Ortadoğu
Katar Lübnan için dolaylı müzakereler içeren yeni bir yol açıyor

Lübnan’da ateşkesin kalıcı hale getirilmesi ve İsrail güçlerinin çekilme takvimine yönelik müzakerelerin seyri, ABD yönetiminin İran, Katar ve Hizbullah’ı içeren yeni mekanizmayı duyurmasıyla değişti. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Cumhurbaşkanı Joseph Avn’a Lübnan dosyasının artık İran ile müzakerelerin temel bir parçası haline geldiğini bildirdi.
Lübnan’da ateşkesin kalıcı hale getirilmesi ve İsrail ordusunun ülkenin güneyinden çekilme takviminin planlanmasına yönelik müzakerelerin seyri bir hafta içinde önemli bir değişim gösterdi.
Doğrudan müzakereler yürütülmesi ve tavizler verilmesi yönündeki çabaların ardından, sürecin yeni bir bölgesel çerçeveye oturtulduğu bildirildi.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn’a gönderdiği mesajda, Lübnan dosyasının artık İran ile yürütülen müzakerelerin temel bir parçası haline geldiğini iletti.
Vance, ateşkesin tahkimi, çekilme takvimi ve sonraki düzenlemelerin; yalnızca İsrail, Lübnan yönetimi ve ABD’yi değil, diğer aktörleri de kapsayan yeni bir çerçeveye taşındığını belirtti.
Bu kapsamda Hizbullah ve İran’ın denetim mekanizmasının parçası haline geldiği, Katar’ın ise Pakistan’ın desteğiyle yürütücü arabuluculuk görevini üstleneceği kaydedildi.
Lübnan’daki siyasi, askeri ve güvenlik çevrelerinde ve İsrail tarafında bu durumun yansımaları izlenirken, Tel Aviv’in sahada büyük bir değişimin yaşandığına dair işaretler verdiği belirtiliyor. Bu, Washington’da önümüzdeki günlerde yapılması planlanan müzakere turunun, sahadaki askeri sonuçlardan bağımsız bir yön çizmesinin zor olacağını gösteriyor.
İsviçre’de yapılan görüşmelerde, Katar’ın önerdiği yeni bir girişimin netleştiği öğrenildi. Girişime göre Doha yönetimi, Lübnan resmi makamlarını dışarıda bırakmadan, İsrail ile Hizbullah arasında güney sınırında uzun vadeli ve istikrarlı bir ateşkesi hedefleyen dolaylı müzakereleri yönetecek.
Katar, Fransa veya Birleşmiş Milletler gibi diğer aktörlerin sürece dahil edilmemesi şartıyla ABD’nin onayını aldı.
Bu arabuluculuk girişiminin, ilerleyen süreçte savaşın sonlandırılmasının ötesine geçerek Lübnan’ın iç krizlerinin çözümünde de rol oynaması ve ülkede siyasi iktidarın yeniden düzenlenmesini hedefleyen bir “Doha-2” konferansına zemin hazırlaması bekleniyor.
Katar tarafının bu adımı atmadan önce Meclis Başkanı Nebih Berri, Hizbullah ve Suudi Arabistan ile temaslar kurduğu, ardından teklifi ABD’ye sunduğu belirtildi.
Washington’ın onayının ardından dosya İsrail’e iletildi. İsrail’in bu durumdan rahatsız olduğu aktarılırken, Katar’ın ABD-İran müzakere sürecinden faydalanarak İsrail’in de dahil olmak zorunda kalacağı bir zemin hazırladığı ifade ediliyor.
Katarlı yetkililer, girişimin detaylarını anlatmak ve desteğini almak üzere Cumhurbaşkanı Avn ile de iletişime geçti.
ABD’nin İran ile müzakere hattını doğrulamasıyla birlikte Lübnan, bölgesel düzenlemelerin temel anahtarlarından biri haline geldi. Bu doğrultuda kurulan ABD-İran-Katar mekanizması, Lübnan dosyasının yönetimindeki değişimi gösteriyor.
Geri çekilme takvimi için üçlü mekanizma
Sürece dair en önemli gelişme, Washington’da başlayacak Lübnan-İsrail müzakerelerinin beşinci turunun yanı sıra, ateşkesin uygulanmasını denetleyecek üçlü bir izleme komitesinin kurulması önerisi oldu.
Bu komitenin, savaşın tamamen sonlandırılması, İsrail güçlerinin Lübnan topraklarından çekilmesi için bir takvim belirlenmesi ve Lübnanlı esirlerin serbest bırakılması süreçlerini takip etmesi öngörülüyor.
Ancak bu mekanizma İsrail’in doğrudan itirazıyla karşılaştı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, kendilerinin doğrudan taraf olmadığı hiçbir uluslararası veya bölgesel düzenlemeyi kabul etmeyeceklerini açıkladı.
İsrail’in bu tavrı, üçlü mekanizmanın ordunun hareket kabiliyetini sınırlayacağı ve Lübnan’da istediği gibi hareket etme serbestisini kısıtlayacağı yönündeki endişelerinden kaynaklanıyor.
Lübnan dosyasındaki gelişmeler, Cumhurbaşkanı Avn’ın ABD Başkan Yardımcısı Vance, Beyaz Saray Kıdemli Danışmanı Jared Kushner ve Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile yaptığı telefon görüşmelerinde de ele alındı.
Cumhurbaşkanı Avn, bu durumu önemli bir siyasi dönüm noktası olarak değerlendirerek resmi Lübnan pozisyonunu netleştirmek amacıyla Meclis Başkanı Berri ve Hükümet Temsilcisi Nawaf Salam ile istişarelerde bulundu.
Yeni sürecin önündeki en büyük zorluklardan biri, İsrail’in güvenlik bölgesi olarak adlandırdığı alanda askeri müdahale hakkını saklı tutmak istemesi ve ateşkes ile geri çekilme süreçlerini birbirinden ayırmaya çalışması olarak öne çıkıyor.
İsrail yönetimi, her türlü ilerleme için Hizbullah’ın silahsızlandırılması şartını koşmaya devam ediyor.
Cumhurbaşkanı Avn ise Lübnan adına kimsenin müzakere yürütmediğini, yapılacak her anlaşmanın Lübnan devletinin kendi geleceğini ve egemenliğini belirleme hakkını koruması gerektiğini vurguladı.
Washington görüşmeleri öncesinde İsrail basınında, ABD’nin taraflara sunacağı bir pilot bölge testi projesine dair bilgiler yer aldı.
Buna göre, Litani Nehri’nin her iki yakasını kapsayan bir bölgeden İsrail ordusunun çekilmesi, karşılığında Lübnan ordusunun buraya konuşlanması ve Hizbullah güçlerinin bölgeden silahlarıyla birlikte çekilmesinin sağlanması planlanıyor.
Sürecin yönetimini ABD öncülüğündeki bir komisyonun üstlenmesi öngörülürken, İsrail’in bu adım için net bir takvim belirlemediği ifade ediliyor.
Meclis Başkanı Nebih Berri, Şarku’l Avsat gazetesine verdiği demeçte, Lübnan ordusunun konuşlanmasıyla eş zamanlı olarak işgal güçlerinin ve mukavemet unsurlarının karşılıklı çekilmesini kabul ettiğini belirtmiş, ancak “deneme bölgeleri” mantığına karşı olduğunu açıklamıştı.
Berri, güven artırıcı önlemleri ve halkın bu bölgelere geri dönüş mekanizmalarını desteklemeye hazır olduğunu kaydetmişti.
Bu sırada Lübnan Ordu Komutanı General Rudolf Heykel, pilot bölge olması beklenen Nabatiye, Yukarı Nabatiye ve Kfertebnit beldesi çevresindeki askeri birlikleri denetledi.
İsrail’in Haaretz gazetesine konuşan bir güvenlik yetkilisi, İsrail ordusunun “Sarı Hat”tan kısmi olarak çekilmek zorunda kalacağını, çekilen bölgelere ABD denetiminde Lübnan ordusunun yerleşeceğini belirtti.
Walla haber sitesi ise İsrail’in, doğrudan ateş tehdidi oluşturmayan bölgelerden kademeli olarak ve Hizbullah’ın yer altı ile yer üstü altyapısını tamamen imha ettikten sonra çekilmeye hazır olduğunu aktardı.
İsrail basınındaki bilgilere göre, salı gününden perşembe gününe kadar sürmesi planlanan görüşmeler, biri siyasi diğeri askeri olmak üzere iki ayrı çalışma grubu üzerinden yürütülecek ve İsrail heyeti Lübnan için hazırlanan pilot bölge haritalarını Washington’a götürecek.
Ortadoğu
BAE, veri merkezi planlarını revize ediyor

Birleşik Arap Emirlikleri, ABD dışında gerçekleştirilecek en büyük projelerden biri olan 5 gigawatt’lık yapay zeka veri merkezi projesinin planlarını sessizce revize ediyor.
BAE, İran savaşı sonrasında kritik altyapının nasıl ve nerede inşa edilmesi gerektiğine dair yeniden değerlendirme sürecine girdi.
Konuya yakın altı kaynağın Reuters’a verdiği bilgiye göre, başlangıçta Abu Dabi’de 26 kilometre kare büyüklüğünde bir kampüs olarak tasarlanan projenin, artık BAE genelinde yayılmış bir veri merkezi ağından oluşması muhtemel.
Kaynaklara göre, proje bu bakımdan yeniden şekillenecek.
Yetkililer, hava savunma sistemleri ve bazı tesislerin yer altına inşa edilmesi dahil olmak üzere, tesisleri insansız hava araçları ve füze saldırılarından daha iyi korumanın yollarını da değerlendirdiklerini belirttiler.
Amerikalı teknoloji şirketleriyle ortaklaşa inşa edilen BAE-ABD Yapay Zeka Kampüsü’ne ilişkin planlar, geçen yıl Başkan Donald Trump’ın zengin Körfez ülkesine yaptığı ziyaret sırasında duyurulmuştu.
Proje, ekonomisini petrolden uzaklaştırmaya çalışan BAE’nin küresel bir yapay zeka gücü olma hedeflerinin merkezinde yer alıyor.
Proje, BAE ulusal güvenlik danışmanı ve cumhurbaşkanının kardeşi Şeyh Tahnun bin Zayed el Nahyan’ın kontrolündeki yapay zeka şirketi G42 tarafından yürütülüyor.
Nvidia yapay zeka çiplerine ve diğer gelişmiş ABD teknolojilerine erişim karşılığında BAE, Çin ile yapay zeka alanındaki bağlarını kesmeyi ve Stargate girişiminin ABD’deki veri merkezlerine yatırım yapmayı kabul etmişti.
Stargate, OpenAI, Oracle ve SoftBank arasında yapay zeka altyapısı kurmak amacıyla kurulan bir ortak girişim.
Reuters, BAE yetkililerinin yeni bir ana planı sonuçlandırmaya ne kadar yaklaştığını veya önerilen değişikliklerin inşaat maliyetlerini ve zaman çizelgelerini ne ölçüde etkileyebileceğini belirleyemedi.
Stargate UAE olarak bilinen, 30 milyar dolarlık ve 1 gigawatt kapasiteli bir hesaplama kümesinden oluşan projenin ilk aşamasının inşaatı geçen yıl başladı.
İlk 200 megawattlık kapasitenin bu yıl devreye girmesi planlanıyor.
Projede G42 ile ortaklık yapan Oracle’ın Yönetim Kurulu Başkanı ve Teknoloji Direktörü Larry Ellison’a göre, proje tamamlandığında BAE’deki tüm devlet kurumlarını ve ticari kuruluşları dünyanın en gelişmiş yapay zeka modellerine bağlayacak yeterli kapasiteye sahip olacak.
Projede olası revizyonlara ilişkin Reuters’ın sorularına yanıt veren G42, yapay zeka kampüsü çalışmalarının planlandığı gibi ilerlediğini belirtti.
Şirket, ayrıntılara girmeden, “Projenin ayrıntıları, bu ölçekteki kritik altyapılardan beklenen güvenlik, dayanıklılık ve operasyonel standartlar doğrultusunda sürekli olarak gözden geçiriliyor,” dedi.
OpenAI, yapay zeka vizyonunu gerçekleştirmek için BAE ile birlikte çalıştığını ve “bunu hayata geçirmek için gerekli altyapı ve benimseme öncelikleri konusunda iyi ilerleme kaydettiğini” belirtti.
Kaynaklar Reuters’a, Tahran’ın İran’a yönelik ABD ve İsrail hava saldırılarına misilleme olarak, Amerikan kuvvetlerini barındıran Körfez komşularına füze ve insansız hava araçları fırlatmaya başlamasının hemen ardından Birleşik Arap Emirlikleri yetkililerinin yapay zeka altyapı planlarını gözden geçirmeye başladığını bildirdi.
Mart ayında gerçekleşen saldırılarda Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki iki Amazon Web Services (AWS) veri merkezi ile Bahreyn’deki bir veri merkezi hasar gördü.
Şirketin web sitesindeki son güncellemelere göre, bölgedeki bulut bilişim hizmetleri hâlâ kesintiye uğramış durumda.
Nisan ayında İran silahlı kuvvetleri, Stargate UAE’nin de potansiyel bir hedef olduğu yönünde bir uyarı videosu yayınladı.
Videoda, kompleksin inşa edildiği yeri gösterdiği iddia edilen bir harita yer alıyordu ve altında “Hiçbir şey gözümüzden kaçmaz” yazıyordu.
Konuya aşina iki kaynak, daha önce kamuoyuna açıklanmamış olan Al Dhafra Hava Üssü yakınlarındaki bir şantiyenin konumunu doğruladı.
Abu Dabi’nin dış mahallelerinde bulunan üs, ABD askerlerine ev sahipliği yapıyor ve Şubat ayında başlayan savaş sırasında hedef alınmıştı.
Başkan Joe Biden döneminde ABD Dışişleri Bakanlığı Arap Yarımadası İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı olarak görev yapan Daniel Benaim, uzun süredir kendilerini güvenli liman olarak pazarlayan Körfez ülkeleri için bu çatışmanın bir “iktisadi deprem” olduğunu söyledi.
Washington merkezli bir düşünce kuruluşu olan Orta Doğu Enstitüsü’nde araştırmacı olan Benaim, “Kritik altyapıyı güçlendirmek için değişiklikler hayati önem taşıyor. Bölgedeki her ülke, riski azaltmak ve uluslararası ortakları ile yatırımcıları güvence altına almak için neler yapabileceğini değerlendirecek,” dedi.
Sektörden bir yönetici ve konuyla ilgili bilgilendirilen bir başka kişiye göre, BAE’deki yapay zeka kampüsünün inşaatının ilk aşamasının, tesisi hava saldırılarından korumak için bazı değişiklikler yapılsa da planlandığı gibi devam etmesi bekleniyor.
Projenin geri kalan kısmının muhtemelen birden fazla lokasyona yayılacağını belirttiler.
İki kaynağa göre, yetkililer yeraltında inşaat yapmanın yanı sıra, ordunun kullandığı veriler gibi en hassas verileri barındıran tesisleri dağların içine yerleştirmeyi de değerlendiriyor.
ABD, Çin ve Avrupa’da veri merkezleri, kullanılmayan madenlerin, Soğuk Savaş döneminden kalma sığınakların veya mağaraların içine inşa ediliyor.
BAE, çoğunlukla düz, çöl arazisinden oluşuyor. Fakat Res’ül Hayme ve Fuceyre emirliklerinin kuzey ve kuzeydoğu bölgelerinde uzanan dağ sıraları bulunuyor.
Üç kaynağın belirttiğine göre, yeniden tasarım sürecine hava savunma sistemleri dahil ediliyor.
Bunlara insansız hava aracı ve füze önleyiciler ile elektronik sinyal bozma ekipmanları da dahil.
Bir başka kaynak ise, diğer olası önlemler arasında patlamaya dayanıklı beton kullanımı ile yedek güç ve soğutma sistemlerinin eklenmesinin yer aldığını belirtti.
Ortadoğu
İran depoladığı parçalarla balistik füze montajını canlandırıyor

İran, İsrail ve ABD’nin aksi yöndeki açıklamalarına karşın yer altı tesislerinde depoladığı parçalarla balistik füze üretimine yeniden geçti. Wall Street Journal gazetesinin eriştiğini iddia ettiği istihbarat raporları, nisan ayındaki ateşkes sürecinde tünel girişleri açılan Hocir gibi merkezlerde hareketliliğin sürdüğünü belgeliyor.
İran, İsrail ve ABD makamlarının bu kapasitenin tamamen ortadan kaldırıldığı yönündeki açıklamalarına karşın yer altı tesislerinde balistik füze üretimine yeniden başladı.
The Wall Street Journal gazetesinin ABD’li ve Ortadoğulu yetkililere dayandırdığı haberine göre Tahran yönetimi, üretim sürecinde önceden depoladığı parçalardan yararlanıyor.
Yetkililer, savaşın başlangıcında füze sahalarına ve sanayi tesislerine düzenlenen saldırılara rağmen İran’ın hem katı hem de sıvı yakıtlı füzelerin montajına devam ettiğini aktarıyor.
İstihbarat verileri, ülkenin güneydoğusundaki Hocir kompleksi de dahil çok sayıda yer altı merkezinde hareketlilik olduğunu ve yeni hava saldırılarından korunmak amacıyla ilave yer altı montaj noktaları oluşturulmaya çalışıldığını gösteriyor.
ABD ve İsrail operasyonlarının bazı tesisleri tahrip etmesi ve deniz ablukasının katı yakıt bileşenleri ile parça ithalatını zorlaştırması nedeniyle, mevcut montaj işlemleri savaş öncesine kıyasla daha düşük hacimlerle sürdürülüyor.
ABD merkezli Füze Savunma İttifakı kıdemli analisti Tal Inbar, sürece ilişkin değerlendirmesinde tesislerin hedef alınmadığı anlarda hasarlı altyapının onarılabileceğini, diğer ülkelerden parça temin edilerek buralarda saklanabileceğini vurguladı.
Inbar, İran’ın füze üretim kapasitesini yeniden inşa etmediğini düşünmenin saflık olacağını kaydetti.
Tesislerin imha edildiğini ve Tahran’ın ciddi biçimde güç kaybettiğini savunan yetkili, İran’ın şu anda hiç olmadığı kadar zayıf bir durumda kaldığını, ABD Başkanı Donald Trump’ın bu ülkenin nükleer silaha ulaşmasına asla müsaade etmeyeceğini söyledi.
Pentagon Sözcüsü Sean Parnell, ABD’nin İran’a ait insansız hava aracı, balistik füze ve donanma sanayi altyapısının yüzde 90’a varan kısmını yok ettiğini, Tahran’ın füze ve İHA fırlatma kabiliyetini büyük ölçüde zayıflattığını dile getirdi.
Bir diğer ABD hükümet yetkilisi, Tahran yönetiminin haziran ortasında Hürmüz Boğazı’nın açılması ve savaşın sonlandırılmasına dair Trump yönetimiyle yürüttüğü ön müzakerelerin ardından üretimi düşük ölçekte de olsa yeniden canlandırmış olabileceğine işaret etti. Yetkili, mevcut stoklarla en az iki yüz füzenin monte edilebilecek durumda olduğunu belirtti.
CNN televizyonunun mayıs sonundaki haberinde, ABD ve İsrail’in maliyetli mühimmatlarla vurduğu yer altı füze sığınaklarının Tahran yönetimi tarafından buldozer ve damperli kamyonlar kullanılarak yeniden açılmaya çalışıldığı aktarılmıştı.
Nisan ayındaki ateşkes kararının ardından kazı faaliyetleri hız kazandı; 18 farklı noktada isabet alan 69 tünel girişinden 50’si yeniden ulaşıma hazır hale getirildi.
Uzmanlar, sadece tünel girişlerini bombalayarak füze gücünü yok etmenin imkansız olduğunu, bunun bombardımanların sınırını ortaya koyduğunu vurguladı.
ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth nisan ayında İran’ın füze programını fiilen bitirdiklerini iddia etmişti. Ancak NBC News’ün haberinde, Tahran’ın ateşkes sürecini askeri gücünü toparlamak amacıyla değerlendirdiğine dikkat çekilmişti.
Ortadoğu
Pakistan: Husilere yönelik misillemeyi henüz görüşmedik

Pakistan, Yemen direnişinin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarına yanıt olarak Mekke Anlaşması kapsamında İslamabad’dan gelecek bir askeri tepki konusunda herhangi bir görüşme yapılmadığını belirtti.
Öte yandan Pakistan Dışişleri, “zamanı geldiğinde” Pakistan’ın harekete geçeceğini de ekledi.
Pakistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Saccad Haydar Han, haftalık basın toplantısında, İslamabad’ın Türkiye ve Suudi Arabistan ile imzalanan ortak savunma anlaşması kapsamındaki yükümlülüklerini nasıl yerine getirmeyi planladığına dair bir soruya yanıtladı.
Han, “Şu anda bu konuda herhangi bir görüşme yok… Zamanı geldiğinde anlaşma kapsamında harekete geçeceğiz,” dedi.
Geçen ay imzalanan ortak savunma anlaşması, üç ülkeden herhangi birine yönelik silahlı bir saldırının, üçüne de yönelik bir saldırı olarak kabul edileceğini öngörüyor.
Bu soru, Yemen’deki Husilerin (Ensarullah) bu hafta Suudi şehirlerine ve enerji altyapısına saldırması üzerine gündeme geldi.
Reuters, İslamabad’ın Tahran’ı, “Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını yoğunlaştıran Yemenli Husi müttefiklerini dizginlemesi konusunda uyardığını” bildirdi.
Yine Reuters‘ta yer alan habere göre, Suudi yetkililer ile Pakistan ve Türk ordularından üst düzey temsilciler, Husi saldırılarına verilecek yanıtı koordine etmek üzere Riyad’da bir araya geldi.
Taraflar, birliklerinin Yemen’e girmemesi ve verilecek herhangi bir yanıtın Suudi Arabistan topraklarından başlatılması konusunda anlaştı.
ABD ile İran arasındaki çatışmada arabuluculuk da yapan Pakistan, bu saldırıları kınadı fakat savunma anlaşmasının hükümleri uyarınca nasıl tepki verebileceğine dair ayrıntı vermedi.
Han ayrıca, Washington’un küresel enerji arzını da aksatan bölgesel kargaşayı kontrol altına almakta zorlanırken, Mekke İttifakı’nı genişletmeye yönelik herhangi bir planın bulunmadığını belirtti.
Bu arada Ensarullah, Yemen’in güney batısında, Bab el-Mendeb boğazına yakın sahil kenti Muha’yı ele geçirdi.
Avrupa5 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa4 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Dünya Basını2 hafta önce“Yapay zeka devasa bir aldatmaca”
Avrupa5 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya3 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek










