Amerika
Trump ve Senatör Cassidy’nin basına kapalı görüşmesinde kavga çıktı

ABD Başkanı Donald Trump ile Cumhuriyetçi Senatör Bill Cassidy arasında basına kapalı yapılan Kongre toplantısında İran savaşı ve yasama süreçleri üzerine şiddetli bir tartışma yaşandı. Senatör Cassidy, Trump’ın İran politikası konusunda Amerikan halkına dürüst davranmadığını savunurken, ikili arasındaki gerilim fiziksel müdahale eşiğine geldi.
ABD Başkanı Donald Trump, Kongre’de çarşamba günü basına kapalı düzenlenen hararetli bir toplantı sırasında, kendisini İran savaşı konusunda Amerikan halkına karşı dürüst olmamakla suçlayan Cumhuriyetçi Senatör Bill Cassidy ile sert bir tartışma yaşadı.
Toplantıda Trump ile Louisiana Senatörü Cassidy arasındaki tartışmanın ses tonu ve gerilimi o kadar yükseldi ki Cassidy’nin yanında oturan bir diğer senatör, kendisini sakinleştirmek amacıyla koltuğuna geri çekmek zorunda kaldı.
Gerilim, Trump’ın salı günü Senato tarafından kabul edilen ve kendisinin İran’a yönelik düşmanca faaliyetlerdeki ABD askeri gücünü geri çekmesini öngören savaş yetkileri tasarısına yönelik hoşnutsuzluğunu dile getirmesiyle başladı.
Trump’ın bu kararı veto yetkisine doğrudan bir tepki niteliği taşıyordu.
Daha sonra yaşadıkları gerilimli diyalogu aktaran Cassidy’nin verdiği bilgiye göre Trump, toplantıda “Herhangi biri savaş yetkileri tasarısına neden evet oyu verir ki?” sorusunu yöneltti. Cassidy, bu soru üzerine ayağa kalkarak, “Bu retorik bir soru mu yoksa gerçekten öğrenmek mi istiyorsunuz?” diye sorduğunu belirtti.
Trump’ın, Cassidy ve diğer üç Cumhuriyetçi senatör olan Rand Paul (Kentucky), Susan Collins (Maine) ve Lisa Murkowski’nin (Alaska) başkomutanlık yetkilerini sınırlandırmak amacıyla neden Demokratlarla birlikte oy kullandığını gerçekten bilmek istediğini söylemesi üzerine Cassidy, Trump’ın kamuoyunda destek bulmayan bu savaşı yürütme biçimini sert bir dille eleştirdi.
Cassidy, karşılıklı atışmayı şu sözlerle aktardı:
“Ayağa kalktım ve ‘Amerikan halkına neler olduğunu anlatmadınız. Bu sürecin dört hafta sürmesi gerekiyordu ama dört ay sürdü. Başlangıçtaki hedeflerimize ulaşılamadı ve ben neler olup bittiğini bilmek istiyorum’ dedim.”
Cassidy’nin tüm Cumhuriyetçi senatörlerin önünde sergilediği bu meydan okuma karşısında öfkelenen Trump, senatöre bağırmaya başladı. Cassidy de başkanın ses tonuna ve öfkesine aynı şekilde bağırarak karşılık verdi.
Cassidy yaşananları, “Yorumlarımdan pek hoşlanmadı ve sesini yükseltti. Ben de öfkeme yenik düştüm, bu pek şık olmadı, içimdeki İrlandalı damarı ortaya çıktı. Onun ses tonuna ve desibeline aynı şekilde karşılık verdim ve tartışma bu şekilde karşılıklı sürdü” sözleriyle ifade etti.
Cumhuriyetçi senatör, Trump’ın tartışmayı kişiselleştirdiğini ve kendisini ön seçimlerde aldığı mağlubiyet üzerinden hedef aldığını ekledi. Cassidy, “Başkan Trump ne mi dedi? ‘Ön seçimi kaybettin’ gibi, bir insanı küçümsemek için akla gelebilecek her şeyi söyledi” diye konuştu.
Cassidy, yanındaki senatörün tansiyonu düşürme yönündeki uyarısıyla koltuğuna geri oturduğunu belirtti.
Ancak Louisiana Senatörü, Trump ile girdiği bu münakaşadan pişman olmadığını vurgulayarak, İran ile yaşanan çatışmanın gidişatı hakkında hem Amerikan halkının hem de Senato’nun daha fazla bilgi sahibi olması gerektiğini savundu.
Trump, pazar günü yaptığı açıklamada, İran’ın Güney Lübnan’daki vekillerini dizginlememesi halinde bu ülkeyi bombalama tehdidini yinelemişti.
Bu güç kullanma tehdidi, Trump yönetiminin İran ile imzaladığı mutabakat zaptının ihlali anlamına geliyordu.
Cassidy, “Görünen o ki bu sürecin gidişatı bize anlatıldığı gibi ilerlemiyor. Bu yüzden başkana karşı durduğum, Senato’ya ve Amerikan halkına daha fazla bilgi verilmesini talep ettiğim için kimseden özür dilemiyorum” dedi ve ekledi:
“Eğer birileri beni bu soruyu sormaktan alıkoymak için sindirmeye çalışırsa bunu da kabul etmeyeceğim.”
Toplantı salonundan ayrılırken öfkesi geçmediği görülen Trump ise gazetecilere, “Birkaç kişiden hoşlanmıyorum ama onların kim olduğunu zaten bildiğinizi tahmin ediyorum” açıklamasını yaptı.
Geçen ay Trump destekli bir rakibe karşı girdiği ön seçimleri kaybetmesinden bu yana Cassidy, yönetime yönelik eleştirilerini açıkça dile getiren isimlerden biri haline geldi.
Cassidy, 6 Ocak 2021’deki Kongre baskınındaki rolü nedeniyle Trump’ın azledilmesi yönünde oy kullanan az sayıdaki Cumhuriyetçi senatörden biri olduğu günden bu yana Trump’ın hedefindeydi.
Buna rağmen Cassidy, o tarihten bu yana genellikle parti çizgisine sadık kalmaya çalışmış, çekincelerine rağmen Trump’ın adaylarını onaylamış ve Kongre’de neredeyse her zaman başkanla uyumlu oy kullanmıştı.
Ancak bu durum 16 Mayıs’ta değişti. Adaylardan birinin Trump’ın desteğini aldığı iki turlu seçimde üçüncü sırada kalan Cassidy, o tarihten bu yana birçok kritik yasa tasarısında Demokratlarla birlikte hareket etti.
Senatör ayrıca, balo salonu fonlamaları, “silahsızlandırma karşıtı fon” olarak adlandırılan bütçe ve Bill Pulte’nin ulusal istihbarat direktör vekilliğine atanması gibi yönetim adımlarına karşı sesini yükseltti.
Geçtiğimiz birkaç ay içinde Trump’a karşı sesini yükseltmeye başlayan tek Cumhuriyetçi senatör Cassidy değil. Çarşamba günkü kapalı toplantı, Cumhuriyetçi senatörler arasında başkanın adımlarına yönelik genel bir huzursuzluğun yaşandığı bir dönemde gerçekleşti.
Trump’ın Hürmüz Boğazı’nı yeniden ulaşıma açmak için İran ile yaptığı anlaşmayı eleştiren Teksas Senatörü Ted Cruz, kapalı toplantıyı “heyecanlı bir sohbet” olarak nitelendirdi.
Kuzey Dakota Senatörü John Hoeven ise “İran hakkında ve bir arada kalarak hedeflerimize ulaştığımızdan emin olmamız gerektiği üzerine çok konuştuk” diyerek toplantının büyük bölümünde İran çatışmasının ele alındığını ifade etti.
Kuzey Carolina Senatörü Thom Tillis, Trump’ın ayrıca, Demokratların engeline (filibuster) takılan SAVE America Act adlı yasa tasarısının Senato’dan geçememesinden duyduğu rahatsızlığı da dile getirdiğini aktardı.
Tillis, Senato Çoğunluk Lideri John Thune’un da defalarca belirttiği gibi, Cumhuriyetçi liderlerin Senato’daki kürsü işgali ve engelleme kuralını (filibuster) tamamen ortadan kaldıracak oy çoğunluğuna sahip olmadığını kaydetti.
Tillis, “Save Act’in geçememesi konusunda bir hayal kırıklığı olduğunu biliyorum ama bu engelleme kuralını ortadan kaldırmayacağımız için yeterli oyumuz yok. Dolayısıyla asıl mesele, nasıl ilerleyeceğimiz, FISA’yı nasıl neticelendireceğimiz ve birlikte çalışabileceğimiz alanları nasıl bulacağımızdır” dedi.
Tillis ayrıca, “SAVE Act’in geçmesi için engelleme kuralının kaldırılması gerekiyorsa bunun gerçekleşmeyeceğini daha önce de net bir şekilde ifade etmiştik” diye ekledi.
Trump, geçtiğimiz hafta Kongre’nin SAVE America Act’i kabul etmemesi durumunda, süresi dolan Yabancı İstihbarat Gözetim Yasası’nın (FISA) uzatılmasını imzalamayacağını açıklamıştı.
Başkan çarşamba sabahı bu tutumunu daha da ileri taşıyarak, Kongre seçim reformu yasasını onaylamadığı sürece, konut erişilebilirliğine yönelik hazırlanan ve geniş destek gören 21. Yüzyıl Konuta Gidiş Yolu Yasası’nın imza törenini iptal ettiğini duyurdu.
Trump’ın bu yasa tasarısına ilişkin kendi tercih ettiği versiyon, aralarında Tillis’in de bulunduğu dört Cumhuriyetçi senatörün karşı oy kullanması nedeniyle bu ayın başlarında salt çoğunluğu bile elde edememişti.
Senatör Tillis, başkan ve Cumhuriyetçi senatörlerin iletişim ve strateji konusunda daha yakın çalışma kararı almasıyla salondaki gerilimin yatıştığını belirtti.
Tillis, “Kongre ile Beyaz Saray’ın artık tam bir uyum içinde hareket etmesi gerektiği konusunda genel bir fikir birliği oluştu. Mesajlarımızın ve zamanlamamızın daha senkronize olması için koordinasyon sağlamalıyız” değerlendirmesinde bulundu.
Amerika
Sam Altman, “AI ebeveynlik” tartışması başlattı

OpenAI CEO’su Sam Altman, şirketin ChatGPT Work uygulaması için ebeveynlik işlevlerinin yerini alacak bir ajan olarak bahsedince büyük bir tartışma başladı.
Cuma günü X’te yaptığı paylaşıma yapılan alaycı yorumlar, orijinal gönderiden daha fazla beğeni aldı.
Altman’a yönelik eleştirilerden birinde, “Gerçek insan ilişkilerinin yerine yapay zeka kullanmak, bunun için olabilecek en kötü kullanım örneği,” yazıyordu.
Öte yandan yapay zeka yöneticileri, “meşgul ebeveynlerin” parasını istiyor ve aile yönetimi için yapay zeka kullanım örneklerinden bazıları diğerlerinden daha fazla ilgi görüyor.
New Yorker dergisi yakın zamanda yayınladığı bir makalede, yapay zekanın “ev işlerinin yarattığı zihinsel yükten” kurtulmayı paraya dönüştürmeye çalıştığı sayısız yolu ele aldı.
Kadınların ve annelerin hedef alınması şu gerekçeye dayandırılıyor: “Kadınlar, erkeklere kıyasla yapay zekayı daha az kullanıyor ve ev işlerinde daha fazla zihinsel çaba sarf ediyor. Yapay zeka tabanlı “aile asistanı”, bu iki uçurumu da kapatmayı vaat ediyor.”
AI destekli aile destek uygulamaları arasında Ollie, Cozi (mottosu: “Aile hayatı. Basitleştirilmiş”) ve Ava (mottosu: “Unutulan daha az doğum günü, daha çok sihir”), Maple (mottosu: “Modern ailelerin işletim sistemi”) yer alıyor.
Bu uygulamalar, e-postalardan ve takvimlerden veri alarak önemli günlük etkinlikler hakkında aile üyelerine kısa mesajlar gönderebilir, doğum günlerini hatırlayabilir, paylaşılabilir listeleri yönetebilir ve kayıt tarihleri ile fatura son ödeme tarihlerini işaretleyebilir.
Ollie’nin kurucusu Bill Lennon, uygulamanın ev işleriyle ilgili idari yükün bir kısmını üstlenerek “ailelere önemli olan şeylere daha fazla zaman kazandırdığını” söylüyor.
Skylight ve Cozyla gibi AI ile geliştirilmiş akıllı takvimler ise, tüm aile üyelerinin işlerini takip edebilmesi için paylaşımlı görseller oluşturur ve aynı zamanda ödül takipçisi ve fotoğraf albümü olarak da kullanılabilir.
Anneleri tüketici olarak ele alan bir risk sermayesi şirketinin kurucusu Allison Stern, kısa süre önce Fortune dergisine yazdığı yazıda annelerin “arayüzlere değil, sonuçlara ihtiyacı olduğunu” belirtti.
“Her şey annede başlıyor” iddiasında bulunan Stern, “ABD’de hane halkı harcamalarının %85’ini anneler gerçekleştiriyor ve yıllık tüketici harcamalarının yaklaşık 2,4 trilyon dolarlık kısmını onlar kontrol ediyor,” dedi.
Çocuk bakımı ve ebeveynlik alanlarında yapay zeka kullanımına ilişkin yakın zamanda yapılan bir pazar analizi, bu sektörün 2035 yılına kadar yaklaşık 42 milyar dolarlık bir değere ulaşacağını öngördü.
Amerika
Gençler bütçe yetersizliğinden ilk buluşmaya çıkamıyor

New York’ta akşam yemeği, kokteyl ve sinema biletinden oluşan standart bir buluşmanın maliyeti yükselirken, Z Kuşağı yüksek masraflar nedeniyle ilişki kurmakta zorlanıyor. Araştırmalar, 22 ile 35 yaş arasındaki bekar gençlerin yarısından fazlasının parasızlığı buluşmaların önündeki en büyük engel olarak gördüğünü gösteriyor. Artan kiralar ve sosyal medya baskısı, kentteki gençlerin romantik yaşamını kısıtlıyor.
New York’ta iki kişilik bir akşam yemeği 130 dolar, bir kokteyl 20 dolar, sinema bileti ise 28 dolar seviyesinde seyrediyor. Yetişkinliğe adım atan Z Kuşağı için romantizmin maliyeti, ilişki kurma yolunda ciddi bir engel oluşturuyor.
Brigham Young Üniversitesi ile Aile Araştırmaları Enstitüsünün gerçekleştirdiği ankete dayandırılan The New York Times haberine göre, 22 ila 35 yaş arasındaki bekar gençlerin yarısından fazlası para eksikliğini buluşmaların önündeki temel engel olarak tanımlıyor.
New York kentinde bu durum özellikle keskin bir boyut kazanıyor.
Aylık kira giderlerinin bütçenin büyük kısmını yuttuğu kentte, dışarıda geçirilen sıradan bir akşam bile mali bir sınamaya dönüşüyor.
Complex medya şirketinin sunucusu Jillian Hardeman-Webb ile New York Belediye Başkanı Zoran Mamdani arasındaki diyalog da tablonun derinliğini yansıtıyor.
Sunucu Hardeman-Webb, “New Yorkluların bu koşullarda aşkı bulması nasıl beklenebilir? Karşındaki insanın seni irrite ettiğini daha yeni anlamaya başlamışken tüm paranı harcamış oluyorsun” ifadelerini kullandı.
Belediye Başkanı Mamdani ise bu duruma, “Bu şehirde yaşamak pahalı. Bu şehirde sevmek ise daha da pahalı” sözleriyle karşılık verdi.
Z Kuşağı üyesi New Yorklu kadınlar, düğün masraflarını ödemenin ve gelecekteki çocukların bakımını üstlenmenin “ulaşılmaz göründüğünü” aktarıyor.
Kadınlar, erkeklerin hesabı bölüşmeyi her geçen gün daha sık teklif ettiğini, bunun geçmişte nadir görülen bir durum olduğunu kaydediyor.
BMO Financial Group verilerine atıfta bulunan haberde, Z Kuşağı mensubu Amerikalıların ulaşım ve hazırlık masrafları dahil bir buluşma için harcadığı ortalama tutarın 200 doları aştığı ifade ediliyor.
Kentte ücretsiz müzeler, parklar ve bütçe dostu etkinlikler bulunsa da sosyal medyanın ve “kahve buluşmalarının çıtayı düşürdüğünü” savunan blog yazarlarının yarattığı baskı gençlerin kaygı düzeyini artırıyor.
Brigham Young Üniversitesinden Profesör Brian Willoughby, bugünün kuşağının ebeveynlerine kıyasla çok daha karmaşık bir gerçeklikle karşı karşıya olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Bu sadece bir akşam yemeğinden ibaret değil. Çöpçatanlık uygulaması Hinge için ödenen 30 dolarlık abonelik, kıyafetler ve doğru kişiyi bulmak için yapılan sonsuz kaydırmalar da bunun bir parçası.”
Bununla birlikte, çok sayıda genç New Yorklu fahiş masraflar nedeniyle buluşmalardan tamamen vazgeçiyor.
İçecekler dahil iki kişilik bir akşam yemeği 150 doları geçerken, ulaşım ve hazırlık aşamasıyla birlikte akşamın ortalama harcaması 200 dolara ulaşıyor. Asgari ücretin biraz üzerinde kazanan gençler kendilerini “istenmeyen” hissediyor.
Daha yüksek gelire sahip çiftler dahi dışarıda romantik bir akşam geçirme sıklığının ayda birin altına düştüğünü, evde yemek pişirmenin daha kolay olduğunu kabul ediyor.
Ekonomistler de konuya ilişkin bir kısır döngüye dikkat çekiyor. Gençlerin kirayı bölüşmek ve yılda 25 bin dolardan fazla tasarruf etmek için bir partnere ihtiyaç duyduğu, ancak bir partner bulmak için gereken yatırımı karşılayamadığı vurgulanıyor.
Kent sakinleri “Burada buluşmaya çıkmak berbat bir şey” sözleriyle şikayetlerini dile getirirken, yüksek maliyetler, zayıf istihdam piyasası ve uygulamaların yarattığı bıkkınlık romantizmi Z Kuşağının ertelemek zorunda kaldığı bir lükse dönüştürüyor.
Amerika
Trump, Exxon ve Chevron’a çattı

ABD Başkanı Donald Trump, yüksek benzin fiyatları nedeniyle Exxon Mobil ve Chevron’a yönelik baskıyı artırdı.
Başkan, Amerikalılar benzin istasyonlarındaki yüksek fiyatlarla boğuşurken, uzun süredir sektörde müttefiki olan bu şirketleri “çok fazla para kazanmakla” suçladı.
Büyük petrol şirketleri, Orta Doğu’daki arz kesintileri nedeniyle yükselen ham petrol fiyatları ve rafinerilerin hızla artan kâr marjlarının desteğiyle rekor düzeyde çeyrek kârları açıkladı.
Bu durum, şirketleri hedef tahtasına oturtmuş durumda; zira Trump yönetimi, ara seçimler öncesinde yüksek benzin fiyatlarını düşürmek için çaba gösterdiğini kanıtlama konusunda artan bir baskı ile karşı karşıya.
Trump, pazartesi günü Oval Ofis’te gazetecilere yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Bir kıtlığı bahane ederek çok fazla para kazanıyorlar. Bundan hoşlanmıyorum ve bunu söyleyecek en son kişi ben olmalıyım çünkü ben serbest piyasa ekonomisinin en büyük savunucusuyum; benden daha büyük kimse yok.”
Trump, cuma günü her ikisi de güçlü kazançlar açıkladığı için ABD’nin en büyük iki petrol üreticisini isimleriyle özellikle hedef aldı.
Başkan, “Chevron, çok fazla para. Exxon Mobil, çok fazla, çok fazla para. Bunun bir kısmını halka geri vermeliler ve perakende fiyatını, tüketici fiyatını düşürseler iyi olur,” dedi.
ABD’deki ortalama perakende benzin fiyatı, geçtiğimiz hafta boyunca galon başına 4,10 dolar civarında seyretti.
Bu fiyat, şubat ayında ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını başlatmasından önce 3 doların altındaydı.
Haziran sonunda Trump, ham petrol fiyatları düştüğü halde benzin fiyatlarını yeterince hızlı düşürmedikleri gerekçesiyle büyük petrol şirketleri hakkında soruşturma açılması için Adalet Bakanlığı’na talimat vermişti.
Benzin fiyatları genellikle büyük petrol üreticileri tarafından değil, benzin istasyonlarının sahibi olan ve çoğu zaman tek başına faaliyet gösteren perakendeciler tarafından belirleniyor.
İki şirketin CEO’ları cuma günü yapılan kazanç açıklamalarında, rafineri kapasitesi yetersizliğinin sonbahar boyunca benzin fiyatlarını yüksek tutabileceğini belirtti.
Büyük petrol üreticilerini temsil eden Amerikan Petrol Enstitüsü’nün sözcüsü Andrea Woods, yaptığı açıklamada, yüksek fiyatların “tek bir şirketten değil, küresel arz, talep ve Hürmüz Boğazı ile diğer kritik nakliye rotaları etrafındaki süregelen belirsizlikten kaynaklandığını” belirtti.
Woods, “Sektörümüz, tüketicilere uygun fiyatlı ve güvenilir enerji sunma hedefini paylaşıyor,” dedi.
Trump ayrıca pazartesi sabahı bir sosyal medya paylaşımında, şirketin rekor kıran çeyreğini kendi yönetiminin politikalarına atfetmemesi nedeniyle Chevron CEO’su Mike Wirth’i eleştirdi.
Trump, “Onun bahsetmeyi uygun bir şekilde unuttuğu tek şey, TRUMP Yönetimi’nin dehası, öngörüsü, gücü ve istikrarı olmasaydı, Petrol Sektörü’nün ve ülkemizin kendisinin ÖLMÜŞ olacağıdır!” diye yazdı ve tüm petrol şirketlerinin “tüketicilerin (perakende!) petrol fiyatlarını HEMEN DÜŞÜRMELERİ” gerektiğini ekledi.
Dünya Basını1 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi5 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Dünya Basını1 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Dünya Basını1 hafta önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Avrupa1 hafta önce‘Yeraltı ülkesi’ geri geliyor: İsviçre sığınaklarında yeni ‘savaş düzenlemesi’
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran savaş öncesinden daha güçlü
Asya1 hafta önceÇin, ileri düzey çip üretimi açısından kritik önemedeki yerli litografi makinelerinin seri üretimine başladı












