Diplomasi
Britanya hükümeti, Çin ile bir yıldır derin temaslarda bulunuyor

Britanya hükümeti, İşçi Partisi iktidara geldiğinden beri Başbakan Keir Starmer’ın bu hafta Pekin’de Çin lideri Xi Jinping ile el sıkışması için zemin hazırlıyorlar.
Pekin ve Londra’da kapalı kapılar ardında yapılan bir dizi konuşmayı POLITICO elde etti. Bu görüşmelerde kabine üyeleri Çinli ve İngiliz yetkilileri, akademisyenleri ve iş dünyasını, iktisadi güvenlik tehditleri baş gösterirken bile ticaret ve yatırım ilişkilerinin yeniden kurulmasının hayati önem taşıdığına ikna etmeye çalıştılar.
Muhafazakâr Başbakan David Cameron döneminde ilan edilen ilişkilerin “Altın Çağ”ının ardından, Birleşik Krallık’ın bir zamanlar Asya süper gücüyle olan yakın bağları 2010’ların sonlarında bozulmaya başladı.
2019’da Boris Johnson, Pekin’in Hong Kong’daki “demokrasi hareketine” yönelik baskısının ardından ticaret ve yatırım görüşmelerini dondurdu.
Donald Trump’ın ısrarı üzerine İngiltere, güvenlik endişeleri gerekçesiyle Çinli telekom devi Huawei’yi telekom altyapısından çıkardı.
Bu hafta Pekin’e yapacağı önemli gezide Xi ile görüşmesi beklenen Starmer, zorlu bir döneme giren iktisadi ilişkileri yeniden canlandırmaya karar verdi.
Başbakanın kabinesinin gerçekleştirdiği “resetlemenin” boyutu, aralarında Şansölye Rachel Reeves, dönemin Dışişleri Bakanı David Lammy, Enerji Bakanı Ed Miliband ve eski Hint-Pasifik, yatırım, şehircilik ve ticaret bakanlarının da bulunduğu bir dizi konuşmada ortaya çıktı.
Güvenlik yetkililerinin geçen haziran ayında İngiltere’nin Çin’in müdahalesine maruz kalma durumunu denetlemeyi tamamlamasından aylar önce, bakanlar enerji ve finans sistemleri ile İşçi Partisi’nin sanayi stratejisinin sekiz sektörü konusunda iki ülke arasında daha yakın işbirliği için baskı yapıyordu.
“Bu sekiz sektörden altısı ulusal güvenlikle ilgili” diyen üst düzey bir endüstri temsilcisi, hükümetle olan ilişkilerini serbestçe konuşabilmek için isminin açıklanmamasını istedi.
Temsilci, “Ticaret Bakanlığı ile konuştuğunuzda, Çin’i bir fırsat olarak görüyorlar. Dışişleri, Milletler Topluluğu ve Kalkınma Bakanlığı ile konuştuğunuzda ise, bu bir ulusal güvenlik riski olarak görülüyor,” dedi.
İşçi Partisi milletvekili ve Avam Kamarası İş ve Ticaret Komitesi Başkanı Liam Byrne, Starmer’ın Çin ile ilişkilerini sıfırlaması yanlış bir karar olmasa da, “Gelecekte Çin’in ekonomimize yatırım yapmasına izin vereceğimiz alanlar konusunda çok daha katı olmalıyız,” dedi.
Komitesindeki milletvekilleri, İngiltere ile Çin arasında gelişen yatırım stratejisinin gelecek için yeterince güçlü olduğuna ve zorlama risklerinin arttığına ikna olmuş değiller.
Byrne, Trump’ın gümrük vergileri etkisini gösterirken, Pekin’in ticaret fazlası hızla arttığını hatırlattı ve “Çin’in Made in China yaklaşımını ikiye katlayıp ihracat fazlasını İngiltere’ye yönelteceği konusunda gerçekçi olmalıyız,” dedi.
Çin, Birleşik Krallık’ın beşinci büyük ticaret ortağı ve geçen yılın haziran ayına ait veriler, Krallık’ın Çin’e ihracatının yıllık bazda %10,4 düştüğünü, ithalatının ise %4,3 arttığını gösteriyor.
Byrne, “Bu, pazarlarımızı Çin sübvansiyonlarıyla dolu mallarla doldurma potansiyeli taşıyor, fakat aynı zamanda ekonomimizin kilit sektörlerini, özellikle enerji sistemini tehlikeye atma potansiyeli de taşıyor,” uyarısında bulundu.
Catherine West, Hint-Pasifik Müsteşarı, Eylül 2024
POLITICO’nun tespit ettiğine göre Starmer’ın temsilcileri, 25 Eylül 2024 akşamı, gecelik 800 sterlin olan Londra’nın Belgravia semtindeki lüks Peninsula Hotel’de ilişkileri ciddi bir şekilde yeniden kurmaya başladı.
İş dünyası, İngiliz hükümeti ve Çin büyükelçiliği yetkililerinden oluşan yaklaşık 400 konuk, Çin Komünist Partisi (ÇKP) yönetiminin bir dönüm noktası olan Çin Halk Cumhuriyeti’nin 75. yıldönümünü kutlamak için bir araya geldi.
“Bu akşamki kutlamanıza davet edilmekten onur duydum,” diyen Hindistan-Pasifik Müsteşarı Catherine West, Çin’in Birleşik Krallık Büyükelçisi Zheng Zeguang’ın konuşmasının ardından ana konuşmasına başladı.
West, bilgi edinme özgürlüğü yasası aracılığıyla elde edilen konuşmanın yer aldığı Dışişleri Bakanlığı brifingine göre şunları söyledi:
“Son 75 yılda Çin’in büyümesi, altyapı, teknoloji ve inovasyon gibi alanlarda dünya çapında yankı uyandıran bir şekilde katlanarak arttı. Her iki ülke de ticari ve iktisadi bağlarımızın derinleşmesinin faydalarını gördü.”
Londra ve Pekin her zaman aynı görüşte olmayacak olsa da, ülkesinin “mümkün olduğunda Çin ile işbirliği yapacağını”, diğer alanlarda da rekabet edeceklerini ve “gerektiğinde meydan okuyacaklarını” kabul etti.
David Lammy, Dışişleri Bakanı, Ekim 2024
Dışişleri Bakanı David Lammy, göreve başladıktan sonra ilk resmi yurt dışı ziyaretini iki günlük Pekin ve Şanghay gezisiyle gerçekleştirdi. 18 Ekim’de, ABD Başkanı Donald Trump’ın yeniden seçilmesinden birkaç hafta önce, Pekin’de Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ile bir araya geldi. Britanya ve Çin’in üst düzey diplomatları iklim değişikliği, ticaret ve küresel dış politika sorunlarını görüştü.
Lammy, ertesi sabah Şanghay’daki Regent On The Bund otelde İngiliz iş adamlarıyla yaptığı yuvarlak masa toplantısında, “Dün Wang Yi ile görüştüm ve ona doğrudan pazar erişimi sorunlarını gündeme getirdim,” dedi ve iki ülke arasında daha fazla diyalog kurulmasının ticaret engellerini ortadan kaldıracağını umduğunu belirtti.
Lammy şöyle devam etti:
“Aynı zamanda, Birleşik Krallık’ın ulusal güvenliğini korumaya kararlıyım. Ekonominin çoğu sektöründe Çin, ticaret ve yatırım yoluyla fırsatlar sunuyor ve bu noktada sürekli işbirliği benim için büyük önem taşıyor.”
Bilgi edinme özgürlüğü görevlileri, Lammy’nin konuşmasının bazı kısımlarını, Çin ile “ilişkileri bozmaması” için sansürledi.
O akşam, dönemin dışişleri bakanı, Jean Nouvel tarafından tasarlanan Pudong Sanat Müzesinde iş dünyası, eğitim, sanat ve kültür temsilcilerine bir konuşma yaptı.
Lammy, bilgi edinme özgürlüğü yasası kapsamında elde edilen hazırladığı konuşmasında, Çin’in “dünyanın en büyük CO2 salıcısı” olduğunu söyledi ve şöyle devam etti:
“Ama aynı zamanda dünyanın en büyük yenilenebilir enerji üreticisi. Bu, bu hafta Çin’i ziyaret etmek istememin en önemli nedenlerinden biri ve bu hükümetin ilişkiler konusunda uzun vadeli, stratejik bir yaklaşım benimsemesinin nedeni.”
Şanghay’ın, “dünyanın geri kalanıyla ticaret ve yatırım bağlantılarında da önemli bir rol oynamaya devam ettiğini” hatırlatan Lammy, Çin’deki en büyük İngiliz yatırımı olan INEOS Group’un Zhejiang’daki 800 milyon dolarlık plastik fabrikasına işaret etti:
“Karşılıklı yarar sağlamak için Çin’in yatırımlarını da memnuniyetle karşılıyoruz. Bu, özellikle temiz enerji alanında geçerli, çünkü her iki ülke de halihazırda açık deniz rüzgar enerjisi güç merkezleri ve daha fazla temiz enerji kullanmanın maliyeti hızla düşüyor.”
Poppy Gustafsson, yatırım bakanı, Kasım 2024
Starmer ve Xi’nin kasım ayında G20’de ilk kez bir araya gelmesinden sadece birkaç gün sonra, o dönem İngiliz yatırım bakanı olan Poppy Gustafsson, lüks bir otelde düzenlenen İngiltere-Çin ticaret etkinliğinde, “Bankacılık ve sigorta sektörlerimize daha fazla yatırım için kapımızı açmak istiyoruz,” dedi.
Bank of China UK’in ortak ev sahipliğinde düzenlenen ve Çin Büyükelçisi Zheng Zeguang ile İngiltere’deki birçok büyük Çinli iş ve finans kurumunun başkanları da dahil olmak üzere 400 konuğun katıldığı etkinlik, Gustafsson için hazırlanan brifing paketine göre “İngiltere-Çin iş görüşmelerinin ana forumu” olarak kabul ediliyor.
Gustafsson, katılımcılara, “İskoçya kıyılarındaki rüzgar santrallerinde yüzlerce megavatlık yeni kapasiteyi açığa çıkaran Red Rock Renewables gibi daha fazla yeşil girişim görmek istiyoruz. Bu, hükümetin 2030 yılına kadar temiz enerji süper gücü olma misyonunu destekleyecektir,” dedi ve Çin Devlet Kalkınma ve Yatırım Grubunun sahip olduğu projeyi örnek gösterdi.
Yetkililer, bakanın konuşmasının bir numaralı hedefinin “ticaret ve yatırım konusunda Çin ile ilişki kurmanın ve ortak çok taraflı çıkarlar konusunda işbirliği yapmanın önemini vurgulamak” olduğunu belirtti.
Ayrıca, “İngiltere’nin büyümesini ve yerli sanayiyi, ihracatın artırılması ve ekonomi genelinde ve Endüstriyel Strateji öncelikli sektörlerinde daha geniş yatırımlar yoluyla destekleyen Çin yatırımlarını memnuniyetle karşılaması” söylendi. Çin hükümeti, Gustafsson ve Zheng’in açıklamalarının bir özetini yayınladı.
Rachel Reeves, maliye bakanı, Ocak 2025
Geçen yıl 11 Ocak’ta, Maliye Bakanı Rachel Reeves, Abrdn, Standard Chartered, KPMG, Londra Borsası, Barclays ve İngiltere Merkez Bankası Başkanı Andrew Bailey gibi İngiliz finans ve profesyonel hizmet devleriyle birlikte Pekin’deydi.
Reeves, Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng ile görüşmek ve Boris Johnson’ın 2019’da dondurduğu Pekin ile önemli finans ve yatırım görüşmelerinden birini yeniden başlatmak için oradaydı.
POLITICO ile paylaşılan zirve gündemine göre, İngiltere maliye bakanı, başbakan yardımcısıyla birlikte İngiliz ve Çinli finansal hizmet şirketleri için paralel bir zirveyi başlatmak üzere bir konuşma yaptı.
Reeves ayrıca EFD’nin akşam yemeğine katılacak ve ardından Şanghay’a seyahat eden bir iş heyetine katılarak bir dizi yuvarlak masa toplantısı düzenleyecekti.
Hazine Bakanlığı, bu etkinliklerdeki konuşmalarının herhangi birinin bilgi edinme özgürlüğü yasası kapsamında yayınlanmasının Çin ile ilişkileri “olumsuz etkileyebileceğini” belirtti ve “Hazine Bakanlığının Birleşik Krallık’ın Çin’deki çıkarlarını tehlikeye atmaması çok önemli,” dedi.
Reeves’in Çin ziyareti, uzun süredir askıda olan bir dizi üst düzey görüşmenin yeniden canlanmasına zemin hazırladı. Bu görüşmeler arasında Mart ayında düzenlenen Çin-Birleşik Krallık Enerji Diyaloğu ve geçen eylül ayında düzenlenen Birleşik Krallık-Çin Ortak Ekonomi ve Ticaret Komisyonu (JETCO) da bulunuyor.
Emma Reynolds, City of London Müsteşarı, Mart 2025
Starmer’ın o dönemki City of London Müsteşarı Emma Reynolds, geçen mart ayı başında Londra’nın merkezinde düzenlenen kapalı kapılar ardında gerçekleştirilen İngiltere-Çin İş Forumunda şunları söyledi:
“Büyüme, İngiltere hükümetinin bir numaralı görevidir. Bu, önümüzdeki yıllarda ulaşmayı umduğumuz her şeyin temelidir. Çin’in bu konuda çok önemli bir rol oynayacağını biliyoruz.”
Reynolds, Çinli elektrikli araç firması BYD, HSBC, Standard Chartered, KPMG ve diğerlerinin de katıldığı toplantıda yaptığı konuşmada, Reeves’in ticaret ve yatırım görüşmelerini yeniden başlatmasıyla İngiliz şirketlerine 600 milyon sterlin kazandıracak bir dizi taahhüt üzerinde anlaşmaya varıldığını söyledi.
Müsteşar, bunun iki ülkenin finansal piyasaları arasındaki bağları güçlendirerek başarılacağını söyledi.
Reynolds, “Dünyanın en bağlantılı uluslararası finans merkezi ve dünya lideri finansal hizmet firmalarının merkezi olan City of London, küresel erişimlerini genişletmek isteyen Çinli finans kurumları için tercih edilen bir kapı,” dedi.
Ed Miliband, enerji ve iklim değişikliği bakanı, Mart 2025
Starmer’ın Çin ile ilişkilerin yeniden düzenlenmesi süreci tüm hızıyla devam ederken, Enerji Bakanı Ed Miliband, 2019’dan bu yana ilk kez düzenlenen Çin-Birleşik Krallık Enerji Diyaloğu için mart ortasında Pekin’e gitti.
Bir İngiliz hükümet yetkilisi, Britanya’nın yüksek yenilenebilir enerji hedeflerini gerçekleştirmek için büyük ölçüde bağımlı olduğu Çin’in güneş enerjisi tedarik zincirindeki insan hakları ihlalleriyle ilgili raporları görmezden gelmeyeceğini söyledi.
Fakat Miliband, Xi Jinping ve eski Çin Devlet Başkanı Hu Jintao’nun mezunları arasında bulunduğu Pekin’in seçkin Tsinghua Üniversitesinde bir konferans sırasında öğrencilere ve profesörlere, ülkesinin “temiz enerji zorunluluğu” ile karşı karşıya olduğunu söyledi.
Miliband, “Enerji güvenliği, uygun fiyat ve sürdürülebilirlik talepleri artık aynı yöne işaret ediyor: temiz enerjiye hızlı ve büyük ölçekli yatırım yapmak,” dedi ve Birleşik Krallık hükümetinin “2030 yılına kadar temiz bir enerji sistemi sunma” hedefine ulaşması için Birleşik Krallık-Çin işbirliğinin derinleştirilmesi gerektiğini vurguladı:
“Hükümetimizin göreve gelmesinden bu yana geçen sekiz ayda, açık deniz rüzgâr, kara rüzgâr, güneş, nükleer, hidrojen ve [karbon yakalama, kullanımı ve depolama] alanlarında hızla ilerledik. Yenilenebilir enerji kaynakları artık inşa edilmesi ve işletilmesi en ucuz enerji türüdür ve elbette bunun büyük bir kısmı, Çin’de yaşananların tetiklediği teknolojik gelişmeleri yansıtmaktadır.”
Miliband, bilgi edinme özgürlüğü yasası kapsamında elde edilen açıklamalarında, “İngiltere ve Çin, kendi ülkelerimizde iklim kriziyle ilgili acil önlemler alınması ve bu geçişin dünya çapında hızlandırılması gerektiği konusunda hemfikir ve bunu başarmak için birlikte çalışmalıyız,” dedi.
Douglas Alexander, ekonomi güvenliği bakanı, Nisan 2025
Geçen yıl nisan ayında Çin’e yaptığı ziyaret sırasında, dönemin Ticaret Bakanı Douglas Alexander, önemli ticaret ve yatırım görüşmelerini yeniden başlatmak için hazırlık yapmak üzere mevkidaşıyla bir araya geldi.
Bu ziyaret, Londra tarafından kamuoyuna duyurulmadı.
Çin hükümetinin açıklamasına göre, Çin-Birleşik Krallık Ortak Ekonomi ve Ticaret Komisyonu, İngiltere ticaret bakanı ile Çinli mevkidaşı arasında “ticaret ve yatırım ile sanayi ve tedarik zincirlerinde işbirliğini” teşvik edecekti.
Bakan Alexander, Çin Uluslararası Ticaret Temsilcisi Yardımcısı Ling Ji ile görüştükten sonra, ülkenin en güneyindeki Hainan adasında düzenlenen Çin’in en büyük tüketim malları fuarında bir konuşma yaptı.
Alexander, Çin Ticaret Bakanlığı ve Hainan Eyalet Hükümetine, Birleşik Krallık’ı bu yılki fuarın onur konuğu olarak davet ettikleri için “içten teşekkürlerini” iletti.
Ticaret politikası ve ekonomik güvenlik bakanı, bilgi edinme özgürlüğü yasası kapsamında elde edilen konuşmasının sansürlenmiş bir kopyasına göre, “İşbirliği alanları ve elbette anlaşmazlıklarımız olduğu konular hakkında sık sık ve açıkça konuşmalıyız. Çinli ve İngiliz firmalar arasında yenilenebilir enerji, tüketim malları, bankacılık ve finans gibi birçok farklı alanda ortak girişimler ve işbirlikleri görüyoruz,” dedi.
Alexander daha sonra, Birleşik Krallık pavyonu açılış töreninde yaptığı başka bir konuşmada, Wedgwood dahil olmak üzere 27 dünyaca ünlü İngiliz perakendeciden bazılarına şunları söyledi:
“Daha derin ticaret ve yatırım işbirliğinin potansiyeli konusunda, bunun burada sergilenen işletmelere ve Çin’in geniş pazarında faaliyet gösteren işletmelere sağlayacağı faydalar konusunda iyimseriz.”
Diplomasi
AB’nin LNG ithalatının yüzde 60’ından fazlası ABD’den

ABD, şu anda Avrupa’nın toplam LNG ithalatının yaklaşık %60’ını oluşturuyor ve bu oran tüm zamanların en yüksek seviyesine yakın.
Bu rakam, Katar ve BAE’den gelen tedarikin kesilmesine yol açan Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının ardından nisan ayında yaklaşık %64’e ulaşarak zirveye çıkmıştı.
Bu oran, 2022’de Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesinden bu yana %20 artmıştı. Avrupa ayrıca Ukrayna savaşından sonra Rus boru hattı gazını ABD’den sevk edilen LNG ile ikame etmeye zorlanmıştı.
Ayrıca, ABD, LNG ve boru hattı gazı dahil olmak üzere toplam AB doğalgaz ithalatının %26’sını oluşturuyor ve bu alanda Norveç’ten sonra ikinci sırada yer alıyor.
Avrupa, kış öncesi depolama tanklarını doldurmak için de ABD’den gelen gaza ihtiyaç duyuyor; bu da söz konusu bağımlılığın önümüzdeki aylarda daha da derinleşeceği anlamına geliyor.
LNG’nin en büyük avantajı, gazın yaklaşık eksi 160 santigrat dereceye kadar aşırı soğutulduktan sonra sıvıya dönüşmesi ve tıpkı petrol gibi tankerlere yüklenip dünyanın dört bir yanına sevk edilebilmesi. Bu da boru hatlarına olan ihtiyacı ortadan kaldırıyır ve böylece Amerikan LNG’si Avrupa kıyılarına ulaşıyor.
Bloomberg’e göre büyük emtia piyasalarında, toplam alımların %30 ila %40’undan fazlasını tek bir kaynağa bağlamak yaygın değil; %60’tan fazlasını tek bir tedarikçiye bağlamak ise son derece nadir.
Avrupa’nın tek bir kaynağa bu kadar bağımlı olduğu durumlar yalnızca bazı “niş” piyasalarda (örneğin nadir toprak elementleri, galyum veya tungsten gibi ikincil metaller) görülüyor.
Avrupalı yetkililer, bir süredir kapalı kapılar ardında ABD’den gelenLNG konusunda endişe duyuyorlardı.
Bu endişe, 28 Şubat’ta İsrail ve ABD’nin İran’a saldırmasından hemen önce, özel görüşmelerden kamuoyu tartışmalarına taşındı.
AB’nin rekabetten sorumlu baş yetkilisi Teresa Ribera, ocak ayında “Rus gazına güvenemeyeceğimizi ve Amerikan gazına fazla bağımlı olmamaya dikkat etmemiz gerektiğini biliyoruz,” demişti.
Birkaç gün sonra, AB Enerji Komiseri Dan Jorgensen daha da açık sözlü oldu ve “Bir bağımlılığı başka bir bağımlılıkla değiştirme riskiyle karşı karşıyayız,” dedi.
Öte yandan iktisadi açıdan bakıldığında, akışları hükümetler değil, piyasa belirliyor.
New York’taki Küresel Enerji Politikası Merkezi’nde gaz uzmanı olan Anne-Sophie Corbeau, “ABD’den Avrupa’ya LNG geliyorsa, bunun nedeni İktisat 101’dir: Fiyat açısından bakıldığında, bu Amerikan üreticiler için en iyi varış noktasıdır,” diyor.
Bloomberg yazarına göre ideal olarak, Avrupa’nın ABD’den gelen LNG’nin payını daha güvenli seviyelere, kesinlikle %50’nin altına indirmesi gerekiyor.
Fakat mevcut piyasa ve siyasi dinamikler göz önüne alındığında, tam tersinin gerçekleşme riski bulunuyor.
Avrupa, Trump’a daha fazla Amerikan malı satın alacağına söz verdi; 2027’den itibaren Rus LNG’sini yasaklıyor ve Katar ile BAE’den gelecek tedarikler hâlâ belirsiz görünüyor.
Bölge dikkatli davranmazsa, çok da uzak olmayan bir gelecekte LNG ihtiyacının %75’inden fazlasını ABD’ye bağımlı hale gelebilir.
Diplomasi
Vişegrád Dörtlüsü yeniden bir araya geldi

Visegrád Dörtlüsü liderleri salı günü bölgesel ittifaklarını yeniden canlandırdıklarını açıkladı.
Çekya, Macaristan, Polonya ve Slovakya’dan oluşan bölgesel ittifak, göç, endüstriyel rekabet gücü ve AB’nin bir sonraki uzun vadeli bütçesi konularında daha sıkı bir koordinasyon içinde olacaklarına söz verdi.
Gödöllő’de düzenlenen zirvede Macaristan Başbakanı Péter Magyar, 65 milyonluk bloğun iktisadi gücünü vurgulayarak, dört ülkenin Almanya ile toplam ticaret hacminin Fransa’nınkini aştığını belirtti.
Yenilenen işbirliğinin bir sembolü olarak, Macyar, Çekya, Polonya ve Slovakya liderlerine Budapeşte, Bratislava, Prag ve Varşova’yı birbirine bağlayacak bir yüksek hızlı demiryolu ağı projesinin taslağını sundu ve Slovakya’nın yaklaşan V4 başkanlığı döneminde proje için AB fonu talep etmeleri konusunda liderleri teşvik etti.
Magyar, ittifakın son dönemdeki zorluklarını önceki Macar hükümetine yükleyerek, eski Başbakan Viktor Orbán’ın “Rusya yanlısı” tutumu ve aranan Polonyalı siyasetçilere sığınma hakkı verme kararının Budapeşte ile Varşova arasındaki ilişkileri ciddi şekilde zedelediğini savundu.
“Artık geçmişi geride bırakmanın zamanı geldi,” diyen Magyar, grubun 35 yıl önce Lech Wałęsa, Václav Havel ve József Antall tarafından kurulduğunu hatırlattı.
Polonya Başbakanı Donald Tusk, Macaristan’ın diplomatik ilişkileri yeniden canlandırmasını memnuniyetle karşıladı ve Magyar’ın seçim zaferini övdü.
Otuz yıldır tanıdığını söylediği Orbán ile bir karşılaştırma yapan Tusk, eski Macar liderin jeopolitik bakış açısının kökten değiştiğini, bu nedenle işbirliğinin imkansız hale geldiğini savundu.
Slovakya, 1 Temmuz’da V4’ün dönem başkanlığını devralmaya hazırlanırken, Slovakya Başbakanı Robert Fico, endüstriyel rekabet gücünün en önemli önceliği olacağını belirtti.
Fico, yüksek elektrik fiyatlarının Avrupa sanayisini zayıflattığı uyarısında bulunarak, dört ülkenin AB’nin emisyon ticareti sisteminde değişiklik yapılması için ortaklaşa baskı uygulayacağını söyledi.
Liderler ayrıca, bloğun 2028-34 bütçesi üzerindeki müzakerelerde, sosyal uyumun korunması ve tarım fonlarına odaklanarak yakın işbirliği içinde hareket etme konusunda anlaştılar.
Dört hükümet, bloğun dış sınırlarının güçlendirilmesinin öncelik olmaya devam etmesi gerektiğini savunarak, AB’nin yeni Göç Paktı’na karşı olduklarını yineledi.
Genişleme konusunda liderler, Batı Balkanlara yönelik AB genişlemesini destekledi. Fakat jeopolitik hususların bazı aday ülkeler için daha hızlı entegrasyonu haklı kılıp kılmadığına dair blok içinde daha geniş bir tartışma sürerken, Ukrayna da dahil olmak üzere tüm aday ülkelerin mevcut katılım kriterlerini karşılaması gerektiği konusunda ısrar ettiler.
Çek Cumhuriyeti Başbakanı Andrej Babiš, ortak çıkarları savunma konusunda bölge liderlerinin “yine aynı gemide” olduklarını söyledi.
Liderler, V4’ü dört üyeli bir yapı olarak sürdürme konusunda mutabık kalırken, belirli politika konularında diğer ülkeleri de sürece dahil etmek için daha geniş kapsamlı “V4+” çerçevesini kullanmaya karar verdiler.
Fico ve Babiš, bütçe müzakerelerine İrlanda’yı, endüstriyel rekabet gücü ve karbon fiyatlandırma politikalarına ise Avusturya ve Almanya’yı dahil etmek için V4+ formatının kullanılmasını önerdiler.
Diplomasi
Taliban, Brüksel’de 15 AB ülkesiyle bir araya geldi

15 AB üyesi ülke, 23 Haziran günü Brüksel’de Taliban ile bir araya gelerek Afganları Afganistan’a sınır dışı etme konusunu görüştü.
Avrupa Komisyonu’ndan bir sözcü salı günü yaptığı açıklamada, toplantının İsveç ile ortak başkanlıkta yürütüldüğünü belirtti. Belçika ve Hollanda da toplantıya katıldı.
Komisyon, toplantının öncelikle sabıka kaydı bulunan ve güvenlik tehdidi oluşturan Afgan vatandaşlarının geri dönüşüyle ilgili olduğunu vurguladı.
Görüşmelerde, geri gönderilecek kişilerin kimlik tespiti, seyahat belgelerinin düzenlenmesi ve geri dönüş süreçleri gibi her türlü konu ele alındı.
Fakat ocak ayında Kabil’e giden üst düzey bir AB Komisyonu yetkilisi olan Johannes Luchner, daha önce bu kapsamın suçlu olmayan Afganları da içerebileceğini belirtmişti.
Ocak ayı sonunda Avrupalı milletvekillerine yaptığı açıklamada, “Öncelikli ilgilendiğimiz konu suçluların geri dönüşü, fakat geri dönüş emri bulunan suçlu olmayan Afganların sayısı da giderek artıyor,” demişti.
Başka bir AB kaynağı da şimdi aynı görüşü dile getiriyor. Bu kaynak, salı günü ve toplantı öncesinde EUobserver’a yaptığı açıklamada, görüşmelerin sığınma başvurusunda bulunup reddedilenlerin geri dönüşünü de kapsayacağını belirtti.
Komisyon, günün erken saatlerinde toplantıyla ilgili herhangi bir ayrıntı vermeyi reddetmişti.
Bu da Taliban heyetinin seyahat masraflarını kimin karşıladığı, toplantının nerede yapılacağı, toplantıya kadınların katılıp katılmayacağı ve Taliban’ın AB’nin Afgan vatandaşlarını sınır dışı etmesine yardım etmenin karşılığında ne istediği gibi soruların cevapsız kalmasına neden oldu.
AB ve üye ülkeleri, beş yıl önce yeniden iktidara gelmesinden bu yana Taliban hükümetini tanımıyor.
Brüksel, suç işleyen veya tehlikeli olduğu değerlendirilen sığınma başvurusu reddedilen kişilerin sınır dışı edilmesi için gerekli olduğu gerekçesiyle, Afganistan’ın “fiili yetkilileriyle” sınırlı görüşmeler yapma kararını savundu.
Avrupa Komisyonu’nun bir sözcüsü, Komisyon ve 15 AB üye ülkesinden yetkililerin, ocak ayında Kabil’de düzenlenen bir önceki toplantının devamı niteliğindeki Brüksel toplantısına katıldığını belirtti.
Komisyon sözcüsü, “Komisyon birimleri ve İsveç, bugün Brüksel’de, geri dönüş ve yeniden kabul konularından sorumlu Afganistan’ın fiili yetkililerinin teknik düzeydeki temsilcileriyle birlikte teknik düzeyde bir toplantıya eş başkanlık etti” dedi.
Afganistan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü ise gündemin daha geniş olduğunu belirterek, bunun AB’de olası bir konsolosluk varlığını, orada yaşayan Afganlar için konsolosluk hizmetlerinin yeniden başlatılmasını ve “güven oluşturma tedbirlerine duyulan ihtiyacı” içerdiğini söyledi.
Sözcü Abdülkahar Balki, toplantının “yurtdışında ikamet eden Afganların konsolosluk haklarını korumak için olumlu bir ivme yaratma umudu” uyandırdığını da sözlerine ekledi.
Balki’ye hitaben yazılan ve Reuters tarafından incelenen bir Komisyon mektubunda, görüşmelerin “AB’de ikamet hakkı bulunmayan Afgan vatandaşlarının geri dönüşü ve yeniden kabulü” üzerine odaklanacağı belirtildi.
Amerika1 hafta öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4
Dünya Basını7 gün önceİngiliz iktisatçı Pettifor: Yapay zeka çöküşü kaçınılmaz bir krize yol açacak









