Bizi Takip Edin

Diplomasi

Britanya hükümeti, Çin ile bir yıldır derin temaslarda bulunuyor

Yayınlanma

Britanya hükümeti, İşçi Partisi iktidara geldiğinden beri Başbakan Keir Starmer’ın bu hafta Pekin’de Çin lideri Xi Jinping ile el sıkışması için zemin hazırlıyorlar.

Pekin ve Londra’da kapalı kapılar ardında yapılan bir dizi konuşmayı POLITICO elde etti. Bu görüşmelerde kabine üyeleri Çinli ve İngiliz yetkilileri, akademisyenleri ve iş dünyasını, iktisadi güvenlik tehditleri baş gösterirken bile ticaret ve yatırım ilişkilerinin yeniden kurulmasının hayati önem taşıdığına ikna etmeye çalıştılar.

Muhafazakâr Başbakan David Cameron döneminde ilan edilen ilişkilerin “Altın Çağ”ının ardından, Birleşik Krallık’ın bir zamanlar Asya süper gücüyle olan yakın bağları 2010’ların sonlarında bozulmaya başladı.

2019’da Boris Johnson, Pekin’in Hong Kong’daki “demokrasi hareketine” yönelik baskısının ardından ticaret ve yatırım görüşmelerini dondurdu.

Donald Trump’ın ısrarı üzerine İngiltere, güvenlik endişeleri gerekçesiyle Çinli telekom devi Huawei’yi telekom altyapısından çıkardı.

Bu hafta Pekin’e yapacağı önemli gezide Xi ile görüşmesi beklenen Starmer, zorlu bir döneme giren iktisadi ilişkileri yeniden canlandırmaya karar verdi.

Başbakanın kabinesinin gerçekleştirdiği “resetlemenin” boyutu, aralarında Şansölye Rachel Reeves, dönemin Dışişleri Bakanı David Lammy, Enerji Bakanı Ed Miliband ve eski Hint-Pasifik, yatırım, şehircilik ve ticaret bakanlarının da bulunduğu bir dizi konuşmada ortaya çıktı.

Güvenlik yetkililerinin geçen haziran ayında İngiltere’nin Çin’in müdahalesine maruz kalma durumunu denetlemeyi tamamlamasından aylar önce, bakanlar enerji ve finans sistemleri ile İşçi Partisi’nin sanayi stratejisinin sekiz sektörü konusunda iki ülke arasında daha yakın işbirliği için baskı yapıyordu.

“Bu sekiz sektörden altısı ulusal güvenlikle ilgili” diyen üst düzey bir endüstri temsilcisi, hükümetle olan ilişkilerini serbestçe konuşabilmek için isminin açıklanmamasını istedi. 

Temsilci, “Ticaret Bakanlığı ile konuştuğunuzda, Çin’i bir fırsat olarak görüyorlar. Dışişleri, Milletler Topluluğu ve Kalkınma Bakanlığı ile konuştuğunuzda ise, bu bir ulusal güvenlik riski olarak görülüyor,” dedi.

İşçi Partisi milletvekili ve Avam Kamarası İş ve Ticaret Komitesi Başkanı Liam Byrne, Starmer’ın Çin ile ilişkilerini sıfırlaması yanlış bir karar olmasa da, “Gelecekte Çin’in ekonomimize yatırım yapmasına izin vereceğimiz alanlar konusunda çok daha katı olmalıyız,” dedi.

Komitesindeki milletvekilleri, İngiltere ile Çin arasında gelişen yatırım stratejisinin gelecek için yeterince güçlü olduğuna ve zorlama risklerinin arttığına ikna olmuş değiller.

Byrne, Trump’ın gümrük vergileri etkisini gösterirken, Pekin’in ticaret fazlası hızla arttığını hatırlattı ve “Çin’in Made in China yaklaşımını ikiye katlayıp ihracat fazlasını İngiltere’ye yönelteceği konusunda gerçekçi olmalıyız,” dedi.

Çin, Birleşik Krallık’ın beşinci büyük ticaret ortağı ve geçen yılın haziran ayına ait veriler, Krallık’ın Çin’e ihracatının yıllık bazda %10,4 düştüğünü, ithalatının ise %4,3 arttığını gösteriyor.

Byrne, “Bu, pazarlarımızı Çin sübvansiyonlarıyla dolu mallarla doldurma potansiyeli taşıyor, fakat aynı zamanda ekonomimizin kilit sektörlerini, özellikle enerji sistemini tehlikeye atma potansiyeli de taşıyor,” uyarısında bulundu.

Starmer: Çin ile ilişki kurmamak görevi ihmal olur

Catherine West, Hint-Pasifik Müsteşarı, Eylül 2024

POLITICO’nun tespit ettiğine göre Starmer’ın temsilcileri, 25 Eylül 2024 akşamı, gecelik 800 sterlin olan Londra’nın Belgravia semtindeki lüks Peninsula Hotel’de ilişkileri ciddi bir şekilde yeniden kurmaya başladı.

İş dünyası, İngiliz hükümeti ve Çin büyükelçiliği yetkililerinden oluşan yaklaşık 400 konuk, Çin Komünist Partisi (ÇKP) yönetiminin bir dönüm noktası olan Çin Halk Cumhuriyeti’nin 75. yıldönümünü kutlamak için bir araya geldi.

“Bu akşamki kutlamanıza davet edilmekten onur duydum,” diyen Hindistan-Pasifik Müsteşarı Catherine West, Çin’in Birleşik Krallık Büyükelçisi Zheng Zeguang’ın konuşmasının ardından ana konuşmasına başladı.

West, bilgi edinme özgürlüğü yasası aracılığıyla elde edilen konuşmanın yer aldığı Dışişleri Bakanlığı brifingine göre şunları söyledi:

“Son 75 yılda Çin’in büyümesi, altyapı, teknoloji ve inovasyon gibi alanlarda dünya çapında yankı uyandıran bir şekilde katlanarak arttı. Her iki ülke de ticari ve iktisadi bağlarımızın derinleşmesinin faydalarını gördü.”

Londra ve Pekin her zaman aynı görüşte olmayacak olsa da, ülkesinin “mümkün olduğunda Çin ile işbirliği yapacağını”, diğer alanlarda da rekabet edeceklerini ve “gerektiğinde meydan okuyacaklarını” kabul etti.

David Lammy, Dışişleri Bakanı, Ekim 2024

Dışişleri Bakanı David Lammy, göreve başladıktan sonra ilk resmi yurt dışı ziyaretini iki günlük Pekin ve Şanghay gezisiyle gerçekleştirdi. 18 Ekim’de, ABD Başkanı Donald Trump’ın yeniden seçilmesinden birkaç hafta önce, Pekin’de Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ile bir araya geldi. Britanya ve Çin’in üst düzey diplomatları iklim değişikliği, ticaret ve küresel dış politika sorunlarını görüştü.

Lammy, ertesi sabah Şanghay’daki Regent On The Bund otelde İngiliz iş adamlarıyla yaptığı yuvarlak masa toplantısında, “Dün Wang Yi ile görüştüm ve ona doğrudan pazar erişimi sorunlarını gündeme getirdim,” dedi ve iki ülke arasında daha fazla diyalog kurulmasının ticaret engellerini ortadan kaldıracağını umduğunu belirtti.

Lammy şöyle devam etti:

“Aynı zamanda, Birleşik Krallık’ın ulusal güvenliğini korumaya kararlıyım. Ekonominin çoğu sektöründe Çin, ticaret ve yatırım yoluyla fırsatlar sunuyor ve bu noktada sürekli işbirliği benim için büyük önem taşıyor.”

Bilgi edinme özgürlüğü görevlileri, Lammy’nin konuşmasının bazı kısımlarını, Çin ile “ilişkileri bozmaması” için sansürledi.

O akşam, dönemin dışişleri bakanı, Jean Nouvel tarafından tasarlanan Pudong Sanat Müzesinde iş dünyası, eğitim, sanat ve kültür temsilcilerine bir konuşma yaptı.

Lammy, bilgi edinme özgürlüğü yasası kapsamında elde edilen hazırladığı konuşmasında, Çin’in “dünyanın en büyük CO2 salıcısı” olduğunu söyledi ve şöyle devam etti:

“Ama aynı zamanda dünyanın en büyük yenilenebilir enerji üreticisi. Bu, bu hafta Çin’i ziyaret etmek istememin en önemli nedenlerinden biri ve bu hükümetin ilişkiler konusunda uzun vadeli, stratejik bir yaklaşım benimsemesinin nedeni.”

Şanghay’ın, “dünyanın geri kalanıyla ticaret ve yatırım bağlantılarında da önemli bir rol oynamaya devam ettiğini” hatırlatan Lammy, Çin’deki en büyük İngiliz yatırımı olan INEOS Group’un Zhejiang’daki 800 milyon dolarlık plastik fabrikasına işaret etti:

“Karşılıklı yarar sağlamak için Çin’in yatırımlarını da memnuniyetle karşılıyoruz. Bu, özellikle temiz enerji alanında geçerli, çünkü her iki ülke de halihazırda açık deniz rüzgar enerjisi güç merkezleri ve daha fazla temiz enerji kullanmanın maliyeti hızla düşüyor.”

Poppy Gustafsson, yatırım bakanı, Kasım 2024

Starmer ve Xi’nin kasım ayında G20’de ilk kez bir araya gelmesinden sadece birkaç gün sonra, o dönem İngiliz yatırım bakanı olan Poppy Gustafsson, lüks bir otelde düzenlenen İngiltere-Çin ticaret etkinliğinde, “Bankacılık ve sigorta sektörlerimize daha fazla yatırım için kapımızı açmak istiyoruz,” dedi.

Bank of China UK’in ortak ev sahipliğinde düzenlenen ve Çin Büyükelçisi Zheng Zeguang ile İngiltere’deki birçok büyük Çinli iş ve finans kurumunun başkanları da dahil olmak üzere 400 konuğun katıldığı etkinlik, Gustafsson için hazırlanan brifing paketine göre “İngiltere-Çin iş görüşmelerinin ana forumu” olarak kabul ediliyor.

Gustafsson, katılımcılara, “İskoçya kıyılarındaki rüzgar santrallerinde yüzlerce megavatlık yeni kapasiteyi açığa çıkaran Red Rock Renewables gibi daha fazla yeşil girişim görmek istiyoruz. Bu, hükümetin 2030 yılına kadar temiz enerji süper gücü olma misyonunu destekleyecektir,” dedi ve Çin Devlet Kalkınma ve Yatırım Grubunun sahip olduğu projeyi örnek gösterdi.

Yetkililer, bakanın konuşmasının bir numaralı hedefinin “ticaret ve yatırım konusunda Çin ile ilişki kurmanın ve ortak çok taraflı çıkarlar konusunda işbirliği yapmanın önemini vurgulamak” olduğunu belirtti.

Ayrıca, “İngiltere’nin büyümesini ve yerli sanayiyi, ihracatın artırılması ve ekonomi genelinde ve Endüstriyel Strateji öncelikli sektörlerinde daha geniş yatırımlar yoluyla destekleyen Çin yatırımlarını memnuniyetle karşılaması” söylendi. Çin hükümeti, Gustafsson ve Zheng’in açıklamalarının bir özetini yayınladı.

Rachel Reeves, maliye bakanı, Ocak 2025

Geçen yıl 11 Ocak’ta, Maliye Bakanı Rachel Reeves, Abrdn, Standard Chartered, KPMG, Londra Borsası, Barclays ve İngiltere Merkez Bankası Başkanı Andrew Bailey gibi İngiliz finans ve profesyonel hizmet devleriyle birlikte Pekin’deydi.

Reeves, Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng ile görüşmek ve Boris Johnson’ın 2019’da dondurduğu Pekin ile önemli finans ve yatırım görüşmelerinden birini yeniden başlatmak için oradaydı.

POLITICO ile paylaşılan zirve gündemine göre, İngiltere maliye bakanı, başbakan yardımcısıyla birlikte İngiliz ve Çinli finansal hizmet şirketleri için paralel bir zirveyi başlatmak üzere bir konuşma yaptı.

Reeves ayrıca EFD’nin akşam yemeğine katılacak ve ardından Şanghay’a seyahat eden bir iş heyetine katılarak bir dizi yuvarlak masa toplantısı düzenleyecekti.

Hazine Bakanlığı, bu etkinliklerdeki konuşmalarının herhangi birinin bilgi edinme özgürlüğü yasası kapsamında yayınlanmasının Çin ile ilişkileri “olumsuz etkileyebileceğini” belirtti ve “Hazine Bakanlığının Birleşik Krallık’ın Çin’deki çıkarlarını tehlikeye atmaması çok önemli,” dedi.

Reeves’in Çin ziyareti, uzun süredir askıda olan bir dizi üst düzey görüşmenin yeniden canlanmasına zemin hazırladı. Bu görüşmeler arasında Mart ayında düzenlenen Çin-Birleşik Krallık Enerji Diyaloğu ve geçen eylül ayında düzenlenen Birleşik Krallık-Çin Ortak Ekonomi ve Ticaret Komisyonu (JETCO) da bulunuyor.

Emma Reynolds, City of London Müsteşarı, Mart 2025

Starmer’ın o dönemki City of London Müsteşarı Emma Reynolds, geçen mart ayı başında Londra’nın merkezinde düzenlenen kapalı kapılar ardında gerçekleştirilen İngiltere-Çin İş Forumunda şunları söyledi:

“Büyüme, İngiltere hükümetinin bir numaralı görevidir. Bu, önümüzdeki yıllarda ulaşmayı umduğumuz her şeyin temelidir. Çin’in bu konuda çok önemli bir rol oynayacağını biliyoruz.”

Reynolds, Çinli elektrikli araç firması BYD, HSBC, Standard Chartered, KPMG ve diğerlerinin de katıldığı toplantıda yaptığı konuşmada, Reeves’in ticaret ve yatırım görüşmelerini yeniden başlatmasıyla İngiliz şirketlerine 600 milyon sterlin kazandıracak bir dizi taahhüt üzerinde anlaşmaya varıldığını söyledi.

Müsteşar, bunun iki ülkenin finansal piyasaları arasındaki bağları güçlendirerek başarılacağını söyledi.

Reynolds, “Dünyanın en bağlantılı uluslararası finans merkezi ve dünya lideri finansal hizmet firmalarının merkezi olan City of London, küresel erişimlerini genişletmek isteyen Çinli finans kurumları için tercih edilen bir kapı,” dedi.

Ed Miliband, enerji ve iklim değişikliği bakanı, Mart 2025

Starmer’ın Çin ile ilişkilerin yeniden düzenlenmesi süreci tüm hızıyla devam ederken, Enerji Bakanı Ed Miliband, 2019’dan bu yana ilk kez düzenlenen Çin-Birleşik Krallık Enerji Diyaloğu için mart ortasında Pekin’e gitti.

Bir İngiliz hükümet yetkilisi, Britanya’nın yüksek yenilenebilir enerji hedeflerini gerçekleştirmek için büyük ölçüde bağımlı olduğu Çin’in güneş enerjisi tedarik zincirindeki insan hakları ihlalleriyle ilgili raporları görmezden gelmeyeceğini söyledi.

Fakat Miliband, Xi Jinping ve eski Çin Devlet Başkanı Hu Jintao’nun mezunları arasında bulunduğu Pekin’in seçkin Tsinghua Üniversitesinde bir konferans sırasında öğrencilere ve profesörlere, ülkesinin “temiz enerji zorunluluğu” ile karşı karşıya olduğunu söyledi.

Miliband, “Enerji güvenliği, uygun fiyat ve sürdürülebilirlik talepleri artık aynı yöne işaret ediyor: temiz enerjiye hızlı ve büyük ölçekli yatırım yapmak,” dedi ve Birleşik Krallık hükümetinin “2030 yılına kadar temiz bir enerji sistemi sunma” hedefine ulaşması için Birleşik Krallık-Çin işbirliğinin derinleştirilmesi gerektiğini vurguladı:

“Hükümetimizin göreve gelmesinden bu yana geçen sekiz ayda, açık deniz rüzgâr, kara rüzgâr, güneş, nükleer, hidrojen ve [karbon yakalama, kullanımı ve depolama] alanlarında hızla ilerledik. Yenilenebilir enerji kaynakları artık inşa edilmesi ve işletilmesi en ucuz enerji türüdür ve elbette bunun büyük bir kısmı, Çin’de yaşananların tetiklediği teknolojik gelişmeleri yansıtmaktadır.”

Miliband, bilgi edinme özgürlüğü yasası kapsamında elde edilen açıklamalarında, “İngiltere ve Çin, kendi ülkelerimizde iklim kriziyle ilgili acil önlemler alınması ve bu geçişin dünya çapında hızlandırılması gerektiği konusunda hemfikir ve bunu başarmak için birlikte çalışmalıyız,” dedi.

Douglas Alexander, ekonomi güvenliği bakanı, Nisan 2025

Geçen yıl nisan ayında Çin’e yaptığı ziyaret sırasında, dönemin Ticaret Bakanı Douglas Alexander, önemli ticaret ve yatırım görüşmelerini yeniden başlatmak için hazırlık yapmak üzere mevkidaşıyla bir araya geldi.

Bu ziyaret, Londra tarafından kamuoyuna duyurulmadı.

Çin hükümetinin açıklamasına göre, Çin-Birleşik Krallık Ortak Ekonomi ve Ticaret Komisyonu, İngiltere ticaret bakanı ile Çinli mevkidaşı arasında “ticaret ve yatırım ile sanayi ve tedarik zincirlerinde işbirliğini” teşvik edecekti.

Bakan Alexander, Çin Uluslararası Ticaret Temsilcisi Yardımcısı Ling Ji ile görüştükten sonra, ülkenin en güneyindeki Hainan adasında düzenlenen Çin’in en büyük tüketim malları fuarında bir konuşma yaptı.

Alexander, Çin Ticaret Bakanlığı ve Hainan Eyalet Hükümetine, Birleşik Krallık’ı bu yılki fuarın onur konuğu olarak davet ettikleri için “içten teşekkürlerini” iletti.

Ticaret politikası ve ekonomik güvenlik bakanı, bilgi edinme özgürlüğü yasası kapsamında elde edilen konuşmasının sansürlenmiş bir kopyasına göre, “İşbirliği alanları ve elbette anlaşmazlıklarımız olduğu konular hakkında sık sık ve açıkça konuşmalıyız. Çinli ve İngiliz firmalar arasında yenilenebilir enerji, tüketim malları, bankacılık ve finans gibi birçok farklı alanda ortak girişimler ve işbirlikleri görüyoruz,” dedi.

Alexander daha sonra, Birleşik Krallık pavyonu açılış töreninde yaptığı başka bir konuşmada, Wedgwood dahil olmak üzere 27 dünyaca ünlü İngiliz perakendeciden bazılarına şunları söyledi:

“Daha derin ticaret ve yatırım işbirliğinin potansiyeli konusunda, bunun burada sergilenen işletmelere ve Çin’in geniş pazarında faaliyet gösteren işletmelere sağlayacağı faydalar konusunda iyimseriz.”

Diplomasi

Ukrayna Başsavcısı Kravçenko, yolsuzluk soruşturmasının ardından ülkeyi terk etti

Yayınlanma

Ukrayna Başsavcısı Ruslan Kravçenko, bağımsız yolsuzlukla mücadele organlarının yöneticilerini suçladıktan sonra makam aracıyla yurt dışına çıktı. Görevden uzaklaştırılması istenen Kravçenko, uluslararası ortaklara ülkedeki sistemin durumunu anlatacağını savunuyor. Devlet Başkanı Zelenskiy ise savcıların da adının geçtiği yolsuzluk operasyonunun ardından Kravçenko’nun azlini talep etti.

Ukrayna Başsavcısı Ruslan Kravçenko, Telegram kanalından yaptığı açıklamada yurt dışına çıktığını duyurdu.

Kravçenko, uluslararası ortaklara Ukrayna Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Bürosu (NABU) ve Özel Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı (SAP) gibi kurumlardaki “gerçek durum” hakkında bilgi vereceğini belirtti.

Kravçenko, yurt dışında yapacağı temaslarda söz konusu organların “denetimsiz bir nüfuz toplama eğilimi gösterdiğini, bu uygulamanın ise Ukrayna’nın devlet egemenliği, hukukun üstünlüğü ve demokratik kurumları için riskler yarattığını” aktarmayı planladığını kaydetti.

Ukrayinska Pravda gazetesi, güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberinde Kravçenko’nun 14 Eylül gecesi makam aracıyla ülkeden ayrıldığını yazdı.

Haberde, Başsavcının sınırı geçebilmek adına Litvanya’ya yapacağı bir resmi görevi gerekçe olarak kullandığı öne sürüldü.

Kravçenko bu adımdan hemen önce NABU Direktörü Semen Krivonos hakkında suçlama kararı imzaladığını açıklamıştı. Başsavcı, Krivonos’u “özellikle büyük miktarlarda haksız menfaat sağlamak amacıyla resmi belgelerde sahtecilik yapmakla” suçladığını duyurdu.

Kravçenko ayrıca Krivonos’a, mahkemede cezai sorumluluktan kaçmak için sahte gerekçe yaratma amacıyla “evlat edinme sürecinde usulsüzlük yapma” suçlamasının yöneltildiğini aktardı.

Başsavcı, SAP Başkanı Oleksandr Klimento’ya yakın bir isme yönelik de ayrı bir suçlama belgesi hazırladığını bildirdi.

NABU basın servisi, Kravçenko’nun suçlamalarını “bağımsız yolsuzlukla mücadele organlarına yönelik sistematik saldırıların bir devamı” olarak nitelendirdi.

Başsavcılığın bu girişimlerinin yeni olmadığını savunan kurum, asıl amacın “NABU ve SAP’ı Başsavcılık Makamı’na bağlama çabası” olduğunu kaydetti.

Siyasi mücadelelerin tarafı olmadıklarını vurgulayan NABU, Krivonos’a henüz resmi bir suçlama tebliğ edilmediğini, bu nedenle Başsavcının açıklamalarının usule ilişkin değil kamuoyunu etkilemeye dönük olduğunu savundu.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, NABU Başkanını hedef alan Kravçenko için istifanın “tek çıkar yol” olduğunu belirtti. Zelenskiy, parlamentodan (Verhovna Rada) Kravçenko’nun görevden alınması yönündeki kararı derhal onaylamasını talep etti.

Ukrayna’da başsavcılığa yolsuzluk soruşturması: Neler biliyoruz?

Kravçenko, NABU ve SAP tarafından yürütülen ve çok sayıda savcının adının karıştığı “Kartaca” operasyonu kapsamında 7 Eylül’de istifa dilekçesini vermişti.

Kararının bilinçli ve “siyasi” olduğunu söyleyen Kravçenko, “Başsavcılık makamının siyasi bir hesaplaşma aracına dönüştürülmesini istemiyorum” dedi.

Yolsuzlukla mücadele kurumları, Başsavcılık çalışanlarını dolandırıcılık amaçlı çağrı merkezlerini koruma altına alan ve mal varlığı aklayan bir suç örgütü kurmakla itham etti.

Soruşturma birimlerine göre bu yapının başında Başsavcılık birim yöneticilerinden Serhiy Kropiva yer aldı.

Kropiva, 6 Eylül’de 120 milyon grivna kefalet bedeliyle tutuklandı. Mahkemede SAP savcısı, Kropiva ile Kravçenko arasındaki bağlara değinerek; şüphelinin Başsavcının Kozin’deki evinin tadilatını finanse edip yönettiğini, eşine ABD vizesi alması için yardım sağladığını ve Madrid’deki doğum günü kutlamasını organize ettiğini öne sürdü.

Başsavcılık ofisinde aramaların yapıldığı gün Kravçenko, ismi geçen yetkilinin görevden uzaklaştırıldığını ve personelin yalan makinesine girmesi dahil geniş çaplı inceleme başlatılacağını açıklamıştı.

Zerkalo Nedeli gazetesine konuşan kaynaklar ise Kravçenko’nun bizzat bu koruma ağına dahil olabileceğini iddia etmiş, Başsavcı ise bu iddiaları reddetmişti.

Ukrayinska Pravda’nın haberinde, soruşturma kapsamında Kravçenko’nun, yardımcısı Mariya Vdoviçenko’nun ve Odessa Bölgesel Askeri İdaresi Başkanı Oleg Kiper’in adreslerinde arama yapıldığı ileri sürüldü.

Başsavcılık Sözcüsü Maryana Hayovska ise bu bilgiyi yalanlayarak Kravçenko’nun evinde ya da iş yerinde herhangi bir arama gerçekleştirilmediğini kaydetti.

Gazeteye konuşan kaynaklar, Başsavcı Yardımcısının adresindeki aramalarda NABU ve SAP yönetiminin izlendiğine işaret eden belgelerin ele geçirildiğini aktardı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Kanada, AB’ye üyeliği değil, “benzersiz bir ittifak” kurmayı hedefliyor

Yayınlanma

Başbakan Mark Carney’e göre Kanada, AB ile “benzersiz bir ittifak” kurmayı hedefliyor fakat üye olmayı düşünmüyor.

Carney, Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin Kanada’nın bloğun “ortak üyesi” olup olamayacağını araştırdığını bildirmesinin ardından pazar günü açıklama yaptı.

Gazete, hem AB hem de Kanada’dan ismi açıklanmayan yetkililere atıfta bulunarak, geçmişte üyelik kuralları konusunda esnek davranmayan AB’nin, Kanada’ya henüz oluşturulmamış bir ortak üyelik statüsü tanıma fikrine açık olduğunu bildirdi.

Carney, “Avrupa Birliği’ne üye olmak gibi bir niyetimiz yok,” dedi.

Başbakan, Toronto Uluslararası Film Festivali’nde gazetecilere yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Aradığımız şey ve bunun için görüşmelere başlayacağımız şey Kanada ile Avrupa Birliği arasında benzersiz bir ittifaktır. Aynı değerleri paylaşıyoruz, aynı önceliklere sahibiz ve birbirimizi çok iyi tamamlayan güçlü yanlarımız var.”

Carney’in ofisi cumartesi günü, Carney’in önümüzdeki hafta Fransa ve İngiltere’ye seyahat edeceğini doğruladı.

Carney, Strazburg’daki Avrupa Parlamentosu’nda bir konuşma yapacak ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in “Avrupa Birliği’nin Durumu” başlıklı konuşmasına katılacak.

The Globe and Mail gazetesi ise ayrı bir haberde, “ortak üyelik” unvanını gündeme getiren kişinin Carney değil, AB olduğunu bildirdi ve isimsiz bir kaynağa atıfta bulunarak, bu ilişkiye verilecek unvanla ilgili herhangi bir tartışmanın henüz erken olduğunu belirtti.

Kanada’nın ABD ile giderek tırmanan ticaret savaşı, diğer ticaret ortaklarına yönelik stratejik yönelimine aciliyet kazandırdı.

Ottawa ile Washington arasındaki ilişkiler, ticaret ve diğer konulardaki anlaşmazlıklar nedeniyle geçen yıl Başkan Donald Trump’ın Beyaz Saray’a geri dönmesinden bu yana keskin bir şekilde kötüleşti.

Ticaret anlaşmazlığı, sınır ötesi ticarette on milyarlarca dolarlık gümrük vergilerinin uygulanmasına yol açtı.

Trump pazar günü eleştirilerini yineledi; Kanada’yı “iş yapmak için en kötü ülke” olarak nitelendirdi ama bu ülkenin “anlaşma yapmak için can attığını” düşündüğünü de ekledi.

Trump Air Force One uçağında gazetecilere, “Yıllardır ülkemizi dolandırıyorlar,” dedi.

ABD Başkanı, 1 Ocak’tan itibaren Kanada’dan gelen otomobiller, kamyonlar ve otomobil parçalarına yeni gümrük vergileri uygulama niyetini yineledi.

WSJ’nin haberine göre, Kanada ve AB, enerji, yapay zeka, savunma ve kritik mineraller gibi stratejik tedarik zincirlerinde yer alan Kanada menşeli mal, hizmet ve işgücünün serbestçe dolaşımını sağlamak için çeşitli yolları görüşüyor. Bu sayede AB sınırı fiilen kaydırılmış olacak.

Gazetenin aktardığına göre, Kanada ve AB ayrıca su altı kablolarının döşenmesi, veri merkezleri, bulut depolama ve yeni uydu ağlarının ortaklaşa inşası ile Kanada’dan AB’ye enerji nakliyesi için gerekli altyapının kurulması konularını da görüşüyor.

WSJ, konuyla ilgili bilgisi olan ismi açıklanmayan iki yetkiliye atıfta bulunarak, Carney’in Kanadalıların AB’de vizesiz olarak yaşama ve çalışma imkânı konusunda başta Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron olmak üzere birçok AB lideriyle düzenli olarak görüşmeler yaptığını belirtti.

Fransa Cumhurbaşkanlığı, Macron’un 20 Eylül’de Kanada’nın Atlantik kıyısı açıklarındaki bir ada grubu olan ve Fransa’ya ait Saint Pierre ve Miquelon’da Carney ile görüşeceğini doğruladı.

Fakat daha mütevazı bir ticaret anlaşmasını hayata geçirme yönündeki geçmişteki çabaların Avrupa içinde şiddetli bir muhalefetle karşılaşmış olması nedeniyle, Kanada ile AB arasında daha yakın bağlar kurmaya yönelik herhangi bir projenin zorluklarla karşılaşması muhtemel.

Anlaşmanın imzalanmasından on yıldan fazla, geçici olarak yürürlüğe girmesinden ise dokuz yıl geçmesine rağmen, birçok AB ülkesi hâlâ anlaşmayı onaylamadı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Alman şirketleri Çin’deki yatırımlarını artırıyor

Yayınlanma

Alman şirketleri 2026 yılının ilk yarısında Çin’deki yatırımlarını üçte bir oranında artırırken, ABD’deki yatırımlarını ise keskin bir şekilde azalttı.

Alman Ekonomi Enstitüsü (IW) tarafından yapılan ve Bundesbank verilerine dayanan bir araştırmaya göre, Alman firmaları Çin’e önceki yılın aynı dönemine kıyasla 5,6 milyar avro (6,50 milyar dolar) daha fazla yatırım yaptı.

Bu rakam, 2020 ile 2025 yılları arasındaki ortalama yarı yıllık yatırım seviyesiyle uyumlu.

IW’den Jürgen Matthes, ülkeyi hem önemli bir satış pazarı hem de şirketlerin rekabet gücünü artırabilecekleri bir “spor salonu” olarak nitelendirerek, “Alman şirketlerinin Çin’e yatırım yapmaya devam etmekten başka seçeneği yok,” dedi.

Matthes, devlet sübvansiyonları ve değerinin altında tutulan yuanın Çin’deki üretimi yapay olarak ucuz hale getirdiğini ve Alman şirketlerini, küresel ölçekte Çinli rakiplerle rekabet edebilmek için yerel olarak genişlemeye teşvik ettiğini söyledi.

Matthes şöyle devam etti:

“Almanya için bu, üretim ve istihdamın Çin’e kaydığı anlamına geliyor. AB, bu haksız oyuna son vermeli ve Çin’den yapılan ithalatlara telafi edici gümrük vergileri uygulamalı.”

Araştırmaya göre, ticaret gerilimleri ve Başkan Donald Trump tarafından uygulanan ABD gümrük vergileri nedeniyle ABD’ye yapılan yatırımlar yaklaşık üçte iki oranında azalarak 4,3 milyar avro civarına geriledi.

Bu farklılık, Avrupa’da iktisadi bağımlılıkları azaltma ve yerli sanayinin rekabet gücünü artırma yönündeki geniş çaplı çabalara rağmen, söz konusu dönemde Almanya’nın yatırımları açısından Çin’in ABD’nin önüne geçmesine neden oluyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English