Bizi Takip Edin

Amerika

Trump yönetimi Intel hissesi almayı düşünüyor

Yayınlanma

Trump yönetimi, ABD hükümetinin zor durumdaki çip üreticisi Intel şirketine ortak olması için görüşmelerde bulunuyor.

Bu, Beyaz Saray’ın devlet ve sanayi arasındaki sınırları bulanıklaştırma niyetinin en son işareti olarak görülüyor.

Bloomberg’e konuşan kaynaklar, anlaşmanın Intel’in Ohio’da planladığı fabrika merkezini destekleyeceğini söyledi. Şirket, bu tesisi dünyanın en büyük çip üretim tesisine dönüştürme sözü vermişti fakat proje defalarca ertelendi. 

Görüşmeler, Başkan Donald Trump’ın Intel CEO’su Lip-Bu Tan’ın görevden alınmasını talep etmesinden sadece bir hafta sonra gerçekleşti.

Trump, Tan’ı Çin ile olan eski bağları nedeniyle “ciddi bir çıkar çatışması” içinde olmakla suçluyor.

Bu planlar, Trump ve Tan arasında bu hafta yapılan bir toplantıda ortaya çıktı. Ayrıntılar henüz netleşmemiş olsa da, planın ABD hükümetinin hisselerin bedelini ödemesi yönünde olduğu belirtildi.

Bir başka kaynak ise planların henüz kesinleşmediğini ve görüşmelerin anlaşma ile sonuçlanmayabileceğini belirtti.

Intel hisseleri perşembe günü %8,9 yükseldi. Hisse senetleri New York’ta %7,4 artışla 23,86 dolardan kapandı ve şirketin piyasa değeri yaklaşık 104,4 milyar dolara ulaştı.

Hisse senetleri, normal işlemlerin kapanışından sonra %4 oranında yükselmeye devam etti.

Beyaz Saray sözcüsü Kush Desai, “Hükümet tarafından resmi olarak açıklanmadıkça, varsayımsal anlaşmalar hakkındaki tartışmalar spekülasyon olarak değerlendirilmelidir,” dedi.

Intel, tartışmalar hakkında yorum yapmaktan kaçındı. Bir temsilci yaptığı açıklamada, şirketin “ABD’nin teknoloji ve üretim liderliğini güçlendirme yönündeki Başkan Trump’ın çabalarını desteklemeye kararlı olduğunu” söyledi.

Intel, “Bu ortak öncelikleri ilerletmek için Trump yönetimi ile çalışmaya devam etmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz, fakat söylentiler veya spekülasyonlar hakkında yorum yapmayacağız,” dedi.

Bloomberg’e göre herhangi bir anlaşma, şirketin harcamaları kısma ve işten çıkarma sürecinde Intel’in finansal durumunu güçlendirecek ve ayrıca Tan’ın Intel’in başında kalacağına da işaret edecek.

Bu, Trump’ın önemli bir sektöre yaptığı en son doğrudan müdahale. Yönetim, Çin’e yapılan belirli yarı iletken satışlarından %15 kesinti almak için bir anlaşmaya varmış ve Japon bir rakibe satışını tamamlamak için United States Steel şirketinde “altın hisse” almıştı.

Intel’in bu fikri, Savunma Bakanlığının geçen ay yaptığı, az bilinen ABD’li nadir toprak üreticisi MP Materials’ta 400 milyon dolarlık imtiyazlı hisse satın alacağına dair benzeri görülmemiş açıklamayı da yansıtıyor. Bu anlaşma, Pentagon’u şirketin en büyük hissedarı yapacak. 

Bloomberg’in daha önce bildirdiği üzere, federal hükümetin bu büyük yatırım hamlelerinin tek seferlik anlaşmalarla kalmayacağı ve Trump ve yönetiminin, ulusal güvenlik gerekçesiyle Çin’le mücadelede kritik öneme sahip sektörlerde “yerli şampiyonları” destekleme konusunda kararlı olduğu tahmin ediliyor.

Bir yetkili, yönetimin bazı anlaşmalarının MP Materials’ın planına göre şekillendirilebileceğini söyledi. Bu, hükümet ortaklığının yanı sıra sermaye yatırımı, garantili alımlar, krediler ve özel finansman anlamına geliyor.

Yönetimdeki birçok kişi, bu tür önlemlerin yatırımcılara projenin dünyanın en kredibilitesi yüksek kurumunun desteğine sahip olduğu konusunda tam güven verirken, vergi mükelleflerinin parasını da koruduğu görüşünde.

Çip endüstrisinin öncülerinden Intel, son yıllarda pazar payı ve teknolojik üstünlüğünü kaybetmesinin etkisiyle zor günler geçiriyor. Tan’ın selefi Pat Gelsinger, Ohio fabrikasının genişletilmesini geri dönüş planının bir parçası olarak tanıtmıştı.

Ne var ki Intel’in mali sıkıntıları projeyi tehlikeye attı. Bu yılın başlarında, inşaat 2030’lara kadar ertelendi ve şirket Temmuz ayında Ohio planını daha da yavaşlatacağını açıkladı. Mart ayında göreve gelen Tan, Intel’in mali durumunu düzeltmeye odaklandı.

Intel, 2022 Çip ve Bilim Yasasından en büyük yararı sağlayacak şirket olarak görülüyordu fakat bu program Trump yönetimi altında şu anda belirsizliğini koruyor.

Bu yılın başlarında, yönetim yetkilileri, çip üretiminde dev TSMC’nin Intel’in fabrikalarını bir ortak girişim kapsamında işletmesi fikrini ortaya atmıştı fakat TSMC CEO’su C. C. Wei, şirketinin kendi işine odaklanmaya devam edeceğini söyledi.

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English