Bizi Takip Edin

Rusya

Putin’in tarihi 9 Mayıs konuşması: “Muzaffer halka şan olsun!”

Avatar photo

Yayınlanma

Aşağıda, Rusya devlet başkanı Vladimir Putin’in dün 9 Mayıs kutlamaları sırasında yaptığı konuşmanın tam çevirisini bulacaksınız.

Putin, bizim bağırmayı ve öfkeyi sanat sayan “iyi” konuşmacılarımızla karşılaştırıldığında yeteneksiz görünür sayılabilir ama çoğunlukla gürültüsüz, sadece duygulara değil daha çok akla dokunan iyi bir konuşmacıdır. Bu konuşma da öyle.

Harici’de 9 Mayıs ile ilgili ilk yazımda tarih çarpıtıcılığından söz etmiştim. Putin’in tören konuşmasında bu mesele de önemli yer tutuyor.

Avrupa’da ikinci cepheyle ilgili sözler de önemli; bunun zaferi tayin edici olmadığını sadece yakınlaştırdığını vurguluyor ve bu, benim de yazımda değindiğim gibi, kesinlikle doğrudur.

Bir küçük not daha düşmek gerek yalnız. Konuşmanın sonundaki “Muzaffer halka şan olsun!” sloganı, ilk defa, Stalin’in 9 Mayıs 1945’te yaptığı, zaferi duyurduğu radyo konuşmasında haykırılmıştı. O konuşmanın son sözleri şöyledir:

“Hitler üç yıl önce, herkesin karşısında, görevinin Sovyetler Birliği’ni parçalamak ve Kafkasları, Ukrayna’yı, Belarus’u, Baltık’ı ve diğer bölgeleri ondan koparmak olduğunu söylemişti. Doğrudan doğruya şöyle demişti: ‘Rusya’yı öyle bir yok edeceğiz ki bir daha ayağa kalkamayacak.’ Bu, üç yıl önceydi. Ama Hitler’in deli saçması fikirleri gerçekleşmemeye mahkûmdu — savaşın gidişatı hepsini küle çevirdi. Gerçekte, hitlercilerin hezeyan içinde hayal ettikleri her şeyin tam tersi oldu. Almanya tepetaklak bozguna uğradı. Alman birlikleri kayıtsız şartsız teslim oluyor. Sovyetler Birliği ise, Almanya’yı ne bölmek ne de yok etmek niyeti güdüyor olmasına rağmen zaferi kutluyor.

“Yoldaşlar! Büyük Anavatan Savaşı tam bir zaferimizle son buldu. Avrupa’da savaş dönemi bitti. Barışçıl gelişme dönemi başladı.

“Zaferiniz kutlu olsun, kadın ve erkek yurttaşlarım!

“Vatanımızın bağımsızlığını savunan ve düşmana karşı zafer kazanan kahraman Kızıl Ordu’muza şan olsun!

“Yüce halkımıza, muzaffer halka şan olsun!

“Düşmanla dövüşlerde düşen ve canını halkımızın hürriyet ve bahtiyarlığı için veren kahramanlara ebediyen şan olsun!”

* * *

“Milyonlarca insan ayağa dikildi”

Rusya’nın değerli yurttaşları! Değerli gaziler! Saygıdeğer misafirler! Asker ve denizci yoldaşlar, er ve erbaşlar, kıdemliler ve kıdemsizler! Subay yoldaşlar, generaller ve amiraller!

Bugün hepimizi, mutluluk ve keder, gurur ve minnet duyguları; nazizmi ezen, milyonlarca can bedeli bütün insanlık için hürriyet ve barışı fetheden neslin karşısında hayranlık birleştiriyor.

Bu tarihi, muzaffer olayların hatırasını sadakatle muhafaza ediyoruz. Ve 9 Mayıs bayramını galiplerin mirasçıları olarak, canımızdan bir parça olarak, ülkemiz için, bütün halk için, her aile için, her birimiz için en önemli bayram olarak kutluyoruz.

Babalarımız, dedelerimiz ve onların babaları anavatanı kurtardılar. Ve bize vatanı savunmayı, kenetlenmiş olmayı, milli menfaatlerimizi, bin yıllık tarihimizi, kültürümüzü, geleneksel değerlerimizi sıkı sıkıya savunmayı miras bıraktılar. Bizim için değerli olan, bizim için mukaddes olan her şeyi.

İkinci Dünya Savaşı’nın derslerini hatırlıyoruz ve bu savaşın olaylarının çarpıtılmasını, cellatların haklı gösterilmesi ve gerçek galiplere iftira atılması girişimlerini asla kabul etmeyeceğiz.

Ödevimiz, Kızıl Ordu’nun savaşçı ve komutanlarının şerefini, dünya tarihinde daima Rus askerleri olarak kalacak olan faklı milliyetlerin temsilcilerinin yüce başarısını savunmaktır.

Rusya, nazizme, rusofobiye, antisemitizme karşı yıkılmaz bir engel oldu ve olacak; bu saldırgan, yıkıcı düşüncelerin destekçilerinin işlediği alçaklıklarla mücadele edecek.

Hakikat ve adalet bizden yana. Bütün ülke, toplum, halk, özel askeri harekata katılanları destekliyor. Onların cesaret ve kararlılığıyla, bize daima zafer getirmiş olan metanetiyle gurur duyuyoruz.

Değerli dostlar!

Düşmanın en vahşi, en acımasız darbeleri Sovyetler Birliği’nin üzerine indi. Tek bildiği barış içinde çalışmak olan milyonlarca insan silaha sarıldı ve tepelerde, köprübaşlarında, sınırlarda ölümüne ayağa dikildiler; bütün bir İkinci Dünya Savaşı’nın sonucunu Moskova ve Stalingrad’daki, Kursk ve Dinyeper’deki büyük muharebelerde tereddüt götürmez zaferlerle; Belarus’un düşmana ilk kurşun sıkan savunucularının yiğitliğiyle; Brest kalesi ve Mogilyov, Odessa ve Sivastopol, Murmansk, Tula, Smolensk savunmasına katılanların metanetiyle; kuşatılan Leningrad halkının kahramanlığıyla; cephede, partizan birliklerinde ve yeraltında dövüşenlerin cesaretiyle, düşman ateşi altında ülkenin fabrikalarını tahliye edenlerin, cephe gerisinde kendisini esirgemeden, gücünün sınırında çalışanların yiğitliğiyle tayin ettiler.

Nazilerin Sovyetler Birliği’ni istila etme planları ülkenin gerçek anlamda demirden birliği karşısında tuzla buz oldu. Halkın kahramanlığı kütleseldi; bütün cumhuriyetler savaşın ortak, ağır yükünü taşıdılar.

Orta Asya ve Kafkasya halklarının katkısı muazzamdı. Cephenin ihtiyacı olan her şeyle yüklü kafileler buralardan aralıksız yola düşüyordu. Sahra hastaneleri buralarda konuşlandı ve tahliye edilmiş yüz binlerce insan ikinci evini buralarda buldu. Onlarla yuvalarını, ekmeklerini, yürek sıcaklıklarını paylaştılar.

Büyük Anavatan Savaşı’nın her bir gazisine saygımızı sunuyoruz, canını zafer için veren herkesin hatırası önünde başımızı eğiyoruz. Oğulların, kızların, babaların, anaların, dedelerin, büyük dedelerin, kocaların, karıların, kardeşlerin, kızkardeşlerin, yakınların, dostların hatırası önünde.

Bu haklı kavgada Rusya için yiğitçe ölerek düşen silah arkadaşlarımızın önünde başımızı eğiyoruz.

Bir dakikalık saygı duruşu.

Değerli dostlar!

Gezegenin nüfusunun neredeyse yüzde sekseni İkinci Dünya Savaşı’nın ateşten çemberinin içinde yer aldı.

Nazi Almanya’sının, militarist Japonya’nın, onların dünyanın farklı bölgelerindeki uydularının tam bir bozguna uğratılması, Birleşmiş Milletler ülkelerinin ortak çabasıyla başarıldı.

Sovyetler Birliği’ndeki tayin edici muharebelerden sonra Avrupa’da ikinci cephenin açılmasının zaferi yaklaştırdığını daima hatırlayacağız. Müttefik ordularının askerlerinin, direniş savaşçılarının, Çin’in cesur halkının ortak mücadelemize katkısını yüksek takdirle karşılıyoruz. Barışçıl bir gelecek adına dövüşen herkesin katkısını.

Değerli dostlar!

Gazilere, onların vatana olan samimi sevgisine, baba evini savunma kararlılıklarına, insan sevgisi ve adalet değerlerine layık olmaya devam edeceğiz. Bu geleneklere, bu yüce mirasa yüreklerimizdeki en önemli şeyi verelim ve onu gelecek nesillere taşıyalım.

Askeri ve barışçıl eylemlerde, stratejik hedeflerimize ulaşmakta, ödevlerimizi yerine getirmekte, Rusya adına, onun büyüklüğü ve refahı adına daima birliğimize yaslanacağız.

Muzaffer halka şan olsun!

Bayramınız kutlu olsun!

Büyük Zafer Günü kutlu olsun!

Ura!

Rusya

Çin ve Rusya’dan 2030 hedefli yapay zeka adımı

Yayınlanma

Rusya ve Çin yüksek mahkemeleri, yargı süreçlerinde yapay zekanın ortaklaşa kullanılması ve adli işbirliğinin güçlendirilmesi için süresiz bir anlaşma imzaladı. Rusya’da mahkemelerin yüzde 95’ine 2030 yılına kadar yapay zeka sistemleri entegre edilecek; Çin’de ise yılda 45 milyon davanın görüldüğü yargı ağı algoritmalarla destekleniyor.

Rusya ve Çin, yargı sistemlerinde yapay zeka teknolojilerinin ortaklaşa kullanılması ve adli işbirliğinin genişletilmesi konusunda uzlaştı.

Rusya Yüksek Mahkemesi Başkanı İgor Krasnov, Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün’ün davetiyle Pekin’e giderek iki ülke yargısı arasındaki işbirliği anlaşmasını yeniledi.

Krasnov, çarşamba günü gerçekleşen görüşmede bu tür temasların taraflar arasında eşgüdüm sağladığını belirterek imzalanan belgenin ilişkileri niteliksel açıdan yeni bir aşamaya taşıdığını ifade etti.

Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün ise Moskova ile Pekin arasındaki bağların çalkantılı dünyada dengeleyici bir güç niteliği taşıdığını dile getirdi; suçla ortak mücadele ve adalet alanındaki deneyim paylaşımında önemli başarılar elde edildiğini kaydetti.

Süresiz olarak imzalanan yeni metin; 1998 ve 2006 yıllarındaki işbirliği anlaşmaları ile 2018 tarihli mutabakat zaptının yerini alıyor.

Belge uyarınca taraflar deneyim, analiz ve içtihat paylaşımına gidecek, yargı idaresi ile insan haklarının korunması başlıklarında ortak çalışmalar yürütecek ve Şanghay İşbirliği Örgütü, Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği ile BRICS gibi uluslararası platformlarda adımlarını koordine edecek.

Belge kapsamındaki talep ve temasların uluslararası adli yardım niteliği taşımadığı da kayda geçirildi.

Yargıda yapay zeka entegrasyonu hız kazanıyor

Görüşmelerde adalet sistemlerinin dijital dönüşümü öne çıkan başlık oldu. Ziyareti, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in belirlediği yakınlaşma çizgisinin doğal bir adımı olarak nitelendiren Krasnov, ticari, ekonomik ve teknolojik ilişkilerin zirveye ulaştığı bir ortamda yargı organlarının vatandaşların ve iş dünyasının haklarını hızlı ve adil biçimde koruma güvencesi sunması gerektiğini belirtti.

Krasnov, Çin Yüksek Halk Mahkemesinin eylül ayı başında yayımladığı yargıda yapay zeka kullanımına dair yasal düzenleme belgesine de değindi.

Rus yargısının başındaki isim, bu adımın üretken yapay zeka servislerinin denetimsiz gelişim dönemini sona erdirdiğini ve teknolojinin kişisel güvenlik üzerindeki sınırlarını çizdiğini savundu.

Çin Yüksek Halk Mahkemesi Başkanı Cang Cün, ülkesinde mahkemelerin yılda 45 milyon dosyaya baktığını ve yargıç başına yaklaşık 400 dosya düştüğünü bildirdi.

Cang, son iki yılda farklı kademelerdeki mahkemeleri yapay zeka destekli tek bir ağ altında toplamayı başardıklarını aktardı.

Rusya Yüksek Mahkemesinde ise Yargı Yetkinlikleri Merkezinin yürüttüğü Yargı Sürecinde Yapay Zekanın Uygulanması Konsepti uygulanıyor.

Karar alma süreçlerinde yargıcın belirleyici rolünün korunması dahil olmak üzere Rus belgesindeki temel ilkelerin Çin’in uygulamalarıyla büyük ölçüde örtüştüğünü dile getiren Krasnov, daha önce Rus yargı sisteminde beş ayrı yapay zeka modelinin devrede olduğunu açıklamıştı.

Rusya’nın hazırladığı plana göre 2030 yılına kadar mahkemelerin yüzde 95’inde karar taslaklarının hazırlanması ve risklerin tespiti amacıyla yapay zeka ağları devreye alınacak.

Nihai kararın yargıçta kalacağı bu sistemle adalete erişimin kolaylaştırılması, şeffaflığın artırılması, rutin süreçlerin otomatikleşmesiyle iş yükünün hafifletilmesi ve insan kaynaklı hataların azaltılması hedefleniyor.

Rus mahkemelerindeki algoritmalar gelen evrakın kaydı, belgelerin incelenmesi, dava kategorisi ile görevli mahkemenin tayini ve mevzuata uygunluğun denetlenmesi gibi görevleri üstlenecek.

Sistem ayrıca dosyaları karmaşıklık düzeyine göre sınıflandıracak, materyalleri indeksleyecek ve dosyaları iş yükü ile uzmanlık alanlarına göre yargıçlar arasında paylaştıracak.

Krasnov, Pekin temasları sırasında Çin Yüksek Halk Mahkemesi bünyesinde 2019 yılında kurulan Akıllı Mahkeme Laboratuvarını inceledi.

Bu birim, Yüksek Halk Mahkemesi, Çin Yargı Büyük Veri Araştırma Enstitüsü ve yazılımları geliştiren iFlytek, Tencent ve Alibaba gibi teknoloji şirketleri arasında koordinasyon sağlıyor.

Yüz milyonlarca hukuki belgeden oluşan bir veri tabanı üzerinde çalışan laboratuvar, dosyaların otomatik taranmasını, özet çıkarılmasını, mevzuat taramasını ve emsal kararların derlenmesini sağlayan yapay zeka platformunun işleyişini yürütüyor.

Sistemler aynı zamanda ses tanıma teknolojisiyle duruşma tutanaklarını hazırlıyor ve karar taslağı şablonları üretiyor.

Algoritmaların kendi başına hüküm kurması ya da yargıcın yerine geçmesi etik kurallar gereğince yasaklanmış durumda.

Ancak kurulan uçtan uca denetim sistemi nedeniyle yargıçlar algoritmanın tavsiyelerini gerekçesiz biçimde göz ardı edemiyor.

Büyük veri analizine dayanan sistem bir yargıcın vermeyi tasarladığı kararın ülke genelindeki yerleşik içtihattan belirgin biçimde saptığını belirlerse yargıç kendi kararında ısrar edebiliyor.

Fakat bu durumda yargıcın karara neden katılmadığına dair ayrıntılı yazılı gerekçesini dijital yargı yönetimi sistemine kaydetmesi zorunlu tutuluyor.

Okumaya Devam Et

Rusya

Moskova’dan ABD’ye şartlı yeşil ışık: Taviz yok, teklife açığız

Yayınlanma

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD’li temsilcilerin getireceği teklifleri ekonomik açıdan faydalı olması halinde değerlendirebileceklerini ancak hiçbir siyasi taviz vermeyeceklerini açıkladı. Oslo’daki Ukrayna müzakerelerine katılan ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un 21 Ekim’de Petersburg’a geçmesi bekleniyor.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD Başkanı Donald Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ile Jared Kushner’dan gelecek ekonomik ve finansal teklifleri değerlendirmeye açık olduklarını, ancak bunun karşılığında herhangi bir siyasi taviz verilmeyeceğini açıkladı.

Diplomatik hizmete yeni başlayan üniversite mezunlarıyla bir araya geldiği toplantıda konuşan Lavrov, Rusya’nın temel yaklaşımını şu sözlerle dile getirdi:

“Ne teklif edeceklerini göreceğiz. Bize ekonomik ve finansal açıdan yarar sağlayan bir öneri getirirlerse neden olmasın? Ancak bu, bizim açımızdan hiçbir siyasi taviz verilmeden ve bizi tüm küresel meselelerde ‘kurtaracak’ bir siyasi yakınlık beklenmeden yapılmalı. Yalnızca kendimize güvenmeliyiz.”

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov da daha önce yaptığı açıklamada, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD’li müzakereciler arasında yakın zamanda bir görüşme organize edilmesini umduklarını kaydetmişti.

Amerikan tarafıyla temasları her seferinde çok önemsediklerini belirten Peskov, arabuluculuk çabalarını takdirle karşıladıklarını aktardı.

Witkoff Oslo müzakerelerinin ardından Rusya’ya geçiyor

Lavrov’un bu çıkışı, Ukrayna’daki savaşı sonlandırma amacıyla Norveç’in başkenti Oslo’da düzenlenen yeni müzakere turu sırasında geldi.

20 Ekim’de başlayan temaslara Witkoff’un yanı sıra Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre ve Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb katıldı.

The New York Times gazetesi, ABD heyetinin Oslo’daki temaslarda Ukrayna liderini Rusya ile bir uzlaşıya varmak adına toprak tavizlerini kabul etmeye ikna etmeye çalışacağını yazdı.

Müzakerelerin ardından basın toplantısı düzenleyen Norveç Başbakanı Støre ise Witkoff’un 21 Ekim Çarşamba günü Rusya’yı ziyaret edeceğini ve temaslarını Petersburg kentinde sürdüreceğini bildirdi.

Moskova yönetimi çatışmanın barışçıl çözümü konusunda müzakerelere hazır olduğunu yineliyor.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna ile görüşmelerin İstanbul mutabakatları temelinde yürütülebileceğini, ancak tarafların Moskova ile Washington arasında Anchorage’da varılan uzlaşıları, temas hattındaki askeri durumu ve Rusya’nın daha önce ilan ettiği koşulları dikkate alması gerektiğini ifade etmişti.

Trump: Ukrayna anlaşma istemek zorunda, yoksa sonuç kötü olacak

Donald Trump, Ukrayna ve Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin savaşı sonlandırmayı ve Putin ile bir anlaşmaya varmayı “istemek zorunda olduğunu” söyledi. Trump, bunun gerçekleşmemesi durumunda Ukrayna’daki tablonun çok daha kötüleşeceği uyarısını yaptı.

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Trump, “Ukrayna bu savaşı bitirmeyi bizzat istemeli, Zelenskiy bunu bitirmek istemeli; eğer bu olmazsa, bence sonuçlar çok kötü olacak” dedi. Kiev yönetiminin bir barış anlaşmasına ilgi göstermesi gerektiğini savunan ABD Başkanı, ABD ile Avrupa’nın Kiev’e destek için “büyük bir servet harcadığını”, Avrupa’nın ise “bundan artık gerçekten yorulduğunu” dile getirdi.

Rusya’yı “dev bir ülke” olarak tanımlayan Trump, cephedeki ağır kayıplara rağmen Moskova’nın “sınırsız insan kaynağına” sahip olduğunu, bu durumun Rus birliklerinin taarruzunu sürdürmesini sağladığını söyledi. ABD Başkanı, Rus ordusunun şimdiden Ukrayna topraklarının önemli bir bölümünü kontrolü altında tuttuğunu belirtti.

Trump, Rusya’nın Ukrayna’daki sivil hedeflere yönelik şiddetlenen bombardımanlarına dair de konuştu. BM verilerine göre yalnızca eylül ayında 328 Ukraynalı sivilin yaşamını yitirdiği ve 2 bin 105 kişinin yaralandığı saldırılara değinen Trump, savaşta çoğunlukla askerlerin öldüğünü savundu. Trump, “Şehirlerde sivillerin vurulduğu yerler var ama ölenler çoğunlukla genç askerler” dedi.

ABD’nin Ukrayna’ya çok şey verdiğini yineleyen Trump, buna karşılık “pahalı dizel yakıt dışında” hiçbir şey elde edemediklerini sözlerine ekledi.

Okumaya Devam Et

Rusya

Dört AEB ülkesinden rapor: Ermenistan’ın ayrılığı GSYİH’yi yüzde 15 eritebilir

Yayınlanma

Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan, AB ile yakınlaşan Ermenistan’ın Avrasya Ekonomik Birliği’nden ayrılması halinde karşılaşacağı ekonomik faturayı ortak bir raporla çıkardı. Değerlendirmede Ermenistan’ın gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 15,6 küçüleceği ve birlikle olan ticaretinin yüzde 55’ten fazla azalacağı hesaplandı.

Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan, Avrupa Birliği ile yakınlaşan Ermenistan’ın Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) üyeliğini askıya alması halinde karşılaşacağı ekonomik sonuçları inceleyen kapsamlı bir rapor hazırladı.

Rus hükümetinin paylaştığı belgede, Erivan yönetiminin Brüksel’e entegrasyon adımlarının yaratacağı ticari ve hukuki riskler ayrıntılı biçimde ele alınıyor.

Dört ülkenin 29 Mayıs 2026 tarihli ortak bildirisi doğrultusunda şekillenen çalışma, AEB üyesi devletlerin liderlerine sunulmak üzere Avrasya Ekonomik Komisyonu’na iletildi.

Milli gelir yüzde 15,6 eriyebilir

Raporda yer alan projeksiyonlara göre Ermenistan’ın birlikten ayrılması, ülke ekonomisinde sert bir sarsıntı yaratabilir.

Uzmanlar, ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYİH) yüzde 15,6, yani yaklaşık 4,6 milyar dolar küçüleceğini öngörüyor. Tüketimin yüzde 14,6 daralacağı hesaplanırken, enflasyonun baz seviyeye kıyasla 14,9 yüzde puan yükseleceği tahmin ediliyor.

Ticarete yönelik risklerin boyutu da raporda geniş yer tutuyor. Ermenistan’ın birlik ülkeleriyle yürüttüğü toplam ticaret hacminin yüzde 55’ten fazla gerileyeceği hesaplanıyor.

Özellikle ihracat cephesinde kaybın yüzde 65’i aşabileceği, ithalatın ise yarı yarıya düşebileceği belirtiliyor.

Gümrük kapıları ve kontroller geri dönüyor

Üyeliğin durdurulması halinde Ermenistan, AEB dışındaki üçüncü ülkelere uygulanan gümrük rejimine tabi tutulacak.

Bu durum, gümrük beyannamelerinin, fiziki kontrollerin, tarifelerin ve çeşitli kısıtlamaların yeniden devreye girmesi anlamına geliyor. Ayrıca Ermenistan tarafından düzenlenen ürün uygunluk belgelerinin geçerliliği sona erecek; ihracatçıların bu belgeleri diğer AEB ülkelerinden temin etmesi gerekecek.

Tarım ürünlerinde de sağlık, veterinerlik ve bitki sağlığı kontrolleri istisnasız uygulanacak.

Göçmen işçiler haklarını kaybedecek

Belgede Ermeni vatandaşlarının çalışma koşullarının ağırlaşacağı açıkça vurgulanıyor.

Ermenistan’dan gelen işçiler için kota sınırlamaları ile çalışma izni veya patent alma zorunluluğu geri getirilecek.

Birlik anlaşması kapsamında sağlanan sağlık hizmetleri ve sosyal güvenlik hakları, hem işçiler hem de aileleri için tamamen yürürlükten kalkacak.

Ayrıca Ermenistan, kamu ihalelerindeki ulusal muamele ayrıcalığını, ithalat gümrük vergilerinin ortak paylaşımındaki payını ve AEB’nin serbest ticaret anlaşması yaptığı pazarlara ayrıcalıklı erişim hakkını yitirecek.

Süreç Astana’daki zirvede başladı

Söz konusu raporu hazırlama kararı, Mayıs sonunda Astana’da düzenlenen AEB zirvesinde alındı.

Dört ülkenin liderleri, Erivan’ın AB rotasını birliğin ekonomik güvenliğine yönelik bir tehdit olarak değerlendirerek çalışmanın Aralık ayındaki Yüksek Avrasya Ekonomik Konseyi toplantısına yetiştirilmesini istemişti. Liderler o dönemde Ermenistan’a hızla referanduma gitme ve tercihini netleştirme çağrısı da yaptı.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ise daha önce Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in de dile getirdiği gibi iki birliğe aynı anda üye olmanın imkansızlığını kabul etmişti.

Buna karşın Paşinyan, halk oylamasına gitmeden önce AB’ye resmi başvuru yapılmasını ve adaylık statüsü alınmasını savunuyordu. Paşinyan 24 Ağustos’ta resmi başvuru hazırlıklarının başladığını duyurmuş, gerekli reform takvimi belirlendikten sonra referandumun pratik bir anlam kazanacağını söylemişti.

Putin: “AB hakkınız ama AEB ile zorlaşır”

Putin, 1 Eylül’de Paşinyan ile gerçekleştirdiği görüşmede Ermenistan’ın AB’ye yönelme hakkı olduğunu teslim etti ancak bu adımın AEB içindeki işleyişi zorlaştıracağını belirtti.

Referandum çağrısını yineleyen ve çıkacak her sonuca saygı duyacağını söyleyen Putin, başka bir ekonomik birliğe katılım yasasını onaylamanın fiilen “AEB’den çıkış dilekçesi” vermek anlamına geldiğini ifade etti.

Paşinyan ise aynı temasta, Avrupa entegrasyonu yasasının kabul edilmesiyle birlikte referandum fikrinden fiilen vazgeçtiklerini aktardı.

Ermenistan Başbakanı, sivil toplum girişiminin parlamento tarafından reddedilmesi durumunda halk oylamasına ihtiyaç duyulacağını, ancak vekillerin tasarıyı doğrudan onayladığını dile getirdi.

Ermenistan Parlamentosu AB’ye katılım sürecini başlatan yasayı 26 Mart 2025’te kabul etmiş, Cumhurbaşkanı Vahagn Haçaturyan da düzenlemeyi 4 Nisan’da imzalamıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English