Avrupa
Politico: İngiliz şirketleri Reform UK ile flört etmeye başladı

Anketlerde İşçi Partisi’ni geçen Nigel Farage’ın Reform UK partisinin bu yılkı konferansına İngiliz iş dünyasından temsilcileri ağırlamaya hazırlandığı belirtiliyor.
POLITICO’ya göre isyancı sağcı partinin ulusal anketlerdeki istikrarlı liderliği, bu yılki yerel seçimlerdeki başarısı ve görevdeki Başbakan Keir Starmer’ın çalkantılı ilk yılı, İngiliz iş dünyasını Farage’ın ekibinin motivasyonlarını anlamaya çalışmak için harekete geçirdi.
Partinin dış ilişkiler direktörü Matthew MacKinnon, “Son zamanlarda, özellikle yerel seçimlerden sonra ve ondan hemen önce yapılan anketler nedeniyle büyük bir hareketlilik var. Reform’un önerilerine ilgi duyan, bizimle tanışmak isteyen veya müşterilerinin ya da şirketlerinin Reform’un önerilerine ilgi duyduğunu söyleyen kişilerden olumlu tepkiler alıyoruz. Bizi tanımak ve daha iyi anlamak istiyorlar,” dedi.
MacKinnon, POLITICO’ya verdiği röportajda, bunun eylül ayında Reform UK’in yıllık konferansına ilk kez katılmayı planlayan şirket temsilcileri ve lobicilerin sayısında “büyük” bir artışa yol açtığını söylüyor.
Westminster’ın köklü partilerinin düzenlediği dört günlük toplantılardan farklı olarak, bu konferans sadece iki gün sürecek.
İşçi Partisi ve Muhafazakâr Parti’nin konferansları genellikle sıkı güvenlik önlemleri altında, sergi merkezleri ve otel komplekslerinde düzenlenirken, Farage’ın düzenlediği etkinlik Birmingham Ulusal Sergi Merkezinin sadece bir bölümünü kaplayacak.
Bu alanı ilk gün, anime avatarları kullanarak hayranlarına oyun yayınları yapan Vtuber’lar için düzenlenen bir kongre ile paylaşacaklar.
Bu yeni düzenlemeye rağmen, halkla ilişkiler şirketi SEC Newgate’in müdür yardımcısı Ian Silvera, Reform ve yeni politika platformuna olan ticari ilginin artmasının gerçek olduğunu söylüyor.
Silvera, sektörün Farage’ın ekibinin nabzını tutmak için ortaya çıkmasının artık “görev” olduğunu savunuyor.
Silvera, “Partiyi anlamak isteyen bir unsur var, bu yüzden buradaki ana hedef, ana karar vericilerin karşısına çıkmak ve bu yeni partinin nasıl işlediğini anlamak,” diyor.
Bu, konferans gündemlerini yüz yüze toplantılar ve İşçi Partisi ve Muhafazakârların önemli isimlerinin katıldığı panel etkinlikleriyle doldurmaya alışkın kurumsal konukların beklentilerinde bir değişiklik gerektirecek.
Bunun yerine, iç işleri hakkında konuşmak için isminin açıklanmaması koşuluyla konuşan bir kamu ilişkileri uzmanı, Reform UK’in yeni yerel meclis üyelerinin akınıyla iletişime geçmeye çalışmanın artık bir zorunluluk olduğunu söylüyor.
Bu yaklaşım, diğer parti konferanslarında kaynakların büyük bir israfı olarak görmezden geliniyordu.
Uzman, “Birkaç yıl sonra bu insanların aslında hükümetin çok üst düzey paydaşları olacağı çılgın ama hayal edilemez bir dünya var, bu yüzden şimdi Reform’u tanımak için zaman ayırmalı, aynı zamanda büyümesini de takip etmelisiniz. Partinin hâlâ kurulma aşamasında olduğu bu olağandışı bir durumdayız,” ifadelerini kullanıyor.
POLITICO’ya göre seçilmiş görevlerin en alt kademesindekileri hedeflemek, deneyimli konferans lobicileri için tuhaf görünebilir. Fakat Reform’un eski basın sorumlusu ve şu anda danışmanlık firması Bradshaw Advisory’nin üst düzey danışmanı Gawain Towler, partinin Westminster (Parlamentonun yer aldığı bölge) makinesinin dışında yer alan bir parti olması nedeniyle bu düzeyde bir katılımın bile zor olabileceğini vurguluyor.
Towler, “Bana ‘Gawain, çeşitli ilçe meclislerinin liderleriyle bir öğle yemeği organize edebilir misin? Hayır, yapamam. Kesinlikle yapamam’ diyenler oldu,” diyor.
Öte yandan varlıklarını hissettirmek isteyenler için parti, konferans için 25.000 ila 250.000 sterlin arasında değişen çeşitli kurumsal sponsorluk paketleri sunuyor. Bu paketler, parayı ödeyenlere Reform UK’in liderleriyle ağ kurma ve partinin sadık üyelerine markalarını tanıtma fırsatı sunacak.
Bu tür nakit karşılığı nüfuz anlaşmaları, siyasi konferans çevrelerinde yaygın bir uygulama. Reform’dan MacKinnon, seçim döngüsünün bu aşamasında şirketlerin daha büyük bir katılımı haklı gösterecek “aciliyet” hissetmeyebileceğini kabul ediyor ve kamu ilişkileri uzmanları da, bütçeyi mevcut İşçi Partisi yönetimine lobi faaliyetlerine ayırmanın en akıllıca seçim olmaya devam ettiğini düşünüyor.
Şu anda Reform’un yönetim kurulunda bir koltuk için aday olan Towler, bazı şirketlerin Farage ile ilişkilendirilmenin itibar riskinden dolayı konferansa katılmaktan bile korktuğunu iddia ediyor.
Towler, Brexit referandumunda kazanan tarafın “kötü piçler” olduğu algısının hâlâ var olduğunu söylüyor.
Towler, “Şirketler hala çok çekingen davranıyor. Bazı insanlar bana, etkinliklerinize katılmak istiyorum ama kimseye gelmeyeceğimi söylemeyin dediler. Büyüyün artık. Girişimciler, kendi kararlarını verebilen insanlar arasında her zaman destek gördük. Ancak yönetim kurulu veya hissedarlar olunca korku başlıyor,” diyor.
MacKinnon ve Towler, partinin popülaritesindeki ani artışın, politika yapma mekanizmasındaki önemli boşlukları ortaya çıkardığı konusunda hemfikir. Bu nedenle, bu erken aşamada deneme yapmaya istekli şirketler, gelecekteki Reform gündemini somutlaştırmak için daha iyi erişim ve fırsatlara sahip olacak.
MacKinnon, “İnsanlarla tanıştığımızda oldukça dürüst davranıyoruz. Erken aşamada dahil olanlar, tahmin edebileceğiniz gibi bizimle daha güçlü ve uzun süreli bir ilişki kuracaklar. Bu, her sektörde ve her alanda geçerli bir durum. Bu nedenle, erken katılımı teşvik ediyoruz ve bunu insanlara söylediğimizde onlar da bunu tamamen anlıyorlar,” diyor.
Bu nedenle, halkla ilişkiler şirketi Henham Strategy’nin genel müdürü Nick King, müşterilerine beklentileri konusunda “esnek” olmalarını tavsiye ediyor. Konferans barında bağlantılar kurmak, ayrıntılı politika talepleriyle donanmış olarak ortaya çıkmaktan daha değerli olabilir.
King şöyle konuşuyor: “İnsanların iki günün nasıl geçeceği veya katılım fırsatlarının ne olacağı konusunda tam olarak net bir fikirleri olduğunu sanmıyorum. Fakat bizim için, salonda ve etkinlik yerinde olmak, salonda ve etkinlik yerinde olmamaktan daha iyi olduğu açık.”
Avrupa
Almanya, Fransa ve İngiltere, Rusya ile müzakere planı üzerinde çalışıyor

Bloomberg’in kaynaklarına göre Almanya, Fransa ve İngiltere, Ukrayna ile birlikte Rusya’nın da katılacağı barış görüşmelerinin organizasyonu için bir plan hazırlıyor. Avrupa ülkeleri çatışmanın bir kış daha uzamasını önlemeyi hedeflerken, görüşmelere ilişkin nihai kararın Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy’e ait olacağını ve Kiev’e baskı yapılmayacağını belirtiyor.
Bloomberg’in kaynaklara dayandırdığı haberine göre Almanya, Fransa ve İngiltere, Ukrayna ile birlikte Rusya’nın da katılacağı barış görüşmelerinin organizasyonuna yönelik bir plan üzerinde çalışıyor.
Ajansa konuşan kaynaklar, Avrupa ülkelerinin çatışmanın bir kış daha devam etmesini önlemek istediğini belirtti. Aynı kaynaklar, görüşmeler konusunda nihai kararın Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’e ait olacağını ve Avrupa’nın bu konuda kendisine baskı yapmayı planlamadığını aktardı.
Kaynaklara göre İngiltere Başbakanı Keir Starmer, önümüzdeki günlerde bu konuyu Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile görüşecek.
Alman televizyon kanalı NTV, 2 Haziran’da Almanya’nın eski Başbakanı Gerhard Schröder’in Moskova’ya geldiğini bildirmişti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin daha önce Schröder’i Avrupa tarafından tercih edilebilecek bir müzakereci olarak nitelendirmişti.
Rusya Devlet Başkanı Sözcüsü Dmitriy Peskov, mayıs ayının sonunda yaptığı açıklamada Avrupa’nın Rusya ile diyalog kurulmasının gerekliliğini anladığını, ancak müzakere süreci konusunda “ancak şimdi olgunlaşmaya başladığını” ifade etmişti.
Peskov ayrıca Moskova’nın, Avrupa Birliği’nden Rusya ile temas kurabilecek olası müzakerecilere ilişkin gelen sinyalleri ciddiyetle değerlendirdiğini söylemişti.
Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide ise Avrupa’nın Ukrayna konusundaki görüşmelere tarafsız bir arabulucu olarak değil, çatışmadan etkilenen çıkarlara sahip bir taraf olarak katılması gerektiğini belirtti.
Eide, Avrupa Birliği ve ABD’nin Kiev’e desteğini sürdürmesi gerektiğini de vurguladı.
Putin ise Kiev’in çatışmayı barışçıl yollarla çözmeye hazır olduğuna inanmadığını dile getirmişti. Rus lider, çatışmanın temel nedenlerinin ortadan kaldırılması ve 2024 yılında açıkladığı koşullar temelinde barışçıl bir çözüme hazır olduğunu söylemişti.
Putin’in sıraladığı koşullar arasında Ukrayna birliklerinin Donetsk ve Lugansk halk cumhuriyetleri ile Zaporojye ve Herson bölgelerinden çekilmesi, bu bölgeler ile Kırım’ın Rusya’nın parçası olarak tanınması, Ukrayna’nın tarafsız, askeri bloklara katılmayan ve nükleer silahlardan arındırılmış bir statü benimsemesi, Ukrayna’nın silahsızlandırılması ve “Nazizmden arındırılması” ile Rusya’ya yönelik tüm yaptırımların kaldırılması yer alıyordu.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise geçen yıl eylül ayında Avrupa’ya Ukrayna konusundaki müzakere masasında yer olmadığını söylemişti.
Lavrov, Avrupa Birliği ülkelerinin Rusya karşıtı tutumları nedeniyle bu süreçte yer alamayacağını belirtmiş ve Batı tarafından sunulan güvenlik garantilerinin “Rusya’ya karşı kurgulandığını” ifade etmişti.
Avrupa
Rheinmetall, otomotiv tedarik bölümünü satıyor

Alman savunma sanayi şirketi Rheinmetall, otomotiv tedarikçi bölümünü özel sermaye şirketi Aequita’ya satıyor.
Rheinmetall çarşamba günü yaptığı açıklamada, iki şirketin “bugün, Rheinmetall’in eski Power Systems bölümüne yeni bir yönetim altında bir gelecek açan bir satın alma anlaşması imzaladığını” duyurdu.
Bu, “stratejik yeniden yapılanmada bir dönüm noktası” niteliğinde; sivil bölümün satışıyla birlikte grup, “odak noktasını askeri işine kaydırıyor.”
İşlemin bu yılın dördüncü çeyreğinde tamamlanması bekleniyor ve halen düzenleyici kurumların onayına tabi.
Hisselerin yüzde 100’ü için ön satın alma bedeli 350 milyon avro olarak belirlendi fakat bu rakam işlemin kesinleşmesinden önce değişebilir.
Rheinmetall, kısa süre önce savunma işinde rekor kâr ve dolu sipariş defterleri bildirdi. Öte yandan, otomotiv tedarik endüstrisi krizde.
Şirket, “Özellikle otomotiv sektöründeki iş durumunun daha da kötüleşmesi, nihai anlaşmanın şart ve koşullarını etkiledi,” açıklamasını yaptı.
Avrupa’nın savunma harcamalarını artırmasıyla Ukrayna savaşının başlamasından bu yana iş hacmi hızla artan Rheinmetall, geçen yıldan beri Power Systems bölümüne alıcı arıyordu ve bu bölümü Aralık 2025’te durdurulan faaliyetler kategorisine almıştı.
Rheinmetall, şirketleri satın alıp yeniden yapılandıran bir yatırım şirketi olan Aequita’nın, bu birimdeki dünya çapındaki yaklaşık 6.250 çalışanı işte tutmayı planladığını da ekledi.
Aequita’nın Yönetim Kurulu Başkanı ve Eş CEO’su Axel Geuer, “Bu şirket, artık yaklaşık 5 milyar avro gelir elde edecek olan otomotiv bölümümüze mükemmel bir katkı sağlıyor,” dedi.
Geuer, Aequita’nın bu şirketin uzun vadeli gelişimini destekleyeceğini ve otomotiv portföyü genelinde sinerji yaratmaya çalışacağını da sözlerine ekledi.
Rheinmetall, satışın dışında kalanlar arasında alüminyum döküm uzmanı KS Huayu AluTech’in Almanya’daki üç tesisi, otomotiv sensörleri ortak girişimi Dermalog SensorTec’teki hisseler ve otomobil parçaları üreticisi Pierburg’un İspanya’daki Abadiano fabrikasının bulunduğunu belirtti.
Avrupa
Litvanya, ABD ile nükleer silah müzakerelerine başladı

Litvanya Savunma Bakanı Robertas Kaunas, ABD nükleer silahlarının ülke topraklarında olası konuşlandırılmasına yönelik Washington ile müzakereler yürütüldüğünü açıkladı. Litvanya Anayasası kitle imha silahlarının konuşlandırılmasını yasaklasa da Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda güvenlik risklerini gerekçe göstererek bu engeli aşacak değişiklikler önerdi.
Litvanya, ABD’ye ait nükleer silahların kendi topraklarında olası konuşlandırılması konusunda Washington ile müzakereler yürütüyor.
Litvanya Savunma Bakanı Robertas Kaunas, konuya ilişkin yaptığı açıklamada ABD ile görüşmelerin sürdüğünü doğruladı.
Politico’nun aktardığı habere göre Kaunas, “Tartışmalar devam ediyor. Litvanya kesinlikle bu sürecin dışında kalmıyor” ifadelerini kullandı.
Litvanya Anayasası, ülke topraklarında kitle imha silahlarının konuşlandırılmasını açıkça yasaklıyor. Ancak Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda, bölgedeki güvenlik risklerini gerekçe göstererek bu yasal engelin etrafından dolaşılmasını sağlayacak anayasa değişiklikleri yapılmasını daha önce teklif etti.
Politico, söz konusu müzakerelerin ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığını azaltma eğiliminde olduğu ve bu durumun NATO müttefikleri arasında güvenlik endişelerini artırdığı bir dönemde yürütüldüğünü yazdı.
Financial Times tarafından aktarılan bilgilere göre ise ABD, ek nükleer savaş başlıkları ve bombardıman uçaklarının diğer Avrupa merkezli NATO ülkelerinde konuşlandırılması seçeneğini değerlendiriyor.
Mevcut durumda ABD’ye ait nükleer silahlar Avrupa coğrafyasında altı ülkede bulunuyor. Bu ülkeler Almanya, Belçika, İtalya, Türkiye, Hollanda ve Birleşik Krallık olarak sıralanıyor.
Dünya Basını2 hafta önceProf. Mearsheimer: Trump, İran savaşını sonlandırmak için Çin’den yardım istedi
Dünya Basını2 hafta önceİktisat tarihçisi Chance: Batı, Çin’i kendi sistemine entegre ederek liberal bir demokrasiye dönüştüreceğini sandı
Diplomasi2 hafta önceXi ve Putin ‘çok kutuplu bir dünya ve yeni tip uluslararası ilişkiler’ çağrısı yaptı
Amerika2 hafta önceBolivyalı işçi ve köylüler başkent La Paz’ı kuşattı
Asya2 hafta önceLai, Tayvan’ın “özgürlüğünden vazgeçmeyeceğini” söyledi, yeni İHA bütçeleri sözü verdi
Asya2 hafta önceRusya ve Çin arasındaki ticaret hacmi 240 milyar dolara ulaştı
Asya2 hafta önceİran’daki savaş yuan için küresel ticarette fırsat penceresi açtı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran yetenekleri sınırlı olduğu için değil, stratejik sebeplerle kendini dizginliyor












