Bizi Takip Edin

Diplomasi

The Economist: Avrupalı müttefikler NATO için B planı kuruyor

Yayınlanma

The Economist’in aktardığına göre NATO ülkeleri, ABD’nin ittifaktan çekilme veya kararları bloke etme ihtimaline karşı alternatif bir askeri komuta yapısı hazırlıyor. Avrupalı müttefikler, özellikle ABD askeri varlığının azaltılması ve Washington’dan gelen eleştiriler üzerine, Washington’a bağımlı olmayan kolektif bir savunma senaryosu üzerinde çalışıyor.

The Economist dergisi, Avrupa ülkelerinin NATO bünyesinde, ABD’nin ittifaka katılımının azalması veya Washington’ın taahhütlerini yerine getirmemesi senaryosuna karşı gizli bir kolektif savunma planı geliştirmeye başladığını bildirdi.

Haberde, konunun ittifak üyesi ülkelerin askeri yetkilileri ve bürokratları arasında görüşüldüğü belirtildi.

Bu tartışmaların hız kazanmasında, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Avrupa’daki askeri varlığı azaltma yönündeki kararları etkili oldu.

Washington yönetimi Mayıs ayında 4 bin askerin Polonya’ya sevkiyatını iptal etti; ayrıca Almanya’dan 5 bin askeri geri çekeceğini ve Federal Almanya Cumhuriyeti’nde Tomahawk seyir füzeleri konuşlandırmaktan vazgeçtiğini duyurdu.

The Economist’in görüşüne göre Avrupalı müttefikler, kendi askeri kapasitelerini; özellikle istihbarat, iletişim ve füze savunma sistemleri alanlarında ABD’nin yerini alacak şekilde güçlendirmek için yeterli zamana sahip olduklarını hesaplıyordu.

Ancak ABD varlığındaki hızlı geri çekilme, bu stratejik beklentiyi belirsizleştirdi.

Derginin kaynakları, NATO bünyesindeki bazı ülkelerin, ABD desteği olmaksızın askeri harekat yürütme kapasitesini ve mevcut ittifak yapısının dışında alternatif bir komuta sistemi oluşturma fikrini masaya yatırdığını ileri sürdü.

İsmi açıklanmayan bir İsveçli yetkili, dergiye verdiği demeçte, “Biz bir B planına ihtiyacımız olduğunu fark ettik” ifadesini kullandı. Yetkili, Ocak ayında Grönland çevresinde yaşanan krizin ve Başkan Donald Trump’ın Danimarka’ya ait bu ada üzerinde Amerikan kontrolü sağlama ihtimalini gündeme getirmesinin, Avrupalı ülkeler için “bir alarm zili” olduğunu kaydetti.

NATO içerisinde, ABD’nin Rusya ile yaşanabilecek potansiyel bir çatışmaya dahil olmaması ihtimalinin yanı sıra, Washington’ın ittifak kararlarını bloke etme kapasitesinden de endişe duyulduğu belirtildi.

NATO’nun kolektif savunma mekanizmalarının devreye girmesi, tüm üye ülkelerin rızasına bağlı bulunuyor.

Avrupalı ülkelerin değerlendirdiği seçenekler arasında, İngiltere liderliğindeki on Kuzey Avrupa ve Baltık ülkesinden oluşan Birleşik Sefer Kuvvetleri’nin (Joint Expeditionary Force, JEF) rolünün güçlendirilmesi yer alıyor.

The Economist’e göre JEF, hali hazırda kendi karargahına, güvenli iletişim kanallarına ve NATO’dan doğrudan bağımsız operasyonel müdahale mekanizmalarına sahip. Bu format, tüm üye ülkelerin oydaşması olmaksızın karar alma imkanı da tanıyor.

Dergi kaynakları, potansiyel yeni güvenlik mimarisinin temelini, Rusya’yı temel tehdit olarak gören Kuzey Avrupa, Baltık ülkeleri ve Polonya’nın oluşturabileceğini vurguladı.

Avrupalı yetkililer ise, kapsamlı bir NATO alternatifi kurmanın sadece askeri harcamaların artırılmasını değil, aynı zamanda yeni bir harekat koordinasyon sistemi ve sevk idare yapısı oluşturulmasını gerektirdiğini kabul ediyor.

Bununla birlikte, bazı NATO temsilcileri İngiltere’nin mevcut savunma kapasitesi konusunda şüphelerini dile getiriyor. Yetersiz finansmanın, İngiltere’nin kısa sürede konuşlandırılabilecek gemi, denizaltı ve kara birliği sayısını sınırladığı belirtiliyor.

İsmi verilmeyen bir yetkili, dergiye yaptığı açıklamada, “İngiltere herkesin gözdesi. Ancak ‘Downton Abbey sendromu’ yaşıyor. Hazır olduğunu iddia ediyor ama imkanları buna yeterli değil” yorumunda bulundu. Yayında, Almanya’nın bu gruba dahil olmasıyla söz konusu eksikliklerin hafifletilebileceği öne sürüldü.

The Economist, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin, bu tür senaryoların kamuoyu önünde tartışılmasına karşı çıktığını ve bunun “ateşe körükle gitmek” anlamına gelebileceğinden endişe duyduğunu belirtti.

Nisan başında ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ABD’nin NATO’nun değerini yeniden gözden geçirmesi gerektiğini ifade etti. Rubio, ittifak ülkelerinin ABD’ye destek vermemesi halinde Washington’ın neden bu blokta yer alması gerektiğini sorguladı.

Daha sonra Başkan Donald Trump, bloğun İran ile savaşa katılmaması nedeniyle ülkelerinin NATO’dan ayrılmayı ciddi şekilde değerlendirdiğini söyledi. ABD Başkanı, ittifakı “kağıttan kaplan” olarak nitelendirdi.

Eski Almanya Federal Şansölyesi Angela Merkel ise ABD’nin NATO’dan ayrılmasının hem Amerika’nın hem de Avrupa ülkelerinin çıkarlarına aykırı olduğunu savundu.

Merkel, küresel çapta artan zorluklar karşısında hiçbir ülkenin sorunların üstesinden tek başına gelemeyeceğini vurguladı.

ABD’den gelen açıklamaların ardından Polonya Başbakanı Donald Tusk, NATO’nun dağılmasına yönelik “felaket bir eğilim” gözlemlediklerini belirtti ve bu gidişata karşı mücadele çağrısında bulundu.

Tusk, “Hepimiz bu felaket eğilimi tersine çevirmek için elimizden geleni yapmalıyız” dedi.

Diplomasi

Macron ile Trump, enerji alanında ateşkes önerilerini görüştü

Yayınlanma

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ABD Başkanı Donald Trump ile Ukrayna ve Rusya arasında enerji sektörüne yönelik saldırılara ilişkin bir ateşkes sağlanmasını amaçlayan girişimleri görüştüğünü söyledi.

Görüşmenin ardından gazetecilere konuşan Macron, iki liderin çatışma konusunda “çok iyi” ve “çok yapıcı” bir görüşme yaptıklarını ve Kiev’in savunmasını güçlendirmesine yardım edilmesi gerektiği konusunda mutabık kaldıklarını belirtti.

Macron şöyle konuştu:

“Ukrayna ve Rusya konusunda uzun bir görüşme yaptık; savunma açısından kilit öneme sahip bir konu olduğu için, Ukraynalı dostlarımıza önleme füzeleri konusunda daha hızlı ve daha güçlü bir şekilde yardım etmemiz gerektiği üzerinde durduk.”

Ayrıntılara girmeden Macron, ikilinin enerji sektörüne yönelik saldırıların durdurulması fikrine de odaklandığını belirtti.

Fransız lider bu konuyu pazartesi günü ilerleyen saatlerde Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy ile yapacağı görüşmede gündeme getireceğini de eklemişti.

Fransız lider, savaşın Avrupa genelinde güvenliği etkilemeye devam etmesi nedeniyle Ukrayna’nın enerji sistemine yardım etmenin bir öncelik olmaya devam ettiğini ve Birleşmiş Milletler’de düzenlenecek yıllık liderler toplantısı sırasında bu konuda ilerleme kaydedilmesini umduğunu belirtti.

Zelenskiy de Macron ile bir görüşme yaptığını bildirdi ve görüşmelerin güvenlik konusuna ve Ukrayna için bir “kış destek paketi” hazırlıklarına odaklandığını belirtti.

Zelenskiy’e göre, Ukrayna, AB kredisi kapsamında sağlanan finansmanla ek SAMP/T hava savunma sistemleri ve bunlara ait füzeleri temin etmeye hazır.

Ayrıca, Ukrayna ve ortaklarının bu sistemlerin ve mühimmatlarının Ukrayna’da üretilmesi olasılığı üzerinde çalıştıklarını ve ortak FREYJA anti-balistik füze programı üzerinde de çalıştıklarını belirtti.

Zelenskiy, bu çalışmaların ilk sonuçlarını bu yıl içinde almayı beklediğini söyledi.

Macron, “Rusya’nın Ukrayna’nın enerji altyapısına yönelik saldırıları, milyonlarca ailenin ısınma ve elektrikten mahrum kalmasına yol açma tehlikesi taşıyor. Fransa, kış boyunca Ukrayna’ya destek verecek ve G7 ülkeleri de enerji sektöründe destek sağlayacak,” dedi.

Macron’a göre Fransa, radar ve önleme füzeleri tedarikine yönelik bir sözleşme de dahil olmak üzere Ukrayna’nın hava savunmasını güçlendiriyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

G7, İran’ı “Husilere silah sağlamayı durdurmaya” çağırdı

Yayınlanma

G7 dışişleri bakanları İran’a, Yemen’deki Ensarullah milislerine (Husiler) sağladığı silah ve desteği sonlandırması çağrısında bulundular.

Bakanlar, bu durumun uluslararası ticareti baltalama ve küresel istikrarsızlığa yol açma riski taşıyan tehlikeli bir tırmanma eğilimi oluşturduğunu belirttiler.

ABD, Almanya, Birleşik Krallık, Fransa, İtalya, Japonya ve Kanada dışişleri bakanları, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun yan etkinlikleri kapsamında düzenlenen toplantının ardından açıklama yaptılar.

G7 ülkeleri yaptıkları açıklamada, “Yemen’de ve Suudi Arabistan Krallığı’na karşı Husi milisleri tarafından gerçekleştirilen kabul edilemez saldırıları en şiddetli şekilde kınıyoruz,” dediler.

Açıklama şöyle devam etti:

“Husileri, tüm askeri eylemleri, sivil gemilere yönelik tüm tehdit ve saldırıları derhal durdurmaya ve iyi niyetle siyasi sürece geri dönmeye çağırıyoruz.”

Bakanlar, “Gelecekte de Yemen’in meşru hükümetine desteğimizi sürdürecek ve Yemen’in birliği, egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğüne olan güçlü bağlılığımızı yeniden teyit edeceğiz,” dediler.

İran, daha önce Ensarullah’a silah sağladığını reddetmiş ve onlara yalnızca siyasi destek verdiğini belirtmişti.

Bu arada, AFP haber ajansı, Yemen direnişi yanlısı medya kaynaklarına atıfta bulunarak, Suudi Arabistan’ın Yemen’in stratejik Kızıldeniz liman kenti Muha’ya düzenlediği hava saldırılarında en az altı kişinin öldüğünü bildirdi.

Ensarullah’ın bu ayın başlarında Suudi yanlısı güçlerden ele geçirdiği şehre düzenlenen saldırıda ölenler arasında iki çocuk ve bir kadın da bulunurken, sekiz kişi yaralandı.

Yemen hükümetini destekleyen Suudi Arabistan, bildirilen hava saldırıları hakkında henüz bir açıklama yapmadı.

BM, Yemen’in Kızıldeniz kıyılarında çatışmaların aniden şiddetlenmesi nedeniyle toplamda 120.000’den fazla Yemenlinin yerinden edildiğini tahmin ediyor.

Bu ayın başlarında, Yemen’in yoğun nüfuslu bölgelerinin çoğunu zaten ele geçirmiş olan Ensarullah milisleri, Kızıldeniz’in güney kısmının Aden Körfezi’ne ve daha geniş Hint Okyanusu’na aktığı dar bir deniz geçidi olan Bab el-Mendeb’in kontrolünü ele geçirdi.

İngiltere Başbakanı Andy Burnham, Birleşik Krallık’ın Suudi Arabistan’a, Kıbrıs’taki RAF Akrotiri üssünde konuşlanmış tek bir İngiliz uçağı olan Voyager’ın da dahil olacağı “savunma amaçlı havada yakıt ikmali” desteği sağlayacağını açıkladı.

Bir diplomatik kaynak AFP’ye, Fransa’nın da destek sözü verdiğini ve “tamamen savunma amaçlı bir yaklaşım” yoluyla Suudi enerji altyapısının “güvenliğini sağlama” konusunda çalışmaya hazır olduğunu belirtti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

ABD, Grönland’da iki yeni askeri üs açacak

Yayınlanma

ABD, Grönland’ın güneyinde Soğuk Savaş döneminden kalma bir askeri üssü yeniden faaliyete geçirmeyi ve şu anda Danimarka köpek kızağı devriyesi tarafından kullanılan doğu kıyısında bir başka üs kurmayı planlıyor.

Reuters’a bilgi veren kaynaklara göre, söz konusu yerler, 1950’lerde ABD’nin Bluie West One askeri üssünü kapatmasından bu yana nüfusu hayli azalan Narsarsuaq ile Danimarka özel kuvvetleri birimi olan Sirius Köpek Kızak Devriyesi tarafından kullanılan bir askeri karakol olan Mestersvig.

Danimarka, Grönland ve ABD’nin, salı günü (22 Eylül) New York’ta düzenlenecek Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yeni anlaşmalarını imzalamaları bekleniyor.

Anlaşmanın metni henüz kamuoyuna açıklanmadı. Anlaşma hakkında bilgi sahibi olan ve isimsiz kalmak koşuluyla konuşan üç kişi, ayrıntıların anlaşma imzalanana kadar kesinleşmeyeceğini belirtti.

Bir Beyaz Saray sözcüsü, anlaşmanın ayrıntıları hakkında yorum yapmaktan kaçındı ve salı günü imzalanacak olan anlaşmanın “Grönland ve Amerika Birleşik Devletleri’nin güvenliğini sağlayacağı ve koruyacağı” yönündeki daha önceki açıklamayı yineledi.

ABD ile Danimarka arasında Grönland anlaşması

Danimarka, bu anlaşmanın Arktik güvenliğini yalnızca ABD ve Danimarka’ya bırakmak yerine, NATO’nun denetimi altına aldığını belirtiyor.

Anlaşma, uzun süredir ABD’nin Grönland’ı kontrol etmesini istediğini belirten ve zaman zaman bu yarı özerk Danimarka toprağını ele geçirmek için askeri veya iktisadi güç kullanma olasılığını da masaya koyan ABD Başkanı Donald Trump’ın aylar süren baskısının ardından geldi.

Ocak ayında zirveye ulaşan Trump’ın tehditleri, NATO içinde bir diplomatik krize yol açmış ve Danimarka ile Grönland’ı, bu baskıyı hafifletmek amacıyla Washington ile müzakerelere itmişti.

Soğuk Savaş döneminde ABD, Grönland’da 17 askeri üs ve 10.000’den fazla personel bulunduruyordu.

Günümüzde ise sadece Pituffik Uzay Üssü kalmış durumda ve burada yaklaşık 150 ABD askeri personeli görev yapıyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English