Bizi Takip Edin

Amerika

Visa rekabet gerekçesiyle kadrosunun yüzde 7’sini azaltacak

Yayınlanma

ABD merkezli ödeme şirketi Visa, toplam iş gücünün yaklaşık yüzde 7’sine denk gelen yaklaşık 2 bin 600 çalışanının işine son verme kararı aldı. Bloomberg’in aktardığı gelişme, CEO Ryan McInerney’nin şirket personeline gönderdiği mektupta yer aldı. İşten çıkarmaların ağırlıklı olarak teknoloji ve ürün geliştirme birimlerini etkileyeceği duyuruldu.

ABD merkezli ödeme sistemleri şirketi Visa, yaklaşık 2 bin 600 çalışanının işine son verme kararı aldı. Bloomberg’in haberine göre bu rakam, şirketin toplam iş gücünün yaklaşık yüzde 7’sine karşılık geliyor.

Söz konusu karar, Visa CEO’su Ryan McInerney’nin çalışanlara gönderdiği bilgilendirme mektubuyla ortaya çıktı.

McInerney, işten çıkarmaların öncelikli olarak teknoloji ve ürün geliştirme departmanlarında gerçekleşeceğini kaydetti.

Visa CEO’su McInerney, ödeme sektöründe kızışan rekabete işaret ederek bu adımı şirketin operasyonel verimliliğini artırmak amacıyla attıklarını savundu.

Şirket, küçülmeyle boşa çıkan kaynakları tüketici ve kurumlar arası ödemelere, para transferlerine, sınır ötesi işlemlere ve ticari çözümleri kapsayan ek hizmetlere yönlendirmeyi hedefliyor.

Geçen mali yılın sonu itibarıyla Visa bünyesinde yaklaşık 34 bin 100 kişi çalışıyordu.

Yapay zekanın şirket içindeki iş süreçlerini dönüştürme hızını artırdığını söyleyen McInerney, bu teknolojinin işten çıkarma kararının tek gerekçesi olmadığını ifade etti.

Finansal teknoloji alanında benzer adımlar başka kurumlarda da gözleniyor. Jack Dorsey tarafından kurulan finansal teknoloji şirketi Block, şubat ayında 4 binden fazla çalışanının işine son vereceğini duyurmuştu.

Bu sayı şirketin toplam personelinin yaklaşık yüzde 40’ına denk geliyordu. Dorsey, küçülme kararını yapay zeka uygulamalarının yaygınlaşmasına ve daha küçük ekiplerle çalışma stratejisine bağlamıştı.

Diğer yandan ABD merkezli şirketler, ocak ayında 108 binden fazla kişiyi işten çıkaracağını açıkladı. Bu veri, 2009 yılından bu yana ocak ayları içinde kaydedilen en yüksek işten çıkarma rakamı oldu.

İşverenler toplu işten çıkarmalara gerekçe olarak mevcut ekonomik koşulları, kurumsal yeniden yapılanma süreçlerini ve büyük hacimli sözleşmelerin kaybını gösterdi.

Amerika

Yatırımcıların “AI balonu” korkuları depreşti

Yayınlanma

Yatırımcılar, yapay zeka sektörünün çöküşün eşiğinde olduğu endişesini bir kez daha yaşıyor.

Dün, birkaç hiper ölçekli şirket, çip üreticisi ve depolama sağlayıcısının hisselerinin değer kaybetmesi ve teknoloji ağırlıklı endeksin geri kalanını da aşağı çekmesi üzerine Nasdaq 100, kısa süreliğine düzeltme bölgesine girdi.

Endeks, günü nihayetinde %1’in altında bir düşüşle kapattı; bu durum, sektörün sürekli dalgalanma yaşadığını ortaya koydu.

Satış dalgası salı günü Asya piyasalarında, özellikle Tayvan, Kore ve Japonya’da başladı. 

Önemli bellek üreticileri Samsung Electronics ve SK Hynix, her biri %15’in üzerinde değer kaybederken, depolama sağlayıcısı Kioxia %18 düştü.

Genellikle ABD yapay zeka hisselerinin erken bir göstergesi olarak görülen Kore’nin Kospi endeksi %10’un üzerinde düştü ve işlemler kısa süreliğine durduruldu.

Ardından, salı sabahı ABD’de şirketlerin hisseleri düşmeye başladı. Bellek şirketi Micron neredeyse %9 değer kaybederken, yarı iletken üreticisi Sandisk günü %14’ün üzerinde kayıpla kapattı.

Büyük ölçekli yapay zeka sunucusu satışlarına ve kârlı yeni devlet ihalelerine rağmen, Dell hisseleri dün %8’in üzerinde düşüşle kapandı ki yıl başından bu yana yine de neredeyse %200 artış kaydetmişti.

Yatırımcıların yapay zeka kadar tedirginlik yaratmayan sektörlere yönelmesiyle Dow endeksi 500 puanın üzerinde artışla kapandı.

Sektörün en büyük endişelerinden biri, Çin’in güç kazanması. Çinli yonga üreticisi CXMT, bu hafta başında muhteşem bir halka arz gerçekleştirdi ve daha ucuz modeller, ABD’li rakiplerine karşı giderek daha fazla rekabet ediyor.

Yatırımlarından bir miktar getiri görmeye başlamak istemenin yanı sıra, yatırımcılar sektörün döngüsel finansman modelinden de endişe duyuyor.

Nvidia, ChatGPT’nin üreticisi OpenAI’a, 500 milyar doların üzerinde bir Ohio veri merkezini kiralamasına yardımcı olmak için potansiyel olarak 250 milyar dolarlık finansal destek sağlayabilir.

Önümüzdeki birkaç yıl içinde yapay zeka alanında toplamda trilyonlarca dolar harcama yapması beklenen Amazon, Meta ve Microsoft, bu hafta kazançlarını açıklayacak.

Yatırımcılar, bu şirketlerin harcamalarını artırmaya devam etmeyi planlayıp planlamadıklarını ya da fren yapıp yapmadıklarını dikkatle dinleyecek.

Öte yandan Financial Times’ta (FT) yer alan habere göre, yapay zeka hisselerindeki gerilemenin hızlanması ve birçok popüler stratejide ağır kayıplara yol açmasıyla birlikte, Wall Street bankaları hedge fonlarından daha fazla teminat talep etti.

Konuya yakın dört kaynağa göre, bankalar, portföyleri belirli sektörlerde yoğunlaşmış olan fonlardan, mevcut kaldıraç seviyelerini korumak için ek teminat sağlamalarını istedi.

Bu teminat talepleri, son iki hafta içinde AI hisselerinde yaşanan satış dalgasının boyutu ve hızı konusunda Wall Street’te artan endişeleri ortaya koyuyor.

Bu durum, birçok fonun tercih ettiği sektördeki yükselişi tersine çevirdi.

Konuya yakın birkaç kaynağa göre, Goldman Sachs ve JPMorgan Chase, müşterilerinden ek teminat sağlamalarını isteyen bankalar arasındaydı.

Bankalardan birine yakın bir kaynak, “Bu, piyasanın şu anda beklemesi gereken türden bir risk yönetimi. Oldukça temel bir konu,” dedi.

Söz konusu kaynak, ek teminat taleplerinin çoğunun piyasa dalgalanmaları nedeniyle otomatik olarak tetiklendiğini ve bunun genellikle fonlar ile bankalar arasındaki anlaşmalarda yer alan bir husus olduğunu da sözlerine ekledi.

Bankalar, piyasa olumsuz bir seyir izlemesi durumunda zarar görmemek için hedge fonlarına kredi verirken çeşitli koruma önlemleri alırlar.

Goldman, müşterilerine yönelik yakın tarihli bir notta, yılın ilk beş ayında brüt kaldıraçta görülen artışın, 2016 yılında bu verileri takip etmeye başladığından bu yana kaydedilen en büyük kümülatif artış olduğunu belirtti.

Bu durum, fonların satış dalgası öncesinde işlemlerini canlandırmak için borçlanmaya yöneldiklerini gösteriyor.

Bankaların risk komiteleri, hedge fon müşterilerinin portföylerini sürekli olarak yeniden değerlendirir ve bu müşterilere sağladıkları kaldıraç oranını değiştirip değiştirmemeleri veya sınırlayıp sınırlamamaları gerektiğini inceler.

Goldman raporuna göre, hedge fonlarının yaşadığı zorlu dönemin bir göstergesi olarak, salı günü New York’ta öğle saatleri itibarıyla uzun-kısa hedge fon stratejileri yüzde 1,3 değer kaybederken, çoklu strateji fonları ise yüzde 1,7 değer kaybetti.

Raporda, bu stratejilerin hepsinin tek bir günde yüzde 1’den fazla değer kaybetmesinin en son, 2020’de koronavirüs krizinin tetiklediği şiddetli piyasa dalgalanmaları sırasında yaşandığı belirtildi.

Bununla birlikte, hedge fon stratejileri yıl genelinde ortalama olarak yüzde 10’dan fazla değer kazanmıştı.

Ana aracılar, hisse senedi portföyünü teminat göstererek hedge fonlarına kaldıraç sağlar ve bu sayede fonların getirilerini artırmalarına imkân tanır. 

Fakat piyasa, bir hedge fonunun pozisyonlarına ters yönde hareket ederse, bu kaldıraç, kayıpları artırdığı için ciddi değer düşüşlerine yol açabilir.

Okumaya Devam Et

Amerika

Mark Zuckerberg: ABD, Çin yapay zekâsını yasaklamamalı

Yayınlanma

Meta CEO’su Mark Zuckerberg, yapay zekâya ilişkin Amerikan düzenlemelerinin belirli şirketlerin etkisi altına girmemesi gerektiği uyarısında bulundu.

Mark Zuckerberg, ABD yönetiminin yapay zekâ yarışında avantaj sağlamak amacıyla Çinli modelleri engellememesi gerektiğini söyledi. Zuckerberg ayrıca, Amerikan yapay zekâ düzenlemelerinin önde gelen yerli şirketlerin etkisi altına girmesinin ülke içindeki rekabeti boğabileceği uyarısında bulundu.

Financial Times’a konuşan Zuckerberg, Washington’ın fikri mülkiyet hırsızlığı iddiaları nedeniyle Çinli laboratuvarları hedef alma tehdidinde bulunduğu bir dönemde, gelişmiş Çin yapay zekâ modellerinin ABD’de yasaklanmasının “etkili bir çözüm” olmayacağını belirtti.

Meta’nın kurucusu, salı günü Washington’da ve önde gelen yapay zekâ şirketleri arasında süren yoğun tartışmaya açık biçimde dahil oldu. Tartışmalar, ABD’nin hızla gelişen bu teknolojiyi nasıl düzenlemesi ve Çin’den gelen artan rekabete nasıl karşılık vermesi gerektiği üzerinde yoğunlaşıyor.

Bu tartışmalar, Pekin merkezli Moonshot AI’ın bu ay Kimi K3 modelini piyasaya sürmesinin ardından hız kazandı. Modelin kabiliyetleri, OpenAI ve Anthropic’in sistemlerine yaklaşmış durumda.

Trump yönetiminin üst düzey yetkilileri, Moonshot’ın “damıtma” olarak bilinen teknik bir yöntemle modelini ABD’li rakiplerinden eğitmek amacıyla geniş çaplı ve gizli bir faaliyet yürüttüğüne dair kanıtlara sahip olduklarını iddia etti. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent geçen hafta, “fikri mülkiyet hırsızlığı sınırını aşan” Çinli laboratuvarlara yaptırım uygulanmasının gündemde olduğunu belirtti.

Zuckerberg ise yasağa karşı çıkarak, ABD’li şirketlerin Pekin’le daha iyi rekabet edebilmek için darboğazları ve engelleri “sistematik biçimde” belirlemesi gerektiğini söyledi. Her iki ülke de yapay zekâ yarışını ulusal güvenlik ve refah açısından kritik görüyor.

Sosyal medya şirketinin yöneticisi, salı günü daha önce yaptığı açıklamada “herkes için yapay zekâ” vizyonunu ortaya koymuş ve kullanıcıların kendi ihtiyaçlarına göre uyarlayabildiği, kendi donanımlarında çalıştırabildiği “açık” modellere desteğini yinelemişti. Bu modeller Çinli geliştiriciler arasında da yaygın biçimde kullanılıyor.

Zuckerberg, yapay zekânın birkaç güçlü grubun elinde “merkezileşmesi” riskine dikkat çekti. Açıklamaları, sohbet robotu pazarına tescilli ve “kapalı” yapay zekâ modelleriyle hâkim olan rakipleri Anthropic ve OpenAI’a yönelik dolaylı bir eleştiri olarak değerlendirildi.

Donald Trump’ın yeniden seçim kampanyasından ve Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana onunla yakın ilişkiler kurmaya çalışan Zuckerberg, ABD’nin yeni modellerin piyasaya sürülmesini nasıl denetleyebileceği konusuna da değindi.

Zuckerberg, doğru biçimde ve uzman kişiler tarafından yürütülmesi halinde akran değerlendirmesinin veya ön inceleme süreçlerinin sektör açısından olumlu olabileceğini söyledi. Ancak önde gelen yapay zekâ şirketlerinin bu süreçler üzerinde aşırı etkili olmaması gerektiği uyarısında bulundu.

Zuckerberg, “Akran değerlendirmesini kendi çıkarları olan bir grup şirket yapıyorsa, her zaman düzenleyici süreçlerin şirketlerin etkisi altına girmesi meselesi ortaya çıkar” dedi.

“Öncü yapay zekâ laboratuvarları, açık kaynaklı bir modelin başarılı olmasını gerçekten ister mi? Bu konuda şimdiye kadar birbiriyle çelişen bazı işaretler gördüğümüzü düşünüyorum” diye ekledi.

Trump yönetiminin, yapay zekâ modeli geliştiricilerinin araçlarını piyasaya sürmeden önce test edilmek üzere gönüllü biçimde sunmalarını öngören bir çerçeveyi bu hafta içinde açıklaması bekleniyor.

Anthropic CEO’su Dario Amodei daha güçlü yapay zekâ düzenlemeleri çağrısında bulunurken, Google DeepMind Başkanı Demis Hassabis, sektör standartlarını belirleyebilecek ve Finans Sektörü Düzenleme Kurumu’na benzer biçimde çalışacak bir “öz düzenleyici kuruluş” oluşturulmasını önerdi.

Yeni modellerin incelenmesine yönelik bir sistem üzerinde anlaşma çabası, Beyaz Saray’ın haziran ayında Anthropic’in en gelişmiş teknolojisinin kullanımını kısıtlamasının ardından gündeme geldi. Yönetim, modelin siber güvenlik açıklarını tespit etme kapasitesinin küresel finans sistemini aksatabileceğinden endişe ediyordu.

Zuckerberg, Financial Times’a yaptığı açıklamada, siber güvenlik kaygıları nedeniyle en güçlü araçların sınırlandırılmasının doğru çözüm olmadığını söyledi. Bu araçların şirketlerin güvenlik açıklarını belirlemesine ve kapatmasına da yardımcı olabileceğini savundu.

Zuckerberg, geçen hafta bir OpenAI programının insan denetiminden çıkarak bir girişimin sistemlerini hacklediği olaya atıfta bulundu.

“Büyük modellerden kaynaklanan bazı ihlaller gördük. Saldırıya uğrayan şirket, kısıtlamalar nedeniyle kapalı ve öncü modellere erişemiyordu. Bu nedenle sorunları gidermek için açık kaynaklı modellere yöneldiler” dedi.

OpenAI ve Anthropic, açık modellerin kısıtlanmasına karşı olduklarını açıkladı. Ancak Amodei, “açık ağırlıklı modellerin güvenlik önlemlerinin geliştirilmesini zorunlu olarak kolaylaştırdığı veya gelişmiş kabiliyetlere geniş erişimin savunma yapanlara saldırganlardan daha fazla yardımcı olduğu” görüşüne katılmadığını söyledi.

Zuckerberg, “kişisel süper zekâ” adını verdiği sistemi geliştirmek için milyarlarca dolar harcıyor ve büyük ölçüde açık modeller geliştirmeye odaklanıyor. Ancak Meta’nın modelleri, önde gelen yapay zekâ laboratuvarlarının kabiliyetlerinin gerisinde kaldı.

Şirket kısa süre önce Muse Spark adlı kendi kapalı modelini piyasaya sürdü. Meta, modeli tescilli tutmasının gerekçesi olarak güvenlik kaygılarını gösterirken, bu adımla yeni bir gelir kaynağının da önünü açtı.

Okumaya Devam Et

Amerika

Trump ve Hegseth yönetimindeki Pentagon İran savaşına dair bilgileri kısıtlıyor

Yayınlanma

ABD Savaş Bakanlığı, İran ile beş aydan uzun süredir devam eden savaşta can kayıplarını yeniden sınıflandırması, vurulan hedef sayılarını açıklamayı durdurması ve basın toplantılarını reddetmesi nedeniyle şeffaflık eleştirilerinin hedefi oluyor. Pentagon yetkilileri kısıtlamaları operasyonel güvenlik gerekçesiyle savunurken, sivil toplum kuruluşları ve Senato üyeleri halkın bilgilendirilme hakkının ihlal edildiğini bildiriyor.

ABD Savaş Bakanlığı (Pentagon), İran ile beş ayı aşkın süredir devam eden ve sonu görünmeyen savaşta artan bilançoyu kamuoyundan gizlediği gerekçesiyle geniş çaplı bir inceleme ve eleştiri dalgasıyla karşı karşıya.

Savaş Bakanı Pete Hegseth idaresindeki Pentagon; hayatını kaybeden ve yaralanan askerlerin istatistiklerini yeniden sınıflandırmak, İran’a düzenlenen son hava saldırılarında kaç hedefin vurulduğunu açıklamamak ve basın toplantısı düzenlemeyi reddetmekle suçlanıyor.

Pentagon yetkilileri bilgi paylaşımının sınırlandırılmasını operasyonel güvenliği koruma ihtiyacıyla açıklarken, eleştirmenler bu durumun kamuoyunu karanlıkta bıraktığını ve uzun vadeli sonuçlar doğuracağını savunuyor.

Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Kuzey Amerika Direktörü Clayton Weimers, konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Bu durum kesinlikle yakın tarihin en az şeffaf Pentagon’u gibi hissettiriyor. Ellerine geçen her fırsatta gazetecilerin ve kamuoyunun hayati önemdeki bilgilere erişimini zorlaştırmayı seçiyorlar” dedi.

Kayıp verilerindeki tutarsızlıklar ve yeni kategori

Savaş Bakanı Hegseth yönetiminde basın mensuplarının binaya erişimini kısıtlayan Pentagon, İran savaşındaki kayıp sayılarını revize etmesinin ardından tepkilerin odağı haline geldi.

Bakanlık, Destansı Öfke adını verdiği harekât kapsamında öldürülen ABD askerlerinin sayısını 18’den 14’e düşürdü ve onlarca yaralı askeri kamuoyuna açık veri tabanından çıkardı.

Geçen hafta Pentagon, Savunma Zayiat Analiz Sistemi (DCAS) web sitesinde “geçici veri kesintileri” yaşandığını ve bu durumun ordunun ilgili birimleriyle koordineli şekilde çözülmeye çalışıldığını bildirdi.

Bakanlık mevcut durumda, zayiat ve yaralı asker sayılarını DCAS üzerinde “Yurtdışı Operasyonlar” başlığı altında genel bir kategoride listeliyor. Bu başlık, ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü askeri harekat olan Epic Fury Harekatı’na ait rakamlardan ayrı tutuluyor.

“Yurtdışı Operasyonlar” kategorisi, ABD ile İran arasındaki çatışmaların şiddetlendiği 7 Temmuz’dan bu yana yaşanan ölüm ve yaralanmaları takip ediyor.

Fakat savunma yetkililerinin “yurtdışı operasyonları” nasıl tanımladığı ve verilerin yalnızca 28 Şubat’ta başlayan İran savaşını kapsayıp kapsamadığı netlik taşımıyor.

Pentagon’un savaş zayiatlarını takip eden birincil kamu veri tabanı olan DCAS’taki rakamlar birleştirildiğinde, salı akşamı itibarıyla İran savaşında 18 ABD askerinin hayatını kaybettiği ve 642 askerin yaralandığı görülüyor. Savunma yetkilileri yaralanan askerlerin çoğunun görevlerine döndüğünü belirtiyor.

Senatörlerden Bakan Hegseth’e mektup

Rakamlardaki dalgalanmalar üzerine, Senato Silahlı Hizmetler Komisyonu Üyesi Demokrat Senatör Mazie Hirono liderliğindeki 12 Senato Demokratı, Bakan Hegseth’e bir mektup gönderdi.

Senatörler, Pentagon’un DCAS sistemini yönetme biçimini sordu ve kaç askerin travmatik beyin hasarı veya travma teşhisiyle taramadan geçirildiğini sorguladı.

Senatörler perşembe günü gönderdikleri beş sayfalık mektupta, “Zayiat rakamlarının kamuoyuna açıklanmasındaki gecikmeler veya tutarsızlıklar, Kongre’nin denetim yapma yetkisini engellemekte ve kamuoyunun operasyonun bedellerini anlamasını sınırlandırmaktadır. Bu şeffaflık eksikliği, askeri ailelerin ve Amerikan halkının, üniforma giyenlerin yaptığı fedakarlıklar hakkında eksiksiz ve doğru bir bilgi aldığına dair güveni zedelemektedir” ifadelerini kullandı.

20 yıldan fazla bir süre orduda hizmet veren ve Genelkurmay Başkanı’nın özel asistanlığını yapan Jason Dempsey, yaşanan sürecin Pentagon’daki “derin mesleki ve ahlaki korkaklığı” yansıttığını savundu.

Center for a New American Security bünyesinde kıdemli uzman olarak görev yapan Dempsey, Hegseth’in geçmişte ABD’nin Terörle Küresel Mücadele (GWOT) sürecine yönelik eleştirileri düşünüldüğünde, durumun büyük bir çelişki barındırdığını ifade etti.

Basın Özgürlüğü Vakfı (Freedom of the Press Foundation) Şeffaflık Uzmanı Lauren Harper ise bir savaşın ortasının, Pentagon’un hesap verebilirlik veya şeffaflık standartlarını düşüreceği doğru zaman olmadığını kaydetti.

Harper, “Amerikan halkının, askeri personelin ve ailelerinin İran savaşının maliyetini görme konusunda temel bir hakkı vardır. Bu alandaki temel şeffaflığın operasyonel güvenliği tehdit edebileceğini öne sürmek, Pentagon’un sorumlu hareket etmesini isteyen herkes için inciticidir” değerlendirmesinde bulundu.

Pentagon ve Cumhuriyetçi kanadın savunması

Pentagon yetkilileri ise ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ile birlikte ABD’nin İran’a yönelik saldırıları ve operasyonları konusunda dünyaya “sürekli, gerçek zamanlı ve kapsamlı güncellemeler sağladıklarını” savunuyor.

Pentagon Başsözcüsü Sean Parnell, The Hill gazetesine yaptığı açıklamada, “Başkan Trump ve Savaş Bakanı Hegseth, internet üzerinden doğrudan medyaya ve Amerikan halkına sürekli güncellemeler sunmakta, hedeflerimiz ve kararlı eylemlerimiz hakkında net bilgiler vermektedir. Savaş Bakanlığı Halkla İlişkiler Ofisi her gün ve her saat gazetecilerle iletişim kurmakta ve soruları yanıtlamaktadır” dedi.

Benzer bir görüş Kongre’deki bazı Cumhuriyetçiler tarafından da dile getirildi. Senato Silahlı Hizmetler Komisyonu Başkanı Cumhuriyetçi Senatör Roger Wicker, Pentagon’un İran savaşı konusunda Kongre ve Amerikan kamuoyuna karşı “yeterince şeffaf” olduğunu söyledi.

Saldırılar ve bilgi kısıtlaması

ABD ordusu 7 Temmuz’dan bu yana İran’a yönelik 13 gece üst üste hava saldırısı düzenledi. Saldırılarda, Tahran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki ticari deniz trafiğini engelleme kabiliyetini azaltmak amacıyla küçük hücumbotlar, kıyı radar sahaları, füze fırlatıcıları ve diğer askeri unsurlar hedef alındı. ABD kuvvetleri ayrıca bazı köprüleri de imha etti veya kullanılmaz hale getirdi.

Ancak CENTCOM, gecelik bilgilendirme notlarında İran içinde kaç hedefin vurulduğunu ve bu görevlerde hangi askeri unsurların kullanıldığını açıklamayı durdurdu. Komutanlık, bu bilgilerin verilmesinin İran’a çok fazla detay sağlayacağını ileri sürüyor.

28 Şubat’ta başlayan ve yaklaşık 40 gün süren bombalama harekatı sırasında ABD ordusu, Washington ve Tahran’ın 8 Nisan’da kırılgan bir ateşkes kararı almasından önce İran içinde 13 binden fazla hedefi vurmuştu.

RSF Direktörü Weimers, geçmiş savaşlara atıfta bulunarak, “Kamuoyunun bilme hakkı ile birliklerin güvenliğini sağlama görevi arasında her zaman zorlu bir denge olmuştur. Vietnam, Afganistan ve Irak savaşlarında kamuoyuna sahadaki duruma dair iyi bilgiler verilmediği için savaşın ne kadar kötü gittiği anlaşılamamıştı” hatırlatmasında bulundu.

Jenerik askeri gücün İran rejimine karşı bir koz olarak kullanılmasında “azalan verim” aşamasına gelindiğini belirten Dempsey ise, “Bu aşamada çok sayıda saldırıyla övünmek, aslında genel stratejinin işleyişi açısından bir zayıflık itirafıdır” dedi.

Diğer yandan ABD ordusu, Hürmüz Boğazı yakınlarındaki deniz ablukası uygulamasına ilişkin düzenli bilgi vermeyi sürdürüyor. 14 Temmuz’da ablukayı yeniden başlatan CENTCOM, salı akşamı itibarıyla ABD kuvvetlerinin 18 ticari gemiyi İran limanlarına girmekten veya ayrılmaktan vazgeçirdiğini, iki gemiyi işlevsiz hale getirdiğini ve bir diğer ticari gemiye de çıktığını duyurdu.

Bilgi Edinme Özgürlüğü Yasası muafiyeti talebi

Şeffaflığa ilişkin endişeler belge paylaşımları konusunda da artıyor.

Pentagon geçen ay Kongre’den, askeri makamların ulusal savunmanın hassasiyetleriyle ilgili olduğuna karar vermesi halinde, tüm “kontrollü gizli olmayan bilgilerin” (CUI) Bilgi Edinme Özgürlüğü Yasası’ndan (FOIA) muaf tutulmasını talep etti.

Bu teklif, yaklaşık 2,8 milyon Savaş Bakanlığı çalışanı ve binlerce yüklenici tarafından işlenen binlerce belgenin kamuoyuna açıklanmasını engelleyebilir.

Temsilciler Meclisi’nden geçen Ulusal Savunma Yetki Yasası (NDAA) metnine dahil edilmeyen teklifin, Senato versiyonunda yer alıp almayacağı belirsizliğini koruyor.

15’ten fazla hükümet denetim ve basın özgürlüğü örgütü, bu hafta Kongre komisyonlarına bir mektup göndererek Pentagon’un 25 Haziran tarihli teklifinin reddedilmesini isteyecek.

Örgütler hazırladıkları mektup taslağında, “Pentagon’un teklifi gelişen güvenlik tehditlerine verilen yeni bir yanıt değildir; bakanlığın FOIA’yı aşındırma ve ordu içindeki kötü yönetimi ifşa etmeye çalışan gazetecileri, Kongre komisyonlarını ve denetçileri engelleme yönündeki son girişimidir” ifadelerine yer verdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English