Diplomasi
Küresel bankacılık sistemine yapay zeka tehdidi

IMF ve Dünya Bankası’nın Washington’daki bahar toplantılarında bir araya gelen finans liderleri, yapay zekanın küresel bankacılık altyapısı üzerindeki siber risklerini temel gündem maddesi haline getirdi. Financial Times’ın aktardığına göre, Anthropic firmasının geliştirdiği deneysel Claude Mythos Preview modeli ve OpenAI’ın siber güvenlik odaklı yeni araçları, operasyonel sistemlerdeki binlerce kritik güvenlik açığını tespit etme kabiliyetiyle küresel finans güvenliğini tehdit ediyor.
Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası’nın Washington’da düzenlenen bahar toplantıları kapsamında bir araya gelen maliye bakanları, merkez bankası başkanları ve sektör düzenleyicileri; odağı jeopolitik gerilimler ile borç risklerinden, gelişmiş yapay zeka modellerinden kaynaklanan tehditlere kaydırdı.
Financial Times’ın (FT) haberine göre, Anthropic firması tarafından geliştirilen “Claude Mythos Preview” adlı deneysel yapay zeka aracı, küresel finans sistemine yönelik endişelerin merkezine yerleşti.
Söz konusu aracın, tüm temel işletim sistemlerinde ve internet tarayıcılarında binlerce yüksek dereceli kritik güvenlik açığını tespit etme yeteneğine sahip olduğu halihazırda kanıtlanmış durumda.
Gelişme üzerine İngiltere Merkez Bankası Başkanı ve Finansal İstikrar Kurulu (FSB) Başkanı Andrew Bailey, mevcut tabloyu “çok ciddi bir meydan okuma” olarak nitelendirdi. Bailey, düzenleyici kurumların küresel finans sistemi üzerindeki siber riskleri ivedilikle değerlendirmesi gerektiğini vurguladı.
Lagarde “kötü niyetli kullanım” riskine dikkat çekti
Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde, Mythos modelini her ne kadar “sorumlu bir geliştirme” örneği olarak görse de bu tür teknolojilerin “yanlış ellere geçmesi” durumunda felaketle sonuçlanabilecek etkiler yaratabileceğini ifade etti.
Anthropic yetkilileri ise benzer yeteneklerin, yapay zekanın güvenli kullanımı konusunda herhangi bir taahhüt altına girmeyen çok daha geniş bir kitleye ulaşmasının an meselesi olduğunu kabul ediyor.
Öte yandan, bazı düzenleyiciler mevcut jeopolitik gerilimler ve Ortadoğu’daki savaşın gölgesinde, yapay zeka tehdidine karşı küresel düzeyde koordineli bir yanıt verme olasılığına şüpheyle yaklaşıyor.
Siyasetçiler, düzenlemeler konusunda aşırıya kaçma endişesi de taşıyor. Andrew Bailey, çok erken ve sert önlemlerin hedefleri ıskalayabileceği ya da önemli ekonomik getiriler vaat eden bu teknolojinin gelişimini engelleyebileceği konusunda uyarıda bulundu.
Dev bankalar beta sürümü test ediyor
Claude Mythos Preview modeli şu aşamada aralarında Amazon, Apple, JPMorgan Chase’in de bulunduğu ve büyük Amerikan bankalarının da yer aldığı yaklaşık 40 şirketten oluşan dar bir çerçevede test ediliyor.
JPMorgan, Morgan Stanley, BNY ve Citigroup yöneticileri, modelin beta sürümüyle çalıştıklarını teyit etti.
Banka yöneticileri, bir yandan düzeltilmesi gereken “çok sayıda zafiyet” tespit ettiklerini belirtirken diğer yandan teknolojinin altyapı verimliliği ve dahili siber savunma üzerindeki potansiyel faydalarına işaret ediyor.
Bu süreçte diğer teknoloji şirketleri de siber güvenlik odaklı versiyonlarını sahaya sürmeye devam ediyor.
OpenAI, siber güvenlik görevleri için özel olarak eğitilmiş ve işlevsel kısıtlamaları azaltılmış “GPT-5.4-Cyber” modelinin sınırlı test aşamasına geçtiğini duyurdu.
Diplomasi
AI çılgınlığı gelişmekte olan ülkeleri borç batağına sürükleyebilir

Yeni bir Dünya Bankası raporu, yapay zekanın (AI) küresel ekonomiyi yeniden şekillendirmeye başladığı bir dönemde gelişmekte olan ülkelerin büyük bir kısmı için uyarılarda bulundu.
COVID-19 salgını, Ukrayna savaşı ve şimdi de İran savaşı gibi bir dizi sarsıntı, dünyanın en yoksul ülkelerini özellikle sert bir şekilde sarstı.
Bu ülkeler, AI kaynaklı verimlilik ve harcama süper döngüsünden yararlanmak için yeterince hazırlıklı olmama riskiyle karşı karşıya.
Dünyanın en yoksul ülkeleri, bu döneme borç yükü, zayıf yatırımlar ve yıllardır durgunlaşmış kalkınma ile girecek ve bu kazanımlardan pay alabilmek için gerekli altyapı ve becerileri geliştirme kapasiteleri çok sınırlı olacak.
Daha kısa vadede, Dünya Bankası küresel büyüme tahminini 2025’teki %2,9’dan bu yıl %2,5’e düşürdü.
Rapor ayrıca İran savaşının dalga etkileri finansal piyasaları bozacak kadar uzun sürerse büyümenin %1,3’e gerileyebileceğini belirtti.
Dünya Bankası baş ekonomisti Indermit Gill, kurumun küresel görünüm raporunda, “2020’lerin ilk yarısı artık geride kaldı ve bu on yılın çoktan kaybedilmiş olması muhtemel. Fakat 2030’lar henüz kaybedilmiş değil,” diye yazdı.
Gill şöyle devam etti:
“Şu anda bir araya gelen iktisadi güçler… önümüzdeki on yılda dönüştürücü bir ilerlemeyi tetikleyecek kadar güçlü.”
Ne var ki Gill, gelişmekte olan ekonomilerin bu teknolojiden yararlanmak için gerekli koşullara sahip olmaması halinde “yapay zeka devriminin zengin ve yoksul ülkeler arasındaki uçurumu daraltmak yerine daha da genişletebileceği” uyarısında bulundu.
Bankanın iktisatçıları, birçok gelişmekte olan ekonominin AI teknolojisinden tam olarak yararlanmak için gerekli olan bilgi işlem altyapısı, teknik uzmanlık ve yerel dilde verilere sahip olmadığını belirtti.
Raporda şöyle deniyor:
“Gelişmekte olan ekonomiler, küresel veri merkezi kapasitesinin dörtte birinden azını oluşturuyor. Dünyanın en yoksul 24 ekonomisi ise bu kapasitenin yüzde 1’inin onda birinden azını oluşturuyor.”
Bankanın tahminine göre, gelişmekte olan ve yeni ortaya çıkan piyasalardaki büyüme bu yıl %3,6’ya gerileyecek ve kişi başına gelir artışı, pandemiden bu yana en düşük seviyeye inecek.
Grubun uzun vadeli tahminine göre ise yapay zeka, temiz enerji yatırımları ve daha sıkı bölgesel ticaret bağlarıyla birlikte, nihayetinde bu gidişatı tersine çevirebilir, verimliliği artırabilir ve 1970’lerden bu yana en refah dolu on yılın zeminini hazırlayabilir.
Dünya Bankası, tekrarlanan şokların gelişmekte olan ülkelerin büyük bir kısmına şimdiden on yıllık bir ilerleme kaybına mal olduğunu savunuyor.
2030’lu yıllara ilişkin iyimser tahminleri, 2020’li yıllardaki krizlerle zayıflayan ülkelerin, bir sonraki büyüme dönemini şekillendirecek gibi görünen teknolojilere ve yatırımlara hâlâ hazırlanabilmeleri durumunda gerçekleşebilir.
Diplomasi
Rusya ve Hindistan nadir toprak elementleri için görüşüyor

Rusya, Yakutistan’daki dünyanın en büyük işlenmemiş nadir toprak elementi kaynaklarından biri olan Tomtor maden sahasına erişim için Hindistan’a teklifte bulundu. Hindistan devlet madencilik şirketi IREL, işbirliği kararı öncesinde numune tedariki için gizli görüşmeler yürütüyor.
Rusya, Hindistan’a Yakutistan’da bulunan Tomtor nadir toprak metalleri yatağına erişim teklif etti.
Reuters haber ajansının müzakerelerin gidişatına aşina bir kaynağa dayandırdığı habere göre, Hindistan devlet madencilik şirketi IREL, numune tedariki konusunda gizli görüşmeler yürütüyor.
Geçen yıl kontrolü Rosneft şirketine geçen Tomtor maden yatağı, dünyada henüz işletilmemiş en büyük nadir toprak elementi kaynaklarından biri olarak kabul ediliyor.
Süreç kapsamında ham maddenin öncelikle Rusya’da birincil işlemeden geçirilmesi, ardından analiz edilmek üzere Hindistan’a gönderilmesi öngörülüyor.
Hindistan tarafı, işbirliğini genişletme kararı almadan önce madenin mineral bileşimini incelemeyi planlıyor.
Yaklaşık 7,23 milyon tonla dünyadaki en büyük üçüncü nadir toprak metali rezervine sahip olan Hindistan, buna rağmen kendi mıknatıs üretimine sahip bulunmuyor.
Sektörü desteklemek amacıyla yerel bir program yürüten Hindistan hükümeti, kasım ayında ülke içinde nadir toprak mıknatısları üretimini geliştirmeye yönelik 771 milyon dolarlık bir teşvik girişimini onaylamıştı.
Hammadde kaynaklarını çeşitlendirmek için aktif bir arayışta olan IREL; Arjantin, Avustralya ve Malavi’deki projeleri incelerken, Japon ve Güney Koreli şirketlerle de işbirliği konularını görüşüyor.
Elektrikli araçlar, enerji ve savunma sanayisinde kullanılan kalıcı mıknatısların üretiminde hayati önem taşıyan nadir toprak metalleri konusunda Hindistan, küresel pazarda hakim konumda olan Çin’e olan bağımlılığini azaltmayı hedefliyor.
Kömür ve çelik sektöründe de ortaklıklar gündemde
Moskova ve Yeni Delhi arasındaki işbirliği diğer hammadde sektörlerinde de genişliyor. Reuters’ın daha önce aktardığı habere göre, Hindistan devlet şirketleri Steel Authority of India (SAIL) ve National Mineral Development Corporation (NMDC), Rusya’daki kömür varlıklarını satın alma seçeneğini değerlendiriyor.
Bu kapsamda Hindistan heyeti, mayıs ayında Rusya’da hükümet ve kömür sektörü temsilcileriyle görüşmeler gerçekleştirmişti.
Çin’in ardından Rus kömürünün en büyük alıcılarından biri olmayı sürdüren Hindistan, 2026 yılının ilk çeyreğinde Rusya’dan kömür ithalatını yüzde 7 artırarak 18,2 milyon tona yükseltti.
Diplomasi
CIA Direktörü Ratcliffe’ten Trump’a İran uyarısı

Axios’un haberine göre, ABD CIA Direktörü John Ratcliffe, Başkan Donald Trump ve yönetimine İran’ın nükleer programında taviz vermeye hazır olduğuna dair şüphelerini iletti. İstihbarat raporlarına dayanan bu uyarıya rağmen, yönetim içinde İsviçre’de imzalanması planlanan mutabakat zaptı konusunda görüş ayrılıkları yaşanıyor.
Axios haber sitesinin bilgi sahibi üç kaynağa dayandırdığı haberine göre, CIA Direktörü John Ratcliffe, ABD Başkanı Donald Trump ve yönetimindeki yetkililere, İran’ın barış anlaşması kapsamında nükleer programında taviz vermeye hazır olup olmadığı konusunda şüpheleri olduğunu bildirdi.
Kaynaklar, bu şüphelerin temelinde istihbarat verilerinin yattığını belirtti. Söz konusu veriler, İranlı yetkililerin kendi aralarında anlaşmaya ilişkin farklı konuşurken, arabuluculara ve ABD’ye ise başka şeyler söylediklerini ortaya koyuyor.
Ratcliffe’in sunduğu bilgiler, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile Savaş Bakanı Pete Hegseth’i Tahran’ın samimiyetsizliği konusunda ikna etti.
Diğer taraftan, Trump’ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner, buna rağmen İran ile bir mutabakat zaptı imzalanmasını savunmaya devam etti.
Beyaz Saray yetkilileri Axios’a yaptıkları açıklamada, Trump’ın “her konuda tüm görüşleri dinlediğini ancak nihai kararı kendisinin verdiğini herkesin bildiğini” ifade etti.
Yetkililer ayrıca, Başkan’ın Tahran ile yalnızca “iyi” bir nihai anlaşmayı onaylayacağını vurguladı.
ABD ile İran, mutabakat zaptının metni üzerinde 15 Haziran gecesi uzlaştı. Belgenin resmi imza töreninin 19 Haziran’da İsviçre’de yapılması planlanıyor.
Metnin tamamı henüz kamuoyuyla paylaşılmadı; ancak İran merkezli Mehr ajansının daha önce aktardığı bilgilere göre, anlaşma askeri faaliyetlerin tamamen durdurulmasını, İran’a yönelik deniz ablukasının kaldırılmasını ve Hürmüz Boğazı’nda deniz taşımacılığının yeniden başlamasını öngörüyor.
Bununla birlikte Tahran, barış anlaşması kapsamında ABD’nin petrol yaptırımlarını kaldırmasını, dondurulmuş 24 milyar dolarlık varlığının serbest bırakılmasını ve ülkenin yeniden inşası için en az 300 milyar dolarlık bir plan sunulmasını talep etti.
İran ise buna karşılık Hürmüz Boğazı’nı 30 gün içinde yeniden faaliyete açmayı, nükleer silah üretmeme taahhüdünde bulunmayı ve ABD ile BM Güvenlik Konseyi yaptırımlarının tamamen kaldırılması amacıyla nükleer konularda müzakereler yürütmeyi taahhüt ediyor.
Nihai anlaşmanın BM Güvenlik Konseyi kararıyla onaylanması öngörülürken, son müzakerelerin başlaması için ABD’nin İran’ın dondurulmuş fonlarının yarısını serbest bırakması ve deniz ablukasını kaldırması şart koşuluyor.
Öte yandan taraflar, İran’ın füze programını ve Tahran’ın Direniş Ekseni bünyesindeki müttefiklerine verdiği desteği müzakere kapsamına almayacak.
Görüş2 hafta önceXi liderliğinde yükselen Çin diplomasisi: Bütün yollar Pekin’e çıkıyor
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 1
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 3
Diplomasi2 hafta önceErmenistan ve ABD, Trump koridoru projesi için anlaşma imzaladı
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 2
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Michael Hudson: Mevcut savaşın tüm detayları elli yıl önce planlandı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Wolff: Çin’in yükselişi küresel kapitalizmin tüm dengelerini sarsıyor
Dünya Basını1 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi











