Bizi Takip Edin

Amerika

Trump’ın yeni istihbarat başkanı adayı Jay Clayton kimdir?

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump, Ulusal İstihbarat Direktörlüğü görevine New York Güney Bölgesi Federal Savcısı Jay Clayton’ı aday gösterdi. Geçmişte Sermaye Piyasası Kurulu başkanlığı yapan ve Wall Street geçmişiyle tanınan Clayton, Bill Pulte’nin geçici yöneticiliği döneminde yaşanan hareketli haftaların ardından bu göreve seçildi.

ABD Başkanı Donald Trump, Kongre’deki deneyim tartışmalarının ardından, ülkenin en kıdemli istihbarat makamı olan Ulusal İstihbarat Direktörlüğü (ODNI) liderliği için New York Güney Bölgesi Federal Savcısı Jay Clayton’ı aday gösterdi.

Görevdeki direktör Tulsi Gabbard’ın 30 Haziran’da ayrılacak olmasıyla boşalacak koltuk için yapılan bu seçim, Trump’ın geçici direktör olarak atadığı Bill Pulte’nin ardından yaşanan hareketli haftaların sonrasında geldi.

Trump, kendi sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı açıklamada, “Hukuk camiasında Jay düzeyinde saygı gören çok az insan vardır” ifadesini kullanarak ABD Senatosu’na Clayton’ın adaylığını en kısa sürede onaylama çağrısında bulundu.

Siyasi olarak bağımsız bir isim olan Clayton, Ağustos 2025’ten bu yana hukuk uzmanlarının Adalet Bakanlığı içindeki en güçlü pozisyon olarak nitelendirdiği New York Güney Bölgesi Federal Savcılığı görevini yürütüyor.

Trump, 2024 başkanlık seçimlerini kazanmasından kısa süre sonra Clayton’ı bu göreve aday göstermiş ve kendisini “Gerçekler adına savaşan güçlü bir savaşçı” olarak tanımlamıştı.

Wall Street avukatlığından federal savcılığa

West Virginia doğumlu olan Clayton, hukuk kariyerine 1993-1995 yılları arasında Pennsylvania Doğu Bölgesi Bölge Mahkemesi Yargıcı Marvin Katza’nın yanında kâtip olarak başladı.

Ardından 1995’ten 2017’ye kadar Sullivan and Cromwell hukuk firmasında önce ortak avukat, daha sonra ortak olarak çalıştı. Bu süreçte Goldman Sachs gibi büyük finans kuruluşlarını temsil eden Clayton, Wall Street avukatlığı yaptığı bu dönemde milyonlarca dolarlık bir servet edindi.

Trump, ilk başkanlık döneminin başlangıcı olan 2017 yılında Clayton’ı ABD Sermaye Piyasası Kurulu (SEC) başkanlığına aday gösterdi. Clayton, adaylığı sürecinde kendisini hukuk firmasından ve Barclays Bank, Royal Bank of Canada ile Deutsche Bank AG gibi Wall Street müşterilerinden tamamen ayıracağına söz verdi.

Hükümet Ahlak Ofisi’nin herhangi bir çıkar çatışması bulunmadığına karar vermesinin ardından Clayton, Mayıs 2017’de Senato’da yapılan 61’e karşı 37 oyla onaylanarak göreve başladı.

Dönemin Senato Çoğunluk Lideri Cumhuriyetçi Mitch McConnell, Clayton’ın liderliğini sabırsızlıkla beklediğini belirterek adaylığı överken, aralarında Senatör Elizabeth Warren’ın da bulunduğu Demokratlar, Clayton’ın Wall Street bağları nedeniyle aleyhte oy kullandı.

SEC başkanlığı döneminde piyasa dürüstlüğü, dijital varlık düzenlemeleri, siber güvenlik ve ABD-Çin ekonomik bağımlılığı gibi konularda Kongre’de sık sık ifade veren Clayton, görevden ayrıldıktan sonra Sullivan and Cromwell firmasına geri döndü; aynı zamanda Apollo Global Management ve American Express bünyesinde yönetici roller üstlendi.

Ayrıca akademik çalışmalarını da sürdüren Clayton, 2009’dan itibaren Pennsylvania Üniversitesi Carey Hukuk Fakültesi’nde, 2021’den itibaren ise Wharton İşletme Okulu’nda misafir öğretim üyesi olarak ders verdi.

2022 ile 2025 yılları arasında ise aynı üniversitenin Hukuk ve Ekonomi Enstitüsü’nün eş başkanlığını yürüttü.

New York savcılığı

Trump, Haziran 2020’de dönemin New York Güney Bölgesi Federal Savcısı Geoffrey Berman’ı görevden aldıktan sonra bu göreve Clayton’ı getireceğini açıklamıştı.

Clayton göreve ilgi duyduğunu belirtmiş ancak Berman’ın görevden alınacağından haberi olup olmadığı konusunda açıklama yapmamıştı.

O dönem bu atama gerçekleşmedi ve göreve Audrey Strauss getirildi.

Clayton, 2025 yılında Trump’ın ikinci döneminin başında New York Güney Bölgesi Federal Savcılığı için yeniden aday gösterildi.

Clayton, New York Belediye Başkanı Eric Adams hakkındaki suçlamaların düşürülmesi konusunda Adalet Bakanlığına yardımcı olmayı reddeden geçici yargıcın yerine göreve talip oldu.

Senato tarafından doğrudan onaylanmayan Clayton’ın görevi, mahkemenin kendi onayıyla kesinleşti. Wall Street Journal o dönem, siyasi tartışmalardan uzak duran Clayton’ın bu hamleyle “partizan bir savaşın” ortasında kaldığı yorumunu yaptı.

Clayton’ın savcılık ofisi tarafından yürütülen en dikkat çekici süreç, Ocak ayında Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro hakkında “narkoterörizm” ve diğer suçlamalarla hazırlanan iddianame ve dava süreci oldu.

Clayton’ın ekibi ayrıca Jeffrey Epstein ile ilgili belgelerin incelenmesinde ve İran adına ABD topraklarında saldırı planlamakla suçlanan bir Irak vatandaşının davasında da kritik roller üstlendi.

Son dönemde New York Times, Clayton’ın Trump ile sık sık vakit geçirdiğini, golf oynadığını ve ofisinde “genellikle bulunmadığını” iddia etti.

Bill Pulte gibi Jay Clayton’ın da istihbarat dünyasında geçmiş bir deneyimi bulunmuyor. Trump’ın bir önceki tercihi olan Bill Pulte, Federal Konut Finansmanı Ajansı (FHFA) direktörlüğü döneminde, ipotek dolandırıcılığı iddiaları üzerinden suç duyurularında bulunarak Trump’ın siyasi rakiplerini hedef almakla suçlanmıştı.

Bu davaların hiçbirinde mahkûmiyet kararı çıkmazken, Hükümet Hesap verebilirlik Ofisi (GAO) FHFA’nın soruşturma süreçlerini nasıl yürüttüğünü incelemeye aldı.

Pulte’nin istihbarat toplama deneyiminin olmaması ve başlattığı siyasi içerikli soruşturmalar, Kongre’de yoğun eleştirilere neden olmuştu.

Yeni dönemde ise Kongre üyeleri Clayton’ın adaylığına daha olumlu yaklaştı. Cumhuriyetçi Senatör John Thune, Clayton için “Karmaşık sorunları yönetmek için harika yeteneklere sahip, oldukça nitelikli bir profesyonel olduğunu düşünüyorum” dedi.

Adaylığın oylanacağı komisyonun kıdemli Demokrat üyesi Senatör Mark Warner da Clayton’ı “çok nitelikli” olarak değerlendirdi. New York Times’a göre, CIA Direktörü John Ratcliffe de Clayton’ın bu göreve getirilmesi yönünde destek verdi.

Seçim güvenliği konusundaki açıklamaları

Ulusal İstihbarat Direktörlüğü görevine aday gösterilmesinden günler önce CNBC kanalına konuk olan Clayton, California’daki seçimlerde usulsüzlük ihtimaline değindi.

8 Haziran’daki yayında seçim güvenliğine ilişkin konuşan Clayton, “Kesinlikle berbat bir iş çıkarıyoruz ve Amerikan halkının bunu sorgulamakta haklılık payı var” dedi.

Eyaletin tüm seçmenlere posta yoluyla oy pusulası gönderme ve oyların seçim gününden sonra da ulaşabilmesine olanak tanıyan yasalarının “usulsüzlük için fırsat yarattığını” savunan Clayton’ın bu iddiaları, Trump’ın herhangi bir kanıt sunmadan seçimlerin “hileli” olduğunu öne sürdüğü bir dönemde geldi.

University of Pennsylvania’dan mühendislik lisans derecesine sahip olan Jay Clayton, yüksek lisans eğitimini Cambridge’deki King’s College’da tamamladı. Clayton, hukuk diplomasını ise 1993 yılında yine University of Pennsylvania’dan aldı.

Amerika

İran Milli Takımı Meksika’da yoğun güvenlik altında antrenman yapıyor

Yayınlanma

Dünya Kupası’nda maçlarını ABD’de oynayacak İran Milli Takımı, Meksika’nın Tijuana kentindeki antrenmanlarını yoğun güvenlik önlemleri altında yapıyor.

The Guardian’ın aktardığına göre üstü açık kamyonlar bugün Estadio Caliente’nin dışındaki çevre yollarda devriye geziyordu ve kamyonların üzerinde kask ve maske takmış, makineli tüfeklerle donanmış adamlar bulunuyordu.

Silahlı devriyeler, her birkaç saatte bir ana girişin önünden geçerek, İran milli takımının bulunduğu şehir bloğunu koruyorlardı.

Öte yandan Estadio Caliente, ülkenin diğer futbol merkezlerinden uzaklığı ve suni çim oyun yüzeyi nedeniyle yerel ligdeki çoğu takımın ziyaret etmekten nefret ettiği bir yer.

İran futbol takımının aslında, yaklaşık 645 km uzaklıktaki Arizona eyaletinin Tucson kentinde, çok sayıda sahaya sahip profesyonel düzeyde bir tesis olan geniş Kino Spor Kompleksinde kalması planlanıyordu.

Bu planlar, ABD ve İsrail’in İran’a saldırı başlattığı haftalarda aceleyle iptal edildi.

Club Tijuana’da çalışan personel, takımın taşınacağı haberini ancak iki hafta önce FIFA ile yapılan bir telefon görüşmesinde öğrendi.

O günden beri, Asya’nın en iyi takımlarından birine antrenman sahasını hazır hale getirmek için günde 18 saat çalışıyorlar ama tesiste doğal çim sahadan sadece bir tane bulunuyor.

The Guardian’a göre bu durum, lojistik sorunların da üstüne ekleniyor. Tesise giriş sıkı bir şekilde kontrol ediliyor. Kimlikler kontrol ediliyor, tekrar kontrol ediliyor, sonra bir kez daha kontrol ediliyor.

Takım yakındaki bir otelde kalıyor olsa da, siyasi durum en üst düzeyde güvenlik önlemleri alınmasını gerektiriyor.

Bu nedenle makineli tüfekler, sıkı güvenlik önlemleri, antrenman saatleri, çekim yerleri ve takımın içinde bulunduğu olağanüstü durum hakkında kimlerin konuşacağı konusunda bilgi eksikliği söz konusu.

Öte yandan Meksikalılar, İranlı futbolcuları sevinçle karşılamış görünüyor. Club Tijuana çalışanları, ani plan değişikliğinden dolayı açıkça stres altında olsalar da, oyuncuların kendilerini evlerinde hissetmeleri için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar.

Örneğin sahayı çevreleyen büyük bir pankartta Farsça olarak “İran çitaları, Tijuana’ya hoş geldiniz” yazıyor.

Meksikalı taraftarlar da takımın kaldığı otelin önünde toplanarak, oyuncuları antrenmanlara giderken tezahüratlarla uğurladı ve imza istedi.

AFP’ye konuşan Meksikalı bir taraftar, “Amerika Birleşik Devletleri’nin yaptıklarından utanıyorum,” derken, bir diğeri de ABD’nin “herkese terörist muamelesi yaptığını” vurguladı.

Bir federasyon yetkilisi, pazar günü FIFA’nın zorunlu kıldığı basın toplantısı için Los Angeles’a giderken, medya operasyonları departmanının tamamı da dahil olmak üzere 15 destek personeli olmadan yola çıkacaklarını doğruladı.

Yeni Zelanda ile oynayacakları Dünya Kupası açılış maçının ardından basın toplantısını kimin yöneteceği ve oyuncularla görüşme imkânlarının nasıl düzenleneceği sorulduğunda, yetkili bu görevin muhtemelen malzeme sorumlusuna düşeceğini belirtti.

ABD, Filistin Futbol Federasyonu Başkanına vize vermedi

Öte yandan ABD yönetiminin Dünya Kupası için ülkelerine gelen Asya, Afrika ve Latin Amerika sporcularına ve spor adamlarına yaptığı eziyet sürüyor.

Son olarak Filistin Futbol Federasyonu Başkanı Cibril Racub, vize alamadığı için 2026 FIFA Dünya Kupasına katılacak diğer federasyon başkanlarıyla birlikte ABD’ye seyahat edemeyeceğini açıkladı.

Cibril Racub, dün Mexico City’de oynanan Meksika ile Güney Afrika arasındaki açılış maçına gitti. 

Fakat kendisi, Dünya Kupası’na katılmak üzere akredite edilmiş fakat ABD’den vize alamayan ya da henüz vizesini almamış birkaç kişiden biri.

Deneyimli Filistinli siyasetçi, Associated Press’e verdiği demeçte, “Dünyanın dört bir yanındaki tüm futbolcuların bu etkinliğe katılma hakkını kullanmanın ya da suistimal etmenin ve bu hakkı reddetmenin adil olduğunu düşünmüyorum,” dedi.

Filistin milli takımı Dünya Kupası’na katılmaya hak kazanamadı ama FIFA her dört yılda bir, bu etkinliği küresel birliğin kutlaması olarak tanımlayarak dünyanın dört bir yanından futbol federasyonlarının başkanlarını davet ediyor.

FIFA Başkanı Gianni Infantino geçen yıl, “Gelecek yıl Kanada, Meksika ve Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenecek FIFA Dünya Kupası’nda herkese kapımız açık olacak. Tam da bunun için çalışıyoruz,” demişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

SpaceX bugün halka arz ediliyor

Yayınlanma

SpaceX bugün halka arz piyasasına giriyor. 1,77 trilyon dolarlık değerlemeyle 75 milyar dolar kaynak yaratmayı hedefleyen şirket, bu hamlesiyle tarihin en büyük halka arzı olacak.

Uydu, roket ve yapay zeka şirketinin halka arzı, Wall Street ve ötesinde dalgalar yaratacak, yatırımcıların bu son teknoloji sektörlere finansman sağlama istekliliğini belirleyecek ve OpenAI ile Anthropic’in planlanan dev halka arzlarının nasıl sonuçlanabileceğine dair bir ön izlenim sunacak.

Yatırımcılar, hisseyi önceden belirlenen 135 dolarlık fiyattan satın almak için sıraya girdi. Bloomberg’in haberine göre, alıcılar işlemler başlamadan önce mevcut hisselerin dört katı kadar talep gösterdi.

Perşembe öğleden sonra SpaceX, halka arz için satışa sunduğu 555.555.555 hisseyi hisse başına 135 dolardan sattığını ve bu sayede şirketin değerinin yaklaşık 1,77 trilyon dolara ulaştığını açıkladı.

Hisselerin alışılmadık derecede büyük bir kısmı olan %20’si, 100 milyar dolarlık alım emri veren bireysel yatırımcılar için ayrıldı.

Reuters, daha önce ​SpaceX’in halka arzın %30’una varan bir kısmını bireysel yatırımcılara ayırmayı düşündüğünü yazmıştı.

Geri kalanı ise BlackRock gibi kurumsal fon yöneticileri ve devlet fonları tarafından kapışılacak.

Wall Street Journal (WSJ) konuyla ilgili kaynaklara atıfta bulunarak, BlackRock’un SpaceX’in halka arzında en az 5 milyar dolar değerinde hisse satın almayı planladığını bildirdi.

Durumu daha net bir şekilde ifade etmek gerekirse, SpaceX’ten önce yılın en büyük halka arzı, halka arzında toplam 5,55 milyar dolar toplayan çip üreticisi Cerebras’tı.

WSJ’nin haberine göre, sipariş defteri çarşamba günü kapandı ve bankacılar, cuma günü planlanan Nasdaq halka arzı öncesinde hisse tahsislerini belirliyor.

Musk, SpaceX’in halka arz stratejisini pek çok yönden yeniden şekillendirdi. Bu stratejiler arasında, tahsisatlarda bireysel yatırımcılara daha büyük bir rol vermeyi planlamaktan, endekse erken dahil edilmesini sağlamaya çalışmaya ve kurucunun kontrolünü güçlü tutacak şekilde yönetişim yapısını düzenlemeye kadar pek çok adım yer alıyor.

Bu arada, halka arz, risk sermayedarları, üniversite bağış fonları ve hisse sahibi erken dönem SpaceX çalışanlarını içeren erken dönem yatırımcılar için bir nakit çıkışı madeni niteliğinde.

Yatırım platformu Hill.com’a göre, bunların yaklaşık 4.400’ü kağıt üzerinde milyoner olacak.

Ayrıca bu durum, Musk’ı muhtemelen dünyanın ilk trilyoneri yapacak.

SpaceX hisselerini satın alan yatırımcılar, hisse başına gelirinin neredeyse 100 katı olan bir fiyatı kabul ediyorlar.

Bu rakam, yapay zeka, uydu veya roket şirketleri için tipik olan seviyelerin çok üzerinde.

Yatırımcılar, Starlink’in uydu internet pazarında hakimiyet kuracağına, SpaceX’in uzaya veri merkezleri göndereceğine ve xAI’ın modellerinin Anthropic ve OpenAI’ın modellerine rakip olacağına güveniyorlar.

Şüpheci analistler ise, bu göz kamaştırıcı değerlemenin ancak şirketin ticari olarak uygulanabilir bir şekilde son derece spekülatif kilometre taşlarına ulaşması halinde haklı olacağını söylüyor.

Bu kişiler, şirketin yüksek giderlerinin bu yılın ilk çeyreğinde 4,3 milyar dolarlık bir zarara yol açtığına dikkat çekiyor.

CNBC’ye göre SpaceX’i anlamanın en iyi yolu, onu özel bir jeopolitik altyapı olarak görmek olabilir: Ürünleri, hükümetlerin, orduların, havayollarının, uzak toplulukların ve yapay zeka iş yüklerinin işleyişinin ayrılmaz bir parçası haline gelmiş bir şirket.

Buna göre hızlı büyüme, ulusal öneme sahip olma ve hafif regülasyon unsurlarının bir arada bulunması, aynı şirkette nadiren görülür.

SpaceX, halka arz başvurusunda, 2025 yılında ABD hükümetinin başlıca fırlatma hizmet sağlayıcısı olduğunu, Ulusal Güvenlik Uzay Fırlatma Programı kapsamındaki 12 orta ve ağır yük fırlatma görevinden 11’ini gerçekleştirdiğini ve NASA adına Uluslararası Uzay İstasyonu’na yapılan beş mürettebat ve kargo görevinin tamamını üstlendiğini belirtmişti.

Şirketin 2025 yılı gelirinin yaklaşık beşte biri ABD federal devlet kurumlarından geldi.

CNBC’ye göre geleneksel bir değerleme, devlet faaliyetlerinde bu tür temel bir rolü gözden kaçırabilir:

“Sıradan bir teknoloji şirketi, müşterilerin onu tercih etmesi nedeniyle değerlidir. Stratejik bir teknoloji şirketi ise, müşterilerin onu başka bir şirketle değiştirmekte zorluk çekebilmesi nedeniyle daha değerli hale gelir.”

Musk’ın şirketi, savunma, teknoloji ve altyapı sektörlerinin kesişim noktasında yer alıyor. Şirket, devlet açısından önem taşıyor ama aynı zamanda geniş bir ticari faaliyet yelpazesine de sahip. 

Savunma sektöründe aktif ama olgun bir savunma şirketi ile aynı değerleme düzeyinde değil. 

Altyapı özellikleri taşıyor ama kamu hizmeti sektöründeki gibi bir regülasyona da tabi değil.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, Küba’nın devlet petrol şirketine yaptırım uyguladı

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanlığı, Küba’nın devlet petrol ve doğalgaz şirketi CUPET’i yaptırım listesine aldı. Washington yönetimi, şirketin ABD vatandaşları ve kurumlarıyla iş yapmasını yasaklarken, kararın Küba’ya yönelik son yaptırım adımlarının devamı olduğu belirtildi.

ABD Hazine Bakanlığı, Küba’nın devlet petrol ve doğalgaz şirketi Union Cuba Petroleo’ya (CUPET) yaptırım uyguladı. Bakanlığın internet sitesinde yayımlanan açıklamaya göre CUPET, Özel Olarak Belirlenmiş Kişiler ve Engellenmiş Kişiler Listesi’ne (SDN) dahil edildi.

Söz konusu liste, ABD vatandaşlarının ve şirketlerinin ticari ilişki kurmasının yasak olduğu kişi, kurum ve kuruluşları kapsıyor.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, X hesabından yaptığı açıklamada, “Komünist rejimin enerji ticaretini yolsuzluk içeren gündemini ilerletmek ve Küba halkını acımasızca bastırmak için kullanma kapasitesini zayıflatmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Washington yönetimi haziran ayının başında Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel’e yaptırım uygulamış, bundan bir ay önce de ülkenin iletişim bakanı ile bazı üst düzey askeri yetkililerin de aralarında bulunduğu 11 Kübalı yetkiliyi yaptırım listesine almıştı.

ABD Başkanı Donald Trump, ocak ayının sonunda Küba’dan kaynaklanan ulusal güvenlik tehdidi gerekçesiyle olağanüstü hal ilan etmişti. Şubat ayında ise ABD’nin ülkeye yönelik fiili bir enerji ablukası uygulamaya başladığı, bunun sonucunda adada ciddi yakıt sıkıntısı yaşandığı bildirilmişti.

Küba Enerji Bakanı Vicente de la O Levy de mayıs ayında yaptığı açıklamada, ABD ablukası nedeniyle ülkenin enerji sisteminin kritik durumda bulunduğunu söylemişti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English