Ortadoğu
Şeybani: İsrail ile diplomatik çözüm peşindeyiz

Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani, Şam’ın ABD’nin arabuluculuğuyla İsrail ile “diplomatik bir çözüm” arayışında olduğunu belirtti.
Şeybani, Şam’ı ziyaret eden Danimarka Dışişleri Bakanı Lars Lokke Rasmussen ile birlikte düzenlediği basın toplantısında, “Saldırılar hâlâ devam ediyor. Yalnızca Temmuz ayında 65, Ağustos ayının ilk 18 gününde ise 52 sınır ihlali tespit ettik,” dedi.
“Kuneytra vilayetinde ve Şam kırsalında evlere yönelik baskın kampanyasını” kınayan Şeybani, Suriye makamlarının bu yıl İsrail işgal güçleri tarafından gözaltına alınan Suriyelilerin sayısını 147 olarak kaydettiğini ve “bunlardan 49’unun hâlâ gözaltında olduğunu” belirtti.
Şeybani şöyle devam etti:
“Bu zorluklara rağmen, hâlâ diplomatik bir çözüm seçeneğine bağlıyız ve bunu başarmak için ciddi bir şekilde çalışıyoruz. Amerika Birleşik Devletleri’nin arabuluculuğunda müzakereler yürütüyoruz.”
Danimarka Dışişleri Bakanı dün Şam’daki büyükelçiliği açtı. Danimarka, Suriye’deki büyükelçiliğini yeniden açan ilk AB ülkelerinden biri.
Suriye ve Danimarka, iki ülke arasındaki işbirliğine kurumsal bir çerçeve sağlamak üzere ikili bir ortaklık anlaşması hazırlama konusunda mutabık kaldı.
İki bakan ayrıca, Şam ile Kopenhag arasında 21 Eylül’de başlayacak olan direkt uçuşların, Danimarka’daki Suriyeli topluluğa hizmet edecek ve iki ülke arasındaki bağları güçlendireceğini duyurdu.
Tişrin Sarayı’nda düzenlenen ortak basın toplantısında Şeybani, tarafların Suriye-Danimarka İş Konseyi’ni ilke anlaşmasından pratik işbirliği için işleyen bir mekanizmaya dönüştürmeyi görüştüklerini söyledi.
Rasmussen, Danimarka iş dünyasının Suriye’ye yatırım yapmaya hazır olduğunu ve iki ülkenin, ekonomik ve güvenlik işbirliği de dahil olmak üzere karşılıklı çıkarlar temelinde kapsamlı bir ortaklık kurmayı hedeflediğini belirtti.
Danimarka Dışişleri Bakanı, ülkesinin Şam’daki Danimarka Enstitüsü’nü de en kısa sürede yeniden açacağını söyledi.
Rasmussen, Danimarka’nın tarım alanında önemli bir uzmanlığa sahip olduğunu ve bu sektörün geliştirilmesi konusunda Suriye’ye destek vermeye hazır olduğunu belirterek, Suriye’nin bölgenin “tahıl ambarı” haline gelme potansiyeline sahip olduğunu da sözlerine ekledi.
İki taraf ayrıca, daha geniş kapsamlı iktisadi işbirliği ve Danimarka’nın Suriye’deki yatırım fırsatlarını da ele aldı.
Bakanlar, Danimarka’daki Suriyelilerin durumunu ve gönüllü geri dönüşü ele aldılar.
Şeybani, Suriye’nin kapılarının istisnasız tüm vatandaşlarına açık olduğunu ve Şam’ın onların güvenli ve gönüllü geri dönüşünü desteklediğini belirtti.
Rasmussen ise Danimarka’nın vatanlarına dönmek isteyen Suriyelileri desteklemek için planlar hazırladığını söyledi.
Şeybani, Suriye savaşı yıllarında Danimarka’nın sağladığı insani yardımı övdü ve Danimarka Mülteci Konseyi’nin mayın temizleme, su temini ve tarım ile geçim kaynaklarının desteklenmesi alanlarındaki çalışmalarını vurguladı.
Ayrıca, BM Güvenlik Konseyi’nde Suriye’nin birliğini ve bağımsız ulusal karar alma sürecini destekleyen Danimarka’nın tutumunu memnuniyetle karşıladı.
Ortadoğu
İsrail’den Türkiye’ye karşı donanma hazırlığı

Jerusalem Post’un haberinde İsrail Donanmasının, Türkiye’nin denizlerdeki adımlarını caydırmak ve yeni bölgelere yönelmesine karşılık vermek amacıyla harekete geçtiği öne sürüldü. İsrail ordusunun Türkiye kaynaklı olası hamlelere karşı yüksek alarm durumunda olduğu iddia edilirken somut bir adıma dair ayrıntı paylaşılmadı.
İsrail Donanmasının, Türkiye’nin denizlerdeki “saldırganlığını” caydırmak ve Türk donanmasının İsrail açısından stratejik önem taşıyan yeni bölgelere yönelmesine karşılık vermek üzere harekete geçtiği iddia edildi.
İsrail merkezli Jerusalem Post gazetesinin haberinde, İsrail Donanmasının Türkiye’ye “Donanmasını istediği gibi hareket ettirebileceğini düşünüyorsa bunu yeniden değerlendirmek zorunda” mesajını iletmek istediği kaydedildi. Bununla birlikte haberde, donanmanın bu çerçevede attığı somut herhangi bir adıma yer verilmedi.
Gazetenin iddiasına göre İsrail ordusu, Türkiye’nin denizden, karadan veya havadan gelebilecek her türlü hamlesine karşı yüksek alarm durumuna geçti.
Olası senaryolar kapsamında Yunanistan ve Güney Kıbrıs yakınlarındaki bölgelerin yanı sıra Suriye ve Gazze’nin de değerlendirildiği öne sürüldü.
İsrail ordusunun Türk donanmasının askeri kapasitesini göz ardı edilemeyecek bir güç olarak gördüğü belirtilirken, İsrail kuvvetlerinin ne tür bir hazırlık yürüttüğü veya hangi somut kararları aldığı haberde açıklanmadı.
Suriye ve Gazze başlıkları gerilimin merkezinde
Haberde, İsrail ile Türkiye arasındaki gerilimde en kritik sahanın Suriye olduğu aktarıldı. İsrail’in, Türkiye’nin radar sistemi veya ilave askeri unsurlar yerleştirerek İsrail ordusunun bölgedeki hareket serbestisini kısıtlamasını engellemek gerekçesiyle Suriye’deki bir hava üssünü hedef aldığı hatırlatıldı.
Bunun yanı sıra İsrail’in, Gazze’de kurulması planlanan Uluslararası İstikrar Gücü’ne (ISF) Türkiye’nin katılmasına kesin bir dille karşı çıktığı biliniyor.
Gazetenin aktardığı İsrail ordusu değerlendirmelerinde, Ankara’nın Suriye politikasında dini saiklerin, Gazze yaklaşımında ise bölgesel nüfuz arayışının belirleyici olduğu öne sürüldü.
İsrail, Türkiye’ye karşı Mısır ile ortak zemin arayışında
Jerusalem Post, 26 Temmuz tarihli haberinde, Türkiye ile Mısır arasında süregelen yakınlaşma sürecine rağmen İsrailli savunma yetkililerinin Ankara’nın denizlerdeki hedeflerini dengelemek amacıyla Kahire ile işbirliği fırsatları gördüğünü yazdı.
İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki baskısının, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de benzer bir güç konumuna gelmesini engelleme konusunda İsrail ile Mısır’ı birbirine yaklaştırabileceği savunuldu. İki ülkenin donanmaları uluslararası tatbikatlarda birlikte görev alsa da bu ortaklığın Akdeniz’de henüz kapsamlı bir sınamadan geçmediğine dikkat çekildi.
Mısır Savunma Bakanı Eşref Selim Zahir’in 13 Temmuz’da Ankara’ya gerçekleştirdiği ziyaretin ise farklı yorumlara yol açtığı kaydedildi.
Bazı gözlemciler, bu temasın Türkiye ile Mısır’ın İsrail aleyhine yakınlaşabileceğine işaret eden yapısal bir değişimin göstergesi olduğunu savundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi arasındaki ikili ilişkiler, Müslüman Kardeşler konusundaki görüş ayrılıkları sebebiyle on yılı aşkın bir süre gergin kalmıştı.
Ankara ile Kahire arasında askeri işbirliği
Gazetenin aktardığına göre, son dönemde ivme kazanan ikili ilişkiler her iki tarafa da yeni imkânlar sağladı.
Mısır, Batılı aktörlerin müdahalesi olmadan Türkiye’nin gelişmiş askeri teknolojilerine erişim sağlarken; Ankara ise denizlerdeki hedeflerini tahkim edecek bölgesel bir ortak kazandı.
Askeri temasların diplomatik sınırları aşarak operasyonel uyuma dönüştüğü ifade edildi. Anadolu Kartalı tatbikatında Mısırlı pilotların Türk unsurlarıyla birlikte eğitim aldığı, ardından icra edilen Altın Kartal tatbikatında ise özel kuvvetlerin müşterek harekât kabiliyetinin sınandığı aktarıldı.
Uzmanlar, söz konusu adımları rutin tatbikatların ötesinde, bölgenin en güçlü iki ordusunun doktrinlerini yakınlaştırma süreci olarak değerlendirdi.
Jerusalem Post’a konuşan üst düzey İsrail Donanması kaynakları, Kahire ile Ankara arasındaki normalleşmeye rağmen Mısır’ın Türkiye’nin denizlerde hâkimiyet kurmasından rahatsızlık duyduğunu iddia etti.
Kaynaklara göre, Libya başta olmak üzere iki ülkenin bölgesel çıkarlarının ayrıştığı alanlar İsrail açısından yeni işbirliği zeminleri sunabilir.
Mısır’ın Türkiye’yi dengelemek amacıyla İsrail’in yanı sıra Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile ortak hareket edebileceği öne sürüldü.
Bu kapsamda Yunanistan Deniz Kuvvetleri Komutanı Koramiral Dimitrios-Eleftherios Kataras’ın haziran ayı sonunda İsrail’e bir ziyaret gerçekleştirdiği ve iki donanma arasındaki ortak koordinasyon mekanizmalarının geliştirildiği belirtildi.
Haberde, bir yanda İsrail, Yunanistan, Güney Kıbrıs ve bazı Avrupa ülkelerinin, diğer yanda ise Türkiye ve Mısır’ın bulunduğu karşıt blokların oluşabileceği ihtimaline işaret edildi.
Kahire-Ankara hattındaki gelişmelerin seyrinden bağımsız olarak İsrail’in bölgedeki mevcut ittifak yapılarını koruduğu vurgulandı.
Ortadoğu
İran’dan ABD’ye savaşı Wall Street ve Manhattan’a taşıma tehdidi

İran Devrim Muhafızları Ordusu Komutanı Kıdemli Danışmanı Tuğgeneral Muhammed Rıza Nakdi, Tahran’ın ABD ile geleneksel bir savaş yürüttüğünü ve henüz asimetrik savaşa geçmediğini belirtti. Nakdi, asimetrik savaşın Wall Street ve Manhattan dahil her yerde savaşı kapsayacağını, ancak insansız hava araçları ile füzelerin şimdiye kadar güvenliği sağlamaya yettiğini söyledi.
İran Devrim Muhafızları Ordusu Komutanı Kıdemli Danışmanı Tuğgeneral Muhammed Rıza Nakdi, Tahran yönetiminin ABD ile savaşı geleneksel anlamıyla yürüttüğünü ve henüz asimetrik savaşa geçmediğini söyledi. Nakdi’nin el-Meyadin kanalına verdiği mülakatın kaydı YouTube üzerinden yayımlandı.
Çatışmaların yeniden başlaması durumunda Ortadoğu dışındaki Amerikan hedeflerine yönelik olası saldırı ihtimaline değinen Nakdi, bazı analistlerin ve medya organlarının dile getirdiği “İran’ın asimetrik savaş yoluyla kazanabileceği” yönündeki değerlendirmelere katılmadığını belirtti.
Asimetrik savaş kavramını tanımlayan Nakdi, bu yöntemin düşmanın nerede, nasıl ve hangi araçla gerçekleştirileceğini hiçbir şekilde öngöremediği eylemleri kapsadığını ifade etti.
Nakdi, “Düşman ne olduğunu anlasa bile bunun üstesinden gelecek veya buna karşı koyacak bir araca sahip olamaz. Asimetrik savaş istisnai bir durumdur” dedi.
İran’ın elindeki imkanlara ve kozlara ilişkin bir soruyu da yanıtlayan Nakdi, “İslam Devrimi’nin temel enerjisi henüz açığa çıkmadı; bu enerji son aşamalar için saklanıyor. Asimetrik savaş; Wall Street’te ve Manhattan’da savaş demektir. Yani devreye giren kullanılmamış imkanlarla her yerde ve her zaman yürütülen bir savaşı ifade eder” değerlendirmesinde bulundu.
İranlı general, ülkesinin güvenliğini şimdiye kadar insansız hava araçları ve füzelerle sağladığını, dolayısıyla bu tür adımlara bugüne dek ihtiyaç duyulmadığını kaydetti.
ABD’den “ekonomik operasyon” adımı
ABD, ağustos ayı ortasında askeri baskıdan finansal yaptırımlara yönelerek İran’a karşı kapsamlı bir “ekonomik operasyon” başlattığını duyurmuştu.
ABD Başkanı Donald Trump konuya ilişkin açıklamasında, “İran İslam Cumhuriyeti’ne anlaşma yapması için benden daha fazla fırsat tanıyan kimse olmadı. Ne yazık ki bundan yararlanmadılar. Bu nedenle bugün, herhangi bir ülkeye karşı şimdiye kadar yürütülen en yıkıcı ekonomik operasyonu ilan ediyorum” ifadelerini kullanarak Tahran’a yönelik benzeri görülmemiş bir tecrit uygulanacağını belirtmişti.
Gelişmelerin ardından İran Merkez Bankası Başkanı Abdunnasır Himmeti, ülkenin ham petrol ihracatının neredeyse tamamen durduğunu açıkladı.
Tahran’ın en önemli ticaret ortakları arasında yer alan Birleşik Arap Emirlikleri de (BAE) ikinci bir duyuruya kadar İran ile yürütülen tüm mali işlemleri askıya aldığını bildirdi.
Uygulanan finansal baskının etkisiyle İran riyali hızla değer kaybederek tarihi dip seviyesini gördü. Ülke para birimi, 23 Ağustos itibarıyla 1 ABD doları karşısında 1,992 milyon riyale kadar geriledi.
Ortadoğu
ABD’den İran’ın askeri kapasitesini hedef alacak yeni saldırı planı

Trump ve danışmanlarının, İran’ın gemileri hedef alma kapasitesini yeniden kazanmasını engellemek için Hürmüz Boğazı’nda saldırılar düzenleme seçeneğini değerlendirdiği bildirildi. Axios’un haberine göre Savaş Bakanı Pete Hegseth tarafından desteklenen plan, İran’a karşı periyodik askeri adımları içeriyor.
ABD Başkanı Donald Trump ve yardımcılarının, İran’ın gemilere saldırmak amacıyla radar ve füze kabiliyetlerini yeniden tesis etmesini engellemek için Hürmüz Boğazı’nda saldırılar düzenleme seçeneğini değerlendirdiği bildirildi.
Axios haber sitesinin üç Amerikalı yetkiliye dayandırdığı haberine göre hazırlanan plan, petrol tankerlerine, ABD Donanması gemilerine ve ABD Hava Kuvvetleri uçaklarına yönelik İran saldırısı riskini azaltmayı ve Tahran’ın askeri kapasitesini belirli aralıklarla sınırlandırmayı hedefliyor.
Haberde, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığının (CENTCOM) İran’ın gemilere daha isabetli saldırılar düzenleyebilmek için teknolojisini yeniden geliştirme çabalarından endişe duyduğu belirtildi.
Amerikalı bir yetkili, boğazdaki gemilere koruma sağlayan bir ABD F-35 savaş uçağına uçaksavar füzesi fırlatılmasını bu duruma örnek gösterdi.
Füzenin tehdit oluşturacak kadar yaklaşmadığı, ancak bu girişimin İran’ın askeri kabiliyetini yeniden inşa etmeye çalıştığının bir işareti olarak görüldüğü aktarıldı.
CENTCOM’un üst düzey yetkililere, bu şartlar altında ordunun İran’a periyodik olarak saldırılar düzenlemesinin gerekebileceğini bildirdiği ifade edildi.
Amerikalı yetkililer, ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth’in planı desteklediğini ve birkaç gün önce Beyaz Saray’a ilettiğini belirtti.
Yetkililer, Beyaz Saray’ın daha önce saldırıları onaylamama eğiliminde olduğunu, ancak İran’ın Ürdün’deki Amerikan üslerine düzenlediği füze saldırılarının Trump’ın fikrini değiştirebileceğini kaydetti.
Beyaz Saray ise Trump’ın tüm seçenekleri masada tuttuğunu bildirdi. Açıklamada, “İranlılar bir anlaşmaya varmak istiyor ancak her zaman bir gün geç kalıyorlar ve bir dolarları eksik kalıyor” ifadelerine yer verildi.
İran Devrim Muhafızları Ordusu, 30 Ağustos’ta Ürdün’deki iki ABD üssüne düzenlenen saldırıda teknik bakım altyapısının imha edildiğini duyurmuştu. Trump ise ertesi gün buna İran’a yönelik sert bir saldırıyla karşılık vereceğini vadetmişti.
Söz konusu gelişmeler, Amerikan ordusunun Hürmüz Boğazı’ndaki Larak Adası’nda bulunan iki İran fırlatma rampasını hedef almasının ardından yaşandı.
Axios’un haberinde, ABD güçlerinin bu saldırı öncesinde Devrim Muhafızları mensuplarının füze ve deniz mayını fırlatmaya hazırlandığını tespit ettiği bilgisine yer verildi.
Amerika2 hafta önceSteve Jobs’ı iflastan kurtaran gizli CIA anlaşması gün yüzüne çıktı
Dünya Basını2 hafta önceThe Economist, Daron Acemoğlu’nu yerden yere vurdu: “Sığ ve inandırıcılıktan uzak”
Dünya Basını6 gün önceMilanovic uyardı: Dünya 1914 öncesine benzer bir uçurumun kenarında
Dünya Basını2 hafta önceProf. Hanke: Trump İran konusunda kendini çıkamayacağı bir köşeye sıkıştırdı
Dünya Basını2 hafta önceAmerika’dan vazgeçmeyi göze alamayan müttefikler
Ortadoğu1 hafta önceMekke Anlaşması için İran iddiası: Tahran teklifi inceliyor
Amerika1 hafta önceKıyamete beş kala – 1: Thiel, Deccal’i arıyor
Rusya1 hafta önceTürkiye’den Rusya’ya ilk deniz yolu benzin sevkiyatı yola çıktı










