Avrupa
Kötü ekonomik gidişat Meloni hükümetini sarsıyor

Avrupa’da sağın neredeyse bütün renklerini birleştiren istikrarlı bir koalisyon hükümetinin adresi olarak gösterilen İtalya’da iktisadi göstergeler pek iç açıcı değil.
İtalya’nın Kardeşleri’nden Başbakan Giorgia Meloni’nin önderliğindeki koalisyon hükümetinde eski başbakanlardan Silvio Berlusconi’nin Forza Italia partisi ile birlikte eskinin kuzey ayrılıkçı partisi Matteo Salvini’nin Lega’sı da bulunuyor. Üç parti de, Avrupa Parlamentosu’nda ayrı gruplarda yer alıyor. Sırasıyla; Avrupa Muhafazakârları ve Reformcuları (ECR), Avrupa Halk Partisi (EPP) ve Kimlik ve Demokrasi (ID).
Son açıklanan verilere göre, İtalyan ekonomisi yılın ikinci çeyreğinde %0,3 küçüldü. Birçok uzman ve anket, ekonominin %0 büyüyerek yerinde sayacağını düşünüyordu.
Avro bölgesindeki büyüme eğiliminin tersine küçülen İtalya’da bu durum, iç talepteki azalmaya bağlanıyor. Dahası net ihracat da büyümeye katkı sağlayamadı. Kötü gidişat, özellikle sanayi ve tarım sektörlerine darbe vurdu.
Veriler, Avro bölgesinin üçüncü büyük ekonomisindeki faaliyetlerin artan faiz oranları, zayıflayan küresel ihracat talebi ve mali desteğin geri çekilmesinden nasıl etkilenmeye başladığını gösteriyor. İtalya’nın GSYİH’si ilk çeyrekte %0,6 oranında artmıştı.
Meloni, daha geçen hafta, hükümetinin iktisadi politikalarının Fransa ve Almanya’dan daha hızlı büyüme sağladığını ileri sürmüştü. IMF, İtalya için bu sene %1,1’lik bir büyüme öngörüyor. Geçtiğimiz ay Maliye Bakanı Giancarlo Giorgetti, salgının başlamasından bu yana ilk tam yaz sezonunda yaşanan turist patlamasının da etkisiyle ekonominin 2023 yılında %1,4’e varan bir büyüme kaydedebileceğini iddia ediyordu.
Bu etkinin yılın ikinci yarısında İtalya’nın iktisadi büyümesine yardımcı olacağı söylenebilir, fakat Çin öncülüğündeki küresel imalat sektöründeki yavaşlama, başta Almanya olmak üzere Avro bölgesi ekonomilerini de vuruyor.
Bu ayın başında satın alma müdürleri arasında yapılan bir ankete göre İtalya’daki fabrikalar Haziran ayında, 2020 başındaki pandemi kapanmalarından bu yana en kötü ayını geçirdi.
İtalya Maliye Bakanlığı daralmadan, Meloni hükümetinin çeşitli üyeleri tarafından şiddetle eleştirilen AMB’nin tekrarlanan faiz artışları da dahil olmak üzere Roma’nın kontrolü dışındaki küresel faktörleri sorumlu tuttu.
Bakanlık açıklamasında, “Sonuçlar özellikle uluslararası sanayi döngüsündeki düşüşten, faiz oranlarındaki artıştan ve hane halkının satın alma gücündeki uzun süreli fiyat artışı aşamasının etkisinden etkilendi,” denildi.
Temmuz anketleri imalat sanayisindeki umutsuzluğu gösteriyor
Üçüncü çeyreğin başında İtalyan imalatçıların beklentisinde herhangi bir iyileşme belirtisi görülmedi. S&P Global’in aylık satın alma yöneticileri anketi, Temmuz ayında ‘üretim ve yeni siparişlerin her ikisinin de tarihsel olarak dik oranlarda düştüğünü’ ortaya koydu ve üretimin pandemiden bu yana en fazla düşüşü kaydettiğini tahmin etti.
FT’ye konuşan İtalyan bankası UniCredit’ten ekonomist Loredana Maria Federico, “Yavaşlayan küresel talep, kısıtlayıcı kredi koşulları ve sıkılaştırıcı para politikasının etkisi [imalat sektörünün] bu zayıflığında rol oynamaya devam edecek,” dedi.
Öte yandan İtalyan hizmet sektörü için HCOB Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) Haziran ayındaki 52.2 seviyesinden 51.5’e geriledi. Endeks, büyümeyi daralmadan ayıran 50 seviyesinin üzerinde kalmaya devam etti, fakat üst üste üçüncü aylık düşüşe işaret etti.
İtalya’nın daha küçük imalat sektörü için Salı günü açıklanan PMI, Haziran ayındaki 43.8 seviyesinden 44.5’e yükseldi. Hizmet ve imalat sektörlerini bir araya getiren bileşik Satın Alma Yöneticileri Endeksi ise Haziran ayındaki 49.7 seviyesine kıyasla Temmuz ayında 48.9 olarak gerçekleşti.
Borç çevrimi zorlaşıyor
İtalya’nın manşet enflasyonu beklenenin altında %6,4 gelse de, Avrupa Merkez Bankası’nın (AMB) faiz artırımına devam edip etmeyeceğine ilişkin belirsizlik sürüyor.
Zayıf büyüme beklentileri ve yüksek borçlanma maliyetleri Meloni’nin İtalya’nın devasa ulusal borcunu kontrol altında tutmasını daha da zorlaştıracak. Avrupa Komisyonu’nun tahminlerine göre İtalya’da borcun GSYİH’ye oranı %140’ın üzerinde seyrediyor ve önümüzdeki yıl da pek değişmeyecek gibi görünüyor.
İtalyan hükümetleri, AB’nin kriz zamanlarında başvurulabilecek bir acil durum fonu olarak oluşturduğu Ortak Çözüm Fonuna (SRF) ek olarak kurgulanan Avrupa İstikrar Mekanizmasına (ESM) imza atmayı reddediyor. Meloni, İtalya’nın onayı için pazarlık teklif etmişti. Pazarlığa göre, İtalya, AB üye devletleri için daha yumuşak mali kurallar karşılığında, ESM anlaşmasını onaylayacaktı.
İtalya’yı rahatsız eden şey, on yıl önce Yunanistan’a benzer bir duruma düşmekten duyulan korku. İtalyan siyasetinde ‘ESM’ terimi ekonomik acılar ve kemer sıkma ile eşdeğer.
Bunun yanında hükümetin hangi politika tercihlerini benimsemesi gerektiği konusunda yabancılar tarafından yönlendirilmenin getireceği egemenlik kaybı, katlanılamayacak kadar fazla görünüyor. Financial Times’ta çıkan bir değerlendirmeye inanacak olursak, dönemin Avrupa Merkez Bankası Başkanı Jean-Claude Trichet’nin 2011 yılında dönemin başbakanı Silvio Berlusconi’ye yazdığı meşhur mektup, siyasilerin bir kısmının aklından hâlâ çıkmıyor. Trichet, İtalyan hükümetinin krizi hafifletmek için atması gereken somut adımlar konusunda diktelerde bulunduktan kısa bir süre sonra Berlusconi istifa etmiş ve yerine teknokrat Mario Monti gelmişti.
Tarihe ‘Trichet-Draghi gizli mektubu’ olarak geçen bu mektup, Roma’ya ‘mümkün olan en kısa sürede’ gerekli önlemleri almasını neredeyse emretmesi nedeniyle yakın tarihte bir ilk olarak görülüyordu. Mektupta dike edilen tedbirlere uyma karşılığında, AMB ikincil piyasada büyük miktarda İtalyan tahvili satın almayı vaat ediyordu. Bunlar arasında kamu maliyesinin ‘sürdürülebilirliğini’ sağlamak için acil tedbirler; borç üstlenimi, ticari borçlar ve bölgesel ve yerel yönetimlerin harcamaları üzerinde sıkı kontrol gibi maddeler yer alıyordu.
Avrupa’nın en kırılgan bankacılık sistemlerinden birine sahip İtalyan bankaları varlıklarının büyük bir bölümünü İtalyan devlet tahvillerinde tutuyor. Devlet tahvillerindeki herhangi bir satış dalgasının, İtalyan bankacılık sistemini Avrupa’daki diğer tüm bankalardan daha fazla vuracağı tahmin ediliyor.
Sosyal yardımın kesilmesi tepki yarattı
Roma’nın başını ağrıtan bir başka mesele de sosyal yardımlar. Meloni’nin koalisyon hükümeti, popülist Beş Yıldız Hareketi’nin 2019’da başlattığı tartışmalı ‘vatandaşlık geliri’ yoksulluk yardımı programını aşamalı olarak kaldırmaya başlamasıyla şimdiden artan bir tepkiyle karşı karşıya.
Roma, patronların geçen yıl tahminen 1,7 milyon haneye fayda sağlayan programın İtalyanları işe girmekten caydırdığı ve yapay işgücü kıtlığı yarattığı yönündeki şikayetleri üzerine daha sıkı uygunluk kriterleri uygulamaya karar verdi.
Son günlerde, hükümetin çalışabilir ve istihdam edilebilir olarak gördüğü yaklaşık 160.000 kişi, yardımlarının kesildiğine dair kısa mesajlar aldı ve bu durum Napoli ve başka yerlerde protestolara yol açtı.
Bir başka ‘kemer sıkma’ örneği de ‘Süperbonus’ olarak bilinen uygulama. İtalyanlara enerji verimliliğini artıran ev iyileştirmeleri için yüzde 110 vergi kesintisi sunan program, salgın sonrası çılgın bir inşaat patlamasını körüklemiş, insanlar kamu masraflarıyla maliyetli ev iyileştirmeleri yapmıştı.
Roma, Şubat ayında programda büyük değişiklikler yapılacağını duyurdu. Bu nedenle İtalya’da inşaat faaliyetleri Mayıs ayında ilk çeyreğe kıyasla %3,8 azaldı.
Sanayiciler göçmen işçi istiyor
İktidara gelirken İtalya’ya yönelik göçmen akınını durduracağını vaat eden Meloni’nin attığı en önemli geri adımlardan biri de 2023-2025 arasında AB dışından 452 bin kişiye çalışma vizesi vereceğini açıklaması oldu.
Roma, 2025’te 165.000’e ulaşacak şekilde her yıl mevcut izin sayısını artıracağını açıkladı. Oysa Covid-19 salgını başlamadan önce, 2019 yılında İtalya sadece 30.850 vize vermişti.
Halihazırda İtalya’ya ulaşan sığınmacıların birçoğu doğrudan daha zengin olan kuzey Avrupa’ya gitmeye çalışıyor ve bu da Roma’nın birçok AB ortağından daha az sığınmacıyı işleme tabi tutması anlamına geliyor. Örneğin ISPI’ye göre bu rakam son 12 ayda toplam nüfusun %0,16’sını temsil ederken AB ortalaması %0,22. Tahminlere göre 2012 ile 2021 yılları arasında bir milyon kişi İtalya’da karaya çıktı ama bunların yaklaşık 700.000’i kuzeye yolculuğuna devam etti.
Öte yandan göçmen karşıtlarını yatıştırmak isteyen hükümet, şirketlerin ve sendikaların 2023-2025 döneminde 833.000 vize talep ettiğini söyleyerek itidalli davrandığını ileri sürdü.
Fakat özellikle sanayiciler, ilk artışı memnuniyetle karşılasalar da, uzun süredir devam ettiğini iddia ettikleri ‘demografik düşüşün’ üstesinden gelmek için daha fazlasına ihtiyaç duyulacağını söylüyorlar.
Örneğin İtalyan sanayici birliği Confindustria’nın başkanı Michelangelo Agrusti, “Hem vasıflı hem de genel işgücü açığımız olduğunu artık herkes biliyor,” dedi.
Meloni’nin partisinden bankalara vergi önerisi
Meloni’nin partisi İtalya’nın Kardeşleri’nden bir senatör Perşembe günü, faiz oranlarındaki artışların özellikle kredilerini geri ödemekte zorlananları zorladığını söyleyerek, değişken mortgage maliyetlerini azaltmak için bankalara bir vergi getirilmesini önerdi.
Araştırma enstitüsü Censis’in bir raporu, 2021 itibariyle ailelerin neredeyse %71’inin yaşadıkları evlere sahip olduğunu ve gayrimenkul sahipliğinin İtalyan toplumunun ‘kurucu unsuru’ olarak kabul edildiğini gösterdi.
Senatör Matteo Gelmetti, iflas etmemiş ipotek sahibi ailelerin yaklaşık %80’inin değişken faiz oranlarını tercih ettiğini ve bu nedenle faiz artışlarının etkilerine karşı en savunmasız durumda olduklarını söyledi.
Reuters tarafından görüntülenen yasa tasarısı, 2023 yılında ‘birincil konut’ (kişinin kendi oturduğu ev) satın almak için kabul edilen krediler için faiz oranlarındaki herhangi bir artışın, başlangıçta belirtilen miktarın %2’sini geçmemesi gerektiğini söylüyor.
Maliyet sınırlama planının finansmanının, bankaların bu yıl krediler yoluyla elde ettikleri gelirlerin %20’sine tekabül eden ve 5 milyon avronun üzerinde olması halinde bankalardan alınacak bir vergi yoluyla bir fon tarafından sağlanacağı belirtiliyor.
Diğer beş İtalya’nın Kardeşleri senatörü ile birlikte öneriyi imzalayan Gelmetti Reuters’a yaptığı açıklamada, “Bankalar önceki yıllara kıyasla ekstra kâr elde etti,” dedi.
Teklifin hem Senato hem de alt meclis olan Temsilciler Meclisi tarafından onaylanması gerekecek.
Geçtiğimiz ay Başbakan Yardımcısı ve Lega lideri Matteo Salvini, hükümetin değişken faizli konut kredisi sahipleri için artan faiz oranlarının etkisini yumuşatmak üzere bankalarla birlikte çalıştığını ve aylık ödemelerin artmasını önlemek için vadeleri uzatmayı hedeflediğini söylemişti.
Mali reform hazırlığı: Vergi indirimleri gündemde
İtalya hükümeti, vergi indirimlerini içeren ve yetkililere kurumsal ve bireysel vergi kaçakçılarıyla anlaşma yapma konusunda daha fazla hareket alanı sağlayacak tartışmalı mali reformları hayata geçirmeye de hazırlanıyor.
En son Hazine verilerine göre vergi kaçakçılığı 2020 yılında devleti 90 milyar avrodan mahrum bıraktı, fakat Meloni’nin selefi Mario Draghi uygulamayı kısıtlamaya çalışırken, Meloni daha esnek bir yaklaşım benimsiyor.
Ekim ayında göreve geldiğinden bu yana 13 vergi affı çıkaran hükümet, geçtiğimiz hafta İtalya’nın Covid-19 salgını sonrası ekonomik toparlanma planının yenilenmesi kapsamında vergi kaçakçılığını azaltma hedeflerini aşağıya çekebileceğinin sinyalini verdi.
Reformlar arasında Meloni, nasıl vergi kaçırdıklarını itiraf eden ve mali makamlarla işbirliği içinde borçlarını ödemeyi kabul eden şirketlere yönelik cezaları kaldırmak istiyor.
Meloni benzer bir düzenlemeyi mali ikametgahlarını İtalya’ya taşıyan ya da burada en az 1 milyon avro gelir elde eden varlıklı bireyler için de planlıyor.
Hükümet ayrıca mevcut gelir vergisi dilimlerini dörtten üçe indirmeyi ve ardından 2027’de yapılacak ulusal seçimlerden önce tüm vergi dilimlerine aynı oranda uygulanan ‘sabit vergi’ modelini getirmeyi hedefliyor.
Muhalefet partileri reformu, vergi kaçıranları para cezası ya da cezai mahkumiyet riskine karşı korumakla eleştirirken, sendikalar bunun daha çok zenginlere fayda sağlayacağını savunuyor.
İtalya Merkez Bankası Mayıs ayında yaptığı açıklamada tek bir gelir vergisi bandının mali kısıtlamalar ve devletin sosyal yardımlar için harcamak zorunda olduğu miktar nedeniyle gerçekçi olmayabileceğini söyledi.
Avrupa
Almanya, Rusya’ya karşı binlerce yeni füze almaya hazırlanıyor

Bloomberg’ün haberine göre Almanya, Tomahawk sevkiyatında yaşanan gecikmeler üzerine savunma cephaneliğini binlerce hassas vuruş füzesiyle takviye etmeyi planlıyor. Berlin, Amerikan girişimi Covenant’tan 1,12 milyar doları aşan Anthem füzeleri almanın yanı sıra Ukrayna, Hollanda ve İngiltere ortaklı projeleri değerlendiriyor.
Almanya, savunma cephaneliğini genişletmek amacıyla binlerce hassas vuruş füzesi satın almayı planlıyor.
Almanya ordusunun envanterinde şu anda yalnızca havadan fırlatılan ve yaklaşık 500 kilometre gibi görece kısa bir menzile sahip olan Taurus seyir füzeleri yer alıyor.
Bloomberg’ün konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberinde, Berlin’in Amerikan Raytheon üretimi BGM-109 Tomahawk füzeleri ile Typhon fırlatma sistemlerini tedarik etme planının ise gecikmelerle karşılaştığı belirtildi.
Bu tablonun ardından Almanya Savunma Bakanlığı, çok sayıda üreticiyle binlerce hassas vuruş füzesi almak üzere görüşmelere başladı.
Berlin’in benimsediği strateji, görece düşük maliyetli füzeleri yüksek adetlerle temin ederek nicelik üstünlüğü kurmayı ve olası bir hasmın hava savunma sistemlerini doygunluğa ulaştırarak felce uğratmayı amaçlıyor.
Görüşme yürütülen taraflardan birini Amerikan savunma girişimi Covenant oluşturuyor.
Almanya, bu şirketten 1,12 milyar doları aşan bir maliyetle karadan fırlatılan binlerce Anthem seyir füzesi almayı değerlendiriyor.
Covenant şirketi ABD kökenli olmasına karşın projenin Avrupa ile doğrudan bağı sürüyor. Girişim, bu yıl Almanya’nın Leipzig kentinde bir fabrika açtı.
Fabrikadaki ilk füzelerin 2027 yılının başında üretim bandından çıkması hedefleniyor.
Gelecek yılın sonuna kadar bin adet üretmeyi planlayan şirket, bağımsız Avrupa tedarik zincirlerinden faydalanarak 2028 yılına gelindiğinde yıllık 5 bin füzelik azami kapasiteye ulaşmayı amaçlıyor.
Berlin tek bir tedarikçiye bağlı kalmamak için alternatifleri inceliyor
Berlin yönetimi tek bir şirkete bağımlı kalmaktan kaçınmak için farklı seçenekleri de gündemde tutuyor.
Bu kapsamda Ukrayna ile Bars seyir füzelerinin ortak üretimi ve satın alınması yönünde temaslar yürütülüyor.
Hollanda merkezli Destinus SA şirketinin geliştirdiği Ruta füzeleri de incelenen seçenekler arasında yer alıyor.
Almanya ve İngiltere ortak girişimi olan Hypersonica ile de yüksek hızlı HS1 füzelerinin geliştirilmesi konusu ele alınıyor.
Avrupa ülkeleri, Ukrayna’daki çatışmaların başlamasının ardından geniş kapsamlı bir yeniden silahlanma sürecine girdi.
Rusya’nın Berlin Büyükelçisi Sergey Neçayev ise mayıs ayında yaptığı açıklamada Almanya’nın Rusya ile askeri bir karşı karşıya gelişe hazırlandığını öne sürmüştü.
Neçayev, Almanya’nın Ukrayna’daki çatışmalara taraf olmama yönündeki resmi beyanlarına rağmen askeri harcamalarını artırdığını, ordu mevcudunu büyüttüğünü ve silahlanma adımlarını hızlandırdığını savundu.
Avrupa
Avusturya, dört Rus diplomatı sınır dışı etti

Avusturya, üçü büyükelçilikte biri AGİT temsilciliğinde görevli dört Rus diplomatı casusluk şüphesiyle sınır dışı etti. Karara tepki gösteren Rusya Dışişleri Bakanlığı misillemenin kaçınılmaz olduğunu duyururken Viyana’nın 2022’den bu yana sınır dışı ettiği Rus görevli sayısı en az 18’e ulaştı.
Avusturya, dört Rus diplomatı “istenmeyen kişi” ilan ederek sınır dışı etti. Diplomatlardan üçü Viyana’daki Rusya Büyükelçiliğinde görev yaparken biri ülkenin Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Daimi Temsilciliğinde yer alıyordu.
Gelişmeyi cuma günü ilk olarak Avusturya dergisi Profil duyurdu; kamu yayıncısı ORF ve Die Presse gazetesi de Dışişleri Bakanlığına dayandırdıkları haberlerle bilgiyi teyit etti.
Bakanlık açıklamasında kararın güvenlik birimlerinden gelen veriler doğrultusunda alındığı belirtildi. Açıklamada, dört Rus görevlinin diplomatik statüleriyle bağdaşmayan faaliyetler yürüttüğü kaydedildi.
Moskova ise karara gecikmeden karşılık verileceğini duyurdu. Rusya Dışişleri Bakanlığı, Avusturya’nın bu adımına yönelik tepkinin “kaçınılmaz olarak geleceğini” açıkladı.
Avusturya Dışişleri Bakanlığı verilerine göre Viyana’daki Rusya Büyükelçiliğinde toplam 48 diplomat görev yapıyor. 23 Rus vatandaşı da ülkenin AGİT Daimi Temsilciliğinde yer alıyor.
Profil: Rus diplomatlar casuslukla suçlanıyor
Profil dergisi, sınır dışı edilen dört Rus diplomatın casusluk şüphesiyle hedef alındığını aktardı.
Bu isimlerin, araştırmacı yayın organı Agentstvo’nun ağustos başında yayımladığı ve istihbarat servisleriyle bağlantılı olabileceği öne sürülen 21 kişilik diplomat listesinde yer alıp almadığı ise henüz netleşmedi.
Profil, Avusturya Savunma Bakanlığının ağustos ayı ortasında askerlere olası Rus ajan devşirme girişimlerine karşı uyarı yazısı gönderdiğini ve şüpheli temasların bildirilmesini istediğini kaydetti.
Avusturya makamlarının gündemine giren bir diğer başlık ise Viyana sakinlerinin Rusya Büyükelçiliği çatısından gelen seslere yönelik şikayetleri oldu.
İngiliz The Financial Times gazetesi mart ayında kaynaklarına dayandırdığı haberinde, çatıdaki “anten ormanı” aracılığıyla NATO ve diğer uluslararası kuruluşların haberleşmelerinin dinlendiğini öne sürmüştü. Viyana yönetimi bu iddialar üzerine mayıs ayında üç Rus diplomatı sınır dışı etmişti.
Avusturya Dışişleri Bakanlığı eylül ayı ortasında yerel haber ajansı APA’ya yaptığı açıklamada, Rusya Büyükelçiliği temsilcilerinin çatıdaki havalandırma pervanelerinin arızalandığını savunarak gürültü için özür dilediğini bildirmişti.
Şubat 2022’de Ukrayna’da başlayan savaştan bu yana Avusturya, son kararla birlikte Rus temsilciliklerindeki en az 18 personeli sınır dışı etmiş oldu.
Avrupa
Sırbistan’da öğrenci mitinginde yüzbinlerce kişi bir araya geldi

Sırbistan’da öğrencilerin öncülüğündeki hareketin son mitingi için perşembe günü yüz binlerce kişi Belgrad’ın merkezinde bir araya geldi.
25 Ekim’de yapılacak erken parlamento seçimleri öncesinde yapılan mitingin organizatörleri, mitinge en az 200.000 kişinin katıldığını belirtti.
Hareket, Aleksandar Vučić ve Sırp İlerleme Partisi’nin (SNS) 14 yıllık iktidarını sona erdirmeyi ve yaklaşık iki yıldır süren hükümet karşıtı protestoları bir seçim zaferine dönüştürmeyi hedefliyor.
Protesto hareketi, Kasım 2024’te kuzeydeki Novi Sad kentinde bir tren istasyonu kanopisinin çökmesi sonucu 16 kişinin hayatını kaybetmesi ve bunun ülke genelinde öğrenciler öncülüğünde kitlesel yolsuzluk karşıtı protestolara yol açmasının ardından ortaya çıktı.
Göstericiler, felaketin sorumlusu olarak hükümetin yolsuzluğunu gösterdi fakat henüz kimse cezai olarak sorumlu tutulmadı.
Öğrenci Listesi’nden birçok aday kalabalığa hitap etti. Aralarında, yargı ve savcılığın siyasi baskı ve kişisel çıkarların etkisinden arındırılması çağrısında bulunan tanınmış Sırp aktör Tihomir Stanić de vardı.
Stanić, “Hepimiz kanun önünde eşit olmamaktan bıktık. Sırbistan özgürlüğü, adaleti ve hesap verebilirliği hak ediyor,” dedi.
Miting, son iki yıldır öğrenci hareketinin harekete geçirdiği çok sayıda genç de dahil olmak üzere her yaştan insanı bir araya getirdi.
Belgrad’dan 26 yaşındaki Nađa, başından beri öğrencileri desteklediğini ve adalet ve daha iyi bir gelecek için mücadele eden insanların yanında yer almaktan gurur duyduğunu söyledi.
Rapporteur’e verdiği demeçte, “Öğrenci Listesi’nin seçimi kazanmasını bekliyorum fakat iktidar yetkililerinin sonuçları sorgulamak ve itibarsızlaştırmak için ellerinden gelen her şeyi yapacaklarına inanıyorum,” dedi.
Mitinge, siyasi değişim ve çocukları için daha iyi bir gelecek umduğunu belirten daha yaşlı destekçiler de katıldı.
61 yaşındaki Dragana, Rapporteur’e, “Umarım yeni hükümet, çocuklarımızın Sırbistan’ı terk etmek zorunda kalmadan geleceklerini kurabilecekleri bir ülke yaratır,” dedi.
Seçimler, Vučić’in iktidar partisinin yıllarca kendisiyle kıyaslanabilecek kadar güçlü bir seçim rakibiyle karşılaşmadığı 2012’de SNS’nin iktidara gelmesinden bu yana Sırbistan’da görülen en belirsiz seçimler olarak değerlendiriliyor.
Seçim kampanyası neredeyse bir referandum havasına büründü. Oylama, genel olarak SNS’nin iktidarının devamı ile siyasi değişim umudu arasında bir seçim olarak görülüyor.
Anketler, iktidar koalisyonu ile Öğrenci Listesi arasında başa baş bir yarışa işaret ediyor. Salı günü yayınlanan son ankete göre, kararını vermiş seçmenler arasında SNS liderliğindeki koalisyon %42,9, Öğrenci Listesi ise %42 oy oranına sahip.
Avrupa Parlamentosu heyeti de dahil olmak üzere uluslararası gözlemciler, seçimleri izleyecek.
Seçimlerin nasıl yürütüleceği, seçim koşulları, demokratik standartlar ve hukukun üstünlüğü konusundaki süregelen endişeler nedeniyle, uzun süredir durma noktasına gelen Sırbistan’ın AB üyelik süreci üzerinde önemli etkiler yaratabilir.
Amerika4 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı
Avrupa2 hafta önceBerlin’de Sol Parti, SPD-Yeşiller koalisyonu için “İsrail’in var olma hakkı”nın altını çizdi
Avrupa2 hafta önceBurnham: Brexit oylamasında Rus müdahalesi var
Rusya2 hafta önceYandex veri merkezine saldırı Rusya’da dijital hizmetleri vurdu












