Diplomasi
Körfez ülkelerinin Britanya’ya tepkisi artıyor

İran’ın misillemeleri karşısında zor durumda kalan Körfez ülkeleri, Britanya’nın kendilerini korumak için yeterince hızlı hareket etmediğini düşünüyor.
POLITICO’ya konuşan üst düzey askeri yetkililer ve diplomatlara göre, savaşın üçüncü haftasına girerken ortaya çıkan sorun, Başbakan Keir Starmer’ın “Irak işgalinden ders aldıkları” yönündeki tavırlarını nasıl uyguladığı konusunda Körfez’deki kilit müttefiklerinden “düşük not alması.”
Bu nedenle, Londra yeterli kaynakları seferber etmek ve bölgede yeterli savunma desteği sağlayabileceğini göstermek, ayrıca Kıbrıs’taki egemen üsleri de dahil olmak üzere İngiliz varlıklarını koruyabileceğini kanıtlamak için panik halinde.
Operasyon ve planlama stratejilerine aşina üç kişi, Birleşik Krallık’ın savunma kararlarını beceriksizce aldığını ve ABD ile İsrail’in İran’a yönelik ilk saldırıları sırasında bölgeye gerekli kaynakları gönderemediğini söyledi.
Genelkurmay Başkanı Richard Knighton, savaşın başlamasından bir haftadan fazla bir süre sonra güdümlü füze destroyer HMS Dragon’un Akdeniz’e sevk edilmesindeki gecikmeler nedeniyle eleştirilere maruz kaldı.
Birleşik Krallık’ın tepkisiyle ilgili hükümet içindeki görüşmelere aşina olan eski bir komutan, asıl hatanın Starmer’ın yanı sıra Ulusal Güvenlik Danışmanı Jonathan Powell ve Savunma Bakanı John Healey’nin riskten kaçınan tutumunda yattığını söyledi.
Bu kişilerin, Orta Doğu’daki bir çatışmaya karışmanın yurt içinde yaratacağı tepkiye dair endişeleri, Birleşik Krallık’ın Körfez’deki müttefiklerini nasıl destekleyeceği konusundaki düşüncelerini engelledi.
Eski komutan, “10 Numara [Başbakanlık], müdahil olmamızla ilgili herhangi bir riski veya algıyı küçümsemeye kararlıydı ve şimdi hükümet bu açığı kapatmaya çalışıyor. Bu da geç kalmamız anlamına geliyor,” dedi.
POLITICO’nun görüştüğü diğer kişiler, deniz varlıklarının (özellikle mayın tarama uzmanlığı ve hava savunması alanlarında) konuşlandırılmamasının, Birleşik Krallık ile uzun süredir yakın savunma bağları olan Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeleri sarsmış olduğunu söyledi.
Bu algılanan eksiklik, hem varlıkların konuşlandırılması hem de ortaklarla diplomatik ilişkilerde Britanya’yı geriye düşürdü.
Bu durum, Dışişleri Bakanı Yvette Cooper’ın Suudi Arabistan’a yaptığı ziyaret sırasında, İran’ın misilleme saldırılarıyla karşı karşıya kalan Körfez ülkelerine destek göstermek için Londra’nın geçen hafta gösterdiği ortak çabada da görüldü.
Başbakan ve savunma bakanı, yılın başında İran’da gösterilerin patlak vermesinden bu yana bölgeye konuşlandırılan savaş uçakları, hava savunma füzeleri ve radar sistemleri dahil olmak üzere ek kaynaklara dikkat çekti.
Ayrıca, Starmer ve Healey’nin müttefikler arasındaki kırgınlığın boyutunu anladıklarına ve Körfez müttefikleriyle ve ABD ile olan gerilimleri yatıştırmaya çalıştıklarına dair işaretler giderek artıyor.
Pazar günü sosyal medyada yayınlanan bir gönderide, Savunma Bakanlığı, “İngiliz çıkarlarını savunmak” amacıyla Bahreyn semalarında ilk kez uçan İngiliz Typhoon ve F-35 jetlerine ve Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Kıbrıs üzerindeki hava korumasındaki rollerine dikkat çekti.
Birleşik Krallık’ın Washington Büyükelçisi Christian Turner de hafta sonu yayınladığı bir videoda, İngiliz pilotların “İran’ın insansız hava araçlarını ve füzelerini düşürmek için Orta Doğu semalarında 300 saatten fazla zaman geçirdiklerini” belirtti ve ABD’nin İngiltere üslerini kullanmasına ve istihbarat paylaşımına dikkat çekti.
Savunma Bakanlığı sözcüsü, “İngiliz halkını ve İngiliz çıkarlarını korumak ve bölgedeki müttefiklerimizi desteklemek için erken harekete geçtik,” dedi ve özellikle Katar, Bahreyn ve BAE’yi desteklemek için Katar’da ek Typhoon’larla yapılan savunma devriyelerine dikkat çekti.
Sözcü, “Bu hazırlıklar gerçek bir fark yarattı ve birliklerimizin ilk günden itibaren savunma operasyonları yürütmesini sağladı,” dedi.
Kayıt altına alınacak şekilde konuşma yetkisi olmadığı için isminin açıklanmaması koşuluyla konuşan bir hükümet yetkilisi, Starmer ve Healey’nin “hazırlık süreci boyunca kendilerine sunulan tüm askeri tavsiyeleri uyguladığını” vurguladı ve “ordumuzun her gün gördüğü istihbarat ve bilgileri görmeyen koltuk generallerine” sert çıkıştı.
Konuşlandırma kararları hakkında bilgi sahibi bir kaynak ise, yakın müttefiklerinin Birleşik Krallık’ın hazırlık eksikliğinden “derin bir hayal kırıklığına uğradığını” söyledi.
Bu kişi, “Noel civarında ABD’nin İran’a yönelik büyük çaplı bir harekat hazırlığında olduğu biliniyordu ve Birleşik Krallık da bunun farkındaydı ama verilen yanıt tamamen yetersizdi,” diye konuştu.
Bu kişiye göre, tüm seçenekler değerlendirilmiş olsaydı, Kraliyet Donanmasına ait bir denizaltı, Körfez’de İngiliz güvenliği, istihbarat toplama ve caydırıcılık için uzun süredir devam eden bir şemsiye olan Kipion Operasyonu kapsamında caydırıcı bir unsur olarak bölgeye gönderilebilirdi.
Endişe verici konulardan biri de gemilerin hizmetten çıkarılmasıydı; bu gemilerin bir kısmı son haftalarda bakım ve rutin iyileştirmeler için başka yerlere taşınmıştı.
Bahreyn’de üslenen HMS Middleton, ABD ve İsrail’in saldırılarını başlattığı günün ertesi günü, 1 Mart’ta bakım ve teknolojik iyileştirme amacıyla İngiltere’ye geri dönmüştü.
Savunma Bakanlığına göre, 40 yıldan fazla bir geçmişi olan gemi, artık denize açılmak için sertifikalı değildi. The Times’a göre, İngiltere’nin tek mayın avcı gemisi, saldırılar başladığı sırada maliyet tasarrufu amacıyla Ada’ya geri getirildi.
Healey bu hafta gazetecilere, Hürmüz Boğazını korumak için hâlâ “ek seçenekleri” değerlendirdiğini söyledi.
POLITICO’ya konuşan eski komutan ise, İngiltere’nin savaşa hazır olma ihtiyacına ilişkin başbakan ve Healey’nin sert söylemleri ile ülkenin eylemlerinin gerçekliği arasındaki uçurumdan dolayı hayal kırıklığına uğradı.
Bu kaynak şölye konuştu:
“Başbakan ve savunma bakanı sürekli olarak ‘ülkeyi savaşa hazırlamak’tan bahsediyorlar, ki bu ironik bir durum, çünkü biz ve müttefiklerimiz caydırıcı güç konuşlandırmadık ve Kıbrıs’ı savunmak için büyük bir savaş gemisini zamanında konuşlandırmak bir hafta sürdü; bu da güçlü savunma niyetlerimizi göstermek için yeterli olmadı.”
Körfez’den üst düzey bir diplomat, İngiltere’nin çatışmaya verdiği ilk tepkinin, Ada’nın bölgedeki uzun süredir devam eden askeri bağları göz önüne alındığında, Körfez ortaklarının beklentilerinin gerisinde kaldığını söyledi.
Diplomat, “çok sayıda telefon görüşmesi” yapıldığını, fakat “ciddi destek” konusunda pek bir şey olmadığını belirtti.
Bahreyn’deki Birleşik Deniz Kuvvetleri’nin eski başkan yardımcısı John Foreman, Starmer’ın temkinli yaklaşımının, özellikle Hürmüz Boğazının korunmasına yönelik ilginin artmasıyla birlikte, çatışma devam ettikçe sorunlara yol açmaya devam edeceğini söyledi.
Foreman, “Daha akıllı ve daha az temkinli liderler bu oyunda bir adım önde olurdu. Bu durum nihayetinde Starmer’dan ve hükümetinin tavrından kaynaklanıyor. Savaşın arifesinde Powell’ın seçenekler sorması ve Healey’nin hâlâ seçenekleri değerlendirmeye devam etmesi için artık çok geç,” dedi.
Diplomasi
Five Eyes, gelişmiş yapay zeka için acil önlem çağrısı yaptı

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan oluşan Five Eyes istihbarat ittifakı, hükümetlerin ve şirketlerin savunmalarını aşabilecek yapay zeka modellerinin yıllar değil, aylar içinde ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. İttifak, hükümetler ile şirket yöneticilerini “hemen harekete geçmeye” çağırdı.
ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın oluşturduğu Five Eyes (FVEY) istihbarat ittifakı, geniş ölçekli siber saldırılar gerçekleştirebilen ve hükümetler ile şirketlerin savunmalarını aşabilen yapay zeka modellerinin yıllar içinde değil, birkaç ay içinde ortaya çıkmasının beklendiğini açıkladı.
İttifakın ortak açıklamasında, hükümetler ve şirket yöneticileri “hemen harekete geçmeye” çağrılırken, “Gelişmiş yapay zeka modellerinin mevcut sektör beklentilerini aşması bekleniyor. Bu sürecin zaman çizelgesi yıllar değil, aylardır” ifadelerine yer verildi.
ABD yönetimi haziran ayının başında, ulusal güvenliğe yönelik olası tehditler nedeniyle Anthropic tarafından geliştirilen Mythos modeline yabancı ülke vatandaşlarının erişiminin durdurulmasını istemişti.
ABD makamlarının talebinin ardından şirket, en güçlü yapay zeka modelleri olarak tanımlanan Mythos 5 ve Fable 5’i tüm kullanıcılar için devre dışı bıraktı.
The New York Post’un haberine göre Anthropic, ABD makamlarıyla işbirliği yapmayı kabul etti.
ABD Senatosu İstihbarat Komisyonu Başkan Yardımcısı Mark Warner da haziran ayında yaptığı açıklamada, Mythos’un ABD Ulusal Güvenlik Ajansının (NSA) gizli sistemlerinin neredeyse tamamını “haftalar içinde değil, saatler içinde” aştığını söyledi.
Daha önce Financial Times, kaynaklarına dayandırdığı haberinde NSA’nın siber operasyonlarda Claude Mythos’u kullanabileceğini yazmıştı.
Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, bu teknolojinin Çin ve İran gibi ülkelerin ağlarına sızmak için kullanılabileceğini belirtmişti.
OpenAI ise mayıs ayında, yapay zekanın yönetimi ve düzenlenmesi için ABD liderliğinde, Çin’in de katılımıyla küresel bir yapı oluşturulmasını savundu.
Şirket, söz konusu yapının işleyiş ve amaç bakımından, nükleer silahların yayılmasını önlemek amacıyla küresel güvenlik standartları belirleyen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansına (UAEA) benzer şekilde tasarlanabileceğini ifade etmişti.
Diplomasi
NATO yeni bir ‘Baltık Muharebesi’ne hazırlanıyor

The Telegraph, ABD ve NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir Rusya çatışmasına karşı lojistik hazırlıklarını yoğunlaştırdığını yazdı. Gazeteye göre BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD birlikleri hızlı üs konuşlandırma ve ikmal altyapısı kurma kabiliyetlerini test etti.
The Telegraph gazetesi, ABD ve diğer NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir çatışmaya yönelik lojistik hazırlıklar yürüttüğünü ve bölgenin Rusya ile yaşanabilecek yeni bir küresel karşılaşmanın merkezlerinden biri olarak değerlendirildiğini yazdı.
Gazetenin aktardığına göre, 4-19 Haziran tarihleri arasında düzenlenen BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD Deniz Kuvvetleri’nin mühendis birlikleri Seabees, Baltık kıyısında tekne rampaları ve çeşitli yapılar inşa ederek üslerin hızlı şekilde konuşlandırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirdi.
ABD’li Teğmen Cody Robertson, “Belirlenen bir bölgeye ulaşma, kamp kurma ve bu merkezi savaş gücümüzü yansıtabileceğimiz bir nokta olarak kullanma kabiliyetimizi test ediyoruz” dedi.
The Telegraph, 1942 yılında kurulan Seabees birliğinin, eski ABD Başkanı ve General Dwight Eisenhower’ın “Muharebeler, harekatlar ve hatta savaşlar öncelikle lojistik nedeniyle kazanıldı ya da kaybedildi” sözüyle özetlenen anlayış doğrultusunda faaliyet gösterdiğini belirtti.
Haberde, Baltık Denizi’nin sekiz NATO ülkesi ile Rusya tarafından çevrelendiği ve İsveç’e bağlı Gotland ile Danimarka’ya bağlı Bornholm gibi stratejik öneme sahip adalarla çevrili olduğu kaydedildi.
Gazeteye göre NATO, bu adaları olası bir saldırının püskürtülmesinde ve karşı harekatlar için ileri üs olarak kullanmayı planlıyor.
Baltık’ın doğu kıyısında ise Rusya Baltık Filosu’nun konuşlu bulunduğu Kaliningrad bölgesi yer alıyor.
The Telegraph, Finlandiya ve İsveç’in 2023 ve 2024 yıllarında NATO’ya katılmasının ardından bölgenin kolektif savunmasının daha da öncelikli hale geldiğini yazdı.
Robertson da gazeteye yaptığı açıklamada, “Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılması, buradaki koşulları iyi tanımamızı daha da önemli hale getiriyor” ifadelerini kullandı.
Bununla birlikte gazetenin aktardığına göre, Letonya Güvenlik Kurumu’nun (SAB) eski başkanı Janis Kazocins, Rusya ile NATO arasında tam ölçekli bir çatışma yaşanma ihtimaline kuşkuyla yaklaştı.
Kazocins, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının henüz sona ermediğine işaret etti ancak Baltık ülkelerinin enerji altyapısına yönelik olası sabotajlara karşı kırılgan olmaya devam ettiği uyarısında bulundu.
Baltık Denizi’nde Kasım 2024 ile Şubat 2026 arasında bir dizi denizaltı kablosu arızası ve hasarı meydana geldi. Finlandiya ile Almanya arasındaki C-Lion1 kablosu Kasım 2024, Aralık 2024 ve Şubat 2026’da olmak üzere üç kez koptu. EstLink 2 enerji kablosu Ocak ve Aralık 2025’te devre dışı kaldı.
Litvanya ile İsveç arasındaki BCS East-West Interlink Kasım 2024’te, Letonya ile İsveç arasındaki fiber optik kablo Ocak 2025’te ve Rusya’ya ait Baltika kablosu ise Şubat 2026’da zarar gördü. Avrupa’daki bazı yetkililer bu olaylarda Rusya’dan şüphelendiklerini açıklamıştı.
Rus yetkililer ise kablo kopmaları ve NATO ülkelerindeki diğer sabotaj eylemleriyle bağlantılı oldukları yönündeki tüm suçlamaları reddediyor. Kremlin, Rusya’nın başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmediğini belirtiyor.
Washington Post, 19 Ocak’ta yayımladığı haberinde ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin istihbarat servislerinin, Moskova’nın söz konusu olaylarla bağlantılı olmadığı yönündeki değerlendirmeye eğilim gösterdiğini yazmıştı.
Letonya Dışişleri Bakanı Bayba Braze de gazeteye yaptığı açıklamada, Baltık’taki tatbikatların ABD’nin müttefiklerine bağlılığını ortaya koyduğunu belirterek, “BALTOPS-26’nın ölçeği her şeyi anlatıyor. Güçlü transatlantik işbirliği NATO’nun kolektif savunmasının temelini oluşturuyor ve mevcut güvenlik ortamında her zamankinden daha önemli” dedi.
Daha önce The Economist de Baltık Denizi’nin Rusya ile NATO arasında yaşanabilecek olası bir karşılaşmanın kilit alanlarından biri haline geldiğini yazmış, denizaltı altyapısının kırılganlığına ve bunun korunmasının ittifak açısından yarattığı zorluklara dikkat çekmişti.
Politico ise İsveç’in Gotland Adası’nı güçlendirerek adayı bir savunma merkezine dönüştürmeye çalıştığını aktarmıştı.
Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu Başkanı Nikolay Patruşev, Baltık bölgesinde çok uluslu NATO grubunun ortaya çıkmasının ardından bölgede “karmaşık bir durum” oluştuğunu söylemişti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise birçok kez Rusya’nın NATO ile savaşmak için herhangi bir nedeni ya da çıkarı bulunmadığını ifade etti.
Putin, “Rusya’nın NATO’ya saldırmak istediğini uydurdular. Aklınızı mı kaçırdınız? Şu masa kadar bile akıllı değil misiniz?” sözlerini kullanmıştı.
Diplomasi
Hindistan, Rusya’dan petrol alımında rekor kırdı

Kpler verilerine göre Hindistan’ın Rusya’dan petrol ve kömür ithalatı, Ortadoğu’daki savaş ve sevkiyat aksaklıkları nedeniyle haziran ayında rekor seviyelere ulaştı. Rusya’dan yapılan günlük petrol sevkiyatının haziranda 2,55 milyon varile çıkması beklenirken, Moskova Avustralya’yı geride bırakarak Hindistan’ın ikinci en büyük kömür tedarikçisi konumuna yükseliyor.
Hindistan, İran’da yaşanan gerilim nedeniyle tedarik zincirinde meydana gelen aksamalar ve yükselen fiyatlar karşısında Rusya’dan petrol ve kömür ithalatını artırıyor.
Reuters haber ajansının uluslararası analiz şirketi Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, Rusya’dan Hindistan’a yapılan sevkiyatlar haziran ayında rekor düzeylere ulaştı.
Kpler tahminlerine göre, Rusya’nın Hindistan’a petrol sevkiyatı haziran ayında günlük 2,55 milyon varille rekor düzeye yükselecek.
Bu miktar, mayıs ayındaki günlük 2,13 milyon varillik sevkiyatı ve Mayıs 2023’teki günlük 2,16 milyon varillik düzeyi geride bırakıyor.
Rusya’nın Hindistan’ın haziran ayındaki toplam ithalatı içindeki payı ise yüzde 50’nin hemen altında gerçekleşecek. Bu oran, Ortadoğu’daki çatışmanın başladığı 28 Şubat öncesindeki üç aylık dönemde ortalama yüzde 23 seviyesindeydi.
Hindistan’ın Rus petrolüne yönelmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasının ardından piyasadaki arzı artırmak amacıyla ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin alımlara yönelik yaptırımları geçici olarak kaldırmasını izledi.
Ancak yaptırımlardan muafiyet süresi 17 Haziran’da sona erdi ve ABD Hazine Bakanlığı tarafından uzatılmadı.
Reuters, bu durumun Rus petrolü alımlarında azalmaya yol açabileceğini, ancak sürecin gidişatının Hindistan rafinerilerinin ve yetkililerinin Ortadoğu ülkelerinden sevkiyatlara dönme konusundaki istekliliğine bağlı olacağını belirtiyor.
Kpler öngörülerine göre, Suudi Arabistan’dan yapılan ithalatın haziran ayında günlük 349 bin varil seviyesinde kalması bekleniyor. Bu miktar, savaş öncesindeki üç aylık dönemde günlük ortalama 832 bin varil düzeyindeydi.
İthalat artışı Rus kömüründe de gözleniyor. Haziran ayında tüm kalitelerde Rus kömürü ithalatının, mayıs ayındaki 3,27 milyon tona kıyasla 3,16 milyon ton olarak gerçekleşmesi bekleniyor.
Her iki ay da geçen yılın mayıs ayında kaydedilen 3,76 milyon tonluk zirvenin ardından sırasıyla tarihin en yüksek ikinci ve üçüncü değerleri olarak kayda geçecek.
Rusya’nın haziran ayında Avustralya’yı geride bırakarak, Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci kömür ithalatçısı olan Hindistan’a en çok kömür sağlayan ikinci ülke konumuna geleceği tahmin ediliyor.
Ajansın değerlendirmesine göre Rusya, Hindistan’ın temel kömür tedarikçisi olma rolünü korumaya devam edecek; ancak Rus petrolünün gelecekteki alımları, ABD’nin Moskova’ya yönelik yaptırım politikasını olası sıkılaştırma adımlarına bağlı olacak.
Yeni Delhi petrol sevkiyatının yaptırımlardan etkilenmeyeceğini açıkladı
Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, haziran ayı ortasında yaptığı açıklamada, ülkesinin 2022 yılından bu yana küresel fiyatları dizginlemek amacıyla ABD’nin talebi doğrultusunda Rus petrolü alımlarını artırdığını belirtmişti.
Jaishankar, Rus hammaddesine yönelik Amerikan kısıtlamalarını eleştirerek, bu önlemlere büyük ilkeler süsü verilmemesi çağrısında bulunmuştu.
Hindistan Petrol ve Doğalgaz Bakanlığı Temsilcisi Sujata Sharma da mayıs ayında yaptığı açıklamada, Rusya’dan sevkiyatların devam ettiğini ve ABD’nin yaptırım muafiyetlerine ilişkin kararlarından bağımsız olarak süreceğini kaydetmişti.
Hindistan rafinerileri, 2025 yılında ABD baskısı ve Hindistan mallarına yönelik yüzde 25’lik gümrük tarifesi tehdidi nedeniyle Rusya’dan yaptıkları ithalatı azaltarak Suudi Arabistan ve Irak’a yönelmişti.
Ancak Reuters’ın verilerine göre, Ortadoğu’daki savaşın ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın ardından Hindistan firmaları mart ayı başında Rus petrolü alımlarını yeniden artırdı.
Rusya’nın Yeni Delhi Büyükelçisi Denis Alipov nisan ayı sonunda yaptığı açıklamada, Hindistan’ın kabul etmeye hazır olduğu miktarda hammaddeyi tedarik etmeye hazır olduklarını duyurmuştu.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da daha sonra yaptığı açıklamada, Moskova’nın Hindistan’a enerji taşıyıcıları sevkiyatına ilişkin anlaşmalara bağlı kaldığını doğrulamıştı.
Amerika7 gün öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Dünya Basını2 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4









