Bizi Takip Edin

Ortadoğu

Lübnan kumarhanesi soruşturması milyonlarca dolarlık kara para aklama ağını ortaya çıkardı

Yayınlanma

Lübnan’da Lübnan Casinosundaki online kumar faaliyetlerine ilişkin hazırlanan iddianame, milyonlarca dolarlık kâr, kara para aklama ve vergi kaçakçılığı üzerine kurulu bir şebekeyi gözler önüne serdi. Soruşturma hakimi, aralarında kumarhane müdürünün de bulunduğu çok sayıda kişiyi kamu malını zarara uğratmakla suçlarken, devletin de sektördeki ihmalleri dikkat çekiyor.

Cebel-i Lübnan İstinaf Mahkemesinin Lübnan Casinosundaki online kumar dosyası hakkında vereceği karar beklenirken, soruşturma hakimi Tarık Bu Nasır tarafından hazırlanan iddianame, iki aydır adli süreçte olan ve yaklaşık üç yıldır kamuoyunun gündemini meşgul eden bu davanın seyrinde bir dönüm noktası teşkil ediyor.

El-Ahbar gazetesinin aktardığına göre iddianame; Bu Nasır’ın suçlamalarını dayandırdığı temelleri, tarafların sorumluluk sınırlarını, kimin ihmalde bulunduğunu, kimin suç işlediğini, devletin nerede hata yaptığını, kara para aklama operasyonlarının nasıl yürütüldüğünü ve sektörün büyüklüğüne ilişkin tahminleri ortaya koyuyor.

Süreç, 20 Mayıs 2025’te Lübnan Casinosundan bazı çalışanların Mali Savcılığa “online kumarda artan hukuki ve operasyonel sorunların devletin kamu maliyesini ve kumarhanenin gelirlerini olumsuz etkilediği” yönünde bir ihbarda bulunmasıyla başladı.

İhbarın ardından, Mali Başsavcı Vekili Dora el-Hazin’in sadece yedi gün sonra soruşturma başlatılması talimatı vermesi dikkat çekti.

Hazin’in talimatı üzerine harekete geçen Devlet Güvenlik Genel Müdürlüğü, kumar salonlarına baskın düzenleyerek usulsüzlükleri belgeledi ve sunuculara el koydu.

Sahiplerinin ifadelerine göre, bu salonların büyük bir kısmının, Lübnan Casinosunun online şans oyunlarını işletmekle görevli OSS şirketinin, müşteri kayıplarından pay karşılığında müşteri çekmek üzere aracılarla (acente) sözleşme yapmaya başlamasından sonra kurulduğu anlaşıldı ve salonlar mühürlendi.

Bu aracılar, OSS şirketinden sözleşme mekanizmasını sorduklarında, şirketin aracılar dosyasından sorumlu olan Dani Abbud, kendilerine yalnızca at yarışı için ekranlar kurma izni veren “at yarışı” ruhsatları almalarını kolaylaştırıyordu.

Ancak aracılar, ifadelerinde, görevlerinin Betarabia platformu üzerinden kumarhaneye müşteri sağlamakla sınırlı olması gereken OSS ile yaptıkları sözleşmeyi, yasaların yalnızca Lübnan Casinosu içinde bulunmasına izin verdiği kumar salonları açmak için kullandıklarını itiraf etti.

Bazıları, OSS ile yaptıkları sözleşmelerin kendilerine bu faaliyeti yürütme yetkisi veren bir ruhsat olduğunu düşündüklerini iddia ederek kendilerini savunmaya çalıştı.

Ancak soruşturma hakimi Tarık Bu Nasır, “hukuki cehalet ne düzeyde olursa olsun, kimsenin özel bir şirketin kumar salonu açma ruhsatı verebileceğine inanamayacağını” belirtti.

Abbud da soruşturma esnasında benzer bir savunma yaparak, salonların ve ekranların kumarda kullanılmasının yasa dışı olduğunu bilmediğini iddia etti.

Milyonlarca dolarlık kârlar

Aracıların elde ettiği devasa kârlar, iddianamenin odak noktalarından birini oluşturdu. OSS ile imzalanan sözleşmeye göre, bir “bölge aracısı”, kendisi üzerinden kumarhanede oynayan müşterilerin toplam kayıplarının yüzde 40’ını alırken, kalan yüzde 60’lık pay kumarhane, devlet ve işletmeci şirket arasında paylaştırılıyordu.

Bölge aracısına bağlı “süper aracılar” ise oyun gelirlerinden yüzde 30’u aşan oranlarda pay alıyordu. Bu kişilere bağlı sıradan aracılar da yüzde 15 komisyon elde ediyordu.

Bölge aracılarından biri, 2024 yılındaki kârının yaklaşık 1 milyon dolar olduğunu ve bunu gelir vergisine beyan etmediğini, kendisine bağlı 60 süper aracı ve yüzden fazla normal aracı bulunduğunu ifade etti.

OSS Müdürü Cad Gariyus ise ifadesinde, online kumar işinin yıllık hacmini 250 milyon dolar olarak tahmin ettiğini belirtti. Diğer salon sahipleri de aylık kârlarının 63 bin ila 80 bin dolar arasında değiştiğini bildirdi.

Soruşturmada, Lübnan Casinosu müşterilerinin yüzde 78,28’inin dolaylı müşteri olduğu, yani Betarabia platformunda aracılar üzerinden oynadığı, doğrudan platformda oynayanların oranının ise sadece yüzde 21,72 olduğu tespit edildi.

Sorun, faaliyetin yüzde 78’ini oluşturan dolaylı oyunlardan elde edilen kârın yüzde 40’ının aracılara gitmesinde yatıyor.

Kumarhane Müdürü Rolan Huri’ye göre, kâr paylaşımı şu şekilde yapılıyor:

— Dolaylı oyunlarda: Yüzde 15 ila 17’si Tg Lab (platformu geliştiren ve takip eden yazılım ve içerik sağlayıcısı) şirketine, yüzde 5’i OSS’ye, yüzde 19’u devlete, yüzde 19’u kumarhaneye ve yüzde 41’i aracılara.

— Kumarhane üzerinden doğrudan oyunlarda: Yüzde 40’ı kumarhaneye, yüzde 40’ı devlete, yüzde 15’i Tg Lab’e ve yüzde 5’i OSS’ye.

Kara para aklama

Kara para aklama hususunda Bu Nasır, iddianamesinde Gariyus, Abbud, OSS şirketi ve bazı salon sahiplerinin, kullanıcı kimliğini gizli tutan merkeziyetsiz cüzdanlar ve para kaynağını karartmaya yönelik teknik araçlar kullanarak, herhangi bir denetim olmaksızın büyük miktarlarda USDT (dijital para birimi) işlemi yaptıklarını kaydetti.

Soruşturmaya göre, müşteriler paralarını Betarabia’daki hesaplarına dijital para birimiyle aktarıyor, ardından kârları veya bakiyeleri dijital para yerine nakit dolar olarak OMT ve Wish gibi merkezler aracılığıyla veya banka hesapları üzerinden alıyorlardı. Bu işlemlerin değeri, USDT’den dolara çevrilen on milyonlarca doları buluyordu.

Bu Nasır, bu bulgulara dayanarak sanıkları, aklama işlemlerinden elde edilen mali kazançları suç sayan Kara Para Aklamayla Mücadele Yasası’nın 3. maddesi uyarınca suçladı.

Buna karşılık, Rolan Huri bu madde kapsamına alınmadı. Zira Bu Nasır, kumarhanenin dijital para birimleriyle işlem yapmadığını ve Betarabia’daki doğrudan müşterilerinin ödemelerini ya kumarhanede nakit olarak ya da resmi hesaplarına kredi kartıyla yaptıklarını değerlendirdi.

Ayrıca Bu Nasır, salon sahiplerinin mali tabloları düzenlemekten kaçınarak ve oyun işlemlerinin gerçek hacmini gizleyerek vergi kaçakçılığı suçunu işlediklerini ve bunun da kamu malının zarara uğramasına yol açtığını belirtti.

Bazı sanıkların itiraflarıyla, salon sahiplerinin müşterilere her müşteri için ayrı kişisel hesaplar yerine, salon içinde açılmış hesaplar üzerinden oynama imkânı tanıdığı kanıtlandı.

Bu uygulama, müşterilerin kimliklerini ibraz etme zorunluluğunu ortadan kaldırarak, mali ve denetleyici sistemlerde benimsenen “Müşterini Tanı” (KYC) standartlarını açıkça ihlal ediyor. Lübnan Casinosu yönetimi, online kumar hizmetini başlatırken bu standartları uygulama taahhüdü vermişti.

Ancak bu kurallar, sadece kumarhanenin Betarabia üzerinden işlem yapan doğrudan müşterilerine uygulandı, aracılar üzerinden oynayan müşteriler ise her türlü denetimin dışında kaldı.

Bu noktada Bu Nasır, Huri’nin kara para aklama operasyonlarını önlemek için gerekli tedbirleri almakta ihmalkâr davrandığını ve bu ihmalin salonların kimliği belirsiz müşterilere oyun oynatmasına olanak tanıdığını belirtti. Dolayısıyla, salon sahipleri ve Huri hakkında, kişilerin kimliklerinin doğrulanmasıyla ilgili Kara Para Aklamayla Mücadele Yasası’nın 5/13 maddesi uyarınca suçlamada bulunuldu.

İddianamede, verilerin Huri’nin zimmete para geçirme veya yasa dışı zenginleşme suçuna katıldığını kanıtlamadığı, ancak kamu malının zarara uğramasına yol açan ciddi bir hata yaptığı sonucuna varıldı.

OSS şirketindeki yetkililerin eylemlerinin, online kumar gelirlerinin en büyük kısmını elde etmeye yönelik önceden yapılmış bir planlamayı ve kamu malını zarara uğratma niyetini ortaya koyduğu ifade edildi.

Bu durum, aracılara (yüzde 40) ve OSS şirketine verilen mantıksız kâr paylarında, ruhsatsız oyun salonlarının açılmasına izin verilmesinde ve bunun sonucunda ortaya çıkan vergi kaçakçılığı ile kara para aklama operasyonlarında kendini gösterdi.

Sarkis Sarkis nerede?

İş insanı Hişam İtani, Tg Lab şirketinin münhasır sahibi olan Game Cooks şirketine sahip Intersaktion şirketinin de sahibidir. Ancak bu münhasırlık daha sonra Tg Lab’in OSS ile işbirliği yapabilmesi için kaldırıldı ve karşılığında Intersaktion, OSS ile yatırıma yarı yarıya ortak oldu.

İtani’nin, Intersaktion’ın OSS’deki hissesini iş insanı Sarkis Sarkis’in sahibi olduğu Kıbrıslı bir şirkete altı milyon dolara sattığı biliniyor. Bu noktada, Sarkis’in neden soruşturmaya çağrılmadığı temel bir soru olarak ortaya çıkıyor.

Devletin ihmali

İddianamede, devletin online kumarı düzenleyen modern bir yasa çıkarmadaki ihmali zımnen kabul edilirken, bazı hataların doğrudan devletin kendisinin yaptığı sözleşmelerden kaynaklanabileceğine işaret edildi. Ancak bu durum, hakimin gözünde hatanın hatayla karşılık bulacağı anlamına gelmiyor.

Soruşturmanın veya iddianamenin açıkça belirtmediği husus ise devletin sektörü yönetmedeki zaafiyetidir. Devlet, 2008 yılında Lübnan Casinosuna yasallığı tartışmalı bir şekilde online şans oyunları işletme yetkisi verdi, ardından bu yetkiyi 2012’de bir hükümet kararnamesiyle Maliye Bakanlığı Piyangolar Müdürlüğüne devretti.

2014 yılına gelindiğinde ise devlet, resmi yazılarla kumarhaneden defalarca online kumar hizmetini başlatmasını talep etti ve sonunda bir işletmeci şirket aracılığıyla çalışılması ve müşteri çekmek için aracılardan yararlanılması konusunda anlaştı, ancak bu aracılara ödenecek pay oranını belirlemedi.

Ortadoğu

BAE, veri merkezi planlarını revize ediyor

Yayınlanma

Birleşik Arap Emirlikleri, ABD dışında gerçekleştirilecek en büyük projelerden biri olan 5 gigawatt’lık yapay zeka veri merkezi projesinin planlarını sessizce revize ediyor.

BAE, İran savaşı sonrasında kritik altyapının nasıl ve nerede inşa edilmesi gerektiğine dair yeniden değerlendirme sürecine girdi.

Konuya yakın altı kaynağın Reuters’a verdiği bilgiye göre, başlangıçta Abu Dabi’de 26 kilometre kare büyüklüğünde bir kampüs olarak tasarlanan projenin, artık BAE genelinde yayılmış bir veri merkezi ağından oluşması muhtemel.

Kaynaklara göre, proje bu bakımdan yeniden şekillenecek.

Yetkililer, hava savunma sistemleri ve bazı tesislerin yer altına inşa edilmesi dahil olmak üzere, tesisleri insansız hava araçları ve füze saldırılarından daha iyi korumanın yollarını da değerlendirdiklerini belirttiler.

Amerikalı teknoloji şirketleriyle ortaklaşa inşa edilen BAE-ABD Yapay Zeka Kampüsü’ne ilişkin planlar, geçen yıl Başkan Donald Trump’ın zengin Körfez ülkesine yaptığı ziyaret sırasında duyurulmuştu.

Proje, ekonomisini petrolden uzaklaştırmaya çalışan BAE’nin küresel bir yapay zeka gücü olma hedeflerinin merkezinde yer alıyor.

Proje, BAE ulusal güvenlik danışmanı ve cumhurbaşkanının kardeşi Şeyh Tahnun bin Zayed el Nahyan’ın kontrolündeki yapay zeka şirketi G42 tarafından yürütülüyor.

Nvidia yapay zeka çiplerine ve diğer gelişmiş ABD teknolojilerine erişim karşılığında BAE, Çin ile yapay zeka alanındaki bağlarını kesmeyi ve Stargate girişiminin ABD’deki veri merkezlerine yatırım yapmayı kabul etmişti.

Stargate, OpenAI, Oracle ve SoftBank arasında yapay zeka altyapısı kurmak amacıyla kurulan bir ortak girişim.

Reuters, BAE yetkililerinin yeni bir ana planı sonuçlandırmaya ne kadar yaklaştığını veya önerilen değişikliklerin inşaat maliyetlerini ve zaman çizelgelerini ne ölçüde etkileyebileceğini belirleyemedi.

Stargate UAE olarak bilinen, 30 milyar dolarlık ve 1 gigawatt kapasiteli bir hesaplama kümesinden oluşan projenin ilk aşamasının inşaatı geçen yıl başladı.

İlk 200 megawattlık kapasitenin bu yıl devreye girmesi planlanıyor.

Projede G42 ile ortaklık yapan Oracle’ın Yönetim Kurulu Başkanı ve Teknoloji Direktörü Larry Ellison’a göre, proje tamamlandığında BAE’deki tüm devlet kurumlarını ve ticari kuruluşları dünyanın en gelişmiş yapay zeka modellerine bağlayacak yeterli kapasiteye sahip olacak. 

Projede olası revizyonlara ilişkin Reuters’ın sorularına yanıt veren G42, yapay zeka kampüsü çalışmalarının planlandığı gibi ilerlediğini belirtti.

Şirket, ayrıntılara girmeden, “Projenin ayrıntıları, bu ölçekteki kritik altyapılardan beklenen güvenlik, dayanıklılık ve operasyonel standartlar doğrultusunda sürekli olarak gözden geçiriliyor,” dedi.

OpenAI, yapay zeka vizyonunu gerçekleştirmek için BAE ile birlikte çalıştığını ve “bunu hayata geçirmek için gerekli altyapı ve benimseme öncelikleri konusunda iyi ilerleme kaydettiğini” belirtti.

Kaynaklar Reuters’a, Tahran’ın İran’a yönelik ABD ve İsrail hava saldırılarına misilleme olarak, Amerikan kuvvetlerini barındıran Körfez komşularına füze ve insansız hava araçları fırlatmaya başlamasının hemen ardından Birleşik Arap Emirlikleri yetkililerinin yapay zeka altyapı planlarını gözden geçirmeye başladığını bildirdi.

Mart ayında gerçekleşen saldırılarda Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki iki Amazon Web Services (AWS) veri merkezi ile Bahreyn’deki bir veri merkezi hasar gördü.

Şirketin web sitesindeki son güncellemelere göre, bölgedeki bulut bilişim hizmetleri hâlâ kesintiye uğramış durumda.

Nisan ayında İran silahlı kuvvetleri, Stargate UAE’nin de potansiyel bir hedef olduğu yönünde bir uyarı videosu yayınladı.

Videoda, kompleksin inşa edildiği yeri gösterdiği iddia edilen bir harita yer alıyordu ve altında “Hiçbir şey gözümüzden kaçmaz” yazıyordu.

Konuya aşina iki kaynak, daha önce kamuoyuna açıklanmamış olan Al ⁠Dhafra Hava Üssü yakınlarındaki bir şantiyenin konumunu doğruladı.

Abu Dabi’nin dış mahallelerinde bulunan üs, ABD askerlerine ev sahipliği yapıyor ve Şubat ayında başlayan savaş sırasında hedef alınmıştı.

Başkan Joe Biden döneminde ABD Dışişleri Bakanlığı Arap Yarımadası İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı olarak görev yapan Daniel Benaim, uzun süredir kendilerini güvenli liman olarak pazarlayan Körfez ülkeleri için bu çatışmanın bir “iktisadi deprem” olduğunu söyledi.

Washington merkezli bir düşünce kuruluşu olan Orta Doğu Enstitüsü’nde araştırmacı olan Benaim, “Kritik altyapıyı güçlendirmek için değişiklikler hayati önem taşıyor. Bölgedeki her ülke, riski azaltmak ve uluslararası ortakları ile yatırımcıları güvence altına almak için neler yapabileceğini değerlendirecek,” dedi.

Sektörden bir yönetici ve konuyla ilgili bilgilendirilen bir başka kişiye göre, BAE’deki yapay zeka kampüsünün inşaatının ilk aşamasının, tesisi hava saldırılarından korumak için bazı değişiklikler yapılsa da planlandığı gibi devam etmesi bekleniyor.

Projenin geri kalan kısmının muhtemelen birden fazla lokasyona yayılacağını belirttiler.

İki kaynağa göre, yetkililer yeraltında inşaat yapmanın yanı sıra, ordunun kullandığı veriler gibi en hassas verileri barındıran tesisleri dağların içine yerleştirmeyi de değerlendiriyor.

ABD, Çin ve Avrupa’da veri merkezleri, kullanılmayan madenlerin, Soğuk Savaş döneminden kalma sığınakların veya mağaraların içine inşa ediliyor.

BAE, çoğunlukla düz, çöl arazisinden oluşuyor. Fakat Res’ül Hayme ve Fuceyre emirliklerinin kuzey ve kuzeydoğu bölgelerinde uzanan dağ sıraları bulunuyor.

Üç kaynağın belirttiğine göre, yeniden tasarım sürecine hava savunma sistemleri dahil ediliyor.

Bunlara insansız hava aracı ve füze önleyiciler ile elektronik sinyal bozma ekipmanları da dahil.

Bir başka kaynak ise, diğer olası önlemler arasında patlamaya dayanıklı beton kullanımı ile yedek güç ve soğutma sistemlerinin eklenmesinin yer aldığını belirtti.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

İran depoladığı parçalarla balistik füze montajını canlandırıyor

Yayınlanma

İran, İsrail ve ABD’nin aksi yöndeki açıklamalarına karşın yer altı tesislerinde depoladığı parçalarla balistik füze üretimine yeniden geçti. Wall Street Journal gazetesinin eriştiğini iddia ettiği istihbarat raporları, nisan ayındaki ateşkes sürecinde tünel girişleri açılan Hocir gibi merkezlerde hareketliliğin sürdüğünü belgeliyor.

İran, İsrail ve ABD makamlarının bu kapasitenin tamamen ortadan kaldırıldığı yönündeki açıklamalarına karşın yer altı tesislerinde balistik füze üretimine yeniden başladı.

The Wall Street Journal gazetesinin ABD’li ve Ortadoğulu yetkililere dayandırdığı haberine göre Tahran yönetimi, üretim sürecinde önceden depoladığı parçalardan yararlanıyor.

Yetkililer, savaşın başlangıcında füze sahalarına ve sanayi tesislerine düzenlenen saldırılara rağmen İran’ın hem katı hem de sıvı yakıtlı füzelerin montajına devam ettiğini aktarıyor.

İstihbarat verileri, ülkenin güneydoğusundaki Hocir kompleksi de dahil çok sayıda yer altı merkezinde hareketlilik olduğunu ve yeni hava saldırılarından korunmak amacıyla ilave yer altı montaj noktaları oluşturulmaya çalışıldığını gösteriyor.

ABD ve İsrail operasyonlarının bazı tesisleri tahrip etmesi ve deniz ablukasının katı yakıt bileşenleri ile parça ithalatını zorlaştırması nedeniyle, mevcut montaj işlemleri savaş öncesine kıyasla daha düşük hacimlerle sürdürülüyor.

ABD merkezli Füze Savunma İttifakı kıdemli analisti Tal Inbar, sürece ilişkin değerlendirmesinde tesislerin hedef alınmadığı anlarda hasarlı altyapının onarılabileceğini, diğer ülkelerden parça temin edilerek buralarda saklanabileceğini vurguladı.

Inbar, İran’ın füze üretim kapasitesini yeniden inşa etmediğini düşünmenin saflık olacağını kaydetti.

Tesislerin imha edildiğini ve Tahran’ın ciddi biçimde güç kaybettiğini savunan yetkili, İran’ın şu anda hiç olmadığı kadar zayıf bir durumda kaldığını, ABD Başkanı Donald Trump’ın bu ülkenin nükleer silaha ulaşmasına asla müsaade etmeyeceğini söyledi.

Pentagon Sözcüsü Sean Parnell, ABD’nin İran’a ait insansız hava aracı, balistik füze ve donanma sanayi altyapısının yüzde 90’a varan kısmını yok ettiğini, Tahran’ın füze ve İHA fırlatma kabiliyetini büyük ölçüde zayıflattığını dile getirdi.

Bir diğer ABD hükümet yetkilisi, Tahran yönetiminin haziran ortasında Hürmüz Boğazı’nın açılması ve savaşın sonlandırılmasına dair Trump yönetimiyle yürüttüğü ön müzakerelerin ardından üretimi düşük ölçekte de olsa yeniden canlandırmış olabileceğine işaret etti. Yetkili, mevcut stoklarla en az iki yüz füzenin monte edilebilecek durumda olduğunu belirtti.

CNN televizyonunun mayıs sonundaki haberinde, ABD ve İsrail’in maliyetli mühimmatlarla vurduğu yer altı füze sığınaklarının Tahran yönetimi tarafından buldozer ve damperli kamyonlar kullanılarak yeniden açılmaya çalışıldığı aktarılmıştı.

Nisan ayındaki ateşkes kararının ardından kazı faaliyetleri hız kazandı; 18 farklı noktada isabet alan 69 tünel girişinden 50’si yeniden ulaşıma hazır hale getirildi.

Uzmanlar, sadece tünel girişlerini bombalayarak füze gücünü yok etmenin imkansız olduğunu, bunun bombardımanların sınırını ortaya koyduğunu vurguladı.

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth nisan ayında İran’ın füze programını fiilen bitirdiklerini iddia etmişti. Ancak NBC News’ün haberinde, Tahran’ın ateşkes sürecini askeri gücünü toparlamak amacıyla değerlendirdiğine dikkat çekilmişti.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Pakistan: Husilere yönelik misillemeyi henüz görüşmedik

Yayınlanma

Pakistan, Yemen direnişinin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarına yanıt olarak Mekke Anlaşması kapsamında İslamabad’dan gelecek bir askeri tepki konusunda herhangi bir görüşme yapılmadığını belirtti.

Öte yandan Pakistan Dışişleri, “zamanı geldiğinde” Pakistan’ın harekete geçeceğini de ekledi.

Pakistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Saccad Haydar Han, haftalık basın toplantısında, İslamabad’ın Türkiye ve Suudi Arabistan ile imzalanan ortak savunma anlaşması kapsamındaki yükümlülüklerini nasıl yerine getirmeyi planladığına dair bir soruya yanıtladı.

Han, “Şu anda bu konuda herhangi bir görüşme yok… Zamanı geldiğinde anlaşma kapsamında harekete geçeceğiz,” dedi.

Geçen ay imzalanan ortak savunma anlaşması, üç ülkeden herhangi birine yönelik silahlı bir saldırının, üçüne de yönelik bir saldırı olarak kabul edileceğini öngörüyor.

Bu soru, Yemen’deki Husilerin (Ensarullah) bu hafta Suudi şehirlerine ve enerji ⁠altyapısına saldırması üzerine gündeme geldi.

Reuters, İslamabad’ın Tahran’ı, “Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını yoğunlaştıran Yemenli Husi müttefiklerini dizginlemesi konusunda uyardığını” bildirdi.

Yine Reuters‘ta yer alan habere göre, ​Suudi yetkililer ile Pakistan ve Türk ordularından üst düzey temsilciler, Husi saldırılarına verilecek yanıtı koordine etmek üzere Riyad’da bir araya geldi.

Taraflar, birliklerinin Yemen’e girmemesi ve verilecek herhangi bir yanıtın Suudi Arabistan topraklarından başlatılması konusunda anlaştı.

ABD ile İran arasındaki çatışmada arabuluculuk da yapan Pakistan, bu saldırıları kınadı fakat savunma anlaşmasının hükümleri uyarınca nasıl tepki verebileceğine dair ayrıntı vermedi.

Han ayrıca, Washington’un küresel enerji arzını da aksatan bölgesel kargaşayı kontrol altına almakta zorlanırken, Mekke İttifakı’nı genişletmeye yönelik herhangi bir planın bulunmadığını belirtti.

Bu arada Ensarullah, Yemen’in güney batısında, Bab el-Mendeb boğazına yakın sahil kenti Muha’yı ele geçirdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English