Amerika
Trump’ın Birliğin Durumu konuşmasından öne çıkanlar

ABD Başkanı Donald Trump, ikinci döneminin ilk resmi Birliğin Durumu konuşmasında ekonomi, göç ve İran ile yükselen tansiyonu merkezine alan bir hitap gerçekleştirdi. Düşük onay oranları ve yaklaşan ara seçimlerin gölgesinde konuşan Trump, diplomatik çözüm arayışlarına vurgu yapsa da İran’ın nükleer silah sahibi olmasına “asla izin vermeyeceğini” savundu.
ABD Başkanı Donald Trump, salı günü ikinci döneminin ilk resmi Birliğin Durumu konuşmasını gerçekleştirdi. Özellikle ekonomi alanındaki düşük onay oranlarıyla karşı karşıya kalan Trump, kasım ayındaki ara seçimler öncesinde partisini bu hitapla bir araya getirmeyi hedefledi.
Yaklaşık 1 saat 50 dakika süren konuşma, ABD’nin bölgeye iki uçak gemisi görev grubu sevk ettiği ve İran ile tansiyonun yükseldiği bir dönemde gerçekleşti.
İran’a yönelik planlardaki belirsizlik sürüyor
Konuşmanın en önemli politika başlığı, Trump’ın İran’a yönelik planlarını netleştirip netleştirmeyeceğiydi; ancak bu konuda kayda değer bir açıklık sağlanmadı.
Trump, “Onlarla müzakere ediyoruz. Bir anlaşma yapmak istiyorlar ama o gizli sözleri henüz duymadık: ‘Asla nükleer silahımız olmayacak'” diye konuştu.
Sorunu diplomasi yoluyla çözmeyi tercih ettiğini belirten Trump, “Ancak bir şey kesin: Dünyanın açık ara bir numaralı terör sponsoru olan bu yapının nükleer silah sahibi olmasına asla izin vermeyeceğim. Bunun gerçekleşmesine müsaade edemeyiz” dedi.
İran ile ABD arasında perşembe günü Cenevre’de yapılması planlanan görüşmeler öncesinde konunun karmaşıklığı dikkat çekiyor.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, geçen eylül ayında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, “İran hiçbir zaman nükleer bomba yapmaya çalışmamıştır ve çalışmayacaktır” ifadesini kullanmıştı.
Trump ayrıca, İran’ın nükleer olsun veya olmasın uzun menzilli silah kabiliyetinin bir engel teşkil ettiğini ima ederken, Tahran yönetiminin yıl sonundaki protestolarda göstericileri öldürmesini de kınadı. Mevcut tabloda Trump’ın, Tahran rejiminin iktidarda kalmasını öngörüp öngörmediği belirsizliğini koruyor.
Ekonomi verileri ve ara seçim stratejisi öne çıkıyor
Konuşmanın televizyon izleyici sayısının en yüksek olduğu ilk bölümü büyük ölçüde ekonomiye ayrıldı. Trump’ın borsanın rekor seviyelerde olduğuna dair ifadeleri verilerle örtüşürken, enflasyona dair iddiaları tartışma yarattı.
Trump, ikinci dönemine başladığı Ocak 2025’te yüzde 3,0 olan yıllık enflasyonun “rekor seviyelerde” olduğunu öne sürdü; ancak bu rakamın standart ölçütlere göre rekor teşkil etmediği görülüyor. Güncel veriler ise enflasyonun bu ocak ayı itibarıyla yüzde 2,4 seviyesinde olduğunu gösteriyor.
Kamuoyunda fiyat artışlarına yönelik algı, Trump’ın onay oranlarını olumsuz etkiliyor. Washington Post/ABC News/Ipsos tarafından yapılan ankete katılanların yüzde 65’i Trump’ın enflasyon yönetimini onaylamazken, destek verenlerin oranı yüzde 32’de kaldı.
Trump, Demokratları fiyat artışlarından sorumlu tutarak, muhalefetin geçen yılki vergi indirimi ve harcama tasarısına karşı çıkmasını eleştirdi ve “Halkı incitmek için büyük ölçekli vergi artışları istediler” dedi.
Göç politikası Kongre salonunda gerilimi yükseltti
Hitabın en hareketli anları göçmenlik konusu ele alınırken yaşandı. Trump, “Amerikan hükümetinin ilk görevi yasa dışı göçmenleri değil, Amerikan vatandaşlarını korumaktır” ifadesine destek verenlerin ayağa kalkmasını istedi. Demokratların büyük çoğunluğu, İç Güvenlik Bakanlığı (DHS) bünyesindeki Göç ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) birimlerinin sert uygulamalarına duydukları tepki nedeniyle yerlerinden kalkmadı. Bu uygulamalar, ocak ayında Minnesota’da Renee Good ve Alex Pretti adlı iki ABD vatandaşının vurularak öldürülmesine yol açmıştı.
Trump, ayağa kalkmayan Demokratlara “Ayağa kalkmadığınız için kendinizden utanmalısınız” diyerek tepki gösterdi. Bu sırada Demokrat Partili İlhan Omar ile Trump arasında bir sözlü atışma yaşandı.
Omar, Trump’ın “Amerikalıları öldürdüğünü” bağırırken; Trump, Omar’ın da parçası olduğu “Somali toplumunu” milyarlarca dolarlık kamu kaynağını yağmalamakla suçladı. Omar, bu suçlamaya “yalancı” diyerek karşılık verdi.
Yüksek Mahkeme ile yaşanan gerilim sınırlı kaldı
Trump, geçen hafta Yüksek Mahkeme’nin temel gümrük tarifelerini iptal etmesinin ardından yargı mensuplarını hedef almıştı.
Özellikle kendi atadığı Neil Gorsuch ve Amy Coney Barrett dahil üç muhafazakar yargıcın aleyhte oy kullanmasına tepki gösteren Trump, bu kararı “aileleri için bir utanç” olarak nitelendirmişti.
Dört yargıcın salonda hazır bulunduğu gecede Trump, mahkeme kararını “talihsiz” ve “hayal kırıklığı yaratıcı” olarak tanımlasa da Yüksek Mahkeme’ye yönelik saldırılarını beklenen düzeyde sertleştirmedi.
Siyasi sonuçlar beklentiler dahilinde kaldı
Günümüzde Birliğin Durumu konuşmaları, geçmişteki kadar geniş çaplı bir toplumsal değişim yaratma kabiliyetine sahip değil. Trump’ın sosyal medyayı aktif kullanımı, bu yıllık hitabın “filtrelenmemiş mesaj” özelliğini zayıflatıyor.
Yine de geniş bir izleyici kitlesine hitap eden bu konuşmada, Cumhuriyetçiler Trump’ın göç ve trans hakları gibi temel konularda yarattığı karşıtlıktan memnun.
Demokratlar ise kasım ayında Temsilciler Meclisi’nin kontrolünü ele geçirme şanslarını değiştirecek bir gelişme yaşanmadığı görüşünde.
Demokrat Parti’nin cevabını veren Virginia Valisi Abigail Spanberger, “Başkan hayatı sizin için daha uygun maliyetli hale getirmeye çalışıyor mu? Başkan Amerikalıları korumak için çalışıyor mu?” sorularıyla hükümeti eleştirdi.
Amerika
Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.
Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.
Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.
Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.
Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.
Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.
Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.
Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.
Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.
Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.
Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.
Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.
Amerika
“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.
ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.
Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.
Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.
The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.
Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.
Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:
“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”
Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.
Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”
Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.
Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.
Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.
İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.
Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.
Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.
Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.
Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.
Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.
Amerika
ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.
Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.
“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.
Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.
Bessent şöyle konuştu:
“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. Ama peşinize düşeceğiz.”
ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı
ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.
Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.
ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.
Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.
İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.
Avrupa6 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa5 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Avrupa6 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya5 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Asya2 hafta önceÇin insansı robot pazarında liderliği hedefliyor








