Bizi Takip Edin

Diplomasi

ŞİÖ ve İkinci Dünya Savaşı anması, yeni bir dünyanın inşa edildiğini gösteriyor

Yayınlanma

Stewart Battle, Schiller Enstitüsü ve LaRouche Örgütü organizatörü

EIR News

6 Eylül 2025

31 Ağustos-3 Eylül arasındaki olaylardan sonra dünya artık eskisi gibi değil. Hafta, Şanghay İşbirliği Örgütü’nün (ŞİÖ) Çin’in Tianjin kentinde düzenlenen ve dünya nüfusunun yüzde 42’sini temsil eden toplam 26 ülkenin katılımıyla örgüt tarihindeki en geniş katılımlı zirvesi olan iki günlük devlet başkanları toplantısıyla başladı. İki gün sonra, 3 Eylül’de Çin, 1945’te Japonya’nın yenilgiye uğratılmasının 80. yıl dönümü vesilesiyle büyük bir kutlamaya ev sahipliği yaparak modern tarihin en büyük ve en etkileyici askeri geçit törenlerinden birini sergiledi. Bu birkaç gün boyunca verilen mesaj son derece açıktı: Dünyada büyüyen yeni bir paradigma var ve bu paradigma, dünyayı sömürgecilik sonrası yeni bir döneme taşıyacak güce ve canlılığa sahip.

ŞİÖ zirvesinde onlarca ekonomik anlaşma imzalandı, büyük yeni girişimler duyuruldu ve farklı ülkelerden oluşan bir grup, önemli bir dayanışma gösterisiyle bir araya getirildi. Zirvenin onur konuğu, Çin Devlet Başkanı Xi’nin “lao pengyou” yani eski dost diye selamladığı Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’di. Etkinliğin tonunu bu ikili belirledi. Devlet Başkanı Xi, ŞİÖ Devlet Başkanları toplantısındaki konuşmasına örgütün tarihini ve 20 yılı aşkın süredir elde ettiği başarıları gözden geçirerek başladı ve örgütün artık dünyanın en büyük bölgesel organizasyonu haline geldiğini belirtti. Bu düşünceyle, “ŞİÖ’nün kurucu misyonuna sadık kalalım, görevlerimizi üstlenmek için harekete geçelim ve insanlık için ortak geleceğe sahip bir topluluğun daha aydınlık yarınlarına doğru kararlılıkla yürüyelim,” dedi.

Zirvedeki önemli duyurular arasında Xi’nin Küresel Yönetişim Girişimi önerisi de vardı. Bu girişimin beş maddesi şunlar: egemen eşitliğe bağlı kalmak, uluslararası hukukun üstünlüğüne uymak, çok taraflılığı uygulamak, halk merkezli yaklaşımı savunmak ve somut adımlar atmaya odaklanmak. Süregelen stratejik gelişmeler bağlamında değerlendirildiğinde, dikkatli gözlemciler bunun “küreselleşme” için yeni bir hamle olmadığını, aksine dünyanın İngiliz jeopolitiğinin vahşiliğini aşmasını sağlayacak bir ilkeler önerisi olduğunu anlayacaktır. Devlet Başkanı Putin, Xi’nin girişimini memnuniyetle karşılayarak “küresel yönetişim açığının giderilmesinde önemli bir rol oynayacağını” ve “bazı ülkelerin uluslararası ilişkilerde diktatörce uygulamalarını sürdürdüğü bir dönemde bilhassa yerinde” olduğunu söyledi.

Batılı ülkelerin yaptırımlarına, şantajlarına ve Küresel Çoğunluk genelinde yaygın bir birliği engellemeye yönelik diğer çabalarına rağmen Tianjin’deki katılım olağanüstü ve çeşitliydi. Temsil edilen 26 ülke arasında, bir NATO üyesi ve Doğu ile Batı arasında önemli bir köprü olan Türkiye de vardı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, hem Devlet Başkanı Xi hem de Devlet Başkanı Putin ile ikili görüşmeler gerçekleştirdi. Avrupa’yı temsilen Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić ve Slovakya Başbakanı Robert Fico da zirvedeydi ve her ikisi de Putin ile dostane görüşmeler yaptı.

Ayrıca İran, Pakistan ve Malezya devlet başkanlarının yanı sıra Batı’nın yakın markaja aldığı iki ülke olan Ermenistan ve Azerbaycan’ın liderleri de zirveye katıldı.

Ancak belki de küresel çapta yaşanan köklü değişimin en gözle görülür örneği, sınır anlaşmazlığı konusundaki gerilimler nedeniyle yedi yıldır Çin’i ziyaret etmeyen Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin katılımı oldu. Modi’nin zirvede boy göstermesi, Putin ve Xi ile kahkahalar atıp kucaklaştığı görüntülerin tekrar tekrar yayımlanmasıyla sayısız Batılı eliti öfkelendirmekle kalmadı, aynı zamanda Küresel Çoğunluğun artık Batı’nın dayatmalarına boyun eğmediğinin de açık bir göstergesi oldu.

BRICS gibi ŞİÖ de dünya sahnesinde daha fazla güç ve nüfuz elde etmeye çalışan basit bir “ittifak” ya da Amerikan veya Batı karşıtı bir oluşum değil. Bu gruplar daha ziyade, iflas etmiş transatlantik sistemin çürümesi ve çöküşüyle zorunlu hale gelen yeni bir dünya sisteminin parçası olarak büyüyen ve gelişen organik bir sürecin göstergesi. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un zirve sonrası söylediği gibi, ŞİÖ katılımcıları, Batılı ülkelerin artan baskısı karşısında uluslararası hukukun değerlerini ve ilkelerini savunmak ve ilerletmek için çalışıyorlar; üstelik bunlar “bir zamanlar bizzat Batı’nın desteklediği ilkeler.”

Bu iki örgüt birlikte dünya nüfusunun yüzde 75’ini temsil ediyor. Sadece bu da değil, şu anda ŞİÖ’ye katılmak için başvuruda bulunan 12 ülke daha var ve BRICS’e katılmak için başvuranların sayısı ise çok daha fazla. Dolayısıyla bu, gerçekten de Küresel Çoğunluk haline gelmiş durumda ve geçici bir olgu değil.

Modi, Xi, Putin ve R-I-C

Başbakan Modi, ABD Başkanı Donald Trump’ın, kısmen Hindistan’ın Rus petrolü alımlarına tepki olarak ülkesine yüzde 50’lik gümrük vergileri uygulamasının hemen ardından Tianjin’e geldi. Durum, Trump’ın gümrük vergilerini açıklamasının ardından geçen ay boyunca gelişmiş, Modi ise Hindistan’ın Amerikan baskısına karşı “dik duracağını” söyleyerek yanıt vermişti. Fakat tüm bunların arka planında, hem üç ülkenin de temel direkleri olduğu BRICS ve ŞİÖ’nün sürekli güçlenmesi hem de çok daha önemli bir kavram olan R-I-C (Rusya-Hindistan-Çin) açısından gerçek bir Rusya-Hindistan-Çin dostluğunun potansiyeli belirleyici oldu.

R-I-C ilk olarak 1998’de dönemin Rusya Başbakanı Yevgeniy Primakov tarafından önerilmişti. Primakov o zamanlar üç ülke arasında kurulacak bir “stratejik üçgenin” yeni bir işbirliği ve ekonomik kalkınma sisteminin omurgası olabileceğini söylemişti. Grup o zamandan beri gevşek bir şekilde birlikte çalışsa da İngiliz yanlısı güçler, özellikle Hindistan ve Çin arasındaki gerilimleri körükleyerek onları ayrı tutmayı umuyordu. Ancak son gelişmeler durumu yeni bir yöne çevirmiş olabilir ve Modi ile Xi, aralarındaki anlaşmazlıkları geride bırakmaya niyetli görünüyor.

Modi’nin Xi ile görüşmesinde ikili, geçen yıl Rusya’nın Kazan kentinde beş yıl aradan sonra gerçekleştirdikleri ilk resmi görüşmeden bu yana ilişkilerindeki ilerlemeden duydukları memnuniyeti vurguladı. Gezegendeki en kalabalık iki ülke olarak işbirliklerinin tüm dünyanın istikrarıyla bağlantılı olduğunu belirttiler. Xi, “Ejderha ve fil birlikte dans edebilir,” dedi. Görüşmeler, son aylarda her iki ülkeden yetkililer arasında yaşanan yoğun diplomatik temaslar bağlamında gerçekleşti ve normal diplomatik ilişkiler yavaş yavaş yeniden tesis ediliyor.

Modi’nin Putin ile görüşmesi de aynı derecede önemliydi. Hindistan, 2017’de Avustralya, Japonya ve ABD ile birlikte, yaygın olarak “Asya NATO’su” olarak görülen QUAD güvenlik ittifakına üye olmuş ve Batı ile karmaşık ama yakın bir ilişki sürdürmüştü. Buna rağmen Hindistan, Rusya ile iyi ilişkilerini korudu ve 2022’den itibaren Rus petrolü alımlarını çarpıcı biçimde artırdı. Hindistan’a Rusya ile dostane ilişkilerini kesmesi ve petrol alımlarını durdurması için muazzam bir baskı uygulandı; Trump’ın gümrük vergileri bu yöndeki son hamleydi.

Ancak Modi, Rusya Devlet Başkanı’nı selamlarken “özel ve ayrıcalıklı stratejik ortaklığımızın derinliğini ve kapsamlılığını” sıcak bir şekilde vurguladı ve ekledi: “En zor koşullarda bile Hindistan ve Rusya her zaman omuz omuza birlikte ilerlemiştir.” Modi, Putin’e, “Bu yılın sonlarında Hindistan’ı ziyaret ettiğinizde 1,4 milyar Hintli sizi heyecanla karşılayacak,” dedi. O günün ilerleyen saatlerinde ve ertesi gün, Modi’nin Putin’in limuzininde seyahat ettiği ve Rusya Devlet Başkanı ile samimi bir şekilde gülümsediği fotoğraf ve videolar haberlere yansıdı. Batılı uzmanlar, daha sonra Putin, Modi ve Xi’nin el ele tutuşup eşitler olarak sohbet ettikleri videoyu gördüklerinde daha da büyük bir şaşkınlık yaşadı.

Hindistan’ın liderleri sadece Batı’yı dinlememekle kalmıyor, tam tersi yönde ilerliyor gibi görünüyor. Rus devlet nükleer şirketi Rosatom’un genel direktörü Aleksey Lihaçov, 1 Eylül’de ŞİÖ zirvesi sırasında yaptığı açıklamada, Hindistan’ın Rusya’nın dördüncü nesil nükleer santralleriyle son derece ilgilendiğini ve ayrıca Rusya’nın Kuzey Deniz Rotası üzerinden ticaretini önemli ölçüde artırmak istediğini söyledi. Hindistan’ın Rus ham petrolü alımlarını, muhtemelen yüzde 10-20 oranında artırmayı planladığına dair haberler de var; bu da Primakov’un R-I-C potansiyelini daha da sağlamlaştırıyor.

Temel taş olarak iktisadi kalkınma

ŞİÖ kurulduğunda, büyük ölçüde güvenlikle ilgili konularda işbirliği, terörle mücadele gibi ihtiyaçlara odaklanmıştı. Ancak tartışmalar yıllar içinde, ŞİÖ üyesi birçok ülkeden geçen Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’nin ve 2014’teki Avrasya Ekonomik Birliği’nin ilanıyla evrildi. 2008 mali krizinden sonra “basılan” on trilyonlarca dolarla ayakta tutulan transatlantik finans sisteminin genel iflası, giderek göz ardı edilmesi imkânsız bir faktör haline geldi. Ancak Ukrayna ihtilafının patlak vermesinin ardından Rusya’ya uygulanan akıl almaz yaptırımlar ve Rusya’nın SWIFT ödeme sisteminden çıkarılması, siyasileşmiş Batılı finans sistemi altında hiçbir ülkenin güvende olmadığını kanıtladı.

Bu nedenle ŞİÖ de, tıpkı BRICS gibi, giderek yeni ve bağımsız bir ekonomik mimariye doğru hızla ilerliyor. Zirve sırasında Devlet Başkanı Xi, “üye devletler arasında güvenlik ve ekonomik işbirliğine daha güçlü bir zemin sağlamak için” bir ŞİÖ Kalkınma Bankası kurulmasını önerdi. Ayrıca önümüzdeki üç yıl içinde ŞİÖ üyesi devletlere 1,4 milyar dolarlık kredi sözü verdi. Küçük ve henüz başlangıç aşamasında olsa da böyle bir banka, tamamen Batılı kurumların kontrolü dışında kalkınma için kredi hatları sağlayabilir. Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin zirve sonrası söylediği gibi, banka “ŞİÖ ülkelerindeki altyapı gelişimine ve sosyoekonomik kalkınmaya güçlü bir destek verecektir.”

Putin, ŞİÖ’ye hitabında, tek taraflı aktörlerin müdahalesinden arınmış yeni finansal mekanizmaları savundu. “ŞİÖ üyesi ülkeler tarafından ortak tahvil çıkarılması, kendi ödeme, takas ve saklama altyapısının kurulması ve ortak yatırım projeleri için bir banka oluşturulması” çağrısında bulundu. Bu tür girişimler, Devlet Başkanı Xi’nin ŞİÖ’nün “küresel yönetişim sisteminin gelişimi ve reformu için bir katalizör olması” ve dünya ulusları arasındaki ilişkileri jeopolitikten çıkarıp “ittifak kurmama, çatışmama ve herhangi bir üçüncü tarafı hedef almama” ilkeleriyle uyumlu hale getirme çağrısıyla örtüşüyor.

Finansal reform tartışmalarına ek olarak, dünyanın ekonomik ağırlık merkezinin Doğu’ya kayması gibi aynı derecede derin bir değişim de yaşanıyor. Putin, Xi ve Moğolistan Cumhurbaşkanı Ukhnaagiin Khürelsükh arasında 2 Eylül’de yapılan üçlü görüşmenin ardından Gazprom CEO’su Aleksey Miller, üç lider tarafından devasa Sibirya’nın Gücü 2 doğalgaz boru hattının inşası için “yasal olarak bağlayıcı bir mutabakat zaptı” imzalandığını duyurdu. Boru hattı, Moğolistan üzerinden Çin’e yılda 50 milyar metreküp doğalgaz taşıma kapasitesine sahip olacak. Miller’ın kapasitesinin 44 milyar metreküpe çıkarılacağını söylediği mevcut Sibirya’nın Gücü 1 boru hattı ve şu anda 12 milyar metreküpe çıkarılan Rusya’nın Sahalin Adası’ndan gelen boru hattı da eklendiğinde, Çin’e akacak toplam Rus gazı potansiyel olarak yılda 100 milyar metreküpü aşacak.

Ukrayna savaşından önce Rusya’nın Avrupa’ya toplam doğalgaz satışının 150-180 milyar metreküp arasında olduğu düşünüldüğünde, Rusya’nın önceki pazarlarını daha dostane ve güvenilir olanlarla değiştirmeye yöneldiği açık. Bu, sadece Rusya için değil, artık geleceğin küresel ekonomisinin motorunun Küresel Güney ve Doğu’da yattığını gören Küresel Çoğunluğun diğer üyeleri için de büyük bir değişim.

Pekin’in 3 Eylül’deki askeri geçit töreniyle aynı gün, Rusya’nın uzak doğu kenti Vladivostok’ta Doğu Ekonomi Forumu başladı. Bu yılki tema, “Uzak Doğu: Barış ve Refah için İşbirliği” idi. Rusya Uzak Doğu ve Arktik Kalkınma Bakanı Aleksey Çekunkov, bir röportajda forumun arka planına dair bilgi verdi. Şu anda Rusya’nın Doğu ve Arktik bölgelerinde toplam 148 milyar dolar değerinde 3.800 yatırım projesinin devam ettiğini ve sonuç olarak bu bölgelerin Rusya’nın geri kalanına göre 3,3 kat daha fazla ekonomik büyüme kaydettiğini söyledi. Ekonomik faaliyetin önemli bir göstergesi olan bu bölgelerdeki elektrik talebi de benzer şekilde son on yılda yüzde 28 artarak ulusal ortalamanın iki katına ulaştı.

Bu raporlar, Arktik ve Uzak Doğu alanında mümkün olanların sadece buzdağının görünen kısmı. Zorlu koşullar ve yeterli uluslararası işbirliğinin olmaması nedeniyle, insanlığın geleceği için muazzam bir potansiyel barındıran bu kaynak zengini bölgeler büyük ölçüde gelişmemiş durumda. Bu durum artık değişiyor.

İkinci Dünya Savaşı anması bir törenden daha fazlası

Çin’in merakla beklenen, Pasifik’teki Zafer Günü’nü kutlamak için düzenlediği 80. yıl dönümü kutlaması, dünya çapında bir şok dalgası daha yarattı. Çoğu hafta başında ŞİÖ toplantısına katılmış olan 26 ülkenin lideri, 3 Eylül’deki törene ve ardından yapılan geçit törenine katıldı. Törende Çin, en gelişmiş silahlarından ve diğer askeri teçhizatlarından bazılarını sergiledi. Ve bunlardan çok sayıda vardı. Sergilenenler arasında Çin’in en yeni hipersonik balistik ve seyir füzelerinden birkaçı, tahmini menzili 20 bin kilometre olan yeni bir stratejik balistik füze, en yeni hayalet avcı uçağı, anti-dron silahları, lazerler, tanklar ve çok daha fazlası ilk kez görücüye çıktı. Geçit töreninin başında, bir helikopter filosu üzerinde “Adalet galip gelecek, Barış galip gelecek, halk galip gelecek” yazılı pankartlar taşıyarak uçtu.

Bu gösterinin önemi, bir CNN makalesinde şu sözlerle ifade edildi: “Sergilenen devasa askeri teçhizat hacmi, Çin’in, tıpkı ABD’nin İkinci Dünya Savaşı’nı kazanmak için yaptığı gibi, sözlerinin arkasında duracak endüstriyel güce sahip olduğunu gösteriyor.” CNN, makaleyi şöyle sonlandırdı: “Ancak ABD endüstrisi 80 yıl önce Mihver güçlerinin sonunu getirmişken, Amerika’nın artık Çin’in üretebildiği sayılarda silah üretme kapasitesi yok.”

Ancak anma töreni, siyasi bir güç gösterisinden çok daha derin bir anlam taşıyordu. 1931-1945 yılları arasında Çin, ulusunu Japon emperyalizminden kurtarma mücadelesinde 35 milyondan fazla vatandaşını kaybetti. Rusya ve eski Sovyet bloğunun diğer ülkelerinde olduğu gibi, özgürlüğün zulme karşı zaferinin o zaman ne anlama geldiğine dair derin bir anlayış var ve bu zaferin anısını, dünyanın şimdi alması gereken yönde temel bir ilke olarak görüyorlar.

Xi, törendeki konuşmasında Çin’in savaştaki muazzam fedakarlıklarını ve uzun süren yeniden canlanma yolunu özetledikten sonra şunları söyledi: “Tarih bize insanlığın birlikte yükselip birlikte düştüğünü hatırlatıyor.” Xi, “Ancak tüm ülkeler birbirine eşit davrandığında ve birbirini desteklediğinde tarihi trajedilerin tekerrürünü önleyebiliriz,” diye devam etti. “Bugün insanlık bir kez daha barış ile savaş, diyalog ile çatışma, kazan-kazan işbirliği ile sıfır toplamlı oyun arasında bir seçim yapmak zorunda,” uyarısında bulundu ve Çin’in bu taahhüdü tereddütsüz bir şekilde ilerleteceğini belirtti. Xi, sözlerini sesini yükselterek şu ifadelerle bitirdi: “Çin ulusunun büyük yeniden canlanışı karşı konulmazdır! İnsanlığın asil barış ve kalkınma davası galip gelecektir!”

Geçit töreni, 80. yıl dönümünü simgeleyen 80 bin güvercin ve 80 bin balonun salınmasıyla sona erdi.

Bu olayın hem Rusya hem de Çin’de taşıdığı önem, Devlet Başkanı Putin’in ŞİÖ zirvesi başlamadan bir gün önce Xinhua Haber Ajansı’na verdiği bir röportajda daha da açık bir şekilde ifade edildi. “Bazı Batılı devletlerde İkinci Dünya Savaşı’nın sonuçlarının fiilen revize edildiğini ve Nürnberg ile Tokyo mahkemelerinin kararlarının açıkça hiçe sayıldığını görüyoruz,” diyen Putin, “Rusya ve Çin, tarihi yeniden yazma girişimlerini kararlılıkla kınıyor,” diye ekledi. Ardından şunları söyledi: “Sovyet ve Çin halklarının Alman Nazizmi ve Japon militarizmine karşı ortak mücadelesinin anısı bizim için kalıcı bir değerdir… [Savaştaki zaferin] 80. yıl dönümünü kutlamak üzere, Yeni Bir Dönem İçin Çin-Rusya Kapsamlı Stratejik Koordinasyon Ortaklığının Daha da Derinleştirilmesine İlişkin Ortak Bildiriyi imzaladık. Bu belge, bazı devletlerin insanlığın tarihsel hafızasını yok etme ve İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra oluşturulmuş köklü dünya düzeni ve diyalog ilkelerini sözde ‘kurallara dayalı düzen’ ile değiştirme girişimlerine ülkelerimizin ortak bir yanıtını sunuyor.”

Batı da davetliydi

Bu yeni dinamiğin “Doğu’da” geliştiğine şüphe olmasa da bu, Batı’nın davetli olmadığı anlamına kesinlikle gelmiyor. Devlet Başkanı Putin, 5 Eylül’de Doğu Ekonomi Forumu’ndaki konuşmasında, Rusya’nın Arktik’teki ortak projeler konusunda ABD ile de görüşmelerde bulunduğunu belirtti ve hatta ABD, Rusya ve Çin arasında üçlü projeler olasılığını gündeme getirdi. Putin, “Tüm bu seçenekler tartışılıyor, masada duruyor. Sadece siyasi bir karara ihtiyacımız var. Bu mümkün ve hem gaz hem de petrol alanında işbirliği karşılıklı olarak faydalı olacaktır,” dedi. Çin de daha derin bir işbirliği için Batı’ya defalarca dostluk eli uzattı.

ABD ve Avrupa’nın bu gelişen ülkeleri hasım olarak görmeyi bırakıp onları ortak olarak görmeleri için kapı açık. Arktik’teki ortak projeler sadece bir başlangıç ve onlarca yıllık asalak ekonomi politikasını dengelemek için gereken devasa fiziki-ekonomik büyümeye aç bir dünyada işbirliğinin filizlenmesi için ilk adım olabilir. Bu potansiyel gelecek işbirliği, sadece Batı ulusları içindeki en iyi geleneklerin yeniden canlanmasının itici gücü olmakla kalmasın, aynı zamanda dünyanın büyük bir bölümünü çok uzun süredir yöneten oligarşik sistemin de sonu olsun. Lyndon LaRouche’un 1994’te Rusya gezisinden döndükten kısa bir süre sonra söylediği gibi:

“Eğer insanlığın geleceğine bakarsak ve Titanik’in [iflas etmiş transatlantik finans sistemi—ed.n.] batışının ötesini görürsek, dünyayı yeniden organize etmenin bariz bir yolu var… Ve bu, İngilizlerin her zaman korktuğu şeyi yapmak, yani jeopolitik olarak yapılabilecek en ileri adımı atmaktır. Brest’ten [Batı Fransa] Vladivostok’a [Doğu Rusya] kadar demiryollarını teşvik edelim. Çin’deki ipek yolu demiryolunun gelişimini teşvik edelim. Asya’nın iki bölümü [Hindistan ve Çin] arasında işbirliğini teşvik edelim… Şimdi bu ikisini, entegre edilmeleri gereken mantıksal yolla bütünleştirelim. Bu, artık dünya nüfusunun çoğunluğunun bulunduğu bölgede olduğunuz anlamına gelir… Dünyanın gelecekteki nüfusu burada yoğunlaşacak. Eğer fiziki ekonomi geliştiriyorsak, ticaret yolları bunlardır… Gerekli olan diğer sanayileri ortaya çıkarmak için bu altyapı inşasını kullanın… sanayiyi geliştirmek için bir katalizör olarak.

Kendimizi böyle bir politikaya, egemen ulus devletler arasında böyle bir işbirliğine adamalıyız ve bu dünyayı bir asırdır savaşa boğan emperyalistleri bırakalım yok olup gitsinler… Yasaklanmış olanı, [ama] ülkemizin hayati çıkarına olanı yapmaya devam edelim: Avrasya’da ve Güney Asya’da bu tür bir kalkınmayı teşvik etmek ve dünya ekonomisini yeniden inşa etmenin bir yolu olarak bununla işbirliğini kullanmak.”

Diplomasi

BRICS Zirvesi: 13 dünya lideri Hindistan’da buluşuyor. Kimler geliyor, beklentiler ne?

Yayınlanma

Dünya liderleri BRICS Zirvesi kapsamında Yeni Delhi’de bir araya geliyor.

Başkent Yeni Delhi, cuma gününden itibaren BRICS Liderler Zirvesi için 12 devlet veya hükümet başkanını ağırlayacak. Ülkeler ve uluslararası kuruluşlardan gelecek 17 ayrı heyete ise dışişleri bakanları ve devlet başkan yardımcıları dahil olmak üzere farklı düzeylerde yetkililer başkanlık edecek.

Liderler, zirvenin gerçekleştirileceği iki gün olan cumartesi ve pazar günü yapılacak görüşmelere katılacak. BRICS, 11 üye ülke ve 10 ortak ülkeden oluşuyor.

Başbakan Narendra Modi, aralarında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın da bulunduğu en az 15 konuk lider ve üst düzey yetkiliyle ikili görüşmeler gerçekleştirecek. Cumhurbaşkanı Droupadi Murmu da Pezeşkiyan ile görüşecek.

ThePrint, Hindistan’ın zirveye katılan heyetlerle ilişkilerinin mevcut durumunu ve görüşmelerde hangi konuların gündeme gelmesinin beklendiğini derledi:

Brezilya

Brezilya heyetine, cuma günü Yeni Delhi’ye ulaşan Dışişleri Bakanı Mauro Vieira başkanlık ediyor. Güney Amerika ülkesinde devlet başkanlığı seçimlerinin ekim ayının ilk haftasında yapılacak olması nedeniyle Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva zirveye katılmayacak.

Lula, şubat ayında AI Impact Summit için Hindistan’a gelmiş ve Başbakan Modi ile ikili bir görüşme gerçekleştirmişti. Hindistan-Brezilya ilişkileri son bir yılda daha da yoğunlaştı. Modi geçen yıl BRICS Zirvesi için Rio de Janeiro’ya gitmişti.

İki ülke ayrıca Güney Amerika ticaret bloğu Mercosur ile Hindistan arasındaki tercihli ticaret anlaşmasının 2026 sonuna kadar genişletilmesi hedefini belirledi.

Vieira’nın zirve sırasında Modi ile görüşmesi mümkün olsa da şu ana kadar resmi bir görüşme planlanmış değil.

Rusya

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin cuma günü erken saatlerde Yeni Delhi’ye ulaştı ve saat 15.30’da Modi ile zirve kapsamındaki ilk ikili görüşmeyi gerçekleştirdi. 

Putin Hindistan’ı son olarak Aralık 2025’te yıllık Hindistan-Rusya Zirvesi için ziyaret etmişti.

Bu, iki liderin bu yılki ikinci görüşmesi oldu ve yaklaşık 45 dk sürdü. Modi ve Putin geçen ay Kırgızistan’da düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Zirvesi’nin marjında da bir araya gelmişti.

Modi’nin bu yılın ilerleyen dönemlerinde yıllık zirve için Rusya’ya gitmesi de planlanıyor.

İki tarafın ekonomik ve stratejik ilişkilerin derinleştirilmesine odaklanması bekleniyor.

BRICS Zirvesi’nde Xi ve Modi bir araya gelecek mi?

Çin

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, yedi yıl aradan sonra ilk kez Hindistan’ı ziyaret ediyor. Bu aynı zamanda iki ülkenin 2020’de Doğu Ladakh’taki Galwan bölgesinde yaşadığı çatışmalardan bu yana Xi’nin Hindistan’a yaptığı ilk ziyaret.

Xi’nin ziyareti, iki ülke arasındaki ilişkilerin istikrara kavuşturulması sürecinin devamı açısından kritik önem taşıyor.

Modi, Ağustos 2025’te Tianjin’de düzenlenen ŞİÖ Zirvesi için Çin’e gitmişti.

Hindistan-Çin ilişkileri, iki ülkenin Ekim 2024’te Fiili Kontrol Hattı (LAC) boyunca sürtüşme yaşanan bölgelerde karşılıklı olarak askerleri geri çekme konusunda anlaşmasından bu yana geçen iki yılda iyileşti.

Modi ve Xi’nin cumartesi günü saat 17.45’te liderler zirvesinin marjında ikili görüşme gerçekleştirmesi planlanıyor.

Bu, iki liderin Ekim 2024’ten bu yana yapacağı üçüncü ikili görüşme olacak.

Güney Afrika

Güney Afrika heyetine Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa başkanlık edecek.

Modi ve Ramaphosa’nın pazar günü saat 16.10’da ikili görüşme gerçekleştirmesi planlanıyor.

Modi son yıllarda Güney Afrika’yı birkaç kez ziyaret etti. 2023’te Johannesburg’da düzenlenen BRICS Zirvesi’ne ve geçen yıl Güney Afrika’nın ev sahipliği yaptığı G20 Zirvesi’ne katıldı.

Güney Afrika, 2011’de BRIC grubuna katılarak oluşumun BRICS adını almasını sağlamıştı.

Mısır

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, BRICS Zirvesi için cuma günü geç saatlerde Hindistan’a ulaşacak.

Bu, Sisi’nin Eylül 2023’te düzenlenen G20 Liderler Zirvesi’nden bu yana Hindistan’a yapacağı ilk ziyaret olacak. Sisi ayrıca Ocak 2023’te Hindistan’ın Cumhuriyet Günü kutlamalarının onur konuğu olmuştu.

İki ülke aynı yıl ilişkilerini “stratejik ortaklık” seviyesine yükseltti.

Bununla birlikte Modi ve Sisi son bir buçuk yıl içinde yalnızca bir kez, bu yıl G7 kapsamında gerçekleştirilen kısa bir görüşmede bir araya geldi.

Modi ile Sisi, pazar günü saat 15.30’da zirvenin marjında ikili görüşme gerçekleştirecek.

Etiyopya

Etiyopya heyetine Başbakan Abiy Ahmed başkanlık edecek.

Hindistan-Etiyopya ilişkileri son yıllarda gelişme gösterdi. Modi, Aralık 2025’te Afrika ülkesine ilk ikili ziyaretini gerçekleştirmiş ve kendisine “Etiyopya Büyük Nişanı” takdim edilmişti.

Bu görüşme, iki liderin son bir yıl içindeki ikinci buluşması olacak.

Modi ve Ahmed cumartesi günü saat 10.00’da ikili görüşme gerçekleştirecek.

İran

Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, 2024’te İran Cumhurbaşkanı olmasından bu yana Hindistan’a ilk ziyaretini gerçekleştiriyor.

Pezeşkiyan, ülkesini ABD ile devam eden çatışma sürecinde yönetiyor. Modi ile Pezeşkiyan geçen ay Bişkek’te düzenlenen ŞİÖ Zirvesi’nin marjında görüşmüştü.

İki lider Batı Asya’daki durum konusunda temaslarını sürdürüyor.

İran, 2019’daki ABD yaptırımlarının ekonomik ilişkileri olumsuz etkilemesine rağmen Hindistan açısından önemli bir bölgesel ortak olmayı sürdürüyor.

Hindistan açısından İran’la daha derin bir angajman, zirve sonrasında tüm BRICS üyelerinin üzerinde uzlaşacağı bir liderler bildirisi yayımlanabilmesi bakımından da önem taşıyor.

Modi ve Pezeşkiyan cuma akşamı ikili görüşme gerçekleştirecek.

İran Cumhurbaşkanı ayrıca cumartesi günü saat 11.30’da Cumhurbaşkanı Murmu ile görüşecek.

Birleşik Arap Emirlikleri

Abu Dabi Veliaht Prensi Halid bin Muhammed bin Zayid Al Nahyan, BAE heyetine başkanlık edecek.

Bu, kendisinin şubat ayında AI Impact Summit için BAE heyetine başkanlık etmesinin ardından bu yıl Hindistan’a yapacağı ikinci ziyaret olacak.

BAE, Hindistan’ın Batı Asya’daki en yakın stratejik ortaklarından biri haline geldi.

Modi, bölgedeki çatışmaların yoğunluğunun azaldığı bu yıl içerisinde BAE’yi ziyaret etmişti.

BAE ile İran, bölgedeki çatışmada karşıt taraflarda yer alıyor.

Suudi Arabistan

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan Al Suud, krallığın Hindistan’a göndereceği heyete başkanlık edecek.

Suudi heyeti, cumartesi günü geç saatlerde gelmesi planlanan son heyet olacak.

Suudi Arabistan BRICS üyeliğini kabul ettiğini gruba resmi olarak bildirmemiş olsa da Riyad, BRICS toplantılarına ve çalışma gruplarına katılmaya davet edilmeye devam ediyor.

Dışişleri Bakanı, pazar günü düzenlenecek genişletilmiş katılımlı zirve toplantısına katılacak.

Endonezya

Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, Ocak 2025’te Hindistan Cumhuriyet Günü’nün onur konuğu olarak gerçekleştirdiği son ziyaretin ardından yeniden Hindistan’a gelecek.

Prabowo o dönemde resmi devlet ziyareti kapsamında davet edilmiş ve Hindistan’da dört gün kalmıştı.

Hindistan-Endonezya ilişkileri son yıllarda daha da gelişti.

2022’de G20 dönem başkanlığını yürüten Endonezya, Bali’de düzenlenen zirveye ev sahipliği yapmıştı. Modi ile Xi, o zirvedeki akşam yemeğinde kısa bir görüşme gerçekleştirmişti. Bu görüşme, Galwan çatışmalarından bu yana iki lider arasındaki ilk temas olmuştu.

Modi, Hindistan’ın G20 Liderler Zirvesi’ne ev sahipliği yapmasından kısa süre önce, Eylül 2023’te ASEAN-Hindistan Zirvesi ve bağlantılı toplantılar için Endonezya’yı ziyaret etmişti.

BRICS Zirvesi sırasında Modi ile Prabowo arasında planlanmış resmi bir ikili görüşme bulunmuyor. Ancak iki liderin iki günlük zirve sırasında kısa bir görüşme gerçekleştirmesi bekleniyor.

Endonezya, Ocak 2025’te gruba katılarak BRICS’in en yeni üyesi oldu.

Ortak ülke heyetleri

BRICS’in 11 üyesinin yanı sıra, zirveye 10 ortak ülke de davet edildi.

Başbakan Modi, bu ülkelerin bazı liderleriyle de ikili görüşmeler gerçekleştirecek.

Belarus

Doğu Avrupa ülkesi Belarus’u Dışişleri Bakanı Maksim Rıjenkov temsil edecek.

Hindistan-Belarus ilişkileri son yıllarda gelişti. Birçok Hint şirketi, askeri teçhizat satın almak amacıyla Belaruslu savunma şirketleriyle ortaklıklar kurdu.

Belarus aynı zamanda Avrasya Ekonomik Birliği’nin (AEB) önemli üyelerinden biri.

Hindistan, AEB ile serbest ticaret anlaşması müzakereleri yürütüyor.

Belarus ayrıca 2024 yılında ŞİÖ’ye katıldı.

Bolivya

Bolivya’yı, ülkenin Yeni Delhi Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Arlette Garcia temsil edecek.

Güney Amerika ülkesi BRICS’e katılmak istediğini daha önce açıklamıştı.

Hindistan Cumhurbaşkanı Ram Nath Kovind, 2019’da Bolivya’ya resmi bir ziyaret gerçekleştirmişti. Bu, bir Hindistan cumhurbaşkanının ülkeye yaptığı ilk ziyaretti.

Hindistan’ın La Paz’da büyükelçiliği bulunuyor.

Küba

Küba heyetine Dışişleri Bakanı Bruno Rodriguez Parrilla başkanlık edecek.

Küba, Batı Yarımküre’deki son büyük komünist ülke olmayı sürdürüyor.

Ülke son aylarda ABD’nin sert yakıt ve petrol ablukasıyla karşı karşıya kaldı. Washington, Havana’daki hükümeti değiştirmeyi ya da hükümeti müzakereye zorlamayı amaçlıyor.

Kazakistan

Kazakistan heyetine Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev başkanlık edecek.

Tokayev, pazar günü düzenlenecek genişletilmiş zirvede Avrasya Ekonomik Birliği’ni de temsil edecek.

Modi ile Tokayev’in pazar günü saat 14.30’da Bharat Mandapam’da ikili görüşme gerçekleştirmesi planlanıyor.

Tokayev, Yeni Delhi’den Güney Kore’ye geçerek Seul’e resmi bir devlet ziyareti gerçekleştirecek.

Malezya

Malezya Başbakanı Enver İbrahim, BRICS genişletilmiş zirvesinde ülkesinin heyetine başkanlık edecek.

Enver İbrahim başbakan olarak Hindistan’a ilk ziyaretini 2024’te gerçekleştirmiş, Modi ise bu yıl şubat ayında Malezya’ya bağımsız bir ikili ziyaret yapmıştı.

Modi’nin geçen yıl Malezya’nın ev sahipliği yaptığı ASEAN Zirvesi’ne katılması planlanmıştı ancak onun yerine Dışişleri Bakanı S. Jaishankar ülkeye gitmişti.

Modi ve İbrahim cumartesi günü saat 10.30’da ikili görüşme gerçekleştirecek.

Nijerya

Nijerya heyetine Devlet Başkan Yardımcısı Kashim Shettima başkanlık edecek.

Shettima ile Modi, pazar günü saat 17.10’da ikili görüşme gerçekleştirecek.

Nijerya, Hindistan açısından önemli bir enerji ortağı haline geldi.

Modi, Kasım 2024’te Nijerya’yı ziyaret etmiş ve kendisine “Nijer Nişanı Büyük Komutanı” unvanı verilmişti.

Tayland

Tayland heyetine Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Sihasak Phuangketkeow başkanlık edecek.

Tayland geçen yıl BRICS ortak ülkesi oldu.

Modi, Nisan 2025’te BIMSTEC Zirvesi için Bangkok’u ziyaret etmişti.

Tayland, Hindistan ve bölgedeki diğer ülkelerle birlikte BIMSTEC üyesi.

Hindistan ile Tayland arasında ayrıca yakın kültürel bağlar bulunuyor. Hindistan’dan çeşitli Budist kutsal emanetleri daha önce Tayland’a gönderilmişti.

Uganda

Uganda heyetine Devlet Başkan Yardımcısı Jessica Alupo başkanlık edecek.

Modi, zirve kapsamındaki son ikili görüşmesini pazar günü saat 17.40’ta Alupo ile gerçekleştirecek.

Modi 2018’de Uganda’yı ziyaret etmiş ve ülke parlamentosuna hitap etmişti.

Bu konuşmasında Hindistan’ın Afrika ile ilişkilerinde izlenecek 10 temel ilkeyi açıklamıştı.

Özbekistan

Özbekistan heyetine Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi Bakanı Jamshid Kuchkarov başkanlık edecek.

Modi geçen ay bağımsız bir ikili ziyaret kapsamında Özbekistan’a gitmiş ve Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev ile görüşmüştü.

Özbekistan, Hindistan’ın Orta Asya’ya yönelik açılımında kilit ortaklardan biri olmayı sürdürüyor.

Vietnam

Vietnam heyetine Başbakan Le Minh Hung başkanlık ediyor.

Bu, bu yıl Vietnam’dan Hindistan’a yapılan ikinci üst düzey ziyaret olacak. Cumhurbaşkanı To Lam da yılın başlarında Hindistan’ı ziyaret etmişti.

Modi’nin Hung ile cumartesi günü saat 11.30’da ikili görüşme gerçekleştirmesi planlanıyor.

 

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Putin ve Modi Yeni Delhi’deki BRICS Zirvesi kapsamında görüştü

Yayınlanma

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Yeni Delhi’de düzenlenen BRICS Zirvesi kapsamında 45 dakikalık ikili görüşme gerçekleştirdi. Bharat Mandapam Kongre Merkezi’ndeki buluşmada Modi, Rus mevkidaşına 2 bin yıllık antik Hint felsefe eseri “Tirukkural”ın Rusça çevirisini takdim etti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Yeni Delhi’de düzenlenen BRICS Zirvesi kapsamında ikili görüşme yaptı.

Bharat Mandapam Kongre ve Sergi Merkezi’nde gerçekleşen ve 45 dakika süren görüşmede iki lider, ülkeleri arasındaki işbirliğini ele aldı.

Görüşmenin başlangıcında Modi, Putin’e antik Hint düşünürü Tiruvalluvar’ın kaleme aldığı ve Rusçaya çevrilen yaşam felsefesi eseri “Tirukkural”ı hediye etti. Modi takdim sırasında, “Bu kitap 2 bin yıl önce Hindistan’da yazıldı. Büyük yazar Tiruvalluvar eserinde insan hayatından, şefkatten ve devlet yönetiminden söz etti. Düşünceleri günümüzde de geçerliliğini koruyor. Bu kitabı Rusçaya tercüme ettik. Kitabın iki ülke halkları arasındaki bağları güçlendirmemize yardımcı olacağına inanıyorum” dedi.

Hediyeye teşekkür eden Putin, Hindistan Başbakanı’nın ikili ilişkilerin geliştirilmesine yönelik vurgusundan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Rus lider, “Sizin bu değerlendirmelerinizle birlikte tam olarak böyle olacaktır” ifadesini kullandı. Modi, Aralık 2025’te Putin’in Hindistan ziyareti sırasında da Rus lidere “Bhagavad Gita” destanının Rusça baskısını vermişti.

Putin, Modi’yi 24’üncü Yıllık Rusya-Hindistan Zirvesi için Rusya’ya davet etti; Modi de bu daveti kabul etti.

Ziyaretin kesin tarihlerinin daha sonra belirleneceği açıklandı. İki lider görüşmenin tamamlanmasının ardından aynı limuzine binerek Yeni Delhi’deki “INNOPROM. Hindistan” sergisine geçti. Putin gün içinde ayrıca BRICS İş Forumu’nun yıllık genel kurul oturumuna hitap edecek.

İki lider en son 31 Ağustos’ta Bişkek’te toplanan Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi marjında Ala-Arça devlet konutunda bir araya gelmişti. Liderler o görüşmede iki ülke arasındaki ekonomik ortaklığı ve Ukrayna’daki durumu ele almıştı.

Rusya Devlet Başkan Yardımcısı Yuriy Uşakov, Moskova yönetiminin iki lider arasındaki güvene dayalı ilişkiye değer verdiğini ve tarafların güncel konuları gayriresmi ortamlarda açıkça değerlendirmeyi tercih ettiğini kaydetti.

Hindistan’a üç günlük bir çalışma ziyareti yapan Putin, örgütün kuruluşunun 20’nci yıldönümüne denk gelen 18’inci zirve programı kapsamında başka liderlerle de temaslarda bulunacak.

Uşakov’un aktardığı programa göre Rus lider; Güney Afrika Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa, Malezya Başbakanı Enver İbrahim, Etiyopya Başbakanı, Abu Dabi Veliaht Prensi ve BRICS Yeni Kalkınma Bankası Başkanı ile ayrı ayrı görüşmeler yapacak. Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile de olası bir temas planlanıyor.

Adını kurucu ülkeleri Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika’nın İngilizce baş harflerinden alan ve gelişmekte olan ekonomileri buluşturan BRICS’in 18’inci zirvesi, 11-13 Eylül tarihleri arasında Yeni Delhi’de düzenleniyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Ermenistan, Rus gazına alternatif arıyor

Yayınlanma

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, ülkesinin doğalgaz tedarikinde Rusya’ya alternatif kaynakları araştırdığını açıkladı. Halihazırda tüketiminin yüzde 82’sinden fazlasını Rus enerji şirketi Gazprom üzerinden sağlayan Erivan yönetimi, farklı kaynaklara açık olduğunu vurguluyor.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, ülkesinin doğalgaz tedarik kaynaklarını çeşitlendirme olanaklarını değerlendirdiğini açıkladı.

Newsarmenia haber portalının aktardığına göre Paşinyan, Avrasya Ekonomik Birliği’nden (AEB) ayrılma ihtimali karşısında Rus doğalgazına alternatif arayıp aramadıkları yönündeki soruya yanıt verdi.

Hükümetin çeşitlendirmeye gitmeyeceği hiçbir alanın olmadığını vurgulayan Paşinyan, gaz alımında farklı güzergahlara açık olduklarını belirtti.

Paşinyan açıklamasında, “Ermenistan’da doğalgaz ucuz değil. Sınırdan tüketiciye ulaşana kadar geçen süreçte, diğer ülkelerle kıyaslandığında en yüksek fiyat artışı Ermenistan’da yaşanıyor. Gazprom Armenia şirketi büyük kârlar elde ediyor ve bu da kayda geçirmemiz gereken ayrı bir gerçek” dedi.

Rus enerji şirketi Gazprom, halihazırda Ermenistan’ın tek doğrudan doğalgaz tedarikçisi konumunu koruyor. Ülkedeki doğalgaz iletim şebekesinin işletmesini ise tamamı Rus enerji devine ait olan yan kuruluş Gazprom Armenia yürütüyor.

Ermenistan, 2009 yılından bu yana İran’dan da doğalgaz alıyor. Ancak bu sevkiyat, 2030 yılına kadar geçerliliği korunan elektrik karşılığı doğalgaz takas anlaşması kapsamında gerçekleşiyor. Erivan yönetimi İran’dan aldığı gazı elektriğe dönüştürüyor ve bir metreküp doğalgaz karşılığında İran’a 3 kilovatsaat elektrik ihraç ediyor. Takas programına dahil santraller bir metreküp İran gazından 4 ila 4,5 kilovatsaat elektrik üretiyor; arta kalan elektrik ise Ermenistan’ın iç tüketiminde kalıyor.

FinPort verilerine göre 2025 yılında Ermenistan’ın doğalgaz ihtiyacının yüzde 82,4’ünü Rusya karşıladı. Bu oran 2 milyon 229 bin 697,4 metreküpe karşılık gelirken, kalan miktar İran’dan temin edildi.

ArmRadio’nun haberine göre Paşinyan enerji politikasındaki yaklaşımı şu sözlerle dile getirdi:

“İkinci bir kaynaktan gaz alma veya bu kaynaktan daha fazla gaz tedarik etme imkanı doğarsa bu yolu seçeriz; üçüncü bir kaynaktan alma imkanı çıkarsa o yönde ilerleriz; dördüncü bir seçenek oluşursa yine bu adımı atarız. TRIPP kapsamında Ermenistan üzerinden geçecek ve bize transit geçiş geliri sağlayacak bir boru hattı inşa etme olanağı doğarsa bu yolu da değerlendirebiliriz.”

Nisan ayı başında Ermenistan Parlamento Başkanı Alen Simonyan, Rusya’dan ithal edilen doğalgazın fiyatının artması halinde Erivan’ın Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü (KGAÖ) ile Avrasya Ekonomik Birliği’nden ayrılma sürecini başlatacağını söylemişti.

Paşinyan ise Rusya’yı saygı gösterilmesi gereken bir süper güç olarak nitelendirmiş ve Erivan’ın Moskova’ya asla zarar vermeyeceğini dile getirmişti. Ermenistan Başbakanı aynı zamanda Rusya’nın çıkarlarını Ermenistan’ın çıkarlarının önüne koymayacağının altını çizmişti.

Kremlin yönetimi, Ermenistan’ın KGAÖ üyeliğinin Erivan’ın egemen kararı olduğunu belirtmişti. Ancak Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Paşinyan ile gerçekleştirdiği görüşmede Ermenistan’ın hem Avrupa Birliği hem de AEB Gümrük Birliği içinde aynı anda yer alamayacağını hatırlatmıştı.

Mayıs ayı sonunda Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Erivan yönetiminin Avrupa Birliği’ne katılım sürecini sürdürmesi halinde, Rusya Büyükelçiliğinin doğalgaz ve petrol ürünleri tedariki işbirliği anlaşmasının askıya alınabileceği veya feshedilebileceği konusunda Ermenistan’ı resmi olarak uyardığını açıklamıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English