Bizi Takip Edin

Ortadoğu

Trump, nükleer müzakereler konusunda Netanyahu’ya baskı yapıyor

Yayınlanma

ABD Başkanı Trump, Beyaz Saray’da bir araya geldiği İsrail Başbakanı Netanyahu’ya İran ile yürütülen nükleer müzakerelerin sürdürülmesi konusundaki kararlılığını iletti. Netanyahu’nun güvenlik ihtiyaçlarını ön plana çıkardığı görüşmede, diplomatik sürecin başarısız olması durumunda devreye alınacak askeri seçenekler ve bölgesel stratejiler değerlendirildi.

ABD Başkanı Donald Trump, çarşamba günü Beyaz Saray’da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede, İran ile yürütülen müzakerelerin devam etmesi yönündeki ısrarını dile getirdi.

Üç saat süren toplantının ardından liderler kameraların karşısına geçmezken, taraflar görüşmeye ilişkin kısa yazılı açıklamalar yayımladı.

Trump’ın geçtiğimiz yıl yeniden göreve gelmesinden bu yana iki lider arasında gerçekleşen yedinci buluşma, bölgede tansiyonun yükseldiği bir atmosferde kaydedildi.

Trump, geçtiğimiz ay İran’daki protestolara yönelik müdahaleleri gerekçe göstererek Tahran yönetimini hedef alan açıklamalarda bulunmuş; İran ise bu çıkışa İsrail ve ABD hedeflerini vurma tehdidiyle karşılık vermişti. Washington yönetimi bölgeye askeri takviye sürdürürken, aynı zamanda İran’ın nükleer programına ilişkin dolaylı müzakere sürecini de başlattı.

Liderler basına kapalı görüşmeyi tercih etti

Görüşme öncesindeki gergin beklentilere rağmen toplantı protokol çerçevesinde geçti. İki lider basının sorularını yanıtlamaktan kaçınırken, Netanyahu Beyaz Saray’a girişinde alışılagelmiş ana kapı yerine güney girişini kullandı.

Trump, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “Çok iyi bir toplantıydı, iki ülke arasındaki güçlü ilişki sürüyor. İran ile müzakerelerin devam etmesi konusunda ısrar ettim; bir anlaşma mümkün mü görmek istiyoruz” ifadesini kullandı.

Trump ayrıca, anlaşma zemini bulunması halinde bunun tercih edileceğini Netanyahu’ya ilettiğini belirterek, “Olmazsa sonuçların ne olacağını göreceğiz” dedi.

İsrail güvenlik ihtiyaçlarından taviz vermiyor

Netanyahu ise açıklamasında, görüşmede İran ile müzakereler, Gazze ve bölgesel gelişmelerin ele alındığını bildirdi.

İsrail Başbakanlık Ofisi, Netanyahu’nun müzakereler bağlamında İsrail’in güvenlik ihtiyaçlarını vurguladığını ve tarafların yakın koordinasyon ile sürekli iletişim konusunda mutabık kaldığını kaydetti.

Bölgedeki gelişmeler nedeniyle erkene alınan görüşme öncesinde Trump, Tahran’ı sert müdahaleler nedeniyle uyarmış ve bölgeye güçlü bir donanma sevk edildiğini duyurmuştu.

Bu süreçte Umman’da başlayan dolaylı müzakerelerin ikinci turunun kısa süre içinde yapılması planlanıyor.

Trump, nükleer anlaşmaya varmanın kolay olduğunu savunurken, Dışişleri Bakanı Marco Rubio müzakerelerin İran’ın füze programı, vekil güçleri ve iç politikalarını da kapsaması gerektiğini vurguladı.

ABD bölgedeki askeri varlığını artırıyor

Trump müzakerelere öncelik verdiğini belirtse de Wall Street Journal, ABD Savunma Bakanlığı’nın bölgeye ikinci bir uçak gemisi saldırı grubu gönderilmesi talimatını verdiğini bildirdi.

İran tarafı ise yaptırımların kaldırılması şartıyla nükleer kısıtlamaları görüşmeye hazır olduğunu, ancak füze programı ve uranyum zenginleştirme hakkının müzakere edilemez olduğunu duyurdu.

İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in danışmanı Ali Şemhani de füze kapasitesinin tartışmaya kapalı olduğunu teyit etti.

Trump, Netanyahu ile görüşmesinin ardından, geçtiğimiz yıl nükleer tesislerin bombalanmasıyla sonuçlanan sürece atıfta bulunarak, “Geçen sefer anlaşma yapmamayı tercih ettiler ve bunun sonuçları iyi olmadı. Umarız bu kez daha makul davranırlar” dedi.

“Anlaşma olmazsa askeri seçenek gündeme gelebilir”

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Washington’un önceliğinin rejim değişikliği değil, İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu belirtti.

Vance, “İran halkı rejimi devirmek isterse bu onların kararıdır. Bizim odak noktamız İran’ın nükleer silaha sahip olmaması” diyerek, diplomasinin sonuçsuz kalması durumunda askeri seçeneğin masada olduğunu ima etti.

İsrail yönetimi, yalnızca nükleer kapasiteyi sınırlayan dar kapsamlı bir anlaşmaya karşı çıkıyor.

Tel Aviv; uranyum zenginleştirmenin durdurulmasını, stokların ülke dışına çıkarılmasını, balistik füze programının sonlandırılmasını ve bölgesel gruplara desteğin kesilmesini şart koşuyor.

Ortak yol haritası için hazırlık yapılıyor

İsrail Kanal 12’nin haberine göre toplantının temel amacı, Tahran ile uzlaşı sağlanamaması durumunda izlenecek ortak yol haritasını belirlemekti.

Haberde, ABD’li yetkililerin anlaşma ihtimaline şüpheyle yaklaştığı ve başarısızlık durumunda ortak askeri adımın daha etkili olacağı değerlendirmesine yer verildi.

Görüşmede Gazze’deki durum da ele alındı. Trump, ekim ayında yürürlüğe giren ateşkesin ilerletilmesini istediğini ifade ederek, “Gazze ve genel olarak bölgede kaydedilen önemli ilerlemeleri ele aldık” dedi.

Trump ayrıca, önümüzdeki hafta Gazze ateşkes planının uygulanmasını izlemek üzere kurulan ve Netanyahu’nun da dahil olduğu Barış Kurulu’nun ilk toplantısını gerçekleştireceğini duyurdu.

Ortadoğu

Goldman Sachs’tan petrol fiyatları için kritik öngörü

Yayınlanma

Bloomberg’in aktardığı Goldman Sachs Group Inc. raporuna göre, Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz’deki tedarik kesintilerinin sürmesi halinde Brent petrolün varil fiyatı 2026’nın son çeyreğinde 120 doların üzerine çıkabilir. Ortadoğu’daki gerilimin düşeceği varsayımıyla mevcut tahminlerini bu yılın son çeyreği için 80 dolar, gelecek yıl için ise 75 dolar olarak belirleyen analistler, sevkiyat hatlarındaki olası aksamaların fiyatları hızla yukarı taşıyabileceğini öngörüyor.

Goldman Sachs Group Inc. analistleri, Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan tedarik süreçlerindeki aksamaların sürmesi ve Kızıldeniz’in Husiler tarafından kapatılması durumunda, Brent petrolün varil fiyatının 2026 yılının dördüncü çeyreğine kadar 120 doların üzerine çıkabileceğini öngörüyor.

Bloomberg’in aktardığı analizde, Ortadoğu’daki gerilimin düşeceği varsayımı üzerine kurulan mevcut öngörülerin, Brent petrolün varil fiyatını bu yılın son çeyreğinde 80 dolar, gelecek yıl ise 75 dolar olarak belirlediği kaydedildi.

Analistler, Ortadoğu’daki gerilimin tırmanması ve Basra Körfezi’nden öngörülen tedarik hacminin çatışma öncesi seviyelerin yüzde 45’inin altına gerilemesinin petrol fiyatlarını yeniden yükselişe geçirdiğini ifade etti.

Bu kapsamda, Hürmüz Boğazı’ndaki nakliye kesintileri ve Kızıldeniz’de yaşanabilecek olası sorunlar nedeniyle fiyatların keskin bir şekilde yükselebileceği uyarısı yapıldı.

Temmuz ayında ABD ile İran arasındaki karşılıklı saldırıların yeniden başlaması ve Tahran destekli Yemenli Husilerin Suudi Arabistan’dan yapılan sevkiyatları engelleme tehditleri üzerine Brent petrolün varil fiyatı yeniden 91 doların üzerine çıktı.

Yemen, Riyad yönetiminin yaklaşık 12 yıldır kendilerine uyguladığını belirttikleri kuşatmaya yanıt olarak Suudi Arabistan’a deniz ablukası ilan ettiklerini duyurdu.

Hürmüz Boğazı’nın kapatılması durumunda Suudi Arabistan, petrolünü Kızıldeniz’deki Yanbu Limanı’na taşıyarak ablukayı kısmen aşma seçeneğine sahip bulunuyor.

Ancak bu alternatif güzergah, Husilerin kontrol ettiği kıyı şeridinin yakınından geçerek Kızıldeniz’i Aden Körfezi’ne bağlayan bir diğer dar geçit olan Babülmendep Boğazı’na ulaşıyor.

Arap Yarımadası ile Afrika kıtası arasında stratejik bir geçit konumunda olan Babülmendep Boğazı, küresel deniz yoluyla yapılan petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 12’sini ve sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ticaretinin yüzde 8’ini barındırıyor.

Londra ICE borsası verilerine göre, eylül vadeli Brent petrol fütüresinin varil fiyatı şu anda 88,73 dolar seviyesinden işlem görüyor. Brent petrolün fiyatı nisan ayı sonunda 126 doları aşmıştı.

Reuters’ın geçen hafta kaynaklara dayandırdığı haberde, ABD’nin İran’ın enerji altyapısına saldırması halinde Tahran’ın Husilerden Kızıldeniz’i kapatmalarını talep ettiği öne sürülmüştü.

Habere göre Husiler, Babülmendep Boğazı bölgesine füze ve insansız hava araçları yerleştirerek ticari gemilere saldırmak için talimat bekliyor.

Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının ardından Husilerin Kızıldeniz’deki limanlara veya gemilere düzenleyeceği olası saldırıların, Ortadoğu’dan yapılan iki ana petrol ihracat rotasının aynı anda kesintiye uğramasına yol açacağı belirtiliyor.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Husiler Suudi Arabistan’a deniz ablukası ilan etti

Yayınlanma

Yemenli Husiler, pazartesi günü Suudi Arabistan’a deniz ablukası uygulayacaklarını açıkladı. Bu adım, ABD’nin İran’la yürüttüğü savaşta yeni bir cephenin açılması ihtimalini gündeme getirirken, küresel enerji arzı ve ticaret açısından Körfez’in ötesine uzanan yeni tehditler doğurdu.

Gerilim, savaşta Amerikan askerleri açısından en kanlı dönemlerden birinin ardından tırmandı. Pentagon, pazartesi günü, İran’ın cuma günü Ürdün’deki bir Amerikan üssüne düzenlediği saldırıda ölen iki ABD askerinin kimliğini açıkladı. Yetkililer ayrıca, çatışmada kayıp olduğu bildirilen üçüncü bir askere ait olabileceği değerlendirilen, kimliği henüz belirlenememiş kalıntılara ulaşıldığını bildirdi. Ayrı bir olayda ise dördüncü bir Amerikan askeri, Kuzey Irak’ta düşürülen İran’a ait tek yönlü saldırı insansız hava aracından kalan patlamamış mühimmatın “kontrollü biçimde imha edilmesi” sırasında öldü.

Husilerin abluka ilanının ardından Yemen’deki Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, yaptığı açıklamada bu adıma güç kullanarak karşılık vereceğini bildirdi. Koalisyon ayrıca, Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanmasının ardından Suudi petrolü için kritik ihracat güzergâhı haline gelen Babülmendep Boğazı’ndan geçen gemilerini korumaya yönelik önlemleri uygulamaya başladığını açıkladı.

Husiler bu açıklamayı, Tahran ile Washington’ın geçen ay imzalanan kırılgan geçici anlaşmanın karşılıklı saldırılarla işlevsiz hale gelmesinden sonra yaptı. Öte yandan taraflar müzakere mesajı da verdi. İran Dışişleri Bakanlığı, arabulucuların Tahran’a bazı “öneriler” sunduğunu belirterek diplomatik temasların sürdüğü mesajını verdi, ancak ayrıntı paylaşmadı.

Petrol fiyatları Husi açıklamasının ardından kısa süreliğine yükseldi, ancak yatırımcıların diplomatik çözüm umudunu korumasıyla daha sonra geriledi. Kızıldeniz’den mal taşımanın sigorta maliyetleri ise ticari gemilere yönelik risklerin artması nedeniyle yükseldi.

İran, ABD’nin İran’daki enerji altyapısına saldırılarını sürdürmesi halinde Husilerin Kızıldeniz’e açılan Babülmendep Boğazı’nı kapatmalarını istemişti.

Boğazın tamamen kapanması, Suudi Arabistan’ın petrol ihracatının büyük bölümünün bölgeden çıkarılamaması nedeniyle küresel petrol arzını yüzde 7 azaltabilir. Bu kesinti, Körfez’deki savaşın petrol sevkiyatlarında yol açtığı ve hâlihazırda küresel arzın yüzde 10’una denk gelen büyük düşüşe eklenecek.

Husilerin silahlı kuvvetleri açıklamalarında, Suudi Arabistan’ın Yemen’e uyguladığı “haksız ve zalim kuşatmaya” karşılık olarak “göze göz ilkesi temelinde, suçlu Suudi düşmanına karşı derhal yürürlüğe girecek bir deniz ambargosu” ilan ettiklerini bildirdi.

Ateşkesi yeniden sağlamak için diplomatik girişim

Üst düzey bir İranlı yetkili pazartesi günü Reuters’a yaptığı açıklamada, Tahran’ın arabuluculardan 10 günlük bir ateşkes önerisi aldığını söyledi. Girişimin, 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşı kalıcı biçimde sona erdirecek bir anlaşmanın önünü açması hedeflenen geçici mutabakatı kurtarmayı amaçladığı belirtildi.

Ne İran Dışişleri Bakanlığı ne de Reuters’a konuşan yetkili, gündemde olduğu belirtilen ateşkes görüşmelerine ilişkin ayrıntı verdi.

Pakistan hükümetinden iki kaynak ise İran İçişleri Bakanı İskender Mümini’nin Pakistan’dan çatışmadaki arabuluculuk rolünü yeniden üstlenmesini istediğini söyledi. Mümini daha sonra yeni görüşmeler için İslamabad’a gitti.

Diplomatik girişimler, ABD’nin İran kentlerine yönelik yeni bir gece saldırısının ve İran Devrim Muhafızları’nın bölgedeki Amerikan askerî unsurlarına düzenlediği saldırıların ardından geldi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, pazartesi öğleden sonra ABD saatiyle İran’a yönelik yeni bir saldırı dalgası başlattığını açıkladı.

Savaşın başlamasından ve İran’ın hayati önemdeki Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasından bu yana yükselen benzin fiyatları nedeniyle ülke içinde artan siyasi baskıyla karşı karşıya kalan ABD Başkanı Donald Trump, İran’a yönelik son saldırıları, son İran saldırılarında ölen Amerikan askerlerinin intikamının alınması olarak savundu.

Trump pazartesi günü Truth Social hesabından yaptığı açıklamada, “İran ne zaman bir Amerikan askerini öldürürse, bunun bedelini katbekat ödeyecek! Bu talimat Savaş Bakanı Pete Hegseth’e, Genelkurmay Başkanı Daniel Caine’e ve ordudaki tüm komutanlara iletilmiştir” dedi.

İran: Tankerler patladı

İran Devrim Muhafızları Ordusu, iki petrol tankerinin boğazdan “güvenli olmayan” bir güzergâh üzerinden geçmeye çalışırken patladığını açıkladı. Devrim Muhafızları pazar günü, aynı bölgede iki geminin bir “kazaya” karıştığını bildirmişti. İki olayın birbiriyle bağlantılı olup olmadığı ise netleşmedi.

Reuters olayı bağımsız olarak doğrulayamadı. Devrim Muhafızları’nın açıklamasında gemilerin kimliklerine veya can kayıplarına ilişkin ayrıntı verilmedi.

İngiltere Deniz Ticareti Operasyonları Kurumu da Hürmüz Boğazı’na bakan Umman açıklarında bir geminin kimliği belirsiz bir cisimle vurulduğunu bildirdi.

İran’da Tebriz, Çabahar, Konarek, Bender Mahşehr ve Bender İmam Humeyni’de patlamalar meydana geldiği bildirildi. Devlet haber ajansı IRNA’ya göre Tebriz’in güneybatısında bir kişi öldü, birkaç kişi de yaralandı.

Devrim Muhafızları, Ürdün’ün Akabe Havalimanı’ndaki Amerikan uçaklarını balistik füzelerle hedef aldığını açıkladı. Açıklamada ayrıca Kuveyt’teki El-Adiri Kampı ve Ali es-Salim Hava Üssü’ndeki askerî unsurlar ile Suriye’deki bazı mevzilerin de vurulduğu belirtildi.

Bahreyn’de pazartesi boyunca sirenler çaldı. Kuveyt ordusu ise salı sabahının erken saatlerinde hava savunma sistemlerinin İran’a ait insansız hava araçlarını yeniden önlediğini açıkladı.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Güney Lübnan’da pilot bölgeler için ilk askeri adım atıldı

Yayınlanma

ABD Dışişleri Bakanlığı, Lübnan ve İsrail arasındaki Üçlü Çerçeve Anlaşması kapsamında Froun, Srifa ve Zawtar el-Garbiye köylerinde pilot bölge operasyonlarının başladığını duyurdu. Roma’da geçen hafta yürütülen müzakerelerin ardından Lübnan Askeri Koordinasyon Grubu himayesinde başlatılan süreç, tarafların aşamalı olarak sahada konumlanmasını hedefliyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Lübnan’ın güneyinde yer alan Froun, Srifa ve Zawtar el-Garbiye köylerinde pilot bölge operasyonlarının başladığını bildirdi.

Yapılan açıklamada sürecin, Lübnan ile İsrail arasında varılan Üçlü Çerçeve Anlaşması doğrultusunda ve Lübnan Askeri Koordinasyon Grubu himayesinde yürütüldüğü kaydedildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tommy Pigott konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, “Bu dönüm noktası, İsrail ve Lübnan arasında geçen hafta Roma’da gerçekleştirilen görüşmelerin doğrudan bir sonucudur” ifadesini kullandı.

Girişimin Lübnan Askeri Koordinasyon Grubu tarafından yönetildiğini belirten Pigott, “Amerika Birleşik Devletleri, Çerçeve Anlaşması’nın başarıyla tamamlanması amacıyla her iki tarafla yakın işbirliği içinde çalışmaya devam edecektir” dedi.

Sürecin sahaya yansımasına ilişkin Lübnan ordusundan da bir açıklama yapıldı. Askeri birliklerin Froun ve Srifa köyleri dahil olmak üzere Lübnan’ın güneyindeki görevlerini icra etmeyi sürdürdüğü belirtilen açıklamada, “Eş zamanlı olarak, İsrail’in çekilmesinin ardından Zawtar el-Garbiye beldesinde konuşlanma faaliyetlerine başlamak üzere Lübnan Askeri Koordinasyon Grubu ile koordinasyon yürütülmektedir” denildi.

Lübnan ordusu ayrıca, vatandaşların kendi güvenlikleri için Zawtar el-Garbiye’ye seyahat etmemelerini ve bölgede konuşlu askeri birliklerin direktiflerine uymalarını istedi.

Pilot bölge operasyonlarının başladığına dair bu duyuru, Beyrut ve Tel Aviv yönetimlerinin geçen ay ABD ara buluculuğunda imzaladığı çerçeve anlaşmasına rağmen İsrail güçlerinin Lübnan’daki askeri saldırılarını sürdürdüğü bir dönemde geldi.

Söz konusu anlaşma, İsrail güçlerinin işgal altında tuttuğu tüm Lübnan topraklarından aşamalı olarak çekilmesini öngörüyor.

Bu sürecin, henüz tam olarak tanımlanmamış iki bölgede pilot uygulama ile başlatılması kararlaştırılmıştı. Belirli bir takvim içermeyen anlaşmada, çekilmenin tamamlanması şartı, Lübnan ordusunun İsrail güçlerince boşaltılan alanlarda güvenlik sorumluluğunu tamamen üstlenmesine ve Hizbullah dahil tüm silahlı grupların silahsızlandırılmasına bağlanıyor.

Lübnan resmi verilerine göre, 2 Mart tarihinden bu yana düzenlenen İsrail saldırılarında Lübnan’da 4 bin 328 kişi hayatını kaybetti, 12 bin 227 kişi ise yaralandı.

İsrail, güney Lübnan’da bazılarını on yıllardır kontrol altında tuttuğu, bazılarını ise Ekim 2023 ile Kasım 2024 arasındaki savaşta ele geçirdiği toprakları işgal etmeye devam ediyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English