Bizi Takip Edin

Amerika

Şili cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlanıyor: Aşırı sağa karşı komünist aday

Yayınlanma

Şili kasım ayında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlanıyor. Anketlerin seçmenlerin sağa kaydığını gösterdiği bir ortamda, sol partiler Komünist Parti’nin ortak bir adayı üzerinde birleşti.

Şili Komünist Partisi’nden Jeannette Jara, pazar günü yapılan ön seçimlerde oyların yüzde 60’ından fazlasını alarak, yüzde 28 oy alan merkez sol Demokratik Parti’den Carolina Tohá’yı yendi. Sol partiler daha önce cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kazanan adayın arkasında birleşeceklerini taahhüt etmişti.

Jara’nın adaylığı, anketlerin aşırı sağcı Cumhuriyet Partisi adayı José Antonio Kast’ın organize suç ve göçle ilgili artan endişelere odaklanan kampanyasıyla yarışı önde götürdüğünü göstermesinin ardından geldi.

Jara, zaferinin ardından destekçilerine “Birbirinize sıkı sıkı sarılın ve pes etmeyin, böylece Şili’nin aşırı sağına mümkün olan en geniş cepheyle karşı koyabiliriz” dedi. “Önümüzdeki görev budur” diye ekledi.

Jara, “Özgür, bağımsız ve egemen bir ülke olmaya devam edeceğiz” vurgusunu yaptı.

Şili Komünist Partisi’nden bir adayın zaferi, görevdeki solcu cumhurbaşkanı Gabriel Boric’in onay oranını yüzde 30’un üzerine çıkaramaması üzerine, solun daha “ılımlı” bir isim seçeceği yönündeki analistlerin beklentilerini boşa çıkardı.

Şili’de cumhurbaşkanları arka arkaya yeniden seçilemez.

Kamuoyu araştırma grubu Cadem’in pazar günü yayınladığı bir ankete göre, Kast oyların yüzde 24’ünü alırken, Jara yüzde 16, geleneksel muhafazakar Evelyn Matthei yüzde 10, merkez sağ aday Franco Parisi yüzde 10, Tohá ve liberter Johannes Kaiser ise yüzde 4’er oy alacak.

Jeannette Jara kimdir?

Santiago’nun işçi sınıfı mahallelerinde büyüyen Jara, 14 yaşında Komünist Parti’ye katıldı.

Bu yılın başlarına kadar Boric‘in çalışma bakanı olarak görev yapan Jara, 40 saatlik çalışma haftasının getirilmesi, asgari ücretin artırılması ve müzakerelerine katkıda bulunduğu emeklilik reformu gibi hükümetin bazı önemli başarılarının yüzü oldu.

Seçilmesi halinde, iş yaratma, toplu pazarlıklar ve zenginlere daha yüksek vergiler yoluyla işçilerin satın alma gücünü artıracağına söz verdi. Rakibi Tohá, Boric’in eski içişleri bakanı, Jara’nın ekonomik platformunu “1950’lere ait iç tüketim harcamalarını [artırmaya] yönelik bir bahis” olarak kınadı.

Siyasi analist Kenneth Bunker, seçmenlerin aralık ayında yapılacak ikinci turda Jara ve Kast arasında zor bir seçimle karşı karşıya kalacağını söyledi. Kast, artan çete suçlarıyla mücadele etmek ve yolsuzluğu önlemek için “şok politikalar” vaat etti.

Bunker, “Ancak Kast ve Matthei’nin ikinci tura kalma ihtimali de azımsanmayacak kadar yüksek” diye ekledi. “Her ikisi de Jara’dan daha rahat bir şekilde güvenlik, ekonomi ve göç hakkında konuşuyor ve kampanya sırasında anti-komünist söylemlerin yoğunlaşması muhtemel” değerlendirmesini yaptı.

Katledilişinin 50. yılında Allende’yi savunmak

Amerika

Senato ve Temsilciler Meclisindeki Cumhuriyetçiler Trump’a direniyor

Yayınlanma

Ara seçimler öncesinde Cumhuriyetçi Partili kongre üyelerinin kritik konularda seslerini yükseltmesiyle, ABD Başkanı Donald Trump ile Kongre arasındaki gerilim tırmanıyor. Trump’ın ön seçimlerde kendisine karşı çıkan parti üyelerini yenilgiye uğratma başarısına rağmen, Senato ve Temsilciler Meclisinde Beyaz Saray’ın gündemine direnen Cumhuriyetçilerin sayısı artıyor.

Ara seçimler öncesinde Cumhuriyetçi Partili kongre üyelerinin bir dizi kritik konuda seslerini giderek daha fazla yükseltmesiyle, Başkan Donald Trump ile Kongre arasındaki gerilim tırmanıyor.

Trump’ın, parti içi ön seçimlerde kendisine karşı çıkan Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi ve Senato üyelerini yenilgiye uğratma yönündeki başarısına rağmen, Senato veya Temsilciler Meclisinde başkana direnen Cumhuriyetçilerin örnekleri birikmeye devam ediyor.

Temsilciler Meclisindeki dört Cumhuriyetçi üye, başkanı İran’daki savaşı sonlandırmaya zorlamayı amaçlayan bir savaş yetkileri tasarısını geçirmek için diğer üyelerle birlikte hareket etti.

Senatoda ise altı Cumhuriyetçi senatör, Kongre resmi olarak yetki vermediği sürece Trump’ın yapmayı planladığı Beyaz Saray balo salonunun inşaatını engellemeye yönelik bir önergede Demokratlarla birlikte oy kullandı.

Aynı şekilde altı Cumhuriyetçi senatör, Demokratlarla bir araya gelerek Senatör Bill Cassidy tarafından sunulan ve Trump’ın tartışmalı 1,8 milyar dolarlık “silahsızlandırma karşıtı” fonu yeniden hayata geçirmesini engellemeyi amaçlayan bir değişiklik önergesini destekledi.

Her iki partiden üyelerin “örtülü ödenek” olarak nitelendirdiği bu fonun, 6 Ocak’ta polise karşı işlenen suçlardan hüküm giymiş kişiler de dahil olmak üzere Trump’ın müttefiklerine para dağıtmak için kullanılabileceği belirtiliyor.

Cumhuriyetçiler ayrıca Trump’ın Federal Konut Finansmanı Ajansı Direktörü Bill Pulte’yi ulusal istihbarat başkan vekili olarak atama kararına da açıkça karşı çıkıyor. Üç Cumhuriyetçi senatör, Pulte’nin bu görevde bulunmasını engelleyecek bir düzenleme için oy kullandı.

Bu tepkilerin bir kısmı, ön seçimlerde Trump destekli adaylar karşısında yenilgiye uğrayan ancak halen Temsilciler Meclisi ve Senatoda görev yapmaya devam eden üyelerden geliyor. Tasarı lehine oy kullanan Temsilciler Meclisi Üyesi Thomas Massie ile birlikte Senatör Cassidy de Trump’ın ön seçimlerde hedef aldığı isimler arasında yer alıyor. Görevdeki son aylarını geçiren bu yasayapıcıların, Kuzey Karolina Senatörü Thom Tillis ve Temsilci John Cornyn ile birlikte, başkanın gündemine karşı çıkma konusunda kendilerini daha cesur hissettikleri görülüyor.

Trump’ın ilk yönetiminde yasama ilişkileri direktörü olarak görev yapan Marc Short konuya ilişkin olarak, “Temsilciler Meclisindeki çoğunluk sınırı zaten oldukça dardı. Ancak şimdi Tillis, Cassidy ve Cornyn’i karşı karşıya aldığınızda ve buna Lisa Murkowski ile Susan Collins gibi isimlerle olan mevcut dinamikleri de eklediğinizde, bu yıl Senatoda herhangi bir yasanın geçirilmesi konusunda çok daha büyük bir zorluk yaratıyorsunuz” değerlendirmesinde bulundu.

Geçen yaz devasa vergi indirimi yasası konusunda Trump ile karşı karşıya gelen Tillis, yeniden seçim yarışına girmiyor. Cornyn ise mayıs ayındaki ön seçimlerde Trump tarafından desteklenen Teksas Başsavcısı Ken Paxton’a mağlup olmuştu. Çeşitli konularda Trump’a karşı sık sık oy kullanan isimlerden Collins, Trump’ın başkanlık seçimlerinde defalarca kaybettiği bir eyalette bu yıl yeniden seçim yarışına girerken, Murkowski’nin görev süresi 2028 yılına kadar devam ediyor.

Bu durum, Adalet Bakan Vekili Todd Blanche’ın adaylığının Senatodan geçip geçmeyeceği konusundaki belirsizliği de artırıyor. Blanche’ın adaylığını değerlendirecek olan Senato Adalet Komisyonu’ndaki Cumhuriyetçi üyeler arasında Tillis ve Cornyn de bulunuyor.

Utah Senatörü John Curtis, silahsızlandırma karşıtı fonun varlığını sürdürmesi halinde Blanche’ın adaylığının engellenebileceği uyarısında bulundu. Curtis gazetecilere verdiği demeçte, “Geçirmemiz gereken pek çok önemli yasa var. Blanche’ın vaatlerini yerine getirmediğini hissedersek, önümüzde bekletebileceğimiz adaylığı duruyor” ifadelerini kullandı.

Tillis ise 6 Ocak 2021’deki Kongre baskınını kınamadığı sürece Blanche’ın adaylığını desteklemeyeceğini bildirdi. Trump, cuma günü Tillis’in bu açıklamaları sorulduğunda, senatörü “herkese karşı çıkarak sorun çıkarmaya çalışan bir kaybeden” olarak nitelendirdi.

Senato Çoğunluk Lideri John Thune ise perşembe günü gazetecilere yaptığı açıklamada Blanche’ın adaylığının kesin olmadığını ima etti.

Thune, “Bildiğiniz gibi üyelerimizin çoğu, başkanın bu tür kilit pozisyonlarda görmek istediği kişilere karşı oldukça saygılı davranıyor. Kendisi zaten bu görevde bulunuyor ve açık bir deneyimi var, bu durum ona yardımcı olacaktır. Ancak bugünlerde hiçbir şeyin kesin veya garanti olmadığı bir ortamdayız” dedi.

The Hill gazetesine konuşan bir Beyaz Saray yetkilisi, vekillerle çalışırken her zaman karşılıklı bir uzlaşı sürecinin olduğunu ancak başkan ve Cumhuriyetçi kongre üyelerinin yakın bir uyum içinde kalmaya devam ettiğini belirtti.

Yetkili; “Büyük, Güzel Yasa”, Laken Riley Yasası, ABD Stabil Kripto Paraları Ulusal İnovasyon Kılavuz Yasası ve 9 milyar dolarlık bütçe kesintisi paketinin kabul edilmesini bu uyuma örnek gösterdi.

Beyaz Saray Sözcüsü Abigail Jackson ise Trump’ın kongre üyeleriyle ilişkilerine yönelik soruları, bunların medya ve Demokratlar tarafından körüklenen “var olmayan bölünmeler” olduğunu belirterek reddetti.

Jackson, “Başkan Trump, Temsilciler Meclisi ve Senatoda Cumhuriyetçi çoğunluğun korunmasına kararlıdır. Beyaz Saray ve Başkan Trump, Amerikan halkına verilen birçok önemli sözü yerine getirmek için Kongre ve Senatodaki Cumhuriyetçilerle yakın çalışmaktan memnuniyet duymaktadır” dedi.

Ancak zorlu yeniden seçim yarışlarıyla karşı karşıya olan kongre üyeleri için siyasi hesaplar, yönetimi ne zaman destekleyecekleri veya ne zaman karşı çıkacakları konusundaki kararlarında güçlü bir etken oluşturuyor.

Balo salonu inşaatını engelleme önerisini destekleyen altı Cumhuriyetçi senatörden üçü; Collins, Alaska Senatörü Dan Sullivan ve Ohio Senatörü Jon Husted, kasım ayında zorlu yeniden seçim kampanyaları yürütüyor.

Collins, Husted ve Sullivan ayrıca silahsızlandırma karşıtı fonun engellenmesi için Demokratlarla birlikte oy kullandı. Ancak bu yasa tasarısı, ön seçimini Trump destekli rakibine karşı kaybeden Cassidy tarafından sunulmuştu.

Yeniden seçilmek için yarışmayan ve yönetime yönelik eleştirilerini artıran Tillis de her iki yasa tasarısında Demokratlarla birlikte hareket etti.

Benzer bir durum Temsilciler Meclisindeki savaş yetkileri oylamasında da yaşandı. Oldukça rekabetçi bölgelerde seçim yarışına giren Cumhuriyetçi üyeler Brian Fitzpatrick ve Tom Barrett, Demokratlarla birlikte oy kullanan dört Cumhuriyetçi arasında yer aldı.

The Hill gazetesine konuşan ve ismi belirtilmeyen bir Cumhuriyetçi stratejist, “Bunun onlar için tamamen kabul edilebilir ve oldukça iyi bir görünüm olduğunu düşünüyorum. Trump yönetimine karşı durmaya ihtiyaçları var” değerlendirmesini yaptı.

Massie’nin Demokratlarla birlikte oy kullanması ise şaşırtıcı bulunmadı. Savaş yetkileri tasarılarına mükerrer defalar kabul oyu veren Massie, Trump destekli bir rakibe karşı ön seçimi kaybetmeden önce de partisine karşı çıkmaktan kaçınmıyordu.

Karara kabul oyu veren Ohio Temsilcisi Warren Davidson ise Massie kadar sesini yükseltmese de ABD’nin denizaşırı çatışmalara dahil olması konusunda defalarca uyarılarda bulunmuştu.

Senatoda Demokratlarla ortak hareket eden Cumhuriyetçiler arasında bazı şaşırtıcı isimler de yer aldı.

Cumhuriyetçi eğilimli Florida’da yeniden seçim yarışında olan Senatör Ashley Moody, Demokrat Senatör Chris Coons’un, polise saldıran 6 Ocak eylemcilerinin kamu fonlarından ödeme almasını engellemeyi öngören değişiklik önergesini destekledi.

Fitzpatrick gibi isimlerin başkana düzenli olarak karşı çıkması, bizzat Trump’tan gelebilecek tepkiler dahil olmak üzere bazı riskleri beraberinde getiriyor.

Trump geçen ay Fitzpatrick’i hedef alarak, Cumhuriyetçi üyenin “Trump’a karşı oy kullanmayı sevdiğini” söylemiş ve “Bunun neyle sonuçlanacağını bilirsiniz. Sonu iyi bitmez” uyarısında bulunmuştu.

Ancak Cumhuriyetçi stratejist, bu tür açıklamaların Fitzpatrick’in kendi seçim bölgesinde aslında lehine işleyebileceğini savunarak, “Bunun onun için yararlı olduğunu düşünüyorum. Başkandan tepki alması, seçmenlerinin gözünde işini doğru yaptığı anlamına geliyor” dedi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Trump: Yeni savaşlar olmayacak diye bir söz vermedim

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump başta İran savaşı olmak üzere dış politika tutumunu savundu ve seçim kampanyasında “yeni savaş yok” vaadinde bulunmadığını söyledi.

Pazar günü “Meet the Press” programında yayınlanan NBC muhabiri Kristen Welker ile yaptığı kapsamlı röportajda Trump, “muazzam bir ordu” kurduğunu ileri sürdü ve şunları vurguladı:

“Öncelikle, savaş olmayacağını garanti etmedim. Neden dünyanın en güçlü ordusunu kurmuş olayım ki? Ordumuzu ben kurdum. Berbat bir ordu devraldım. Hiçbir ekipmanımız yoktu. Hiçbir şeyimiz yoktu. Muazzam bir ordu kurdum. Söz verdiğimi söylüyorsunuz ama ben hiçbir şey söz vermedim.”

Trump, “sonsuz savaşları” sevmediğini söyledi ama İran ile mevcut çatışmanın “sonsuz bir savaş olmadığını” ekleyerek, Vietnam Savaşı’nın “aptal insanlar yüzünden” 19 yıl sürdüğünü iddia etti:

“Orada birkaç aydır bulunuyoruz ve tehdit büyük ölçüde ortadan kalktı. Yakında her şey bitecek. Fakat İran’ın nükleer silaha sahip olmasına izin veremezsiniz, yoksa sizi havaya uçururlar. Kristen kalmaz. NBC kalmaz. ‘Meet the Press’ kalmaz.”

Başkanlık kampanyaları boyunca Trump, ABD’nin Orta Doğu ülkelerindeki uzun süreli askeri harekatlara katılımını defalarca eleştirmişti.

2016’daki Cumhuriyetçi Parti adaylık münazarası sırasında Irak işgali nedeniyle eski Başkan George W. Bush’u sert bir şekilde kınamıştı.

2024’te Pennsylvania’da seçim kampanyası yürütürken, Trump miting katılımcılarına, “Sizi asla bitmeyen aptalca yabancı savaşlarda savaşmaya ve ölmeye göndermeyeceğim,” demişti.

Başkan, 2024 zafer konuşmasında da bu sözünü yineledi ve o sırada şöyle dedi: “Ben savaş başlatmayacağım. Savaşları durduracağım.”

Ayrıca Trump’ın Beyaz Saray’daki resmi biyografisi de, başkanın en önemli önceliklerinden birinin “bitmeyen savaşlara son vermek” olduğunu belirtiyor.

Trump NBC röportajında ABD’nin İran’la savaşta olduğunu reddetti ve Welker’a mevcut durumu bir savaş olarak görmediğini söyledi:

“Bunu hiç böyle tanımlamıyorum. Bunun hakkında düşünmüyorum. Sadece yapmam gerekeni yapıyorum.”

Trump, Cumhuriyetçi başkanın müttefiklerine tazminat ödenmesini öngören ve şu anda rafa kaldırılmış olan 1,8 milyar dolarlık fon planını da savundu.

Başsavcı Vekili Todd Blanche, geçen çarşamba bakanlığın bu planı rafa kaldırdığını açıkladı.

Bu açıklama, planın bir yargıç tarafından askıya alınmasının ve hem Demokratların hem de bazı Cumhuriyetçilerin, fonun denetim eksikliği ve 6 Ocak 2021’de Kongre Binasında yaşanan isyan katılımcılarına ödeme yapılma olasılığı konusunda endişelerini dile getirmelerinin ardından geldi.

Öte yandan Trump, röportaj sırasında program sunucusu Kristen Welker’in 2020 seçimlerine ilişkin iddialara yönelik ısrarlı sorularıyla karşılaşınca röportajı yarıda kesti.

Başkan, daha önce de olduğu gibi hem California’daki mevcut ön seçimlerin hem de 2020 başkanlık seçimlerinin “hileli” olduğunu iddia etti.

Welker’in California’daki hile iddialarıyla ilgili kanıt sorması üzerine Trump, “Yapmam gereken tek şey bakmak ve dinlemek,” dedi.

Welker bunun kanıt olmadığını söyleyince Trump medyayı “yalancı” olmakla suçladı ve sunucu Welker’e “Ya yalancısın ya da aptalsın” diyerek röportajı sonlandırdı.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD yaptırımları sonrası yabancı şirketler Küba’dan çekiliyor

Yayınlanma

ABD’nin GAESA ve FINCIMEX’e yönelik yaptırımlarını genişletmesinin ardından uluslararası şirketler Küba’daki faaliyetlerini azaltmaya veya sonlandırmaya başladı. Yabancı banka kartlarının kullanımının durmasıyla ülke küresel ödeme altyapısıyla bağlantısının önemli bir bölümünü kaybetti.

ABD’nin yaptırımları sıkılaştırması ve Visa ile Mastercard işlemlerinin fiilen durması sonrasında uluslararası şirketler Küba’daki faaliyetlerini hızla azaltmaya başladı.

Küba Merkez Bankası’nın 6 Haziran’da yaptığı açıklamaya göre, Visa ve Mastercard sistemlerine ait yabancı banka kartları artık ülkede kullanılamıyor.

Açıklamada, adanın küresel ödeme altyapısıyla bağlantısını sağlayan kilit yabancı banka ortaklarından birinin, Kübalı FINCIMEX SA ile olan sözleşmesini feshettiği belirtildi.

Karar, ABD Başkanı Donald Trump’ın ülke ekonomisinin önemli bölümünü kontrol eden askeri holding GAESA’ya yönelik yaptırımları genişleten kararnamesinin ardından geldi. Washington, uluslararası iş ortaklarına 5 Haziran’a kadar GAESA ve FINCIMEX ile ilişkilerini sonlandırmaları için süre tanıdı ve aksi halde ABD finans sistemine erişimlerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabilecekleri uyarısında bulundu.

Söz konusu banka anlaşmadan çekilmeyi tercih etti. Bunun ardından Küba, kart işlemlerini teknik olarak yürütme imkanını kaybetti ve yabancı bankalara ait kartların kabulünü resmen durdurdu.

The Wall Street Journal’ın haberine göre adadaki varlığını azaltan şirketler arasında büyük otel işletmecileri de bulunuyor. İspanyol Iberostar ve Meliá çok sayıda tesisin yönetiminden çekiliyor.

Meliá 15 oteli, Iberostar ise 12 oteli kapatma kararı aldı. Şirketler bu kararı enerji sorunları, talepteki düşüş ve uluslararası düzenleyici ortamda yaşanan değişikliklerle gerekçelendirdi.

Kanadalı Royalton Hotels & Resorts da turist sayısındaki düşüşü gerekçe göstererek faaliyetlerini tamamen durdurdu. Bir diğer önemli gelişme ise, Küba’nın doğusunda 30 yılı aşkın süredir nikel ve kobalt çıkaran Kanadalı Sherritt International’ın operasyonlarını askıya alması ve personelini geri çekmesi oldu. Şirketin, GAESA ile bağlantıları nedeniyle ikincil yaptırım risklerinden endişe duyduğu belirtildi.

ABD’den Küba’ya yeni yaptırımlar

Amerikan Üniversitesi’nde görev yapan Kübalı ekonomist Ricardo Torres, The Wall Street Journal’a yaptığı değerlendirmede yaşananları “bir dönüm noktası” ve “zaten zayıflamış durumdaki ekonomi için ciddi bir darbe” olarak nitelendirdi.

Durumu ağırlaştıran bir diğer unsurun yakıt krizi olduğu belirtilirken, havacılık yakıtı sıkıntısı nedeniyle bazı büyük hava yolu şirketlerinin Küba seferlerini iptal ettiği aktarıldı.

ABD’nin baskısı son aylarda artmaya devam etti. Donald Trump mayıs ayında GAESA’yı hedef alan bir kararname imzaladı. Ardından 4 Haziran’da Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel, ailesinin üyeleri ve çeşitli kuruluşlar hakkında yaptırım kararı aldı.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise yaptırım uygulanan kişi ve kuruluşlara hizmet veren şirketlerin de kısıtlamalarla karşılaşabileceği uyarısında bulundu.

The Wall Street Journal’a göre bu gelişmelerin yaşandığı dönemde Küba ekonomisindeki sorunlar da derinleşiyor. Yüz binlerce Kübalı adadan ayrılırken, toplu taşıma sisteminde aksamalar yaşanıyor. Çiftçiler ürünlerini taşımakta güçlük çekiyor, elektrik kesintileri sıklaşıyor ve Küba pesosunun gayriresmi piyasa kuru dolar karşısında 620 seviyesine gerilemiş durumda.

Küba uzmanı Ted Henken, “Bunu çifte darbe olarak nitelendirebiliriz. Trump yönetiminin kademeli fakat istikrarlı şekilde uyguladığı bir boğma politikası söz konusu” değerlendirmesinde bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English