Amerika
Powell’dan faiz indirimi sinyali

Fed Başkanı Jay Powell, eylül ayında faiz indirimine kapıyı açtı ve ABD işgücü piyasasındaki yumuşamanın Trump’ın gümrük vergilerinin enflasyonu kötüleştirme riskini dengeleyebileceğini söyledi.
Powell, cuma sabahı Wyoming’in Jackson Hole kentinde düzenlenen Kansas City Fed ekonomi zirvesinde yaptığı açıklamada, “Sıkı para politikası, temel görünüm ve risk dengesindeki değişiklikler, politika duruşumuzu ayarlamayı gerektirebilir,” dedi.
Bu açıklamalar, Powell’ı faiz belirleyen Federal Açık Piyasa Komitesinin “güvercin” kanadına yerleştirdi ve merkez bankasının eylül ayındaki bir sonraki toplantısında çeyrek puanlık bir indirim yapabileceğinin sinyalini verdi.
Powell’ın konuşmasının ardından ABD hükümet tahvillerinde yükseliş yaşandı. Para politikasına ilişkin beklentilere duyarlı olan iki yıllık Hazine tahvillerinin faizi 0,1 puan düşüşle yüzde 3,69’a geriledi.
Wall Street’in S&P 500 hisse senedi endeksi yüzde 1,5 sıçradı. Dolar, altı para biriminden oluşan sepet karşısında yaklaşık yüzde 0,9 değer kaybetti.
Konuşma, Fed için önemli bir dönemde geldi. ABD başkanı ve müttefikleri, merkez bankasının faizleri önemli ölçüde indirmesi gerektiğini savunarak Powell ve diğer üst düzey Fed yetkililerine karşı şiddetli bir kampanya başlatmıştı.
Bunun yerine Fed, bazı yetkililerin Trump’ın ABD’nin ticaret ortaklarına uyguladığı gümrük vergilerinin enflasyonda yeni bir dalgalanmaya yol açacağından endişe etmesi üzerine, 2024’te yüzde 1’lik indirimlerin ardından bu yıl ana faiz oranını yüzde 4,25-4,5 aralığında tuttu.
Powell, yönetimin ticaret savaşının tüketici fiyatları üzerindeki etkilerinin artık “açıkça görüldüğünü” kabul etse de, bu etkilerin kalıcı olmayacağını ve bunun yerine merkez bankasının göz ardı edebileceği tek seferlik bir şok olacağını işaret etti.
Fed Başkanı, “İşgücü piyasasının özellikle sıkı olmadığı ve aşağı yönlü risklerin arttığı göz önüne alındığında, bu sonucun olasılığı düşük görünüyor. Enflasyon riskleri yukarı yönlü, istihdam riskleri ise aşağı yönlü; bu zorlu bir durum,” diye ekledi.
Powell, işgücü piyasasının hem arzın yavaşlaması hem de işgücü talebinin azalması sonucu “ilginç bir denge” içinde olduğunu belirtti ve “Bu olağandışı durum, istihdamdaki aşağı yönlü risklerin arttığını gösteriyor. Ve bu riskler gerçekleşirse, keskin bir şekilde artan işten çıkarmalar ve yükselen işsizlik şeklinde hızlı bir şekilde ortaya çıkabilir,” dedi.
Powell, işsizlik oranının düşük olması nedeniyle iş piyasasının şimdilik büyük ölçüde sağlıklı olduğunu, fakat mayıs ve haziran aylarında görülen zayıf istihdam artışının, daha sıkı göçmenlik politikası nedeniyle ABD’de çalışan yabancı işçi sayısının azalmasından kaynaklandığını belirtti.
Powell ayrıca, “gümrük tarifelerinin tüketici fiyatları üzerindeki etkilerinin artık açıkça görüldüğünü” belirtti. Bu etkilerin önümüzdeki aylarda artmasını beklediklerini, ancak zamanlaması ve miktarı konusunda büyük belirsizlik olduğunu da ekledi.
Bu durum enflasyonu yüksek tutuyor, fakat “makul bir temel senaryo, etkilerin nispeten kısa süreli olacağı” yönünde, zira bu etkiler devam eden bir enflasyon süreci değil, fiyatlara tek seferlik bir ayarlama niteliğinde.
Powell, Trump’ın kendisine ve meslektaşlarına yönelttiği sert eleştirilere en yakın yanıtını, Fed yetkililerinin faiz kararlarını “sadece verilere ve bunların ekonomik görünüm ve risk dengesi üzerindeki etkilerine dayalı olarak” vereceklerini söyleyerek verdi.
Bu, Trump’ın hükümetin tasarruf etmesi için faizlerin düşürülmesi yönündeki çağrılarını dolaylı olarak reddettiği anlamına geliyor. Fed başkanı, “Bu yaklaşımdan asla sapmayacağız,” diye ekledi.
Bu yaz istihdam artışında keskin bir yavaşlama olduğunu gösteren kasım ayı istihdam raporu, birçok Wall Street bankası ve yatırımcısını eylül ayında faiz indirimi öngörmeye sevk etmişti.
CME Group verilerine göre, fed fonları vadeli işlemlerinde eylül ayında çeyrek puanlık faiz indirimi olasılığı perşembe günkü %75’ten %81’e yükseldi.
JPMorgan Asset Management’ın küresel sabit getirili menkul kıymetler baş yatırım sorumlusu Kay Herr, “Powell, enflasyondan çok ikili görevin işgücü piyasası tarafını daha fazla endişelendiriyor gibi görünüyor,” dedi.
Güçlü bir ekonomiye yönelik umutlarla birlikte yükselme eğiliminde olan döngüsel ve sanayi hisseleri, cuma günü S&P 500’ün kazançlarına öncülük ederek, faiz indirimine yönelik artan beklentilere olumlu tepki verildiğini vurguladı.
Tüketici diskresyoner hisse senetleri sepeti yüzde 3,1, sanayi hisse senetleri ise yüzde 2,2 değer kazandı.
Benzer şekilde ekonominin bir göstergesi olarak görülen ve büyük şirketlere kıyasla faiz oranlarındaki dalgalanmalara daha duyarlı olduğu düşünülen küçük sermayeli şirketlerin hisseleri de yükseldi ve Russell 2000 endeksi yaklaşık yüzde 4 değer kazandı.
Yine de, bazı üst düzey Fed yetkilileri, tüketici fiyatlarının henüz gümrük vergilerinin etkisini pek göstermediği halde, önümüzdeki aylarda yükselebileceğinden endişeli olmaya devam ediyor.
Dünyanın en büyük perakendeci Walmart, bu hafta, gümrük vergilerinin, vergiler yürürlüğe girmeden önce satın alınan stokların satışı sırasında maliyetlerini artırmaya başladığını uyardı. Üretici fiyatlarındaki artış da enflasyonda gelecekte potansiyel bir artışa işaret ediyor.
Wall Street ekonomistleri, Fed’in 16-17 Eylül toplantısı öncesinde açıklanacak aylık istihdam ve tüketici fiyat endeksi raporlarının da merkez bankasının bir sonraki politika adımlarını belirlemede çok önemli olacağını belirtti.
Fed yöneticileri Michelle Bowman ve Christopher Waller, merkez bankasının temmuz ayında faiz oranlarını sabit tutma kararını eleştirerek, kısıtlayıcı seviyelerden borçlanma maliyetlerini düşürmeye başlaması gerektiğini savunmuştu.
Adriana Kugler’in bu ayın başlarında Fed başkanlığından istifa etme kararı, Trump’ın faiz oranları konusunda başkanın görüşlerini paylaşan Beyaz Saray ekonomi danışmanı Stephen Miran’ı merkez bankası yönetim kuruluna aday göstermesinin önünü açtı.
Senato tarafından onaylanması halinde Miran, eylül ayında yapılacak Federal Açık Piyasa Komitesi toplantısına katılabilir.
Amerika
Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.
Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.
Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.
Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.
Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.
Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.
Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.
Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.
Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.
Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.
Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.
Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.
Amerika
“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.
ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.
Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.
Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.
The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.
Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.
Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:
“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”
Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.
Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”
Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.
Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.
Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.
İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.
Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.
Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.
Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.
Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.
Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.
Amerika
ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.
Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.
“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.
Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.
Bessent şöyle konuştu:
“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. Ama peşinize düşeceğiz.”
ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı
ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.
Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.
ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.
Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.
İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.
Avrupa5 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa4 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Dünya Basını2 hafta önce“Yapay zeka devasa bir aldatmaca”
Avrupa5 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya4 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek











