Bizi Takip Edin

Ortadoğu

Trump’ın İsrail-Suriye barış planı: Tampon bölgede kayak merkezi

Yayınlanma

İsrail ve Suriye istihbarat paylaşımı ve ekonomik işbirliği için ortak mekanizma kuruyor. ABD arabuluculuğunda yürüyen “çığır açıcı” temaslarda Washington’un “ekonomik barış” planı da masaya geldi. İddiaya göre ABD, İsrail’in işgalindeki tampon bölgede ortak bir ekonomik bölge kurulmasını öngörüyor.

İsrail ve Suriye, dün Paris’te yapılan görüşmelerin ikinci gününde, iki ülke arasında gerilimi azaltmayı, diplomasiyi ve ticari fırsatları “kolaylaştıracak” bir mekanizma kurulması konusunda anlaşmaya vardı. Mekanizma, istihbarat ve bilgi paylaşımını da içeriyor. Mutabakat, İsrail, Suriye ve ABD tarafından Washington’da yayımlanan ortak açıklamayla duyuruldu ve iki ülke arasında daha büyük bir güvenlik anlaşmasının önünü açması bekleniyor.

Pazartesi günü başlayan ve yaklaşık iki ay aradan sonra yapılan ilk temaslar sonucunda, taraflar “ortak bir koordinasyon mekanizması” kurulmasını kabul etti. Açıklamada bu yapı, “istihbarat paylaşımı, askeri gerilimin düşürülmesi, diplomatik temaslar ve ticari fırsatlar konusunda ABD gözetiminde sürekli ve doğrudan eşgüdüm sağlayacak özel bir iletişim birimi” olarak tanımlandı.

Mekanizmanın ayrıca anlaşmazlıkların hızlı biçimde çözülmesine hizmet edeceği belirtildi.

Açıklamaya göre görüşmeler, Suriye’nin egemenliği ve istikrarına saygı, İsrail’in güvenliği ve her iki ülkenin refahı ekseninde yürütüldü. Taraflar, kalıcı güvenlik ve istikrar düzenlemelerine ulaşma taahhütlerini yineledi.

ABD, atılan adımları memnuniyetle karşıladığını belirterek, bu mutabakatların hayata geçirilmesini desteklemeyi sürdüreceğini açıkladı. Açıklamada, “Egemen devletler saygılı ve yapıcı şekilde işbirliği yaptığında, refahın önü açılır” ifadesi kullanıldı.

Üç ülke tarafından yapılan ortak açıklamada, bu adımların “ilişkilerde yeni bir sayfa açma iradesini” yansıttığı vurgulandı.

Paris’teki temaslar, iki ülke arasında düzenlenen üçüncü tur görüşme niteliğini taşıyor. Fransa’nın görüşmelere doğrudan taraf olmadığı belirtildi.

İsrail’i, ABD Büyükelçisi Yechiel Leiter, Başbakan Benyamin Netanyahu’nun askeri sekreteri Roman Gofman ve geçici Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Gil Reich temsil etti. Suriye’yi ise Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani ve İstihbarat Şefi Hüseyin es-Selame temsil etti.

Amerikan tarafında ise temsilci Steve Witkoff, Jared Kushner ve ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi ve Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack hazır bulundu. Barrack, Jerusalem Post’a yaptığı değerlendirmede Paris’te yapılan görüşmenin sonucunu “çığır açıcı” olarak nitelendirdi.

Barrack, İsrail ve Suriye anlaşmasını ‘birlikte var olmaya dayalı, çığır açıcı’ bir karar olarak nitelendirdi

Güvenlik anlaşmasına doğru

Suriye hükümetine yakın bir kaynak, Kanal 12’ye yaptığı açıklamada, ABD baskısının İsrail ile güvenlik anlaşmasına doğru ilerleme için “verimli bir zemin” oluşturduğunu söyledi.

Kaynak, “Suriye tarafındaki işaretler, İsrail’in Suriye topraklarında askeri varlık bulundurmasına gerek kalmadan her iki tarafın taleplerine yanıt verecek bir güvenlik anlaşması yönünde olumlu bir tablo ortaya koyuyor” dedi.

Aynı kaynak, ABD’nin hızlı bir anlaşma istediğini, Suriye’nin de İsrail’in Suriye’den çekilmesi karşılığında kabul edilebilir güvenlik garantileri vermeye hazır olduğunu ifade etti.

Kaynak ayrıca, İsrail’in “insani koridor” talep ettiği Süveyda konusunda Suriye’nin tutumunu değiştirmediğini ve bu meselenin Suriye’nin iç meselesi olarak kalacağını söyledi. Kaynak, İsrail tarafında da bu yaklaşımı ilkesel olarak kabul etmeye yönelik işaretler bulunduğunu ileri sürdü.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun ofisi ise söz konusu görüşmeyle ilgili yaptığı açıklamada “Tarafların ayrıca Suriye’deki Dürzi azınlığın güvenliğinin korunması ve ortak hedeflerin ilerletilmesi için diyaloğu sürdürme konusunda mutabık kaldığı” vurgulandı.

ABD’den İsrail-Suriye hattında ‘ekonomik barış’ planı

N12News editörü Amit Segal, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla, ABD’nin İsrail ve Suriye arasında kapsamlı bir ekonomik işbirliği planı üzerinde çalıştığını duyurdu. Segal’in aktardığına göre, Washington ve Şam arasında görüşülen teklif, İsrail’in işgal ettiği tampon bölge boyunca uzanan geniş bir ortak ekonomik bölge kurulmasını öngörüyor.

Paylaşıma göre plan; enerji projeleri, ilaç fabrikaları, veri merkezleri, ham petrol boru hattı ve rüzgâr santrali gibi yatırımları kapsıyor. Segal, projede ayrıca bir kayak merkezi kurulmasının da yer aldığını belirterek, bunu “en Trumpvari detay” olarak nitelendirdi.

Segal, İsrail’in bugüne kadar Suriye’de binlerce hava saldırısı düzenlediğini ve hâlen Suriye topraklarında bulunduğunu hatırlatarak, güvenliğin tek müzakere başlığı olması beklenirken tarafların çok daha derin bir ekonomik yakınlaşma arayışına girdiğini vurguladı.

Planın Suriye’ye yaklaşık 4 milyar dolarlık GSYH artışı (yüzde 20), 800 megavatlık ek enerji kapasitesi, 15 bin yeni istihdam ve ilaç bağımlılığında yüzde 40 azalma getireceği belirtiliyor. İsrail için ise çorak tampon bölgenin “dinamik bir ekonomik koridora” dönüştürülmesi ve kuzey sınırında askeri harcamaların azalması hedefleniyor.

Segal, modelin İsviçre-İtalya sınırındaki Zermatt kayak bölgesine benzetildiğini, bağımsız vergi rejimi, esnek vize uygulamaları, tahkim mekanizmaları ve hatta ortak para çerçevesi gibi unsurların tartışıldığını aktardı.

Ancak Segal, taslak metinlerde Suriye’nin İbrahim Anlaşmaları’na katılmasının şart koşulmadığını, yani planın resmi barış anlaşması olmadan da ilerleyebileceğini belirtti. Bu durumun barışı teşvik edebileceğini ancak garanti etmediğini vurguladı.

Paylaşımında dikkat çekici bir uyarıya da yer veren Segal, “Ne kadar cazip görünürse görünsün, İsrail, askerleri kayak merkezleriyle takas etmeye başlamadan önce iki kez düşünmeli” ifadelerini kullandı.

Ortadoğu

Trump’ın damadının şirketi İsrail ordusunun tedarikçisine ortak çıktı

Yayınlanma

CNN’in haberine göre Jared Kushner’ın yatırım şirketi Affinity Partners, İsrail ordusuna silah ve teçhizat sağlayan firmalarda pay sahibi olan Phoenix Financial grubunun en büyük hissedarı kalmayı sürdürdü. Kushner’ın Gazze müzakerelerinde resmi kadro almadan gönüllü diplomat olarak yer alması, şirketteki 1 milyar doları aşan hisse değeri nedeniyle tartışma yarattı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner, Gazze’deki savaşın sona erdirilmesine yönelik müzakerelerde rol üstlenirken yatırım şirketi Affinity Partners üzerinden İsrailli finans grubu Phoenix Financial ile ticari bağlarını korudu.

CNN tarafından İsrail’deki mali kayıtlar incelenerek yapılan araştırma, Phoenix’in İsrail ordusuna silah, insansız hava aracı, savaş gemisi ve yıkım ekipmanı tedarik eden en az dokuz şirkette pay sahibi olduğunu ortaya koydu.

Bu şirketlerin tamamının hisse değeri geçen yıl artış kaydetti. Kuruluşların birçoğu, Gazze’deki çatışmaların ürünlerine yönelik talebi yükselttiğini açıkladı.

Affinity Partners, Trump’ın Ocak 2025’te başkanlık görevine başlamasından hemen önce Phoenix’teki payını neredeyse iki katına taşıdı.

Şirket, Temmuz 2026’da bu hisselerin dörtte birini 340 milyon doları aşkın bir bedelle elden çıkardı. Bu işlemden elde edilen gelir, satılan paylar için başlangıçta ödenen tutarın beş katını aştı.

Satışın ardından Phoenix’in en büyük hissedarı kalmayı sürdüren Affinity’nin elindeki yüzde 7,4’lük payın piyasa değeri temmuz ayı itibarıyla 1 milyar doların üzerine çıktı. Kushner, Phoenix’i daha önce şirketinin “en iyi yatırımı” olarak nitelendirmişti.

İncelenen belgelere göre Phoenix, İsrail’in en büyük savunma sanayisi şirketi Elbit Systems’e en az 265 milyon dolarlık yatırım yaptı. Elbit, İsrail ordusuna mühimmat, tank sistemleri ve askeri teçhizat temin ediyor.

İsrailli finans grubunun portföyünde İHA kameraları üreten NextVision, topçu mühimmatı tapası imal eden Reshef Technologies ve tank parçaları geliştiren Ashot Ashkelon da yer alıyor.

Phoenix ayrıca savaş gemisi üreticisi Israel Shipyards ile birlikte Boeing ve Caterpillar’da da hisse sahibi. İsrail ordusu operasyonlarda Boeing’in ürettiği uçak ve mühimmatları, Gazze’deki yıkımlarda ise Caterpillar üretimi iş makinelerini kullanıyor.

Kushner’ın şirketi Affinity doğrudan bu savunma kuruluşlarına ortak olmasa da Phoenix’in ana hissedarı sıfatıyla grubun mali kazancından pay alma imkanını koruyor.

Kushner, Trump yönetiminde resmi bir kadro almadan, gönüllü temsilci sıfatıyla diplomatik görüşmelere katılıyor. Bu konum, resmi bir kamu görevinde zorunlu tutulan mali bildirim ve çıkar çatışması yükümlülüklerine tabi olmamasını sağlıyor.

CNN, Kushner’ın yürüttüğü diplomatik temasların söz konusu yatırımları doğrudan etkilediğine dair somut bir veriye ulaşmadığını duyurdu.

Fakat Gazze müzakerelerinde görev üstlenen bir ismin, İsrail ordusunun tedarikçilerine sermaye aktaran bir grupta ana hissedar olması çıkar çatışması tartışmalarına yol açtı.

Kushner’ın avukatı, müvekkilinin Phoenix’in yönetim kurulunda yer almadığını, yatırım kararlarına müdahale etmediğini ve ticari girişimleriyle diplomatik temasları arasında bağ olmadığını savundu.

CNN ise Kushner’ın Eylül 2025’te Forbes dergisine verdiği mülakatta Phoenix yönetimiyle “çok aktif bir diyalog” sürdürdüğünü ve şirket yöneticileriyle birkaç haftada bir temas kurduğunu söylediğini aktardı.

Avukatı bu temasların tek tek yatırımlarla değil, genel piyasa eğilimleriyle sınırlı olduğunu öne sürerken diplomatik mesainin artmasıyla birlikte şirket yönetimiyle görüşmelerin seyreldiğini kaydetti.

Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly, Kushner’ın şahsi ticari işlerinin gönüllü diplomatik vazifeleriyle bağlantısı bulunmadığını dile getirdi.

Phoenix ise hissedarlarına sunduğu değerin temel faaliyet performansından beslendiğini belirterek haberdeki ayrıntılı bulgular hakkında değerlendirme yapmadı.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Musk, Pentagon için “savaş danışmanlığı” yapacak

Yayınlanma

Dünyanın en zengin adamı Elon Musk, savaşın geleceğine odaklanan ve “Project Meridian” olarak bilinen bir Pentagon girişiminin eş direktörlüğünü üstlendi.

Musk’ın yeni görevini ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth duyurdu.

Savaşların eninde sonunda otonom insansız hava araçlarıyla yapılacağına dair inancını uzun süredir dile getiren Musk, savunma alanında faaliyet gösteren startup Anduril’in kurucusu Palmer Luckey ve eski Temsilciler Meclisi Başkanı Newt Gingrich ile birlikte eş direktör olarak projeye danışmanlık yapacak.

Hegseth, Pentagon’da yayınladığı bir notta, grubun “geleceğin savaş alanlarını inceleyeceğini” ve “savaşçıların bu ortamlarda üstünlük sağlamak için hangi silah ve teknolojileri kullanmaları gerektiğini belirleyeceğini” belirtti.

Hegseth, Quantico Deniz Piyade Üssü’nde yaptığı “Kuvvetlerin Durumu” konuşmasında şunları söyledi:

“Gelecekteki çatışmaları en iyi öngörenler yalnızca Pentagon’da bulunmuyor. Hem soruları sormayı hem de bunlara cevap vermeyi kendimize yüklerken, bariz önyargılar ve riskler söz konusudur.”

Hegseth, bu girişimin derhal başlayacağını ve konuşmasının ardından güvenli bir mekânda Musk, Luckey ve Gingrich ile bir araya geleceğini söyledi.

Meridian Projesi, “savaşların, alanların ve teknolojilerin gidişatını acımasızca haritalandırmak” için 120 gün süreye sahip olacak ve bu süreç, bulgularının kamuoyuna duyurulması ve gizli bir ek ile sonuçlanacak.

Hegseth, “Yeryüzünün altından Ay’ın ötesine” uzanan kapsamlı bir görev tanımını açıkladı.

Grup, yeni askeri stratejiler veya politikalar geliştirmek yerine, “ele geçirmemiz gereken alanları ve ustalaşmamız gereken yetenekleri” belirlemeye çalışacak ve gelecek nesil Amerikan askerlerinin ihtiyaç duyabileceği silah ve sistemleri “keşfetmeye, geliştirmeye ve sahaya sürmeye” odaklanacak.

Grubun, Ocak ayı sonuna kadar kendisine öneriler içeren bir rapor sunması bekleniyor.

Musk, 2024 yılında “Gelecekteki savaşlar tamamen insansız hava araçları ve hipersonik füzelerle ilgili olacak,” demişti. Bu, son yıllarda yaptığı benzer açıklamalardan sadece biriydi.

Hükümet Verimliliği Departmanı’ndaki (DOGE) denetim görevi kargaşayla sona eren ve Başkan Donald Trump’ın harcama tasarısı nedeniyle Trump ile bir anlaşmazlığa dönüşen Musk için, bu paneldeki görev, herhangi bir sıfatla hükümete resmi şekilde geri dönüşünü işaret ediyor.

Musk ve Trump sonunda barıştılar ve Musk, bu hafta Beyaz Saray’da diğer teknoloji liderleriyle birlikte yapay zeka güvenliği konulu bir toplantıya katıldı.

Meridian, Hegseth’in duyurduğu, ordunun otonom savaş ve hızla gelişen teknolojiler etrafında yeniden yapılandırılmasına yönelik daha geniş kapsamlı bir girişimin parçası.

Hegseth, müşterek kuvvetler genelinde otonom ve robotik yetenekleri yaygınlaştırmak üzere, kendi ifadesiyle “hizmet kolu benzeri yetkiler”e sahip yeni bir dört yıldızlı muharebe komutanlığı olan Otonom Savaş Komutanlığı’nın (AUTOWARCOM) kurulduğunu duyurdu.

Savaş Bakanlığı ayrıca, Hegseth’in “yeni nesil otonom savaşçılar” olarak adlandırdığı kişiler için özel kariyer yolları oluşturmak üzere, tüm askeri birimlerde yeni mesleki çerçeveleri aşamalı olarak uygulamaya başlayacak.

“Otonom Savaş Komutanlığı’nı on yıl önce düşünmüş olmalıydık,” diyen Hegseth, Meridian’ın, ordunun geride kalmadan bir sonraki teknolojik dönüşümü öngörebilecek kadar ileriye bakmayı amaçladığını açıkladı.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Reuters: Suriye hükümeti yetkilileri ile Hizbullah Türkiye’de gizli görüşmeler yaptı

Yayınlanma

Suriye hükümeti temsilcileri ile Lübnan Hizbullahı’nın, aralarındaki gerilimi azaltmak amacıyla Türkiye’de yüz yüze görüşmeler yaptığı iddia edildi. Suriye iddiaları reddetti.

Reuters’a konuşan ve görüşme hakkında bilgi sahibi altı kaynak, bunun uzun süredir karşı karşıya olan taraflar arasında bilinen ilk toplantı olduğunu söyledi.

İki Suriyeli yetkili, bir ABD’li yetkili ve Hizbullah’a yakın üst düzey bir Lübnanlı güvenlik kaynağının da aralarında bulunduğu altı kaynak, Suriye yetkilileri ile Hizbullah yetkililerinin geçen ay en az bir kez gizlice bir araya geldiğini belirtti.

Esad’ın 2024’ün sonlarında devrilmesinin ardından Suriye’nin yeni hükümeti ile Hizbullah arasındaki gerilim artmıştı. Şam yönetimi, grubu Suriye üzerinden İran’a silah transfer etmekle suçlarken, ABD de Suriye ordusuna Hizbullah’la savaşmak üzere Lübnan’a asker göndermesi için baskı yapıyor.

Altı kaynağa göre geçen ayki görüşmeye Hizbullah temsilcileri ile Suriye istihbaratı ve dışişleri bakanlığından yetkililer katıldı. Toplantı, gerilimi düşürme amacıyla Türk güvenlik ve istihbarat kurumlarının daveti üzerine gerçekleştirildi.

Kaynakların tamamı, daha önce kamuoyuna yansımayan hassas görüşmeyi anlatabilmek için isimlerinin açıklanmaması koşuluyla konuştu.

Suriye Dışişleri Bakanlığı, Türkiye Dışişleri ve Savunma bakanlıkları ile ABD Dışişleri Bakanlığı, Reuters’ın toplantıyla ilgili sorularına hemen yanıt vermedi. Hizbullah’ın medya ofisi ise yorum yapmayı reddetti.

Kaynaklara göre taraflar karşılıklı güvenlik kaygılarını görüştü

ABD’li yetkili, Suriyeli yetkililer ve Lübnanlı kaynak, görüşmenin iki taraf arasındaki gerilim başlıklarını çözmeye odaklandığını ve olumlu geçtiğini söyledi.

Suriyeli yetkililerden biri, iki tarafın birbirine karşı düşmanlık beslemediği konusunda mutabık kaldığını ve Suriye’nin Hizbullah’a, grubun silahsızlandırılması amacıyla Lübnan’a askeri müdahalede bulunmayacağı güvencesini verdiğini aktardı.

Buna karşılık Suriyeli yetkililer, Hizbullah’tan sınır ötesi kaçakçılık girişimlerinin durdurulmasına yardımcı olmasını ve özellikle Suriye’nin güneyinde kalan uyuyan hücrelerini dağıtmasını istedi.

Suriye, salı günü ülkenin güneyinde roket fırlatmaya hazırlanan bir Hizbullah hücresinin yakalandığını açıklamıştı. Hizbullah ise çarşamba günü olaya karıştığını reddederek, “Suriye topraklarında hiçbir şekilde varlığımız yok ve orada herhangi bir güvenlik ya da askeri faaliyete dahil değiliz,” açıklamasını yaptı.

Görüşme ve sonuçları hakkında doğrudan bilgi sahibi Lübnanlı kaynak iki tarafın “güvenlik meselelerinde büyük ilerleme kaydettiğini” belirtti.

Kaynak, Hizbullah’ın Lübnan içinde Suriye kaynaklı olası bir saldırıya ilişkin endişelerine atıfta bulunarak, “Hizbullah kendi cephesini güvence altına almak istiyor,” dedi.

Hem Suriyeli yetkili hem de Lübnanlı kaynak, nihai bir anlaşmaya varılmadığını ve herhangi bir açıklama yapılmasının planlanmadığını söyledi.

Lübnanlı kaynak, iki taraf arasında Türkiye aracılığıyla temasların yaklaşık iki ay önce başladığını da Reuters’a aktardı.

Suriye hükümeti enformasyon bakanlığına bağlı X hesabı böyle bir görüşme olduğu yönündeki iddiaları reddetti.

Toplantı için Türkiye bastırdı, İran yer almadı

Hem Hizbullah hem de Suriye hükümeti, daha önce birbirleriyle görüşmeye açık olduklarının sinyalini vermişti.

Temmuz ayında Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, Şam’ın Hizbullah’la görüşmeye açık olduğunu söylemişti. Bir ay sonra Hizbullah lideri Naim Kasım da televizyonda yaptığı konuşmada grubun Suriye yönetimiyle görüşmeye itirazı olmadığını belirtmişti.

Üç kaynak, Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara’nın önemli müttefiklerinden olan Türkiye’nin, bu çabalara doğrudan dahil olmak istediği için toplantının yapılması yönünde bastırdığını söyledi.

Ancak toplantılarda İran yer almadı.

Lübnanlı güvenlik kaynağına göre ise Hizbullah, İran’ın bilgisi dahilinde toplantıya katıldı. Ancak Tahran’ın, doğrudan görüşmelerde yer almamasından ve Şara’nın şimdilik İran’la doğrudan ilişki kurulması fikrini geri çevirmesinden rahatsız olduğu iddia edildi.

Kaynağa göre nihai anlaşmaya varılamamasının ve toplantıyla ilgili herhangi bir açıklama yapılmamasının temel nedeni de bu rahatsızlıktı.

İran’ın Cenevre’deki daimi temsilciliğinden konuya ilişkin hemen bir açıklama gelmedi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English