Asya
Kopuşun yılı: 2024’te KDHC’de neler oldu?

Geride bıraktığımız 2024 yılı, dünya genelinde siyasi ve ekonomik dengelerin hızla değiştiği ve uluslararası ilişkilerde gerilimlerin tırmandığı bir yıl oldu. Bu dalgalanmalardan en çok etkilenen bölgelerden biri de Kore Yarımadası oldu.
Kore Yarımadası’ndaki gelişmelerden bahsedildiğindeyse, basında çoğunlukla Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (KDHC) ve lideri Kim Jong-un’la ilgili kimi yanlış kimi abartı, kimiyse politik motivasyonlu manipülatif içerikler öne çıkıyor.
1950-1953 yılları arasında yaşanan savaş, imzalanan ateşkes anlaşması ve teknik olarak 74 yıldır devam eden bir savaş hali… Kuzey Kore’de yaşananları ve Pyongyang yönetiminin adımlarını gerçekten anlamak için, konuya bu savaş hali zemininden bakmak şart. Yarımada’da yaşanan ve Yarımada’yı ilgilendiren her güncel gelişmenin kökeni, bir türlü imzalanamayan bir barış anlaşmasında bulunuyor.
Ancak, Kuzey Kore’yle ilgili yayınlanan ve çoğunluğu bir magazin haber dilini çağrıştıran bu aktarımlar, bölgenin dünyayı da etkileme potansiyeli bulunan en büyük gerçekliğini arka plana itiyor: Savaş.
2024 yılı ise, sürekli hatırlanan bu savaş ihtimaline en çok yaklaşılan yıllardan biri oldu.
Peki, 2024’te KDHC’de neler yaşandı? İşte Kuzey cephesinde, geride bıraktığımız yılın öne çıkan olayları:

Ocak – Çin ile dostluk, Güney’e ‘baş düşman’ tanımlaması
Çin lideri Şi Cinping ve Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, birbirlerine gönderdikleri yeni yıl tebrik mesajlarında, 2024’ü iki ülke arasında ‘dostluk yılı’ ilan ettiklerini duyurdu.
Aynı ay içerisinde Kim Jong-un, komutanlarına, askeri çatışmayı seçmeleri halinde “ABD ve Güney Kore’yi yok etmek için en güçlü araçların seferber edilmesi” talimatı verdi. Kore İşçi Partisi genel merkezinde üst düzey askeri liderlerle düzenlenen toplantıda konuşan Kim, ülkenin kendisini korumak için ‘kılıcını keskinleştirmesini gerektirdiğini’ kaydetti.
2024’ü ‘kopuş yılına’ çeviren bir diğer önemli olay ise, Kim’in Yüksek Halk Meclisi (SPA) toplantısında Güney Kore’nin ‘değişmez baş düşman’ olarak tanımlanması için anayasanın yeniden yazılması çağrısında bulunması oldu. Pyongyang, Kore’de iki tarafın da yararına olacak bir barışa dair umutlarının kalmadığını, Kim’in Ocak ayındaki bu çağrısıyla ilk defa en yüksek perdeden duyurmuş oldu.
Şubat – Rusya’ya mühimmat iddiaları, milli marş değişikliği
Kim Jong-un, ülkesinin savunma bakanlığına yaptığı ziyarette, Güney kore ile ‘Diyalog ve diplomatik ilişki kurmanın anlamsız olduğunu’ ve ‘ülkesinin çöküşünü isteyen Güney Koreli kuklalarla gerçekçi olmayan diyalog ve işbirliğinden kurtulduklarını’ açıkladı.
Kopmakta olan ilişkileri gösteren bir diğer olay ise, Kore milli marşında yapılan değişiklik oldu. Marşta Kore Yarımadası’nın tamamını ifade eden “Üç bin ri’lik güzel vatanım” ifadesi, “Dünyadaki güzel vatanım” ifadeleriyle değiştirildi.
Şubat ayı ayrıca, daha sonra ‘Kuzey Koreli askerler Rus ordusunda savaşıyor’ tartışmalarının zeminini oluşturacak ilk iddialardan birinin ortaya atıldığı ay oldu. Güney Kore Savunma Bakanı Shin Won-sik, gazetecilere yaptığı açıklamada Kuzey Kore’nin temmuz ayından bu yana Rusya’ya 6 bin 700 konteyner dolusu mühimmat gönderdiğini iddia etti.

Mart – ABD ve Güney Kore tatbikatına sert yanıt, Japonya’ya ret
Pyongyan, ABD ile Güney Kore’nin 4 Mart’ta başlattığı ‘Özgürlük Kalkanı’ tatbikatına ‘savaş hazırlıkları’ ile yanıt verdi. Kim Jong-un, ülkedeki bir askeri eğitim üssüne yaptığı ziyarette ‘düşmanların savaşın fitilini ateşlemeye yönelik en ufak girişimlerini kontrol altına almak için’ tatbikatları artırma talimatı verdi, Güney Kore ile ABD’nin ‘ağır bir bedel ödeyeceklerini’ söyledi.
Kim Jong-un’un kız kardeşi, Kore İşçi Partisi Merkez Komitesi başkan yardımcısı Kim Yo-jong ise, Japonya Başbakanı Fumio Kişida’nın Kuzey Kore lideri Kim ile görüşme talep ettiğini duyurarak, “Japonya gerçekten ikili ilişkileri geliştirmek ve Kuzey Kore’nin yakın komşusu olarak bölgesel barış ve istikrarın sağlanmasına katkıda bulunmak istiyorsa, genel çıkarlarına uygun stratejik seçenek için siyasi bir karar vermesi gerekir” açıklamasında bulundu.

Nisan – Karşı saldırı tatbikatı, diplomasi atağı, Rus heyetle görüşme
Silah denemelerine ve atış tatbikatlarına sürekli devam eden Pyongyang, bu sefer bir ilk olarak, süper büyük çoklu roketatarların kullanıldığı bir nükleer karşı saldırı tatbikatı gerçekleştirdiğini duyurdu. ‘Nükleer tetik sistemi’ denen bu sistemle ilgili konuşan Kim, kullanılan çoklu roketatarların ‘keskin nişancı tüfeği’ kadar isabetli olduğunu söyledi.
Nisan ayında ayrıca, üst düzey bir ekonomik heyet, 2020 yılından bu yana bilinen ilk görüşmeler için İran’a gönderildi.
Öte yandan, Rusya Dış İstihbarat Teşkilatı Direktörü Sergeiy Narışkin liderliğindeki bir Rus heyetin Mart ayında başlayan ziyareti, Nisanda sona erdi. Narışkin liderliğindeki heyet, Kuzey Kore Devlet Güvenlik Bakanı Lee Chang-de ile görüştü, taraflar Rusya ve Çin’i çevreleyen tehditleri ele aldı.

Mayıs – Güney propagandasına karşı çöp balonları
Mayıs ayının en büyük gündemi ise, Pyongyang’ın Güney’e gönderdiği içi çöp dolu balonlar oldu. Kuzey Kore yönetimi, bu hamleyi, Güney’in Kuzey’e yönelik dev hoparlörler de dahil olmak üzere uzun süreli propaganda çalışmalarına karşılık olarak yaptığını açıkladı.

Haziran – Rusya ile ilişkilerde yeni adım: Putin Kore’de
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Haziran ayında, 24 yıl sonra ilk kez Kuzey Kore’nin başkenti Pyongyang’ı ziyaret etti. Ziyarette iki ülke arasında imzalanan Kapsamlı Stratejik Ortalık Anlaşması’nda, Rusya ve Kuzey Kore’nin savaş durumunda acil askeri yardım sağlamak için mevcut tüm araçları kullanacağı teyit edildi.

Temmuz – ‘Rusya’ya heyet gitti’ iddiası, sel felaketinde yetkililere eleştiri
Reuters, Rusya ile imzalanan ‘Kapsamlı Stratejik Ortaklık’ anlaşması kapsamında, Kuzey Kore’nin Kim II Sung Askeri Üniversitesi Başkanı Kim Geum-chol başkanlığındaki bir askerî eğitim heyetinin Rusya’ya gittiğini iddia etti.
Temmuz ayında ülkenin kuzeybatısında yaşanan sel felaketinde, Kore lideri Kim, kurtarma çalışmalarına bizzat katıldı, üst düzey yetkilileri sorumsuz davranmakla eleştirdi.

Ağustos – Turizm ayı, viral olan selfie
Ağustos ayının en dikkat çeken gelişmesi, Kore’nin Kovid-19 salgını nedeniyle 5 yıldır turizme kapalı tuttuğu sınır kapılarını bir şehir için yeniden açtığını duyurması oldu. Çin merkezli en az 2 tur şirketi, turistlerin yakında Samjiyon kentini ziyaret edebileceklerini duyurdu.
Öte yandan, Güney Koreli masa tenisi karma çiftler oyuncuları Lim Jong-hoon ve Shin Yu-bin ile Kuzey Koreli Kim Kum-yong ve Ri Jong-sik’in Paris’te düzenlenen Yaz Olimpiyatları’nda bronz ve gümüş madalyalarını aldıktan sonra birlikte selfie çektirmeleri dünya gündemine oturdu. Batı medyası daha sonra, Kuzey Koreli oyuncuların ‘soruşturulduğunu’ söylese de, bu konuda herhangi bir kanıt hiçbir zaman sunulmadı.
Bu ayın askeri gelişmesi ise, Kore ordusunun Güney sınırına yeni ek balistik füze sistemleri yerleştirmesi oldu.

Eylül – Uranyum zenginleştirme tesisi
Eylül ayında ise, gündem, Kuzey Kore tarafından ilk kez servis edilen uranyum zenginleştirme tesisinin fotoğraflarıydı. Kore medyası, bu ziyaretle ilgili olarak, Kim’in ülkesinin nükleer alandaki ‘mükemmel teknik gücü’ ile ilgili sürekli olarak ‘büyük memnuniyet duyduğuna yönelik ifadelerini’ aktardı.

Ekim – Savaş hazırlıkları
Ekim ayı, Kore ilişkilerinde gerilimin arttığı bir ay oldu. Pentagon, Kuzey Kore’nin, Rusya’ya takviye olarak yaklaşık 10 bin asker gönderdiğine inandıklarını açıklayarak, Ukrayna’da Kore askerleri tartışmasını en üst düzeyden yeniden gündeme soktu.
Kore Dışişleri Bakanlığı, 11 Ekim’de yayınladığı bir bildiride Seul yönetiminin ‘kışkırtmalarda kırmızı çizgiyi aştığını’, 3 ve 9 Ekim tarihlerinde insansız hava araçlarıyla sızma yaparak başkent Pyongyang’ın orta kesimine çok sayıda ‘karalama bildirisi’ dağıttığını açıkladı.
Ayın 17’sinde ise, Kore Savunma Bakanlığı Sözcüsü, Kore İşçi Partisi Merkez Askeri Komisyonu’nun talimatıyla, ülkenin Güneyinde bulunan iki bölgede yolların patlatılarak Güney Kore arasındaki bağlantı yollarının tamamen kesildiğini açıkladı.

Kasım – Rusya ile ekonomik anlaşma
Kuzey Kore askerlerinin Rusya’da savaştığı iddiası Ukrayna tarafından da dile getirilirken, ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Kuzey Kore askerlerinin Rusya’nın Kursk bölgesinde ilk çatışmalarına girdiklerine dair haberleri “doğrulayamayacağını” bildirdi. Rusya’da Kuzey Kore askerlerinin olup olmadığı konusu hala belirsizliğini koruyor.
Güney Kore ordusu ise, Kuzey Kore’nin ABD anakarasını vurmak üzere tasarlanmış yeni bir kıtalararası balistik füze denemesine karşılık olarak ABD’nin Pazar günü Japonya ile gerçekleştirilen üçlü bir tatbikatta uzun menzilli bir bombardıman uçağı uçurduğunu açıkladı. Bu adım, Pyongyang’ın sert tepkisiyle karşılandı.
Pyongyang’ın Kremlin’le imzaladığı askeri anlaşmayı ise, iki ülke arasında imzalanan ve turizmi artırmak da dahil olmak üzere ekonomik işbirliğini geliştirmeyi hedefleyen yeni bir ekonomik anlaşma takip etti.

Aralık – Rusya’yla anlaşma yürürlüğe girdi
20024’ün son ayındaysa, Rusya Dışişleri Bakanlığı, Rusya ve Kuzey Kore arasında haziranda imzalanan kapsamlı stratejik ortaklık anlaşmasının yürürlüğe girdiğini açıkladı.
Öte yandan, Batı medyası, Ukrayna’daki Kuzey Kore askerlerine ilişkin ‘Fırtına Kolordusu’ ve benzeri yayınlarını artırdı. Rusya da Kuzey Kore de, Ukrayna’daki Kuzey Kore askerleri konusunda henüz resmi bir açıklama yapmadı.
Asya
Politbüro toplantısı, Çin ekonomisine ilişkin temkinli güven mesajı verdi

Yıl ortasında düzenlenen Çin Komünist Partisi (ÇKP) Politbüro toplantısı, uzun süredir Pekin açısından kritik bir değerlendirme noktası işlevi görüyor. Toplantı, merkezi hükümete yılın ilk yarısındaki gelişmeleri yeniden gözden geçirme ve ülkeyi önündeki aylarda daha gerçekçi bir ekonomik rotaya yönlendirme fırsatı sunuyor.
Üst düzey liderliğin son açıklaması, temkinli bir güvene işaret ediyor. Açıklamadan, politika yapıcıların önceki yıllara damga vuran geniş kapsamlı teşvik önlemleri yerine istikrarlı ve hedef odaklı bir yaklaşımı tercih ettiği anlaşılıyor. Çin, dönüşüm sürecindeki ekonomisini yönetirken Covid-19 sonrasındaki agresif harcama döneminin geride kaldığı açıkça görülüyor. Bunun yerini, kısa vadeli sermaye enjeksiyonları yerine dayanıklılık ve istikrara öncelik veren stratejik ve yapısal bir yaklaşım alıyor.
Politbüro toplantısı sonuçlarına göre, politika yönelimi belirli sektörleri hedef almaya devam edecek. Mali destek, emlak sektörü yerine yapay zekâ ve yarı iletkenler gibi yüksek teknolojiye dayalı yeni sektörlere yönlendirilecek. Emlak sektöründe ise amaç, piyasa güvenini istikrara kavuşturmak ve borç risklerini kontrol altında tutmak olacak.
Altyapı yatırımları da “yeni altyapı” anlayışı doğrultusunda yeniden şekillendiriliyor. Artık mesele yalnızca beton ve fiziki yapılardan ibaret değil; elektrik şebekeleri, bilişim altyapıları ve veri ağları ön plana çıkıyor.
Bu yaklaşım, ekonominin daha durağan sektörlerine yalnızca sermaye pompalamak yerine gelecekteki rekabet gücüne yatırım yapılması anlamına geliyor. Büyümenin yeni itici gücü olan dijital altyapı, kısa vadede iç talebi desteklerken uzun vadede teknolojik rekabet gücünü güvence altına almak gibi ikili bir amaca hizmet ediyor.
Son olarak Pekin, uluslararası ticarette daha uzlaşmacı bir tutumun sinyalini veriyor. Çin yönetimi, Avrupa Birliği gibi ticaret ortaklarının dile getirdiği ve “Çin şoku 2.0” olarak adlandırılan kaygıları azaltmak amacıyla daha dengeli bir ticaret yapısı oluşturmayı hedefliyor.
Gelecek yıl yapılacak kritik liderlik değişikliklerine hazırlanan yönetimin öncelikli odağı, hem ekonomik hem de toplumsal alanlarda istikrar olacak.
Çin, gerçekçi büyüme hedefleriyle sistemsel yeniden yapılandırma arasında denge kurmayı sürdürmeye çalışıyor ve muhtemel dış şoklarla başa çıkmak için politika alanını elinde tutuyor. Pekin’in ekonomi stratejisi, hem iç hem de uluslararası zorluklara ilişkin pragmatik bir değerlendirmeyi yansıtıyor.
Zayıf taleple mücadele eden iç ekonomi, henüz büyümenin yükünü devralabilecek durumda değil. Büyüme büyük ölçüde rekor seviyedeki ticaret fazlası ile yüksek teknoloji ve temiz enerji sektörlerinin etkileyici ihracat performansıyla desteklenmeye devam ediyor. Ancak bu durum bazı ticaret ortaklarının tepkisini çekiyor.
Pekin, iç ekonomik faaliyetleri canlandırmak ve ticari gerilimleri hafifletmek amacıyla tüketime yönelik ilk bağımsız beş yıllık planını açıkladı. Ulusal Kalkınma ve Reform Komisyonu ile Ticaret Bakanlığı tarafından temmuz ayında açıklanan plan, perakende satışların 2030 yılına kadar 60 trilyon yuana, yani yaklaşık 8,9 trilyon dolara çıkarılmasını hedefliyor. Bu, 2025 seviyesine kıyasla yaklaşık yüzde 20’lik bir artış anlamına geliyor.
Düzenleyici kurumlar, küçük işletmelerin kâr marjlarını iyileştirmek amacıyla platform tekellerini sınırlandırarak ve yıkıcı fiyat savaşlarını önleyerek “içe doğru aşırı rekabet” olarak tanımlanan “involution” sorunuyla mücadele ediyor. Bu yapısal düzenlemelerin sonuç vermesi daha uzun sürebilecek olsa da doğrudan nakit yardımlarına kıyasla daha sürdürülebilir ve etkili bir alternatif sunduğu düşünülüyor.
Asya
Japonya ve ABD, yen alımı için ortak müdahaleyi doğruladı; yeni adımların sinyalini verdi

Japonya Maliye Bakanlığı pazartesi günü yaptığı açıklamada, Japonya ile ABD’nin koordineli biçimde yen alım müdahalesinde bulunduğunu ve yeni adımlar atmaktan çekinmeyeceğini bildirdi. Böylece, yenin 40 yılın en düşük seviyelerine gerilemesini durdurmayı amaçlayan nadir bir ikili müdahale resmen doğrulanmış oldu.
Analistlere göre bu hamle, yen ve Japon devlet tahvillerindeki satış dalgasının küresel piyasalara yayılmasını, özellikle de halihazırda yükselen ABD Hazine tahvili getirileri üzerindeki yukarı yönlü baskıyı artırmasını önlemek üzere yapıldı.
Bu ortak müdahale, 2011 yılında Japonya’nın doğusunda meydana gelen yıkıcı depremin ardından yeni zayıflatmak amacıyla gerçekleştirilen koordineli müdahaleden bu yana ilk kez yapıldı.
ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü yaptığı açıklamada, ABD’nin dostluğun bir göstergesi olarak ve dünya ekonomisine yardımcı olmak amacıyla Japonya’nın yeni desteklemesine yardım ettiğini söyledi.
Analistlere göre müdahale, ABD’nin Asya’daki stratejik müttefiki Japonya’ya destek sağlamasının yanı sıra, yenin olağanüstü ölçüde zayıflamasına ilişkin Washington’ın kaygılarını da giderebilir. Zira yenin değer kaybı, Trump’ın gümrük tarifelerinin sağladığı etkiyi azaltıyor.
Japonya Maliye Bakanlığı açıklamasında, cuma günü ABD Hazine Bakanlığı ile birlikte gerçekleştirilen yen alım müdahalesinin, “son aylarda Japon yeninde görülen aşırı oynaklığa ve düzensiz hareketlere karşı” yapıldığı belirtildi.
Japonya Maliye Bakanı Satsuki Katayama pazartesi günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Yeni koordineli müdahalelerde bulunmaktan çekinmeyeceğiz,” dedi.
Açıklamanın ardından yen yüzde 1’den fazla değer kazanarak dolar karşısında 155,20 seviyesine yükseldi. Bu, mayıs ayı başından bu yana görülen en güçlü seviye olurken, geçen ay kaydedilen dolar başına yaklaşık 164 yenlik 40 yılın en düşük seviyesinden de belirgin biçimde uzaklaşıldı. Yatırımcılar yeni bir müdahale ihtimaline karşı teyakkuzda kalmayı sürdürdü.
Katayama, yetkililerin pazartesi günü de piyasaya müdahale edip etmediğine ilişkin soruları yanıtlamadı.
Gözler Japonya Merkez Bankası’nda
Japonya’nın döviz politikasından sorumlu en üst düzey yetkilisi Atsushi Mimura pazartesi günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Ortak müdahale, Japonya’nın ABD ile ittifakının bir sonucudur,” dedi.
Mimura, “Döviz politikasını Japonya Merkez Bankası’nın para politikasıyla uyumlu hale getirmeyi sürdüreceğiz,” ifadelerini kullandı. Bu açıklama, hükümetin yenin değer kaybını durdurmak için merkez bankasıyla yakın işbirliği içinde hareket edeceğine işaret etti.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent de cuma günü gerçekleştirilen müdahaleyi doğruladı ve Washington’ın “gelecekteki ortak müdahalelere katılmaktan çekinmeyeceğini” söyledi.
Bessent, X platformunda yayımladığı ayrı bir açıklamada, “Yenin ciddi ölçüde düşük değerlenmesini düzeltmek amacıyla Japonya’nın attığı kararlı piyasa ve para politikası adımlarını güçlü biçimde destekliyoruz,” dedi. Bessent ayrıca Japonya Merkez Bankası’na faizleri daha da artırma çağrısını yineledi.
Bu açıklamalar, geçen hafta faizleri değiştirmeyen ancak eylül ayındaki bir sonraki politika toplantısında faiz artırımı yapılabileceği sinyalini veren Japonya Merkez Bankası’nı yeniden gündemin merkezine taşıdı.
Mitsubishi UFJ Morgan Stanley Securities’in baş tahvil stratejisti Naomi Muguruma, “Mimura ve Bessent’in açıklamaları, Japonya Merkez Bankası içindeki şahinlerin kulağına müzik gibi gelmiş olmalı,” dedi.
Muguruma, “Eylül ayında faiz artırımının artık kesinleştiğini düşünüyorum. Japonya Merkez Bankası’nın ekim ayına kadar bekleyerek yeni bir yen satış dalgasına yol açması mantıklı olmaz,” değerlendirmesinde bulundu.
Kısa vadeli para politikası adımlarına en duyarlı gösterge olan iki yıllık Japon devlet tahvili getirisi, piyasaların erken faiz artırımı ihtimalini fiyatlamasıyla pazartesi günü kısa süreliğine yüzde 1,545’e çıktı. Bu, 1995’ten bu yana görülen en yüksek seviye oldu.
Fed’in likidite imkânı devrede
Japonya, ithalat fiyatlarını yükselten, genel enflasyonu körükleyen, hanehalkı bütçelerini zorlayan ve Başbakan Sanae Takaichi’nin kamuoyu desteğini olumsuz etkileyen yenin kesintisiz değer kaybını durdurmakta zorlanıyor.
Tokyo’nun nisan sonu ile mayıs başı arasında tek taraflı olarak gerçekleştirdiği müdahale, yende yalnızca kısa süreli bir toparlanma sağlamıştı. Japonya Merkez Bankası’nın haziran ayında politika faizini 31 yılın en yüksek seviyesi olan yüzde 1’e çıkarması da zor durumdaki para birimine kalıcı bir destek veremedi.
Japonya Merkez Bankası verilerine göre Japonya, cuma günü ABD ile birlikte yapıldığı doğrulanan müdahaleden önce, perşembe günü New York piyasalarında yen satın almak amacıyla 58,97 milyar dolara kadar döviz satmış olabilir.
Japonya ile ABD arasındaki koordinasyonun daha da güçlendiğine işaret eden bir başka gelişmede Bessent, geçici dolar likiditesi sağlayan ABD Merkez Bankası’nın repo imkânının büyüklüğünün önümüzdeki aylarda artırılmasının değerlendirileceğini söyledi ve bu aracı “önemli bir güvence mekanizması” olarak nitelendirdi.
Bu açıklama, Japonya Maliye Bakanlığı’nın cumartesi günü X platformunda nadir görülen bir paylaşım yaparak, piyasalardaki likidite ihtiyaçlarını karşılamak için Fed’in geçici dolar likiditesi sağlayan repo imkânına erişim de dahil olmak üzere “geniş bir araç yelpazesine” sahip olduğunu belirtmesinin ardından geldi.
Covid-19 salgını sırasında piyasaları istikrara kavuşturmak amacıyla 2020 yılında devreye alınan Fed imkânı, Japonya’nın ABD Hazine tahvillerini doğrudan satmadan dolar likiditesi sağlamasına olanak tanıyor. Bu da Tokyo’nun döviz müdahaleleri için ihtiyaç duyduğu finansman üzerindeki baskıyı hafifletebilir.
Bununla birlikte bazı analistler, son müdahale dalgasının yenin değer kaybına yol açan yapısal unsurları tersine çevirip çeviremeyeceğinden kuşku duyuyor. Bu unsurlar arasında Orta Doğu’daki çatışmalar nedeniyle artan yakıt maliyetleri ve Japonya ile ABD arasındaki faiz farkının hâlâ geniş olması yer alıyor.
NLI Research Institute kıdemli ekonomisti Tsuyoshi Ueno, “Ortak müdahalenin açıklanmasının yarattığı etki, Japonya’nın tek taraflı müdahalesinden çok daha büyük,” dedi.
Ueno, “Ancak yenin zayıflamasına yol açan temel dinamikler değişmedi. Bu nedenle müdahalenin ardından yende tek yönlü ve sürekli bir değerlenme görmemiz muhtemel değil,” değerlendirmesinde bulundu.
Asya
İki dakikalık diziler dünyayı ele geçirdi: Sektör 11 milyar dolara ulaştı

Çin’de ortaya çıkan ikişer dakikalık dikey mobil diziler, kısa sürede 11 milyar dolarlık dev bir küresel sektöre dönüştü. Süresi üç dakikayı geçmeyen bu yapımlar, Hollywood devlerinin ve küresel markaların da dikkatini çekerek dünyada en hızlı büyüyen mobil içerik formatı haline geldi. Analiz raporları, mobil kullanıcıların bu uygulamalarda geçirdiği günlük sürenin hızla arttığını gösteriyor.
Bloomberg’in “Çin Bütün Dünyayı İki Dakikalık Mikrodramalara Bağımlı Yaptı” başlıklı haberine göre, bir dönem kalitesiz pembe diziler olarak görülen ikişer dakikalık bölümlerden oluşan mobil yapımlar, 11 milyar dolarlık küresel bir sektöre dönüştü.
Mobil telefonlardan izlenmek üzere dikey formatta çekilen ve her bölümü iki ila üç dakika süren bu mikrodramalar, Hollywood stüdyolarının da radarında.
Dijital ve mobil analiz şirketi Sensor Tower’ın verilerine göre, mikrodrama uygulamalarında geçirilen ortalama günlük süre Nisan 2026 itibarıyla 25 dakikaya ulaştı. Bu rakam, Ocak 2025 kıyasla yüzde 85’lik bir artışa işaret ediyor.
Çinli şirketler küresel pazara yüz milyonlarca dolar yatırdı
İlk örnekleri 2018 civarında Çin’de ortaya çıkan mikrodramaların gelirleri, 2024 yılına gelindiğinde Çin’deki toplam sinema gişe hasılatını geride bıraktı.
Çinli ReelShort ve DramaBox gibi şirketler, uluslararası pazara açılmak için yüz milyonlarca dolar yatırım yaptı.
Satış alanını genişleten kısa drama uygulamalarının sayısı Şubat 2025 itibarıyla yurt dışında 200’ü aştı. Bu sayı, bir önceki yılın aynı dönemine göre yaklaşık dört katlık bir artış anlamına geliyor.
Maliyeti onlarca bin doları geçmeyen ve çekimleri genellikle iki haftadan kısa süren bu yapımlar, reklam, abonelik ve bölüm başı ödemeler sayesinde milyonlarca dolar kazanç getirebiliyor. İzleyici kitlesinin en büyük bölümünü ise 18 ile 35 yaş arasındaki kadınlar oluşturuyor.
Sektörün en büyük gelir kaynağı ABD oldu. 2026 yılının başında küresel uygulama içi satın almaların yüzde 37’si ABD’den gerçekleşti. 2025 yılında yapımcılarına 11 milyar dolar kazandıran sektörün büyüklüğünün, 2030 yılına kadar 26 milyar dolara ulaşması bekleniyor.
Hollywood devleri ve dünyaca ünlü markalar formata girdi
Dev akış platformları da dikey formatı uygulamalarına entegre etmeye başladı. NBCUniversal bünyesindeki Peacock, Mayıs ayında mobil uygulamasına lisanslı mikrodramalardan oluşan dikey bir video akışı ekleyen ilk büyük ABD’li yayın platformu oldu.
TikTok, PineDrama adıyla müstakil bir uygulama çıkarırken Fox kanalı ise “Farmer Wants a Wife” adlı yarışma programının bölümlerini My Drama uygulaması için iki dakikadan kısa parçalara bölmeye başladı.
Sadece yayıncılar değil, küresel markalar da bu rüzgara katıldı. Ayakkabı markası Crocs, ReelShort platformuyla ortaklaşa beş bölümlük “Charmed to Meet You” projesini yayınladı. Yapım, platformda ilk 10’a girdi ve 10 milyondan fazla izlendi.
Starbucks, Çin’de “Eski Zamanlarda Starbucks Açmak” adlı altı bölümlük bir mikrodrama başlattı. Dizi, ilk gününde 2 milyon izlenmeye ulaşarak şirketin sezonluk içecek satışlarını artırdı.
Netflix ise 10’ar dakikalık 20 bölümden oluşan Meksika yapımı “Entre padre e hijo” dizisini yayınladı. Yapım, ilk haftasında platformun İngilizce dışındaki içerikler kategorisinde küresel olarak ilk 3’e girdi.
Format Rusya’da da yaygınlaşıyor. 2025 yılında “MTS Media” ve Scroll Studios, mikrodrama formatında diziler üretmek üzere anlaştı. Projelerde drama, komedi, eğitici-eğlence (edutainment), romantizm ve yaşam tarzı temalarına odaklanılacağı duyuruldu. Aynı yıl çevrim içi sinema platformu “Ivi” de bünyesinde mini drama bölümünü faaliyete geçirdi.
Yapay zeka maliyetleri yüzde 90 düşürdü
Tüm bu yükselişe rağmen sektör bazı zorluklarla karşı karşıya. Bölüm başına ödeme modeli Asya ve Latin Amerika’da beklenen ilgiyi görmedi. Öte yandan şirketler, maliyetleri kısmak amacıyla yapay zeka teknolojilerine yöneldi.
Yurt dışı pazarını domine eden Çinli üç dev şirket Kunlun Tech, COL Group ve DramaBox, yapay zekayı stratejilerinin merkezine koydu. Kunlun Tech; ses ve görüntü dahil tüm üretim süreçlerine yapay zekayı entegre ederek dizi başına maliyeti 200 bin dolar seviyesinden 20 bin dolara indirdi ve masrafları yüzde 90 azalttı. Bu adım, şirketin 2026’nın ilk çeyreğinde pozitif operasyonel nakit akışına ulaşmasını sağlasa da net zarar 132 milyon dolar olarak gerçekleşti.
ReelShort kurucusu Joey Jia, 2027 yılına kadar yapay zeka tarafından üretilen içeriklerin şirketin toplam üretiminin yüzde 90’ından fazlasını oluşturacağını söyledi.
Jia, bu durumun giderleri mevcut seviyenin yüzde 10’una kadar düşüreceğini kaydetti. Rekabetten endişe duyduğunu da saklamayan Jia, “Büyük bir korku hissediyorum. Yapay zeka rekabet ortamını tamamen değiştiriyor” ifadelerini kullandı.
Dünya Basını1 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi4 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor
Dünya Basını1 hafta önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Avrupa6 gün önce‘Yeraltı ülkesi’ geri geliyor: İsviçre sığınaklarında yeni ‘savaş düzenlemesi’











