Bizi Takip Edin

Rusya

Rusya akaryakıt krizine karşı Asya’dan yakıt ithalatını artırıyor

Yayınlanma

Rusya, bölgeleri ve Moskova’yı etkisi altına alan ikinci akaryakıt krizi dalgası nedeniyle ağustos ayında Asya ülkelerinden petrol ürünleri ithalatını artırıyor. Reuters’ın sektör kaynaklarına ve deniz taşımacılığı verilerine dayandırdığı habere göre, bu ay yurtdışından yapılacak benzin ve uçak yakıtı tedariki 270 bin tona ulaşacak.

Rusya, bölgeleri ve başkent Moskova’yı etkisi altına alan ikinci akaryakıt krizi dalgasına karşı ağustos ayında Asya ülkelerinden petrol ürünleri alımını hızlandırıyor.

Reuters’ın sektör kaynaklarına ve deniz taşımacılığı istatistiklerine dayandırdığı verilere göre, ülkenin bu ay yurtdışından yapacağı benzin ve uçak yakıtı alımı 270 bin tona çıkacak.

İthal edilecek hacmin yaklaşık üçte biri, yani 90 bin ton kadarı doğrudan Hindistan’dan gelecek. Geriye kalan bölümü ise Güney Kore ve Malezya kıyılarında tankerden tankere (borda bordaya) aktarılan petrol ürünleri oluşturuyor.

Vortexa ve Kpler verilerine göre, bu hafta içinde iki tankerin Rusya’nın Uzak Doğu limanlarına ulaşması planlanıyor.

Reuters’ın kaynakları, gemilerden birinin Malezya yakınlarındaki Johor Boğazı’nda borda bordaya yüklenen en az 40 bin ton uçak yakıtı taşıdığını belirtirken, ajansa konuşan bir yetkili kargonun Hindistan menşeli olduğunu açıkladı.

Kpler verilerine ve kaynaklara göre ikinci tanker ise ağustos ayı başında Güney Kore’nin Yeosu kıyılarında borda bordaya yöntemle yaklaşık 30 bin ton benzin yükledi.

Hindistan benzini taşıyan ilk tanker ağustos başında Rusya’nın Arktik bölgesindeki Vitino Limanı’nda tahliye edildi. Reuters kaynakları, yakıt ithalatçısı petrol şirketlerinin fiyat konusunda anlaşmaya çalıştığı uzun bir aranın ardından sevkiyatın Rusya iç pazarına girmeye başladığını bildirdi.

İthal ürünün fiyatı, iç toptan satış piyasasındaki kotasyonların belirgin biçimde üzerinde kalarak litre başına 100 rubleyi aştı. Kaynaklar, araç yakıtı yüklü en az iki geminin daha tahliyesinin beklendiğini aktardı.

Ekonomist Kirill Rodyonov, yüksek maliyetin Hindistan menşeli benzin ithalatındaki en temel sorunlardan biri olmaya devam ettiğine dikkat çekti.

Federal Rekabet Kurumu (FAS) verilerine göre, Hindistan’dan ithal edilen araç benzininin fiyat paritesi temmuzda ton başına 100 bin 466 rubleye ulaştı. Bu tutar, Petersburg Borsası’ndaki AI-92 tipi benzinin ton başına 71 bin 870 rublelik aylık ortalama fiyatını yüzde 40 aştı.

Rodyonov, navlun ve gemi sigortası masraflarından kaynaklanan yüzde 40’lık bu farkın perakende satışları zorlaştırdığını belirterek, “Perakende ağları bu kadar pahalı yakıtın alım maliyetini karşılayabilmek için fiyatları daha da yukarı çekmek zorunda kalacak” dedi.

Tüm bu maliyetlere karşın Rus makamlarının başka bir seçeneği kalmadığı görülüyor.

Rusya’da ham petrol işleme hacmi temmuz ayında günlük 3,6 milyon varille 2002 yılından bu yana görülen en düşük seviyeye geriledikten sonra günlük 4 milyon varilin hemen üzerine çıksa da bu düzey yılın bu dönemi için normal kabul edilen seviyenin üçte bir oranında altında kaldı.

Kommersant’a daha önce konuşan kaynaklar, rafinerilerdeki kapasite kullanım oranının ağustosta yeni bir dip noktaya inebileceğini ve yakıt üretiminde yıl sonuna kadar bir toparlanma beklenmemesi gerektiğini ifade etmişti.

Piyasanın ağustos ayında mücbir sebepler ve planlı bakımlar da dahil olmak üzere yeni bir kapasite kaybı dalgasıyla karşılaştığını belirten Rodyonov, krizin başka bir izahının bulunmadığını vurguladı.

Rodyonov, düzenleyici kurumların Euro-2, Euro-3 ve Euro-4 standartlarındaki yakıtların üretimine ve dolaşımına izin vermesine, ayrıca benzinin borsada zorunlu satış kotasını aylık üretim hacminin yüzde 15’inden yüzde 10’una düşürmesine rağmen krizin sürdüğüne işaret etti.

Uzman, alınan bu tedbirlerle dikey entegre petrol şirketlerinin kendi perakende ağlarında satmak üzere ellerinde daha fazla yakıt kalması gerektiğinin altını çizdi.

Rusya

FSB: Ukrayna İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine saldırı planladı

Yayınlanma

Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), İngiltere’nin Moskova Büyükelçisi Nigel Casey ve diğer diplomatlara saldırı hazırlığı yaptığı gerekçesiyle bir güvenlik görevlisini gözaltına aldı. Şüphelinin Ukrayna istihbaratı adına hareket eden bir yayıncıya bilgi sızdırdığı ve vatana ihanet suçlamasıyla soruşturulduğu açıklandı.

Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), Ukrayna’nın İngiltere’nin Moskova Büyükelçisi Nigel Casey’ye yönelik bir saldırı hazırlığı içinde olduğunu açıkladı.

Kurum, başkent Moskova’daki İngiltere Büyükelçiliğini koruyan güvenlik şirketinde görev yapan 45 yaşındaki bir Rus vatandaşını gözaltına aldığını açıkladı.

FSB, şüphelinin Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU) ile işbirliği yaptığını savunuyor. Rus istihbaratının iddiasına göre zanlı, Büyükelçi Nigel Casey ve elçilik bünyesindeki diğer diplomatik temsilcilere yönelik saldırılarda kullanılmak üzere bilgi topladı.

FSB, gözaltına alınan şahsın diplomatların ikametgah adreslerini, büyükelçiliğin güvenlik sistemine ilişkin verileri ve burada düzenlenen etkinliklere dair detayları karşı tarafa aktardığını bildirdi.

Açıklamada, şüphelinin talimatları SBU adına hareket eden ve “Apostol Dmitriy” takma adıyla bilinen Ukraynalı internet yayıncısı Dmitriy Karpenko üzerinden aldığı kaydedildi.

Rus istihbaratı, planlanan eylemlerin ardından suçun Moskova yönetimine yıkılmasının hedeflendiğini kaydetti. FSB’ye göre amaç; İngiltere’yi Rusya ile doğrudan silahlı bir çatışmaya çekmek, Kiev’e yönelik silah sevkiyatını artırmak ve Rusya’ya karşı yaptırımları sertleştirmekti.

Zanlı hakkında Rusya Ceza Kanunu’nun vatana ihanet suçunu düzenleyen 275. maddesi kapsamında ceza davası açıldı ve ön soruşturma süreci başlatıldı.

Rus istihbarat servisi, güvenlik görevlisi ile Karpenko arasında geçtiği iddia edilen yazışmaların ekran görüntülerini de kamuoyuyla paylaştı.

Söz konusu kayıtlarda elçilik korumasının; büyükelçilik konutunda yaşayanların listesini, telefon numaralarını, misyon şefinin programını, geliş-gidiş saatlerini ve aralarında İsrail ile İsveç büyükelçileriyle yapılan görüşmelerin de yer aldığı etkinlik planlarını ilettiği görülüyor. FSB ayrıca zanlının istihbaratın öne sürdüğü iddiaları yinelediği bir video kaydı da yayımladı.

Açıklamasının sonunda Rus vatandaşlarına uyarıda bulunan FSB, Karpenko ve diğer Ukrayna yanlısı yayıncılarla her türlü temasın kesilmesini istedi.

Servis, bu kişilerin Rusya vatandaşlarını müebbet hapis cezası gerektiren vatana ihanet ve diğer ağır suçlara alet ettiğini savundu.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rusya, yaptırımlara rağmen Avrupa ile nükleer füzyon projesini sürdürüyor

Yayınlanma

Euronews’ün haberine göre yaptırımlara ve diplomatik krize karşın Rusya, Fransa’da inşa edilen dünyanın en büyük füzyon projesi ITER bünyesindeki yüzde 9,1’lik payını koruyor. Avrupa Komisyonu mevzuat gereği Moskova’nın ortaklıktan çıkarılamayacağını belirtirken, AB ülkelerinin Rus nükleer yakıtına bağımlılığı artış gösteriyor.

Avrupa Birliği (AB) yaptırımlarına ve Brüksel ile bozulan ilişkilere rağmen Rusya, dünyanın en büyük nükleer füzyon deneyi ITER projesinde yer almayı sürdürüyor.

Euronews televizyonunun aktardığına göre bu durum, Moskova ile Batı arasında süregelen krizde nadir görülen bir işbirliği örneği teşkil ediyor.

Ukrayna’daki savaşın ardından AB, Rus enerji kaynaklarına bağımlılığı azaltma kararı aldı. Bu doğrultuda Rus devlet kurumları çeşitli bilimsel programların dışına çıkarıldı ve Avrupa’daki bilim kuruluşlarına Rusya kaynaklı finansman sağlanması yasaklandı.

Buna karşın ITER kuralları, katılımcı ülkelerin projeden çıkarılmasına izin vermiyor.

Bu yasal yapı sebebiyle Moskova, projedeki yüzde 9,1’lik payını koruyor. Rusya yönetimi projeye uzman ve teknoloji desteği sağlamaya devam ederken, Rus mühendisler de Avrupalı meslektaşlarıyla reaktör sahasında mesaisini sürdürüyor.

Güney Fransa’da 2010 yılında inşasına başlanan Uluslararası Termonükleer Deneysel Reaktör (ITER) girişiminde Rusya dahil 30’u aşkın ülke ortaklık yürütüyor. Maliyeti yaklaşık 19 milyar euro olarak hesaplanan dev projede kritik teknik görevler Rus uzmanlara emanet edilmiş durumda.

Rus bilim insanları ve mühendisleri; şalt donanımları, bara sistemleri, güç kaynağı için enerji emici dirençler ve reaktörün süper iletken manyetik sisteminin korunması gibi karmaşık parçaların üretimini üstleniyor.

Reaktör bileşenlerini imal etmek amacıyla Rosatom’un Glazov kentindeki tesisinde yıllık 30 ton süper iletken üretim kapasitesine sahip yeni bir sanayi atölyesi kuruldu.

Moskova’nın projede kalması bazı AB temsilcilerini rahatsız ediyor. Avrupa Parlamentosu milletvekilleri 2025 yılında Avrupa Komisyonuna başvurarak ITER bünyesinde Rusya’ya bağımlılıktan kurtulma yollarını sordu.

AB Komisyonunun Enerjiden Sorumlu Üyesi Dan Jørgensen ise bir katılımcı ülkenin projeden ancak kendi rızasıyla ayrılabileceği cevabını verdi.

Öte yandan Avrupa Komisyonu daha önce Rus nükleer yakıtına ve teknolojilerine yasak getirme planı açıklamış, ancak kararın kabulü ertelenmişti.

Macaristan’ın Rosatom tasarımı yeni nükleer santraller inşa etmesi gibi örneklerle kimi birlik ülkeleri Rus yakıtını ithal etmeyi sürdürüyor.

Dünya Nükleer Birliği verileri, küresel uranyum zenginleştirme kapasitesinin yaklaşık yüzde 44’ünün yalnızca Rosatom elinde toplandığını gösteriyor.

Financial Times gazetesinin ocak ayında yayımladığı habere göre Urenco ve Orano enerji şirketlerinin yöneticileri, Rusya’dan zenginleştirilmiş uranyum ithalatının kademeli olarak durdurulması yönünde AB’ye plan hazırlama çağrısı yaptı.

Şirketler, bu tedarikin sürmesinin Moskova’ya uzun vadeli bağımlılık yarattığını savundu.

Sprott Asset Management tarafından yaz aylarında yayımlanan rapor, AB’nin kaynakları çeşitlendirme çabalarına karşın Avrupa’nın Rus uranyumuna bağımlılığının arttığını ortaya koyuyor.

Eurostat verilerine göre AB ülkeleri 2026 yılının ocak-nisan döneminde 172,6 milyon euro tutarında Rus nükleer yakıtı satın aldı. Önceki yılın aynı döneminde 31,9 milyon euro seviyesinde kalan ithalat miktarı da 253,2 tondan 280,9 tona çıktı.

AB’nin uranyum, plütonyum ve bileşiklerini içeren Rus nükleer yakıtı ithalatı 2025 yılı genelinde 347,9 milyon euroya ulaştı. Bu alımların yüzde 90’ından fazlasını Hollanda ve Fransa yaptı.

Gelişmeleri değerlendiren Urenco Üst Yöneticisi Boris Schucht, Rusya’dan yapılan ithalatın geleceğine ilişkin belirsizlik yüzünden Avrupalı üreticilerin zenginleştirme kapasitelerine yatırım çekmekte zorlandığını kaydetti.

Schucht, Rusya’nın piyasaya dönebilecek ciddi bir atıl kapasiteye sahip olması nedeniyle yeni yatırım kararları almanın güçleştiğini belirtti.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rusya’nın bütçe açığı yıllık hedefi aşarak 1,5 katına çıktı

Yayınlanma

Rusya’da federal bütçe açığı yılın ilk sekiz ayında 5,8 trilyon rubleye çıkarak GSYH’nin yüzde 2,5’ine ulaştı. Geçen yıla göre 1,5 kat artan bu açık, kanunla belirlenen 3,786 trilyon rublelik yıl sonu hedefinin üzerine çıktı. Devlet Başkanı Vladimir Putin ise bütçe açığının kritik seviyede olmadığını ve sorunun çözüleceğini söyledi.

Rusya’da federal bütçe açığı ocak-ağustos döneminde 5,8 trilyon rubleye ulaştı. Rusya Maliye Bakanlığının internet sitesinde yayımladığı öncü verilere göre bu tutar, gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) yüzde 2,5’ine denk geliyor.

Bütçe açığı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla 1,5 kat artış gösterdi. Oysa mevcut bütçe kanununda bu yıl için öngörülen açık hedefi 3,786 trilyon ruble, yani GSYH’nin yüzde 1,6’sı seviyesindeydi.

Vedomosti gazetesinin aktardığına göre yılın ilk sekiz ayında bütçe gelirleri yıllık bazda yüzde 9,2 artarak 25,9 trilyon rubleye çıktı.

Bu dönemde petrol ve doğalgaz gelirleri yüzde 16,7 azalarak 5 trilyon rubleye gerilerken, petrol ve doğalgaz dışı gelirler yüzde 18,1 artışla 20,9 trilyon rubleye yükseldi.

Üretim ve ithalat kaynaklı gelirler yüzde 26,3 artarak 11,3 trilyon rubleyi gördü. Ağustos ayında ayrıca temettü ödemelerinden bütçeye 691 milyar ruble aktarıldı.

Toplam bütçe harcamaları ise önceki yıla göre yüzde 14,7 yükselerek 31,7 trilyon rubleye ulaştı.

Bakanlık, harcamaların planlanandan hızlı gerçekleşmesini sözleşmelerin hızla imzalanmasına ve bazı taahhütlü giderler için erken avans ödemesi yapılmasına bağladı.

Bakanlık, bir buçuk aylık aranın ardından 2 Eylül günü yeniden tahvil ihalelerine dönerek 1 trilyon rublelik federal kredi tahvili (OFZ) ihraç etti.

Aynı gün açıklama yapan Ekonomik Kalkınma Bakanı Maksim Reşetnikov, bütçe dengesinde kademeli normalleşme beklediklerini ve 2028-2029 yıllarında açıksız bütçe hedefine ulaşmayı öngördüklerini bildirdi.

Reşetnikov, Rusya ekonomisinin 2026 yılında bahar aylarındaki tahminlerden biraz daha iyi bir performans sergileyeceğini dile getirdi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de 3 Eylül günü Doğu Ekonomi Forumu (VEF-2026) genel kurulunda yaptığı konuşmada, bütçe açığının kritik seviyede olmadığını savundu.

Bütçe kaynaklarının önceliklere uygun harcanması gerektiğine işaret eden Putin, masrafların kısılması ve finansmanın akılcı idare edilmesi gerektiğini belirterek bütçe açığı sorununun çözüleceğini söyledi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English