Diplomasi
Sırbistan Savunma Bakanı: Çin’le işbirliği savunma kabiliyetlerimizi güçlendiriyor

Nisan ayında Sırbistan’ın Çin’den FK-3 hava savunma sistemleri satın aldığı haberi Batı dünyasında tartışmalara yol açmıştı. Geçen hafta ise Kuşak Yol Forumu’na katılmak üzere Pekin’e giden Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile görüştü. Xi görüşmede, Sırbistan ile Çin’in birbirinin can dostu olduğunu söyledi. İki ülke altyapı tesis inşası kapsamındaki önemli projeleri hızlandırırken savunma alanında da işbirliğini geliştiriyor.
Sırbistan Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Milos Vucevic, Çin’in Global Times (GT) gazetesine verdiği röportajda iki ülke arasındaki işbirliğine ve savunma ilişkilerine dair konuştu.
Savunma Bakanı, Sırbistan’ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne verdiği “gönülden destek için Çin’e derin şükranlarını ifade etti” ve tek Çin ilkesine bağlılığını teyit etti. Çin silahlarının Sırp silahlı kuvvetlerinin modernizasyonuna yardımcı olacağını ve özellikle askeri alanda ikili işbirliğinin daha da gelişmesini dört gözle beklediğini kaydetti.
Üst düzey yetkili, diğer büyük güçlerin aksine Çin’in Sırbistan ile işbirliğine herhangi bir koşul getirmediğini söyledi. İki ülke arasındaki dostluğun sürekliliği konusunda iyimser olduğunu ifade eden yetkili, Çin’i Sırbistan’ın “en güvenilir dostlarından biri” olarak değerlendirdi.
GT: Çin ve Sırp halkları uzun yıllara dayanan dostane ilişkiler geleneğine sahiptir. NATO’nun 1999 yılında eski Yugoslavya’ya yönelik saldırısı sırasında Çin halkı, Sırbistan’ın egemenliğini ve ulusal birliğini koruma hakkını savunmak için Sırp halkının yanında kararlılıkla durdu. Çin halkının Sırbistan’ın ulusal istikrarını ve egemenliğini desteklemek için gösterdiği çabaları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Vucevic: Genel olarak, Sırbistan-Çin ilişkileri son yıllarda son derece yakın olmuştur ve esas olarak iki cumhurbaşkanı – Aleksandar Vucic ve Xi Jinping – arasındaki mükemmel ilişkiler sayesinde gelişmektedir. İki yıl sonra iki ülke arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasının 70. yıldönümünün kutlanacak olması da geleneksel “sağlam dostluğun” bir göstergesidir.
Çin’in, Sırbistan’ın egemenliği ve toprak bütünlüğünün korunmasına verdiği yürekten desteğin yanı sıra Kosova-Metohiya meselesine ilişkin her zamanki tutarlı ve ilkeli tutumu için derin minnettarlık duyuyoruz. Egemenlik ve toprak bütünlüğü konusunda Sırbistan ve Çin arasındaki karşılıklı anlayış, mükemmel bir ilişkiye sahip olduğumuzu göstermektedir ve umarım bu ilişki hiçbir zaman değişmeyecektir.
Sırbistan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin onayı olmadan başlatılan, uluslararası hukukun temel ilkelerini ayaklar altına alan, ahlaksız ve adaletsiz 1999 NATO saldırısına karşı savunma sırasında bizimle birlikte dimdik duran Çin halkının desteğini asla unutmayacaktır. Ne yazık ki, Belgrad’daki Çin Büyükelçilik binasının bombalandığı ve işlerini yapan sivillerin hayatını kaybettiği korkunç bir olaya da tanık olduk. Bizimle birlikte bombardıman çilesini yaşayan merhum Çinli dostlarımızın anısına o noktaya bir hatıra plaketi yerleştirildi.
O trajik 1999 yılında bizim için yaptıkları ve yapmaya devam ettikleri her şey için Çin halkına sonsuza dek minnettarız; halkımızın ve ülkemizin zor zamanlarda ayakta kalabilmesi için bizi her konuda destekliyorlar.
GT: Sırp ordusu Çin tarafından geliştirilen uçaksavar füzeleri ve insansız hava araçları gibi silah ve ekipmanları satın aldı. Bu, çoğunlukla Amerikan veya Rus yapımı ekipmanları tercih eden diğer Avrupa ülkelerinin yaptığı seçimlerden farklı. Sırp ordusu neden Çin yapımı silah ve teçhizatı seçti ve bu kararda hangi faktörler göz önünde bulunduruldu?
Vucevic: Tarafsız bir ülke olan Sırbistan hem Doğulu hem de Batılı ortaklarıyla işbirliği yapıyor ve bunu yıllardır yapmaya kararlı. Geçmişte Sırbistan’a pek çok varlık teslim edildi, bunlardan en önemlileri şüphesiz Çin FK-3 orta menzilli uçaksavar füze sistemi ve Çin CH-95 ve CH-92A İHA’larıdır.
Çin’den gelen silah ve teçhizat dünya kamuoyunun dikkatini çekmiştir ancak asıl önemli olan ve vurgulanması gereken husus, Sırp Silahlı Kuvvetlerinin modern silah ve teçhizat sayesinde önemli ölçüde güçlenmesi ve böylece daha önce sahip olmadığı kabiliyetlere kavuşmasıdır.
Nerede yaşarlarsa yaşasınlar halkımızı koruyabilmek ve Sırbistan’ın bağımsızlığının garantörü olabilmek için hem insan kaynakları hem de silah ve askeri teçhizat bakımından kabiliyetlerimizi geliştirmeye devam edeceğiz.
GT: Çin silah ve ekipmanları Sırp savunma kuvvetlerine ne gibi değişiklikler getirdi?
Vucevic: Silahlı kuvvetlerimizi modern silahlar ve askeri teçhizatla donatmak, askeri personelimiz için olduğu kadar vatandaşlarımız için de mükemmel bir haber. Birliklerimiz için ekipman tedariki ve birliklerimizin modernizasyonuna ilişkin tüm kararlar, Savunma Bakanlığı ve Sırbistan Silahlı Kuvvetleri’nin yetkili makamları tarafından yürütülen kapsamlı analizlere ve uzman değerlendirmelerine dayanmaktadır. Savunma kabiliyetlerimizi güçlendirmek ve savaşa hazırlık durumumuzu önemli ölçüde iyileştirmek için çabaladığımız modern silahlardan bahsediyoruz. Modern FK-3 uçaksavar sisteminin edinilmesinin hava sahamıza ve bir bütün olarak ülkemize ilave güvenlik sağladığı kesindir.
Ayrıca, Çinli ortaklarımızdan CH-95 uzaktan kumandalı uçakları alarak, bölgedeki ve dünyadaki birçok ülkenin sahip olmadığı havadan keşif ve hedef angajman kabiliyetlerimizi önemli ölçüde geliştirdik.
GT: Çin tarafından Sırbistan’a sağlanan silah ve teçhizatın çoğunlukla savunma amaçlı olduğunu ve öncelikle anavatanı korumak için kullanıldığını fark ettik. Ancak bazı Batılı medya kaynakları, Çin’in Sırbistan’a silah ve teçhizat sağlamasının bölgedeki askeri dengeleri değiştirdiği iddiasını abartma fırsatı buldu. Sizin bu konudaki görüşünüz nedir?
Vucevic: Savunma Bakanlığı ve Sırbistan Silahlı Kuvvetleri, ülkemizin ve hava sahamızın savunmasına yönelik yeni ve modernize edilmiş silah ve askeri teçhizat sağlamak için büyük çaba sarf etmektedir.
Çin’den gelen silahların bölgedeki askeri dengeleri değiştirdiğini iddia edenler, konu komşularımızın uçak, topçu-füze sistemleri, zırhlı araçlar, zırh önleyici sistemler ya da amacı savunmanın tam tersi olan insansız hava araçlarıyla silahlanmasına gelince normal olarak hiçbir yorumda bulunmuyorlar.
Sırbistan, tüm güvenlik zorlukları, riskleri ve tehditleriyle yeterli bir şekilde mücadele edebilmek ve halkımızı ve ülkemizi koruyabilmek için ordusunu donatmaya ve savunma yeteneklerini geliştirmeye devam edecektir.
GT: Bazı Batılı ülkeler, Sırp hükümetine baskı yapmak için Kosova ve Metohiya meselesini kullandıkları gibi, şimdi de Tayvan sorununu kullanarak Çin’i çevrelemeye çalışıyorlar. Sizin bu konudaki görüşünüz nedir?
Vucevic: Çin’in Sırbistan’ın egemenliği ve toprak bütünlüğünün korunmasına verdiği gönülden destek için gerçekten minnettarız. Çin’in Kosova-Metohiya meselesine ilişkin tutumu her zaman ilkeli ve tutarlı olmuştur; bu da iki ülke arasındaki gerçek dostluğun bir kanıtıdır.
Aynı şekilde, Cumhurbaşkanı ve Sırbistan Silahlı Kuvvetleri Başkomutanı Aleksandar Vucic’in de defalarca ifade ettiği üzere, Sırbistan tek Çin politikasını desteklemekte ve birliğini tehdit eden tüm girişimleri kınamaktadır. Çin Halk Cumhuriyeti’nin toprak bütünlüğünün ve egemenliğinin korunmasını güçlü bir şekilde destekliyoruz. Bizim için merkezi Pekin’de olan tek bir hükümet vardır ve Tayvan adasını Çin’in ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz.
GT: Bazı Batılı ülkeler Çin’i sık sık “savaşçı” bir ulus olarak karaladı. Ancak gerçekte Çin, kendi yeniden birleşme davası da dahil olmak üzere uluslararası anlaşmazlıkların çözümü için her zaman barışçıl diyaloğu savunmuştur. Çin’in duruşunu nasıl görüyorsunuz ve sizce Çin dünya barışının korunmasında önemli bir güç olacak mı?
Vucevic: Çin nispeten kısa bir süre içinde büyük değişimler yaşadı. Elde ettiği başarılar tüm dünyanın dikkatini çekti.
Diğer büyük güçlerin aksine Çin, Sırbistan ile işbirliğini herhangi bir koşula bağlamamış ve çeşitli alanlardaki başarılarını özverili bir şekilde küresel hedeflere ulaşmaya adamıştır.
Çin’i bu zorlu zamanlarda geleneksel ve uzun vadeli dostumuz olarak görüyoruz, aynı zamanda Çin’in barış zamanı politikası ve akıllıca siyasi hamleleriyle sayısız kez kanıtladığı gibi küresel barış ve istikrara katkıda bulunan önemli faktörlerden biri olarak görüyoruz.
GT: Gelecekte Sırp ordusu Çin ordusu ile hangi alanlarda işbirliğini derinleştirecek?
Vucevic: Son on yılda Sırbistan ve Çin arasındaki askeri işbirliğinin yükseliş eğiliminde olduğunu görmekten memnuniyet duyuyorum. İki Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic ve Xi Jinping arasındaki dostane ilişkiler ve karşılıklı saygı, başta savunma alanı olmak üzere tüm alanlarda işbirliğini büyük ölçüde kolaylaştırdı ve hızlandırdı.
Karşılıklı ilgi alanlarının neredeyse tamamında işbirliğimiz büyük sonuçlar vermiştir. Sırbistan-Çin ikili ilişkileriyle ilgili olarak, ülkemiz için çok önemli olan ekonomik işbirliği ve çok sayıda yatırımın yanı sıra ordular arası işbirliğini özellikle belirtmek isterim.
Gelecekteki ilişkilerimiz ve işbirliğimiz konusunda ise son derece iyimserim ve dostluğumuzun sürekliliğine güveniyorum. Çin bizim stratejik ortağımız ve Sırbistan’ın en güvenilir dostlarından biridir; dolayısıyla özellikle askeri-ekonomik, askeri-tıbbi ve askeri-eğitim işbirliği alanlarında olmak üzere genel ilişkilerimizi geliştirmeye devam edeceğimize inanıyorum.
Diplomasi
Shell, Hindistan’daki enerji işini 1,8 milyar dolara satıyor

İngiltere merkezli çok uluslu petrol ve doğalgaz şirketi Shell, Hindistan’daki güneş ve rüzgar enerjisi işini 1,8 milyar dolara satma kararı aldı. Şirket, ülkedeki iştiraki Solenergi Power Private Limited şirketinin hisselerinin tamamını Aditya Birla Renewables firmasına devredecek. Financial Times gazetesinin haberine göre bu adım, Genel Müdür Wael Sawan liderliğinde kârlılığı yüksek doğalgaz ve petrol projelerine odaklanmayı hedefleyen strateji değişikliğinin bir parçası olarak gerçekleşiyor.
İngiltere merkezli petrol ve doğalgaz devi Shell, Hindistan’daki güneş ve rüzgar enerjisi faaliyetlerini 1,8 milyar dolar karşılığında satmak üzere anlaşmaya vardı.
Şirketin internet sitesinde yayımlanan açıklamaya göre, söz konusu varlıkların yeni sahibi Hindistan merkezli Aditya Birla Renewables firması olacak.
Satış işlemi, Shell’in iştiraki Shell Overseas Investment B.V. üzerinden yürütülüyor. Anlaşma kapsamında, bünyesinde Sprng Energy şirketler grubunu barındıran Hindistan merkezli Solenergi Power Private Limited şirketinin hisselerinin tamamı devredilecek.
Sprng Energy, Hindistan genelinde güneş ve rüzgar enerjisi projeleri geliştiriyor. Şirket portföyünde halihazırda toplam 3,3 gigavat kapasiteye sahip faal enerji santralleri yer alıyor.
Bunun yanı sıra yapım aşamasında ve sözleşmeye bağlanmış olan 1,7 gigavatlık proje kapasitesi de bulunuyor.
Düşük kârlı projelerden çıkış
Shell yönetimi, satış kararıyla birlikte kârlılık oranı daha yüksek projelere odaklanma niyetinde olduklarını bildirdi. Şirket, bu doğrultuda yatırım bütçesini elektrik ticareti gibi daha yüksek getiri sağlayan alanlara kaydırmayı hedefliyor.
Financial Times gazetesinin haberine göre, Hindistan’daki enerji faaliyetlerinin satışı Shell’in yeni küresel stratejisinin bir halkasını oluşturuyor.
Wael Sawan’ın 2023 yılında genel müdürlük koltuğuna oturmasının ardından şirket, yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelik yatırımları kısarak en başta petrol ve doğalgaz olmak üzere yüksek kârlılığa sahip alanlara odaklanmaya başladı. Gazete, Shell’in farklı ülkelerdeki deniz üstü rüzgar santrali projelerini de elden çıkarmaya hazırlandığını aktardı.
Sawan, geçen yıl yatırımcılarla gerçekleştirdiği toplantıda şirketin enerji işini geliştirmeyi sürdüreceğini ancak bundan böyle düşük kârlı büyük ölçekli güneş ve rüzgar santralleri inşa etmek yerine gaz yakıtlı enerji santrallerine, büyük batarya sistemlerine ve dijital teknolojilere yoğunlaşacaklarını ifade etmişti.
Hindistan’daki satış işleminin, düzenleyici kurumların onaylarının alınmasının ardından 2026 yılı sonuna kadar tamamlanması öngörülüyor.
Stratejik yönelimde değişim
Shell, Solenergi Power Private Limited şirketini 2022 yılında 1,55 milyar dolar bedelle satın almıştı. Şirket o dönemde bu satın almayı yenilenebilir enerji işini büyütme yolundaki en kritik adımlardan biri olarak nitelendirmişti.
Bu hamleyle Shell, rüzgar ve güneş enerjisi kapasitesini yaklaşık üç katına çıkarmayı ve Hindistan pazarındaki konumunu güçlendirmeyi planlıyordu.
Buna karşın şirket, fosil yakıt üretimini uzun vadede artırma hedefi doğrultusunda satın alma bütçesini yeniden şekillendiriyor. Shell, bu yılın nisan ayında Kanada merkezli enerji üreticisi ARC Resources Ltd şirketini 13,6 milyar dolara satın almak üzere anlaşma sağladığını duyurmuştu.
CNBC televizyonunun aktardığı verilere göre bu satın alma, Londra Borsası’nda işlem gören Shell’in günlük üretim portföyünü yaklaşık 370 bin varil petrol eşdeğerine ulaştıracak.
Diplomasi
Ukrayna’da ordu ile savunma bakanı karşı karşıya

Ukrayna Savunma Bakanı Mihaylo Fedorov’un, ordu içindeki tedarik krizinin ardından Genelkurmay Başkanı Oleksandr Sırskiy’yi görevden aldırmaya çalıştığı ancak Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’yi ikna edemediği belirtildi. The Economist dergisinin Kiev kaynaklarına dayandırdığı habere göre, 35 yaşındaki teknoloji kökenli bakan ile geleneksel askeri liderlik arasındaki gerilim, füze ve mühimmat tedariki konusundaki anlaşmazlıklarla derinleşti.
Ukrayna Savunma Bakanı Mihaylo Fedorov ile Genelkurmay Başkanı Oleksandr Sırskiy arasındaki görüş ayrılıkları ve nüfuz mücadelesi derinleşiyor.
The Economist dergisinin Kiev’deki kaynaklarına dayandırdığı habere göre, Savunma Bakanı Fedorov, Genelkurmay Başkanı Sırskiy’i görevden aldırmak için girişimlerde bulundu ancak Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’den bu konuda onay almayı başaramadı.
Temmuz ayı başında yapılan savaş konseyi toplantısında taraflar arasındaki gerilim belirgin şekilde dışa vurdu. Askeri liderlerin orta ve uzun menzilli insansız hava aracı (İHA) operasyonlarındaki başarıları aktardığı toplantıda generaller, füze ve mühimmat tedariki konusundaki aksaklıkları gündeme getirerek Savunma Bakanı Fedorov’u hedef aldı.
Fedorov ise sene başında bütçeden maaşlar için ayrılan kaynakları acil İHA alımlarına aktarmamış olması halinde Kırım operasyonlarının yürütülemeyeceğini belirterek kendisini savundu.
Toplantıya tanıklık eden bir kaynak, tarafların ortak bir dil bulamadığını ve iki farklı koordinat sisteminin karşı karşıya geldiğini ifade etti.
“Sırskiy sistemi daha iyi biliyor”
Ocak ayında savunma bakanlığı görevine getirilen 35 yaşındaki Fedorov, teknoloji odaklı reformcu kimliğiyle biliniyor.
Dijital Dönüşüm Bakanlığı döneminde devlet hizmetlerini akıllı telefonlara taşıyan “Diia” uygulamasını hayata geçiren Fedorov, Rusya’nın 2022’deki askeri müdahalesinnin ardından Ukrayna’nın “İHA ordusu” projesine öncülük etti. Ancak askeri tecrübesinin olmaması, ordunun geleneksel kanadı tarafından eleştirilmesine yol açıyor.
Üst düzey bir istihbarat kaynağı, Fedorov’un askeri liderlerle doğrudan bir güç mücadelesinde şansının düşük olduğunu değerlendirerek “Sırskiy deneyimli, sistemi Misha’dan (Mihaylo Fedorov) çok daha iyi biliyor ve onu alt edecektir” dedi.
Göreve geldikten sonra Savunma Bakanlığı ve askeri tugaylarda geniş kapsamlı bir denetim başlatan Fedorov, 300 milyar grivna (yaklaşık 6,6 milyar dolar) tutarında usulsüz harcama saptandığını duyurmuştu.
Bakanlık yetkililerini yalan makinesi testine tabi tutan ve açık ihale sistemine geçerek 155 mm’lik topçu mermilerinin maliyetini yüzde 16 düşürdüğünü savunan Fedorov’un adımları, askeri hiyerarşide dirençle karşılaşıyor.
Haziran ayında yürürlüğe giren yeni reform paketiyle cephedeki piyadelerin aylık maaşlarının artırılması, yabancı asker istihdamının kolaylaştırılması ve firar eden askerlere cezasız dönüş hakkı tanınması gibi adımlar atıldı.
Fedorov’un teknoloji ve dijitalleşme alanındaki katkılarını kabul eden bazı üst düzey generaller ise bakanı askeri tecrübeden yoksun olmakla eleştiriyor. Bir general, Fedorov’u başkalarının fikirlerini sahiplenmekle suçlayarak eski ABD Savunma Bakanı Robert McNamara’ya benzetti.
Generaller, bakanın geliştirdiği “puanlama” sisteminin, lojistik ve gözlem gibi hayati ama arka planda kalan görevler yerine sadece cephedeki doğrudan imhaları teşvik ettiğini savunuyor.
Buna karşın Fedorov’un ordu içinde, özellikle teknoloji yoğunluklu birliklerde ve genç subaylar arasında destekçileri de yer alıyor.
Taarruz birliği komutanlarından Oleksandr Nastenko, Fedorov’un kaynakları askerlerin hayatını kurtaran teknolojilere yönlendirmesini olumlu karşıladıklarını belirterek “Gerçek şu ki, hantallaştık ve değişmek zorundayız” değerlendirmesini yaptı.
Silikon Vadisi’nin Ukrayna’daki ‘altın çocuğu’ savunma koltuğunda: Mihail Fedorov kimdir?
Siyasi geleceği Zelenskiy’nin kararına bağlı
Fedorov, haziran ayında Ukrayna televizyonu TSN’ye verdiği demeçte de Sırskiy ile bütçe ve kaynak dağılımı konusunda görüş ayrılıkları yaşadıklarını kabul etmiş, ancak aynı takımda çalıştıklarını vurgulamıştı.
Ukrayna ordusunun bağımsız tedarik ajansının eski başkanı Maryna Bezrukova, Fedorov’un pozisyonunu koruduğunu ancak Devlet Başkanı Zelenskiy’den tam bir siyasi destek alamadığını belirtti.
Diğer yandan ülkede geniş takipçi kitlesi bulunan bazı sosyal medya mecralarında, bakanın denetimindeki İHA ihalelerinde yolsuzluk yapıldığına dair iddialar içeren ve siyasi yıpratma kampanyası olarak yorumlanan paylaşımlar yapılmaya başlandı. Fedorov ise bu iddiaları kesin bir dille reddetti.
Devlet Başkanı Zelenskiy’nin seçim kampanyalarını da yöneten ve başkana yakınlığıyla bilinen Fedorov’un adı, yakın zamanda boşalan başbakanlık koltuğu için de geçiyor. Siyasi analistler bu adımı, bakanlık makamındaki reform projesinin sonlandırılması ve bir geri çekilme olarak okuyor.
Baskılara rağmen görevinde kalacağını belirten Fedorov, “Başkan bana vicdanıma göre hareket etmemi söyledi. Birçok insan bana saldırıyor, evet bu beni endişelendiriyor ama ne yapabilirim? Birilerine boyun eğerek bu görevden ayrılmak istemiyorum” diye konuştu.
Diplomasi
S-400’lerin devri yetmeyebilir

Türkiye’nin F-35 programına geri dönebilmek için Rusya’dan aldığı S-400 hava savunma sistemlerini Körfez ülkelerinden birine satma seçeneğini değerlendirmesi bölge istihbaratında güvenlik endişelerine yol açtı. Ankara’nın sistemleri Katar veya Birleşik Arap Emirlikleri’ne devretmeyi planladığı belirtilirken, Euractiv sitesine konuşan uzmanlar bu formülün de ABD askeri teknolojilerine dair veri sızıntısı riskini ortadan kaldırmayacağını savunuyor.
Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerini, ABD yapımı F-35 savaş uçağı programına yeniden katılabilmek amacıyla Körfez ülkelerinden birine satma olasılığı bölgesel istihbarat birimlerinde endişelere neden oluyor.
Euractiv internet sitesinin istihbarat kaynaklarına dayandırdığı haberine göre Ankara, S-400 sistemlerini Katar veya Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) satma seçeneğini değerlendiriyor.
Bölgedeki bir istihbarat servisinin temsilcisi, böyle bir anlaşmanın ABD askeri teknolojilerine ait hassas verilerin Rusya’ya sızması riskini tamamen ortadan kaldıracağına şüpheyle yaklaştığını ifade etti.
İstihbarat yetkilisi değerlendirmesinde, “Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan, ABD askeri üslerine ev sahipliği yapıyor ve Amerikan silah sistemlerini kullanıyor. Bu durum, gizli bilgilerin Moskova’nın eline geçmesi riskini aynı şekilde taşımıyor mu?” sorusunu yöneltti.
Rus diplomatik kaynaklar da Euractiv’e yaptıkları açıklamada, S-400’lerin üçüncü bir ülkeye satılması ihtimalinin analiz edildiğini doğruladı ancak henüz çözülmemiş güvenlik sorunlarının yer aldığını kaydetti.
Rusya Dışişleri Bakanlığı ise konunun kendi yetki alanlarında yer almadığını belirterek nihai kararın Kremlin tarafından verileceğine işaret etti.
Bir diğer bölgesel kaynak, Moskova’nın bu satışa onay vermek karşılığında Ankara’dan tavizler talep edebileceğini aktardı.
Bu tavizler arasında, Türkiye’nin Rusya’ya yönelik yaptırımlar konusundaki mevcut tarafsız tutumunu korumasının da yer alabileceği belirtiliyor.
Euractiv’in haberinde ayrıca, Yunanistan ve İsrail’in, Türkiye’nin F-35 programına geri dönmesine karşı çıktığı da hatırlatıldı.
Kremlin Sözcüsü Dmitri yPeskov, Ankara’nın S-400 sistemlerini bir Körfez ülkesine satma olasılığına ilişkin daha önce yaptığı açıklamada konuyu “son derece hassas” olarak nitelendirmişti.
Peskov, Moskova’nın bu hususta Türk tarafıyla temas halinde olduğunu ve bu görüşmeleri sürdüreceklerini beyan etmişti.
Kremlin: Türkiye’nin S-400’leri satma konusu son derece hassas
ABD Başkanı Donald Trump, daha önce gerçekleştirilen NATO zirvesinde, S-400 alımı nedeniyle Türkiye’ye uygulanan yaptırımları kaldırmaya ve ülkeyi F-35 programına geri kabul etmeye hazır olduğunu ifade etmişti.
Türkiye, 2017 yılında Rusya ile yaklaşık 2,5 milyar dolar değerinde dört adet S-400 bataryası satın almak üzere anlaşma imzalamıştı.
ABD, bu alıma karşı çıkarak Türkiye’den Rus sistemleri yerine Amerikan Patriot sistemlerini tercih etmesini talep etmiş, Ankara’nın bunu reddetmesi üzerine Türkiye F-35 savaş uçağı ortak üretim ve teslimat programından ihraç edilmişti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, S-400 alımının Suriye kaynaklı tehditlere karşı ülkenin hava savunma ihtiyacını karşılamak amacıyla gerçekleştirildiğini açıklamıştı.
Görüş1 hafta önceZirve Salonunda Konuşulmayacak Hikâye: NATO Üyeliğinin Gerçek Bedeli
Diplomasi6 gün önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Ann Pettifor: Faiz sistemi ekolojiyi tahrip ediyor
Dünya Basını2 hafta önceFransız iktisatçı Sapir: Avrupa ekonomilerinde kimyasal şok etkisini gösterecek
Dünya Basını2 hafta önceABD’nin Japonya’daki füze hamleleri Çin’e net mesaj veriyor
Amerika6 gün önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Görüş6 gün önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Dünya Basını2 hafta önceİran Ali Hamaney’e veda ediyor: Yas, hafıza ve sessizlik












