Bizi Takip Edin

Diplomasi

Uranyum piyasasında rekor yükseliş: Fiyatlar 2024 sonrasının zirvesinde

Yayınlanma

Küresel uranyum piyasası, teknolojik gelişmeler ve stratejik arz kısıtlamalarının etkisiyle son yılların en hareketli dönemini yaşıyor. Yapay zeka merkezli elektrik ihtiyacındaki patlama ve Rusya’ya yönelik ithalat kısıtlamaları, uranyum fiyatlarını libre başına 89 dolar seviyesine taşıyarak nükleer enerjiye yönelik ilgiyi yeniden zirveye çıkardı.

Uranyum kontrat fiyatları, libre başına 89 dolar sınırına dayanarak 2024 yazından bu yana görülen en yüksek seviyeye ulaştı.

Borsa verilerine göre piyasa, üst üste ikinci ayda da pozitif bir ivme sergiliyor. Bu yükselişin temelinde, yatırım fonlarının artan ilgisi ve nükleer yakıt talebine yönelik uzun vadeli beklentilerin güçlenmesi yatıyor.

Sektörün en büyük uzmanlaşmış fonu olan Sprott Physical Uranium Trust, 2025 yılının üçüncü çeyreğinde alımlarını 2,3 milyon libreye çıkardı.

Uranyum piyasasındaki sınırlı likidite nedeniyle, bu tür aktif alımlar fiyatlarda keskin yükselişleri beraberinde getiriyor.

Fiyatları yukarı çeken bir diğer kritik etken ise Amerika Birleşik Devletleri’nin stratejik uranyum rezervlerini genişletme kararı oldu. Washington yönetimi, ithalat kısıtlamaları nedeniyle Rusya’dan gelen arzın azalması üzerine bu hamleyi hayata geçirdi.

ABD makamları, nükleer enerjinin geliştirilmesini, artan elektrik talebinin karşılanmasında hayati bir unsur olarak değerlendiriyor.

Mevcut tabloda Rusya, ABD’deki nükleer santrallerin zenginleştirilmiş uranyum ihtiyacının yaklaşık dörtte birini karşılıyor.

Bu arzın ikame edilmeden aniden kesilmesi, enerji dengesi üzerinde ciddi riskler oluşturma potansiyeli taşıyor.

Dünya Nükleer Birliği (WNA), küresel uranyum talebinin 2030 yılına kadar yaklaşık üçte bir oranında artacağını öngörüyor.

Rusya, 2036 yılına kadar Ay’da nükleer santral inşa edecek

Yapay zeka devriminin nükleer yakıt piyasasına etkisi

Yapay zeka kullanımının yaygınlaşması, veri merkezlerinin elektrik tüketiminde devasa bir artışa yol açarak nükleer santrallerin temel yakıtı olan uranyuma talebi körükledi.

Teknolojik gelişmeler sadece veri merkezi sektörünü değil, doğrudan nükleer yakıt piyasasını da dönüştürüyor.

Analistler, küresel uranyum talebinin 2040 yılına kadar neredeyse iki katına çıkarak yıllık 150 bin tona ulaşacağını tahmin ediyor.

Aynı dönemde küresel nükleer enerji üretim kapasitesinin de yaklaşık iki kat artışla 746 gigavata yükselmesi bekleniyor.

Sektör, geçmiş yıllarda nükleer enerjiye olan ilginin azalmasının artçı sarsıntılarını da hissediyor.

O dönemde şirketlerin yatırımları kısıp yeni rezerv geliştirme çalışmalarını dondurması, piyasayı bugün mevcut rezervlere bağımlı hale getirdi. Faal durumdaki bazı madenlerin kaynaklarını önümüzdeki on yıl içinde tüketebileceği belirtiliyor.

Japonya temiz enerji şirketleri için 1,3 milyar dolarlık kaynak ayıracak

Madencilik sektöründe canlanma sinyalleri

Yükselen fiyatlar piyasadaki dengeleri değiştirmeye başladı. Günümüzde uzun vadeli kontratlar, 2000’li yılların sonundaki zirve seviyelerle uyumlu şekilde libre başına 88 dolar civarında imzalanıyor.

Uzmanlar, fiyatlardaki yükseliş eğiliminin devam edebileceğine işaret ediyor.

Nükleer enerjinin en önemli özelliklerinden biri, yakıt tüketiminin istikrarlı olmasıdır; tek bir yakıt döngüsü reaktörün kesintisiz çalışmasını garanti altına alıyor.

Ayrıca uranyum, nükleer santrallerdeki elektrik maliyetinin yüzde 20’sinden azını oluştururken; kömür ve doğalgaz santrallerinde yakıt, maliyetin en büyük kısmını teşkil ediyor.

Bu maliyet avantajı ve düşük karbonlu sistemlere geçiş süreci, sektörü büyük yatırım fonları ve özel piyasa katılımcıları için cazip kılıyor.

Sektördeki toparlanmanın diğer göstergeleri arasında eski nükleer santrallerin yeniden işletmeye alınması ve yapay zeka veri merkezlerine enerji sağlamaya yönelik dev anlaşmalar yer alıyor.

Kısa vadede uranyum şirketlerinin bu süreçten kazançlı çıkacağı öngörülürken, uzun vadede jeotermal enerji ve nükleer füzyon gibi alanların daha umut verici hale gelebileceği değerlendiriliyor.

Diplomasi

Ermenistan ve ABD, Trump koridoru projesi için anlaşma imzaladı

Yayınlanma

Ermenistan ve ABD, “Uluslararası Barış ve Refah İçin Trump Güzergahı” (TRIPP) projesine ilişkin stratejik işbirliği çerçeve anlaşmasını imzaladı. Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio tarafından da imzalanan belgenin Ermenistan’a ulaştığını ve onay sürecine hazır olduğunu bildirdi.

Ermenistan ve ABD, Ermenistan topraklarında gerçekleştirilmesi planlanan “Uluslararası Barış ve Refah İçin Trump Güzergahı” (Trump Route for International Peace and Prosperity – TRIPP) projesine yönelik stratejik işbirliği çerçeve anlaşmasını imzaladı. Gelişme, Ermenistan Dışişleri Bakanlığının resmi internet sitesi üzerinden duyuruldu.

Ermenistan Dışişleri Bakanlığının internet sitesinde, Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan’ın ilgili belgeyi imzaladığı anlara ait bir video paylaşıldı.

İmza töreninin ardından açıklamalarda bulunan Bakan Mirzoyan, “TRIPP projesine ilişkin çerçeve anlaşmasını az önce imzaladım. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da anlaşmayı imzalayarak belgeyi Ermenistan’a gönderdi. Böylece anlaşma onaylanmaya hazır hale geldi” ifadelerini kullandı.

Mirzoyan ve Rubio, 26 Mayıs’ta Ermenistan’ın başkenti Erivan’da TRIPP projesine yönelik stratejik işbirliği çerçeve anlaşmasını parafe etmişti.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, ABD Başkanı Donald Trump ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Ağustos 2025’te ortak bir deklarasyona imza atmıştı. Söz konusu deklarasyonda, Erivan yönetiminin Ermenistan topraklarında TRIPP projesinin çerçevesini oluşturmak üzere Washington ve üçüncü taraflarla birlikte çalışacağı taahhüt edilmişti.

Proje kapsamında Ermenistan topraklarında karayolu, demiryolu ile petrol ve doğalgaz boru hattı altyapısının inşa edilmesi planlanıyor. TRIPP projesi, Azerbaycan’ın ana topraklarını Ermenistan üzerinden geçecek 42 kilometre uzunluğundaki bir hatla Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’ne ve ardından Türkiye’ye bağlamayı hedefliyor.

Mayıs ayında, Amerikan mühendislik ve danışmanlık şirketi AECOM yetkilileri, TRIPP projesinin hayata geçirileceği sahada inceleme çalışmalarına başlamıştı. AECOM ekibinin, ABD Dışişleri Bakanlığı Küresel Altyapı ve Yatırım Ortaklığı Fonu adına Erivan’a geldiği bildirilmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

OECD raporu: Uzun süreli enerji kesintisi küresel ekonomiyi resesyona sürükleyebilir

Yayınlanma

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından yayımlanan küresel ekonomik görünüm raporu, İran’daki savaşa bağlı olarak enerji arzında yaşanacak uzun süreli kesintilerin dünya ekonomisine ağır bir darbe vurabileceğini ortaya koydu. Raporda, böylesi bir krizin ülkeleri resesyona sürükleme ve işsizliği artırma riski taşıdığı belirtilirken, çatışmanın küresel ekonomik görünümü şekillendiren temel unsur haline geldiği vurgulandı.

Çarşamba günü yayımlanan yeni bir ekonomik görünüm raporu, İran’daki savaştan kaynaklanacak uzun süreli bir enerji arzı kesintisinin küresel ekonomiye ağır bir darbe indireceğine işaret etti.

Araştırma verileri, bu tür kesintilerin ülkeleri resesyona sürükleme olasılığının yüksek olduğunu ve işsizlikte artışa yol açabileceğini gösterdi.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), söz konusu savaşın etkilerini “küresel ekonomik görünümü şekillendiren baskın güç” olarak tanımladı.

Aksaklıkların kalıcı olması halinde, küresel büyümenin 2026 yılındaki yüzde 2,1 seviyesinden 2027 yılında yüzde 1,8’e gerileyerek önemli ölçüde yavaşlayabileceği kaydedildi. Bu yavaşlama, dünya ekonomisini Kovid-19 pandemisi ve Büyük Resesyon döneminden bu yana görülmemiş seviyelere düşürebilir.

OECD Başekonomisti Stefano Scarpetta raporda, “Yüksek emtia fiyatlarından kaynaklanan yukarı yönlü baskıların, zayıflayan nihai talep tarafından kısmen dengelenmesiyle birlikte, küresel enflasyon 2026’da 0,4 yüzde puan, 2027’de ise 1,3 yüzde puan yükselecektir” ifadesine yer verdi.

Gelişmekte olan ve enerji rezervleri sınırlı olan ekonomilerin, ham petrol, akaryakıt ve doğal gaza bağımlı Asya ekonomileriyle birlikte bu durumdan en ağır darbeyi alacak kesimler arasında yer alacağı aktarıldı.

Alternatif bir kısa vadeli senaryo üzerinde duran araştırmacılar, enerji üretiminin ve Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan sevkiyatların çatışma öncesindeki seviyelere yeniden ulaşması durumunda, büyümenin 2027 yılında yüzde 3,1’e geri dönebileceğini bildirdi.

Küresel ekonominin “tek bir tıkanma noktasına” karşı olan hassasiyetinin arz zincirlerini güçlendirme ve daha çeşitli bir enerji arzı yaratma ihtiyacını ortaya koyduğunu belirten araştırmacılar, fosil yakıt ithalatına olan bağımlılıktan kurtulmak amacıyla daha fazla yatırım yapılması gerektiğinin her zamankinden daha acil olduğunu vurguladı.

Raporda ayrıca, bu yıl artan savunma harcamalarının, inovasyon yoluyla savunma dışı sektörlerde yayılma etkileri yaratmadığı sürece üretim kapasitesini muhtemelen genişletmeyeceğine dikkat çekildi.

Scarpetta, politika yapıcıların zor kararlarla karşı karşıya olduğunu belirterek, “Merkez bankaları, enflasyon beklentileri iyi çıpalanmış kaldığı ve ikinci tur etkiler kontrol altında tutulduğu sürece, arz kaynaklı fiyat artışlarını görmezden gelebilir. Ancak fiyat baskılarının genişlemesi veya büyümenin önemli ölçüde zayıflaması halinde bir politika hamlesi gerekli hale gelebilir” değerlendirmesinde bulundu.

İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması, ABD ve İsrail’in şubat ayı sonunda İran’a yönelik ilk saldırıları düzenlemesinden bu yana petrol fiyatlarının yüksek kalmasına neden oldu.

ABD’deki ortalama akaryakıt fiyatları, çatışmayı sona erdirecek bir anlaşmaya yönelik son görüşmelerin etkisiyle düşüş gösterse de AAA’in çarşamba günü açıkladığı verilere göre 4,26 dolar ile yüksek seyrini korudu.

Geçen yıl 3,14 dolar olan ortalamanın ardından, geçen haftaki ortalamanın da 4,50 dolar seviyesinde gerçekleşerek yüksek kalmaya devam ettiği bildirildi.

Çatışmanın başlangıcından bu yana yapılan kamuoyu yoklamaları, yaşam maliyeti üzerindeki etkilerin uzaması nedeniyle Amerikalıların çoğunun savaşı desteklemediğini ortaya koydu.

Politico tarafından cuma günü yayımlanan son anket, katılımcıların yüzde 60’ından fazlasının Başkan Trump’ın Amerikalıları savaşın ekonomik etkilerinden korumak için yeterli çabayı göstermediğine inandığını gösterdi.

Ankete katılanların yüzde 53’ü yaşam maliyetinin hatırlayabildikleri en kötü seviyede olduğunu ifade ederken, çoğunluk Trump’ın göreve dönmesinden bu yana mali durumlarının kötüleştiğini dile getirdi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

İran, ABD’ye dört aşamalı barış anlaşması planı sundu

Yayınlanma

İran, ABD ile olası bir barış anlaşması için dört aşamalı bir çerçeve plan sundu. ABD Başkanı Donald Trump Tahran ile bir hafta içinde ateşkes sağlanabileceğini belirtirken, ABD Temsilciler Meclisi İran’a yönelik askeri operasyonlar için kongre onayı şartı getiren bir kararı kabul etti.

İran, ABD’ye olası bir barış anlaşmasına zemin oluşturabilecek dört aşamalı bir çerçeve yapı önerdi.

Fars haber ajansının İran müzakere heyeti üyesi Said Acarlu’ya dayandırdığı habere göre öneri, çatışmaların sonlandırılması ve yaptırımların kaldırılmasına yönelik kademeli bir takvimi içeriyor.

Planın ilk aşaması, İran, ABD ve “direniş cephesi” dahil olmak üzere tüm tarafların katılımıyla savaşın durdurulmasını ve bütün askeri operasyonların tamamen tam zamanlı olarak askıya alınmasını öngörüyor.

Olası anlaşmanın ikinci aşaması ise başta boğazla ilgili meseleler olmak üzere pratik adımlara, ablukaların kaldırılmasına, petrol yaptırımlarının iptal edilmesine ve İran’ın dondurulmuş varlıklarının bir kısmının serbest bırakılmasına odaklanıyor.

Üçüncü aşamada daha geniş kapsamlı yaptırımlar ve nükleer meseleler ele alınırken, son aşama ise anlaşmanın uygulanmasını denetlemek ve tarafların yükümlülüklerine bağlılığını güvence altına almak için bir izleme komitesi kurulmasını içeriyor.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, konuya ilişkin değerlendirmesinde, ABD ile İran arasındaki savaşın ancak “Lübnan’da da sona erdiğinde” biteceğini ifade etti.

ABD Başkanı Donald Trump, 3 Haziran tarihinde New York Post gazetesinin podcast yayınında Ortadoğu’daki savaş ortamını değerlendirdi. Trump, İran’ın nükleer silahtan vazgeçmeyi kabul ettiğini belirtti ancak “fikirlerini değiştirebilecekleri” yönünde bir ihtiyat payı bıraktı.

Bu açıklamadan bir gün önce ABC News televizyonuna konuşan Trump, İran ile bir ateşkes anlaşmasına “önümüzdeki hafta içinde” ulaşılabileceğini kaydetmişti.

Ancak aynı gün Tesnim haber ajansı, İran’ın, İsrail’in Lübnan’daki askeri faaliyetlerini protesto etmek amacıyla aracılar vasıtasıyla yürütülen müzakereleri askıya aldığını bildirdi.

Tüm bu diplomatik hareketlilik sürerken, ABD Temsilciler Meclisi askeri operasyonlara yönelik kısıtlayıcı bir adım attı. Temsilciler Meclisinde yapılan oylamada, Kongre’nin onayı alınmadığı takdirde Trump’ın İran ile savaşı sonlandırmasını zorunlu kılan karar tasarısı kabul edildi.

Söz konusu tasarı, aralarında 4 Cumhuriyetçi temsilcinin de bulunduğu 215 kongre üyesinin kabul oyuna karşılık 208 ret oyuyla yasalaştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English