Diplomasi
Tayvan ikinci Trump dönemine hazırlanıyor

Donald Trump’ın bu hafta ABD başkanlık seçimlerini kazanmasının ardından, savunmasını ABD’ye bağlayan Tayvan yönetimi ilişkileri geliştirmek için sıraya girdi. Trump daha önce Tayvan’ın savunmasını için ABD’ye ödeme yapması gerektiğini savunmuş ve hatta Tayvan’ın çip işini ABD’nin elinden aldığını söylemişti.
Trump’ın Tayvan’la nasıl bir ilişki kuracağı, ikinci başkanlığıyla ilgili en önemli sorulardan biri. ABD, tek Çin ilkesi doğrultusunda Pekin’in egemenliğine saygı duyduğunu ve Tayvan’ın bağımsızlığını tanımadığını söylese de, Taipei’nin açık ara en önemli siyasi ve güvenlik ortağı konumunda ve Tayvan’ı silahlandırıp askeri birliklerini eğiterek savunma kabiliyetlerini güçlendiriyor.
Tayvan lideri Lai Ching-te ve Dışişleri Bakanı Lin Chia-lung Trump’ı kutlamakta gecikmedi. Lin, önemli bir yarı iletken güç olan Tayvan’ın, seçilmiş başkanın “Make America Great Again” sloganını gerçekleştirmesine yardımcı olmada çok önemli bir oyuncu olacağını söyledi.
Hükümetin ağır toplarından biri Nikkei Asia’ya adının açıklanmaması kaydıyla yaptığı açıklamada, “Tayvan yeni Trump ekibiyle iyi bir işbirliği yapacağımızdan emin,” dedi.
Yetkili, “Çin, ABD ve Lai’ye karşı şüpheciliği yaymak için çok çalışacak ve Tayvan ile ABD’yi bölmek için her şeyi deneyecek. Ancak Trump’ın önceki döneminde birçok üst düzey yetkilinin Tayvan’la büyük etkileşimleri ve işbirlikleri oldu” ifadelerini kullandı.
Yine de yeni başkan diplomasiye işlemsel yaklaşımı ve ticari tarifelerle ilgili vurgularıyla tanınıyor. Tayvan, Trump’ın kabine atamalarını -özellikle dışişleri ve savunma portföylerini-, Ukrayna savaşına vereceği yanıtı, Avrupa ve Asya’daki geleneksel güvenlik ortaklarından taleplerini ve Çin’le ticaret savaşını iki katına çıkarıp çıkarmayacağını yakından izleyecek.
Uzmanlar, Tayvan hükümetinin savunma harcamalarını artırma ve askeri reformları hızlandırma çağrısında bulunmasını bekliyor.
Trump’ın ilk yönetiminde üst düzey bir ulusal güvenlik yetkilisi olan Ivan Kanapathy, “Başkan Trump’ın ‘güç yoluyla barış’ yaklaşımı, düşmanlarımızın bir kez daha caydırılacağı ve ortaklarımızın uluslararası güvenlik için daha fazla yük üstleneceği anlamına geliyor” dedi.
Tayvan Savunma Bakanı Wellington Koo salı günü yaptığı açıklamada ABD seçimlerinin galibi kim olursa olsun “Tayvan’ın kendini savunma kararlılığını ve Tayvan’ın ekonomik güvenliği ile stratejik jeopolitik konumunun önemini anlamalarını sağlamalıyız” dedi.
Ancak Çin ile daha yakın ilişkiler kurmak isteyen ana muhalefet partisi Kuomintang’ın bazı üst düzey isimleri askeri harcamaların artırılması konusunda çekincelerini dile getirerek ABD’nin Tayvan’ı bu yönde zorlama nedenlerini sorguladı. KMT’nin önde gelen milletvekillerinden Weng Hsiao-ling geçtiğimiz günlerde Nikkei Asia’ya verdiği demeçte savunma bütçesinin önemli ölçüde artırılmasına karşı olduğunu söyledi.
US Taiwan Watch adlı düşünce kuruluşunun direktörlerinden Chieh-Ting Yeh çarşamba günü Tayvan’ın diplomatik ve siyasi çevrelerin ötesinde Trump’a yakın kişilere ulaşması gerektiğini öne sürdü.
Tayvan Yabancı Muhabirler Kulübü’nde (TFCC) düzenlenen bir tartışma sırasında Yeh, “Tayvan’ın siyasi liderlerinin Wall Street, Silikon Vadisi ve diğer alanlarda Trump’ı tanıyan ve Trump üzerinde etkisi olan kişilerle ilişki kurması gerekiyor” dedi. “Politikalar açısından çok daha fazla öngörülemezlik olacak” diye ekledi.
Taichung’daki Amerikan Ticaret Odası’nın eski başkanı ve yorumcu Courtney Donovan Smith, Trump’ın ilk Beyaz Saray’ında “Çin’e inat olsun diye ya da Çin’e karşı bir koz olarak Tayvan’a yardım etmek isteyen” bazı yetkililer olduğunu hatırlattı.
Smith TFCC’ye “Tayvan’a kendi başına gerçekten değer vermiyorlardı” dedi. Ancak Smith, ulusal güvenlik danışmanı John Bolton ve Dışişleri Bakanı Mike Pompeo gibi Tayvan’ı aktif olarak destekleyen üst düzey isimlerin de olduğunu söyledi: “Örneğin Pompeo … Tayvan’ı ve Tayvan’ın dünyadaki rolünü gerçekten anladı.”
Lai’nin bu hafta X’te “ortak değerler ve çıkarlar üzerine inşa edilen uzun süreli Tayvan-ABD ortaklığının bölgesel istikrar için bir köşe taşı olmaya devam edeceğine ve daha fazla refaha yol açacağına” inandığını yazmasının ardından, Trump’ın bir diğer eski ulusal güvenlik danışmanı Robert O’Brien, “bir sonraki başkanımızı tebrik ettiği için” kendisine teşekkür etti.
Nikkei Asia tarafından görülen büyük bir ABD danışmanlık şirketinin iç yazışmasında O’Brien Trump’ın dışişleri bakanı olması en muhtemel aday, Pompeo ise savunma bakanı olması en muhtemel ikinci aday olarak gösteriliyor.
Notta savunma bakanlığı için ön sırada adı geçen Cumhuriyetçi senatör Tom Cotton daha önce Washington’a Tayvan politikasını değiştirme çağrısında bulunmuştu. ABD’nin bir savaşa müdahale edip etmeyeceği konusunda Pekin ve Taipei’de kasıtlı olarak belirsizlik yaratmak anlamına gelen “stratejik muğlaklık” yerine, esasen Çin’in saldırması halinde Amerika’nın Tayvan’ı savunacağını söyleyen “stratejik netlik” çağrısında bulundu.
Uzmanlar, ikili ilişkileri yönetmek için Tayvan’ın ABD’deki defacto temsilciliğinin de kilit önem taşıyacağı görüşünde.
Taipei ve Washington’daki kaynaklar, Trump’ın dönüşünün etkili bir elçi kriterlerini değiştirmesi nedeniyle Tayvan’ın Alexander Yui’nin yerini alacak yeni bir fiili ABD büyükelçisi atamayı düşünebileceğini söylüyor.
Bu arada Tayvan’ın yeni fiili ABD elçi yardımcısı Andrea Yi-Shan Yang önemli bir kanal olarak görülüyor. Başkan Lai ve Dışişleri Bakanı Lin ile yakın çalışmış, Demokratik İlerleme Partisi’nin genel sekreter yardımcılığını yapmış, Avustralya ve İngiltere’de eğitim görmüş bir isim.
Bu elçiler Çin ve ABD tarafından resmi olarak tanınmıyor. İlişkileri ‘kolaylaştırıcı’ fiili görev yürütüyorlar
Prospect Foundation adlı düşünce kuruluşunun başkan yardımcısı Raymond Sung, TFCC’de yaptığı konuşmada “Yang son derece yetenekli, Lin ve Lai ile doğrudan konuşabilir ve Washington’daki karar alıcılarla etkili bir şekilde iletişim kurabilir” dedi ve ekledi: “ABD’de DİP liderliği için yetenekli ve güvenilir bir kanal.”
Trump’ın atamaları konusunda ise Sung, “Üst düzey bakanlar Elon Musk ya da onun gibiler yerine profesyonel olanlardan seçildiği sürece emin ellerdeyiz” dedi.
Cuma günü düzenlenen ayrı bir TFCC brifinginde Tayvan Çevre Bakanı Peng Chi-ming, ABD ile teknoloji ve iklim işbirliği konusunda iyimserliğini koruyarak Washington’daki değişimin “büyük bir sorun” olmayacağını söyledi.
Peng, “ABD’nin Tayvan’a ihtiyacı olduğunu düşünüyorum – tedarik zinciri desteği ve ayrıca çip desteği – bu nedenle ilişkinin çok fazla değişmeyeceğini düşünüyorum” dedi.
Trump ilk döneminde ABD’yi iklim değişikliğiyle ilgili Paris Anlaşması’ndan çekmiş olsa da Peng, tedarik zincirlerinin karbonsuzlaştırılmasının sadece hükümetler tarafından değil özel sektör tarafından da yönlendirildiğini söyledi.
Elektrikli araçlar, açık deniz rüzgar çiftlikleri ve diğer yenilenebilir enerji kaynaklarına atıfta bulunan ve Amerika’nın küresel lider konumunu vurgulayan Peng, “Başkan Trump’ın iklim teknolojisinden vazgeçmeyeceğini düşünüyorum” dedi. Ayrıca önümüzdeki dört yıl içinde görüşmeler için ABD’yi ziyaret etmeyi umduğunu söyledi.
Bu arada Tayvan Ekonomi Bakanı Kuo Jyh-huei perşembe günü yaptığı açıklamada, gümrük vergisi riski göz önüne alındığında hükümetin Tayvanlı şirketlerin “üretim üslerini Çin dışına taşımaları için yardımda bulunacağını” söyledi.
Economist Intelligence Unit analistlerinden Nick Marro, Trump’ın teknoloji ihracatı kontrollerini ve Çin’in çip hırslarına karşı diğer kısıtlamaları güçlendirmesiyle bu tedarik zincirleri üzerindeki baskının artabileceği uyarısında bulundu.
Marro, “Bir başka Çin-ABD ticaret savaşı, Taiwan Inc. için tedarik zincirlerini Güneydoğu Asya veya Hindistan’a kaydırma aciliyetini destekleyebilir,” dedi. “Ancak Çin’in düşük maliyetli üretim ekosistemi, yetenek havuzları ve sofistike endüstriyel kümelenmeleri göz önüne alındığında, Tayvanlı firmaların toplu halde Çin dışına taşınması pek olası değil” diye ekledi.
Diplomasi
Ermenistan’da balık üreticileri ihracat krizi nedeniyle ayakta

Ermenistan’daki balık üreticileri, Rusya pazarının kapanması ve AB pazarına ihracatın henüz fiilen mümkün olmaması nedeniyle hükümet binası önünde protesto düzenledi. Ellerinde kalan 15 bin ton canlı balık ve Rusya sınırından dönen ürünler için vize başvurusunda bulunan üreticiler, acil destek talep ediyor.
Ermenistan’da faaliyet gösteren balık üreticileri, Rusya pazarının tamamen kapanması ve yeni açıldığı duyurulan Avrupa Birliği (AB) pazarına fiilen ihracat yapılamaması gerekçesiyle başkent Erivan’daki hükümet binası önünde protesto gösterisi başlattı.
Taleplerini iletmek üzere başbakan yardımcılarından biriyle görüşmek isteyen üreticiler, sektörün büyük bir çıkmaza girdiğini belirtiyor.
Ermenistan Balıkçılık Birliği Başkanı Gor Grigoryan, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, AB pazarının kendileri için şu aşamada ulaşılamaz olduğunu kaydetti.
Grigoryan, “Elimizde şu anda 15 bin ton canlı balık stoğu var ve bu hacmin Avrupa pazarında eritilmesi gerçekçi değil. Ayrıca Rusya sınırından geri çevrilen ve soğuk hava depolarında bekletilen ürünlerimiz bulunuyor” dedi.
Yeni pazarlara açılma adımlarını olumlu bulduklarını ancak bu pazarlarda kalıcı olana kadar ayakta kalabilmek için devlet desteğine ihtiyaç duyduklarını belirten Grigoryan, Avrupa’daki tüketicilerin Ermenistan balığını hazırda beklemediğini ve bunun için titiz bir çalışma yürütülmesi gerektiğini vurguladı.
Grigoryan, bazı balıkçılık işletmelerinin 2025 yılında AB pazarına ihracat yapabilmek amacıyla başvuru gerçekleştirdiğini, fakat şu ana kadar herhangi bir tescil veya onay işleminin yapılmadığını aktardı.
Ermeni ihracatçıların uzun yıllar boyunca yaptıkları pazar analizleri sonucunda Rusya yönüne odaklandıklarını belirten birlik başkanı, bu ana rotanın artık tamamen kapalı olduğunu hatırlattı.
Rusya Federal Veterinerlik ve Bitki Sağlığı Gözetim Servisi (Rosselhoznadzor), haziran ayı başında Ermenistan’dan yapılan balık ve balık ürünleri ithalatına yönelik sertifikasyon işlemlerini geçici olarak askıya almış, 26 Haziran itibarıyla da kısıtlamaları sektörün tamamını kapsayacak şekilde genişletmişti.
Rusya Tüm Balıkçılık İşletmeleri, Girişimcileri ve İhracatçıları Birliği Başkanı German Zverev, Ermenistan’ın Rusya için önemli bir alabalık tedarikçisi olduğunu ancak bu kısıtlamaların Rusya içinde bir arz sıkıntısı yaratmayacağını belirtmişti. Zverev, Erivan için ise Rusya pazarının hayati önem taşıdığına dikkat çekmişti.
Buna karşın Ermenistan Ekonomi Bakanı Gevorg Papoyan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, AB pazarının Ermeni balıklarına açıldığını ve Ermeni şirketlerin tarihte ilk kez AB ülkelerine balık ile balık ürünleri gönderme hakkı elde ettiğini duyurmuştu.
Ermenistan, son yıllarda AB ile yakınlaşma politikasını sürdürüyor. Ülke parlamentosu 2025 yılında Avrupa entegrasyon sürecini başlatan yasayı kabul etmiş olsa da hükümet yetkilileri, üyeliğin ülke ekonomisi için taşıdığı önem nedeniyle Avrasya Ekonomik Birliği’nden (AEB) şu aşamada çıkmayı planlamadıklarını defalarca yineledi. Başbakan Nikol Paşinyan ise AB üyeliğini stratejik bir hedef olarak tanımlamaya devam ediyor.
Ermenistan’ın Batı ile entegrasyon adımlarının hız kazanması, Moskova ile ilişkilerde soru işaretlerini beraberinde getirdi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ermenistan tarafının AB ile AEB arasında bir an önce net bir seçim yapması gerektiğini belirterek, bu durumda “yumuşak ve medeni bir ayrılığın” mümkün olabileceğini ifade etmişti.
Mayıs ayında ise AEB üyesi Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan liderleri, Ermenistan’a AB ile birlik arasında seçim yapacağı bir referandumu gecikmeden düzenlemesi çağrısında bulunmuştu.
Rusya, son aylarda balık ürünlerinin yanı sıra Ermenistan’dan ithal edilen taze sebze, meyve, çiçek ve alkollü içecekler gibi diğer ürün gruplarına da çeşitli kısıtlamalar getirdi.
Rosselhoznadzor Başkanı Sergey Dankvert, bu kararların arkasında siyasi nedenler bulunmadığını, sorunun Ermenistan’daki üretim süreçlerindeki yapısal aksaklıklardan kaynaklandığını savundu.
Dankvert, ülkede çok sayıda küçük üretici bulunmasına rağmen etkin bir kooperatifleşme ve iç denetim mekanizmasının bulunmadığını işaret etti.
Avrupa Komisyonu ise Rusya’nın attığı bu adımları “ekonomik baskı” olarak nitelendirerek, Ermenistan için bir destek paketi hazırladıklarını ve Ermeni ürünlerinin Avrupa pazarına erişimini kolaylaştıracak önlemler üzerinde çalıştıklarını açıkladı.
Reuters’ın aktardığı resmi istatistiklere göre, 2025 yılında Ermenistan’ın dış ticaretinin yaklaşık yüzde 35’i Rusya ile gerçekleştirilirken, Avrupa Birliği’nin payı yüzde 11 civarında kaldı.
Diplomasi
Panama ile Çin denizcilik anlaşmasını yeniliyor

Panama, Çin limanlarında kendi bandırasını taşıyan gemilere gümrük tarifelerinde öncelik ve bürokratik kolaylık sağlayan deniz taşımacılığı anlaşmasını yenilemek üzere Pekin yönetimiyle uzlaştı. Panama Dışişleri Bakanlığının resmi açıklamasıyla duyurulan gelişme, Panama Kanalı’ndaki iki limanın işletme hakkına sahip Hong Kong merkezli bir şirketin imtiyaz sözleşmesinin iptal edilmesinin ardından yaşanan gerilimi takip ediyor.
Panama hükümeti, Çin limanlarında Panama bandıralı gemilere çeşitli avantajlar sunan deniz taşımacılığı anlaşmasının yenilenmesi konusunda Çin yönetimiyle mutabakata varıldığını açıkladı.
Söz konusu uzlaşı, Panama Kanalı bünyesindeki iki limanın işletme imtiyazına sahip olan Hong Kong merkezli bir şirketin sözleşmesinin iptal edilmesini takiben, Panama bandıralı gemilerin Çin limanlarında daha sıkı denetimlerle karşı karşıya kaldığı yönündeki şikayetlerin ardından geldi.
Panama Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, geçen hafta Pekin’de gerçekleştirilen müzakerelerin ardından iki ülkenin “uzlaşıya vardığı” ve anlaşmanın “yenilenme prosedürlerinin başlatılacağı” ifade edildi.
Bu yıl süresi dolacak olan mevcut anlaşma, Çin limanlarında Panama bayrağı taşıyan gemilere yönelik gümrük tarifelerinde tercihli kolaylıklar ve daha sade bürokratik kurallar sunuyor.
Yerel basında çıkan haberlere göre, 2026 yılında yaklaşık 500 Panama gemisi Çin limanlarında denetlenmek üzere alıkonulmuştu.
Ancak Dışişleri Bakan Vekili Carlos Hoyos pazartesi günü yaptığı açıklamada, bu denetim sayılarının artık “tarihi seviyelere” geri döndüğünü belirtti.
Çin’in Panama gemilerine yönelik denetimleri sıkılaştırması, Orta Amerika ülkesindeki bir mahkemenin, kanal bünyesindeki iki terminali işleten Hong Kong merkezli CK Hutchison şirketinin iştiraki Panama Ports Company’nin sözleşmesini iptal etme kararının ardından yoğunlaşmıştı.
Öte yandan, ABD Başkanı Donald Trump, Panama Kanalı’nın Çin tarafından yönetildiği argümanıyla bu kritik su yolu üzerinde kontrol sağlama girişimlerinde bulunmuştu.
Buna karşın Panama Kanalı, Panama hükümetinden özerk olan bağımsız bir devlet kurumu tarafından idare ediliyor.
Diplomasi
Ukrayna askeri komutasında idari kriz

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, eski Savunma Bakanı Mihaylo Fedorov’un hükümete dönmeyi reddetmesi üzerine askeri komuta kademesinde derinleşen bir krizle karşı karşıya kaldı. Financial Times’ın batılı yetkililere dayandırdığı habere göre, Kiev’e destek veren ülkeler orduda acilen istikrar sağlanmasını ve güvenilir isimlerin göreve getirilmesini talep ediyor.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, eski Savunma Bakanı Mihaylo Fedorov’un hükümete geri dönmeyi kabul etmemesiyle birlikte askeri komuta kademesinde derinleşen bir krizle karşı karşıya.
Financial Times (FT) gazetesinin konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberine göre, bu durum Zelenskiy’nin Genelkurmay Başkanı Oleksandr Sırskiy’nin geleceğine yönelik karar alma sürecini daha da zorlaştırıyor.
Ukrayna’ya destek veren batılı ortaklar, Zelenskiy yönetimine silahlı kuvvetlerle ilgili sorunları bir an önce çözüme kavuşturma çağrısı yaptı. Gazeteye konuşan batılı bir yetkili, “Biz sizin ana finansörünüzüz ve bize istikrar gerekiyor. Tanıdığımız, güvendiğimiz ve birlikte çalışabileceğimiz insanlara ihtiyacımız var” ifadesini kullandı.
Protestolar 16 şehre yayıldı
Fedorov’a destek amacıyla 16 Temmuz Perşembe günü Kiev’de başlayan protestolar en az 16 şehre yayıldı. Yaşanan bu süreç, Zelenskiy’nin Genelkurmay Başkanı Sırskiy ile ilgili kararsızlığını derinleştirdi.
FT, bu düzeyde bir askeri yöneticinin görevden alınmasının devletin savunma kabiliyetine zarar verme riski taşıdığını, ancak değişim taleplerinin yanıtsız bırakılmasının da Zelenskiy’nin halk desteğini daha fazla düşürebileceğini belirtiyor.
Ayrıca, Rusya ile yaşanan silahlı çatışma döneminde kariyer basamaklarını tırmanan genç subayların üst kademelerde görev alma talebi her geçen gün artıyor.
Gazeteye konuşan kaynaklar, bu yeni nesil komutanların muharebe sahasının değişen gerçeklerini ve yeni teknolojileri daha iyi kavradığını aktarıyor.
Zelenskiy’nin Fedorov’a geniş yetkiler sunmak istediği, ancak eski bakanın sadece Savunma Bakanlığı görevine dönmeye sıcak baktığı ifade ediliyor.
Ukrayna lideri, Fedorov’a doğrudan devlet başkanına bağlı çalışabileceği, savunmada inovasyon ve askeri reform süreçlerini denetleyebileceği Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi (SNHB) bünyesinde bir pozisyon önerdi.
Bu formüle göre Fedorov, Savunma Bakanlığı ve ordunun idari yapısı dışında kalarak savunma teknolojileri programlarını yönetebilecek, uzun menzilli silah üretimini artırma çabalarını koordine edebilecek ve askeri sanayiye yabancı yatırım çekme görevini üstlenebilecekti.
Kaynaklar, Zelenskiy’nin Fedorov ile hafta sonu görüştüğünü ve istifasından bu yana kendisiyle neredeyse her gün temas halinde olduğunu belirtiyor. Devlet başkanının sunduğu diğer alternatif görevlerin tamamı da Fedorov tarafından geri çevrildi.
Sırskiy ve Fedorov arasındaki doktrin ayrılığı
Eski Savunma Bakanı Fedorov geçen hafta görevinden ayrılmış, yerine bu yılın başından beri Ukrayna Güvenlik Servisini (SBU) yöneten Yevgeniy Hmara atanmıştı.
İstifasının ardından Fedorov, Genelkurmay Başkanı Sırskiy’i yolsuzluk ve “stratejik öngörüsüzlükle” suçlayarak görevden alınması çağrısı yapmıştı. Fedorov ayrıca, genelkurmay başkanının Zelenskiy’e bir “ültimatom” vererek kendisinin görevden alınmasını talep ettiğini öne sürmüştü.
FT’nin analizine göre iki isim arasında ciddi bir askeri doktrin ayrılığı bulunuyor. Sırskiy ordunun “mümkün olduğunca uzun süre mevzilerini koruması ve daha fazla insanı seferber etmesi” gerektiği yönündeki yaklaşıma dayanırken, Fedorov askeri yapıda teknolojik inovasyonların uygulanmasını, robotik sistemlerin ve insansız hava araçlarının kullanımına öncelik verilmesini ve ordunun genel bir reform sürecinden geçirilmesini savunuyordu.
Ukrayna merkezli Insider.ua internet sitesi ve gazeteci Vitaliy Glagola, 20 Temmuz’da devlet başkanlığı ofisi ile savunma bakanlığındaki kaynaklarına dayanarak Sırskiy’nin o gün görevden alınacağını iddia etmişti.
Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığı ise daha sonra yaptığı açıklamada generalin görevden alındığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını ve Sırskiy’nin görevine devam ettiğini duyurmuştu.
Ukrayna’da kabine revizyonu: Savunma Bakanı Fedorov görevden alındı
Görüş2 hafta önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Diplomasi2 hafta önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Amerika2 hafta önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Asya2 hafta önceXi, bilim ve teknoloji inovasyonuyla Çin modernleşmesinin ilerletilmesi çağrısı yaptı
Diplomasi1 hafta önceFT: Çin’e bağımlılığı azaltmanın Batı’ya maliyeti 23 trilyon doları aşabilir
Diplomasi2 hafta önceNATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti
Diplomasi2 hafta önceAnkara’daki NATO zirvesinde hangi silah anlaşmaları yapıldı?
Görüş1 hafta önceTahran’da iki kritik isimle konuştum: İran kendisini nasıl görüyor?











