Bizi Takip Edin

Diplomasi

Kazakistan Cumhurbaşkanı Tokayev’den Erivan’a ziyaret

Yayınlanma

Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, dün Ermenistan’ın başkenti Erivan’a resmi ziyaret düzenleyerek Başbakan Nikol Paşinyan ile bir araya geldi.

Tokayev’e, Erivan’da cumhurbaşkanlığı konutunda resmi bir karşılama töreni düzenlendi.

Forbes Kazakistan’da yer alan habere göre görüşmelerde Tokayev, bu resmi ziyarete özel bir önem verdiğini ve ikili ilişkilerin geliştirilmesinde önemli bir aşama olarak değerlendirdiğini belirtti.

Kazakistan Cumhurbaşkanı, iki ülkenin geniş bir etkileşim yelpazesinde işbirliğini arttırmak için önemli bir potansiyele sahip olduğunu vurguladı.

Paşinyan ise ikili ilişkilerin dinamik gelişimine dikkat çekerek Ermenistan ile Kazakistan arasındaki ilişkilerinin yeni bir düzeye taşınması için ortak çaba sarf etmeye hazır olduklarını ifade etti.

Görüşmeler sırasında Tokayev ve Paşinyan, ticari-ekonomik, transit-ulaşım, yatırım, kültürel ve insani işbirliği konularını ele aldı.

Liderler bölgesel istikrar ve güvenlik konularına odaklandı. Dar formatta gerçekleştirilen görüşmelerin sonunda liderler Kazakistan ve Ermenistan arasındaki çok yönlü bağların daha da güçlendirilmesi yönündeki kararlılıklarını ifade etti.

Tokayev, görüşmeden sonra yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

“Kazakistan ile Ermenistan çok taraflı yapılar çerçevesinde etkin bir şekilde işbirliği yapmaktadır. İki ülkenin bölgesel ve uluslararası düzeydeki pek çok güncel meseleye ilişkin tutumları birbirine yakındır. Girişimlerimize karşılıklı destek sağlamanın artık bir gelenek haline gelmiş olması memnuniyet vericidir.

Önümüzdeki dönemde birlikte çalışma ve barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik süreçlere aktif olarak katılma konusunda mutabık kaldık. Ermenistan ile Azerbaycan’ın barış anlaşması imzalanması yönündeki arzularını memnuniyetle karşılıyoruz. Kazakistan buna tam destek vermeye ve iyi niyet misyonu üstlenmeye hazırdır. Temel amacımız dost ülkelerimizi birbirine yakınlaştırmak ve bölgede kalıcı barış, iyi komşuluk ve istikrarın yolunu açmaktır.”

Görüşmelerin ardından Tokayev ve Paşinyan ortak bir bildiri imzaladı. Görüşme çerçevesinde iki hükümet ayrıca göç alanında işbirliği, seyahat ve vatandaşların kalış düzenine ilişkin anlaşmalar, 6 Kasım 2006 tarihli uluslararası karayolu iletişimi anlaşmasında yapılan değişiklik ve ilavelere ilişkin bir protokol, havacılık makamları arasında bir mutabakat zaptı imzaladı.

Siyasi analist Arkadiy Dubnov, görüşmeye ilişkin Telegram kanalında yaptığı paylaşımda, “Bu olayın önemini yadsımak mümkün değil. 2020 yılında Ermenistan ve Azerbaycan arasında 44 gün süren savaşın başlamasından bu yana hiçbir Türk devletinin lideri Erivan’ı ziyaret etmemişti,” yorumunda bulundu.

Kazak analist Gaziz Abişev de şunları söyledi: “Kazakistan Devlet Başkanı yapıcı bir müzakereci olarak hareket ediyor. Astana’nın işi Moskova’dan daha kolay. Kazakistan her zaman uluslararası hukuka ve devletlerin toprak bütünlüğüne saygı pozisyonunda durdu ve durmaya devam ediyor, ne yarı-devlet oluşumlarını ne de başkalarının topraklarının zorla yabancılaştırılmasını tanıyor. Pratik meseleler de var. Orta Koridor, Kazakistan için son derece önemli, Azerbaycan’dan Türkiye’ye giden en verimli güzergah Ermenistan topraklarından geçebilir.”

Ukrayna savaşı ve Orta Koridor’un önemi

Diplomasi

Trump dev ekonomik yaptırımlarla tehdit etti, İran tüm petrol ihracatını durdurmakla yanıt vereceğini söyledi

Yayınlanma

ABD, pazartesi günü İran’ın ticaret ortaklarını hedef alan ekonomik yaptırımları devreye sokmaya hazırlanırken, Tahran’ı kendi ifadesiyle “şimdiye kadar seferber edilmiş en büyük mali saldırı” ile tehdit etti.

İran ise buna karşılık, “ekonomik savaşın devam etmesi halinde” Körfez’den yapılan tüm petrol ihracatını durdurma sözü verdi.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, 1979 İslam Devrimi’nden bu yana neredeyse kesintisiz ekonomik yaptırımlara maruz kalan İran’a karşı daha da ağır önlemler açıklama vaatleri eşliğinde pazartesi günü ABD doğu saatiyle 13.00’te (17.00 GMT) basın toplantısı düzenleyecek.

Bessent, pazar günü Financial Times’ta yayımlanan görüş yazısında, “Şafakla birlikte ekonomik D-Day başlıyor — bir düşmana karşı şimdiye kadar seferber edilmiş en büyük mali saldırı,” diye yazdı.

Savaşan taraflar haftalardır birbirlerine karşı askeri saldırı düzenlemedi ancak altı aydır devam eden çatışmayı sona erdirmek için anlamlı müzakerelere de girişmedi.

ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta saldırılara başlamasından bu yana çoğu İran ve Lübnan’da olmak üzere binlerce kişi hayatını kaybetti. Saldırılar İran’ın konvansiyonel askeri kapasitesinin büyük bölümünü zayıflatırken ekonomiye de ağır zarar verdi ve İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in öldürülmesiyle sonuçlandı.

Ancak İran, Körfez’deki ABD müttefiklerine ve ABD üslerine saldırabilecek ve Hürmüz Boğazı’ndaki petrol tankerlerini tehdit edebilecek ölçüde füze ve insansız hava aracı kapasitesini korudu. Bu durum, kritik önemdeki su yolundaki deniz taşımacılığını neredeyse durma noktasına getirirken küresel akaryakıt fiyatları üzerinde de baskı oluşturdu. Amerikalılar ve İsraillilerin tamamen ortadan kaldırmayı hedeflediği İran’ın nükleer programının mevcut durumu ise tam olarak bilinmiyor.

Bessent, alınacak belirli önlemlere ilişkin ayrıntı vermeden, ABD’nin İran ekonomisi ve finans sistemiyle ilişki kurarak “yatıştırma” politikası izleyen “korkak ülkeleri” hedef alacağını söyledi.

Financial Times’taki yazısında, “Onu ayakta tutmanın sonuçlarını iyi düşünseler yerinde olur,” ifadelerini kullandı.

İran ise günlerdir yaptırımlara hazırlanıyor ve büyük çaplı bir askeri karşılığa işaret eden sert ifadeli bir dizi açıklama yayımlıyor.

İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai, pazar günü ekonomik misilleme ihtimalini gündeme getirdi.

Rızai sosyal medya paylaşımında, “Ekonomik savaş devam ederse ne Hürmüz Boğazı’ndan ne de Basra Körfezi’nin herhangi bir yerinden tek damla petrol ihraç edilecek,” dedi. “İran, herhangi bir ülkenin Amerika’nın İran halkına karşı yürüttüğü ekonomik savaşa katılmasını veya destek vermesini savaş eylemi olarak değerlendirecektir” diye ekledi.

Bessent daha önce Çin’e ABD ile işbirliği yapması çağrısında bulunmuş, Çin’in tarihsel olarak petrol ithalatının yarısını Körfez bölgesinden karşıladığına dikkat çekmişti. Çin’in Washington Büyükelçiliği Sözcüsü ise buna, “yaptırımlar ve baskının sorunun çözümüne yardımcı olmadığını” belirten ve diplomasi çağrısı yapan bir açıklamayla karşılık verdi.

İran ekonomisi, ABD ve İsrail saldırılarının altyapının bazı bölümlerini tahrip etmesinden önce de uluslararası yaptırımların baskısı altındaydı.

Ancak İran savaşa yüksek enflasyon, değer kaybeden para birimi, enerji kıtlığı ve yaptırımlarla girdi. Şimdi ise bunlara hasar görmüş altyapı, kesintiye uğrayan ticaret, üretim kayıpları ve yeniden inşa maliyetleri de eklendi.

ABD ile İran arasında, en son haziran ayında İsviçre’de gerçekleştirilen resmi yüz yüze görüşmelerin ardından yeni bir doğrudan müzakere yapılmaması üzerine Katar, Pakistan ve Türkiye dahil diğer ülkeler diplomatik süreci teşvik etmeye çalıştı.

İran, Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir’in bölgede barış ve güvenliğin yeniden sağlanmasına yönelik çabalar kapsamında pazartesi günü Tahran’ı ziyaret edeceğini açıkladı.

Pakistan çatışmada arabuluculuk yapıyor. Pakistan hükümetinden bir kaynak da Münir’in, ABD’nin yeni yaptırım tehdidi dahil son gelişmeleri ele alacağını söyledi.

Savaş sırasında ABD ve İsrail’in İran’a, İsrail’in de Lübnan’a düzenlediği saldırılarda binlerce kişi hayatını kaybetti ve milyonlarca kişi yerinden edildi. ABD ise 18 askeri personelinin öldüğünü ve 750’den fazla personelinin yaralandığını açıkladı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

İran: Pakistan Genelkurmay Başkanı pazartesi günü Tahran’ı ziyaret edecek

Yayınlanma

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekai, bakanlık tarafından pazar günü yapılan açıklamaya göre, Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir’in bölgede barış ve güvenliğin sağlanmasına yönelik çabaları sürdürmek üzere pazartesi günü Tahran’ı ziyaret edeceğini söyledi.

Pakistan, şubat ayında ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşı sona erdirmeyi amaçlayan İran-ABD müzakerelerinde arabuluculuk rolü üstlendi.

Pakistan hükümetinden iki kaynak, Münir’in ziyaretini Reuters’a doğruladı. Kaynaklardan ilki, İran ile Pakistan’ın doğrudan temas halinde olduğunu söyledi.

İkinci kaynak ise görüşmelerde, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a daha ağır yaptırımlar uygulama tehdidi de dahil olmak üzere çatışmadaki son gelişmelerin ele alınacağını belirtti.

Kaynak, “Münir, İranlı liderlerle İslamabad’ın mutabakat zaptı çerçevesindeki barış girişimini, Trump’ın uyarısını, Pakistan-Türkiye-Suudi Arabistan Anlaşması sonrasındaki durumu ve Husilerle ilgili meseleleri görüşecek” dedi.

Ziyaret, İran’ın, İslam Cumhuriyeti’nin zaten zor durumda olan ekonomisi üzerindeki baskıyı daha da artırabilecek yeni ABD yaptırımları planına askeri karşılık verme tehdidinde bulunduğu ve gerilimin yükseldiği bir dönemde gerçekleşecek.

Ziyaret ayrıca, ABD’li yetkililerin İran’a karşı “tarihin en ağır yaptırımları” olacağını söylediği planlanan yaptırımların ayrıntılarının pazartesi günü açıklanmasıyla aynı güne denk gelecek.

Trump, İran’ı tecrit etme çabaları kapsamında, “İran’a herhangi bir türden can simidi sağlayan” her ülkeyi ekonomik sonuçlarla karşı karşıya kalacağı konusunda tehdit etmişti.

Hürmüz Boğazı’ndaki petrol sevkiyatları neredeyse tamamen durmuş durumda. Tahran, su yolu üzerindeki kontrolü elinde tutmaya devam ederken, ülke ekonomisi de hâlihazırda yaptırımların ağır baskısı altında.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Çin, AB’nin dış destek kurallarını sert bir şekilde eleştirdi

Yayınlanma

Çin, AB’nin yabancı sübvansiyon kurallarının Brüksel ile arasındaki daha geniş kapsamlı ticaret anlaşmazlığının parçası olduğu mesajını verdi.

Çin Adalet Bakanlığı, Çinli şirketlere, Yabancı Sübvansiyonlar Yönetmeliği (FSR) kapsamında yürütülen soruşturmalarda AB yetkililerine bilgi vermemeleri talimatını verdi.

Bu düzenleme, tek pazardaki aktörlerin yurt dışından haksız destek almamasını sağlamak için AB’nin kullandığı bir araç.

Bildirimde, Avrupa Komisyonu’nun, tüketici elektroniği perakendecisi MediaMarkt’ın ana şirketi olan Alman Ceconomy’yi 2 milyar avroluk bir anlaşma ile satın almaya çalışan Çinli e-ticaret devi JD.com’a yönelik derinlemesine soruşturmasından açıkça bahsedildi.

Bu hamle, AB ile Çin arasında yeniden başlayan ticaret diyaloğunun ortasında Brüksel’e baskı uygulamayı amaçlıyor gibi görünüyor.

Müzakereciler, AB’nin Çin ile olan günlük 1 milyar avroluk mal ticaret açığını nasıl azaltacakları konusunda yoğun kapalı kapı görüşmeleri yürütüyorlar.

Komisyon’un eylül ayında Çin Ticaret Bakanlığı ile bir video konferans düzenlemesi ve bu konferansın, Ticaret Sorumlusu Maroš Šefčovič’in ekim başında Pekin’e yapacağı ziyaretin önünü açması bekleniyor.

Komisyon, birkaç gün sonra düzenlenecek bir zirvede AB liderlerine durum değerlendirmesi sunacak.

Bu, blok için ticaret ilişkilerini yeniden dengelemek için yapıcı bir yaklaşımın yeterli olup olmadığına ya da Brüksel’in Avrupa’nın ticari çıkarlarını daha kararlı bir şekilde savunması gerekip gerekmediğine karar vermesi açısından bir dönüm noktası olabilir.

Çin Ticaret Bakanlığı sözcüsü perşembe günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Çin, AB’nin Çinli şirketleri baskı altına almak için Yabancı Sübvansiyonlar Yönetmeliği (FSR) gibi tek taraflı araçları kötüye kullanmasına sürekli olarak karşı çıkmıştır,” dedi.

Sözcü şöyle devam etti:

“Çin ve AB’nin bir Ticaret ve Yatırım Danışma (TIC) mekanizması kurduğunu ve farklılıkların diyalog ve danışma yoluyla yönetilmesi konusunda bir uzlaşmaya vardığını vurgulamak isterim. AB’nin, FSR soruşturmasındaki hatalı uygulamalarını derhal düzeltmek ve hükümetler arası diyalog yoluyla iletişimi güçlendirmek için Çin ile işbirliği yapmasını umuyoruz. Çin, AB’nin adımlarını yakından takip edecek ve ulusal güvenliği ile işletmelerin meşru hak ve çıkarlarını kararlılıkla korumak için gerekli önlemleri alacaktır.”

Komisyon, FSR’nin şirketlere merkezlerinin bulunduğu yere göre ayrımcılık yapmadığını savunuyor.

Sözcü Ricardo Cardoso perşembe günü Brüksel’de gazetecilere yaptığı açıklamada, “FSR, milliyetlerine bakılmaksızın tüm şirketlere uygulandığı için DTÖ kurallarına tamamen ve tam olarak uygundur; amacı, Çinli şirketler de dahil olmak üzere AB’de faaliyet gösteren tüm şirketlerin eşit muamele görmesini ve eşit şartlarda rekabet etmesini sağlamaktır,” dedi.

Pekin’e göre, AB, JD.com’un anlaşmasının Çin devlet desteği ile haksız bir şekilde desteklenip desteklenmediğini araştırırken çok fazla bilgi talep ediyor.

Ticaret Bakanlığı sözcüsü, “JD.com davasında AB, yine keyfi ve mantıksız bir şekilde, soruşturmayla ilgisi olmayan çok çeşitli bilgileri ilgili Çinli bankalardan talep etmiştir,” dedi.

Komisyon, JD.com’un Çin hükümeti tarafından sağlanan tercihli finansman, vergi teşvikleri ve hibeler şeklinde haksız avantajlardan yararlanıyor olabileceğinden endişe duyuyor.

Bu durum, işlem tamamlandığında şirkete AB pazarında rekabet avantajı sağlayabilir.

JD.com, bu hafta Komisyon’un endişelerini gidermek için düzeltici önlemler sundu. Bu durum genellikle görüşmelerin ileri bir aşamada olduğunun işareti olarak kabul edilir.

Konuyu yakından takip eden Hollandalı Avrupa Parlamentosu üyesi ve Avrupa Parlamentosu Uluslararası Ticaret Komitesi üyesi Dirk Gotink’e göre, Pekin’in müdahalesi satın almayı tehlikeye bile atabilir.

“Siyasi bir sürecin rehineleri haline geliyorlar,” diyen Gotink, Pekin’in hamlesini “tek taraflı bir tırmanış” olarak nitelendirdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English