Avrupa
Katar, Rosneft’in Almanya tarafından el konulan varlıklarını satın almayı teklif etti

Bloomberg‘e göre Katar, Rusya’nın enerji devlerinden Rosneft’in Schwedt petrol rafinerisindeki hisselerini satın almak için Alman hükümetiyle görüşmeler yürütüyor.
Kaynaklar Doha’dan bir heyetin geçtiğimiz haftalarda Berlin’i ziyaret ettiğini ve yetkililerin anlaşmaya yeşil ışık yaktığını belirtiyor.
Bundan sonraki adımlar Rosneft ile muhtemel alıcı arasındaki anlaşmanın sonuçlandırılmasını içeriyor.
Bu gelişmelere rağmen Almanya Ekonomi Bakanlığı, henüz nihai bir karar verilmediğini açıkladı.
Hükümet, Rosneft’in varlıklarının kaderini kayyum düzenlemesinin 10 Eylül’de sona ermesinden önce belirlemeyi hedefliyor.
Bakanlık, “Öncelikli hedefimiz arz güvenliği olmaya devam ediyor,” diye vurguladı.
Rosneft’in Almanya’daki iştiraki Schwedt rafinerisinin yüzde 54,17 hissesine sahipti. Bu varlıklara Ukrayna’daki savaşın başlamasının ardından Almanya tarafından el konulmuştu.
Eylül 2022’de Alman hükümeti, Enerji Güvenliği Yasası’nı gerekçe göstererek Rosneft Deutschland ve RN Refining & Marketing GmbH’ye kayyum atadı.
Bu hamle, Berlin’e Schwedt’teki PCK, Karlsruhe’deki Miro ve Vohburg’daki Bayernoil olmak üzere üç rafinerideki hisseler üzerinde kontrol sağladı.
Rosneft el koymayı ‘millileştirme’ olarak nitelendirdi ve hukuki yollara başvurdu, ancak şirket davayı kaybetti.
Bunun ardından Rosneft, Almanya Ekonomi Bakanlığı’ndan zararlarının tazmin edilmesini talep etti. Aralık 2023’te ise iştiraklerinin dış yönetime devredilmesi nedeniyle Federal İdare Mahkemesi’ne anayasa şikâyetinde bulundu.
Schwedt rafinerisi, Polonya sınırına yakın konumu nedeniyle Doğu Almanya ve Batı Polonya’nın yakıt ihtiyacının önemli bir kısmını karşılayarak bölge ekonomisi için hayati önem taşıyor.
Hindistan’ın Reliance Industries şirketi de Rosneft’in varlıklarını satın almakla ilgilendiğini ifade etmiş ancak daha sonra teklif sürecinden çekilmişti.
Bir diğer talip ise eski CEO’su Daniel Obajtek’in müzakerelerde ilerleme kaydettiğini belirttiği Polonyalı PKN Orlen’di.
Fakat Bloomberg’in kaynakları, yaptırımlarla ilgili ödeme sorunlarını aşmak için varlıkların muhtemelen Avrupa Birliği (AB) dışından bir alıcı tarafından satın alınacağını öne sürüyor.
Almanya Şansölyesi Olaf Scholz ile Katar Emiri arasındaki son resmi görüşme geçen yıl ekim ayında gerçekleşmişti.
Katar’ın Rusya ile iyi ilişkileri bulunuyor ve Katar Yatırım Otoritesi Rosneft’in yüzde 19 hissesine sahip.
Avrupa
ASML şu anda Avrupa’da çip üretim makineleri satmıyor

Şirketin küresel halkla ilişkiler sorumlusu Frank Heemskerk’e göre, ASML şu anda Avrupa’da hiçbir çip üretim makinesi satmıyor.
Heemskerk, ABD, Çin ve Hindistan’ın kendi yerli yarı iletken endüstrilerini geliştirmek için büyük yatırımlar yaparken Avrupa’nın geride kalma riskiyle karşı karşıya olduğu konusunda uyarıda bulundu.
Yönetici, “Avrupa’da hiç satış yapmıyoruz. Bunun nedeni, Avrupa’nın yatırım yapmaması ve burada hiçbir çip fabrikasının inşa edilmemesi,” dedi.
ASML yetkilisine göre, ABD, Çin ve Hindistan, şirketi kendi ülkelerinde faaliyetlerini genişletmesi için ikna etmeye çalışıyor.
ASML, küresel yarı iletken tedarik zincirinde kilit bir rol oynuyor. Şirket, en yeni nesil çipleri üretebilen gelişmiş litografi makinelerinin tek üreticisidir.
Avrupa Birliği, COVID-19 pandemisi sırasında yaşanan küresel yarı iletken kıtlığının ardından 2023 yılında yürürlüğe giren Çipler Yasası’nın revizyonu üzerinde çalışıyor.
Bu yasa, Avrupa’nın küresel çip üretimindeki payını artırmayı amaçlıyor.
Fakat şu ana kadar bu yasa, Avrupa’da yeni yarı iletken fabrikalarının inşasını teşvik etme konusunda pek bir etki yaratmadı.
Avrupa Sayıştayı geçen yıl, AB’nin 2030 yılına kadar Avrupa’nın küresel çip pazarındaki payını ikiye katlama hedefine ulaşmasının pek olası olmadığı sonucuna vardı.
Taiwan Semiconductor Manufacturing Company (TSMC) ve Samsung Electronics gibi müşteriler, bu makineleri kullanarak silikon çiplerin üzerine karmaşık transistör desenleri basıyor.
Bu nedenle ASML’nin teknolojisi, yapay zekanın küresel gelişiminde hayati bir rol oynuyor.
ASML ve Brüksel, Avrupa’nın küresel teknoloji sektöründeki konumunu güçlendirmenin, tedarik zincirlerini daha dayanıklı hale getirmenin ve yarı iletkenlere olan talebi artırmanın yollarını arıyor.
Avrupa
Alman gazeteci Braunberger, yeni “merkez sağ” istedi

Almanya’nın en önemli gazetelerinden Frankfurter Allgemeine Zeitung’un (faz) baş editörlerinden Gerald Braunberger, ülke için yeni bir “merkez sağ” çağrısı yaptı.
Braunberger’e göre “geleneksel bürgerliche” partileri artık enkaz halinde. Bürgerliche Almancada “burjuva” anlamına geldiği gibi “sivil”, “orta sınıf”, “yurttaş” veya “sıradan halk” gibi anlamlara da geliyor. Almanya için Alternatif (AfD), CDU ve FDP gibi geleneksel “bürgerliche” partilerinin yerini aldığını uzun süredir propaganda ediyor.
Zaten gazeteci de 1953 ile 1990 yılları arasındaki federal seçimlerde, CDU/CSU ve FDP’nin, oyların toplamda yüzde 50’sinden fazlasını aldığını hatırlatıyor.
Oysa güncel anketlere göre, eski “merkez sağ” bloğu, anket kurumları arasında ortalama yüzde 25 civarında bir oy oranına sahip ve bu oran düşüş eğiliminde.
“Ilımlı sol” ise bu çöküşten yararlanamadı. Aksine, Mecklenburg-Batı Pomeranya gibi istisnalar dışında, SPD de keskin bir düşüş eğiliminde.
Braunberger’e göre on yıllardır Federal Cumhuriyeti şekillendiren partiler için artık sorun bir ölüm-kalım meselesi haline geldi.
Yazara göre bu partiler, “bir zamanlar prestijli olan ama uzun zamandır itibarını yitirmiş markalara” benziyor.
Braunberger, AfD’yi kastederek şöyle devam ediyor:
“Bunun yerine, kendini merkez sağ olarak tanımlayan giderek artan sayıda seçmen, sağ popülizm ile aşırı sağ arasında gidip gelen, Rusya yanlısı bir partiye oy veriyor.”
CDU/CSU, FDP ve hatta SPD’nin, özellikle çalışan kesim arasında (hem çalışanlar hem de serbest meslek sahipleri) önemli bir destek kaybıyla karşı karşıya olduğunu hatırlatan Alman gazeteci, bu kesimin büyük bir kısmının “muhafazakâr partilere geçtiğine” işaret ediyor.
CDU/CSU ve SPD seçmenleri arasında emeklilerin oranı arttığının altını çizen Braunberger, dolayısıyla bu partilerin politikalarının gitgide “ekonomiden daha fazla kopuk” olarak algılandığını savunuyor.
Braunberger’e göre “çalışan kesimi” kaybeden bir parti, yaşlanan bir nüfusta bile uzun vadede ülkeyi de kaybedecektir.
Başka ülkelerde de seçmenlerin yerleşik partileri iç güvenlik ve eğitim gibi temel devlet işlevlerinde başarısız olmakla ve net bir vizyon ya da ilke olmaksızın müdahale eden ekonomi ve maliye politikaları yoluyla, çoğunlukla ekonomiden kopuk olan kalan tabanlarının çıkarları doğrultusunda dar çıkarlar peşinde koşmakla suçladığına işaret eden yazar, “Eski nesil arasında yaygın olan, yerleşik partilerin bir şekilde geri dönüş yapacağına dair umut, çağımızdaki değişim dinamiklerini hafife alıyor ve saygın partilerin değişime olan istekliliğini abartıyor,” iddiasında bulunuyor.
Yazara göre bu nedenle Almanya’nın, “demokrasi ve Batı ile uyum” gibi devletin temellerine dayanan, “sosyal piyasa ekonomisine bağlı” bir gündemi savunan ve böylece seçmenlere bir gelecek vizyonu sunabilecek yeni bir muhafazakâr partiye ihtiyacı var.
Braunberger, yeni partiyi şöyle tarif ediyor:
“Bu parti, temel sorumluluklarını yerine getiren güçlü, yetkin ve verimli bir devleti savunmalı, fakat aynı zamanda halkın sivil özgürlükleri adına devletin aşırı düzenleme ve paternalizmden çoktan geri çekilmesi gerektiğini savunmalıdır. Teknolojik ilerlemeyi Alman ekonomisini modernize etmek için bir fırsat olarak görmeli ve devletin kamu yararını ilerletmek için yeterli miktarda borçlanmasının yeterli olduğu şeklindeki eski inançtan uzaklaşmalı.”
Alman gazeteciye göre kamu maliyesini sağlamlaştırırken aynı zamanda vergi ve harç indirimleri için alan yaratmak amacıyla, yeni bir parti devlet harcamalarını kısmaktan çekinmemeli.
Bunun herkese hoş gelmeyeceğini kabul eden gazeteci, bununla birlikte “popülistlerin hayallerine bir karşı ağırlık” oluşturulabileceğine ve siyasi düzen tarafından uzun süredir değersiz görüldüğünü hisseden emekçilere bir vizyon sunabileceğine inanıyor.
“Devlet çıkarları gereği zayıf bir koalisyon ortağı” ile kurulan koalisyonda fazlasıyla uzlaşmacı bir tutum sergileyen CDU/CSU’nun artık böyle bir programı inandırıcı bir şekilde temsil edemeyeceğini düşünen Braunberger, “Bir zamanlar en büyük güçlerinden biri olan iktisadi uzmanlığı, Merkel döneminden itibaren, sırf yönetmek uğruna yönetmenin kurbanı olarak çoktan feda edilmiştir. Partinin ekonomik kanadı kağıt üzerinde hâlâ var olsa da, sandıkta artık varlığını sürdürememektedir. Friedrich Merz, Ludwig Erhard’dan alıntı yapıyor ama partisinden kim onu inançla destekliyor?” diye soruyor.
Yazar, “can çekişen” Hür Demokratlar (FDP) için seçim gecelerindeki tek sorunun ise “uzun zamandır oyların yüzde beşinden azını alan bağımsız bir küçük parti olarak kayıtlara geçip geçmeyeceği” veya “diğerleri” sütunundaki diğer “minik partilerle” birlikte “şerefsizce ortadan kaybolup” kaybolmayacağı olduğunu savunuyor.
Braunberger’e göre yeni bir liderlik ve taze bir imaja sahip yeni bir parti aracılığıyla siyasi merkezin yeniden inşası zaman alacak.
Ayrıca, özellikle de bu parti, yerleşik partilerden gelen siyasi geçmişi olan kişilerin toplanma yeri haline gelirse, başarısının garantisi de olmaz.
Yine de yazara göre bu girişimde bulunulmalı. Çünkü ona göre, “İşler son zamanlarda olduğu gibi devam edemez; bu, ülkenin çıkarına değil.”
Braunberger, para politikası ve ekonomi alanlarında çok sayıda yayının editörü ve yazarı. Ayrıca 2024 yılında, Alman “ordoliberalizminin” dünyaya arğmağını Ludwig Erhard adına verilen Ekonomi Gazeteciliği Ödülü’nü aldı.
Avrupa
Almanya, AB bütçesinde derin kesintiler istemeye devam ediyor

Almanya, Avrupa Konseyi Başkanı António Costa’yı, Brüksel’in harcamalarını finanse etmek üzere yeni AB vergileri için destek toplamaya çalışırken “gerçeklikle bağını kopardığı” gerekçesiyle suçladı.
Almanya’nın AB işlerinden sorumlu bakanı Günther Krichbaum, AB’nin bir sonraki uzun vadeli bütçesinde birkaç yüz milyar avroluk kesinti yapılması yönündeki Berlin’in taleplerinin değişmediğini vurguladı.
Üç ay sürecek yoğun müzakereler ve zirveler öncesinde kilit görüşmeler için Brüksel’e gelen Krichbaum, mücadeleci tavrını sürdürdü ve Friedrich Merz’in Hıristiyan Demokrat Partisi’nin (CDU) yaşadığı bir dizi yenilginin müzakereleri engellemeyeceğini vurguladı.
Yetkili, “Alman hükümeti istikrarlıdır ve öyle kalacaktır. Diğer Avrupa ülkelerinde ya da ötesinde endişelenmeye kesinlikle gerek yok,” dedi.
Krichbaum, 2028-2034 dönemi için artırılmış uzun vadeli bütçeyi finanse etmek üzere yeni ‘kendi kaynaklar’ ya da vergiler bulunması yönündeki geniş destek gören Costa’nın çağrılarını “pek de yararlı değil” olarak eleştirdi.
Krichbaum, “İnsan Costa’nın gerçeklikle bağını koparıp kopardığını merak ediyor,” dedi ama daha fazla ayrıntı vermedi.
Kriechbaum, Almanya’nınki gibi ulusal bütçelerin “muazzam bir baskı” altında olması nedeniyle, harcamalar ve ulusal katkı payları konusunda daha fazla gerçekçiliğe ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Bütçe anlaşmasını sonuçlandırmaktan nihai olarak sorumlu olan Costa, yeni “kendi kaynakları”nın olmaması durumunda üye devletlerden daha yüksek katkı payları talep edilmesi gerekeceğini defalarca savundu.
Önerilen AB çapındaki vergilerin yıllık yaklaşık 66 milyar avro gelir getirmesi bekleniyor ve bu önerilerin oybirliğiyle onaylanması gerekiyor.
Şu anda üye devletler, tütün, şirketler, karbon emisyonları ve elektronik atıklara yönelik vergileri içeren Avrupa Komisyonu’nun beş önerisinden hiçbirini ortaklaşa desteklememişti ama sonuncusu en önde gelen seçenek olarak öne çıkmıştı.
AB bütçesine en büyük katkıyı sağlayan Almanya, uzun süredir yaklaşık %20’ye varan ciddi kesintiler talep ederken, ulusal katkı paylarının artırılmasını reddediyor ve şirketlere yönelik vergiyi şiddetle kınıyor.
Yeni bir vergi uygulamaya konulmazsa, ülkeler ulusal katkı paylarını artırma konusunda temkinli davrandıkları için 2028-2034 dönemi bütçesinin önemli ölçüde küçülmesi muhtemel.
AB işlerinden sorumlu İrlandalı bakan Thomas Byrne, başkentler için kabul edilebilir bir çözüm bulmayı hedefleyen AB vergileriyle ilgili “teknik çalışmaların” devam ettiğini söyledi.
AB Konseyi’nin dönüşümlü başkanlığını yürüten İrlanda, liderlerin Ekim ortasında bir araya gelmesine kadar güncellenmiş bir bütçe önerisi sunmaya hazırlanıyor.
Costa’nın, Ekim ayındaki liderler zirvesinin ardından bütçe müzakerelerini devralması bekleniyor. Kasım ve Aralık aylarında da ek zirveler planlanıyor.
Portekizli eski başbakan, müzakereleri rayından çıkarabilecek Fransa, Polonya, İtalya ve İspanya’daki seçimlerin yer aldığı yoğun seçim takvimi öncesinde yıl sonuna kadar bir anlaşmaya varmak istiyor.
Ortadoğu2 hafta önceİsrail Deniz Kuvvetleri Komutanı, Türkiye’yi tehdit etti
Asya1 hafta önceDeepSeek mühendisi: “Gelecek ya komünizm olacak ya Cyberpunk”
Dünya Basını1 hafta önceİktisatçı Milanovic: Küresel neoliberalizm bitti, yeni bir evreye geçtik
Asya2 hafta önceİran ile Çin arasında milyarlarca dolarlık gizli ticaret ağı
Rusya1 hafta önceFransa, Rus milyarder Usmanov için AB yaptırımlarının kalkmasını istedi
Avrupa1 hafta önceWolfgang Streeck: Oyun zamanı sona erdi, durum ciddi
Asya2 hafta önceYatırımcılar DeepSeek payı için yüksek komisyonları göze alıyor
Asya2 hafta önceÇin ve Rusya arasındaki Sibirya’nın Gücü 2 boru hattı görüşmeleri fiyat anlaşmazlığı nedeniyle tıkandı










