi.
Yargıç Tse, Alfozan’ın Suudi Arabistan’a dönmesi halinde bağlılığı nedeniyle “büyük ödüllerle karşılanabileceğini” dile getirdi. Suudi hükümetinin, ABD’de gözaltına alınan vatandaşlarının kefalet ve hukuki masraflarını karşıladığı biliniyor.
Savunma makamı casusluk suçlamalarını reddetti
Alfozan’ın avukatları, konsolosluğun teklifi yerine sanığın Charles Schwab bünyesindeki 1 milyon dolarlık kişisel yatırım hesabının kefalet teminatı olarak kabul edilmesini önerdi.
Savcılık verilerine göre Alfozan’ın OpenAI’daki yıllık maaşı 385 bin dolardı ve kendisine 2,2 milyon dolarlık hisse paketi tanımlanmıştı.
San Francisco’daki mahkeme salonuna turuncu cezaevi kıyafeti, beyaz spor ayakkabılar ve yargıcın karşısına geçtiğinde çıkardığı bir maskeyle gelen Alfozan hakkındaki suçlamaları avukatı reddetti.
Savunma avukatı William Pernick duruşmada, “Bu beyefendi bir turist değil. Hükümetin kurgusu, onu Amerikan teknolojisini çalmak için buraya yerleştirilmiş yabancı bir sızma unsuru gibi göstermekten ibaret” diye konuştu.
Müvekkilinin göçmenlerin bu ülkedeki hayali olan ABD vatandaşlığını almaya yalnızca birkaç hafta uzaklıkta olduğunu söyleyen Pernick, evinde bulunan kayıt cihazlarının internetten temin edilebildiğini kaydetti.
Pernick, OpenAI’ın çalışanları kod yazımı için bu cihazları kullanmaya teşvik ettiğini öne sürdü.
Avukat ayrıca evdeki kayıt cihazlarından birinin kedinin kum kabını izlemek amacıyla kullanıldığını savundu.
Pernick, OpenAI’ın Alfozan’ın Suudi Arabistan ile olan bağlantılarını desteklediğini ve bunlardan fayda sağladığını da sözlerine ekledi.
Sözlü iletişimi hukuka aykırı şekilde dinlemek veya dinlemeye teşebbüs etmekle suçlanan Alfozan, suçlu bulunması halinde yasa gereği beş yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilir.
Amerika
ABD’de zenginler prestijli arsalar için milyonluk evleri yıktırıyor

Wall Street Journal’ın haberine göre ABD’de milyarderler, prestijli kıyı bölgelerindeki arsa kıtlığı nedeniyle yüz milyonlarca dolarlık malikaneleri satın alıp yerle bir ediyor. Satış ilanlarında yapay zekayla boş arsa tasarımları öne çıkarken uzmanlar tek bir yıkım ve lüks inşaat döngüsünün 250 hanenin yıllık karbon salımına denk zarar ürettiğini belirtiyor.
ABD’de milyarderler, yüz milyonlarca dolar ödeyerek satın aldıkları lüks malikaneleri kısa süre içinde yıktırıyor.
The Wall Street Journal gazetesinin haberine göre bu yönelimin arkasında, özellikle sahil şeritleri gibi prestijli bölgelerde yaşanan arsa kıtlığı yatıyor.
Çok zengin alıcılar için asıl belirleyici etken üzerindeki yapı değil, arazinin konumu haline geldi. Satın alınan mülkler yerle bir edildikten sonra açılan alana daha modern tarzda yeni konutlar inşa ediliyor.
Haberde lüks gayrimenkul piyasasındaki değişime dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi:
“Daha önce pahalı gayrimenkul alımlarının temel nedeni olan evin kendisi, artık neredeyse önemini yitirdi. Alıcılar her şeyden önce okyanus kıyısında veya dağ zirvesinde yer alan, iyi konuma sahip araziler için yarışıyor.”
Gazete bu duruma örnek olarak ABD’li milyarder William Lauder’ın hamlelerini aktardı. Lauder, Mart 2023’te hayatını kaybeden radyo programcısı Rush Limbaugh’nun okyanus kıyısındaki mülkünü 155 milyon dolara aldıktan sonra temmuz ayında tamamen yıktırdı.
Lauder daha önce de Palm Beach sahilinde yaklaşık 1,2 hektarlık arazide yer alan iki evi yıktırmıştı. Başlangıçta bu alana kendi konutunu yapmayı tasarlayan Lauder, daha sonra boşalan arsayı yaklaşık 200 milyon dolara sattı.
Gayrimenkul değerleme uzmanı Jonathan Miller, arsa fiyatları arttıkça bu tür işlemlerin giderek yaygınlaştığını belirtti.
Yaşanan hareketlilik üzerine emlak danışmanları da lüks konutları doğrudan yıkıma uygun arsa olarak pazarlamaya başladı.
İlanlarda arazinin üzerindeki yapılar olmadan nasıl görüneceğini göstermek için yapay zekayla üretilen görseller kullanılıyor.
Pazarlamacılar “yıkım” sözcüğünü doğrudan kullanmamak adına “uyarlanabilir yeniden kullanım” gibi ifadelere başvuruyor.
Lüks konut piyasasında yıkım ilanı oranı artıyor
Eğilim yalnızca kıyı şeridiyle sınırlı kalmayıp ABD’nin diğer bölgelerine de yayılıyor.
Gayrimenkul aracılık şirketi Redfin’in verileri, satış ilanlarında binaların yıkılmasını öngören ifadelerin sıklaştığını ortaya koyuyor.
Söz konusu ifadelerin oranı Houston’ın Bunker Hill Village bölgesindeki ilanlarda yüzde 15’in üzerine çıkarken, Virginia’daki Pimmit Hills’te yüzde 6,67 seviyesinde seyrediyor.
Miami’de çalışan emlak danışmanı Dina Goldenteyer, alıcıların on yıldan daha eski evleri artık beğenmemesi nedeniyle üst üste yıkım uygulamalarının sıklaştığını dile getirdi.
Perakende sektörünün eski yöneticileri Jamie Dooley ve Christine Scott çifti, 2020 yılında Florida’daki Destin yakınlarında deniz kenarındaki bir evi yıkmak için 3,7 milyon dolar harcadı.
Çift, açılan alana modern bir konut inşa etmek için beş yıl harcamasına rağmen ortaya çıkan yeni yapıyı da yıkım şartıyla satışa çıkardı; gerekçe olarak yapıyı bu haliyle kimsenin satın almak istememesini gösterdi.
WAP Sustainability adlı çevre danışmanlığı şirketinin çalışanı William Paddock ise bu inşaat döngüsünün çevreye verdiği zarara işaret etti.
Paddock, yaklaşık 1000 metrekarelik bir evi yıkıp yerine yaklaşık 2 bin 700 metrekarelik yeni bir bina yapmanın, ortalama 250 Amerikan hanesinin yıllık emisyonuna denk bir karbon ayak izi ürettiğini vurguladı.
Dünya Basını2 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika2 hafta önceBrezilya’da ikinci tur süreci nasıl işleyecek?
Asya2 hafta önceEndonezya’nın yeni iş yasası işçileri memnun etti, iş dünyasını endişelendirdi
Amerika3 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları










