Bizi Takip Edin

Ortadoğu

Trump’ın Barış Kurulu Filistin devletini boğmaya çalışıyor

Yayınlanma

Drop Site News’in ulaştığı belgelere göre ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze için kurduğu Barış Kurulu, Filistin devleti ihtimalini ortadan kaldırmak ve Filistinlileri teslim olmaya zorlamak amacıyla faaliyet yürütüyor. Kurulun sızan belgeleri, İsrail’in taahhütlerinden kaçınmasına imkan tanırken direniş güçlerine tek taraflı silahsızlanma şartı koşulduğunu gösteriyor.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze için oluşturulan Barış Kurulu’nun, Filistin devleti ihtimalini tamamen ortadan kaldırmak ve Filistinlileri teslim olmaya zorlamak için faaliyet yürüttüğü belirlendi.

Drop Site News’in ulaştığı belgeler, Trump başkanlığındaki Barış Kurulu ile Filistinli müzakereciler arasında yapılan son görüşmelerin kayıtlarına dayanıyor.

Elde edilen ilk belge, Gazze’deki direniş unsurlarının silahsızlandırılmasına ilişkin Barış Kurulu yol haritasına Filistin heyetinin yaptığı değişiklik taleplerini içeriyor.

İkinci belge ise Barış Kurulu Direktörü ve eski Bulgar diplomat Nickolay Mladenov’un geçen hafta bu taleplere verdiği resmi yanıttan oluşuyor.

Filistin tarafının hazırladığı taslakta, direniş güçlerinin silahlarını teslim etmesinin ancak Filistin halkının bağımsız bir devlet kurma ve kendi kaderini tayin hakkını güvence altına alan kapsamlı bir süreç dahilinde ele alınabileceği vurgulanıyor.

Buna karşın kurulun dayattığı şartlar, bağımsız devlet kurmaya yönelik inandırıcı bir yolun açılabilmesi için öncelikle eksiksiz bir silahsızlanmanın gerçekleşmesi gerektiğini savunuyor.

İsrail ve kurul; Gazze’nin yeniden imarı, İsrail ordusunun bölgeden çekilmesi ve yeni yönetim düzenlemelerinin hayata geçirilmesinden önce Hamas, Filistin İslami Cihadı ve diğer direniş gruplarının silahlarını tamamen teslim etmesini talep ediyor.

Ancak Tel Aviv yönetimi, Gazze’yi işgal altında tutmayı, insani yardımları kısıtlamayı ve bölgeyi bombalamayı sürdürerek mevcut anlaşmanın şartlarına uymuyor.

Haberde görüşlerine yer verilen Filistinli müzakereciler, Barış Kurulu’yla yürütülen müzakereleri, İsrail’in askeri yöntemlerle ve savaşla başaramadığı hedefleri diplomasi yoluyla Filistin tarafına dayatma girişimi olarak nitelendiriyor.

Drop Site News haberinde, “Filistin tarafına güvenlik ve silahsızlanma konusunda çok sıkı şartlar koşan Trump’ın kurulu, iş İsrail’e gelince ucu açık ve muğlak vaatlerle yetindi. Üstelik İsrail sözünü tutmadığında Filistin’in eline hiçbir hukuki koz vermeyen bu yaklaşım, aslında Tel Aviv’in onlarca yıldır uyguladığı klasik oyalama taktiğinin bir kopyasıydı” ifadelerine yer verdi.

Bir Hamas yetkilisi de Drop Site News’e yaptığı açıklamada, Mladenov’un son yanıtının, direniş hareketi kendisine yöneltilen tüm taleplere uymasına rağmen işgalci İsrail’in bir anlaşmaya varma konusundaki isteksizliğini açıkça yansıttığını dile getirdi. Hamas yetkilisi, mevcut haliyle bu belgenin kesinlikle kabul edilemez olduğunu ve herhangi bir uzlaşıya temel oluşturamayacağını belirtti.

Barış Kurulu ise söz konusu habere verdiği yanıtta, müzakerelerde İsrail tarafını Filistin tarafına tercih ettiği yönündeki iddiaları reddetti.

Politico’ya konuşan Avrupa Birliği yetkililerine göre kurul, İran ile yaşanan savaşın son birkaç ayda uluslararası dikkati tamamen başka yöne kaydırmasının ardından, Gazze ateşkes sürecini yeniden başlatmak amacıyla gelecek hafta Güney Kıbrıs’ta bir araya gelecek.

Son haberler, kurulun başlangıçta projeye destek sözü veren ülkelerden somut taahhütler almakta zorlanmaya devam ettiğini gösteriyor.

Kurul ayrıca Gazze için bir Uluslararası İstikrar Gücü kurma planında da amacına ulaşamadı. Bölge ülkelerini Hamas ile doğrudan karşı karşıya getirmeyi hedefleyen bu plan, iki yıllık soykırıma rağmen direniş hareketinin ortadan kaldırılamamasının ardından, bölge devletleri tarafından büyük ölçüde reddedilen bir girişim olarak kaldı.

Ekim 2025’te Gazze’de sözde ateşkesin ilan edilmesinden bu yana İsrail ordusunun düzenlediği saldırılarda binden fazla Filistinli öldü. İsrail işgal güçleri, abluka ve kuşatma altındaki Gazze Şeridi’nin yüzde 60’ından fazlasında kontrol alanını genişletti.

Bölgede çok sayıda kalıcı askeri ileri karakol inşa edilirken, Tel Aviv yönetimi bir yandan Gazze’ye insani yardım girişini engellemeyi sürdürüyor, diğer yandan ise işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı yerleşim birimlerini ciddi biçimde büyütüyor.

İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ise Batı Şeria bölgesini tamamen ilhak etme planlarını uygulamaya koymaya devam ediyor.

Şubat ayında İsrail hükümeti, Filistinlilerin mülkiyet haklarını resmi olarak kanıtlayamamaları halinde işgal altındaki Batı Şeria’da yer alan arazilerin İsrail tarafından doğrudan devlet mülkü ilan edilmesine imkan tanıyan bir tapu kayıt sürecini onaylamıştı.

Söz konusu kararın alındığı tarihten bu yana bölgede onlarca yeni yasa dışı yerleşim yerinin inşasına resmi onay verildi.

Ortadoğu

IMF’den Hürmüz Boğazı uyarısı: Normale dönmek aylar alacak

Yayınlanma

Uluslararası Para Fonu (IMF), Hürmüz Boğazı’nın tamamen açılmasının ardından petrol sevkiyatının önemli bir kısmının eski seyrine dönmesi için iki ila üç ay gerektiğini bildirdi. Raporda, Ortadoğu’daki savaş sonrası ticari ve stratejik rezervlerin kullanılmasıyla hafifleyen arz baskısının, azalan yedek kapasiteler ve eriyen stoklar nedeniyle yeniden arttığı vurgulandı.

Uluslararası Para Fonu (IMF), Hürmüz Boğazı’nın tamamen açılmasının ardından petrol sevkiyatının büyük bir kısmının yeniden tesisi için iki ila üç aylık bir zamana ihtiyaç duyulacağı öngörüsünü paylaştı.

IMF tarafından yayımlanan analizde, boğazın ulaşıma açılmasının hemen ardından sevkiyat hacminin eski seviyelerine ulaşamayacağı, zira nakliye şirketlerinin, sigortacıların ve piyasa aktörlerinin olağan çalışma düzenine dönmek için zamana ihtiyaç duyacağı kaydedildi.

Sektör temsilcilerinin tahminlerine dayandırılan raporda, “Sektör yetkililerinin değerlendirmelerine göre, su yolunun tamamen açılmasının ardından petrol sevkiyatının önemli bir kısmının yeniden başlatılabilmesi için iki ila üç aylık bir süre geçmesi gerekecek” ifadesi kullanıldı.

IMF, petrol üretiminde yaşanacak uzun süreli kesintilerin, özellikle sahaların yeniden işletmeye alınması için yeterli finansmanı olmayan bölgelerde üretim kapasitesinde kalıcı düşüşlere yol açabileceği uyarısını yaptı.

Rapora göre, küresel petrol piyasasında fiyatların daha sert bir şekilde yükselmesi birkaç faktör sayesinde engellendi. Ortadoğu’daki savaş başlamadan önce arzın talepten günlük yaklaşık 2 milyon varil daha fazla olduğu hatırlatıldı.

Çatışmaların başlamasının ardından ise özellikle Asya’daki talep düşüşü, ABD, Venezuela, Guyana ve Rusya gibi Basra Körfezi dışındaki ülkelerde üretimin artması ile ticari ve stratejik petrol rezervlerinin kullanılması piyasadaki durumu yumuşattı.

“Bir sonraki şokta dünya daha hassas konumda olacak”

Yedek kapasitelerin devreye alınması ve stokların erimesi nedeniyle esneklik alanının daraldığı belirtilen raporda, şu tespitlere yer verildi:

“Hürmüz Boğazı’nda tansiyonun yeniden yükselmesiyle birlikte hareket alanı giderek daralıyor. Zira yedek kapasiteler kullanılıyor, talep azalıyor ve stoklar eriyor. Eğer stoklar yeniden doldurulmazsa, bir sonraki şok meydana geldiğinde dünya çok daha hassas bir konumda olacak.”

ABD ve İsrail’in İran ile şubat ayında başlayan savaşı, küresel petrol ticaretinin en önemli rotalarından biri olan Hürmüz Boğazı’ndaki deniz taşımacılığının durmasına yol açmıştı.

ABD ve İran, 18 Haziran günü iki aylık ateşkesi, Hürmüz Boğazı yakınlarındaki ABD ablukasının kaldırılmasını ve Basra Körfezi’nde ticari gemi trafiğinin yeniden başlamasını öngören bir mutabakat zaptı imzalamıştı. Ancak haziran ayının sonuna doğru karşılıklı saldırılar yeniden başladı. ABD Başkanı Donald Trump, Ankara’daki NATO Zirvesi’nde yaptığı açıklamada ateşkesin sona erdiğini duyurdu.

Trump’ın 13 Temmuz günü Washington’ın İran’a yönelik deniz ablukasını yeniden tesis ettiğini, ancak diğer ülkeler için Hürmüz Boğazı’ndan serbest geçiş hakkının korunacağını açıklamasıyla birlikte, eylül vadeli Brent ham petrolünün varil fiyatı yüzde 5,3 artarak 80 doların üzerine çıktı.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Bağdat’tan Hizbullah’a bankacılık yaptırımı

Yayınlanma

Irak Maliye Bakanlığına ait resmi belgeye göre Bağdat yönetimi, ABD Hazine Bakanlığının kararları doğrultusunda IŞİD’in finansman ağları ile Lübnan Hizbullahı ile bağlantılı kişi ve kuruluşlara yönelik yeni bankacılık yaptırımları uygulama kararı aldı.

Irak Maliye Bakanlığına bağlı Irak Dış Kalkınma Fonu tarafından yayımlanan resmi belge, Bağdat yönetiminin ABD Hazine Bakanlığının kararlarına dayanarak IŞİD’in finansman ağları ile Lübnan Hizbullahı ile bağlantılı kişi ve kuruluşlara yeni bankacılık yaptırımları getirdiğini gösteriyor.

Lübnan merkezli el-Ahbar gazetesinin aktardığı belgeye göre yeni yönergeler, Irak Dışişleri Bakanlığı Amerika Dairesinin 30 Haziran tarihli yazısı ve Maliye Bakanlığı Ofisinin temmuz ayı başındaki talimatı uyarınca uygulamaya konuldu.

Söz konusu belge, ABD Hazine Bakanlığına bağlı Yabancı Varlıkları Kontrol Ofisinin (OFAC), IŞİD lehine para transferlerini kolaylaştırdıkları gerekçesiyle Avrupa, Ortadoğu ve Batı Afrika’da faaliyet gösteren üç kişi ve altı kuruluşa yaptırım uyguladığını açıklıyor.

Kararlar kapsamında ayrıca, Lübnan Hizbullahının finansman ve lojistik destek ağlarını hedef almak amacıyla, terörle mücadeleye ilişkin 13224 sayılı değiştirilmiş ABD Başkanlık Kararnamesi uyarınca Hizbullah ile ilişkili çok sayıda kuruluş da yaptırım listesine dahil edildi.

Irak Dış Kalkınma Fonu Başkanı Zafer Mehdi Abdullah ile Ekonomik Daire Genel Müdür Vekili Nadya Reşid Ali’nin imzalarını taşıyan belgeyle söz konusu karar; gerekli işlemlerin yapılması amacıyla Maliye Bakanlığına bağlı tüm dairelere, bankalara, kurullara ve şirketlere tebliğ edildi.

Zeydi’nin Washington ziyaretiyle eş zamanlı adım

Yaptırım kararının duyurulması, Irak Başbakanı Ali el-Zeydi’nin Washington’a gerçekleştirdiği ve ABD Başkanı Donald Trump ile görüştüğü resmi ziyaretle aynı zamana denk geliyor.

Görüşme sırasında açıklamalarda bulunan Başbakan Zeydi, Washington ziyaretlerinin iki ülke arasındaki stratejik ortaklığı duyurma amacı taşıdığını belirterek “Biz buraya ABD ile ilişkilerimizin geleceğini konuşmak üzere geldik. ABD, dünyadaki en önemli stratejik ortağımızdır” ifadesini kullandı.

Irak’taki direniş gruplarının silahları konusuna da değinen Zeydi, bazı gruplardan çok sayıda silah teslim aldıklarını, siyasi faaliyete yönelen her kesimle işbirliği yapacaklarını kaydetti.

Irak Başbakanı, koalisyon güçlerinin ülkeden çekilmesi için öngörülen tarihe işaret ederek “30 Eylül’den sonra hiçbir grubun varlığına ihtiyaç kalmayacak. Herhangi bir yapının silah bulundurmasına izin vermeyeceğiz. Güvenlik güçlerimiz topraklarımızı koruma kabiliyetine sahiptir” değerlendirmesinde bulundu.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

ABD, İran genelindeki sivil ve askeri altyapıyı vurdu

Yayınlanma

ABD’nin İran genelindeki sivil ve askeri altyapıya yönelik hava saldırılarını 15 Temmuz’da yoğunlaştırması üzerine Tahran, komşu ülkelerdeki Amerikan üslerini hedef alan kapsamlı misilleme operasyonları başlattı. İran’ın mutabakat hükümlerine artık bağlı olmadığını açıklamasından ve ABD’nin İran limanlarına deniz ablukası getirmesinden sonra tırmanan çatışmalarda askeri üsler, limanlar ve kritik enerji tesisleri vuruldu.

ABD’nin İran’a yönelik hava saldırıları 15 Temmuz’da daha da yoğunlaştı. İran’ın, Washington’ın ihlalleri ve saldırıları tırmandırması nedeniyle mutabakatın artık kendisini bağlamadığını açıklamasından saatler sonra ülke genelindeki sivil ve askeri altyapı hedef alındı.

Tahran ise “Zafer II Operasyonu” adı verilen yeni harekat kapsamında bölgedeki ABD unsurlarına yönelik misilleme saldırılarını sürdürdü.

İran resmi haber ajansı IRNA’ya göre ABD’nin yeni saldırıları çarşamba sabahı ülkenin güneyindeki Buşehr vilayetini vurdu.

Buşehr Valisi Muhammed Muzafferi, “ABD düşmanı bugün Buşehr’de üç noktaya saldırdı” dedi. ABD ayrıca İran’ın güneyindeki Çabahar kentinde bulunan deniz trafiği kontrol merkezini ikinci kez hedef aldı.

Huzistan Vilayeti Güvenlik İşlerinden Sorumlu Vali Yardımcısı, Washington’ın çarşamba sabahı ülkenin güneybatısındaki Huveyze ve Deşt-i Azadegan bölgelerinde bulunan tahıl depolama silolarına saldırdığını açıkladı. Saldırıda sivil tesisler hasar gördü.

ABD ordusu ayrıca Basra Körfezi’ndeki Kiş Adası’nda bulunan Kiş Su ve Elektrik Şirketine ait santrali hedef aldı. İran medyasına göre bölge yaklaşık bir saat boyunca yedi mühimmatla vuruldu.

Patlamalar, santraldeki bazı üretim birimlerinde kesintilere ve elektrik üretim sisteminde arızalara yol açtı.

Tasnim Haber Ajansı, Kiş Elektrik Şirketine dayandırdığı haberinde hasar gören bazı birimlerin onarım için tamamen devre dışı bırakılmasının gerekebileceğini bildirdi. Bu nedenle adada geçici ve planlı elektrik kesintilerinin kaçınılmaz olduğu belirtildi.

Askeri üs saldırısında 7 asker öldü

Washington, gece saatlerinde İran’ın güneydoğusundaki Bampur’da bulunan bir askeri tesisi de vurdu. Saldırıda yedi İranlı asker öldü.

İran ordusundan yapılan açıklamaya göre ABD’ye ait 13 füze, Kara Kuvvetlerine bağlı bir üssün kışlalarını ve konaklama tesislerini hedef aldı.

Ordunun açıklamasında, mümkün olan en yüksek can kaybını vermek amacıyla üssün yatakhanelerinin, misafirhanesinin ve nöbetçi tesislerinin vurulduğu belirtildi.

Çok sayıda personelin yaralandığı ve tedavi altına alındığı kaydedildi. İran ordusu saldırıya “kararlı bir karşılık” verileceğini duyurdu.

Devrim Muhafızlarından art arda misilleme

Washington’ın gece boyunca ve çarşamba sabahına kadar saldırılarını artırması üzerine İran, bölgedeki ABD askeri tesislerine yönelik art arda misilleme dalgaları başlattı.

Devrim Muhafızları Ordusu, Bahreyn, Ürdün ve Kuveyt’teki üslerin ve kritik askeri unsurların hedef alındığını açıkladı.

Kuveyt’te uydu haberleşme merkezleri, füze ve hava savunma radar sistemleri, Patriot hava savunma bataryaları, ikmal merkezleri ve HIMARS fırlatma platformlarının vurulduğu bildirildi.

Devrim Muhafızları bir gece önce de Bahreyn’deki Şeyh İsa Hava Üssü’nde bulunan ABD deniz ve hava unsurlarını, ayrıca Kuveyt’teki Ali el-Salim Hava Üssü’nde MQ-9 insansız hava araçlarının konuşlandırıldığı rampaları hedef aldığını açıklamıştı.

İran limanlarına deniz ablukası yeniden uygulamaya konuldu

Washington’ın sözde ateşkesin sona erdiğini açıklamasının ve son günlerde İran’a yönelik saldırılarını büyük ölçüde artırmasının ardından ABD Merkez Komutanlığı, İran’ın bütün limanlarına yönelik yasa dışı deniz ablukasının resmen yeniden uygulamaya konulduğunu duyurdu.

Hürmüz Boğazı da İran tarafından bütün gemi trafiğine kapalı tutuluyor. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, salı gecesi yaptığı açıklamada, “ABD yalnızca anlaşmayı ihlal etmekle kalmadı, bu gece attığı adımlarla, yani deniz ablukasıyla, anlaşmayı tamamen hükümsüz hale getirdi” dedi.

Garibabadi, “İran artık bu anlaşmayla bağlı değildir” ifadelerini kullandı. İran Meclisi de 14 Temmuz’da 180’den fazla milletvekilinin imzasıyla yayımladığı bildiride İran ile ABD arasındaki mutabakatın “öldüğünü” ilan etmişti.

ABD’nin son birkaç gündür saldırılarını tırmandırması sonucu onlarca İranlı öldü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English