Ortadoğu
Savaş, deniz taşımacılığı maliyetlerini artırmaya başladı

ABD-İsrail saldırısı ve İran’ın misillemeleri ile birlikte, başta Hürmüz Boğazı olmak üzere, bölgedeki deniz taşımacılığının maliyetleri hızla artıyor.
Bloomberg’de yer alan habere göre, gemi sahipleri ve brokerlar, Atlantik Havzasındaki sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) tankerleri için günde 200.000 dolardan fazla talep ediyorlar.
Bu rakam, bir gün öncesine göre yaklaşık iki kat artış anlamına geliyor.
Gemi ücretlerindeki bu artış, İran ile çatışmanın daha geniş bir bölgeye yayılmaya başlamasıyla Katar’ın LNG üretimini durdurmasının ardından geldi.
Bilgi gizli olduğu için kimlikleri açıklanmayan kaynaklar, son teklif fiyatlarından herhangi bir işlem yapılmadığını belirtti.
Bu teklif seviyeleri, nakliye şirketi Spark Commodities’in pazartesi günü erken saatlerde belirlediği 61.500 dolarlık son LNG tanker fiyatının en az üç katıydı.
Precision LNG Consulting danışmanı Richard Pratt, Katar ve Abu Dabi gibi yerlerde üretim kesintileri uzamadıkça, işlem gören nakliye oranlarının (gemileri kiralamak için yapılan gerçek anlaşmalar) yükselmesinin olası olmadığını söyledi.
ABD’den Asya’ya gemileri sevk etmek için gereken ekstra mesafenin de bu konuda rol oynayabileceğini belirtti.
Sigortacılar, savaş riski teminatlarını iptal ediyor
Öte yandan önde gelen deniz sigortacıları, İran ile tırmanan çatışmanın deniz taşımacılığını aksatması ve bazı navlun maliyetlerinin yükselmesine neden olması nedeniyle Körfez’de faaliyet gösteren gemiler için savaş riski teminatını iptal etti.
The Guardian’da yer alan habere göre petrol ve LNG tankerleri de dahil olmak üzere en az 150 gemi Hürmüz Boğazı ve çevresindeki sularda demir attı ve hafta sonu en az üç tanker hasar gördü, bir denizci hayatını kaybetti.
Dünya petrol arzının yaklaşık %20’sinin ve deniz yoluyla taşınan gaz tankerlerinin %20’sinin geçtiği bu hayati deniz yolu fiilen kapatıldı.
Norveç’in Gard ve Skuld, İngiltere’nin NorthStandard ve London P&I Club ile New York merkezli American Club dahil olmak üzere önde gelen birkaç karşılıklı deniz sigortası şirketi, bölgede faaliyet gösteren gemiler için savaş riski teminatını iptal ettiklerini açıkladı.
Bu durum, gemi sahiplerini Körfez’i geçmekten daha da caydıracak gibi görünüyor.
Sigorta şirketleri, genellikle gemi sahiplerini savaş, terörizm ve korsanlık nedeniyle oluşan masraf ve hasarlara karşı koruyan savaş riski sigortasının 5 Mart tarihinden itibaren İran sularında, Körfez ve komşu sularda iptal edileceğini açıkladı.
Önde gelen sigorta brokeri Marsh’ın denizcilik bölümünün küresel başkanı Marcus Baker, Lloyd’s of London dahil olmak üzere diğer birkaç sigorta piyasasının, sigorta şirketlerine Orta Doğu’daki artan riskleri incelemek ve oranlarını değerlendirmek için zaman tanımak amacıyla iptal bildirimleri yayınladığını söyledi.
Sigorta oranlarının, sigortalı varlığın değerinin %0,25’inden %0,5’ine veya %1’ine kadar artabileceğini söyledi. Bu oran, 2022’de Ukrayna savaşının başlamasından sonra Odessa’ya giden gemiler için uygulanan %5’lik oranla karşılaştırılabilir.
Pazartesi günü nakliye rotaları değiştirildi ve petrol fiyatları keskin bir şekilde yükseldi, bu da mal nakliye maliyetlerinin artmasına neden oldu.
Konteyner fiyatları da yükselişte
Trading Economics web sitesi tarafından takip edilen Konteynerli Yük Endeksi %6,5 arttı.
Çevrimiçi nakliye pazarına göre, Freightos’un Şanghay’dan Orta Doğu’nun en büyük limanı olan Dubai’deki Jebel Ali’ye terminal konteyner ücretleri, savaşın başladığı cumartesi günü 40 fitlik bir konteyner için 1.800 dolardan pazartesi günü yaklaşık 3.700 dolara yükseldi.
Dubai merkezli DP World, cumartesi gecesi bir hava müdahalesi sonucu yangın çıkması üzerine hafta sonu Jebel Ali’deki faaliyetlerini askıya aldı, ancak faaliyetler daha sonra yeniden başladı.
Freightos, küresel konteyner hacminin yalnızca yaklaşık %2 ila %3’ünün Hürmüz Boğazından geçtiğini, bu nedenle boğazın fiilen kapatılmasının daha geniş konteyner pazarı üzerinde çok fazla etkisi olmayabileceğini belirtti.
Fakat Kızıldeniz de dahil olmak üzere bölgedeki daha geniş çaplı aksaklıklar göz önüne alındığında, “Orta Doğu’ya mal giriş veya çıkışını gerçekleştirmeye çalışan ithalatçılar veya ihracatçılar için hizmetler önemli ölçüde aksayacak ve taşınabilen malların maliyetleri artacaktır,” diye ekledi.
Taşımacılık devleri Afrika rotasına yöneldi
Savaş nedeniyle Kızıldeniz ve Hürmüz taşımacılık rotaları da değişmeye başladı.
Örneğin Maersk, gemilerin rotasını Afrika çevresinden değiştireceğini duyurdu. Hapag-Lloyd da aynı şeyi yapacağını ve kargo için “savaş riski ek ücreti” uygulayacağını açıkladı.
CMA CGM, bir sonraki duyuruya kadar Süveyş Kanalı geçişini askıya aldı ve gemileri Ümit Burnu üzerinden yeniden yönlendiriyor.
Taşıyıcı ayrıca, birkaç Orta Doğu ülkesine tehlikeli ve soğutmalı kargo rezervasyonlarını durdurdu ve etkilenen kargolar için acil durum çatışma ek ücreti uyguladı.
Pazartesi günü yürürlüğe giren ek ücret, yirmi fitlik konteyner birimi başına 2.000 dolar ve kırk fitlik konteyner birimi başına 3.000 dolar.
Diğer deniz taşımacılığı şirketleri de benzer önlemler alıyor. MSC, güvenlik durumu düzelene kadar Orta Doğu’ya yönelik tüm dünya çapındaki kargo rezervasyonlarını askıya aldı.
Hapag-Lloyd, Yukarı Körfez, Basra Körfezi ve Arap Körfezi’nden gelen kargolar için savaş riski ek ücreti uyguluyor. Bu ücret, standart konteynerler için TEU başına 1.500 dolar, soğutmalı konteynerler ve özel ekipmanlar için konteyner başına 3.500 dolar olarak belirlendi.
Xeneta Baş Analisti Peter Sand, 28 Şubat’ta yaptığı açıklamada, güvenlik durumu netleşene kadar Kızıldeniz’deki konteyner taşımacılığı operasyonlarının yeniden başlatılmasına yönelik tüm planların askıya alınacağını söyledi.
Notre Dame Üniversitesi siyaset bilimi profesörü Eugene Gholz, küresel nakliye sektörünün maliyetleri ve süreyi en aza indirmek için kargoları en direkt rotadan geçirmeyi tercih ettiğini söyledi.
Gholz, “En kısa rotalar… genellikle, örneğin Asya ile Avrupa arasında… Basra Körfezi’nden geçip Umman Körfezi’nden ve Kızıldeniz’den geçebilir,” dedi.
Deniz taşımacılığı şirketleri, İran sınırında olmasalar da Süveyş Kanalı ve Kızıldeniz’den kaçınıyorlar. Bunun nedeni, Yemen direnişini bölgedeki gemilere tekrar saldırı yapma ihtimali.
Morningstar analisti Ben Slupecki, “Orta Doğu’da bir tür çatışma ortaya çıktığında, mürettebatın, yolcuların ve yükün güvenliği için, Ümit Burnu’nun etrafından, Afrika’nın en güneyinden geçerek rotalarını değiştirmek zorundalar,” dedi.
Slupecki, bu tür şirketlerin hava koşulları veya insan kaynaklı çatışmalar gibi işletme koşullarına uyum sağlamak zorunda kalmasının olağandışı bir durum olmadığını söyledi.
Değişken fiyatlandırma ve ek ücretler, işin olağan akışı içinde yer alıyor ve bu ek ücretler şirketlere fayda sağlayabilir.
Slupecki, “Bu şirketlerin çok sık yapmak istediği bir şey değil, ama sonuçta bu onlar için bir tür rüzgar gibi,” dedi.
Slupecki, ücretler ve ek ücretlerin, daha fazla yakıt ve daha uzun yolculuk için mürettebata ödenen ücretler de dahil olmak üzere ek maliyetleri karşılamaya yardımcı olduğunu söyledi.
Hava taşımacılığı da büyük darbe aldı
FedEx, pazar günü yayınladığı hizmet uyarısında, Bahreyn, İran, Irak, İsrail, Ürdün, Kuveyt, Lübnan, Umman, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’a ve bu ülkelerden yapılan uçuşların askıya alındığını duyurdu.
Taşıyıcı, bölgedeki diğer pazarlara ve bu pazarlardan yapılan gönderilerin transit sürelerinin uzayabileceği konusunda uyarıda bulundu.
Ayrıca, Emirates SkyCargo, salı öğleden sonraya kadar uçuşları askıya aldı ve web sitesinde “önümüzdeki 24 saat boyunca uçuşlarımızda tüm yeni gönderilerin rezervasyonu ve kabulüne geçici kısıtlamalar” getirdiğini duyurdu.
Qatar Airways Cargo da Katar hava sahasının kapatılması nedeniyle uçuş operasyonlarını askıya aldı.
Hava kargo hizmetlerinin askıya alınması, transit sürelerinin uzamasına ve uçuş programlarının düzensizleşmesine neden oluyor.
DSV’nin uyarısına göre, müşteriler “önümüzdeki günlerde ve haftalarda olası gecikmeler, hatta iptaller, yer kısıtlamaları ve kısa süreli ücret ayarlamaları” beklemeli.
Ortadoğu
Reuters: Suriye hükümeti yetkilileri ile Hizbullah Türkiye’de gizli görüşmeler yaptı

Suriye hükümeti temsilcileri ile Lübnan Hizbullahı’nın, aralarındaki gerilimi azaltmak amacıyla Türkiye’de yüz yüze görüşmeler yaptığı iddia edildi. Suriye iddiaları reddetti.
Reuters’a konuşan ve görüşme hakkında bilgi sahibi altı kaynak, bunun uzun süredir karşı karşıya olan taraflar arasında bilinen ilk toplantı olduğunu söyledi.
İki Suriyeli yetkili, bir ABD’li yetkili ve Hizbullah’a yakın üst düzey bir Lübnanlı güvenlik kaynağının da aralarında bulunduğu altı kaynak, Suriye yetkilileri ile Hizbullah yetkililerinin geçen ay en az bir kez gizlice bir araya geldiğini belirtti.
Esad’ın 2024’ün sonlarında devrilmesinin ardından Suriye’nin yeni hükümeti ile Hizbullah arasındaki gerilim artmıştı. Şam yönetimi, grubu Suriye üzerinden İran’a silah transfer etmekle suçlarken, ABD de Suriye ordusuna Hizbullah’la savaşmak üzere Lübnan’a asker göndermesi için baskı yapıyor.
Altı kaynağa göre geçen ayki görüşmeye Hizbullah temsilcileri ile Suriye istihbaratı ve dışişleri bakanlığından yetkililer katıldı. Toplantı, gerilimi düşürme amacıyla Türk güvenlik ve istihbarat kurumlarının daveti üzerine gerçekleştirildi.
Kaynakların tamamı, daha önce kamuoyuna yansımayan hassas görüşmeyi anlatabilmek için isimlerinin açıklanmaması koşuluyla konuştu.
Suriye Dışişleri Bakanlığı, Türkiye Dışişleri ve Savunma bakanlıkları ile ABD Dışişleri Bakanlığı, Reuters’ın toplantıyla ilgili sorularına hemen yanıt vermedi. Hizbullah’ın medya ofisi ise yorum yapmayı reddetti.
Kaynaklara göre taraflar karşılıklı güvenlik kaygılarını görüştü
ABD’li yetkili, Suriyeli yetkililer ve Lübnanlı kaynak, görüşmenin iki taraf arasındaki gerilim başlıklarını çözmeye odaklandığını ve olumlu geçtiğini söyledi.
Suriyeli yetkililerden biri, iki tarafın birbirine karşı düşmanlık beslemediği konusunda mutabık kaldığını ve Suriye’nin Hizbullah’a, grubun silahsızlandırılması amacıyla Lübnan’a askeri müdahalede bulunmayacağı güvencesini verdiğini aktardı.
Buna karşılık Suriyeli yetkililer, Hizbullah’tan sınır ötesi kaçakçılık girişimlerinin durdurulmasına yardımcı olmasını ve özellikle Suriye’nin güneyinde kalan uyuyan hücrelerini dağıtmasını istedi.
Suriye, salı günü ülkenin güneyinde roket fırlatmaya hazırlanan bir Hizbullah hücresinin yakalandığını açıklamıştı. Hizbullah ise çarşamba günü olaya karıştığını reddederek, “Suriye topraklarında hiçbir şekilde varlığımız yok ve orada herhangi bir güvenlik ya da askeri faaliyete dahil değiliz,” açıklamasını yaptı.
Görüşme ve sonuçları hakkında doğrudan bilgi sahibi Lübnanlı kaynak iki tarafın “güvenlik meselelerinde büyük ilerleme kaydettiğini” belirtti.
Kaynak, Hizbullah’ın Lübnan içinde Suriye kaynaklı olası bir saldırıya ilişkin endişelerine atıfta bulunarak, “Hizbullah kendi cephesini güvence altına almak istiyor,” dedi.
Hem Suriyeli yetkili hem de Lübnanlı kaynak, nihai bir anlaşmaya varılmadığını ve herhangi bir açıklama yapılmasının planlanmadığını söyledi.
Lübnanlı kaynak, iki taraf arasında Türkiye aracılığıyla temasların yaklaşık iki ay önce başladığını da Reuters’a aktardı.
Suriye hükümeti enformasyon bakanlığına bağlı X hesabı böyle bir görüşme olduğu yönündeki iddiaları reddetti.
Toplantı için Türkiye bastırdı, İran yer almadı
Hem Hizbullah hem de Suriye hükümeti, daha önce birbirleriyle görüşmeye açık olduklarının sinyalini vermişti.
Temmuz ayında Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, Şam’ın Hizbullah’la görüşmeye açık olduğunu söylemişti. Bir ay sonra Hizbullah lideri Naim Kasım da televizyonda yaptığı konuşmada grubun Suriye yönetimiyle görüşmeye itirazı olmadığını belirtmişti.
Üç kaynak, Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara’nın önemli müttefiklerinden olan Türkiye’nin, bu çabalara doğrudan dahil olmak istediği için toplantının yapılması yönünde bastırdığını söyledi.
Ancak toplantılarda İran yer almadı.
Lübnanlı güvenlik kaynağına göre ise Hizbullah, İran’ın bilgisi dahilinde toplantıya katıldı. Ancak Tahran’ın, doğrudan görüşmelerde yer almamasından ve Şara’nın şimdilik İran’la doğrudan ilişki kurulması fikrini geri çevirmesinden rahatsız olduğu iddia edildi.
Kaynağa göre nihai anlaşmaya varılamamasının ve toplantıyla ilgili herhangi bir açıklama yapılmamasının temel nedeni de bu rahatsızlıktı.
İran’ın Cenevre’deki daimi temsilciliğinden konuya ilişkin hemen bir açıklama gelmedi.
Ortadoğu
FlyDubai uçağında kokpit krizi: İsrail saldırı ihtimalini inceliyor

Dubai’den Tel Aviv’e giden ve yaklaşık 150 İsrailli yolcuyu taşıyan FlyDubai uçağı, kokpitte çıkan kavga ve ani irtifa kaybının ardından Suudi Arabistan’a indi. Uçaktan kaçırma kodu iletilmesi üzerine İsrail Hava Kuvvetleri alarma geçerken, Tel Aviv yönetimi olayın saldırı girişimi olma ihtimalini incelemeye aldı.
Dubai’den Tel Aviv’e giden FlyDubai yolcu uçağında kokpitte çıkan arbede ve ani irtifa kaybı üzerine acil durum ilan edildi.
İsrailli makamlar, uçağın Suudi Arabistan’a zorunlu iniş yaptığı hadiseyi olası bir saldırı girişimi veya intihar teşebbüsü ihtimaliyle incelemeye aldı.
FlyDubai’ye ait FZ1073 sefer sayılı Boeing 737 MAX tipi uçak, 30 Eylül’de İsrail hava sahasına yaklaştığı sırada rotasını değiştirerek Suudi Arabistan’ın kuzeybatısında yer alan Tebük Havalimanı’na teker koydu.
Yaklaşık 150 İsrailli yolcunun yer aldığı uçuşta bir “hadise” yaşandığını doğrulayan havayolu şirketi, tüm yolcuların güvende olduğunu duyurdu.
Uçuş takip platformu Flightradar24 verilerine göre, seyir halindeki uçak kısa süre içinde yaklaşık 33-34 bin feet seviyesinden 14-16 bin feet irtifaya kadar sert bir düşüş yaşadı.
Uçaktan ilk olarak 7700 genel acil durum kodunun, hemen ardından ise kısa süreliğine “yasa dışı müdahale veya olası uçak kaçırma” anlamına gelen 7500 kodunun gönderildiği tespit edildi. Bu sinyal üzerine İsrail Hava Kuvvetleri teyakkuza geçti.
İsrail basınında yer alan iddialarda, Umman vatandaşı yardımcı pilotun uçuş sırasında kaptana saldırarak kumandayı ele geçirmeye çalıştığı öne sürüldü.
Ynet ve Reuters’a değerlendirmede bulunan İsrailli yetkililer, soruşturmanın sürdüğünü belirtmekle birlikte ilk tespitler ışığında olayın “terör saldırısı girişimi” ya da bir intihar eylemi olma ihtimali üzerinde durulduğunu aktardı.
Uçaktaki bazı yolcuların kokpite girerek saldırgan olduğu ileri sürülen personele müdahale ettiği ve bu kişiyi etkisiz kıldığı iddia edildi.
Sosyal medyaya yansıyan ve henüz bağımsız kaynaklarca doğrulanmayan paylaşımlarda, kabinde panik yaşandığı ve zeminde kan izlerinin yer aldığı öne sürüldü. Tebük Havalimanı yetkilileri ise uçağın kaptanı ile yardımcı pilotunun yaralı halde hastaneye kaldırıldığını açıkladı.
Gelişmenin ardından İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu güvenlik yetkilileriyle olağanüstü bir değerlendirme toplantısı yaptı. Başbakanlık Ofisi durumun kontrol altında olduğunu ve yolcuların tahliyesi için temasların sürdüğünü açıkladı.
Muhalefet lideri Yair Lapid’e de süreç hakkında bilgilendirme yapıldı.
Yaklaşan seçimler öncesinde dün hasım aktörlerin saldırı hazırlığında olabileceğini savunan Netanyahu’nun aksine, İsrail güvenlik kaynakları seçim sürecine dönük somut bir istihbarat olmadığını dile getirmişti.
Yaşanan hadise Tel Aviv’de siyasi tepkilere de yol açtı. İsrail Ulaştırma Bakanı Miri Regev, FlyDubai şirketinin İsrail uçuşlarının durdurulmasını talep etti.
The Times of Israel’ın aktardığına göre Regev, İsrail Sivil Havacılık Dairesinden Birleşik Arap Emirlikleri ile yapılan havacılık anlaşmasının şartlarını denetlemesini istedi.
Anlaşmanın, İsrail’e uçan personelin Tel Aviv ile diplomatik bağı olan ülke pasaportlarını taşımasını şart koştuğu ileri sürülüyor.
Suudi Arabistan ile İsrail arasında resmi diplomatik temas kurulmamış olsa da Riyad yönetimi, acil durumlarda hava sahasını İsrail bağlantılı seferlere açıyor.
Hadiseye ilişkin FlyDubai bünyesinde inceleme başlatılırken, Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman makamları henüz ayrıntılı bir açıklama yayımlamadı.
Ortadoğu
Suudi Arabistan, yapay zeka fabrikaları için 14 GW’lık kaynak ayırdı

Suudi Arabistan, entegre bir yapay zeka ekosistemi oluşturmak için bol enerji kaynaklarına ve genişleyen dijital altyapıya güveniyor.
Şark’ül Evsat’ın haberine göre Riyad, HUMAIN’in “AI fabrikaları” olarak adlandırdığı yapıları desteklemek üzere yaklaşık 14 gigawattlık elektrik kapasitesi ayırıyor.
Bu adım, enerji, çip ve veri merkezlerinin kullanılabilirliği üzerindeki kısıtlamaların artmasıyla birlikte, şirketlerin ve ülkelerin gelişmiş modelleri eğitmek ve işletmek için gereken hesaplama kapasitesini güvence altına almak üzere yarıştığı bir dönemde atılıyor.
HUMAIN CEO’su Tareq Amin, Krallığın böyle bir ekosistem kurmak için gerekli kaynaklara sahip olduğunu belirterek, şirketin yalnızca hesaplama kapasitesi ve altyapı sağlamaya değil, aynı zamanda yazılım ve sistemleri şirket içinde geliştirmeye de odaklandığını açıkladı.
Bu, enerji ve veri merkezlerinden modellere ve uygulamalara uzanan entegre bir zincir oluşturmasına olanak tanıyacak.
Riyad’da düzenlenen Servcorp’un ilk ekonomi forumunda konuşan Amin, enerji sektöründeki önceki deneyiminin, gelişmiş bilgi işlem kapasitesini güvence altına almada karşılaşılan zorlukların boyutunu erkenden kavramasına olanak tanıdığını söyledi.
Grafik işlem birimlerine erişimin bazı durumlarda birkaç ay sürebileceğini belirten Amin, bunun kendisini Suudi Arabistan içinde entegre bir yapay zeka ekosistemi kurmayı düşünmeye ittiğini ifade etti.
Batılı şirketlerle ortaklık büyüyor
Amin, HUMAIN’in kurulduğu günden bu yana enerji, bilgi işlem ve dijital altyapı dahil olmak üzere ekosistemin temel bileşenlerini sağlayarak “yapay zeka fabrikaları” kurmaya odaklandığını, bunun yanı sıra yazılım, modeller, uygulamalar ve danışmanlık hizmetleri geliştirdiğini ve girişimlere yatırım yaptığını açıkladı.
Enerji Bakanlığı ve çeşitli devlet kurumlarıyla yapılan işbirliğinin, proje için gerekli arazi ve altyapının tahsisini hızlandırmaya yardımcı olduğunu ekleyen Amin, şirketin üzerinde çalıştığı tesise yaklaşık 14 GW’lık güç kapasitesinin tahsis edildiğini belirtti.
Amin, altyapı geliştirme çalışmalarının, küresel şirketleri bu altyapıyı kullanmaya çekme çabalarıyla paralel olarak ilerlediğini kaydetti.
Şirket, Amazon dahil olmak üzere uluslararası şirketlerle anlaşmalar imzalarken, AMD ile ortak bir proje üzerindeki çalışmalar da devam ediyor.
Diğer şirketler de Riyad’da geliştirilmekte olan yapay zeka ekosisteminde faaliyet göstermek üzere çekiliyor.
Suudiler üretken yapay zekanın ötesine geçmek istiyor
Amin, yapay zekanın mevcut kullanım alanlarının, teknolojinin mevcut potansiyelinin hâlâ sadece sınırlı bir kısmını temsil ettiğini söyledi.
Küresel ilgi şu anda üretken yapay zekaya ve şirketler içindeki uygulamalarına odaklanmışken, fiziksel dünya, endüstri ve altyapıyla bağlantılı yapay zeka uygulamaları henüz erken bir aşamada kalıyor.
Bir sonraki aşama için daha fazla bilgi işlem kapasitesi, enerji ve veri merkezi altyapısı gerekeceğini açıklayan Amin, destekleyici altyapı geliştikçe yapay zeka kullanımının kapsamında önemli bir genişleme olacağını öngördü.
Amin, şirketin yaklaşık 15 ayda çeşitli sektörleri kapsayan bir operasyon ağı kurmayı başardığını ekleyerek, yapay zekayı tam olarak kullanmanın sadece yeni teknolojik araçlar eklemekle ilgili bir mesele olmadığını, bunun yerine kuruluşların çalışma şekillerinin yeniden tasarlanmasını gerektirdiğini vurguladı.
Şirket için yazılım geliştirme sürecine odaklanılacak
Amin, şirketin karşılaştığı en büyük zorlukların teknolojik olmaktan çok, kurumsal kültür ve çalışma yöntemlerindeki değişikliklerle ilgili olduğunu belirtti.
HUMAIN, hazır yazılım satın almamak ve bunun yerine sistemlerini şirket içinde geliştirmek yönünde stratejik bir karar aldı.
Bu yaklaşım, ajansal iş akışlarının, kayıt sistemlerinin ve günlük operasyonlarda kullanılan bir dizi uygulamanın oluşturulmasını içeriyor.
Amin, işin geleceğinin kademeli olarak, kullanıcıların yalnızca gerçekleştirilmesini istedikleri görevi belirtmeleri yeterliyken, akıllı modellerin gerekli adımları ve prosedürleri otomatik olarak yerine getirdiği modellere doğru kayacağını söyledi.
Bu değişikliklerin amacının çalışanları ortadan kaldırmak değil, aksine verimliliklerini artırmak ve işlerini daha verimli bir şekilde yapmalarını sağlamak olduğunu vurguladı.
Bazı çalışanların artık daha önce çok daha büyük ekipler gerektiren görevleri tek başlarına tamamlayabildiğini belirtti.
Bu deneyim, insan kaynakları ve diğer departmanlara da yayıldı; artık ekip üyeleri, tamamen BT departmanlarına güvenmek zorunda kalmadan iş akışlarını ve yapay zeka ajanlarını kendileri geliştirebiliyor.
Yapay zeka ve jeopolitik
Amin’in açıklamaları, Suudi Arabistan, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Türkiye’nin ekonomilerini yeniden şekillendiren değişimleri tartışmak üzere yaklaşık 150 iş dünyası lideri, yatırımcı ve politika yapıcıyı bir araya getiren Servcorp’un ilk ekonomi forumu sırasında yapıldı.
Forumu açan Suudi Arabistan’daki EMIR Başkanı Walid Abukhaled, küresel ekonominin jeopolitik gerilimler ve hızlanan teknolojik değişim gibi birbiriyle iç içe geçmiş zorluklarla karşı karşıya olduğunu belirterek, Suudi Arabistan’ın küresel enerji sektöründeki kilit konumu nedeniyle öneminin giderek arttığını vurguladı.
Abukhaled, otomasyon ve modern teknolojilerin imalat, danışmanlık ve programlama alanlarına yayılmasıyla yapay zekanın işgücü piyasasını yeniden şekillendiren önemli bir faktör haline geldiğini ve bunun gelecekte ihtiyaç duyulacak becerilerle ilgili yeni zorluklar yarattığını da sözlerine ekledi.
Servcorp’un Orta Doğu, Avrupa ve Amerika kıtalarından sorumlu CEO’su David Godchaux ise Suudi Arabistan’ın son yıllarda büyük bir dönüşüm geçirdiğini ve gelişmekte olan bir pazardan, küresel etkisi giderek artan büyük bir ekonomiye dönüştüğünü belirtti.
Bilgi bolluğunun karar verme sürecini kolaylaştırmadığını, aksine muazzam veri akışının yarattığı gürültüden değerli bilgileri ayırt etme ihtiyacını artırdığını açıkladı.
Forumun amaçlarından birinin, iş dünyası liderlerine ve yatırımcılara ekonomik eğilimleri daha net bir şekilde yorumlamalarına ve daha isabetli kararlar almalarına yardımcı olacak bir platform sunmak olduğunu belirtti.
Diplomasi2 hafta önceKanada, Birleşik Krallık liderliğindeki askeri koalisyona katılmak istiyor
Asya2 hafta önceÇin yapay zekâ, çipler ve akıllı fabrikalara büyük yatırım yapıyor
Asya2 hafta önceFed’in faiz artışının ardından Çin parasal gevşemeye devam edecek mi?
Asya2 hafta önceHindistan ve Vietnam, ‘Çin artı bir’ rekabetini ticari kazanıma dönüştürmeyi hedefliyor
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceABD, Yemen ile görüştü iddiası












