Bizi Takip Edin

Amerika

Van Hollen’dan Trump’a İran ile müzakere suçlaması: ‘Yalan söylüyor’

Yayınlanma

Demokrat Senatör Chris Van Hollen, Başkan Donald Trump’ın İranlı yetkililerle müzakere yürütüldüğüne dair açıklamalarının gerçeği yansıtmadığını ileri sürdü. Van Hollen, Trump’ın sivil altyapıyı hedef alan tehditlerini potansiyel bir savaş suçu olarak nitelendirirken, uluslararası hukuk çerçevesinde hesap verebilirlik çağrısında bulundu.

Demokrat Maryland Senatörü Chris Van Hollen, pazartesi günü yaptığı açıklamada, Başkan Donald Trump’ın İranlı yetkililerle görüşmeler gerçekleştirdiğine dair beyanlarının “yalan” olduğunu ifade etti.

CNN kanalında yayımlanan “The Arena” programında sunucu Kasie Hunt’ın sorularını yanıtlayan Van Hollen, “İranlıların bizimle konuştuğunu ve Donald Trump’a istediği her şeyi vermek üzere olduklarını söylediğinde yalan söylediğini biliyoruz. Evet, bu bir yalan” dedi.

Pazartesi günü erken saatlerde Trump, İran ile çatışmayı sona erdirmeye yönelik “çok iyi” ve “verimli görüşmelerin” ardından, İran enerji altyapısına yönelik ABD saldırılarına beş gün ara verileceğini açıklamıştı.

Başkan ayrıca pazartesi günü, ABD temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner’ın pazar günü İranlı mevkidaşlarıyla görüştüğünü belirtti. Ancak Trump, söz konusu kişilerin öldürülmesini istemediğini gerekçe göstererek kimlerle görüşüldüğüne dair ayrıntı vermeyi reddetti.

Florida eyaletinin Palm Beach kentinde gazetecilere konuşan Trump, “İnandığım kadarıyla en saygın olan adamla ve liderle muhatap oluyoruz” ifadesini kullandı.

Trump, babası Ayetullah Ali Hamaney’in 8 Mart’taki vefatının ardından göreve gelen ancak o tarihten bu yana kamuoyu önüne çıkmayan yeni İran Dini Lideri Mucteba Hamaney ile ise henüz konuşmadığını kaydetti.

Axios sitesi, pazartesi günü İsrailli bir yetkiliye dayandırdığı haberinde Witkoff ve Kushner’ın İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf ile temas halinde olduğunu bildirdi.

Ancak Galibaf pazartesi günü, taraflar arasında müzakere yürütüldüğü iddialarını yalanladı. Galibaf, X sosyal medya platformunda yaptığı paylaşımda, “sahte haberlerin finans ve petrol piyasalarını manipüle etmek ve ABD ile İsrail’in içine düştüğü bataklıktan kaçmak için kullanıldığını” yazdı.

Başkanın beş günlük duraklama kararını açıklamasının ardından pazartesi günü petrol fiyatları düşerken borsalar yükseliş kaydetti. Van Hollen ise Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu savaşı sona erdirmediği sürece petrol ve gaz fiyatlarının artmaya devam edeceğini belirtti.

Trump’ın enerji altyapısını hedef alma tehditleri “savaş suçu” olarak nitelendirildi

Başkanın İran elektrik şebekesini hedef alma tehdidine ilişkin olarak Demokrat Senatör, bu durumu Trump’ın beş günlük duraklamanın ardından “umulur ki” vazgeçeceği potansiyel bir “savaş suçu” şeklinde tanımladı.

Van Hollen, “Bir ülkenin askeri amaçlarla altyapıyı hedef alabileceği çok dar kapsamlı koşullar mevcuttur; ancak Başkanın ‘Hürmüz Boğazı’nı açmazsanız tüm sivil altyapınızı havaya uçuracağız’ demesi açıkça uluslararası hukukun ihlalidir” dedi.

Sözlerini sürdüren Van Hollen, “Bu nedenle Başkan, uluslararası mahkemelerde veya Amerika Birleşik Devletleri’nde hesap vermelidir. İnsanlar savaş suçu işlediğinde, onlardan hesap soracak sistemlere ihtiyacımız var” değerlendirmesinde bulundu.

Sunucu Hunt’ın Trump’tan nasıl hesap sorulabileceğine dair sorusu üzerine Van Hollen, “Görevden ayrıldığında hala mahkemeler yoluyla hesap verebilirliğe açık olabilir ve elbette uluslararası mahkemeler de mevcuttur” yanıtını verdi.

Van Hollen sözlerini, “Umarım Kasie, o noktaya gelmeyiz” diyerek tamamladı.

Amerika

ABD Kongresi’nde Tibet hazırlığı

Yayınlanma

ABD Kongresi, sürgündeki Tibet hükümetinin daha fazla uluslararası kuruluşa dahil edilmesi için tasarı hazırlıyor.

Semafor’da yer alan habere göre, Oregon’un Demokrat Senatörü Jeff Merkley ile Idaho’nun Cumhuriyetçi Senatörü James Risch tarafından bir tasarı hazırlandı.

Tasarı, Trump yönetimini, Tibet’in sürgündeki hükümeti olan Merkezi Tibet Yönetimi’nin Birleşmiş Milletler’de gözlemci statüsü alması ve diğer uluslararası kuruluşlara dahil edilmesine yönlendirecek.

Yasa tasarısı, Tibet ile Çin arasındaki anlaşmazlığın çözülmesini talep ederek bunu “ABD için stratejik öneme sahip bir mesele” olarak nitelendiriyor.

Ayrıca tasarı, ABD hükümetine, müttefiklerini “Merkezi Tibet Yönetimi ile üst düzeyde ilişki kurmaya ve onu desteklemeye” teşvik etme talimatı veriyor.

Tasarının sahiplerinden Merkley şöyle konuştu:

“Tibet halkının insan hakları ve temel haysiyeti göz ardı edilemez. İki partinin ortak hazırladığı tasarı, ABD’nin bu temel özgürlükler ve geleceğe dair umutlar uğruna verdiği mücadelede Tibet’in yanında olacağına dair net bir mesaj veriyor.”

Risch ise tasarıya ilişkin olarak, “Çin’in otoriter yönetimine karşı direnişte kilit ortaklar olan Tibet halkını destekliyor ve Birleşmiş Milletler’de Çin’in zararlı etkisine karşı koyuyor,” dedi.

Senato tasarısına ayrıca Senatör Tim Kaine (Demokrat, Virginia), Senatör Todd Young (Cumhuriyetçi, Indiana), Senatör Jacky Rosen (Demokrat, Nevada) ve Senatör Rick Scott (Cumhuriyetçi, Florida) da ortak sponsor olarak imza attı.

Benzer bir yasa tasarısı, Temsilciler Meclisi’nde Temsilci Jim McGovern (Demokrat, Massachusetts) ve Temsilci Michael McCaul (Cumhuriyetçi, Teksas) tarafından sunuldu.

Yasa tasarısının akıbeti belirsiz olmakla birlikte, tasarının sunulması, Xi Jinping’in önümüzdeki ay Washington’a yapması beklenen ziyareti öncesinde Çin hükümetiyle gerginlikleri tırmandırabilir.

Okumaya Devam Et

Amerika

Tupac Shakur cinayetinde 30 yıl sonra yeni gelişmeler

Yayınlanma

Polis, neredeyse otuz yıl boyunca ünlü rapçi Tupac Shakur’un cinayetini çözemediğini söylemişti ama bir çete liderinin yeni açıklamaları gidişatı değiştirdi.

Eski bir çete lideri olan Duane “Keffe D” Davis konuşmaya başladı; röportajlarda ve anı kitabında arabadan ateş açılması olayını anlattı.

Washington Post’un aktardığına göre Davis, kamuoyunun ilgisini çeken bu çok ses getiren davada yargılanacak. Jüri seçimi, Shakur’un 7 Eylül 1996’da vurulduğu kavşaktan çok uzak olmayan Las Vegas’ta pazartesi günü başlayacak. Duruşmanın birkaç hafta sürmesi bekleniyor.

Davis, cinayet suçlamasını reddetti ve arka koltuktaki bir yolcunun Shakur’a ateş açtığı sırada kendisinin de arabada olduğunu söyledi.

Yetkililer, Davis’i tetikçi olduğu iddiasında bulunmadan cinayeti planlamakla suçluyor.

Yetkililer, Davis’in kamuoyuna yaptığı açıklamalar olmasaydı davanın hiç açılmayabileceğini belirtiyor.

Shakur, 25 yaşında öldüğünde şöhretinin zirvesindeydi ve dönemin en etkili sanatçılarından biri olarak anıldı. O yıl “California Love” gibi şarkılarla listelerin zirvesine çıkmıştı.

2017’de Shakur’un ölümünden sonra Rock & Roll Onur Listesi’ne kabul edilme töreninde konuşan rapçi Snoop Dogg, “Birçok kişi onu şimdi bir tür haydut süper kahraman olarak hatırlasa da, Tupac sadece bir insan olduğunu biliyordu ve müziği aracılığıyla daha önce hiç kimsenin yapamadığı şekilde kendini ifade etti,” demişti.

Yetkililer, silahlı çatışmanın Los Angeles bölgesindeki iki çete arasındaki rekabetten kaynaklandığını belirtiyor.

Mob Piru ve South Side Compton Crips. Polisin açıklamasına göre, Shakur’un plak şirketi Death Row Records, Mob Piru ile bağlantılıyken, Davis ise Crips’in “lideri ve karar vericisi” idi.

Her iki grubun üyeleri de çatışmanın yaşandığı gün, boksör Mike Tyson’ın MGM Grand Garden Arena’daki maçını izlemek üzere Las Vegas’taydı.

Polis, etkinliğin ardından Death Row Records ekibinin Davis’in yeğenini dövdüğünü belirtiyor.

Davis, 2019 yılında yayımlanan anılarında, “Nevada, Las Vegas’ta geçen o kader gecesinde Tupac ve onunla takılmayı seçtiği ekibin sınırı aştığını ve yeğenim Baby Lane’e el kaldırdığını” anlatıyor.

Davis, “Bir plak şirketinin stüdyo gangsterlerinin bize böyle davranmasına izin veremezdik,” diye yazmıştı.

Davis, Death Row Records grubuyla yüzleşmeye karar verdiğini yazdı ve ekibinin “diplomatik yaklaşımın işe yaramaması ihtimaline karşı” hazırlıklı olduğunu belirtti.

Okumaya Devam Et

Amerika

Ocasio-Cortez: Woke 1.0 çılgıncaydı

Yayınlanma

New York eyaletinden Demokrat Temsilci Alexandria Ocasio-Cortez, insanların COVID-19 salgını sırasında benimsediği bazı “radikal” tutumların bu olağanüstü koşulların bir sonucu olduğunu kabul etti ve insanların tutumlarını değiştirme hakkını savundu.

Pazar günü ABC’nin “This Week” programına konuk olan Ocasio-Cortez’e sunucu Jonathan Karl, Wisconsin’in Demokrat vali adayı Francesca Hong hakkında soru sordu.

Hong, George Floyd’un öldürülmesinin ardından yayılan protesto dalgası sırasında polise verilen fonların tamamen kaldırılmasını ve Şükran Günü’nün iptal edilmesini talep ettiği 2020-2021 yıllarına ait sosyal medya paylaşımlarından vazgeçtiğini açıklamıştı.

Ocasio-Cortez, görüşlerin zamanla değişebileceğini belirterek, New York Belediye Meclisi üyesi Chi Ossé’nin şu esprili sözlerini aktardı: “Woke 1.0 çılgıncaydı.”

Ocasio-Cortez şöyle devam etti:

“Aslında o dönemde yapılan tartışmaların oldukça verimli olduğunu düşünüyorum. Bence bugün suçtan bahsederken, suçu azaltma konusundaki yaklaşımımız eskisine kıyasla temelden farklı, değil mi? Ve bence hepimiz suç oranını olabildiğince düşük tutma hedefini paylaşıyoruz. Biliyorsunuz, karantina döneminde kullanılan söylemler elbette bugün kullandığımız söylemlerle aynı değil.”

Program sunucusu Jonathan Karl, daha önce aktif olarak savunduğu bir suçla mücadele çözümü olan “polis bütçesinin kesilmesi” konusundaki güncel tutumunu sorunca Ocasio-Cortez şu cevabı verdi:

“Bence bu dönemde ve… özellikle COVID sırasında, Overton penceresi [toplumsal görüşlerin kabul edilebilirlik sınırı] büyük ölçüde genişledi. Hayat durma noktasına gelmişti. Bu kapanmalar nedeniyle şimdiye kadar gördüğümüz en yüksek işsizlik oranlarından bazıları yaşandı ve bence bizi daha iyi bir duruma getirecek her türlü politikayı değerlendirme konusunda kapılar gerçekten açıktı; hatta o dönemde yapılan tartışmaların oldukça verimli olduğunu düşünüyorum.”

Ocasio-Cortez, Hong’u savunurken, Wisconsin seçimlerinde kimseyi desteklemeyi planlamadığını, bunun yerine “Kongre’yi geri kazanmaya” odaklandığını da belirtti.

Onun bu kararı, Hong’u desteklemekten kaçınan Senatör Bernie Sanders ve Amerika Demokratik Sosyalistleri’nin ulusal kanadının tutumuyla aynı çizgide.

Ocasio-Cortez, Hong’un görüşlerine ilişkin sorulara yanıt olarak, “Bence bu seçimlerin çoğu, şu anda bile olsa, ulusal bir boyut kazanma eğiliminde olacak. Fakat bu seçimler nihayetinde yerel ve tüm siyaset yerel. Anladığım kadarıyla Francesca Hong, seçim sürecinde varlığını açıkça ortaya koydu,” dedi.

AOC, Hong’un “eski görüşlerinden uzaklaştığını” da ekledi.

Ocasio-Cortez, karantina döneminde kullanılan söylemlerin “bugün kullanacağımız türden söylemler olmadığını” da sözlerine ekledi.

Demokrat Temsilci, “Bu adayların, seçmenlerine kim olduklarını ve şu anda hangi konularda kampanya yürüttüklerini anlatma fırsatına sahip olmalarından dolayı minnettarım,” diye ekledi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English