Diplomasi
Lukaşenko ile Trump arasında takas diplomasisi

Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko, ABD Başkanı Donald Trump’ın özel temsilcisi John Cole ile Minsk’te yaptığı görüşmenin ardından Washington ile “büyük anlaşma” hazırlıklarına başladığını duyurdu. ABD’nin bazı stratejik ekonomik yaptırımları kaldırma kararı aldığı süreçte Lukaşenko, Ukraynalı çocukların iadesi konusunda arabuluculuk yapmayı kabul ederken, Trump ile Florida’da bir araya gelmeye hazırlanıyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Belarus Özel Temsilcisi John Cole, 19 Mart tarihinde gerçekleştirdiği Minsk ziyaretinin ardından iki ülke arasında “büyük anlaşma” şartlarının belirlenmesi için çalışmaların devam edeceği açıklandı.
Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko, 20 Mart tarihinde yaptığı açıklamada, müzakerelerin gidişatına ilişkin bilgi verdi. Lukaşenko, “Amerikalılar müzakereler sırasında Trump adına, gündemimizdeki bir dizi konunun yer alacağı bir büyük anlaşma yapılmasını teklif etti. Reddedecek miyim? Çok mutlu olduğumdan değil ama bu Belarus için önemli. Donald’a iletin, bu büyük anlaşmayı hazırlamayı kabul ediyorum” dedi.
“Rusya ve Çin bizim yakın dostumuzdur”
Lukaşenko, Belarus’un kendi çıkarlarını belirlediğini ve ilgili teklifleri ABD tarafına ilettiğini, ABD’nin şu an yoğun olmasına rağmen çalışmaların sürdüğünü ifade etti.
Görüşmede tüm uluslararası sorunların ele alındığını belirten Lukaşenko, “Rusya ve Çin hakkında sorular sordular. Ancak onları uyardım: Onlar sadece müttefikimiz değil, bize yakın devletlerdir” dedi. Lukaşenko, ABD’nin Moskova ve Minsk arasındaki bağları koparma gibi bir hedefi olmadığını savundu.
Lukaşenko, John Cole aracılığıyla ABD First Lady’si Melania Trump’ın, çatışmalar sonucunda Rusya’da bulunan Ukraynalı çocukların bir listesini kendisine ilettiğini açıkladı.
Bu konuda sadece arabuluculuk işleviyle yetineceğini ekleyen Lukaşenko, Amerikalılara İran’da üç haftadır devam eden savaşın sona erdirilmesine yönelik vizyonunu da ilettiğini belirtti.
Minsk’in şu anda İranlılara silah tedarik etmediğini teyit eden Lukaşenko, görüşmede Cole’a ABD’nin Belarus’un “dostlarına karşı savaştığını” söylediğini aktardı.
Lukaşenko Trump ile Florida’da buluşacak
Belarus lideri, ABD tarafına yaptırımlar dahil hiçbir konuda karşılık beklemediğini söylediğini ifade etti. Trump’ın kendisine yönelik olumlu tutumunun, 2024 seçim kampanyası sırasında Trump’ın haklarını kamuoyu önünde savunan tek lider olmasından kaynaklandığını ifade etti.
Lukaşenko, Trump’ın yeni anlaşma şartlarını Florida’daki konutunda şahsen görüşmeye hazır olduğunu belirtti. Belarus’un ilk katılan ülkelerden biri olduğu Trump’ın Barış Konseyi’nin ikinci toplantısına katılmayı planladığını söyleyen Lukaşenko, Şubat 2026’daki ilk toplantıya ordunun kapsamlı savaşa hazırlık denetimi nedeniyle katılamadığını dile getirdi.
Gündemdeki bir diğer konunun ise elçiliklerin faaliyetleri olduğunu belirten Lukaşenko, Cole’un Şubat 2022’den beri kapalı olan Minsk’teki ABD Büyükelçiliği’nin yeniden açılması için çalışmaların sürdüğünü söylediğini aktardı.
Vedomosti gazetesine konuşan Rusya Bilimler Akademisi Kıdemli Araştırmacısı Pavel Koşkin, ABD yaptırımlarının gerçek anlamda kaldırılmasının Lukaşenko’nun Doğu Avrupa’da bir ortak olarak görüldüğünün kanıtı olacağını belirtti.
Koşkin, Minsk ile temas kurmanın Rusya üzerinde bir baskı yöntemi olduğunu ve Trump’ın Moskova’nın en yakın müttefikiyle bile konuşabileceğini gösterdiğini ifade etti.
Uzmana göre Trump, Belarus’u hem İran hem de Ukrayna çatışmalarında Rusya’yı etkileyebilecek bir aktör olarak görüyor olabilir.
Dünya Ekonomisi ve Uluslararası İlişkiler Enstitüsü Baltık Bölgesi Araştırmaları Grubu Başkanı Dmitriy Ofitserov-Belskiy ise Lukaşenko’nun süreci bir “tiyatro” olarak görmediği sürece ilişkileri geliştirme niyetinde olduğunu hatırlattı.
Ofitserov-Belskiy, yaptırımların kısmen kaldırılmasının Belarus ekonomisine destek sağlayacağını ancak bunun tam bir garanti anlamına gelmediğini ifade etti.
ABD stratejik sektörlerdeki yaptırımları gevşetti
Cole ve Lukaşenko görüşmesinin ardından Washington’ın yaptırımları hafifletme kararı aldığı duyuruldu.
Alınan karar kapsamında Belinvestbank, Belarus Cumhuriyeti Kalkınma Bankası (BRRB), Belarus Potasyum Şirketi (BKK) ve ülkenin ana potasyum gübresi ihracatçısı Belaruskaliy üzerindeki kısıtlamalar kaldırıldı.
Cole, parametrelerin Hazine Bakanlığı ile önceden koordine edildiğini ve sürecin hızla ilerleyeceğini vurguladı.
Geçtiğimiz aralık ayında Cole, 123 siyasi mahkumun serbest bırakılması karşılığında Belaruskaliy yaptırımlarının kaldırılacağını duyurmuştu. Mevcut durumda Lukaşenko, 235’i ülkede kalan 250 siyasi mahkumu daha affetti.
Bankacılık sektöründe yeni kısıtlamalar ve fırsatlar
Belarus Maliye Bakanlığı üzerindeki yaptırımların kaldırılacağı sözü, uluslararası sermaye piyasalarında güvenin tesisi için bir ön koşul olarak değerlendirildi.
Fakta 20 Mart tarihinde Visa, Belagroprombank, Belgazprombank ve yerel Alfa-Bank kartlarının Avrupa Ekonomik Alanı’ndaki işlemlerini yasakladı.
Finam Strateji Direktörü Yaroslav Kabakov, yaptırımların hafifletilmesinin finansal kanalların onarılması ve dış ticaret işlemlerinin genişlemesi anlamına geleceğini ancak AB yaptırımlarının hala bir engel teşkil ettiğini belirtti.
Belarus potasyum madenini 3 milyar dolara satabilir
Lukaşenko, ABD’nin Belarus’ta bulunan “nükleer materyallerle” ilgilendiğini iddia etti. Ülkesinin bir potasyum madenini en az 3 milyar dolara ABD’ye satmaya hazır olduğunu belirten Lukaşenko, “Hükümet rezervleri hesapladığında bu fiyat daha da artacaktır” dedi.
Ayrıca, Belarus’un Polonya üzerinden ABD sıvılaştırılmış doğal gazı (LNG) satın alması konusunun da görüşüldüğünü ifade eden Lukaşenko, boru hattı fiyatlarının dünya piyasasının altında olması talebine Amerikalıların gülerek yanıt verdiğini, bunun olumsuz bir cevap olduğunu aktardı.
BGP Litigation ortağı Sergey Glandin, AB yaptırımları nedeniyle dolar cinsinden ödemelerin yapılabileceğini ancak SWIFT kullanımının zor olduğunu ekledi.
Lukaşenko ile ABD arasındaki diyalogda Belarus’un AB komşuları, özellikle Litvanya ile olan gergin ilişkileri de yer aldı. Cole, Minsk ziyareti öncesinde Vilnius’ta Başbakan Inga Ruginene ile görüştü.
Lukaşenko, Litvanya tescilli tırların iadesi sorununu 23 Mart tarihine kadar çözeceğine dair söz verdi. Litvanya’nın 2025 sonbaharında sınır kapılarını kapatması sonucu yaklaşık 1000 tır Belarus tarafında mahsur kalmıştı.
Uzman Pavel Koşkin, Avrupa’nın Trump’ın bu hamlelerine direneceğini ve Minsk’e yönelik yaptırımları gevşetmeyeceğini savundu. Koşkin, Trump’ın bu temasla Avrupalılara “alternatif ortaklar var” mesajı verdiğini ekledi.
Diplomasi
Zelenskiy ile gerilim yaşayan Kliçko görevden alma ihtimaline rest çekti

Kiev Belediye Başkanı Vitaliy Kliçko, Ukrayna yönetiminin kendisini görevden alma girişimlerine karşı mücadele edeceğini belirterek çatışma sürecinde yaklaşık 300 belediye başkanının uzaklaştırıldığını hatırlattı.
Kiev Belediye Başkanı Vitaliy Kliçko, Ukrayna yönetiminin kendisini herhangi bir şekilde görevden alma girişimine boyun eğmeyeceğini ve böyle bir durumda mücadele edeceğini söyledi.
BBC’ye mülakat veren Kliçko, “Beni görevden alırlarsa mücadele ederim” ifadesini kullandı.
Kiev yönetiminin Ukrayna yasalarına bağlı kaldığını belirten Kliçko, yerel topluluğun temsilcisi sıfatıyla başkent sakinlerinin çıkarlarını savunacağını dile getirdi.
Gelecekteki seçimlere işaret eden Kliçko, “Gelecek seçimler yapılır, başka insanlar gelir, buyursunlar. Buna topluluğun kendisi karar verir. Her kent sakininin, kendi çıkarlarını kimin savunacağını kendisinin belirlemek istediğine inanıyorum; yukarıdan birilerinin topluluğu yönetmesi için paraşütle birini atamasını değil. Demokrasi tam da budur” dedi.
Kliçko’nun bu çıkışının öncesinde, 17 Ekim günü yüzlerce Kievli belediye başkanının istifasını talep eden bir gösteri düzenledi.
Kamu yayıncısı Suspilne Kiev tarafından paylaşılan görüntülerde, belediye binası önünde toplanan protestocuların iki saat boyunca istifa sloganları attığı görüldü.
Eylemi “kurgulanmış” ve “sipariş üzerine yapılmış” olarak nitelendiren Kliçko, çatışma süreci boyunca görevden alınan yaklaşık 300 diğer belediye başkanı gibi kendisinin de bu yolla makamından uzaklaştırılmak istendiğini savundu.
Kliçko, Haziran 2014’ten bu yana Kiev Belediye Başkanlığı görevini yürütüyor; 2015 ve 2020 yıllarındaki seçimlerde de yeniden bu göreve seçildi.
Zelenskiy ile enerji altyapısı üzerinden başlayan gerginlik sürüyor
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile Kliçko arasındaki anlaşmazlık son günlerde kamuoyu önünde karşılıklı suçlamalarla görünür hale geldi.
Fransız Le Monde gazetesinin 14 Ekim tarihli haberine göre iki lider, başkentin enerji altyapısının kış mevsimine hazırlanması konusunda açıkça karşı karşıya geldi.
Zelenskiy, enerji tesislerinin korunmasına dönük adımların hayata geçirilmesinde geç kalındığı gerekçesiyle Kiev yönetimini eleştirdi.
Ukrayna Devlet Başkanı, başkentin kışa hazırlık seviyesinin sınır ve cephe hattındaki bölgelerden bile daha kötü durumda olduğunu savundu.
Bu eleştirileri “temelsiz” olarak tanımlayan Kliçko ise Devlet Başkanlığı Ofisi’nin yerel özyönetimi ortadan kaldırmayı ve kendisini şehir yönetiminden uzaklaştırmayı amaçladığını öne sürdü.
Ekim ayı başında kış mevsimi öncesinde Kiev’in hayatta kalma moduna geçtiğini duyuran Kliçko, kentin su şebekesindeki olası bir aksamanın son derece büyük ölçekli bir krize yol açabileceği uyarısını yapmıştı.
Kliçko, kışa hazırlık kapsamında başkentte yedek ısıtma sistemlerinin kurulduğunu; yakıt, gıda ve içme suyu stoklarının oluşturulduğunu aktardı.
Diplomasi
Trump, Musk’tan Ukrayna için Starshield sınırlamasını kaldırmasını istedi

Wall Street Journal’ın haberine göre ABD Başkanı Trump’ın SpaceX yöneticisi Elon Musk’ı arayarak askeri Starshield sistemindeki yavaşlatmayı kaldırmasını istemesinin ardından, Ukrayna ordusunun uydu iletişiminde toparlanma görüldü. Terminallerin saatte 60 kilometre hıza ulaştığında dahi kesilmesiyle insansız hava aracı operasyonlarında aksamalar yaşandı.
ABD Başkanı Donald Trump, SpaceX’in kurucusu Elon Musk ile bir telefon görüşmesi yaparak uydu internet ağı Starlink’in askeri sürümü Starshield üzerindeki kısıtlamaların Ukrayna için kaldırılmasını istedi.
The Wall Street Journal’ın (WSJ) haberine göre ABD’li ve Ukraynalı yetkililer, telefon görüşmesinden kısa bir süre sonra, 22 Ekim’de sistemin daha kararlı çalışmaya başladığını aktardı.
Ukraynalı bazı temsilciler altyapının henüz tam kapasiteye ulaşmadığını, ancak bağlantının terminallerin daha yüksek hareket hızlarında kısıtlama dönemine kıyasla daha verimli çalıştığını kaydetti.
Yetkililerin paylaştığı bilgilere göre Trump, görüşmede hız sınırının sürmesinden duyduğu rahatsızlığı Musk’a iletti.
Gazete, söz konusu yavaşlatma yüzünden Ukrayna ordusuna ait bazı insansız hava araçlarının görevlerini eksiksiz yerine getiremediğini yazdı.
ABD’li yetkililer ayrıca Trump’ın bir hafta boyunca yardımcılarına ve müttefiklerine Starlink’teki hız kesintisini sonlandırmak istediğini söylediğini aktardı.
Terminal hızı sınırlandırılınca cephedeki İHA operasyonları aksadı
İletişim kısıtlamalarına dair ilk haberler 14 Ekim gecesi gündeme geldi. Ukrayna Savunma Bakanının eski danışmanı Serhiy Sternenko, terminaller saatte 160 kilometreden daha hızlı hareket ettiğinde bağlantının koptuğunu açıkladı.
Sternenko daha sonra kısıtlamaların sertleştiğini duyurarak ordudan gelen verilere göre bağlantının artık saatte 60 ila 70 kilometre hızda dahi kesildiğini belirtti.
Financial Times’ın Ukraynalı yetkililer ve askerlere dayandırdığı haberine göre yaşanan aksaklıklar; insansız hava araçlarının yönetimini, cephedeki birliklerin ikmalini ve geri hatlardaki hedeflere yönelik saldırıları zorlaştırdı.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, 16 Ekim’de Starlink altyapısının kısmen toparlandığını duyurdu.
Brüksel’deki basın toplantısında konuşan Zelenskiy, eski hız parametrelerine kademeli olarak dönüldüğünü fakat Ukrayna ordusuna yönelik sınırlandırmaların henüz tamamen kalkmadığını ifade etti.
Gelişmeler üzerine Rusya cephesinden de açıklama geldi. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, 14 Ekim’de yaptığı açıklamada, “Starlink gibi parlak teknolojilerin askeri amaçlarla hiç kullanılmaması daha iyi olurdu” diyerek sistemin ordunun hizmetine sunulmasına karşı olduklarını bildirdi.
Kısıtlama talimatının kaynağına dair çelişkili açıklamalar yapıldı
Musk, Starshield üzerindeki kısıtlamalara ilişkin sorumluluğu reddetti. Sistemin mülkiyetinin ve yönetiminin ABD hükümetine ait olduğunu belirten Musk, kullanım koşullarını da Washington’ın belirlediğini dile getirdi.
Ticari Starlink ağını SpaceX’in işlettiğini hatırlatan girişimci, bu hizmetin taarruz amaçlı askeri operasyonlar için tasarlanmadığını savundu.
Reuters’a konuşan iki ABD’li yetkili, Pentagon’a Starlink ile ilgili talimatın Beyaz Saray’dan gittiğini ileri sürdü.
Öte yandan üst düzey bir Amerikalı yetkili, Trump’ın şahsen böyle bir emir vermediğini savundu. The Telegraph gazetesi ise kısıtlamaları başlatan kişinin Musk olduğunu öne sürdü; kaynaklardan biri Trump’ın bu öneriyi kabul etmesiyle kısıtlamanın Pentagon tarafından devreye sokulduğunu aktardı.
20 Ekim’de WSJ, kaynaklarına dayanarak Musk’ın Ukrayna’daki Starshield faaliyetini durdurma yönünde bizzat emir verdiğini, ardından Musk ile Trump’ın kararı telefonda ele aldığını yazdı.
Trump, 16 Ekim’de yaptığı açıklamada kendisinin veya Musk’ın kısıtlamalarla bağı bulunduğu iddialarını reddetti. Trump, “Kimin yaptığını bilmiyorum, en azından ben değilim. Elon’ın da olduğunu pek sanmıyorum” dedi.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise 18 Ekim’de ABD’nin Starlink’i yavaşlatma yönünde bir talimat vermediğini ve hızın yeniden sağlandığını savundu.
Rubio ayrıca Ukrayna’nın Starshield sistemine erişimi olmadığını, sistemin Kiev tarafından kullanımı konusunun halen müzakere edildiğini öne sürdü.
Karar ABD Kongresinde de yankı buldu. Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Üyesi Brian Fitzpatrick, Washington yönetiminin parmağı olduğunun kanıtlanması halinde ilgili kurumların bütçesini durdurmaya çalışacağını belirtti.
Diplomasi
Barrack: Şara, İsrail ile normalleşmek istiyor

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Suriye’nin geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın İsrail ile ilişkileri normalleştirmek istediğini belirtti.
Aynı zamanda İsrail’in Suriye’deki askeri operasyonlarına son verilmesi çağrısında bulunarak, Washington’un bu operasyonları durdurmak için müdahale edip etmemesi gerektiğini sorguladı.
Katar’ın Doha kentinde düzenlenen Küresel Güvenlik Forumu’nda konuşan Barrack, Şara’nın zorlu koşulları iyi idare ettiğini ve hükümetinin bir tehdit oluşturmadığını İsrail’e temin etmeye çalıştığını söyledi.
“Bence Cumhurbaşkanı Şara, çok zor koşullar altında çok iyi bir iş çıkardı,” diyen Barrack, Suriye liderinin İsrail’e ilettiğini düşündüğü mesajı şöyle aktardı: “Ben saldırgan değilim, İsrail ile bir sorunum yok, İsrail ile ilişkilerin normalleşmesini istiyorum.”
Barrack ayrıca İsrail’i Suriye’deki operasyonlarını durdurmaya çağırırken, ABD’nin bu operasyonları sona erdirmek için müdahale edip etmemesi gerektiği konusunda belirsizliğini dile getirdi:
“Bunu [İsrail’in Suriye’deki eylemlerini] durdurmanın zamanı geldi. ABD’nin bunu durdurmak için müdahale etme zamanının gelip gelmediğini bilmiyorum.”
İsrail, 8 Aralık 2024’te Beşar Esad’ın devrilmesinin ardından Suriye’deki askeri operasyonlarını yoğunlaştırdı. İsrail güçleri, Golan Tepeleri boyunca uzanan askerden arındırılmış “tampon bölgeye” girdi ve Şeyh Dağı’nın (Hermon) Suriye tarafında mevzilenirken, İsrail bu konuşlandırmayı geçici bir güvenlik önlemi olarak nitelendirdi.
İsrail’in hava saldırıları ayrıca ülke genelindeki askeri tesisleri ve silah depolarını da hedef aldı.
Barrack, bir zamanlar düşman olarak görülen grupların yeni siyasi ve güvenlik yapılarına nasıl dahil edilebileceğinin bir örneği olarak Suriye’deki siyasi geçiş sürecini gösterdi.
ABD’li diplomat, “Bir zamanlar yabancı terör örgütü olarak nitelendirilen Nusra’yı ele alabilirsiniz; 8 Aralık’ta yaşanan dönüşümün ardından bugün pek çok kişi bu örneği ‘işte bir model’ diye değerlendiriyor,” dedi.
Nusra Cephesi, Suriye iç savaşı sırasında ortaya çıkan ve El Kaide’ye bağlılık yemini ettikten sonra bu ağdan ayrıldığını ilan eden bir cihatçı gruptu. Örgüt, başta ABD ve BM olmak üzere birçok ülke ve kurum tarafından “terörist” kabul ediliyordu.
Grubun lideri Ahmed Şara (Ebu Muhammed el-Colani), daha sonra Esad’ı deviren saldırıyı yöneten Heyet Tahrir eş-Şam’ın (HTŞ) başına geçti.
Barrack ayrıca, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Suriye ulusal ordusuna entegrasyonunu, daha önce pek çok kişinin olası görmediği bir sonuç olarak gösterdi.
ABD’li, “Hiç kimse, bu Kürt oluşumu olan SDG’yi ulusal bir orduya yeniden entegre edebileceğinizi düşünmemişti, ama bu gerçekleşti,” dedi.
Şam ile Kürt liderliğindeki güçler, 10 Mart 2025 tarihinde SDG’nin askeri ve sivil kurumlarını Suriye devletine entegre etmek üzere bir anlaşma imzalamıştı.
Fakat entegrasyon şartları ve bölgedeki özyönetimin geleceği konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle anlaşmanın uygulanmasında gecikmeler yaşandı.
Bununla birlikte Barrack, Washington’un geniş bölgede gerçekleşen ve kendisinin “23 rejim değişikliği” olarak nitelendirdiği olaylara müdahalesine atıfta bulunarak, ABD’nin Orta Doğu’daki önceki müdahalelerinin etkinliği konusunda şüphelerini dile getirdi.
“Ne zaman müdahale etmeye, bir kişiyi ya da rejimi değiştirmeye çalışsak, bu bir hata olmuş gibi görünüyor,” diyen Barrack ayrıca Yemen’deki ABD müdahalesinin değerini de sorgulayarak, bunu görünüşe göre “anlamsız” olarak nitelendirdi.
Amerika5 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı
Avrupa2 hafta önceBerlin’de Sol Parti, SPD-Yeşiller koalisyonu için “İsrail’in var olma hakkı”nın altını çizdi
Avrupa2 hafta önceBurnham: Brexit oylamasında Rus müdahalesi var
Avrupa2 hafta önceLe Pen ve Mélenchon farkı açıyor











