Bizi Takip Edin

Diplomasi

Trump’ın Britanya gezisi başlıyor

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump’ın, salı günü başlayacak ziyaretinde zor günlerden geçen Britanya Başbakanı Keir Starmer’a karşı “yumuşak” davranması bekleniyor.

Başbakanın “zor durumda” olduğunu anlayan Trump’ın şefkatinin odağındaki Starmer, Britanya’nın ABD elçisi Lord Mandelson’ın Jeffrey Epstein ile olan dostluğu hakkında neyi ne zaman bildiği konusunda yoğun bir inceleme sürerken, istifa etmeyeceğini vurguladı.

Başbakan, ABD büyükelçisini görevden aldıktan sonra ilk kez kamuoyuna açıklama yaptı ve Başbakanın Soruları oturumunda onu savunmadan önce, İşçi Partisi üyesi ve Epstein arasındaki e-postalarla ilgili medyanın yaklaşımından haberdar olduğunu itiraf etti. 

Starmer, “Geriye dönüp baktığımda, Peter ile ilgili ayrıntılı iddiaların Başbakanın Soruları oturumundan önce bana sunulmuş olması daha iyi olurdu,” diyerek danışmanlarını suçluyor gibi göründü.

Epstein tartışmalarının odağındaki Mandelson’un Palantir bağı

İşçi Partili Lord Peter Mandelson, Starmer hükümetinin Trump ile yakın ilişki kurması için görevlendirdiği önemli isimlerden biriydi. Mandelson’ın kurduğu lobi şirketi Global Counsel, Palantir’i müşterisi olarak sayıyor.

Palantir’in kurucusu Peter Thiel, Trump’ın ilk destekçilerinden biriydi ve Starmer, Ulusal Güvenlik Danışmanı Jonathan Powell ve Mandelson şubat ayında Palatir CEO’su Alex Karp ile bir araya geldi.

Mandelson atanmadan önce Global Counsel’dan istifa etmiş, fakat ocak ayı sonlarında şirkette hâlâ hissesi olduğu bildirilmişti.

Seyahat öncesinde, Beyaz Saray ile yakın ilişkisi olan iki eski ABD yetkilisi The Telegraph gazetesine, iç siyasi baskı nedeniyle Trump’ın Başbakana karşı “yumuşak” davranacağını söyledi.

Eski bir yetkili, “Bu seyahat Windsor Kalesi’nin ihtişamı, askerlerin teftişi ve büyük ziyafetle ilgili olacak. Bu onun için çok önemli. Plan da bunu böyle tutmak,” dedi.

Kanaklar, Trump’ın zor durumda olan müttefikleri için keskin bir siyasi sezgiye sahip olduğunu ve Starmer’ın “zor durumda” olduğunu bildiğini de eklediler.

Trump, Starmer’a “yumuşak” davranacak

Trump’ın eski baş stratejisti Steve Bannon, “Başkanın bunun günlük siyaseti aştığını bildiğini düşünüyorum; bu Amerika ve Anglosfer ile ilgili özel bir ilişki. Bunu, özellikle de gelenek ve görenekleri sabırsızlıkla bekliyordu,” diye konuştu.

Görüşmelerin konuları hakkında sorulan bir soruya, üst düzey bir ABD yetkilisi, ifade özgürlüğünün yönetim için önemli olduğunu, fakat gündemde yer almasının kesin olmadığını söyledi.

Yetkili, “Bu kesinlikle üzerinde düşündüğümüz bir konu. Bunun Başbakan ile yapılacak ikili görüşmede nasıl bir rol oynayacağı veya oynamayacağı henüz bilinmiyor,” dedi.

Yetkililerden biri, Trump’ın Starmer ile görüş veya politika farklılıkları konusunda yüzleşmeyi planlamadığını, ama böylesine öngörülemez bir başkanla planların hızla değişebileceğini söyledi.

Başkan çarşamba günü Windsor Kalesi’nde ağırlanacak, perşembe günü ise Chequers’da Starmer ile görüşecek. Bir dizi ticaret açıklaması hazırlandı.

Trump, Windsor Kalesi’nde kral ile birlikte top atışı ve at arabası geçit törenine katılacak. Ayrıca, devlet resepsiyonu öncesinde Kraliçe II. Elizabeth’in mezarına çelenk bırakacak ve resepsiyonda kral ile birlikte konuşma yapacak.

Beyaz Saray, İngiltere’nin yeni çevrimiçi güvenlik yasalarını eleştirdi. Başkan Yardımcısı JD Vance, İngiltere’de ifade özgürlüğü haklarının saldırı altında olduğunu defalarca dile getirdi.

Temmuz ayında İngiltere’ye yaptığı son ziyaretinde, Trump, Turnberry golf kulübünde düzenlenen basın toplantısında İngiliz enerji politikasını ve yenilenebilir enerji kaynaklarına bağımlılığını eleştirmiş ve aynı zamanda, partisi Reform UK anketlerde önde giden Nigel Farage ile olan dostluğunu da öne çıkarmıştı.

İngiltere ve ABD finansal bağları güçlendirme sözü verdi

Trump’ın ziyaretinden önce ABD ve İngiltere, sermaye piyasalarının daha yakın uyumunu araştırmak da dahil olmak üzere finansal bağları güçlendirme sözü verdi.

Financial Times’a (FT) göre Starmer, Trump’ın ziyaretini İngiltere’yi “iç yatırım” merkezi olarak tanıtmak için kullanmak istiyor.

ABD’li özel sermaye şirketi Blackstone, önümüzdeki on yıl içinde İngiliz varlıklarına 100 milyar sterlin yatırım yapma sözü verdi.

Blackstone, Avrupa genelinde 500 milyar dolarlık daha geniş bir yatırım hamlesinin parçası olarak İngiltere’ye olan taahhüdünü yerine getiriyor.

Şirketin kurucu ortağı Stephen Schwarzman, FT’ye verdiği demeçte, bu yatırımın ekonomik reformlardan ve büyümenin canlanmasından kâr elde etmeyi amaçladığını söyledi.

Schwarzman ve başkan Jonathan Gray gibi Blackstone’un üst düzey liderleri, uzun süredir İngiltere’yi 1,2 trilyon dolarlık varlık yatırım grubu için kilit bir pazar olarak görüyor ve Downing Street ile güçlü bağlara sahip. 

Blackstone, dijital altyapı ve e-ticaret depolarına milyarlarca dolarlık yatırım yaparak, halihazırda İngiltere’nin en büyük yabancı yatırımcılarından biri konumunda.

Ayrıca, Legoland’ın sahibi Merlin Entertainments gibi büyük kurumsal yatırımları da bulunmaktadır ve geçen yıl hisselerini tamamen elden çıkarana kadar Londra Borsası’nın ana şirketinin büyük hissedarıydı.

Gümrük vergileri konusunda henüz netlik yok

ABD’li yetkililer, teknoloji sektöründe en az 10 milyar dolarlık yatırım anlaşmaları, nükleer işbirliği anlaşması ve “önde gelen finans merkezlerimiz arasındaki derin bağların gelecekte nasıl sürdürülebileceği”nin araştırılması olacağını söylediler.

Trump, mayıs ayında Starmer ile İngiliz çelik ihracatını ABD gümrük vergilerinden muaf tutmak için anlaşmaya varmış olsa da, bu anlaşmayı henüz kesinleştirmedi.

İngiliz çelik ihracatı, diğer ülkelere uygulanan %50’lik gümrük vergisine kıyasla %25’lik daha düşük bir gümrük vergisinden yararlanıyor.

İngiliz yetkililer pazartesi günü Washington’da ABD ticaret yetkilileriyle acil görüşmelerde bulunarak, İskoç viskisini diğer İngiltere ihracatına uygulanan %10’luk gümrük vergisinden muaf tutacak bir anlaşma imzalamaya çalıştılar.

Üst düzey bir ABD yetkilisi, Beyaz Saray’ın viski üzerindeki ABD gümrük vergilerini düşürme yönünde herhangi bir açıklamayı “takip etmediğini” söyledi, bu da bir anlaşmanın olası olmadığını gösteriyor ama yetkili, bu konunun tartışılabileceğini ima etti.

Londra, finansal piyasaları ABD ile daha uyumlu kılmak istiyor

Ziyaret öncesinde salı günü Downing Street’te Britanya Maliye Bakanı Rachel Reeves ve ABD Hazine Bakanı Scott Bessent arasında daha yakın finansal işbirliği konusunda görüşmeler yapılacak.

Reeves, İngiltere standartlarını ABD ile daha yakından uyumlu hale getirerek, dünyanın en derin ve en likit finans piyasalarına erişimi artırmanın yanı sıra, İngiltere’ye daha fazla Amerikan yatırımı çekmeyi umuyor.

Bu girişim, şirketlerin Atlantik’in diğer tarafında daha yüksek değerlemeler arayışında olması nedeniyle Londra Borsası’nda işlem gören şirketlerin New York Borsası ve Nasdaq’a taşınmasıyla ilgili yoğun siyasi endişelerin yaşandığı bir dönemin ardından geliyor.

Trump, OpenAI’den Sam Altman ve Nvidia’dan Jensen Huang gibi büyük teknoloji şirketlerinin önde gelen isimlerini heyetine dahil ederken, Rolls-Royce, GSK ve Microsoft gibi şirketler Chequers’da düzenlenecek iş dünyası yuvarlak masa toplantısına katılacak.

Diplomasi

Çin, AB’nin dış destek kurallarını sert bir şekilde eleştirdi

Yayınlanma

Çin, AB’nin yabancı sübvansiyon kurallarının Brüksel ile arasındaki daha geniş kapsamlı ticaret anlaşmazlığının parçası olduğu mesajını verdi.

Çin Adalet Bakanlığı, Çinli şirketlere, Yabancı Sübvansiyonlar Yönetmeliği (FSR) kapsamında yürütülen soruşturmalarda AB yetkililerine bilgi vermemeleri talimatını verdi.

Bu düzenleme, tek pazardaki aktörlerin yurt dışından haksız destek almamasını sağlamak için AB’nin kullandığı bir araç.

Bildirimde, Avrupa Komisyonu’nun, tüketici elektroniği perakendecisi MediaMarkt’ın ana şirketi olan Alman Ceconomy’yi 2 milyar avroluk bir anlaşma ile satın almaya çalışan Çinli e-ticaret devi JD.com’a yönelik derinlemesine soruşturmasından açıkça bahsedildi.

Bu hamle, AB ile Çin arasında yeniden başlayan ticaret diyaloğunun ortasında Brüksel’e baskı uygulamayı amaçlıyor gibi görünüyor.

Müzakereciler, AB’nin Çin ile olan günlük 1 milyar avroluk mal ticaret açığını nasıl azaltacakları konusunda yoğun kapalı kapı görüşmeleri yürütüyorlar.

Komisyon’un eylül ayında Çin Ticaret Bakanlığı ile bir video konferans düzenlemesi ve bu konferansın, Ticaret Sorumlusu Maroš Šefčovič’in ekim başında Pekin’e yapacağı ziyaretin önünü açması bekleniyor.

Komisyon, birkaç gün sonra düzenlenecek bir zirvede AB liderlerine durum değerlendirmesi sunacak.

Bu, blok için ticaret ilişkilerini yeniden dengelemek için yapıcı bir yaklaşımın yeterli olup olmadığına ya da Brüksel’in Avrupa’nın ticari çıkarlarını daha kararlı bir şekilde savunması gerekip gerekmediğine karar vermesi açısından bir dönüm noktası olabilir.

Çin Ticaret Bakanlığı sözcüsü perşembe günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Çin, AB’nin Çinli şirketleri baskı altına almak için Yabancı Sübvansiyonlar Yönetmeliği (FSR) gibi tek taraflı araçları kötüye kullanmasına sürekli olarak karşı çıkmıştır,” dedi.

Sözcü şöyle devam etti:

“Çin ve AB’nin bir Ticaret ve Yatırım Danışma (TIC) mekanizması kurduğunu ve farklılıkların diyalog ve danışma yoluyla yönetilmesi konusunda bir uzlaşmaya vardığını vurgulamak isterim. AB’nin, FSR soruşturmasındaki hatalı uygulamalarını derhal düzeltmek ve hükümetler arası diyalog yoluyla iletişimi güçlendirmek için Çin ile işbirliği yapmasını umuyoruz. Çin, AB’nin adımlarını yakından takip edecek ve ulusal güvenliği ile işletmelerin meşru hak ve çıkarlarını kararlılıkla korumak için gerekli önlemleri alacaktır.”

Komisyon, FSR’nin şirketlere merkezlerinin bulunduğu yere göre ayrımcılık yapmadığını savunuyor.

Sözcü Ricardo Cardoso perşembe günü Brüksel’de gazetecilere yaptığı açıklamada, “FSR, milliyetlerine bakılmaksızın tüm şirketlere uygulandığı için DTÖ kurallarına tamamen ve tam olarak uygundur; amacı, Çinli şirketler de dahil olmak üzere AB’de faaliyet gösteren tüm şirketlerin eşit muamele görmesini ve eşit şartlarda rekabet etmesini sağlamaktır,” dedi.

Pekin’e göre, AB, JD.com’un anlaşmasının Çin devlet desteği ile haksız bir şekilde desteklenip desteklenmediğini araştırırken çok fazla bilgi talep ediyor.

Ticaret Bakanlığı sözcüsü, “JD.com davasında AB, yine keyfi ve mantıksız bir şekilde, soruşturmayla ilgisi olmayan çok çeşitli bilgileri ilgili Çinli bankalardan talep etmiştir,” dedi.

Komisyon, JD.com’un Çin hükümeti tarafından sağlanan tercihli finansman, vergi teşvikleri ve hibeler şeklinde haksız avantajlardan yararlanıyor olabileceğinden endişe duyuyor.

Bu durum, işlem tamamlandığında şirkete AB pazarında rekabet avantajı sağlayabilir.

JD.com, bu hafta Komisyon’un endişelerini gidermek için düzeltici önlemler sundu. Bu durum genellikle görüşmelerin ileri bir aşamada olduğunun işareti olarak kabul edilir.

Konuyu yakından takip eden Hollandalı Avrupa Parlamentosu üyesi ve Avrupa Parlamentosu Uluslararası Ticaret Komitesi üyesi Dirk Gotink’e göre, Pekin’in müdahalesi satın almayı tehlikeye bile atabilir.

“Siyasi bir sürecin rehineleri haline geliyorlar,” diyen Gotink, Pekin’in hamlesini “tek taraflı bir tırmanış” olarak nitelendirdi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

ABD’nin yol açtığı istikrarsızlık ortamında Ürdün Kralı Abdullah, Çin’i ziyaret ediyor

Yayınlanma

İran savaşının sona ereceğine dair bir işaret bulunmaması ve İsrail’in bölge genelindeki politikasının denetimsiz biçimde sürmesi, Ürdün’ü gelecekteki belirsizliklere ve daha az öngörülebilir bir ABD politikasına karşı alternatiflerini artırmaya yöneltiyor. Ürdün Kralı bu atmosferde Çin’i ziyaret ediyor.

Orta Doğu, ABD-İsrail-İran savaşının devam eden sonuçlarıyla mücadele ederken, Çin’in cazibesi Washington’ın bölgedeki en yakın ortakları arasında bile giderek artıyor.

Bölge genelindeki hükümetler yatırım, teknoloji ve giderek daha fazla ölçüde güvenlik işbirliği için Pekin’e yöneliyor. Mısır, Çin ile savunma ilişkilerini genişletirken Körfez ülkeleri de Çin ile askeri ve ekonomik anlaşmalar peşinde.

Bu hafta Ürdün Kralı II. Abdullah da bu eğilime katılarak bir haftalık ziyaret için Çin’e gitti. Bu, Abdullah’ın on yıldan uzun bir süredir Çin’e gerçekleştirdiği ilk devlet ziyareti.

Ziyaret, Ürdün’ün ABD’den uzaklaşarak Çin’e yöneldiği anlamına gelmiyor. Daha ziyade bölge genelindeki daha kapsamlı bir yeniden dengeleme sürecini yansıtıyor. ABD’nin ortakları, giderek daha belirsiz hale gelen bölgesel ortamda daha fazla ekonomik seçenek ve daha geniş bir stratejik hareket alanı arıyor.

Çin’de bir hafta

Kral Abdullah’ın 18-24 Ağustos tarihleri arasındaki ziyareti Şanghay’da başladı ve Pekin ile Shenzhen’i de kapsıyor. Bu, 1999’da tahta çıkmasından bu yana Çin’e yaptığı dokuzuncu ziyaret ve Ürdün ile Çin’in stratejik ortaklık kurduğu 2015’ten bu yana gerçekleştirdiği ilk ziyaret.

Kraliyet Sarayı’nın açıklamasına göre Ürdün Kralı salı günü Şanghay’da ilaç, gıda, mühendislik, tarım ve havacılık sektörlerinde faaliyet gösteren Çinli şirketlerin yöneticileriyle bir araya geldi. Ayrıca Çin’in önde gelen robotik şirketlerinden AgiBot’u ziyaret etti ve burada imalat ve lojistikten konaklama ve güvenliğe kadar uzanan robotik uygulamalar hakkında bilgi aldı.

Xinhua’ya göre Ürdün Kralı Abdullah perşembe günü Pekin’e ulaştı. Burada Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve Başbakan Li Qiang ile görüşmesi bekleniyor. Ayrıca yasama organının başkanı Zhao Leji ile görüşme gerçekleştirdi. Ürdün’ün resmi haber ajansı Petra, iki tarafın çeşitli sektörlerde işbirliği anlaşmaları ve mutabakat zabıtları imzalamasının beklendiğini bildirdi. Çin’in teknoloji ve üretim merkezi Shenzhen’e gerçekleştireceği ziyaret ise gezinin ticari ağırlığını ortaya koyuyor.

İstihdam, enerji ve teknoloji

Amman’ın Çin’e yönelik en acil ilgisi ekonomik alanda. ABD-İsrail-İran savaşı Ürdün üzerindeki ekonomik baskıyı daha da artırarak yatırım çekme ve ekonomiyi çeşitlendirme ihtiyacını daha acil hale getirdi. GSYH’nin yüzde 10 ila 15’ini oluşturan turizm, bölgesel istikrarsızlıktan darbe alırken yükselen enerji maliyetleri ile ticaret ve hava ulaşımındaki aksamalar, ithalata büyük ölçüde bağımlı olan ekonomi üzerindeki baskıyı artırdı.

Kral Abdullah pazartesi günü Çin devlet haber ajansı Xinhua’ya verdiği röportajda ekonomik işbirliği fırsatlarını özellikle vurguladı. Abdullah, Ürdün’ün “bölgesel bir üretim ve ihracat merkezi olarak hizmet vermek için son derece elverişli bir konumda olduğunu” belirterek şöyle dedi:

“Çin’in imalat yatırımları, doğal kaynaklarımızdan, nitelikli iş gücümüzden, istikrarlı iş ortamımızdan, stratejik konumumuzdan ve geniş ticaret anlaşmaları ağımızdan yararlanarak bu konumu değerlendirebilir.”

Jordan Times’ın verilerine göre Ürdün ile Çin arasındaki ticaret 2025’te yaklaşık 6,7 milyar dolara ulaştı ancak ticaret ilişkisi büyük ölçüde Pekin’in lehine. Çin’in Ürdün’e ihracatı yaklaşık 6,29 milyar dolar olurken Ürdün’ün Çin’e ihracatı yalnızca 430 milyon dolar seviyesinde kaldı. Bu dengesizlik, Amman’ın yalnızca ticareti genişletmek yerine neden yatırım, teknoloji ve üretim kapasitesi çekmeye odaklandığını da açıklıyor.

Çin, Ürdün’ün uzun vadede büyümeyi hızlandırmayı ve 2033 yılına kadar en az 1 milyon yeni genç çalışanı iş gücü piyasasına dahil etmeyi amaçlayan Ekonomik Modernizasyon Vizyonu’nda daha büyük bir rol oynayabilir. Enerji, bu işbirliğinin halihazırda somutlaşmaya başladığı alanlardan biri.

Ürdün, Eylül 2025’te Çinli UEG Green Hydrogen Development Holding Limited şirketiyle 1,155 milyar dolarlık önerilen bir yeşil hidrojen projesini incelemek üzere anlaşma imzaladı. Projenin amacı, ihracat için yılda yaklaşık 200 bin ton yeşil amonyak üretmek.

Ancak Ürdün açısından Çin’in cazibesi yalnızca potansiyel yatırımlarla sınırlı değil. Üretim alanındaki uzmanlık, yenilenebilir enerji teknolojileri ve Çin tedarik zincirlerine erişim de Amman’ın yerli sanayi kapasitesini geliştirmesine ve özel sektörde istihdam yaratmasına yardımcı olabilir.

“Zamanlama her şeyi anlatıyor”

Uzun yıllardır Amman’da yaşayan gazeteci ve The Christian Science Monitor’ün kıdemli Orta Doğu muhabiri Taylor Luck, kralın ziyaretinin öneminin zamanlamasında yattığını söyledi.

Luck, Al-Monitor’a, “Kral Abdullah’ın Çin’e gitmesi tek başına haber değeri taşıyan bir gelişme değil ancak zamanlaması her şeyi anlatıyor” dedi.

Luck’a göre ziyaret, Amman’da tek bir ekonomik ve güvenlik ortağına aşırı bağımlı olmanın risk taşıdığı yönündeki farkındalığın giderek arttığını gösteriyor.

Luck, “Bu Washington’a yönelik bir tepki olmasa da derin bir bölgesel krizin yaşandığı bir dönemde Kral Abdullah’ın Çin’e bir haftalık ziyaret gerçekleştirmesi, Ürdün’de Amerika’ya aşırı bağımlılığın uzun vadede sürdürülebilir olmadığı ve giderek kısa vadede bile sürdürülemez hale geldiği yönündeki farkındalığa işaret ediyor” dedi.

Luck, Ürdün’deki Çin yatırımlarının yaklaşık 3,56 milyar dolar seviyesinde olduğunu tahmin ediyor. Bu önemli bir miktar olsa da Pekin’in Mısır ve Irak gibi bölgedeki daha büyük pazarlardaki ekonomik varlığının oldukça gerisinde kalıyor.

Uzman ayrıca Ürdün’ün daha geniş kapsamlı bir stratejik hesap yaptığını ve kendisini “krallığın ekonomik geleceğini mevcut savaştan doğabilecek tedarik zincirlerine ve Hürmüz’e alternatif koridorlara bağlayacak” şekilde konumlandırmaya çalıştığını düşünüyor. Yenilenebilir enerji bu konuda olası alanlardan biri.

Ürdün, güneş panellerinde kullanılan silikonun temel hammaddelerinden biri olan önemli silis yataklarına sahip. Çin, küresel güneş enerjisi üretim tedarik zincirinin büyük bölümüne hakim durumda ve sahip olduğu uzmanlık, Ürdün’ün bu sektörde daha büyük bir rol edinmesine potansiyel olarak yardımcı olabilir.

Çin, Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan paktından nasıl fayda sağlayabilir?

Okumaya Devam Et

Diplomasi

UEFA ve CONCACAF 96 takımlı ortak Uluslar Ligi için masaya oturdu

Yayınlanma

UEFA ve CONCACAF, 96 ülkenin mücadele edeceği ortak bir Uluslar Ligi turnuvası kurmak amacıyla resmi müzakereler yürütüyor. Yeni turnuvanın 2028 yılındaki bir sonraki Avrupa Şampiyonası’nın ardından başlaması ve iki yılda bir düzenlenmesi planlanıyor.

The Guardian gazetesinin haberine göre Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA) ile Kuzey, Orta Amerika ve Karayipler Futbol Konfederasyonu (CONCACAF), bünyelerindeki 96 ülkenin katılımıyla ortak bir Uluslar Ligi turnuvası düzenlemek üzere müzakereler yürütüyor.

İngiliz gazetesinin ulaştığı bilgilere göre yeni turnuvanın, bir sonraki Avrupa Futbol Şampiyonası’nın hemen ardından, en erken 2028 yılında hayata geçirilmesi ve iki yılda bir organize edilmesi öngörülüyor.

Turnuvanın formatı, UEFA ve CONCACAF’ın halihazırda uyguladığı Uluslar Ligi modellerini temel alacak. Şampiyonun belirlenmesi için eleme turlarının ardından dört takımlı bir final aşaması oynanması planlanıyor.

En üst lig kategorisinde İspanya, Fransa, İngiltere ve Almanya gibi Avrupa’nın en güçlü milli takımları ile Meksika, ABD ve Kanada gibi CONCACAF bölgesinin önde gelen ekipleri mücadele edecek.

Kendi bünyesinde bir Uluslar Ligi turnuvası bulunmayan Asya Futbol Konfederasyonu (AFC) da gelecekte bu küresel organizasyona dahil olma yönündeki ilgisini iletti.

Karşılaşmaların daha önceden takvime bağlanmış mevcut uluslararası milli maç pencerelerinde oynanacak olması sebebiyle, yeni turnuvanın Uluslararası Futbol Federasyonları Birliğinin (FIFA) onayına ihtiyaç duyup duymayacağı belirsizliğini koruyor.

The Guardian, FIFA Başkanı Gianni Infantino ve Dünya Kupası’nın bir hissesini dış yatırımcılara satma planı nedeniyle kurumun derin bir kriz içinde olduğunu, bu durumun onay meselesini ikincil plana itebileceğini aktardı.

FIFA, “FIFA Forward Enterprise” (FFE) adıyla bir iştirak şirketi kurmayı ve bu şirketin dörtte birini 4,2 milyar dolar karşılığında dış yatırımcılara satmayı planlıyordu.

Söz konusu girişim üzerine UEFA ve bünyesindeki 55 üye ülke federasyonunun tamamı, FIFA çatısı altındaki organizasyonları boykot edeceklerini duyurmuştu.

Infantino’ya yönelik tutumda ortak hareket eden UEFA, CONCACAF ve AFC, yayımladıkları ortak bildiride FIFA Başkanı’nın eylemlerine yönelik bağımsız bir inceleme başlatılması çağrısında bulunarak hazırlanan planı FIFA kurumlarına karşı “güvenin temelden sarsılması” olarak nitelendirdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English