Bizi Takip Edin

Diplomasi

Trump’ın Britanya gezisi başlıyor

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump’ın, salı günü başlayacak ziyaretinde zor günlerden geçen Britanya Başbakanı Keir Starmer’a karşı “yumuşak” davranması bekleniyor.

Başbakanın “zor durumda” olduğunu anlayan Trump’ın şefkatinin odağındaki Starmer, Britanya’nın ABD elçisi Lord Mandelson’ın Jeffrey Epstein ile olan dostluğu hakkında neyi ne zaman bildiği konusunda yoğun bir inceleme sürerken, istifa etmeyeceğini vurguladı.

Başbakan, ABD büyükelçisini görevden aldıktan sonra ilk kez kamuoyuna açıklama yaptı ve Başbakanın Soruları oturumunda onu savunmadan önce, İşçi Partisi üyesi ve Epstein arasındaki e-postalarla ilgili medyanın yaklaşımından haberdar olduğunu itiraf etti. 

Starmer, “Geriye dönüp baktığımda, Peter ile ilgili ayrıntılı iddiaların Başbakanın Soruları oturumundan önce bana sunulmuş olması daha iyi olurdu,” diyerek danışmanlarını suçluyor gibi göründü.

Epstein tartışmalarının odağındaki Mandelson’un Palantir bağı

İşçi Partili Lord Peter Mandelson, Starmer hükümetinin Trump ile yakın ilişki kurması için görevlendirdiği önemli isimlerden biriydi. Mandelson’ın kurduğu lobi şirketi Global Counsel, Palantir’i müşterisi olarak sayıyor.

Palantir’in kurucusu Peter Thiel, Trump’ın ilk destekçilerinden biriydi ve Starmer, Ulusal Güvenlik Danışmanı Jonathan Powell ve Mandelson şubat ayında Palatir CEO’su Alex Karp ile bir araya geldi.

Mandelson atanmadan önce Global Counsel’dan istifa etmiş, fakat ocak ayı sonlarında şirkette hâlâ hissesi olduğu bildirilmişti.

Seyahat öncesinde, Beyaz Saray ile yakın ilişkisi olan iki eski ABD yetkilisi The Telegraph gazetesine, iç siyasi baskı nedeniyle Trump’ın Başbakana karşı “yumuşak” davranacağını söyledi.

Eski bir yetkili, “Bu seyahat Windsor Kalesi’nin ihtişamı, askerlerin teftişi ve büyük ziyafetle ilgili olacak. Bu onun için çok önemli. Plan da bunu böyle tutmak,” dedi.

Kanaklar, Trump’ın zor durumda olan müttefikleri için keskin bir siyasi sezgiye sahip olduğunu ve Starmer’ın “zor durumda” olduğunu bildiğini de eklediler.

Trump, Starmer’a “yumuşak” davranacak

Trump’ın eski baş stratejisti Steve Bannon, “Başkanın bunun günlük siyaseti aştığını bildiğini düşünüyorum; bu Amerika ve Anglosfer ile ilgili özel bir ilişki. Bunu, özellikle de gelenek ve görenekleri sabırsızlıkla bekliyordu,” diye konuştu.

Görüşmelerin konuları hakkında sorulan bir soruya, üst düzey bir ABD yetkilisi, ifade özgürlüğünün yönetim için önemli olduğunu, fakat gündemde yer almasının kesin olmadığını söyledi.

Yetkili, “Bu kesinlikle üzerinde düşündüğümüz bir konu. Bunun Başbakan ile yapılacak ikili görüşmede nasıl bir rol oynayacağı veya oynamayacağı henüz bilinmiyor,” dedi.

Yetkililerden biri, Trump’ın Starmer ile görüş veya politika farklılıkları konusunda yüzleşmeyi planlamadığını, ama böylesine öngörülemez bir başkanla planların hızla değişebileceğini söyledi.

Başkan çarşamba günü Windsor Kalesi’nde ağırlanacak, perşembe günü ise Chequers’da Starmer ile görüşecek. Bir dizi ticaret açıklaması hazırlandı.

Trump, Windsor Kalesi’nde kral ile birlikte top atışı ve at arabası geçit törenine katılacak. Ayrıca, devlet resepsiyonu öncesinde Kraliçe II. Elizabeth’in mezarına çelenk bırakacak ve resepsiyonda kral ile birlikte konuşma yapacak.

Beyaz Saray, İngiltere’nin yeni çevrimiçi güvenlik yasalarını eleştirdi. Başkan Yardımcısı JD Vance, İngiltere’de ifade özgürlüğü haklarının saldırı altında olduğunu defalarca dile getirdi.

Temmuz ayında İngiltere’ye yaptığı son ziyaretinde, Trump, Turnberry golf kulübünde düzenlenen basın toplantısında İngiliz enerji politikasını ve yenilenebilir enerji kaynaklarına bağımlılığını eleştirmiş ve aynı zamanda, partisi Reform UK anketlerde önde giden Nigel Farage ile olan dostluğunu da öne çıkarmıştı.

İngiltere ve ABD finansal bağları güçlendirme sözü verdi

Trump’ın ziyaretinden önce ABD ve İngiltere, sermaye piyasalarının daha yakın uyumunu araştırmak da dahil olmak üzere finansal bağları güçlendirme sözü verdi.

Financial Times’a (FT) göre Starmer, Trump’ın ziyaretini İngiltere’yi “iç yatırım” merkezi olarak tanıtmak için kullanmak istiyor.

ABD’li özel sermaye şirketi Blackstone, önümüzdeki on yıl içinde İngiliz varlıklarına 100 milyar sterlin yatırım yapma sözü verdi.

Blackstone, Avrupa genelinde 500 milyar dolarlık daha geniş bir yatırım hamlesinin parçası olarak İngiltere’ye olan taahhüdünü yerine getiriyor.

Şirketin kurucu ortağı Stephen Schwarzman, FT’ye verdiği demeçte, bu yatırımın ekonomik reformlardan ve büyümenin canlanmasından kâr elde etmeyi amaçladığını söyledi.

Schwarzman ve başkan Jonathan Gray gibi Blackstone’un üst düzey liderleri, uzun süredir İngiltere’yi 1,2 trilyon dolarlık varlık yatırım grubu için kilit bir pazar olarak görüyor ve Downing Street ile güçlü bağlara sahip. 

Blackstone, dijital altyapı ve e-ticaret depolarına milyarlarca dolarlık yatırım yaparak, halihazırda İngiltere’nin en büyük yabancı yatırımcılarından biri konumunda.

Ayrıca, Legoland’ın sahibi Merlin Entertainments gibi büyük kurumsal yatırımları da bulunmaktadır ve geçen yıl hisselerini tamamen elden çıkarana kadar Londra Borsası’nın ana şirketinin büyük hissedarıydı.

Gümrük vergileri konusunda henüz netlik yok

ABD’li yetkililer, teknoloji sektöründe en az 10 milyar dolarlık yatırım anlaşmaları, nükleer işbirliği anlaşması ve “önde gelen finans merkezlerimiz arasındaki derin bağların gelecekte nasıl sürdürülebileceği”nin araştırılması olacağını söylediler.

Trump, mayıs ayında Starmer ile İngiliz çelik ihracatını ABD gümrük vergilerinden muaf tutmak için anlaşmaya varmış olsa da, bu anlaşmayı henüz kesinleştirmedi.

İngiliz çelik ihracatı, diğer ülkelere uygulanan %50’lik gümrük vergisine kıyasla %25’lik daha düşük bir gümrük vergisinden yararlanıyor.

İngiliz yetkililer pazartesi günü Washington’da ABD ticaret yetkilileriyle acil görüşmelerde bulunarak, İskoç viskisini diğer İngiltere ihracatına uygulanan %10’luk gümrük vergisinden muaf tutacak bir anlaşma imzalamaya çalıştılar.

Üst düzey bir ABD yetkilisi, Beyaz Saray’ın viski üzerindeki ABD gümrük vergilerini düşürme yönünde herhangi bir açıklamayı “takip etmediğini” söyledi, bu da bir anlaşmanın olası olmadığını gösteriyor ama yetkili, bu konunun tartışılabileceğini ima etti.

Londra, finansal piyasaları ABD ile daha uyumlu kılmak istiyor

Ziyaret öncesinde salı günü Downing Street’te Britanya Maliye Bakanı Rachel Reeves ve ABD Hazine Bakanı Scott Bessent arasında daha yakın finansal işbirliği konusunda görüşmeler yapılacak.

Reeves, İngiltere standartlarını ABD ile daha yakından uyumlu hale getirerek, dünyanın en derin ve en likit finans piyasalarına erişimi artırmanın yanı sıra, İngiltere’ye daha fazla Amerikan yatırımı çekmeyi umuyor.

Bu girişim, şirketlerin Atlantik’in diğer tarafında daha yüksek değerlemeler arayışında olması nedeniyle Londra Borsası’nda işlem gören şirketlerin New York Borsası ve Nasdaq’a taşınmasıyla ilgili yoğun siyasi endişelerin yaşandığı bir dönemin ardından geliyor.

Trump, OpenAI’den Sam Altman ve Nvidia’dan Jensen Huang gibi büyük teknoloji şirketlerinin önde gelen isimlerini heyetine dahil ederken, Rolls-Royce, GSK ve Microsoft gibi şirketler Chequers’da düzenlenecek iş dünyası yuvarlak masa toplantısına katılacak.

Diplomasi

Five Eyes, gelişmiş yapay zeka için acil önlem çağrısı yaptı

Yayınlanma

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan oluşan Five Eyes istihbarat ittifakı, hükümetlerin ve şirketlerin savunmalarını aşabilecek yapay zeka modellerinin yıllar değil, aylar içinde ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. İttifak, hükümetler ile şirket yöneticilerini “hemen harekete geçmeye” çağırdı.

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın oluşturduğu Five Eyes (FVEY) istihbarat ittifakı, geniş ölçekli siber saldırılar gerçekleştirebilen ve hükümetler ile şirketlerin savunmalarını aşabilen yapay zeka modellerinin yıllar içinde değil, birkaç ay içinde ortaya çıkmasının beklendiğini açıkladı.

İttifakın ortak açıklamasında, hükümetler ve şirket yöneticileri “hemen harekete geçmeye” çağrılırken, “Gelişmiş yapay zeka modellerinin mevcut sektör beklentilerini aşması bekleniyor. Bu sürecin zaman çizelgesi yıllar değil, aylardır” ifadelerine yer verildi.

ABD yönetimi haziran ayının başında, ulusal güvenliğe yönelik olası tehditler nedeniyle Anthropic tarafından geliştirilen Mythos modeline yabancı ülke vatandaşlarının erişiminin durdurulmasını istemişti.

ABD makamlarının talebinin ardından şirket, en güçlü yapay zeka modelleri olarak tanımlanan Mythos 5 ve Fable 5’i tüm kullanıcılar için devre dışı bıraktı.

The New York Post’un haberine göre Anthropic, ABD makamlarıyla işbirliği yapmayı kabul etti.

ABD Senatosu İstihbarat Komisyonu Başkan Yardımcısı Mark Warner da haziran ayında yaptığı açıklamada, Mythos’un ABD Ulusal Güvenlik Ajansının (NSA) gizli sistemlerinin neredeyse tamamını “haftalar içinde değil, saatler içinde” aştığını söyledi.

Daha önce Financial Times, kaynaklarına dayandırdığı haberinde NSA’nın siber operasyonlarda Claude Mythos’u kullanabileceğini yazmıştı.

Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, bu teknolojinin Çin ve İran gibi ülkelerin ağlarına sızmak için kullanılabileceğini belirtmişti.

OpenAI ise mayıs ayında, yapay zekanın yönetimi ve düzenlenmesi için ABD liderliğinde, Çin’in de katılımıyla küresel bir yapı oluşturulmasını savundu.

Şirket, söz konusu yapının işleyiş ve amaç bakımından, nükleer silahların yayılmasını önlemek amacıyla küresel güvenlik standartları belirleyen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansına (UAEA) benzer şekilde tasarlanabileceğini ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

NATO yeni bir ‘Baltık Muharebesi’ne hazırlanıyor

Yayınlanma

The Telegraph, ABD ve NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir Rusya çatışmasına karşı lojistik hazırlıklarını yoğunlaştırdığını yazdı. Gazeteye göre BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD birlikleri hızlı üs konuşlandırma ve ikmal altyapısı kurma kabiliyetlerini test etti.

The Telegraph gazetesi, ABD ve diğer NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir çatışmaya yönelik lojistik hazırlıklar yürüttüğünü ve bölgenin Rusya ile yaşanabilecek yeni bir küresel karşılaşmanın merkezlerinden biri olarak değerlendirildiğini yazdı.

Gazetenin aktardığına göre, 4-19 Haziran tarihleri arasında düzenlenen BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD Deniz Kuvvetleri’nin mühendis birlikleri Seabees, Baltık kıyısında tekne rampaları ve çeşitli yapılar inşa ederek üslerin hızlı şekilde konuşlandırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirdi.

ABD’li Teğmen Cody Robertson, “Belirlenen bir bölgeye ulaşma, kamp kurma ve bu merkezi savaş gücümüzü yansıtabileceğimiz bir nokta olarak kullanma kabiliyetimizi test ediyoruz” dedi.

The Telegraph, 1942 yılında kurulan Seabees birliğinin, eski ABD Başkanı ve General Dwight Eisenhower’ın “Muharebeler, harekatlar ve hatta savaşlar öncelikle lojistik nedeniyle kazanıldı ya da kaybedildi” sözüyle özetlenen anlayış doğrultusunda faaliyet gösterdiğini belirtti.

Haberde, Baltık Denizi’nin sekiz NATO ülkesi ile Rusya tarafından çevrelendiği ve İsveç’e bağlı Gotland ile Danimarka’ya bağlı Bornholm gibi stratejik öneme sahip adalarla çevrili olduğu kaydedildi.

Gazeteye göre NATO, bu adaları olası bir saldırının püskürtülmesinde ve karşı harekatlar için ileri üs olarak kullanmayı planlıyor.

Baltık’ın doğu kıyısında ise Rusya Baltık Filosu’nun konuşlu bulunduğu Kaliningrad bölgesi yer alıyor.

The Telegraph, Finlandiya ve İsveç’in 2023 ve 2024 yıllarında NATO’ya katılmasının ardından bölgenin kolektif savunmasının daha da öncelikli hale geldiğini yazdı.

Robertson da gazeteye yaptığı açıklamada, “Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılması, buradaki koşulları iyi tanımamızı daha da önemli hale getiriyor” ifadelerini kullandı.

Bununla birlikte gazetenin aktardığına göre, Letonya Güvenlik Kurumu’nun (SAB) eski başkanı Janis Kazocins, Rusya ile NATO arasında tam ölçekli bir çatışma yaşanma ihtimaline kuşkuyla yaklaştı.

Kazocins, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının henüz sona ermediğine işaret etti ancak Baltık ülkelerinin enerji altyapısına yönelik olası sabotajlara karşı kırılgan olmaya devam ettiği uyarısında bulundu.

Baltık Denizi’nde Kasım 2024 ile Şubat 2026 arasında bir dizi denizaltı kablosu arızası ve hasarı meydana geldi. Finlandiya ile Almanya arasındaki C-Lion1 kablosu Kasım 2024, Aralık 2024 ve Şubat 2026’da olmak üzere üç kez koptu. EstLink 2 enerji kablosu Ocak ve Aralık 2025’te devre dışı kaldı.

Litvanya ile İsveç arasındaki BCS East-West Interlink Kasım 2024’te, Letonya ile İsveç arasındaki fiber optik kablo Ocak 2025’te ve Rusya’ya ait Baltika kablosu ise Şubat 2026’da zarar gördü. Avrupa’daki bazı yetkililer bu olaylarda Rusya’dan şüphelendiklerini açıklamıştı.

Rus yetkililer ise kablo kopmaları ve NATO ülkelerindeki diğer sabotaj eylemleriyle bağlantılı oldukları yönündeki tüm suçlamaları reddediyor. Kremlin, Rusya’nın başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmediğini belirtiyor.

Washington Post, 19 Ocak’ta yayımladığı haberinde ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin istihbarat servislerinin, Moskova’nın söz konusu olaylarla bağlantılı olmadığı yönündeki değerlendirmeye eğilim gösterdiğini yazmıştı.

Letonya Dışişleri Bakanı Bayba Braze de gazeteye yaptığı açıklamada, Baltık’taki tatbikatların ABD’nin müttefiklerine bağlılığını ortaya koyduğunu belirterek, “BALTOPS-26’nın ölçeği her şeyi anlatıyor. Güçlü transatlantik işbirliği NATO’nun kolektif savunmasının temelini oluşturuyor ve mevcut güvenlik ortamında her zamankinden daha önemli” dedi.

Daha önce The Economist de Baltık Denizi’nin Rusya ile NATO arasında yaşanabilecek olası bir karşılaşmanın kilit alanlarından biri haline geldiğini yazmış, denizaltı altyapısının kırılganlığına ve bunun korunmasının ittifak açısından yarattığı zorluklara dikkat çekmişti.

Politico ise İsveç’in Gotland Adası’nı güçlendirerek adayı bir savunma merkezine dönüştürmeye çalıştığını aktarmıştı.

Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu Başkanı Nikolay Patruşev, Baltık bölgesinde çok uluslu NATO grubunun ortaya çıkmasının ardından bölgede “karmaşık bir durum” oluştuğunu söylemişti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise birçok kez Rusya’nın NATO ile savaşmak için herhangi bir nedeni ya da çıkarı bulunmadığını ifade etti.

Putin, “Rusya’nın NATO’ya saldırmak istediğini uydurdular. Aklınızı mı kaçırdınız? Şu masa kadar bile akıllı değil misiniz?” sözlerini kullanmıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Hindistan, Rusya’dan petrol alımında rekor kırdı

Yayınlanma

Kpler verilerine göre Hindistan’ın Rusya’dan petrol ve kömür ithalatı, Ortadoğu’daki savaş ve sevkiyat aksaklıkları nedeniyle haziran ayında rekor seviyelere ulaştı. Rusya’dan yapılan günlük petrol sevkiyatının haziranda 2,55 milyon varile çıkması beklenirken, Moskova Avustralya’yı geride bırakarak Hindistan’ın ikinci en büyük kömür tedarikçisi konumuna yükseliyor.

Hindistan, İran’da yaşanan gerilim nedeniyle tedarik zincirinde meydana gelen aksamalar ve yükselen fiyatlar karşısında Rusya’dan petrol ve kömür ithalatını artırıyor.

Reuters haber ajansının uluslararası analiz şirketi Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, Rusya’dan Hindistan’a yapılan sevkiyatlar haziran ayında rekor düzeylere ulaştı.

Kpler tahminlerine göre, Rusya’nın Hindistan’a petrol sevkiyatı haziran ayında günlük 2,55 milyon varille rekor düzeye yükselecek.

Bu miktar, mayıs ayındaki günlük 2,13 milyon varillik sevkiyatı ve Mayıs 2023’teki günlük 2,16 milyon varillik düzeyi geride bırakıyor.

Rusya’nın Hindistan’ın haziran ayındaki toplam ithalatı içindeki payı ise yüzde 50’nin hemen altında gerçekleşecek. Bu oran, Ortadoğu’daki çatışmanın başladığı 28 Şubat öncesindeki üç aylık dönemde ortalama yüzde 23 seviyesindeydi.

Hindistan’ın Rus petrolüne yönelmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasının ardından piyasadaki arzı artırmak amacıyla ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin alımlara yönelik yaptırımları geçici olarak kaldırmasını izledi.

Ancak yaptırımlardan muafiyet süresi 17 Haziran’da sona erdi ve ABD Hazine Bakanlığı tarafından uzatılmadı.

Reuters, bu durumun Rus petrolü alımlarında azalmaya yol açabileceğini, ancak sürecin gidişatının Hindistan rafinerilerinin ve yetkililerinin Ortadoğu ülkelerinden sevkiyatlara dönme konusundaki istekliliğine bağlı olacağını belirtiyor.

Kpler öngörülerine göre, Suudi Arabistan’dan yapılan ithalatın haziran ayında günlük 349 bin varil seviyesinde kalması bekleniyor. Bu miktar, savaş öncesindeki üç aylık dönemde günlük ortalama 832 bin varil düzeyindeydi.

İthalat artışı Rus kömüründe de gözleniyor. Haziran ayında tüm kalitelerde Rus kömürü ithalatının, mayıs ayındaki 3,27 milyon tona kıyasla 3,16 milyon ton olarak gerçekleşmesi bekleniyor.

Her iki ay da geçen yılın mayıs ayında kaydedilen 3,76 milyon tonluk zirvenin ardından sırasıyla tarihin en yüksek ikinci ve üçüncü değerleri olarak kayda geçecek.

Rusya’nın haziran ayında Avustralya’yı geride bırakarak, Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci kömür ithalatçısı olan Hindistan’a en çok kömür sağlayan ikinci ülke konumuna geleceği tahmin ediliyor.

Ajansın değerlendirmesine göre Rusya, Hindistan’ın temel kömür tedarikçisi olma rolünü korumaya devam edecek; ancak Rus petrolünün gelecekteki alımları, ABD’nin Moskova’ya yönelik yaptırım politikasını olası sıkılaştırma adımlarına bağlı olacak.

Yeni Delhi petrol sevkiyatının yaptırımlardan etkilenmeyeceğini açıkladı

Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, haziran ayı ortasında yaptığı açıklamada, ülkesinin 2022 yılından bu yana küresel fiyatları dizginlemek amacıyla ABD’nin talebi doğrultusunda Rus petrolü alımlarını artırdığını belirtmişti.

Jaishankar, Rus hammaddesine yönelik Amerikan kısıtlamalarını eleştirerek, bu önlemlere büyük ilkeler süsü verilmemesi çağrısında bulunmuştu.

Hindistan Petrol ve Doğalgaz Bakanlığı Temsilcisi Sujata Sharma da mayıs ayında yaptığı açıklamada, Rusya’dan sevkiyatların devam ettiğini ve ABD’nin yaptırım muafiyetlerine ilişkin kararlarından bağımsız olarak süreceğini kaydetmişti.

Hindistan rafinerileri, 2025 yılında ABD baskısı ve Hindistan mallarına yönelik yüzde 25’lik gümrük tarifesi tehdidi nedeniyle Rusya’dan yaptıkları ithalatı azaltarak Suudi Arabistan ve Irak’a yönelmişti.

Ancak Reuters’ın verilerine göre, Ortadoğu’daki savaşın ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın ardından Hindistan firmaları mart ayı başında Rus petrolü alımlarını yeniden artırdı.

Rusya’nın Yeni Delhi Büyükelçisi Denis Alipov nisan ayı sonunda yaptığı açıklamada, Hindistan’ın kabul etmeye hazır olduğu miktarda hammaddeyi tedarik etmeye hazır olduklarını duyurmuştu.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da daha sonra yaptığı açıklamada, Moskova’nın Hindistan’a enerji taşıyıcıları sevkiyatına ilişkin anlaşmalara bağlı kaldığını doğrulamıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English