Bizi Takip Edin

Ortadoğu

Lübnan kumarhanesi soruşturması milyonlarca dolarlık kara para aklama ağını ortaya çıkardı

Yayınlanma

Lübnan’da Lübnan Casinosundaki online kumar faaliyetlerine ilişkin hazırlanan iddianame, milyonlarca dolarlık kâr, kara para aklama ve vergi kaçakçılığı üzerine kurulu bir şebekeyi gözler önüne serdi. Soruşturma hakimi, aralarında kumarhane müdürünün de bulunduğu çok sayıda kişiyi kamu malını zarara uğratmakla suçlarken, devletin de sektördeki ihmalleri dikkat çekiyor.

Cebel-i Lübnan İstinaf Mahkemesinin Lübnan Casinosundaki online kumar dosyası hakkında vereceği karar beklenirken, soruşturma hakimi Tarık Bu Nasır tarafından hazırlanan iddianame, iki aydır adli süreçte olan ve yaklaşık üç yıldır kamuoyunun gündemini meşgul eden bu davanın seyrinde bir dönüm noktası teşkil ediyor.

El-Ahbar gazetesinin aktardığına göre iddianame; Bu Nasır’ın suçlamalarını dayandırdığı temelleri, tarafların sorumluluk sınırlarını, kimin ihmalde bulunduğunu, kimin suç işlediğini, devletin nerede hata yaptığını, kara para aklama operasyonlarının nasıl yürütüldüğünü ve sektörün büyüklüğüne ilişkin tahminleri ortaya koyuyor.

Süreç, 20 Mayıs 2025’te Lübnan Casinosundan bazı çalışanların Mali Savcılığa “online kumarda artan hukuki ve operasyonel sorunların devletin kamu maliyesini ve kumarhanenin gelirlerini olumsuz etkilediği” yönünde bir ihbarda bulunmasıyla başladı.

İhbarın ardından, Mali Başsavcı Vekili Dora el-Hazin’in sadece yedi gün sonra soruşturma başlatılması talimatı vermesi dikkat çekti.

Hazin’in talimatı üzerine harekete geçen Devlet Güvenlik Genel Müdürlüğü, kumar salonlarına baskın düzenleyerek usulsüzlükleri belgeledi ve sunuculara el koydu.

Sahiplerinin ifadelerine göre, bu salonların büyük bir kısmının, Lübnan Casinosunun online şans oyunlarını işletmekle görevli OSS şirketinin, müşteri kayıplarından pay karşılığında müşteri çekmek üzere aracılarla (acente) sözleşme yapmaya başlamasından sonra kurulduğu anlaşıldı ve salonlar mühürlendi.

Bu aracılar, OSS şirketinden sözleşme mekanizmasını sorduklarında, şirketin aracılar dosyasından sorumlu olan Dani Abbud, kendilerine yalnızca at yarışı için ekranlar kurma izni veren “at yarışı” ruhsatları almalarını kolaylaştırıyordu.

Ancak aracılar, ifadelerinde, görevlerinin Betarabia platformu üzerinden kumarhaneye müşteri sağlamakla sınırlı olması gereken OSS ile yaptıkları sözleşmeyi, yasaların yalnızca Lübnan Casinosu içinde bulunmasına izin verdiği kumar salonları açmak için kullandıklarını itiraf etti.

Bazıları, OSS ile yaptıkları sözleşmelerin kendilerine bu faaliyeti yürütme yetkisi veren bir ruhsat olduğunu düşündüklerini iddia ederek kendilerini savunmaya çalıştı.

Ancak soruşturma hakimi Tarık Bu Nasır, “hukuki cehalet ne düzeyde olursa olsun, kimsenin özel bir şirketin kumar salonu açma ruhsatı verebileceğine inanamayacağını” belirtti.

Abbud da soruşturma esnasında benzer bir savunma yaparak, salonların ve ekranların kumarda kullanılmasının yasa dışı olduğunu bilmediğini iddia etti.

Milyonlarca dolarlık kârlar

Aracıların elde ettiği devasa kârlar, iddianamenin odak noktalarından birini oluşturdu. OSS ile imzalanan sözleşmeye göre, bir “bölge aracısı”, kendisi üzerinden kumarhanede oynayan müşterilerin toplam kayıplarının yüzde 40’ını alırken, kalan yüzde 60’lık pay kumarhane, devlet ve işletmeci şirket arasında paylaştırılıyordu.

Bölge aracısına bağlı “süper aracılar” ise oyun gelirlerinden yüzde 30’u aşan oranlarda pay alıyordu. Bu kişilere bağlı sıradan aracılar da yüzde 15 komisyon elde ediyordu.

Bölge aracılarından biri, 2024 yılındaki kârının yaklaşık 1 milyon dolar olduğunu ve bunu gelir vergisine beyan etmediğini, kendisine bağlı 60 süper aracı ve yüzden fazla normal aracı bulunduğunu ifade etti.

OSS Müdürü Cad Gariyus ise ifadesinde, online kumar işinin yıllık hacmini 250 milyon dolar olarak tahmin ettiğini belirtti. Diğer salon sahipleri de aylık kârlarının 63 bin ila 80 bin dolar arasında değiştiğini bildirdi.

Soruşturmada, Lübnan Casinosu müşterilerinin yüzde 78,28’inin dolaylı müşteri olduğu, yani Betarabia platformunda aracılar üzerinden oynadığı, doğrudan platformda oynayanların oranının ise sadece yüzde 21,72 olduğu tespit edildi.

Sorun, faaliyetin yüzde 78’ini oluşturan dolaylı oyunlardan elde edilen kârın yüzde 40’ının aracılara gitmesinde yatıyor.

Kumarhane Müdürü Rolan Huri’ye göre, kâr paylaşımı şu şekilde yapılıyor:

— Dolaylı oyunlarda: Yüzde 15 ila 17’si Tg Lab (platformu geliştiren ve takip eden yazılım ve içerik sağlayıcısı) şirketine, yüzde 5’i OSS’ye, yüzde 19’u devlete, yüzde 19’u kumarhaneye ve yüzde 41’i aracılara.

— Kumarhane üzerinden doğrudan oyunlarda: Yüzde 40’ı kumarhaneye, yüzde 40’ı devlete, yüzde 15’i Tg Lab’e ve yüzde 5’i OSS’ye.

Kara para aklama

Kara para aklama hususunda Bu Nasır, iddianamesinde Gariyus, Abbud, OSS şirketi ve bazı salon sahiplerinin, kullanıcı kimliğini gizli tutan merkeziyetsiz cüzdanlar ve para kaynağını karartmaya yönelik teknik araçlar kullanarak, herhangi bir denetim olmaksızın büyük miktarlarda USDT (dijital para birimi) işlemi yaptıklarını kaydetti.

Soruşturmaya göre, müşteriler paralarını Betarabia’daki hesaplarına dijital para birimiyle aktarıyor, ardından kârları veya bakiyeleri dijital para yerine nakit dolar olarak OMT ve Wish gibi merkezler aracılığıyla veya banka hesapları üzerinden alıyorlardı. Bu işlemlerin değeri, USDT’den dolara çevrilen on milyonlarca doları buluyordu.

Bu Nasır, bu bulgulara dayanarak sanıkları, aklama işlemlerinden elde edilen mali kazançları suç sayan Kara Para Aklamayla Mücadele Yasası’nın 3. maddesi uyarınca suçladı.

Buna karşılık, Rolan Huri bu madde kapsamına alınmadı. Zira Bu Nasır, kumarhanenin dijital para birimleriyle işlem yapmadığını ve Betarabia’daki doğrudan müşterilerinin ödemelerini ya kumarhanede nakit olarak ya da resmi hesaplarına kredi kartıyla yaptıklarını değerlendirdi.

Ayrıca Bu Nasır, salon sahiplerinin mali tabloları düzenlemekten kaçınarak ve oyun işlemlerinin gerçek hacmini gizleyerek vergi kaçakçılığı suçunu işlediklerini ve bunun da kamu malının zarara uğramasına yol açtığını belirtti.

Bazı sanıkların itiraflarıyla, salon sahiplerinin müşterilere her müşteri için ayrı kişisel hesaplar yerine, salon içinde açılmış hesaplar üzerinden oynama imkânı tanıdığı kanıtlandı.

Bu uygulama, müşterilerin kimliklerini ibraz etme zorunluluğunu ortadan kaldırarak, mali ve denetleyici sistemlerde benimsenen “Müşterini Tanı” (KYC) standartlarını açıkça ihlal ediyor. Lübnan Casinosu yönetimi, online kumar hizmetini başlatırken bu standartları uygulama taahhüdü vermişti.

Ancak bu kurallar, sadece kumarhanenin Betarabia üzerinden işlem yapan doğrudan müşterilerine uygulandı, aracılar üzerinden oynayan müşteriler ise her türlü denetimin dışında kaldı.

Bu noktada Bu Nasır, Huri’nin kara para aklama operasyonlarını önlemek için gerekli tedbirleri almakta ihmalkâr davrandığını ve bu ihmalin salonların kimliği belirsiz müşterilere oyun oynatmasına olanak tanıdığını belirtti. Dolayısıyla, salon sahipleri ve Huri hakkında, kişilerin kimliklerinin doğrulanmasıyla ilgili Kara Para Aklamayla Mücadele Yasası’nın 5/13 maddesi uyarınca suçlamada bulunuldu.

İddianamede, verilerin Huri’nin zimmete para geçirme veya yasa dışı zenginleşme suçuna katıldığını kanıtlamadığı, ancak kamu malının zarara uğramasına yol açan ciddi bir hata yaptığı sonucuna varıldı.

OSS şirketindeki yetkililerin eylemlerinin, online kumar gelirlerinin en büyük kısmını elde etmeye yönelik önceden yapılmış bir planlamayı ve kamu malını zarara uğratma niyetini ortaya koyduğu ifade edildi.

Bu durum, aracılara (yüzde 40) ve OSS şirketine verilen mantıksız kâr paylarında, ruhsatsız oyun salonlarının açılmasına izin verilmesinde ve bunun sonucunda ortaya çıkan vergi kaçakçılığı ile kara para aklama operasyonlarında kendini gösterdi.

Sarkis Sarkis nerede?

İş insanı Hişam İtani, Tg Lab şirketinin münhasır sahibi olan Game Cooks şirketine sahip Intersaktion şirketinin de sahibidir. Ancak bu münhasırlık daha sonra Tg Lab’in OSS ile işbirliği yapabilmesi için kaldırıldı ve karşılığında Intersaktion, OSS ile yatırıma yarı yarıya ortak oldu.

İtani’nin, Intersaktion’ın OSS’deki hissesini iş insanı Sarkis Sarkis’in sahibi olduğu Kıbrıslı bir şirkete altı milyon dolara sattığı biliniyor. Bu noktada, Sarkis’in neden soruşturmaya çağrılmadığı temel bir soru olarak ortaya çıkıyor.

Devletin ihmali

İddianamede, devletin online kumarı düzenleyen modern bir yasa çıkarmadaki ihmali zımnen kabul edilirken, bazı hataların doğrudan devletin kendisinin yaptığı sözleşmelerden kaynaklanabileceğine işaret edildi. Ancak bu durum, hakimin gözünde hatanın hatayla karşılık bulacağı anlamına gelmiyor.

Soruşturmanın veya iddianamenin açıkça belirtmediği husus ise devletin sektörü yönetmedeki zaafiyetidir. Devlet, 2008 yılında Lübnan Casinosuna yasallığı tartışmalı bir şekilde online şans oyunları işletme yetkisi verdi, ardından bu yetkiyi 2012’de bir hükümet kararnamesiyle Maliye Bakanlığı Piyangolar Müdürlüğüne devretti.

2014 yılına gelindiğinde ise devlet, resmi yazılarla kumarhaneden defalarca online kumar hizmetini başlatmasını talep etti ve sonunda bir işletmeci şirket aracılığıyla çalışılması ve müşteri çekmek için aracılardan yararlanılması konusunda anlaştı, ancak bu aracılara ödenecek pay oranını belirlemedi.

Ortadoğu

Trump: Hamas tamamen silahsızlanmayı kabul etti

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump, “Barış Kurulu”nun Hamas ve Gazze’deki diğer silahlı grupların “tamamen silahsızlandırılması” konusunda bir anlaşmaya vardığını söyledi.

Barış Kurulu yaptığı açıklamada, anlaşmanın aylar süren “yoğun ve iyi niyetli müzakerelerin” sonucu olduğunu ve kurulun artık uygulamanın gerçekleştirilmesine odaklandığını belirtti.

“Hamas’tan üst düzey bir yetkili” BBC’ye yaptığı açıklamada, örgütün Gazze’de tamamen silahsızlandırılmasını öngören Barış Kurulu’nun planını kabul ettiğini ve yakında resmi bir açıklama yapılacağını belirtti.

Bu anlaşma, ABD’nin arabuluculuğunda hazırlanan Gazze ateşkes planının ikinci aşamasının bir parçası ve Hamas’ın silahsızlandırılması, İsrail birliklerinin çekilmesi ve Gazze’nin yeniden inşasını içeriyor.

ABD Başkanı, “silahsızlandırma tamamlandıkça” İsrail’in Gazze’den çekileceğini belirterek, anlaşmayı “Gazze’nin nihayet yeni bir Filistin hükümeti tarafından yönetilmesine doğru atılmış kritik bir adım” olarak nitelendirdi.

Trump, Truth Social’da paylaştığı bir gönderide, “Uluslararası İstikrar Gücü, Gazze’nin sakinleri ve komşuları için güvenli olmasını sağlamak üzere yeni bir Filistin polis gücüyle birlikte çalışacak,” dedi.

Trump, anlaşmanın “Trump 20 Madde Planı’nın uygulanmasında önemli bir dönüm noktası” olduğunu belirtti ve arabulucular olan Mısır, Katar ve Türkiye’ye teşekkür etti.

Bir ABD’li yetkili, gazetecilerle yaptığı telefon görüşmesinde, Hamas’ın silahsızlandırılmasının ardından İsrail’in Gazze’den çekilmeyi kabul edeceğine dair ABD’nin ne kadar umutlu olduğu sorulduğunda, “İsrail’den, başlangıçta kabul ettikleri 20 madde planına uymaktan başka bir şey istemiyoruz. Bu nedenle, İsrail’in bu plana uyacağından çok eminiz,” dedi.

Yetkili, İsrail’in geri çekilmeme kararı alması halinde Trump’ın “çok hayal kırıklığına uğrayacağını” belirtti. Yetkili, ABD’nin İsrail’in iyi bir ortak olmaya devam edeceğine inandığını da ekledi.

BBC, Hamas’ın elinde kalan ağır silahların Filistin denetimi altında envanterinin çıkarılması ve depolanmasını öngören anlaşmayı inceledi.

Bu anlaşma, Trump’ın desteklediği Gazze barış girişiminin ilerlemesindeki en önemli engeli ortadan kaldırabilir.

ABD’li yetkililer, Hamas’ın tüneller, silah depoları ve üretim tesislerinden oluşan ve “devlet benzeri” olarak tanımladıkları askeri altyapısını sökmeye başlamadan önce, Gazze’deki daha küçük grupların silahsızlandırılacağını belirtti.

Yetkililer, bu sürecin çok daha uzun süreceğini kabul etti.

Yetkililer , planın kasıtlı olarak “sıfır güven” prensibine dayandığını ve doğrulama mekanizması içerdiğini, ne Hamas ne de İsrail’in karşı taraf taahhütlerini yerine getirene kadar bir sonraki aşamaya geçeceğini belirtti.

Devlete bağlı Al-Qahera News’in bildirdiğine göre, Kahire “yakında” ABD, Katar ve Türkiye’nin de dahil olduğu Gazze ateşkes arabulucularının bir toplantısına ev sahipliği yapacak.

Günün erken saatlerinde Reuters’a konuşan isimsiz kaynaklar, Kahire’de arabulucular ile Hamas liderleri arasında ABD’nin arabuluculuğunda hazırlanan Gazze barış planının uygulanmasına ilişkin görüşmelerde nadir görülen bir ilerleme kaydedildiğini bildirmiş ama bir İsrailli yetkili önerilen şartların tatmin edici olmadığını söylemişti.

Trump’ın açıklamasının ardından Times of Israel, ismi açıklanmayan bir kaynağa atıfta bulunarak, anlaşmanın Hamas’tan müzakereciler ile yönetim kurulu ve arabulucu ülkeler arasında imzalandığını bildirdi.

Fakat gazete, “bir İsrail makamının” silahsızlanma önerisinin Kudüs’ün taleplerini karşılamadığını belirten bir açıklama yayınladığını aktardı.

Günün erken saatlerinde İsrail medyası, İsrail’in Hamas ile görüşülmekte olan bir anlaşmaya karşı çıktığını bildirmişti.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Körfez zenginleri miras konusunda “şeriat” ile “İngiliz hukuku” arasında kaldı

Yayınlanma

Körfez bölgesindeki varlıklı kişiler, şeriat hukukunun getirdiği kısıtlamaları hafifletmek amacıyla vasiyetnamelerini düzenlerken giderek daha fazla İngiliz hukukunu kullanıyor.

Mishcon de Reya hukuk bürosunun ortağı Charlie Sosna, Financial Times’a (FT) verdiği demeçte, Körfez bölgesindeki zenginlerin bu stratejiyi sevdiğini, çünkü bu stratejinin onlara “şeriatın ruhu içinde kalarak servet ve miras konusunda istediklerini elde etmelerine” olanak tanıdığını söyledi.

Bu, çocuklar arasında daha eşit bir dağılımı da içerebiliyor. Sosna, bu stratejiye “şüphesiz” daha fazla ilgi gösterildiğini ileri sürdü.

İngiliz hukukunda vasiyet özgürlüğü, vasiyetname düzenleyenlerin varlıklarını neredeyse hiçbir kısıtlama olmaksızın istedikleri kişiye bırakabilmeleri anlamına gelir.

Buna karşılık şeriat hukuku, akrabaların ne kadar miras alacağına dair kesin kurallara sahip. Örneğin, bir kız çocuğu genellikle bir erkek çocuğun payının yarısını miras alır.

Ne var ki Withers hukuk bürosunun ortağı Hannah Wailoo, daha “eşitlikçi” bir yaklaşıma doğru bir kayma gözlemlediğini belirtti:

“Oğullarından daha fazla kızı olan, hatta sadece kızları olan Körfez ailelerinin, kızlarının korunmasını ve servetlerinin iyi bir şekilde yönetilmesini sağlamak için küresel bir bakış açısıyla hareket etmek istediklerine dair örnekler gördük.”

Danışmanlar, Körfez ailelerinin İngiliz vasiyetnamelerini giderek daha fazla kullanmasının kısmen çocuklarının artan küreselleşmesinin bir sonucu olduğunu belirtti.

Sosna, “bazen yeni neslin biraz daha Batılılaştığını” ve ayrılıklar ya da boşanmalar gibi daha karmaşık medeni durumlara sahip olabileceğini belirtti.

Müvekkillerinden birinin servetini oğluna bırakmak istediğini fakat şeriat kurallarına göre oğlunun vefatı halinde servetin, müvekkilin ayrıldığı eşine kalacağını örnek olarak gösterdi.

İngiliz hukukuna uygun bir vasiyetname ise bu durumu önleyebilir.

Farrer & Co’nun ortağı Oliver Piper, İngiliz vasiyetnamelerini kullanarak şeriat kurallarını hafifletme yaklaşımını “hafif şeriat” olarak nitelendiriyor.

Charles Russell Speechlys’in ortağı Jonathan Burt, İran’daki savaşın Orta Doğulu miras sahiplerini “varlık tutma yapıları ve planlamasına biraz daha odaklanmaya” teşvik eden bir etken olduğunu söyledi.

Körfez ülkeleri, yabancı sakinlerin şeriat kanunlarıyla karşı karşıya kalma endişelerini hafifletmek için, Abu Dabi’de boşanma için paralel bir yol gibi “batı tarzı mahkeme” sistemlerini uygulamaya koyuyor.

LEK Consulting’in ortağı Andreas Buelow ise şöyle konuştu:

“Nesiller arası servet devrinin temel zorluğu, servetin eskisinden daha geniş bir mirasçı grubu arasında paylaştırılması gerekliliği.”

Bu da danışmanların “yasal yapıların dikkatli bir şekilde yönetilmesini, iş sürekliliğini ve aile uyumunu” denetlemeleri gerektiği anlamına geliyor.

Addleshaw Goddard’ın ortağı Laura Uberoi, bu stratejinin “muhtemelen yaklaşık bir nesil önce ciddi bir şekilde başladığını” ve bölgedeki varlıklı kadın sayısının artmasına şimdiden yol açtığını belirtti.

İngiliz hukukunun yurtdışında ikamet eden vasiyet sahiplerine yönelik yaklaşımı göz önüne alındığında, tüm avukatlar bu stratejinin etkinliğine ikna olmuş değil.

Vasiyetçinin kendi ülkesinin hukuku genellikle Birleşik Krallık dışındaki varlıklar için geçerli.

Howard Kennedy’nin ortağı Simon Malkiel, bu vasiyetlerin “özellikle itiraz edilmediği durumlarda bazen pratikte işe yarayabileceğini” fakat “güvenilir bir çözüm yolu” olmadığını belirtti:

“Durum büyük ölçüde varlıklara ve varlık sahiplerine, ayrıca memnuniyetsiz mirasçıların muhtemel tutumuna bağlı.”

Özellikle Jersey’de tröstler, bir mirastan kimin yararlanacağını belirlemenin bir başka popüler yolu.

Jersey Finansal Hizmetler Komisyonu’nun verilerine göre, 2024 yılında Jersey dışındaki müşterilerin veya Jersey tröstlerinin gerçek sahiplerinin %11,8’ini Orta Doğulu müşteriler oluşturuyordu.

Bu oran 2020’de %10,6’ydı.

Wailoo, “Çoğu tröst yapısı içinde, mirasçılarınızın kimler olacağını, kimin neyi ne zaman alacağını seçebilirsiniz. Bu, söz konusu varlıkları fiilen şeriat rejiminin dışına çıkarır,” dedi.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

İran, Umman’ın Hürmüz Boğazı için yaptığı teklifi reddetti

Yayınlanma

İran, Umman’ın Hürmüz Boğazı’nın kolektif yönetimine dair hazırladığı planı reddetti. Reuters’a konuşan üst düzey bir İranlı yetkili, boğazda eşit kontrol öngören anlaşmanın Tahran’ın çıkarlarına uygun olmadığını bildirdi. Yetkili, Umman’ın sunduğu bu planın “başarı şansı olmadığını” vurguladı.

İran, Umman’ın Hürmüz Boğazı’nın ortak yönetimine ilişkin teklifini geri çevirdi. Reuters haber ajansı, gelişmeyi üst düzey bir İranlı yetkiliye dayandırarak duyurdu.

Ajansa konuşan kaynak, söz konusu planın “başarı şansı olmadığını” kaydetti.

Kaynak; Tahran ve Maskat’ın boğazı başka ülkelerin katılımı olmadan, yalnızca kendi sorumluluk alanları sınırları dahilinde denetlemesi gerektiğini savundu.

Reuters’ın daha önceki haberinde, Umman’ın sunduğu teklifin İran’ın deniz yolu üzerindeki tek taraflı denetimini ortadan kaldırdığı aktarılmıştı.

İran tarafı, İslam Cumhuriyeti’nin Umman’a saygı duyduğunu vurgulamakla birlikte, her iki ülkenin stratejik boğaz üzerinde eşit kontrole sahip olacağı bir anlaşmanın Tahran’ın çıkarlarına uygun düşmediği görüşünü dile getirdi.

Boğazdan geçiş rejimi ve Malakka modeli gündemde

Çatışma öncesinde gemiler, İran ve Umman’ın karasularında yer alan ancak genel kabul itibarıyla uluslararası su yolu sayılan boğazdan serbestçe geçiyordu.

ABD ile askeri çatışmanın başlamasından kısa süre sonra Tahran, boğazı denetleme ve Umman ile ortaklaşa gemilerden harç alma hakkına sahip olduğunu ilan etmişti.

İranlı yetkili, Tahran’ın boğazın tüm giriş rotasını ve çıkış rotasının bir bölümünü denetlemesi gerektiğini, Umman’ın ise kendi kontrolündeki sahayı yönetmesi gerektiğini söyledi.

Reuters kaynakları bir gün önce verdikleri bilgide, Basra Körfezi ülkelerinin Umman’ın boğazın bölgesel yönetimine ilişkin planını desteklediğini bildirmişti.

Bu plan; seyrüsefer, çevre tedbirleri, arama-kurtarma faaliyetleri ve diğer hizmetleri finanse etmek amacıyla gemilerden gönüllülük esasına dayalı harç alınmasını öngörüyordu. Öneri, Malakka Boğazı’ndaki benzer bir yönetim modelini temel alıyordu.

Bloomberg’in aktardığına göre Umman ve İran, hafta sonunda yaptıkları görüşmelerde Hürmüz Boğazı’nın “orta koridor” olarak adlandırılan hattının yeniden trafiğe açılması önerisini ele aldı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English