Avrupa
Romanya, neden Çavuşesku günlerini arıyor?

Antikomünist enstitünün anketi, ‘Romanya’da komünizm ve Çavuşesku özleminin’ arttığını ortaya çıkardı: Peki nasıl?
Romanya merkezli INSCOP Research tarafından 2025 Haziran-Temmuz döneminde bir anket düzenlendi. 1100 kişiyle ve telefon üzerinden yapılan anket, halkın Romanya’nın ‘komünist dönemine duyulan nostaljinin’ giderek arttığını ortaya koydu.
Anketi sipariş eden kurum ise, devlet destekli Institutul de Investigare a Crimelor Comunismului și Memoria Exilului Românesc (IICCMER), yani Komünizm Suçlarını Araştırma ve Romanya Sürgün Belleği Enstitüsü…
Yapılan araştırma sonucunda, Nikolay Çavuşesku’nun liderliğindeki sosyalist Romanya’ya duyulan nostaljinin giderek arttığı ortaya çıkarıldı.
Ankete katılanların geniş bir kesimi, sağlık hizmetlerinden eğitime, toplumsal dayanışmadan kamu güvenliğine kadar birçok alanda geçmişi daha olumlu bir şekilde hatırlıyor.
“Komünist rejimde yaşam bugünden daha iyi”
Ankete katılanlar yaklaşık yüzde 48’i, komünist rejim döneminde yaşamın bugünden daha iyi olduğunu düşünüyor. Buna karşın yüzde 35’i o dönemde yaşamın daha kötü olduğunu, yüzde 13’ü ise iki dönemin birbirine benzediğini ifade ediyor. Kamu güvenliği açısından bakıldığındaysa, halkın yüzde 75’i 1989 öncesinde daha güvenli bir ülkede yaşadıklarını dile getiriyor. Bugün güvenliğin daha iyi olduğunu düşünenlerin oranı ise yalnızca yüzde 12 civarında.
Sağlık hizmetlerine erişimde de benzer bir tablo dikkat çekiyor. Katılımcıların neredeyse yarısı, komünist rejim döneminde sağlık hizmetlerinin daha kolay erişilebilir olduğunu belirtirken, bunun aksini savunanların oranı ise 4’te 1 düzeyinde. Eğitimde de benzer görüşler öne çıkıyor: Katılımcıların yüzde 50’ye yakını, kaliteli eğitime ulaşmanın geçmişte daha kolay olduğunu düşünürken, yüzde 33’ü bunun daha zor olduğunu belirtiyor.
Yüzde 85’ten fazlası “Gıda daha sağlıklıydı” diyor
Ankete katılanların büyük bölümü, o dönemde gıdaların daha sağlıklı olduğunu düşünüyor. Bu görüşe katılanların oranı yüzde 85’i aşarken, yalnızca yüzde 6’lık bir kesim bugünkü gıda kalitesini daha iyi buluyor. Aynı şekilde, devletin vatandaşa daha çok sahip çıktığını düşünenlerin oranı da yüzde 66’yı buluyor. Devlet kurumlarının daha etkin çalıştığına inananlar yüzde 59, üretimin daha yüksek olduğuna inananlarsa yüzde 69 seviyesinde.
Yüzde 80, “Geçmişte dayanışma vardı” görüşünde
Toplumsal değerler açısından bakıldığında da benzer bir eğilim göze çarpıyor. Katılımcıların yaklaşık yüzde 80’i, geçmişte insanlar arasında daha fazla dayanışma olduğunu düşünüyor. Ahlaki değerlerin daha fazla teşvik edildiğine inananların oranı ise yüzde 48 olarak ölçülmüş. Yine yüzde 73’lük bir kesim, 1989 öncesinde Romanya’nın uluslararası arenada daha fazla saygı gördüğünü dile getiriyor.
Aynı şekilde, sosyalist Romanya döneminde müzik, sinema gibi kültürel alanlarda da katılımcıların ağırlıklı kısmı geçmişi daha olumlu buluyor.
Çavuşesku hakkında dikkat çekici sonuçlar
Anketin en önemli bulgularından biri ise, sosyalist Romanya lideri Nikolay Çavuşesku konusunda ortaya çıktı.
Ankete katılanların yüzde 66’sı Çavuşesku’nun Romanya için iyi bir lider olduğunu söylerken, yüzde 24’lük bir kesim onu kötü bir lider olarak tanımlıyor.
Katılımcıların yüzde 71’i ayrıca, son yıllarda Romanya’nın kültürel kimliğini kaybettiği hissine sahip olduğunu söylüyor.
Anketi yapanlar sonuçlara ne diyor?
INSCOP direktörü Remus Ștefureac’a göre, ortaya çıkan bu sonuçlar geçmişin gerçek bir yansımasından çok, bugünkü ekonomik eşitsizlikler, sosyal istikrarsızlık ve gelecekten duyulan umutsuzluk karşısında bir kaçış ve telafi mekanizması olarak çalışıyor.
IICCMER Başkanı Prof. Daniel Șandru ise, Romanya’nın sosyalist dönemine yönelik artan ilgiyi “Komünist rejime nostalji, artık sadece bir kültürel zafiyet değil, ulusal güvenlik meselesidir” ifadeleriyle yorumluyor.
INSCOP da, Şandrtu’nun uyarısını “Bu uyarı, özellikle Rusya gibi dış aktörlerin Doğu Avrupa’da hibrit savaş ve dezenformasyon yoluyla siyasi kutuplaşma yaratma stratejileri düşünüldüğünde oldukça yerinde” ifadeleriyle gerekçelendiriyor.
Anketin gösterdikleri
Antikomünist bir organizasyonun sipariş ettiği bu anketin ‘şaşırtıcı’ sonuçları olsa da, yukarıdakiler ve benzeri çok sayıda konu başlığı üzerinden ölçüm yapılan bu anketin sonuçları, Romanya toplumundaki sosyolojik bölünmeyi de gösterir nitelikte.
Çünkü, sosyalist Romanya ve Çavuşesku dönemine ilişkin konularda olumlu görüş beyan edenler arasında kırsal bölgelerde yaşayan, düşük eğitim düzeyine sahip 60 yaş üzeri bireyler dikkat çekiyor. Bu kesimler, sağlık, eğitim, güvenlik, gıda kalitesi ve devletin ilgisi gibi alanlarda geçmişi bugünden üstün görüyor. Aynı zamanda bu grup içinde Çavuşesku’ya olumlu bakanların oranı da oldukça yüksek.
Sosyalist Romanya’yı olumsuz değerlendirenler ise daha çok büyükşehirlerde yaşayan, üniversite mezunu ve yüksek gelirli 30 yaş altı bireylerden oluşuyor. Özellikle bu kesim, özgürlük eksikliği, yolsuzluk ve sansür gibi konularda eleştirel görüş belirtiyor. Çavuşesku’ya karşı olanların büyük bölümü de yine bu grupta yer alıyor.
Aynı şekilde, Romanya’nın mevcut gidişatı konusunda özellikle iyimser olanların 30 yaş altı gençler, yüksek öğrenim görmüş kişiler, Bükreş ve büyük kentsel alanlarda yaşayanlar, yüksek gelirliler, devlet memurlarından oluştuğu görülürken, kötümser olanlar ankette ‘ilkokul mezunları, kırsal kesimde yaşayanlar, düşük gelirliler ve TikTok kullanıcıları’ olarak tanımlanıyor.
Kaba bir genellemeyle, genç, yüksek gelirli ve şehirli kesim, Romanya’da medya eliyle inşa edilen antikomünist anlatıyı yüksek oranda sahiplenirken, ‘Avrupalı Romanya’dan dışlanan kesimler, ‘güçlü, güvenli devlet’ özlemini ifade ediyor.
Dolayısıyla, Çavuşesku ve komünizm tartışması, ülkede yalnızca bir tarih tartışması değil; aynı zamanda bugünün sosyal adalet, eşitsizlik ve kimlik meselelerinin bir yansıması.
‘Daha çok NATO, daha çok Avrupa’ sloganı ile ‘geleneksele/geçmişe özlem’ arasında savrulan bir eski sosyalist ülke olarak Romanya’da, ekonomi ve siyaset alanında yaşanan git geller, günden güne daha fazla kişinin ‘kaybedilenleri’ aramasıyla sonuçlanıyor.
Eski sosyalist devletlerde ‘geçmişe yönelik’ anketlerin neredeyse tamamında eski düzenin ve liderlerin her seferinde daha olumlu bir şekilde hatırlanması, öncelikle halkların güvenlik ve istikrar arayışından kaynaklanıyor. Bu arayışın sivri ucunu ise, Romanya örneğinde olduğu gibi, sistemden dışlanan kesimler oluşturuyor.
Sosyalizm, günümüzde Romanya’da düzeni değiştirecek düzeyde bir siyasi güce sahip değil. Aynı şekilde, sosyalist Romanya’ya özlem duyanların önemi bir kısmının da komünist olmadığını bu güce bakarak anlayabiliyoruz. Yine de, sosyalizmin bir zamanlar Romanya halkına sağladıkları, günden güne daha fazla hatırlanıyor.
Kaynaklar:
Avrupa
Masonlar genç üye avında: Giriş yaşı 40’ın altına düştü

İngiltere’deki masonlar, giderek yaşlanan üye profilini yenilemek amacıyla kapılarını gençlere açtı ve üniversite yapılanmalarına ağırlık verdi. Birleşik Büyük Loca, yürütülen açık kapı günleri ve sosyal medya kampanyaları sayesinde yeni katılanların yüzde 47’sinin 40 yaş altı kişilerden oluştuğunu duyurdu.
İngiliz masonları, üye profilinin hızla yaşlanması üzerine örgütlenme stratejisinde köklü değişikliğe giderek genç nüfusu bünyesine katmak için harekete geçti.
Financial Times gazetesinin haberine göre, geleneksel kapalılığıyla bilinen yapı, toplumla daha açık ilişki kurma yolunu seçti.
İngiltere ve Galler Birleşik Büyük Locası (UGLE) verilerine göre, geçmişte yaklaşık 500 bin olan üye sayısı günümüzde 175 bin seviyesine kadar geriledi.
UGLE Büyük Sekreteri Adrian Marsh, yeni katılımcı kazanımının teşkilatın uzun vadeli varlığını sürdürebilmesi için temel bir zorunluluk haline geldiğini kaydetti.
Sayıları giderek azalan örgüt, son yıllarda gençlere ulaşmak amacıyla üniversitelerde özel localar kurmaya başladı. Öğrenci oryantasyon dönemlerinde etkinlikler düzenleyen ve halka açık günler ilan eden geleneksel yapı, geçmişte yalnızca üyelere açık olan tarihi binaları ile tören simgelerini ziyarete açtı.
Uygulanan yöntemler sonucunda, organizasyona yeni girenlerin yüzde 47’sini 40 yaş altı bireyler oluşturdu. Bu oran 2020 yılında yüzde 45 seviyesindeydi.
17’nci yüzyıldan bu yana varlığını sürdüren ve dünya genelinde yaklaşık 6 milyon üyesi bulunan yapı, kendisini felsefi, hayırsever ve ilerici bir kardeşlik örgütü olarak tanımlıyor.
Yapı, ana hedeflerini “ahlaki gelişim” ve dünyayı tanıyarak daha iyiye taşıma çabası olarak açıklıyor.
Şeffaflaşma adımlarına karşın, organizasyonun İngiltere’deki devlet kurumları ve ticari ağlar üzerindeki olası nüfuzuna dair tartışmalar sürüyor.
Yürütülen bir araştırmada, Londra Finans Merkezi (City of London) Belediye Meclisi üyelerinin yaklaşık üçte birinin masonik bağlarını beyan ettiği ortaya çıktı.
Süreç içerisinde Londra Emniyet Teşkilatı, olası çıkar çatışmalarının önüne geçmek amacıyla personeline geçmişteki ya da mevcut masonluk bağlarını bildirme zorunluluğu getirdi.
Masonların bu kararı iptal ettirmek için mahkemeye yaptığı başvuru reddedildi.
Glasgow Üniversitesi bünyesinde çalışmalarını sürdüren tarihçi Andrew Prescott, genç üye bulma sıkıntısının yaklaşık yarım asırdır devam ettiğini belirtti.
Prescott, modern gençliğin asırlık karmaşık ritüelleri öğrenmek yerine, daha esnek kuralları bulunan kulüpleri tercih ettiğini vurguladı.
The Telegraph gazetesinin ocak ayındaki haberine göre, İngiltere’deki localar üye toplamak amacıyla Facebook ve benzeri sosyal medya platformları üzerinden ilk kez geniş çaplı sponsorlu reklam kampanyaları başlattı.
Country genelindeki birimler, yayınladıkları ilanlarla doğrudan üyelik çağrısında bulundu.
Avrupa
BP, Birtanya’daki Kuzey Denizi faaliyetlerini satışa çıkardı

BP, Birleşik Krallık’taki Kuzey Denizi faaliyetlerini satışa çıkardı; bu hamle, dev petrol şirketinin bu havzada 60 yılı aşkın süredir devam eden üretimine son verecek.
Genel müdür Meg O’Neill şunları söyledi:
“Kuzey Denizi, Birleşik Krallık’ın enerji sistemi için hâlâ vazgeçilmez bir unsurdur. Fakat portföyümüzü odaklayıp sermayemizi en yüksek değerli fırsatlara yönlendirirken, Kuzey Denizi faaliyetlerimizin başka bir şirketin bünyesinde daha iyi bir konuma geleceğine inanıyoruz.”
Bu yılın başlarında BP, faaliyetleri için yaklaşık 2 milyar sterlinlik bir anlaşma konusunda Ithaca Energy ile ileri düzey görüşmeler yürütmüş ama bir anlaşmaya varılamamıştı.
İngiliz petrol devi şu anda Kuzey Denizi’nde beş merkez işletiyor, 1.100 kişiyi istihdam ediyor ve günde 100.000 varilin biraz altında petrol ve gaz üretiyor.
BP, bölgede önemli bir bağımsız faaliyete sahip son büyük petrol şirketlerinden biri; diğerleri ise varlıklarını ya birleştirdi ya da satışa çıkardı.
Bu haber, yeni başbakan Andy Burnham’ın ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından Kuzey Denizi’ndeki sondaj çalışmalarına “pragmatik” bir yaklaşım sergileyeceğine söz vermesinin ardından geldi.
Burnham bu hafta yaptığı açıklamada, “Orada bir kaynak var. İnsanlar zor durumda iken bunu görmezden gelemeyiz,” dedi.
O’Neill, göreve başladıktan kısa bir süre sonra Kuzey Denizi’nde “henüz kullanılmamış bir potansiyel” gördüğünü belirtmişti.
Fakat BP, resmi bir satış süreci başlatma kararının “sermaye tahsisine yönelik disiplinli yaklaşımını yansıttığını” açıkladı.
Şirket, küresel genel merkezinin Birleşik Krallık’ta kalacağını belirtti. O’Neill, “Birleşik Krallık 100 yılı aşkın süredir bizim yuvamız olmuştur ve gelecekte de önemli bir rol oynamaya devam edecek,” dedi.
Avrupa
AB yetkilisi: Tüm Avrupa alevler içinde kalabilir

AB Acil Durum Koordinasyon Merkezi yetkilisi Maria Zuber, uzun süren sıcak hava ve yetersiz müdahale durumunda tüm Avrupa’nın yangınlarla kaplanabileceği uyarısında bulundu. Yunanistan, İtalya ve Orta Avrupa ülkeleri önümüzdeki haftalarda en büyük risk altında. Bu yılki yangın sezonunun geçen yılın rekorunu aşması bekleniyor.
Avrupa Birliği Acil Durum Koordinasyon Merkezi (ERCC) yetkilisi Maria Zuber, Financial Times gazetesine yaptığı açıklamada, önümüzdeki haftalarda Yunanistan, İtalya ve bazı Orta Avrupa ülkelerinin orman yangınlarının yayılmasına karşı en savunmasız bölgeler olduğunu söyledi.
Eş zamanlı çıkan yangınların söndürme çalışmalarını zorlaştırdığını belirten Zuber, uzun süren sıcak hava nedeniyle yangın sayısının artması ve müdahale edecek yeterli gücün bulunmaması durumunda “tüm Avrupa’nın alevler içinde kalması” riski olduğunu ifade etti.
Zuber, AB kriz merkezinin böyle bir senaryoyla başa çıkabileceği güvencesini verdi. Geçen yıl çok sayıda yangınla karşılaştıklarını ancak hepsinin üstesinden geldiklerini hatırlatan yetkili, “Tüm taleplere yanıt vereceğimizi düşünüyorum, yerine getiremesek bile..” dedi.
AB üyesi ülkeler arasında İspanya ve Fransa orman yangınlarından en ağır şekilde etkilenen ülkeler oldu.
Avrupa Orman Yangın Bilgi Sistemi’nin (EFFIS) 27 Temmuz verilerine göre İspanya’da 207 bin hektar, Fransa’da ise 90 bin hektardan fazla alan yangınlar nedeniyle kül oldu. Her iki ülkede de yangınlar halen devam ediyor.
Financial Times’ın aktardığına göre Yunanistan’ın Girit Adası’ndaki orman yangınları iki itfaiye görevlisinin hayatını kaybetmesine ve 8 bin kişinin tahliye edilmesine yol açtı.
Kuvvetli rüzgarlar nedeniyle yangınlar Kiklad Adaları’na da sıçrarken, burada da birkaç köy tahliye edildi.
Zuber, yangınların Yunanistan’a da sıçrayacağını ve Ağustos başında İtalya için tehdit oluşturacağını belirtti. ERCC verilerine göre 2026 yazı, yangın yoğunluğu açısından rekor seviyedeki 2025 yılını geride bırakabilir.
Zuber, geçen yıl yangın sezonunda 19 yardım talebi aldıklarını ve bu rekoru kırmayı beklediklerini ekledi.
World Weather Attribution araştırma grubunun verilerine göre insan kaynaklı iklim değişikliği nedeniyle Fransa’daki aşırı hava olaylarının olasılığı en az iki kat, İspanya’da ise en az 20 kat arttı.
Zuber, tehdidin boyutu nedeniyle Avrupa Birliği’nin 12 Canadair amfibi yangın söndürme uçağı sipariş ettiğini, ancak ilk teslimatların 2028’den önce beklenmediğini söyledi.
Londra Ekonomi ve Siyaset Bilimi Okulu’ndan bilim insanı Thomas Smith, “İklim ısınmaya devam ettikçe yangınları tetikleyen aşırı hava koşulları daha sık ve şiddetli hale geliyor. Bu da bu yaz gözlemlediğimize benzer büyük ve yoğun orman yangınlarının olasılığını artırıyor” açıklamasında bulundu.
Avrupa Orta Vadeli Hava Tahmin Merkezi ise önümüzdeki on yıllarda yangın riskinin hem ılıman kuşak ormanlarında hem de kuzey ormanlarında artacağını öngörüyor.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron daha önce ülkesinin İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en ağır durumla karşı karşıya olduğunu ve benzeri görülmemiş orman yangınlarıyla mücadele ettiğini açıklamıştı.
AFP haber ajansı daha sonra Fransa’nın güneybatısındaki Gironde bölgesinde bulunan Atom ve Alternatif Enerji Komiserliği’ne (CEA Cesta) bağlı nükleer araştırma merkezi yakınlarında yangınlar çıktığını duyurdu.
Dünya Basını7 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi4 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor
Dünya Basını7 gün önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran savaş öncesinden daha güçlü











