Ortadoğu
Lübnan kumarhanesi soruşturması milyonlarca dolarlık kara para aklama ağını ortaya çıkardı

Lübnan’da Lübnan Casinosundaki online kumar faaliyetlerine ilişkin hazırlanan iddianame, milyonlarca dolarlık kâr, kara para aklama ve vergi kaçakçılığı üzerine kurulu bir şebekeyi gözler önüne serdi. Soruşturma hakimi, aralarında kumarhane müdürünün de bulunduğu çok sayıda kişiyi kamu malını zarara uğratmakla suçlarken, devletin de sektördeki ihmalleri dikkat çekiyor.
Cebel-i Lübnan İstinaf Mahkemesinin Lübnan Casinosundaki online kumar dosyası hakkında vereceği karar beklenirken, soruşturma hakimi Tarık Bu Nasır tarafından hazırlanan iddianame, iki aydır adli süreçte olan ve yaklaşık üç yıldır kamuoyunun gündemini meşgul eden bu davanın seyrinde bir dönüm noktası teşkil ediyor.
El-Ahbar gazetesinin aktardığına göre iddianame; Bu Nasır’ın suçlamalarını dayandırdığı temelleri, tarafların sorumluluk sınırlarını, kimin ihmalde bulunduğunu, kimin suç işlediğini, devletin nerede hata yaptığını, kara para aklama operasyonlarının nasıl yürütüldüğünü ve sektörün büyüklüğüne ilişkin tahminleri ortaya koyuyor.
Süreç, 20 Mayıs 2025’te Lübnan Casinosundan bazı çalışanların Mali Savcılığa “online kumarda artan hukuki ve operasyonel sorunların devletin kamu maliyesini ve kumarhanenin gelirlerini olumsuz etkilediği” yönünde bir ihbarda bulunmasıyla başladı.
İhbarın ardından, Mali Başsavcı Vekili Dora el-Hazin’in sadece yedi gün sonra soruşturma başlatılması talimatı vermesi dikkat çekti.
Hazin’in talimatı üzerine harekete geçen Devlet Güvenlik Genel Müdürlüğü, kumar salonlarına baskın düzenleyerek usulsüzlükleri belgeledi ve sunuculara el koydu.
Sahiplerinin ifadelerine göre, bu salonların büyük bir kısmının, Lübnan Casinosunun online şans oyunlarını işletmekle görevli OSS şirketinin, müşteri kayıplarından pay karşılığında müşteri çekmek üzere aracılarla (acente) sözleşme yapmaya başlamasından sonra kurulduğu anlaşıldı ve salonlar mühürlendi.
Bu aracılar, OSS şirketinden sözleşme mekanizmasını sorduklarında, şirketin aracılar dosyasından sorumlu olan Dani Abbud, kendilerine yalnızca at yarışı için ekranlar kurma izni veren “at yarışı” ruhsatları almalarını kolaylaştırıyordu.
Ancak aracılar, ifadelerinde, görevlerinin Betarabia platformu üzerinden kumarhaneye müşteri sağlamakla sınırlı olması gereken OSS ile yaptıkları sözleşmeyi, yasaların yalnızca Lübnan Casinosu içinde bulunmasına izin verdiği kumar salonları açmak için kullandıklarını itiraf etti.
Bazıları, OSS ile yaptıkları sözleşmelerin kendilerine bu faaliyeti yürütme yetkisi veren bir ruhsat olduğunu düşündüklerini iddia ederek kendilerini savunmaya çalıştı.
Ancak soruşturma hakimi Tarık Bu Nasır, “hukuki cehalet ne düzeyde olursa olsun, kimsenin özel bir şirketin kumar salonu açma ruhsatı verebileceğine inanamayacağını” belirtti.
Abbud da soruşturma esnasında benzer bir savunma yaparak, salonların ve ekranların kumarda kullanılmasının yasa dışı olduğunu bilmediğini iddia etti.
Milyonlarca dolarlık kârlar
Aracıların elde ettiği devasa kârlar, iddianamenin odak noktalarından birini oluşturdu. OSS ile imzalanan sözleşmeye göre, bir “bölge aracısı”, kendisi üzerinden kumarhanede oynayan müşterilerin toplam kayıplarının yüzde 40’ını alırken, kalan yüzde 60’lık pay kumarhane, devlet ve işletmeci şirket arasında paylaştırılıyordu.
Bölge aracısına bağlı “süper aracılar” ise oyun gelirlerinden yüzde 30’u aşan oranlarda pay alıyordu. Bu kişilere bağlı sıradan aracılar da yüzde 15 komisyon elde ediyordu.
Bölge aracılarından biri, 2024 yılındaki kârının yaklaşık 1 milyon dolar olduğunu ve bunu gelir vergisine beyan etmediğini, kendisine bağlı 60 süper aracı ve yüzden fazla normal aracı bulunduğunu ifade etti.
OSS Müdürü Cad Gariyus ise ifadesinde, online kumar işinin yıllık hacmini 250 milyon dolar olarak tahmin ettiğini belirtti. Diğer salon sahipleri de aylık kârlarının 63 bin ila 80 bin dolar arasında değiştiğini bildirdi.
Soruşturmada, Lübnan Casinosu müşterilerinin yüzde 78,28’inin dolaylı müşteri olduğu, yani Betarabia platformunda aracılar üzerinden oynadığı, doğrudan platformda oynayanların oranının ise sadece yüzde 21,72 olduğu tespit edildi.
Sorun, faaliyetin yüzde 78’ini oluşturan dolaylı oyunlardan elde edilen kârın yüzde 40’ının aracılara gitmesinde yatıyor.
Kumarhane Müdürü Rolan Huri’ye göre, kâr paylaşımı şu şekilde yapılıyor:
— Dolaylı oyunlarda: Yüzde 15 ila 17’si Tg Lab (platformu geliştiren ve takip eden yazılım ve içerik sağlayıcısı) şirketine, yüzde 5’i OSS’ye, yüzde 19’u devlete, yüzde 19’u kumarhaneye ve yüzde 41’i aracılara.
— Kumarhane üzerinden doğrudan oyunlarda: Yüzde 40’ı kumarhaneye, yüzde 40’ı devlete, yüzde 15’i Tg Lab’e ve yüzde 5’i OSS’ye.
Kara para aklama
Kara para aklama hususunda Bu Nasır, iddianamesinde Gariyus, Abbud, OSS şirketi ve bazı salon sahiplerinin, kullanıcı kimliğini gizli tutan merkeziyetsiz cüzdanlar ve para kaynağını karartmaya yönelik teknik araçlar kullanarak, herhangi bir denetim olmaksızın büyük miktarlarda USDT (dijital para birimi) işlemi yaptıklarını kaydetti.
Soruşturmaya göre, müşteriler paralarını Betarabia’daki hesaplarına dijital para birimiyle aktarıyor, ardından kârları veya bakiyeleri dijital para yerine nakit dolar olarak OMT ve Wish gibi merkezler aracılığıyla veya banka hesapları üzerinden alıyorlardı. Bu işlemlerin değeri, USDT’den dolara çevrilen on milyonlarca doları buluyordu.
Bu Nasır, bu bulgulara dayanarak sanıkları, aklama işlemlerinden elde edilen mali kazançları suç sayan Kara Para Aklamayla Mücadele Yasası’nın 3. maddesi uyarınca suçladı.
Buna karşılık, Rolan Huri bu madde kapsamına alınmadı. Zira Bu Nasır, kumarhanenin dijital para birimleriyle işlem yapmadığını ve Betarabia’daki doğrudan müşterilerinin ödemelerini ya kumarhanede nakit olarak ya da resmi hesaplarına kredi kartıyla yaptıklarını değerlendirdi.
Ayrıca Bu Nasır, salon sahiplerinin mali tabloları düzenlemekten kaçınarak ve oyun işlemlerinin gerçek hacmini gizleyerek vergi kaçakçılığı suçunu işlediklerini ve bunun da kamu malının zarara uğramasına yol açtığını belirtti.
Bazı sanıkların itiraflarıyla, salon sahiplerinin müşterilere her müşteri için ayrı kişisel hesaplar yerine, salon içinde açılmış hesaplar üzerinden oynama imkânı tanıdığı kanıtlandı.
Bu uygulama, müşterilerin kimliklerini ibraz etme zorunluluğunu ortadan kaldırarak, mali ve denetleyici sistemlerde benimsenen “Müşterini Tanı” (KYC) standartlarını açıkça ihlal ediyor. Lübnan Casinosu yönetimi, online kumar hizmetini başlatırken bu standartları uygulama taahhüdü vermişti.
Ancak bu kurallar, sadece kumarhanenin Betarabia üzerinden işlem yapan doğrudan müşterilerine uygulandı, aracılar üzerinden oynayan müşteriler ise her türlü denetimin dışında kaldı.
Bu noktada Bu Nasır, Huri’nin kara para aklama operasyonlarını önlemek için gerekli tedbirleri almakta ihmalkâr davrandığını ve bu ihmalin salonların kimliği belirsiz müşterilere oyun oynatmasına olanak tanıdığını belirtti. Dolayısıyla, salon sahipleri ve Huri hakkında, kişilerin kimliklerinin doğrulanmasıyla ilgili Kara Para Aklamayla Mücadele Yasası’nın 5/13 maddesi uyarınca suçlamada bulunuldu.
İddianamede, verilerin Huri’nin zimmete para geçirme veya yasa dışı zenginleşme suçuna katıldığını kanıtlamadığı, ancak kamu malının zarara uğramasına yol açan ciddi bir hata yaptığı sonucuna varıldı.
OSS şirketindeki yetkililerin eylemlerinin, online kumar gelirlerinin en büyük kısmını elde etmeye yönelik önceden yapılmış bir planlamayı ve kamu malını zarara uğratma niyetini ortaya koyduğu ifade edildi.
Bu durum, aracılara (yüzde 40) ve OSS şirketine verilen mantıksız kâr paylarında, ruhsatsız oyun salonlarının açılmasına izin verilmesinde ve bunun sonucunda ortaya çıkan vergi kaçakçılığı ile kara para aklama operasyonlarında kendini gösterdi.
Sarkis Sarkis nerede?
İş insanı Hişam İtani, Tg Lab şirketinin münhasır sahibi olan Game Cooks şirketine sahip Intersaktion şirketinin de sahibidir. Ancak bu münhasırlık daha sonra Tg Lab’in OSS ile işbirliği yapabilmesi için kaldırıldı ve karşılığında Intersaktion, OSS ile yatırıma yarı yarıya ortak oldu.
İtani’nin, Intersaktion’ın OSS’deki hissesini iş insanı Sarkis Sarkis’in sahibi olduğu Kıbrıslı bir şirkete altı milyon dolara sattığı biliniyor. Bu noktada, Sarkis’in neden soruşturmaya çağrılmadığı temel bir soru olarak ortaya çıkıyor.
Devletin ihmali
İddianamede, devletin online kumarı düzenleyen modern bir yasa çıkarmadaki ihmali zımnen kabul edilirken, bazı hataların doğrudan devletin kendisinin yaptığı sözleşmelerden kaynaklanabileceğine işaret edildi. Ancak bu durum, hakimin gözünde hatanın hatayla karşılık bulacağı anlamına gelmiyor.
Soruşturmanın veya iddianamenin açıkça belirtmediği husus ise devletin sektörü yönetmedeki zaafiyetidir. Devlet, 2008 yılında Lübnan Casinosuna yasallığı tartışmalı bir şekilde online şans oyunları işletme yetkisi verdi, ardından bu yetkiyi 2012’de bir hükümet kararnamesiyle Maliye Bakanlığı Piyangolar Müdürlüğüne devretti.
2014 yılına gelindiğinde ise devlet, resmi yazılarla kumarhaneden defalarca online kumar hizmetini başlatmasını talep etti ve sonunda bir işletmeci şirket aracılığıyla çalışılması ve müşteri çekmek için aracılardan yararlanılması konusunda anlaştı, ancak bu aracılara ödenecek pay oranını belirlemedi.
Ortadoğu
ABD ve İsrail, ara seçimlerin ardından İran’ı vurmayı planlıyor

New York Times gazetesinin haberine göre ABD ve İsrail savunma bakanlıkları, İran’daki nükleer tesisleri, enerji altyapısını ve cephanelikleri hedef alan yeni bir askeri harekat planı hazırladı. Kongre ara seçimlerinin ardından başlatılması gündemde olan operasyon için ABD üç uçak gemisi dahil geniş bir askeri gücü bölgeye sevk ediyor.
ABD ve İsrail savunma bakanlıkları, İran’a yönelik yeni bir saldırı planı hazırladı. Planlanan harekatın ABD’de 3 Kasım’da yapılacak Kongre ara seçimlerinin ardından başlaması gündemde yer alıyor.
The New York Times gazetesinin kaynaklara dayandırdığı habere göre, hazırlıkları yapılan plan kısa süreli ancak yoğun bir operasyonu öngörüyor.
Askeri birimlerin tatbikatlarını artırdığı bu süreçte, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth olası saldırı senaryolarını İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile ele aldı.
Hedef listesinde İran’ın nükleer tesisleri, enerji altyapısı ile füze ve insansız hava aracı cephanelikleri var.
Gazeteye konuşan bazı yetkililer, yeni saldırı dalgasının İran ekonomisine ağır zarar verebileceğini ve Tahran yönetimini taviz vermeye zorlayabileceğini öne sürüyor.
Buna karşılık bazı kaynaklar, çatışmaların yeniden başlamasının şubat ile nisan ayları arasındaki önceki harekattan daha başarılı olacağından şüphe duyuyor.
Söz konusu önceki harekat, enerji fiyatlarının yükselmesine ve ABD’nin önleme füzeleri stoklarının tükenmesine yol açmıştı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın bu operasyonu onaylayıp onaylamayacağı henüz netlik kazanmadı.
Planların seyrinde İsrail’deki iç siyasi durumun da etkili olabileceği değerlendiriliyor; zira ülkede genel seçimler 27 Ekim’de yapılacak.
Gazeteye görüş veren bazı uzmanlar, Netanyahu’nun savaş tehdidini ulusal birlik hükümeti kurmak amacıyla kullanabileceğini savunurken, diğerleri muhalefetin başbakana yönelik güvensizliğine dikkat çekiyor.
Washington bölgesel yayılmadan çekiniyor
Washington yönetimi, çatışmaların bölge geneline yayılma ihtimalinden de endişe duyuyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, İran destekli Husilerin saldırıları nedeniyle Çarşamba günü Suudi Arabistan’daki zorunlu olmayan kamu personelinin ve ailelerinin ülkeden ayrılması talimatını verdi.
Üç uçak gemisi, savaş uçakları ve özel kuvvet birliklerini kapsayan ABD askeri gücünün kasım ayı başına kadar bölgeye tamamen konuşlandırılması planlanıyor.
Masadaki hedefler arasında “Pickaxe” adlı yer altı nükleer tesisi de yer alıyor. Trump bu tesise karşı “tüm bombaların anası” olarak bilinen yüksek tahrip gücüne sahip GBU-43/B bombasının kullanılabileceğini dile getirdi; ancak uzmanlar bu mühimmatın yerin derinliklerindeki kompleksi imha edebileceğinden şüphe ediyor.
Tahran yönetimi ise gerilimin olası tırmanışına karşı kendi hazırlıklarını yürütüyor ve hedef listesini genişletme tehdidinde bulunuyor. İran’ın olası karşı saldırılarında gemiler ve enerji altyapısının yanı sıra veri merkezleri ile deniz altı internet kablolarının da hedef alınabileceği belirtiliyor.
İranlı müzakerecinin danışmanı Mehdi Muhammedi, ABD’nin yeni harekatı 72 saat içinde bitirme hesabını “hayal” olarak nitelendirdi. Muhammedi, Tahran’ın vereceği yanıtın daha şiddetli ve beklenmedik olacağını kaydetti.
Financial Times ise daha önce İsrail’in 10 Ekim için planladığı İran operasyonunun, ABD Başkanı’nın Kongre ara seçimleri öncesinde geniş çaplı çatışmalara dönmek istememesi nedeniyle iptal edildiğini aktarmıştı.
Habere göre ordu, Netanyahu’nun talimatıyla nükleer tesislere, İran yönetimine, elektrik santrallerine ve sivil altyapıya yönelik çok günlük bir saldırı hazırlamıştı. Bu harekatın şubatta başlayan operasyondan daha yoğun olması tasarlanmıştı.
Washington yönetimi Tahran’dan Hürmüz Boğazı ve nükleer program konularında bir anlaşma koparmayı hedefliyor.
Financial Times‘a konuşan bir kaynak, “Ya bir anlaşma olacak ya da bir saldırı” diyerek önümüzdeki haftalarda operasyonun başlayabileceğini ifade etti.
Aynı gazeteye konuşan bir başka yetkili, İsrail’in hazırlıklarının müzakerelerde İran üzerinde baskı kurma amacı taşıyabileceğini dile getirdi.
Axios da Pentagon’un saldırıların yeniden başlatılması için hazırlık emri verdiğini, ancak belgede belirli bir tarihin yer almadığını ve Trump’ın nihai kararı henüz vermediğini bildirmişti.
ABD ve İsrail, İran’a karşı operasyonu 28 Şubat’ta başlatmıştı. İran bu hamleye bölgedeki ABD ve İsrail tesislerine saldırarak ve Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişlerini kısıtlayarak karşılık vermişti.
Taraflar haziran ayında ateşkesi ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın kaldırılmasına yönelik müzakereleri öngören bir mutabakat zaptı imzalamış, ancak ABD ile İran arasındaki karşılıklı saldırılar devam etmişti.
Ortadoğu
İsrail’in İran bombardımanı Trump’ın Kongre seçimi hesabına takıldı

Financial Times gazetesinin haberine göre İsrail ordusunun 10 Ekim için hazırladığı çok günlük İran bombardımanı, ABD Başkanı Trump’ın 3 Kasım’daki Kongre ara seçimleri öncesinde çatışmayı büyütmek istememesi nedeniyle rafa kalktı. Güncellenen hedef listesinde nükleer tesislerin yanı sıra elektrik santralleri gibi sivil yapılar da yer aldı.
İsrail ordusunun 10 Ekim için planladığı kapsamlı İran operasyonu, ABD Başkanı Donald Trump’ın 3 Kasım’daki Kongre ara seçimleri öncesinde geniş çaplı savaştan kaçınma kararı nedeniyle gerçekleşmedi.
Financial Times gazetesinin konuya aşina kaynaklara dayandırdığı habere göre, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun talimatıyla günlerce sürecek bir bombardıman hazırlığı yapılmıştı.
Hedef listesinde nükleer tesisler ve İran liderliğine ait noktaların yanı sıra elektrik santralleri ile diğer sivil altyapı tesisleri de yer aldı.
Planlanan saldırıların yoğunluk bakımından ABD ve İsrail’in şubat ayında başlattığı ortak harekatı geride bırakması öngörülüyordu.
Beyaz Saray Sözcü Vekili Anna Kelly, gazeteye yaptığı açıklamada, “Birleşik Devletler ara seçimlerden önceki herhangi bir tarihte İran’a saldırmayacak” ifadesini kullandı.
Kelly, Tahran yönetiminin hem ekonomik hem de askeri açıdan zor durumda olduğunu, İran limanlarına uygulanan abluka ile ABD’nin Hürmüz Boğazı üzerinden petrol sevkiyatını güvenceye alma çabalarının sonuç verdiğini savundu.
Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, saldırıların önümüzdeki haftalarda yeniden başlama ihtimaline değinerek “Ya bir anlaşma olacak ya da saldırı” değerlendirmesinde bulundu.
Aynı kaynak, Washington’ın Hürmüz Boğazı ve nükleer program başlıklarında çatışmayı tamamen bitirecek bir uzlaşma hedeflediğini aktardı; iptal edilen operasyona ABD’nin doğrudan katılıp katılmayacağı ise netleşmedi.
Bir diğer kaynak ise operasyon hazırlığının müzakerelerde Tahran üzerinde baskı kurma aracı olarak kullanılmış olabileceğini, yeni bir askeri adımda nihai kararın ABD Başkanına ait olduğunu ifade etti.
Hegseth İsrail’de güncellenen hedef listesini görüştü
İsrailli bir yetkili, ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth’in 19 Ekim’de İsrail’i ziyaret ederek Netanyahu ve üst düzey temsilcilerle bir araya geldiğini aktardı.
Bir başka kaynak, İsrail tarafının yeni istihbarat verileriyle hazırladığı ve bu yıl daha önce vurulmamış sivil altyapı unsurlarını da içeren güncel hedef listesini Amerikalı muhataplarına sunduğunu belirtti.
Söz konusu temaslara ilişkin soruları Pentagon yanıtlamadı; Netanyahu’nun ofisi ve İsrail ordusu da açıklama yapmaktan kaçındı.
Operasyonun ertelenmesine rağmen Trump ve Netanyahu kamuoyu önünde İran’a yönelik askeri uyarılarda bulunmayı sürdürdü.
Netanyahu 19 Ekim’de yayımlanan videoda Trump’a hitaben “Donald, bu işi bitirmemiz gerektiğini söyledin ve bunu birlikte bitireceğiz” dedi; Trump ise hoparlör üzerinden “Sen büyük bir savaşçısın ve bunu çok yakında kanıtlayacağız” karşılığını verdi.
Liderlerin bu temasları iki ülkedeki kritik seçim süreçleriyle kesişiyor.
İsrail’de parlamento seçimleri ABD’deki oylamadan bir hafta önce, 27 Ekim’de düzenlenecek.
Ülkedeki kamuoyu yoklamalarının büyük kısmı muhalefet bloğunu Netanyahu koalisyonunun az farkla önünde gösterse de tarafların net bir çoğunluğu bulunmuyor.
ABD merkezli yayın organı Axios da Pentagon’un İran’a dönük saldırı hazırlıklarını tamamlama talimatı verdiğini, ancak direktifte belirli bir tarihin yer almadığını ve Trump’ın kesin kararını vermediğini aktarmıştı.
15 Ekim’de CNN kanalı, “tüm bombaların anası” olarak bilinen GBU-43/B tipi mühimmatın İran nükleer tesislerine karşı kullanım planını haberleştirdi; yayına konuşan Amerikalı yetkililer bombanın derindeki sığınakları imha kapasitesine şüpheyle yaklaştı.
Tahran yönetimi diplomatik çözüme açık olduğunu duyururken olası bir operasyona sert karşılık verileceğini bildirdi.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, rakiplerinin askeri çatışmayı seçmesi halinde yanıtın “öncekinden çok daha sert” olacağını vurguladı.
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı operasyona karşılık İran bölgedeki hedefleri vurmuş, Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişlerini sınırlandırmıştı.
Taraflar haziran ayında ateşkesi ve boğazdaki ablukanın kaldırılmasına dönük müzakereleri içeren bir mutabakata varsa da ABD ile İran arasındaki karşılıklı saldırılar kesilmedi.
Ortadoğu
Trump desteği yetmedi: Netanyahu muhalefet lideri Eisenkot’un gerisinde

İsrail’de 27 Ekim seçimleri öncesinde yayımlanan anketler, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefetin Başbakan Binyamin Netanyahu’nun önünde olduğunu gösteriyor. Ancak iki blok da 120 sandalyeli Knesset’te hükümet kurmak için şart olan 61 vekile ulaşamıyor.
İsrail’de 27 Ekim’de yapılması planlanan genel seçimler yaklaşırken eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefet cephesi, kamuoyu yoklamalarında Başbakan Binyamin Netanyahu’nun önünde yer almayı sürdürüyor.
İsrail basınında 19 ve 20 Ekim tarihlerinde yayımlanan anket verileri, ABD Başkanı Donald Trump’ın açık desteğine rağmen iktidar koalisyonunun muhalefeti yakalayamadığını ortaya koyuyor.
Ancak mevcut oy dağılımı, iki kanadın da tek başına hükümet kurma çoğunluğuna erişemediğini belgeliyor.
Netanyahu reaches 61 seats in Channel 14’s latest poll. He doesn’t in i24’s.
Both give him a stronger position than Kan and Maariv. Likud gets 29 seats in Channel 14, 25 in i24, 21 in Kan and 18 in Maariv.
Count the same five lists—Likud, Shas, United Torah Judaism, Otzma… pic.twitter.com/Qb0fCq0qdK
— Zvika Klein צביקה קליין (@ZvikaKlein) October 19, 2026
Hiçbir blok hükümet kurmak için gereken 61 sandalyeye ulaşamıyor
Kanal 13 tarafından yapılan ankete göre sandık bugün kurulsa Eisenkot’un bloku 51, Netanyahu koalisyonu ise 50 sandalye kazanıyor.
Kanal 12 araştırması ise farkın biraz daha açıldığına işaret ediyor; bu yoklamada Eisenkot ittifakı 55, iktidar bloku 51 milletvekiline ulaşıyor. Toplam 120 sandalyeli İsrail parlamentosu Knesset’te hükümet kurabilmek için asgari 61 sandalye gerekiyor.
Siyasi aritmetiği kilitleyen temel etkenlerden biri, her iki kanadın da İsrail vatandaşı Filistinlilerin partileriyle koalisyon kurmayı reddetmesi oluyor. Bu yaklaşım, seçim sonrasında meclis çoğunluğunun sağlanmasının önündeki en somut engel olarak duruyor.
Kanal 12 verilerine göre genel seçmen katılımının yüzde 72 seviyesinde kalması bekleniyor. Sandığa gitme eğilimi muhalefet seçmeninde yüzde 81’e kadar tırmanırken Netanyahu destekçilerinde bu oran yüzde 74 olarak ölçülüyor.
Aynı yoklama, başbakanlık tercihlerinde Eisenkot’un Netanyahu karşısındaki puan farkını iki puan daha açtığını kayda geçiriyor.
Gantz’ın çekilmesiyle Yashar Partisi yükselişe geçti
Walla sitesinde yer alan anket ise Benny Gantz’ın Mavi Beyaz partisini yarıştan çekme kararının ardından dengelerin değiştiğini gösteriyor. Bu kararla birlikte Eisenkot’un Yashar Partisi sandalye sayısını 23’e çıkarırken Netanyahu’nun Likud Partisi bir kayıpla 19 sandalyeye indi.
Eisenkot’un partisi ve çatısı altında yer aldığı “Siyonist Muhalefet” bloku birkaç aydır yoklamaların zirvesinde kalmayı sürdürüyor.
Trump, daha önceki destek mesajında Netanyahu’yu “harika bir savaşçı başbakan ve barış için daha da büyük bir ortak” sözleriyle övmüştü. Kamuoyu yoklamaları, bu diplomatik ve siyasi desteğin İsrail seçmeninin tercihini iktidar lehine çevirmeye yetmediğini belgeliyor.
Genç seçmenler arasında Ben Gvir’in desteği yükseliyor
Netanyahu’nun ittifakı toplam güç bazında geride kalsa da koalisyon ortağı aşırı sağcı aktörlerin tabanlarını genişlettiği görülüyor. Özellikle genç seçmenler arasında İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir’in Yahudi Gücü Partisine ilginin arttığı ölçülüyor.
Kudüs’teki İbrani Üniversitesine bağlı Agam Labs tarafından yürütülen araştırmada konuşan 18 yaşındaki bir öğrenci tercihindeki değişimi, “Eskiden biraz deli olduğunu düşünüyordum ama sonra söylediklerine gerçekten baktım ve hepsi anlamlı geldi” sözleriyle aktardı.
Bir diğer İsrail vatandaşı ise Ben Gvir’in Batı Şeria’daki yerleşimcileri silahlandırma hamlesinin kendisine “nefes aldırdığını” ifade etti.
Ben Gvir, yerleşimcilerin Mescid-i Aksa’ya yönelik baskınlarına öncülük etmesi ve 7 Ekim 2023’ten bu yana on binlerce yerleşimciye askeri nitelikli tüfek dağıtmasıyla biliniyor.
Filistinlilere yönelik şiddeti tırmandırmakla eleştirilen Ben Gvir; Gazze’nin aç bırakılması, Lübnan’daki askeri harekatın sürmesi ve Beyrut’un bombalanması çağrıları yapıyor. Aşırı sağcı bakanın bu askeri yaklaşımları İsrail’deki birçok muhalefet partisinde de siyasi taban buluyor.
Dünya Basını2 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika2 hafta önceBrezilya’da ikinci tur süreci nasıl işleyecek?
Amerika3 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını1 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum












