Diplomasi
Trump’ın Britanya gezisi başlıyor

ABD Başkanı Donald Trump’ın, salı günü başlayacak ziyaretinde zor günlerden geçen Britanya Başbakanı Keir Starmer’a karşı “yumuşak” davranması bekleniyor.
Başbakanın “zor durumda” olduğunu anlayan Trump’ın şefkatinin odağındaki Starmer, Britanya’nın ABD elçisi Lord Mandelson’ın Jeffrey Epstein ile olan dostluğu hakkında neyi ne zaman bildiği konusunda yoğun bir inceleme sürerken, istifa etmeyeceğini vurguladı.
Başbakan, ABD büyükelçisini görevden aldıktan sonra ilk kez kamuoyuna açıklama yaptı ve Başbakanın Soruları oturumunda onu savunmadan önce, İşçi Partisi üyesi ve Epstein arasındaki e-postalarla ilgili medyanın yaklaşımından haberdar olduğunu itiraf etti.
Starmer, “Geriye dönüp baktığımda, Peter ile ilgili ayrıntılı iddiaların Başbakanın Soruları oturumundan önce bana sunulmuş olması daha iyi olurdu,” diyerek danışmanlarını suçluyor gibi göründü.
Epstein tartışmalarının odağındaki Mandelson’un Palantir bağı
İşçi Partili Lord Peter Mandelson, Starmer hükümetinin Trump ile yakın ilişki kurması için görevlendirdiği önemli isimlerden biriydi. Mandelson’ın kurduğu lobi şirketi Global Counsel, Palantir’i müşterisi olarak sayıyor.
Palantir’in kurucusu Peter Thiel, Trump’ın ilk destekçilerinden biriydi ve Starmer, Ulusal Güvenlik Danışmanı Jonathan Powell ve Mandelson şubat ayında Palatir CEO’su Alex Karp ile bir araya geldi.
Mandelson atanmadan önce Global Counsel’dan istifa etmiş, fakat ocak ayı sonlarında şirkette hâlâ hissesi olduğu bildirilmişti.
Seyahat öncesinde, Beyaz Saray ile yakın ilişkisi olan iki eski ABD yetkilisi The Telegraph gazetesine, iç siyasi baskı nedeniyle Trump’ın Başbakana karşı “yumuşak” davranacağını söyledi.
Eski bir yetkili, “Bu seyahat Windsor Kalesi’nin ihtişamı, askerlerin teftişi ve büyük ziyafetle ilgili olacak. Bu onun için çok önemli. Plan da bunu böyle tutmak,” dedi.
Kanaklar, Trump’ın zor durumda olan müttefikleri için keskin bir siyasi sezgiye sahip olduğunu ve Starmer’ın “zor durumda” olduğunu bildiğini de eklediler.
Trump, Starmer’a “yumuşak” davranacak
Trump’ın eski baş stratejisti Steve Bannon, “Başkanın bunun günlük siyaseti aştığını bildiğini düşünüyorum; bu Amerika ve Anglosfer ile ilgili özel bir ilişki. Bunu, özellikle de gelenek ve görenekleri sabırsızlıkla bekliyordu,” diye konuştu.
Görüşmelerin konuları hakkında sorulan bir soruya, üst düzey bir ABD yetkilisi, ifade özgürlüğünün yönetim için önemli olduğunu, fakat gündemde yer almasının kesin olmadığını söyledi.
Yetkili, “Bu kesinlikle üzerinde düşündüğümüz bir konu. Bunun Başbakan ile yapılacak ikili görüşmede nasıl bir rol oynayacağı veya oynamayacağı henüz bilinmiyor,” dedi.
Yetkililerden biri, Trump’ın Starmer ile görüş veya politika farklılıkları konusunda yüzleşmeyi planlamadığını, ama böylesine öngörülemez bir başkanla planların hızla değişebileceğini söyledi.
Başkan çarşamba günü Windsor Kalesi’nde ağırlanacak, perşembe günü ise Chequers’da Starmer ile görüşecek. Bir dizi ticaret açıklaması hazırlandı.
Trump, Windsor Kalesi’nde kral ile birlikte top atışı ve at arabası geçit törenine katılacak. Ayrıca, devlet resepsiyonu öncesinde Kraliçe II. Elizabeth’in mezarına çelenk bırakacak ve resepsiyonda kral ile birlikte konuşma yapacak.
Beyaz Saray, İngiltere’nin yeni çevrimiçi güvenlik yasalarını eleştirdi. Başkan Yardımcısı JD Vance, İngiltere’de ifade özgürlüğü haklarının saldırı altında olduğunu defalarca dile getirdi.
Temmuz ayında İngiltere’ye yaptığı son ziyaretinde, Trump, Turnberry golf kulübünde düzenlenen basın toplantısında İngiliz enerji politikasını ve yenilenebilir enerji kaynaklarına bağımlılığını eleştirmiş ve aynı zamanda, partisi Reform UK anketlerde önde giden Nigel Farage ile olan dostluğunu da öne çıkarmıştı.
İngiltere ve ABD finansal bağları güçlendirme sözü verdi
Trump’ın ziyaretinden önce ABD ve İngiltere, sermaye piyasalarının daha yakın uyumunu araştırmak da dahil olmak üzere finansal bağları güçlendirme sözü verdi.
Financial Times’a (FT) göre Starmer, Trump’ın ziyaretini İngiltere’yi “iç yatırım” merkezi olarak tanıtmak için kullanmak istiyor.
ABD’li özel sermaye şirketi Blackstone, önümüzdeki on yıl içinde İngiliz varlıklarına 100 milyar sterlin yatırım yapma sözü verdi.
Blackstone, Avrupa genelinde 500 milyar dolarlık daha geniş bir yatırım hamlesinin parçası olarak İngiltere’ye olan taahhüdünü yerine getiriyor.
Şirketin kurucu ortağı Stephen Schwarzman, FT’ye verdiği demeçte, bu yatırımın ekonomik reformlardan ve büyümenin canlanmasından kâr elde etmeyi amaçladığını söyledi.
Schwarzman ve başkan Jonathan Gray gibi Blackstone’un üst düzey liderleri, uzun süredir İngiltere’yi 1,2 trilyon dolarlık varlık yatırım grubu için kilit bir pazar olarak görüyor ve Downing Street ile güçlü bağlara sahip.
Blackstone, dijital altyapı ve e-ticaret depolarına milyarlarca dolarlık yatırım yaparak, halihazırda İngiltere’nin en büyük yabancı yatırımcılarından biri konumunda.
Ayrıca, Legoland’ın sahibi Merlin Entertainments gibi büyük kurumsal yatırımları da bulunmaktadır ve geçen yıl hisselerini tamamen elden çıkarana kadar Londra Borsası’nın ana şirketinin büyük hissedarıydı.
Gümrük vergileri konusunda henüz netlik yok
ABD’li yetkililer, teknoloji sektöründe en az 10 milyar dolarlık yatırım anlaşmaları, nükleer işbirliği anlaşması ve “önde gelen finans merkezlerimiz arasındaki derin bağların gelecekte nasıl sürdürülebileceği”nin araştırılması olacağını söylediler.
Trump, mayıs ayında Starmer ile İngiliz çelik ihracatını ABD gümrük vergilerinden muaf tutmak için anlaşmaya varmış olsa da, bu anlaşmayı henüz kesinleştirmedi.
İngiliz çelik ihracatı, diğer ülkelere uygulanan %50’lik gümrük vergisine kıyasla %25’lik daha düşük bir gümrük vergisinden yararlanıyor.
İngiliz yetkililer pazartesi günü Washington’da ABD ticaret yetkilileriyle acil görüşmelerde bulunarak, İskoç viskisini diğer İngiltere ihracatına uygulanan %10’luk gümrük vergisinden muaf tutacak bir anlaşma imzalamaya çalıştılar.
Üst düzey bir ABD yetkilisi, Beyaz Saray’ın viski üzerindeki ABD gümrük vergilerini düşürme yönünde herhangi bir açıklamayı “takip etmediğini” söyledi, bu da bir anlaşmanın olası olmadığını gösteriyor ama yetkili, bu konunun tartışılabileceğini ima etti.
Londra, finansal piyasaları ABD ile daha uyumlu kılmak istiyor
Ziyaret öncesinde salı günü Downing Street’te Britanya Maliye Bakanı Rachel Reeves ve ABD Hazine Bakanı Scott Bessent arasında daha yakın finansal işbirliği konusunda görüşmeler yapılacak.
Reeves, İngiltere standartlarını ABD ile daha yakından uyumlu hale getirerek, dünyanın en derin ve en likit finans piyasalarına erişimi artırmanın yanı sıra, İngiltere’ye daha fazla Amerikan yatırımı çekmeyi umuyor.
Bu girişim, şirketlerin Atlantik’in diğer tarafında daha yüksek değerlemeler arayışında olması nedeniyle Londra Borsası’nda işlem gören şirketlerin New York Borsası ve Nasdaq’a taşınmasıyla ilgili yoğun siyasi endişelerin yaşandığı bir dönemin ardından geliyor.
Trump, OpenAI’den Sam Altman ve Nvidia’dan Jensen Huang gibi büyük teknoloji şirketlerinin önde gelen isimlerini heyetine dahil ederken, Rolls-Royce, GSK ve Microsoft gibi şirketler Chequers’da düzenlenecek iş dünyası yuvarlak masa toplantısına katılacak.
Diplomasi
G20 ticaret bakanları açıklamasına tek itiraz Çin’den geldi

G20 ticaret yetkilileri bu hafta Milwaukee’de bir araya geldi ve küresel çelik arz fazlasıyla mücadeleye yönelik yeni bir anlaşma duyurdu.
“Milwaukee Çerçevesi”, ülkeleri piyasayı bozan sübvansiyonları kısıtlamaya ve çelik ithalatı ile ticaretin kuralları dışına çıkarılmasının izlenmesini artırmaya çağırıyor.
Ayrıca, olası gümrük vergileri de dahil olmak üzere, kapasite fazlasına karşı “kanıta dayalı önlemleri” destekliyor.
Bu anlaşma, Eylül ayında Kuzey Carolina’nın Asheville kentinde düzenlenen G20 maliye bakanları toplantısında varılan daha geniş kapsamlı bir mutabakatın ardından geldi.
Toplantıda ABD ve diğer neredeyse tüm G20 ekonomileri, büyük ve kalıcı ticaret dengesizliklerinin diğer ülkelere zarar verebileceği konusunda mutabık kaldı.
Büyük ticaret fazlası olan ülkelerden, büyüme için ihracata aşırı bağımlı hale getiren politikalarını gözden geçirmelerini isteyen bir bildirgeyi imzaladılar.
Çin, bu bildirgeye itiraz eden tek G20 üyesi oldu.
Axios’a göre giderek daha fazla ülke, Donald Trump’ın küresel ticaretteki sorunlara ilişkin argümanının temel bir unsurunu benimsiyor. Üstelik bu durum, Trump’ın uyguladığı gümrük vergilerinin dünya ekonomisini sarsmasına rağmen gerçekleşiyor.
On yıllardır hükümetler, aşırı çelik üretimi de dahil olmak üzere küresel ticaretteki dengesizlikler konusunda uyarıda bulunuyorlar.
Değişen şey ise, yerli sanayilere verilen zararı kabul etme ve onları koruma konusundaki istek.
ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, konferansın aralarında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Çoğu ülke bu küresel sorunlara katılıyor, insanlar teşhise katılıyor fakat harekete geçmekten çekiniyorlar,” dedi.
Greer’e göre Milwaukee anlaşmasının “2015 yılında gerçekleşmesi” mümkün değildi.
Greer şöyle konuştu:
“Diğer tüm ülkeler, ABD pazarına erişimlerini sürdürmek istiyorlarsa uluslararası sistemi yeniden düzenlememiz gerektiğini biliyorlar. Yaratıcı fikirler, yeni yapılar ve tutarlı planlar ortaya koydukça, onlar da bu sürece katılıyorlar.”
AB Ticaret Komiseri Maroš Šefčovič, salı günü Rockwell Automation’ın Milwaukee’deki genel merkezinde Greer ve imalat sektöründen CEO’larla düzenlenen yuvarlak masa toplantısında, yönetimin kapasite fazlası konusuna odaklanmasını olumlu karşıladı.
Greer, “Ticaret komiseri ve diğerleri de dahil olmak üzere Avrupa’daki pek çok kişinin bu konu hakkında oldukça net bir görüşe sahip olduğunu düşünüyorum… Onlar, bizim 10 yıl önce atmaya başladığımız bazı adımları atmaya başlıyorlar,” dedi ve Avrupa’nın kendisinin de küresel kapasite fazlasına katkıda bulunduğuna inandığını ekledi.
ABD’nin ticaret ortakları, Washington ile birlikte çözmeye çalıştıkları bazı sorunları hedef alan gümrük vergileriyle ya da bu vergilerin uygulanma olasılığıyla karşı karşıya kalıyor.
Kanada’nın ABD’ye yaptığı çelik ihracatının çoğu %50’lik bir gümrük vergisiyle karşı karşıya.
Ülkenin ticaret yetkililerinden biri Milwaukee’ye vardığında, belirli Kanadalı ürünlere yönelik bir ithalat yasağı yürürlüğe girdi.
Greer ayrıca 16 ekonomideki kapasite fazlası ve üretimi de soruşturuyor ve bu soruşturmalar nihayetinde yeni gümrük vergilerinin önünü açabilir.
Greer, yuvarlak masa toplantısındaki gerginliği kabul ederek, ABD ile ticaret ortakları arasında anlaşmazlıklar olabileceğini ama yine de başka yerlerdeki üretim fazlası konusunda ortak endişeleri paylaştıklarını belirtti.
Dış ticaret bakanları dün öğleden sonra, Rockwell Automation’ın Milwaukee’deki genel merkezine 1,5 mil (yaklaşık 2,4 km) uzunluğundaki bir yolculuk için otobüslere bindi ve burada fabrika tesisini gezdi.
Bu “saha gezisi”, Trump yönetiminin teşvik etmek istediği türden ileri düzey yerli üretimi sergilemeyi amaçlıyordu.
Rockwell, bakanlara gezi için çelik burunlu spor ayakkabılar hediye etti (bu ayakkabılar Vietnam’da üretilmişti).
Fabrikalarda kullanılan otomasyon teknolojisi üreten Rockwell, ABD’deki tesislerine, insan kaynağına ve teknolojiye 2 milyar dolarlık yatırım yapıyor.
Fakat gümrük vergileri de bu üreticinin maliyetlerini artırıyor. Rockwell, yaz aylarında yatırımcılara bazı müşterilerinin projelerini ertelediğini bildirdi.
CEO Blake Moret, şirketin kazanç açıklamasında, “Gümrük vergileri ve enflasyon açısından bu kadar dalgalı bir ortamda, müşteriler iş planlarının maliyet tarafının sağlam olduğundan emin olmak istiyorlar,” dedi.
Diplomasi
Tayvan, Xi-Trump zirvesinin ardından gelen F-16V teslimatını memnuniyetle karşıladı

Tayvan, ayrı bir milyarlarca dolarlık silah paketine ilişkin ABD başkanlığı tarafından getirilen askıya alma kararına rağmen, uzun süredir ertelenen iki adet F-16V savaş uçağının teslimatını, ABD’nin askeri desteğinin devam ettiğinin bir göstergesi olarak değerlendirdi.
Cuma günü doğudaki Taitung ilçesindeki Chihhang Hava Üssü’ne ulaşan iki tek kişilik uçak, 1997 yılında orijinal F-16A/B filosunun teslimatlarının başlamasından bu yana adanın aldığı ilk yeni F-16’lar.
Önceki versiyonlarla karşılaştırıldığında, F-16V konfigürasyonu Northrop Grumman APG-83 aktif elektronik taramalı dizi radarını, güncellenmiş aviyonik sistemleri ve geliştirilmiş hedef tespit ve izleme yeteneklerini içermektedir.
Bu iki uçak, ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk görev dönemi sırasında, Ağustos 2019’da Washington tarafından onaylanan 247,2 milyar NT$ (7,76 milyar ABD doları) tutarındaki 66 adet F-16V satışının bir parçası.
İki uçağın, geçen hafta Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in ABD’ye yaptığı devlet ziyaretinden yaklaşık bir ay önce, ağustos ayı sonunda Tayvan’a ulaşması bekleniyordu. Ne Taipei ne de Washington, gecikmeyle ilgili kamuoyuna bir açıklama yapmadı.
Kongre’nin gayri resmi incelemesinden geçen, Taipei’ye yönelik yaklaşık 14 milyar ABD doları değerindeki ayrı bir silah paketi ise başkanın onayı beklenirken askıda kalmaya devam ediyor.
Trump’ın Xi’yi sıcak bir şekilde karşılamasının adada bir miktar belirsizliğe yol açmasının ardından, cuma günkü teslimat Tayvan’ın iktidar partisi Demokratik İlerleme Partisi (DPP) tarafından memnuniyetle karşılandı.
Tayvanlı lider William Lai Ching-te, Tayvan’ın kendini savunmasına yönelik “uzun vadeli desteği” ve iki taraf arasındaki güvenlik işbirliğini derinleştirmeye devam ettiği için Washington’a teşekkür etti. Ayrıca, bu teslimatı bölgesel istikrarla ilişkilendirerek, bunun ABD’nin “güvenliği ilerletmek için Tayvan dahil Hint-Pasifik ortaklarıyla birlikte çalışma” taahhüdünü gösterdiğini belirtti.
Demokrasi İlerleme Partisi (DPP) milletvekili Chen Kuan-ting de, bu teslimatın zirveden bu yana ABD’nin silah satışlarında “yapısal bir değişiklik” olmadığını gösterdiğini belirtti.
Buna karşılık, muhalefetteki Kuomintang milletvekili Ma Wen-chun, uçakların gelmesinin programdaki gecikmelerden dikkatleri başka yöne çekmemesi gerektiğini belirterek, savunma bakanlığını kalan uçaklar için net bir takvim sunmaya çağırdı. “İkisi geldi; kalan 64’ü de zamanında gelmelidir” dedi.
Tayvan Savunma Bakanlığı başlangıçta 66 savaş uçağının tamamını yıl sonuna kadar teslim almayı umuyordu, ancak program planlanan takvimin çok gerisinde kaldı. Tayvanlı yetkililer, takvimi etkileyen başlıca faktörler arasında üretim hattının yer değiştirmesini ve tedarik zincirindeki aksaklıkları gösterdi.
Savunma Bakanı Wellington Koo Li-hsiung cuma günü, yıl sonuna kadar daha fazla F-16V’nin teslim edileceğini söyledi, ancak kesin bir sayı vermedi.
İlk iki savaş uçağının teslim süreci de beklenmedik bir şekilde uzamıştı.
17 Ağustos’ta ABD anakarasından ayrılan uçaklar, Pasifik’i aşan yolculuklarında havada yakıt ikmali yaparak 21 Ağustos’ta Hawaii’deki Pearl Harbour-Hickam Ortak Üssü’ne ulaştı. Uçakların birkaç gün içinde Tayvan’a doğru yola devam etmeleri bekleniyordu, ancak bunun yerine üssünde neredeyse altı hafta kaldılar.
Tayvanlı medya ve askeri gözlemciler, teknik sorunlar, elverişsiz hava koşulları ve yakıt ikmal uçağının bulunmaması gibi çeşitli olası açıklamalar öne sürdü.
Nedeni açıklanamayan bu gecikme, Tayvan’da Washington’un, Xi’nin ABD’ye yapacağı devlet ziyaretinden kısa bir süre önce siyasi açıdan hassas bir teslimatı önlemek istemiş olabileceğine dair spekülasyonlara yol açtı.
Tayvan’ın United Daily News gazetesi, isimsiz bir kaynağa atıfta bulunarak, bu hafta bir ekipman sorununun uçağın Hawaii’de gecikmesine neden olmasının ardından Washington’un, teslimatın Xi’nin ziyareti etrafında daha fazla karmaşıklığa yol açmasını istemediğini bildirdi.
Ne ABD ne de Tayvanlı yetkililer, teslimatın zamanlamasını Xi’nin Washington ziyaretiyle ilişkilendirdi.
South China Morning Post, Xi’nin Washington ziyaretinden önce, yönetimin Tayvan’a yönelik büyük çaplı yeni silah satışlarını ertelemeyi değerlendirdiğini bildirmiş; kaynaklar, Pekin’in Xi’nin gezisi sırasında yeni anlaşmaların onaylanmamasını sağlamak için Washington’a gizlice baskı uyguladığını belirtmişti.
14 milyar ABD doları tutarındaki silah paketi, bu yılın başlarında zaten askıya alınmıştı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Washington’un silah satışlarını değerlendirirken kendi askeri ihtiyaçlarını, üretim kapasitesini ve silah stoklarını yenileme gerekliliğini de göz önünde bulundurması gerektiğini vurgulamıştı.
Geçen hafta Trump ile yapılan zirve sırasında Xi, ABD’nin “Tayvan bağımsızlığına” karşı çıkacağını ve Tayvan meselesini ihtiyatla ele alacağını umduğunu yineledi.
ABD Dışişleri Bakanlığı, zirvenin ardından Tayvan’a yönelik genel ABD politikasının değişmediğini vurgulamaya çalıştı.
Diplomasi
NATO’nun Kafkasya’daki genişlemesine Fransız-Türk anlaşmazlığı engel oluyor

NATO’nun Ermenistan ve Azerbaycan ile işbirliğini güçlendirme çabası, Fransa ile Türkiye arasındaki gerginlik nedeniyle tıkanma noktasına geldi.
POLITICO’ya konuşan üç NATO diplomatına göre, Fransa, bir Fransız vatandaşının tutuklanmasını temel gerekçe göstererek Bakü ile yeni bir ortaklık planını onaylamayı reddetti.
Buna karşılık Türkiye de, yakın müttefiki Azerbaycan’a dayanışma göstermek amacıyla Ermenistan’ın planının yenilenmesini engelledi.
Beş NATO diplomatı, iki Kafkas ülkesinin tatbikatlar, askeri eğitim ve diğer alanlarda NATO ile daha derin bir işbirliği arayışında olduğunu belirtti.
Sonuç olarak, her iki plan da bir yılı aşkın süredir belirsizlik içinde kaldı.
Aylar süren NATO anlaşmazlığı, geçen hafta Fransa’nın Rusya’ya yönelik AB yaptırımlarının yenilenmesini engellemesinin ardından yeni bir aciliyet kazandı.
Paris, Brüksel’in Rus-Özbek milyarder Alişer Usmanov’a yönelik kısıtlamaları kaldırmasının ardından itirazını geri çekti.
Bu da Azerbaycan’ı, bir Fransız vatandaşı da dahil olmak üzere birkaç tutukluyu serbest bırakmaya sevk etti.
Geçen çarşamba günü Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in tutukluları serbest bırakmasının ardından Fransa, NATO ile Bakü arasındaki bağların güçlendirilmesine yönelik vetosunu kaldırması yönünde baskı altında bulunuyor.
NATO diplomatlarından biri, “Eğer veto hakkını kaldırmazlarsa, bu ne sağlam bir siyasi hamle olur ne de ittifakın çıkarları doğrultusunda hareket eden bir müttefik olarak kendilerini göstermiş olurlar. Ermenistan için bu çok tehlikeli; onların yakınımızda olmasının iyi olduğunu düşünüyoruz,” dedi.
İkinci bir NATO diplomatı ise şöyle konuştu: “Bir hayal kırıklığı var: İkili meseleler için NATO’yu kullanmayı bırakın.”
Hem Ermenistan hem de Azerbaycan, son yıllarda Rusya ile ilişkilerini soğutmuş durumda ve Avrupa ile bağlarını derinleştirmeye çalışıyor.
Erivan, Moskova liderliğindeki Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (CSTO) savunma ittifakındaki üyeliğini askıya aldı, AB üyeliği lehine bir yasa kabul etti ve buna karşılık Moskova’dan ticaret kısıtlamaları ve sert eleştirilerle karşı karşıya kaldı.
Fransa uzun süredir Ermenistan ile yakın ilişkiler sürdürürken, Bakü ise bölgedeki Rus etkisini dengelemek için Türkiye ile olan yakın ittifakına güveniyor.
Bir Türk yetkili, “Mesele kesinlikle bir Türkiye-Fransa ya da Türkiye-Ermenistan kavgası değil,” diyerek şunları ekledi:
“Her ikisinin de erken onaylanmasını sağlamak amacıyla, Ermenistan ve Azerbaycan’ın ITPP [Bireysel Olarak Uyarlanmış Ortaklık Programları] belgelerini birlikte onaylamaya oldukça uzun bir süredir hazırız.”
NATO’nun ITTP ortaklıkları, ittifakın NATO üyesi olmayan ülkelerle siyasi diyalog ve askeri işbirliği için kullandığı başlıca araç.
Bu programlar dört yılda bir yenilenir ve hedeflerinin düzeyi, yararlanıcı ülkelerin ittifakla entegre olma isteğine bağlı.
Üç diplomat, yeni planlara ilişkin müzakerelerin neredeyse sonuçlandırılmak üzere olmasına rağmen, yaşanan gecikme nedeniyle NATO’nun Ermenistan ve Azerbaycan’ın güncelliğini yitirmiş ortaklıklarını geçici olarak uzatmak zorunda kaldığını belirtti.
Yeni planlar, bu ülkelerin ortak askeri tatbikatlara katılımına olanak tanıyacak, ordular arası eğitimi artıracak ve yerel İngilizce derslerinin düzenlenmesine kadar uzanan kültürel işbirliğini yoğunlaştıracak.
Bazıları, Erivan’ın dış politikasını Rusya’dan uzaklaştırmak için aldığı riskler göz önüne alındığında, bu gecikmenin Ermenistan’ın Batı ile yeniden yakınlaşma çabasını da engelleyebileceğinden endişe duyuyor.
“Bu bir endişe kaynağı… Bazı ülkelerde beklentiler yaratıyoruz, sonra da bunları karşılayamıyoruz — bu da daha sonra kızgınlığa yol açabilir,” diyen üçüncü NATO diplomatı, Bakü ve Erivan’ı ittifaka yaklaştırmanın her iki ülke arasındaki kırılgan barışı pekiştirmeye yardımcı olabileceğini de sözlerine ekledi.
Diplomat, “Artık iki ülke arasında barış olduğu için, bu NATO’nun onları daha fazla kendi tarafımıza çekmesi için iyi bir fırsat,” diye ekledi.
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’
Asya1 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya1 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak








