Bizi Takip Edin

Diplomasi

‘Nadir toprak elementleri karşılığı Ukrayna’ya askeri yardım’ ne kadar mümkün?

Yayınlanma

Ukrayna, zengin metal rezervlerine erişim karşılığında ABD’den destek talep ederken, Donald Trump bu teklife sıcak baktı. Ancak, bu değerli kaynakların çoğu, Rusya’nın kontrolünde veya cephe hattına yakın bölgelerde bulunuyor, bu da erişimi zorlaştırıyor.

ABD’nin Ukrayna’daki nadir toprak metallerine erişimi için, Ukrayna’nın bu bölgeleri geri almasına yardım etmesi gerekecek. Ukrayna hükümeti, geçen sonbaharda ABD’ye, barışın sağlanması karşılığında ülkenin zengin metal kaynaklarına erişim teklifinde bulundu.

Bu hafta Donald Trump, Washington’ın “Ukrayna’ya yardım karşılığında nadir toprak metalleri ve diğer kaynaklarını alacağı bir anlaşma yapmak istediğini” belirterek bu teklifi fiilen kabul etti.

Fakat, bu kaynakların önemli bir kısmı mevcut cephe hattının yakınında, hatta Rusya’nın kontrolündeki topraklarda bulunuyor.

The Wall Street Journal gazetesinde yer alan makaleye göre, bu değerli doğal kaynaklara erişim, en azından kısmen, Rus birliklerinin yavaş ama istikrarlı bir şekilde ilerlediği doğu Ukrayna’daki savaşın sonucuna bağlı olacak.

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy de bunu kabul ederek, yüksek teknoloji ürünleri için gerekli olan nadir toprak metalleri üretiminde işbirliğini, eylül ayında Washington’da, Trump ile yaptığı görüşme de dahil olmak üzere sunduğu “barış planına” dahil etti.

Zelenskiy bu hafta gazetecilere yaptığı açıklamada, “Rusya, 2014’ten beri topraklarımızı işgal ediyor ve bu toprakların bazıları önemli doğal kaynak rezervlerine sahip. Topraklarımızı savunmamıza ve düşmanı silah, varlık ve yaptırımlarla geri püskürtmemize yardımcı olan ortaklarımızla bu kaynakları ortaklaşa geliştirmeye açığız. Bu kesinlikle adil,” dedi.

Ancak bu planın en büyük dezavantajı, rezervlerin çoğunun şu anda Rusya’nın kontrolünde olan veya cephe hattına çok yakın olan bölgelerde bulunması, “bu da kimsenin onları çıkarıp işlemleyemeyeceği” anlamına geliyor.

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü’nde silahlı çatışma uzmanı olan kıdemli araştırmacı Wolf-Christian Paes’e göre, “Ukrayna’da kalıcı bir barış olmadan bu varlıklara erişmek zor olacak. Bunun için basit bir ateşkes yeterli değil.”

Ocak ayı sonunda Davos’taki Dünya Ekonomi Forumu’nda Ukrayna heyeti, ülkedeki 26 trilyon dolar değerindeki maden yataklarından, 12 trilyon dolarının mineral olduğunu belirtti.

Ukrayna özellikle; Avrupa’da titanyum rezervleri (uçak ve gemiler için gerekli) açısından birinci sırada, Avrupa’daki lityum rezervlerinin (akülerde kullanılır) üçte birine sahip, dünya grafit rezervlerinin yüzde 20’sine sahip, çiplerde ve LED’lerde kullanılan galyum üretiminde dünyada beşinci sırada ve ABD’deki yarı iletken üreticileri için neon tedarikinin yüzde 90’ını sağlıyor.

Ancak Kyiv Independent‘ın Kiev Ekonomi Okulu analizine dayandırdığı haberine göre, nadir toprak metalleri rezervleri çoğunlukla merkezi bölgelerde yoğunlaşmış durumda, işlenmemiş ve gerçek değerleri bilinmiyor.

Ukrayna’daki Amerikan Ticaret Odası, geçen ay ülkedeki kritik öneme sahip minerallerin rezerv değerini 3 ila 26 trilyon dolar olarak tahmin etti. Fakat aynı zamanda, metal rezervlerinin yüzde 42’sinin ve nadir toprak metallerinin yüzde 33’ünün yanı sıra kömürün yüzde 63’ünün, petrolün yüzde 11’inin ve doğalgazın yüzde 20’sinin Rusya’nın kontrolü altında olduğunu belirtti.

Uluslararası Enerji Ajansı’na göre, Çin şu anda dünya nadir toprak metalleri rezervlerinin yüzde 60’ını (hem kendi topraklarında hem de diğer ülkelerde) ve işleme kapasitesinin yüzde 90’ını kontrol ediyor.

Bu nedenle Kiev, Washington’a Ukrayna yataklarını geliştirerek tedariki çeşitlendirmeyi teklif ediyor. Dünyanın en büyük titanyum tedarikçisi ise Rus şirketi VSMPÓ-Avisma.

Politico‘ya konuşan Avrupalı bir emtia uzmanına göre, Ukrayna’nın bu metal rezervleri “en üst ligde”: “Ukraynalılar açıkça Trump’ın ilgisini çekecek her şeyi arıyorlar. Ve bu kesinlikle onun ilgisini çekti.”

Cumhuriyetçi Parti’de dış politika uzmanı olan ve şu anda Yorktown Solutions adlı lobi firmasının başkanı olarak Ukrayna devlet kurumlarına danışmanlık yapan Daniel Vaidich’e göre, kaynak argümanı Trump ve yönetimi tarafından çok iyi anlaşılıyor.

Vaidich, Politico‘ya, “Önceki yönetimdeki birçok kişi için Ukrayna’yı desteklemek özgürlüğü ve demokrasiyi korumakla ilgiliydi, ancak Trump için bu büyük ölçüde boş bir laf. Ukrayna’yı desteklemenin ve onun için savaşmanın neden mantıklı olduğuna dair başka bir gerekçe bulmamız gerekiyor,” değerlendirmesini yaptı.

Ancak şu anda Rus birlikleri Pokrovsk şehrini kuşatıyor ve Ukrayna’nın doğal kaynaklar açısından en zengin bölgelerinden biri olan Dnipropetrovsk oblastına giden otoyola ulaşmaya çalışıyor.

Ocak ayında, ülke çelik endüstrisinin yarısını sağlayan koklaşabilir kömür madeni kısmen ele geçirildi ve faaliyetlerini durdurdu.

Strateji XXI Küresel Araştırmalar Merkezi adlı düşünce kuruluşunun başkanı Mihail Gonçar, “Trump, nadir toprak metallerinin bulunduğu bölgelerin büyük ölçüde işgal altında olduğunu ve kurtarılması gerektiğini anlıyor mu? Bunun için Amerikan silahlarına ve saldırgana karşı gerçekten cehennem gibi yaptırımlara ihtiyaç var,” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Kiev, Washington’ın Ukrayna ile stratejik olarak avantajlı bir ortaklığın, “topraklarını kurtarmaya yardım etmeye değer olduğunu” anlamasını bekliyor.

Ukrayna Parlamentosu Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Aleksandr Merejko, Politico‘ya verdiği demeçte Trump’ın açıklamasını “olumlu bir sinyal” olarak nitelendirdi:

“Sanırım Trump anlamaya başladı: Ukrayna’nın stratejik kaynaklarının, yardım edilmezse otoriter rejimlerin eline geçme ve onları güçlendirme tehlikesi var. Ve burada sadece Rusya’dan değil, aynı zamanda stratejik ortağı Çin’den de bahsediyoruz.”

Rusya ordusu, Ukrayna’daki Şevçenko bölgesindeki lityum sahalarını kontrol altına aldı

Diplomasi

Ukrayna yardım grubunda ABD dönemi bitiyor: Komuta devredilecek

Yayınlanma

ABD, Ukrayna’ya silah sevkiyatını ve Ukrayna askerlerinin eğitimini koordine eden güvenlik yardım grubunun liderliğinden çekilme kararı aldı. Almanya’nın Wiesbaden kentinde konuşlu grubun komutası başka bir NATO üyesi ülkeye devredilecek. Devir sürecinin bir yıla kadar sürebileceği açıklanırken yetkililer Ukrayna’ya verilen desteğin kesintisiz süreceğini vurguladı.

ABD, Ukrayna’ya silah sevkiyatını ve Ukrayna askerlerinin eğitimini koordine eden Ukrayna Güvenlik Yardım Grubunun (SAG-U) liderliğini bırakma kararı aldı.

Politico gazetesi, ABD’li bir yetkiliye ve ABD Savunma Bakanlığının planlarına vakıf üç kişiye dayandırdığı haberinde, gruba başka bir NATO üyesi ülkenin liderlik edeceğini duyurdu.

Liderliği hangi ülkenin üstleneceği henüz açıklanmadı.

Yönetim değişiminin bir yıla kadar sürebileceği belirtilirken, kaynaklar Ukrayna’ya desteğin birinci öncelik olmayı sürdürdüğünü ve grubun çalışmalarının kesintiye uğramayacağını vurguladı.

Pentagon yetkilileri, SAG-U’nun en başından beri geçici bir yapı olarak tasarlandığını açıkladı. Bakanlık, liderlik devrinin ittifak içinde yükün yeniden paylaşılması hedefinin bir parçası olduğunu ve ABD’nin yeni savunma stratejisiyle uyum taşıdığını belirtti.

Bir NATO yetkilisi de konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Komutanlığın Avrupalı veya Kanadalı bir subaya devredilmesi, müttefiklerin daha fazla sorumluluk üstlendiğinin bir başka kanıtı olacaktır” dedi.

Komuta devredildikten sonra ABD Avrupa Komutanlığı, gruptaki varlığını Amerikalı bir komutan yardımcısı üzerinden sürdürecek.

2024 yazında Washington’da düzenlenen NATO Zirvesi’nde kurulan SAG-U’nun karargahı Almanya’nın Wiesbaden kentinde bulunuyor.

Gruba 2024 yılının ortasından bu yana liderlik eden Korgeneral Curtis Buzzard pazartesi günü görevinden ayrılıyor.

Buzzard’ın yerine geçecek olan Korgeneral Guillaume Beaurpere, ABD’nin gruptaki doğrudan rolünü kademeli olarak küçültme sürecini yönetecek.

NATO müttefikleri komuta devrini genel olarak destekledi ve Avrupa’nın rolünün artmasının mantıklı bir adım olduğunu kaydetti.

Ukraynalı yetkililer de bu kararın “ABD’deki siyasi dalgalanmalardan kaynaklanabilecek riskleri azalttığını ve Ukrayna’nın çıkarına olacak şekilde askeri lojistiği kolaylaştırdığını” savundu.

Buna karşın Politico’ya konuşan kaynaklar, NATO’nun karmaşık bürokratik yapısı nedeniyle cephe hattına yapılan sevkiyatların yavaşlamasından endişe duyulduğunu bildirdi.

Ukraynalı bir yetkili de müttefiklerden hiçbirinin “ABD’nin uydu istihbaratı, hedef gösterme ve ağır nakliye havacılığı alanındaki lojistik kabiliyetlerinin yerini dolduramayacağını” vurguladı.

Alınan karar, Beyaz Saray’ın Avrupa’daki askeri varlığını kademeli olarak azaltma ve NATO bünyesindeki liderlik makamlarını müttefiklere devretme politikasıyla örtüşüyor.

ABD, şubat ayında yaptığı açıklamayla Norfolk’taki Müttefik Müşterek Kuvvet Komutanlığının denetimini İngiltere’ye, Napoli’deki komutanlığı İtalya’ya, Hollanda’daki Brunssum Müşterek Kuvvet Komutanlığını ise Almanya ve Polonya’ya devredeceğini duyurmuştu.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Financial Times: İran, ABD karşısında inisiyatifi ele geçirdi

Yayınlanma

İngiliz Financial Times gazetesinde yer alan analizde İran’ın, ABD hedeflerine yönelik önleyici saldırılar düzenleyerek ve çatışmayı Mısır dahil yeni bölgelere yayarak savaştaki inisiyatifi ele geçirdiği belirtildi. Analistler, altı aydır süren gerilimin ardından Washington’ın artık Tahran’ın belirlediği tempoda savaşmak zorunda kaldığını vurguluyor.

ABD ile Donald Trump yönetimi altında altı aydır süren savaşın ardından İran sahada üstünlüğü ele geçirdi. Financial Times (FT) gazetesinin haberine göre göre Washington, giderek daha fazla oranda Tahran’ın dikte ettiği tempoda savaşmak zorunda kalıyor.

İran ve bölgedeki müttefikleri, Kızıldeniz’deki deniz taşımacılığını aksatarak, Suriye’ye darbeler indirerek ve Mısır’a insansız hava araçlarıyla saldırı düzenlediği şüphesiyle çatışma alanını genişletti.

Avrupa Dış İlişkiler Konseyi analisti Ellie Geranmayeh, Tahran’ın bu saldırıları Amerikalılara bir mesaj olarak kullandığını belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Bu savaşı ABD ve İsrail başlatmış olsa da, nasıl biteceğine karar veren taraf onlar olmayacak.”

Geranmayeh, İran’ın İsrail ve ABD ile tam ölçekli çatışmalara dönülmesini giderek daha kaçınılmaz gördüğünü söyledi.

Eski İsrail askeri istihbarat analisti Danny Citrinowicz de bu görüşe katılarak şunları kaydetti: “İran’da Amerikalılarla müzakerelerin faydasız olduğuna dair bir uzlaşı var. Teslim olmaya niyetleri yok ve kendilerine saldırılması halinde herkesin ödeyeceği bedeli gösteriyorlar.”

Johns Hopkins Üniversitesi’nden İran stratejik düşünce uzmanı Vali Nasr, Tahran’ın gerilimi tırmandırmadaki nihai amacının “Amerika’nın davranışlarını kontrol etmek ve ABD’yi seçeneklerini yeniden hesaplamaya zorlamak” olduğunu ekledi.

Nasr, “Bu bölgesel bir savaş olacak ve ABD’nin savaş alanlarını seçme lüksü bulunmayacak” dedi.

Eski üst düzey Pentagon görevlisi Dana Stroul da benzer bir düşünceyi dile getirerek, “İranlılar, bölgeyi ya boyun eğip ABD ile bağlarını koparmaya ya da Washington’a baskı yapmaya zorlamak amacıyla çatışmayı seçici bir şekilde büyütüyor” diye konuştu.

İran, savaşın devam etmesinin ABD ve tüm Ortadoğu için maliyetli olacağını vurgulamak amacıyla taarruza geçme kararı aldı.

Saldırılarını Kuveyt ve Bahreyn’e kadar genişleten İran, ABD’yi Basra Körfezi’ndeki savunmasız üslerden Ürdün, İsrail ve diğer ülkelere asker kaydırmaya mecbur bıraktı. Ürdün’de yüzlerce aktivist, Amerikan birliklerinin çekilmesini talep eden açık bir mektuba imza attı.

Analistler, Tahran’ın, rakiplerinin uzun bir mücadele için yeterli siyasi iradeye sahip olmadığını düşünerek uzun süreli bir savaşa oynadığına dikkat çekiyor. Ancak uzmanlara göre, ülkedeki ekonomik durumun kötüleşmesiyle birlikte Tahran’ın bu özgüveni zayıflayabilir.

Haziran ayında ABD, İran ve İsrail bir ateşkes memorandumu imzaladı ancak sadece birkaç hafta sonra çatışmalar yeniden başladı.

ABD Başkanı Donald Trump, 1 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, anlaşmanın ana parametreleri üzerinde uzlaşmaya varılması ve diğer Ortadoğu ülkelerinin talebi üzerine İran’a yönelik yeni saldırılardan kaçınma kararı aldığını duyurdu.

Trump, ABD ile İran arasındaki barış anlaşmasının Hürmüz Boğazı ve nükleer programı kapsayacağını ifade etti. Daha önce CBS News kanalı, ABD ve İsrail’in İran’ın enerji altyapısına yönelik geniş çaplı saldırılar planladığını bildirmişti.

Axios’un kaynakları da bu bilgiyi doğrulayarak, bu saldırılarda haftalar sonra ilk kez İsrail ordusunun görev alabileceğini detaylandırdı.

Ayrıca The Wall Street Journal gazetesi de daha önce Trump’ın devasa bir saldırı hazırlanması yönünde emir verdiğini yazmıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

UEFA, FIFA’nın özelleştirilmesi halinde Dünya Kupası’nı boykot edecek

Yayınlanma

Avrupa futbolunun yönetim organı olan UEFA, FIFA’nın ticari faaliyetlerinin bir kısmını özelleştirmeye yönelik öneriyi kabul etmesi halinde, oybirliğiyle Dünya Kupası’nı boykot etme kararı aldı.

FIFA salı günü, ticari faaliyetlerini özel bir kuruluşa devretmeyi öngören bir öneri yayınladı.

Bu öneride, ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’ın kardeşi Josh Kushner’ın CEO’su olduğu Thrive Capital’in baş yatırımcı olarak adı geçti.

UEFA, yaptığı açıklamada, “Dünya Kupası bir yatırım ürünü olarak değerlendirilemez. Hiçbir kısmı asla özel yatırımcılara devredilmemelidir. Dünya Kupası satılık değildir,” demişti.

Teklifin kabul edilmesi için FIFA’nın 211 üye federasyonunun çoğunluğunun desteği gerekiyor.

Fakat teklif Avrupa genelinde yoğun eleştirilere maruz kaldı. UEFA, yalnızca 55 üye federasyondan oluşuyor.

Açıklamada, “FIFA Dünya Kupası futbola aittir. Her zaman da öyle kalacaktır. Avrupa’nın söz hakkı olduğu sürece, Dünya Kupası asla satılık olmayacaktır,” denildi.

Avrupa Birliği Spor Komiseri Glenn Micallef, X’te yaptığı açıklamada, “UEFA’nın bu açıklamasını memnuniyetle karşılıyorum ve tutumunu tam olarak destekliyorum,” dedi ve “Avrupa futbol federasyonlarının yönetişim konusunda öncülük etmesinden gurur duyduğunu” ekledi.

Çarşamba günü komisyon üyesi, “rekabet hukuku hususları” gerekçesiyle FIFA’nın önerisini soruşturma tehdidinde bulunmuştu.

Kadınlar U-20 Dünya Kupası eylül ayında düzenlenecek ve FIFA planlarından vazgeçmezse, bu turnuva Avrupa futbol federasyonlarının boykotu sonuna kadar sürdürme kararlılığının ilk sınavı olabilir.

Kadınlar ve erkekler U-17 Dünya Kupaları da 2026’nın ilerleyen aylarında düzenlenecek.

En son 2023’te İspanya’nın kazandığı tam kadro Kadınlar Dünya Kupası ise 2027’de Brezilya’da gerçekleştirilecek.

POLITICO Çarşamba günü yayınladığı haberde, Avrupa futbolunun yönetim organındaki bir dizi üst düzey yetkilinin, mevcut görev süresi gelecek yıl sona erecek olan FIFA Başkanı Gianni Infantino’ya karşı Katarlı Nasır el-Halifi’yi aday çıkarmayı planladığını bildirmişti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English