Amerika
The Economist: Çin’i dışlayan bir batarya tedarik zinciri imkansız

ABD yönetiminin, özellikle yarı iletkenler ve ‘yeşil dönüşüm’ malzemelerinde Çin’e bağımlılığı azaltma çabası sürerken, içeride bunun maliyetlerine ilişkin uyarılar gelmeye devam ediyor.
The Economist’te yer alan bir değerlendirmeye göre, elektrikli otomobillerin küresel satışları 2019 ile 2022 yılları arasında beş katına çıkarak geçen yıl 10 milyon adedi aşsa da dönüşümün hızı, tedarik kısıtlamaları ve jeopolitik engellerle karşılaşıyor.
Lityum-iyon bataryaların üretimi için gerekli olan minerallerin arzının, tahmin edilen küresel talebi karşılamak için 2020li yıllarda her yıl üçte bir oranında artması gerektiğini belirten The Economist, sadece ABD’de, 2030 yılına kadar tüm Amerikan araç satışlarının yarısının elektrikli araçlardan oluşmasını sağlama hedefini karşılamak için on milyonlarca bataryaya ihtiyaç duyulacağına dikkat çekiyor.
Buna rağmen ABD’nin en büyük rakibi Çin, açık ara en büyük batarya metali işleyicisi, batarya hücresi üreticisi ve bitmiş batarya üreticisi konumunda.
Makalede, üretimin denizaşırı ülkelerde yapıldığı yerlerde bile Çinli şirketlerin sürece hakim olduğunun altı çiziliyor. “Amerikalı politika yapıcılar bunu Amerika’nın tedarik zincirlerinin dayanıklılığına yönelik bir tehdit olarak görüyor,” diyen The Economist, batarya teknolojisinin ‘yeni soğuk savaşın’ en önemli endüstriyel savaş alanlarından biri haline geldiğini vurguluyor.
Asya belirleyici olacak
Dergiye göre bu savaşın sonucu, batarya tedarik zincirlerinin çoğunun bulunduğu Asya’da belirlenecek.
Sektördeki ilk sıkıntıların, en önemli iki batarya malzemesi olan lityum ve nikel de dahil olmak üzere malzeme üretimi ve işlenmesinde yaşanacağını belirten The Economist şu bilgileri veriyor: 2022’de üretilen lityumun neredeyse yarısı Avustralya’dan, %30’u Şili’den ve %15’i Çin’den geldi. Nikelde ise Endonezya’nın üretimi geçen yıl küresel toplamın %48’ine ulaşırken, Filipinler %10’unu ve Avustralya %5’ini oluşturdu.
ABD şu ana kadar minerallere ve üretim kapasitesine erişim sağlamak için bu ülkelerden bazılarıyla dar kapsamlı ticaret anlaşmaları yapıyor ve ayrıca Enflasyonu Düşürme Yasası (IRA) aracılığıyla üreticilere muazzam sübvansiyonlar sunuyor. ABD IRA aracılığıyla Amerika’nın serbest ticaret anlaşması yaptığı bir ülkede işlenen minerallerin ve üretilen bataryaların payına ilişkin sıkılaştırılmış kurallar koyarken Çin de paralel bir batarya tedarik zinciri inşa ediyor.
Endonezya ve nikel üretim sorunu
Endonezya’nın nikeldeki hakimiyeti başlı başına potansiyel bir sorun olduğu belirtiliyor.
Danışmanlık şirketi PWC’nin geçen yıl yaptığı bir tahmine göre, 2035 yılına kadar evsel ürünler için her yıl 2,7 milyon ton nikele ihtiyaç duyulacak. Endonezya şu anda sadece 1,6 milyon ton nikel üretiyor ve bunun büyük bir kısmı paslanmaz çelik için kullanılıyor. Metalin çıkarılması ve işlenmesi için büyük miktarda kapasite henüz planlanmakta veya yapım aşamasında.
Metal işleme, tedarik zincirinin Çin’den bağımsız hale getirilmesinin en zor bölümü. Bir tahmine göre Çin dünyadaki nikelin yaklaşık dörtte üçünü eritiyor ve işliyor. Ayrıca lityum işleme kapasitesinin yaklaşık üçte ikisine de sahip. Yalnızca bu rakamlar bile Çin’in bu sektördeki ağırlığını tam olarak ifade etmekten uzak, çünkü Çin dışında yapılan işlemlerin çoğunda da Çinli şirketler yer alıyor.
Örneğin Endonezya’da faaliyette olan üç tesis, nikeli eritmeden cevherinden çıkaran gelişmiş bir süreç olan yüksek basınçlı asit liçi kullanıyor ve hepsi de Çin teknolojisine, işletme becerisine ya da her ikisine birden dayanıyor.
Bir başka örnek ise Ford. Amerikan otomobil üreticisi Ford, nikel tedarikini güvence altına almak için Çinli bir madencilik şirketi olan Huayou Cobalt ile Endonezya’daki bir nikel işleme tesisine yatırım yapmak üzere bir girişim kurdu. Ford halihazırda bir Çin firmasıyla yaptığı farklı bir girişim nedeniyle ülkesinde de siyasi baskı altında: Michigan’da hem nikel bazlı hem de lityum bazlı aküler üretecek yeni bir tesis için Çinli bir akü devi olan Contemporary Amperex Technology ile güçlerini birleştirdi. Çinli firma, toplam kapasiteleriyle ölçüldüğünde dünyadaki elektrikli araç akülerinin üçte birinden fazlasını üretiyor.
Batarya parçalarının üretiminde de Çin rakipsiz
Çin’e bağımlılığı gösteren bir başka alan da batarya parçaları üretimi. Çinli firmalar batarya parçaları üretiminde de hakim konumda.
Batarya hücrelerine yönelik bileşenler arasında Çin, üretimin en az yarısını ve bazı kategorilerde %70’inden fazlasını oluşturuyor. Sektörün geri kalanı ise Güney Kore ve Japonya’da yoğunlaşmış durumda. Üç Uzak Asya ülkesi endüstrinin orta akım parçalarının %92 ila %100’ünü oluşturuyor.
The Economist’e göre, ABD yeterince işlenmiş mineral temin edebilse bile, iddialı hedeflerine ulaşması için Kore ve Japonya’nın akü üretimindeki know-how’ının Kuzey Amerika’ya yoğun bir şekilde aktarılması gerekecek.
Maliyet sorunu baş ağrıtıyor
Güney Kore merkezli LG Energy Solution, Catl’den sonra ikinci en büyük batarya üreticisi konumunda. Bu kapsamda şirket, Hyundai, Honda ve General Motors ile ortak girişimlerle ABD’de büyüyor. LG, Kuzey Amerika’da 2022 yılında sadece 13 gwh olan depolama kapasitesini 2030 yılına kadar 278 gigawatt-saate genişletmeyi planlıyor. Fakat şirketin satın alma müdürü Kim Myung Hwan, artan inşaat maliyetlerinin, kalifiye personel sıkıntısının ve bataryalar için gerekli malzemelerin fiyatlarındaki dalgalanmaların hızlı büyümenin önündeki engeller olduğunu belirtiyor.
Bazı Asyalı üreticiler, denizaşırı üretim maliyetinin yıllarca en büyük engel olmasından endişe ediyor. Batarya hücrelerinde kullanılan separatörleri üreten bir Japon şirketi olan W-Scope’un yöneticisi Hideo Ouchi, “İşi 10, 15, 20 yıl boyunca nasıl kârlı hale getireceğimizi düşünmek çok daha önemli,” diyor. Ouchi, 2030 yılına kadar elektrikli araçlarla ilgili hedeflerine ulaşmak için sadece ABD’nin 2021 yılında küresel olarak üretilen kadar batarya separatör malzemesine ihtiyaç duyacağını tahmin ediyor.
Cumhuriyetçi bir hükümet gidişatı tersine çevirebilir
Bir başka mesele de hükümet politikasındaki belirsizlik. Özellikle Asyalı pek çok batarya üreticisi ABD’den gelecek mali desteğe bel bağlamışken bu mesele daha da önem kazanıyor.
Geçtiğimiz ay Amerika Birleşik Otomobil İşçileri Sendikası, Biden yönetimini, Ford ve Koreli batarya üreticisi SK ON’a Michigan’da yeni bir fabrika için 9,2 milyar dolara varan bir krediye sıkı işçi hakları koşulları eklemediği için eleştirdi. Gelecekteki Cumhuriyetçi yönetimler mevcut elektrikli araç hedeflerini azaltabilir ya da tamamen ortadan kaldırabilir.
The Economist’e göre elektrikli araçlara yönelik muazzam küresel talebi karşılamak için batarya tedarik zincirini genişletmek, şimdiye kadar girişilen en büyük endüstriyel zorluklardan birini temsil ediyor.
Amerika
Trump, Graham’in Rusya yaptırımları paketine onay verecek

ABD Başkanı Donald Trump, hayatını kaybeden Senatör Lindsey Graham’in girişimi olan Rusya’ya yönelik yeni yaptırım paketini destekleyecek. Beyaz Saray yetkililerine dayandırılan bilgilere göre, söz konusu paket Rusya’dan petrol, doğalgaz ve uranyum almayı sürdüren ülkelere yüksek gümrük vergileri uygulanmasını öngörüyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın, hayatını kaybeden Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham’in öncülük ettiği Rusya karşıtı yeni yaptırım paketini destekleyeceği bildirildi.
CNN televizyonunun Beyaz Saray’dan bir yetkiliye dayandırdığı haberde, Trump yönetiminin tasarıya onay vermeye hazır olduğu aktarıldı.
Demokrat Senatör Richard Blumenthal ile Graham, 10 Temmuz Cuma günü yaptıkları açıklamada, yürütülen uzun müzakerelerin ardından Beyaz Saray ile uzlaşmaya varıldığını ve yönetimin yaptırım paketini desteklemeye hazır olduğunu duyurmuştu.
ABD Başkanı Trump, daha önce yaptığı açıklamalarda, yaptırımların uygulanması konusunda başkanlık yetkilerinin geniş tutulması gerektiğini savunarak yasa tasarısını eleştirmişti.
Senato’da oylama hazırlığı
Senato Çoğunluk Lideri John Thune, Beyaz Saray’ın yasa metni üzerinde Graham ile yakın bir çalışma yürüttüğünü belirtti. Thune, Rusya’ya yönelik yaptırım paketinin kabul edilmesinin, Graham’in hayatının son günlerindeki en önemli siyasi önceliği olduğunu ifade etti.
Thune, “Senato’da hem Demokratların hem de Cumhuriyetçilerin desteğine ihtiyaç duyulacak ancak bunu başarabileceğimizi umuyorum” dedi.
Senatör Blumenthal ise oylama takvimini belirlemek ve tasarıya öncülük edecek yeni bir Cumhuriyetçi senatör bulmak için Thune ile görüştüğünü açıkladı.
Tasarı, Rusya’dan petrol, doğalgaz ve uranyum ithal eden ülkelere Trump yönetiminin yüksek gümrük vergileri uygulayabilmesini öngörüyor.
Blumenthal, “Bu adım Senatör Graham’in anısına yakışır bir saygı duruşu olmalı ve yasa tasarısı onun onuruna en kısa sürede kabul edilmeli” şeklinde konuştu.
Axios haber sitesinin 11 Temmuz Cumartesi günü Graham ile görüşen bir kaynağa dayandırdığı habere göre, deneyimli siyasetçi vefatından birkaç saat önce Rusya’ya yönelik yeni yaptırımların yasalaşması gerektiğini vurguladı.
Lindsey Graham’ın ölümünün ardından halefiyet yarışı başladı
Kaynağın aktardığı bilgilere göre Graham, telefon görüşmesinde kendisini iyi hissetmediğini belirtti. Görüşme sırasında Rusya yaptırımlarının yanı sıra İran ile ilgili konuları ve İsrail ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin normalleşmesi sürecini tamamlamayı hedeflediğini dile getirdi.
Bu görüşmeden birkaç saat sonra, 71 yaşındaki Graham yaşamını yitirdi. Adli tıp raporunda, ölüm nedeninin aterosklerotik kardiyovasküler hastalıktan kaynaklanan aort yırtılması olduğu saptandı.
Rusya’dan enerji ithal eden aktörleri hedef alan yasa tasarısının mimarlarından olan Graham, daha önce de benzer girişimlerde yer almıştı.
Senatörler, 10 Temmuz Cuma günü tasarı üzerinde Beyaz Saray ile mutabakat sağlandığını bildirmişti. CNN, 13 Temmuz Pazartesi günü yayımladığı haberle Trump’ın projeyi destekleyeceğini teyit etti.
Graham, 2018 yılında da Rusya’ya karşı yaptırımların sertleştirilmesini öngören ve kamuoyunda “cehennemden gelen yaptırımlar” olarak adlandırılan yasa tasarısının ortak yazarlarından biri olmuştu.
Söz konusu tasarı, Rusya’nın egemen borçlanma araçlarına ve ülkenin siber sektörüne yönelik kısıtlamalar getirilmesini içeriyordu.
Amerika
Lindsey Graham’ın ölümünün ardından halefiyet yarışı başladı

ABD’li Senatör Lindsey Graham’ın haftasonu aniden hayatını kaybetmesi, Güney Carolina’da Cumhuriyetçiler arasında yeni aday belirleme sürecini başlattı. Eyalet Valisi Henry McMaster, kasım ayındaki genel seçime kadar boş kalan koltuğa geçici olarak Graham’ın kız kardeşi Darline Graham Nordone’u atadı. Cumhuriyetçi Parti içindeki asıl adaylık yarışı ise ağustos ayında düzenlenecek özel ön seçimle belirlenecek.
ABD’li Senatör Lindsey Graham’ın haftasonu aniden hayatını kaybetmesi, Cumhuriyetçi Parti içinde gelecek yıl Senato’da eyaleti temsil edecek halefin kim olacağına yönelik yoğun bir hareketlilik başlattı.
Güney Carolina Valisi Henry McMaster, geçici bir adım atarak boşalan koltuğa, ocak ayına kadar Lindsey Graham’ın kız kardeşi Darline Graham Nordone’u atadı.
Senato koltuğunun tam altı yıllık yeni dönemi için asıl Cumhuriyetçi adayın belirleneceği özel ön seçim ise ağustos ayında düzenlenecek.
Güney Carolina’da Cumhuriyetçi Parti kulislerinde koltuk için Vali Yardımcısı Pamela Evette ile Temsilciler Meclisi üyeleri Russell Fry, Nancy Mace ve Ralph Norman’ın isimleri geçiyor.
Geçen ay düzenlenen ön seçimde Graham’a karşı yarışan iş insanı Mark Lynch de olası adaylar arasında değerlendiriliyor.
Cumhuriyetçi Ulusal Komite Güney Carolina Üyesi Tyson Grinstead, The Hill gazetesine yaptığı açıklamada, “Neredeyse bir ay içinde kendimizi bir Senato yarışının ortasında bulacağız” dedi.
Grinstead, adayların eyalet genelinde tanınırlığa, güçlü bir ağa, bağışçıları ve tabanı hızla harekete geçirme kabiliyetine sahip olması gerektiğini vurguladı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın yakın müttefiki olan ve Washington’da iki partili uzlaşı arayışlarıyla tanınan Graham’ın ani vefatı, eyalette büyük bir boşluk yarattı.
Bu yıl beşinci dönem için yarışmaya hazırlanan Graham, haziran ayındaki ön seçimi kolayca kazanmıştı.
Ön seçim galibi, kasım ayındaki genel seçimde Demokrat Parti’nin adayı çocuk doktoru Annie Andrews ile karşı karşıya gelecek.
Senato koltuğu için adaylık başvuruları 21-28 Temmuz tarihleri arasında kabul edilecek. Cumhuriyetçi Parti özel ön seçimi 11 Ağustos Salı günü düzenleyecek. İlk turda hiçbir adayın yüzde 50 oy oranına ulaşamaması durumunda, en çok oyu alan iki aday 25 Ağustos Salı günü yapılacak ikinci turda yarışacak.
Güney Carolina merkezli Cumhuriyetçi stratejist Dave Wilson, The Hill’e yaptığı değerlendirmede, ön seçimi kim kazanırsa kazansın, pusulada Graham’ın ismi olmadan yapılacak genel seçimin Demokratlar için daha elverişli bir zemin sunacağını kaydetti.
Wilson, “Bu durum, eyaletin uzun yıllardır bir Demokratı yeniden Senato’ya göndermeye en çok yaklaştığı an olabilir. Açık bir yarış, Demokratlara kendilerini anlatmak için daha iyi bir fırsat sunacaktır. Graham hayatta olsaydı, eyaletteki gücü ve prestiji nedeniyle ona karşı kazanmak neredeyse imkansız olurdu” dedi.
Wilson, Russell Fry ve Nancy Mace isimlerinin öne çıktığını belirterek, Fry’ın kendi seçim bölgesinde son derece popüler olduğunu, Mace’in ise bu yılki valilik yarışıyla eyalet genelindeki tanınırlığını artırdığını ifade etti.
İki ismin Washington tecrübesine sahip olmasının seçmen nezdinde farklı bir inandırıcılık yarattığını ekledi.
Vali Yardımcısı Pamela Evette’e yakın bir kaynak ise Graham’ın ölüm haberinin alınmasının ardından Evette’e aday olması yönünde yüzlerce telefon geldiğini aktardı.
Kaynağın paylaştığı bilgilere göre Evette şu aşamada yalnızca Graham’ın mirasını onurlandırmaya odaklandı ve adaylık konusunda henüz kesin bir karar vermedi.
Cumhuriyetçi stratejist Tyson Grinstead da tartışmalarda en çok Fry, Evette ve Norman isimlerini duyduğunu, ancak her koşulda koltuğun Cumhuriyetçi Parti’de kalacağına inandığını söyledi.
Buna karşın Güney Carolina’daki parti kurmayları, altı yıllık tam dönem için Graham’ın yerini doldurmanın kolay olmayacağı görüşünde birleşiyor.
Bu seçim döneminde Graham’ın kampanya müdürlüğünü yürüten Cumhuriyetçi stratejist Mark Knoop, “Lindsey Graham’ın bir alternatifi olduğunu düşünmüyorum. O, gerçekten yeri doldurulamaz bir lider ve insandı” değerlendirmesinde bulundu.
Knoop, adaylar hakkında kişisel görüş belirtmek için henüz erken olduğunu kaydetti ancak eyalette son dönemde yaşanan sert ön seçim süreçlerine atıfta bulunarak, “Bu yarışın bizi daha fazla bölmemesini umuyorum” dedi. Graham’ın eyalete her zaman öncelik verdiğini hatırlatan Knoop, yeni senatörün onun eyaleti merkeze alan hizmet anlayışını sürdürmesi gerektiğini ifade etti.
Amerika
Trump, Kongre’ye İran’la yeni savaş bildiriminde bulundu

ABD Başkanı Donald Trump, Kongre’ye gönderdiği resmi mektupla İran ile savaş durumunun yeniden başladığını bildirdi. Hafta sonu iletilen bu bildirimle, ABD yönetiminin Kongre onayı almadan bölgede askeri güç kullanması için yeni bir 60 günlük yasal süre işlemeye başladı. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı ise son bir haftada İran’a ait 300’den fazla askeri hedefin vurulduğunu ve saldırıların süreceğini açıkladı.
ABD Başkanı Donald Trump, hafta sonu milletvekillerine gönderdiği resmi bildirimle ülkesinin İran ile yeniden savaş durumuna geçtiğini bildirdi.
Politico tarafından ulaşılan ve 10 Temmuz tarihini taşıyan mektupta Trump, 7 Temmuz’da başlayan hava saldırılarının “Amerikalıları ve ABD’nin hem yurt içindeki hem de yurt dışındaki çıkarlarını koruma sorumluluğuyla tutarlı askeri eylemler” olduğunu ifade etti.
Bu bildirim, ABD yönetimine Kongre onayı olmaksızın bölgede askeri güç kullanması için yeni bir 60 günlük yasal süre tanıyor.
İki ülkenin küresel enerji arzı açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı üzerindeki hakimiyet mücadelesi nedeniyle durup yeniden başlayan bu savaş, Trump için çözülmesi zor bir süreç haline geldi.
Trump, İran ile bir barış anlaşmasına varılamamasından duyduğu huzursuzluğu dile getirirken, Cumhuriyetçiler ise ara seçimler öncesinde artan akaryakıt fiyatlarının sorumlusu olarak görülmekten endişe duyuyor.
Trump, pazartesi günü İran üzerindeki askeri baskıyı daha da artırarak ABD’nin bölgede yeniden bir abluka uygulayacağını ve Hürmüz Boğazı’nın kontrolünü ele geçirerek geçiş yapan gemilerden ücret alacağını ilan etti.
Ateşkes süreci resmen sona erdi
Kongre’ye yapılan bu bildirim, Trump’ın İran ile iki aydır yürürlükte olan ateşkesin resmen sona erdiğini açıklamasının ardından geldi.
İlk olarak nisan ayında ilan edilen ateşkes, her iki ülkeden gelen karşılıklı saldırılar nedeniyle başından itibaren kırılgan bir yapıda seyretmişti. Trump yönetimi ise bu süreçte topyekun bir savaşın yeniden başlamadığını savunmuştu.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) yetkilileri, Tahran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki saldırgan eylemlerine misilleme olarak, son bir hafta içinde İran’a ait 300’den fazla askeri hedefin vurulduğunu açıkladı.
Pazartesi günü CENTCOM tarafından yapılan açıklamada, ABD güçlerinin “Başkomutanın talimatıyla” İran’a yönelik ek hava saldırıları düzenlediği belirtildi.
Açıklamada, “Bu saldırılar İran güçlerine ağır bedeller ödetmeye devam edecek, onların Hürmüz Boğazı’ndaki masum sivillere ve ticari gemilere saldırma kabiliyetlerini zayıflatacaktır” ifadesine yer verildi.
Savaş yetkileri tartışması
Trump, şubat ayında başlayan savaşın mayıs ayında “sona erdiğini” Kongre’ye bildirmiş ve böylece askeri operasyonların Kongre izni olmadan durdurulmasını gerektiren 60 günlük yasal süreyi sıfırlamıştı.
Nisan başında yürürlüğe giren ateşkesin süresiz olarak uzatılmasıyla Beyaz Saray, Savaş Yetkileri Yasası kapsamındaki sürenin durduğunu savunmuştu.
Ancak Kongre’deki savaş karşıtları, büyük askeri çatışmalar dursa bile ABD Donanması’nın Tahran’ı zorlamak amacıyla ablukayı sürdürdüğünü belirterek, hükümetin yasayı yanlış yorumladığını öne sürmüştü.
Yeni bildirim, Kongre’nin İran’daki savaşı sınırlandırmaya yönelik mevcut çabalarını zorlaştırıyor. Senato geçen ay, Trump’ın Tahran’a yönelik askeri hamlelerine verilen desteğin azaldığının bir göstergesi olarak, çatışmaların sonlandırılması yönünde sembolik bir karar almıştı.
Demokratlara katılan dört Cumhuriyetçi senatörün oyuyla 48’e karşı 50 oyla kabul edilen bu karar, askeri operasyonlar için Kongre onayını şart koşuyordu.
Benzer bir karar daha önce Temsilciler Meclisinde de dört Cumhuriyetçinin desteğiyle 208’e karşı 215 oyla kabul edilmişti.
Fakat bu kararların yasal etkisi sınırlı kalıyor zira ortak kararlar başkanın onayına sunulmuyor ve başkanlık yetkilerini kısıtlayacak her türlü tasarının Beyaz Saray’dan veto yemesi bekleniyor.
Trump, Kongre’ye yazdığı mektupta, ABD askeri güçlerinin müttefiklerine yönelik tehditleri önlemek amacıyla konuşlanmaya devam ettiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“ABD askeri güçleri, ABD’ye veya müttefikleri ile ortaklarına yönelik yeni tehdit ve saldırılara karşı koymak, İran İslam Cumhuriyeti Hükümeti’nin ABD ve ortakları için bir tehdit unsuru olmaktan çıkmasını sağlamak amacıyla, gerektiği ve uygun görüldüğü takdirde ileri adımlar atmak üzere hazır durumdadır.”
Diplomasi6 gün önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Görüş1 hafta önceZirve Salonunda Konuşulmayacak Hikâye: NATO Üyeliğinin Gerçek Bedeli
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Ann Pettifor: Faiz sistemi ekolojiyi tahrip ediyor
Dünya Basını2 hafta önceFransız iktisatçı Sapir: Avrupa ekonomilerinde kimyasal şok etkisini gösterecek
Dünya Basını2 hafta önceABD’nin Japonya’daki füze hamleleri Çin’e net mesaj veriyor
Amerika6 gün önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Görüş6 gün önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Dünya Basını2 hafta önceİran Ali Hamaney’e veda ediyor: Yas, hafıza ve sessizlik









