Asya
Xi Jinping: Çin komşularıyla bağlarını güçlendirecek

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, farklılıkları “uygun şekilde” yöneterek ve tedarik zinciri bağlarını geliştirerek komşu ülkelerle stratejik bağları güçlendirme sözü verdi.
Çarşamba günü sona eren komşuluk diplomasisi konulu iki günlük yüksek profilli merkezi çalışma konferansında yaptığı açıklamalar, Pekin ve Washington arasındaki ticaret savaşının tırmanmasından bu yana Çin liderinin kamuoyuna yaptığı ilk açıklamalar oldu.
Bu, Pekin’in bu ülkelerle ilişkilerini iyi tutarak, ABD baskısına karşı birleşik bir cephe oluşturma çabası olarak yorumlandı.
Xi toplantı sırasında, Pekin’in küresel vizyonunun temel ilkelerinden biri olan “ortak bir gelecek topluluğu inşa etmenin” Çin’in komşu ülkelerle diplomasisine öncelik vereceğini söyledi.
Resmi Xinhua haber ajansından çarşamba günü yapılan açıklamada, Çin’in komşularıyla ilişkilerinin “modern tarihin en iyi seviyesinde” olduğu belirtildi.
Açıklamada, “Aynı zamanda, bölgesel dinamikler ve küresel gelişmelerdeki değişimlerle derinden iç içe geçmiş çok önemli bir aşamaya giriyoruz” denildi.
Konferans, 2013 yılından bu yana Çin’in üst düzey liderleri tarafından komşuluk diplomasisi konusunda düzenlenen ilk özel oturum oldu.
Etkinlik, ABD ile giderek sertleşen stratejik rekabetin ortasında Çin’in karar alıcılarının, Pekin’in 2023’te her zaman genel diplomatik gündeminin en üstünde yer alacağını belirttiği diğer Asya ülkeleriyle ilişkilere giderek daha fazla odaklandığının bir başka göstergesi oldu.
Konferansta Çin’in komşularıyla ilişkilerini yönetirken küresel bir bakış açısının rehberlik etmesi gerektiği vurgulandı.
Xinhua’ya göre Çin ayrıca stratejik karşılıklı güveni pekiştirme, bölge ülkelerinin kendi kalkınma yollarını istikrarlı bir şekilde takip etmelerini destekleme ve farklılıkları uygun bir şekilde yönetme sözü verdi. Pekin ayrıca bağlanabilirliği artırarak ve endüstriyel ve tedarik zinciri işbirliğini güçlendirerek ekonomik entegrasyonu derinleştirme çağrısında bulundu.
Xinhua’nın açıklamasında, çeşitli risk ve zorlukları ele almak için güvenlik ve kolluk kuvvetleri işbirliği yoluyla bölgesel istikrarı korumak için ortak çaba sarf edilmesi gerektiği belirtilirken, Çin liderliğinin halklar arası değişimleri artırma sözü verdiği de ifade edildi.
Vietnam, Malezya, Kamboçya ziyareti
Xi, Çin için önemli komşular olan Vietnam, Malezya ve Kamboçya’ya yapacağı ziyaretlerden birkaç gün önce toplantıya hitap etti.
Çin, 14 ülkeyle kara sınırlarını paylaşarak dünyada en çok komşusu olan ülkeler grubunda yer alıyor. Açıklamada, “Ülkemizin geniş topraklara ve uzun sınırlara sahip olması, çevredeki bölgeyi kalkınma ve refaha ulaşmak için önemli bir temel, ulusal güvenliğin korunması için kilit bir alan, genel diplomatik çalışmaların koordine edilmesinde birincil unsur ve insanlık için ortak bir gelecek topluluğu inşa etmede önemli bir itici güç haline getirmektedir” denildi.
Toplantıya göre Çin, Kuşak ve Yol Girişimini bölgedeki diğer ülkelerle dayanışmayı güçlendirmek için “ana platform” olarak kullanacak.
Konferans, Trump yönetiminin Çin’den ithal edilen mallara uyguladığı yüzde 104 oranındaki gümrük vergisi artışının yürürlüğe girdiği ve Pekin’in geçtiğimiz cuma günü Beyaz Saray’ın politikalarına karşı geniş kapsamlı ve güçlü bir misilleme paketini -özellikle de Amerikan ürünlerine uygulanan yüzde 34 oranındaki ek gümrük vergisini- açıklamasının ardından perşembe günü başladı.
Çin ve Asyalı komşuları, ABD Başkanı Donald Trump tarafından geçen hafta açıklanan “karşılıklı gümrük vergileri” kapsamında en çok etkilenen ülkeler arasında yer alıyor. Kamboçya’ya yüzde 49 gümrük vergisi uygulanırken Vietnam, Tayland, Endonezya ve Malezya ‘ya sırasıyla yüzde 46, 36, 32 ve 24 gümrük vergisi uygulanacak.
Washington’un son hamleleri Pekin’in bu ülkelere yönelik çabalarını artırabileceği ve ABD’nin baskısına karşı birleşik bir cephe oluşturabileceği beklentilerini artırdı.
ABD’nin daha önceki tarife artışları Çinli imalatçı ve ihracatçıları, Amerikan pazarına erişimlerini sürdürmek için tedarik zincirlerini Vietnam ve Malezya gibi aracı ekonomiler üzerinden yönlendirmeye sevk etmişti.
Ancak Trump’ın kapsamlı küresel gümrük vergileri, Çinli firmaların geçtiği bu ülkelerden gelen malları da hedef aldığı için bu yol tıkanmış gibi görünüyor.
Uzmanlar, Çin ile Asyalı komşuları arasındaki ticaretin rekabetçi yapısının – hepsi ihracata dayalı ekonomiler olduğundan ve ABD kilit pazarlarından biri olduğundan – Pekin’in bu ülkeleri bir araya getirme çabalarını engelleyebileceği ve hem karada hem de denizde yaşanan toprak anlaşmazlıklarının bu ikilemi daha da derinleştirdiği uyarısında bulundu.
South China Morning Post’a konuşan uzmanlar, Çin’i iç talebini genişletmeye ve yabancı ürünlerin ticari cazibesini artırmaya odaklanacağı, böylece komşularıyla mevcut jeoekonomik gerilimleri hafifletmeye ve Trump’ın Beyaz Saray’ının yarattığı zorluklara daha iyi karşı koymaya çalışacağı görüşünde.
Pekin’deki Renmin Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Enstitüsü Direktörü Wang Yiwei, Xi’nin sözlerinin Pekin’in arka bahçesindeki komşularla bağlarını derinleştirme arzusuna işaret ettiğini ve bunun daha geniş bir “bölgeselleşme” eğiliminin parçası olduğunu söyledi. Ancak yorumların aynı zamanda Çin’in “ABD-Çin ayrışmasına hazırlandığını” da gösterdiğini sözlerine ekledi.
Singapur’daki Nanyang Teknoloji Üniversitesi’nde yardımcı dış politika profesörü olan Dylan Loh, komşuluk diplomasisinin Çin’in önem verdiği bir alan olduğunu ancak Xi’nin bu çabaları iki katına çıkardığını söyledi.
“Bu ilgi sadece ABD-Çin ilişkilerinin bir sonucu değil ve aslında iki ülke arasında gördüğümüz gerginliklerin çoğunun öncesine dayanıyor. Rekabet şimdi kesinlikle ekstra bir dinamik enjekte etti” dedi.
“Çin’in komşularını geliştirmeye daha da hız vereceğine inanıyorum çünkü Trump’ın gümrük vergilerinden en çok etkilenen ülkelerden bazıları bunlar” değerlendirmesini yaptı.
Loh, Pekin’in vermeye çalışacağı kilit mesajlardan birinin uluslararası düzenin kurallarını savunmak olduğunu söyledi. Pekin ayrıca ekonomik gücünü ve direncini vurgulamak ve “korumacılığa karşı bir siper” olarak nasıl hizmet edebileceğini göstermek istedi.
“Çin’in, Çin piyasalarının reform ve açıklığa devam edeceği söylemini öne çıkarmasını bekliyorum ki bu da mevcut Trump yönetiminin yaklaşımıyla çok keskin bir tezat oluşturacaktır” dedi.
Çin, beyaz kitabını yayımladı: ‘Tek taraflılık ve korumacılık ilişkilere zarar veriyor’
Asya
Samsung, Kore tarihinin en büyük hissedar ödeme planını açıkladı

Elektronik, akıllı telefon ve yarı iletken üreticisi Samsung Electronics, 2026 yılında hissedarlarına 90 trilyon ile 110 trilyon won (65-80 milyar dolar) arasında ödeme yapmayı planladığını duyurdu. Bloomberg verilerine göre bu adım Kore şirketleri tarihindeki en yüksek ödeme hacmi olma niteliği taşırken, rakip SK Hynix’in hisse geri alımı sonrasında devreye alındı.
Elektronik, akıllı telefon ve yarı iletken üreticisi Samsung Electronics, 2026 yılında hissedarlarına 90 trilyon ile 110 trilyon won (65-80 milyar dolar) arasında kaynak aktarmayı planladığını bildirdi.
Bloomberg verilerine göre bu tutar, Kore şirketleri tarihindeki en yüksek ödeme hacmi olma özelliği taşıyor.
Samsung’un duyurduğu bu plan, dünya genelinde bugüne kadar açıklanan en büyük sermaye getirisi programları arasında da yer alıyor.
ABD tarihinde ise Apple, 2024 yılında 110 milyar dolarlık hisse geri alımını onaylamış ve bu işlem ülkenin en büyük hisse geri alımı olarak kayda geçmişti.
Samsung, serbest nakit akışının yaklaşık yarısını hissedarlara yönlendireceğini açıkladı. Şirket, bu tutarın yaklaşık 30 trilyon wonluk (yaklaşık 21,4 milyar dolar) kısmını üçüncü çeyrek temettüsü olarak ödeyecek.
Şirket ayrıca çalışan tazminatlarını karşılamak amacıyla yaklaşık 15 trilyon won (10,73 milyar dolar) tutarında hisse geri alımı gerçekleştirmeyi hedefliyor.
Buna karşılık Samsung, yaptığı açıklamada hedeflenen toplam tutarın kalan kısmının tam olarak nasıl ödeneceğini belirtmedi.
Şirket, kalan ödeme miktarının ve dağıtım şeklinin ocak ayındaki yönetim kurulu toplantısında kesinleştirileceğini kaydetti.
Samsung, rakibi SK Hynix gibi, yapay zeka alanındaki yükselişin etkisiyle rekor seviyeye ulaşan çip satışlarından elde edilen kârın bir bölümünü geri almak isteyen hissedarların baskısı altında.
SK Hynix, daha önce 40 trilyon won (28,5 trilyon dolar) tutarında kendi hisselerini geri alacağını duyurmuştu.
Financial Times’ın aktardığına göre, JPMorgan analistleri SK Hynix’in hissedarlarına en az 130 milyar dolar tutarında ek ödeme açıklamasını bekliyor.
Hissedarlara yönelik sermaye getirisi programını 2024 yılında başlatan Samsung, bu kapsamda yıllık 9,8 trilyon wonluk (7 milyar dolar) düzenli temettü ödemelerini korurken, 2024-2026 döneminde oluşacak serbest nakit akışının yüzde 50’sini hissedarlara aktarmayı taahhüt etmişti.
Samsung’un mart ayında yayımladığı kurumsal değer artırma planına göre şirket, 2024 ve 2025 yıllarında 20,9 trilyon won (14,9 milyar dolar) nakit temettü ödedi ve ardından iptal edilmek üzere hisse geri alımlarına 8,4 trilyon won (6 milyar dolar) harcadı.
Asya
Kuzey Kore’de lüks tüketim ve inşaat patlaması yaşanıyor

Kuzey Kore’nin başkenti Pyongyang’da Rusya ile derinleşen ilişkilerin ve ekonomik büyümenin etkisiyle lüks tüketime talep arttı. Ülke genelinde inşaat hamlesi hız kazanırken mağazalarda Batılı lüks markalar ve kayıt dışı IKEA ürünleri satılıyor. Ancak Financial Times gazetesine konuşan analistler, gelir artışına rağmen yapısal sorunların ve gıda yetersizliğinin sürdüğüne dikkat çekiyor.
Financial Times’ın haberine göre Kuzey Kore, analistlerin öncelikle Rusya ile derinleşen işbirliğine bağladığı belirgin bir inşaat ve tüketim patlaması yaşıyor.
Başkent Pyongyang’da son yıllarda yeni yerleşim bölgeleri, mağazalar ve eğlence merkezleri kuruldu. Büyük mağazalarda Omega marka saatler ve Chanel kozmetik ürünleri dahil olmak üzere lüks markalar satılırken alışveriş merkezlerinden birinde resmi olmayan bir IKEA mağazası faaliyet gösteriyor.
Şehirde ayrıca taksi çağırma ve QR kodla ödeme yapma imkanı sunan yaklaşık 500 dolar değerinde akıllı telefonlar bulunuyor.
Pyongyang’da altyapı alanında da gelişmeler yaşanıyor. Taksi çağırma hizmetleri, yeni mağazalar ve QR kodlu ödeme sistemlerinin yanı sıra internet kafeler ile BMW marka araçların da satın alınabildiği otomobil galerileri açıldı.
Güney Kore merkezli Kore Bankası (Bank of Korea), 1965 yılından bu yana düzenli resmi ekonomik veri açıklamayan Kuzey Kore’nin reel gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYH) 2025 yılında yüzde 3,5 büyüdüğünü tahmin etti. Bu veriyle birlikte ülke ekonomisi üst üste üçüncü yılı da yüzde 3’ün üzerinde büyümeyle tamamladı.
Dış ticaret verileri de toparlanmaya işaret ediyor. Kore Bankası verilerine göre 2025 yılında ülkenin ithalatı yüzde 14 artışla 2,66 milyar dolara, ihracatı ise yüzde 30 yükselişle 470 milyon dolara ulaştı.
Stimson Center düşünce kuruluşunun verileri de ocak-mayıs döneminde Çin’e yapılan ihracatın yüzde 68 artarak 287 milyon dolara çıktığını gösterdi. Bu artıştaki temel payı volfram sevkiyatı oluşturdu.
Ülkenin bir diğer gelir kaynağı ise kripto para hırsızlıkları oldu. TRM Labs’in değerlendirmesine göre Kuzey Kore yönetimiyle bağlantılı korsanlar, 2026 yılının ilk yarısında 643 milyon dolarlık kripto para çaldı.
Buna karşın analistler, yaşanan ekonomik büyümenin Kuzey Kore ekonomisinde henüz köklü ve yapısal bir dönüşüm anlamına gelmediğini savunuyor.
Güney Kore Ulusal Güvenlik Stratejisi Enstitüsü’nün tahminlerine göre ülke, Rusya ile yürüttüğü işbirliği kapsamında Ağustos 2023 ile Aralık 2025 döneminde nakit para ve mal olarak 7,7 milyar dolar ile 14,4 milyar dolar arasında kaynak elde etti.
Ekonomik hareketlilik sürerken Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, ekonomi üzerindeki devlet denetimini artırıyor. Salgın sonrasında devlet dağıtım sistemini güçlendirmeyi hedefleyen yönetim, kayıt dışı piyasalar ile özel ticaret üzerindeki kontrolleri genişletti.
Wall Street Journal haziran ayı başında yayımladığı haberde, uluslararası yaptırımlara rağmen yönetici elit tabakanın zenginleşmesini “dünyanın en şaşırtıcı ekonomik başarı hikayesi” olarak nitelendirmişti.
Gazete, ekonomik büyümeyi Pyongyang’ın enerji ve malzeme ithalatını artırmasını ve yaptırımların bir kısmını aşmasını sağlayan Rusya ve Çin desteğiyle ilişkilendirmişti.
Kuzey Kore’nin 2006 yılındaki ilk nükleer denemesinin ardından Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından uygulamaya konulan ve sonrasında defalarca genişletilen yaptırımlar; finansal varlıkları, ülkeye takım tezgahı, mineral, çelik ve demir sevkiyatını ve bazı malların ihracatını kısıtlıyor.
Kuzey Kore, uygulanan yaptırımları paravan şirketler, dost ülkelerdeki aracılar, korsanlar ve kripto paralar vasıtasıyla aşmayı öğrendi.
Rusya Dışişleri Bakanlığı 2023 yılında, yaptırımların farklı bir jeopolitik ortamda alındığını belirterek Moskova ve Pekin’in Kuzey Kore’ye yönelik yaptırımlardan vazgeçeceğini açıklamıştı.
Devlet Başkanı Vladimir Putin ise Rus tarafının Pyongyang ile askeri-teknik işbirliğine ilişkin yürürlükteki BM kısıtlamalarına uymayı sürdüreceğini ifade etmişti.
Bloomberg, 2025 yılındaki haberinde Kuzey Kore ekonomisinin 2024 yılında ağır sanayi, kimya sanayisi ve inşaat sektöründeki üretim artışının etkisiyle yüzde 3,7 büyüyerek 2016’dan bu yana en yüksek büyüme hızına ulaştığını bildirmişti.
Bununla birlikte Bloomberg, Kuzey Kore’nin yoksul bir ülke olmayı sürdürdüğünü vurgulamıştı. Ülkenin 2024 yılı gayrisafi milli geliri (GSMG) Güney Kore’nin yüzde 1,7’sine denk gelerek yaklaşık 33,3 milyar dolar, kişi başına düşen geliri ise Güney Kore seviyesinin yüzde 3,4’ü düzeyinde kalarak yaklaşık 1,24 bin dolar oldu.
Birleşmiş Milletler verilerine göre ise 26 milyonluk nüfusa sahip ülkenin yaklaşık yarısı yetersiz beslenme sorunu yaşıyor.
Asya
Çin ve Endonezya savunma ilişkilerini derinleştirme konusunda anlaştı

Çin ve Endonezya, üst düzey görüşmelerde ikili savunma bağlarını derinleştirme konusunda anlaştı.
Çin ve Endonezya, cuma günü Cakarta’da gerçekleştirilen üst düzey görüşmelerde askeri, denizcilik ve teknoloji alanlarındaki işbirliğini derinleştirme konusunda anlaşmaya vardı. Bu gelişme, ABD’nin Asya’daki güvenlik taahhütlerine ilişkin belirsizliğin yeniden arttığı bir dönemde Pekin’in bölgedeki etkisinin arttığına işaret ediyor.
Endonezya Savunma Bakanı Sjafrie Sjamsoeddin, Çinli mevkidaşı Dong Jun ile yaptığı görüşmenin ardından, iki ülkenin askeri kabiliyetlerini güçlendirmek amacıyla personel değişimlerini ve savunma sanayii işbirliğini artıracağını söyledi. Saatler sonra Dışişleri Bakanı Sugiono ile Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Endonezya’nın önemli ihraç ürünleri için pazara erişimin genişletilmesi olanaklarını araştırma ve yapay zekâ, haberleşme uyduları, enerji ve mineraller alanındaki işbirliğini derinleştirme konusunda mutabık kaldı.
Wang, iki ülkenin balıkçılık alanındaki işbirliğini yeniden başlatacağını, Güney Çin Denizi’nde ortak kalkınmayı teşvik edeceğini ve bölgesel bir davranış kurallarına ilişkin müzakerelerin sonuçlandırılması için çalışacağını söyledi. Sugiono ise tarafların, sürdürülebilir finansman yöntemlerinden yararlanarak ve yolcu sayısını artırmaya yönelik çalışmalar yürüterek Cakarta-Bandung yüksek hızlı demiryolu projesini sürdürme konusunda da anlaştığını belirtti.
Görüşmeler, cuma günü ilerleyen saatlerde yapılması planlanan ikinci dışişleri ve savunma bakanları toplantısı, yani “2+2” diyaloğu öncesinde gerçekleşti. Bu temaslar, geçen yıl yaklaşık 155 milyar dolarlık ikili ticarete dayanan ilişkilere yeni bir stratejik boyut kazandırıyor. Aynı zamanda, Devlet Başkanı Prabowo Subianto’nun bölgede nüfuz için rekabet eden hem Pekin hem de Washington ile ilişkileri derinleştirme çabasını da ortaya koyuyor.
Endonezya ile ABD, nisan ayında askeri modernizasyon, eğitim, tatbikatlar ve operasyonel işbirliğini kapsayan “Büyük Savunma İşbirliği Ortaklığı”nı kurmuştu. Buna rağmen Asya’da birçok kişi, özellikle ABD Başkanı Donald Trump’ın Güney Kore ile yapılan tatbikatları ani bir kararla kısıtlamasının ardından Washington’ın bölgeye bağlılığını sorguluyor.
Endonezya’nın Çin ile yakınlaşması, Cakarta ile Pekin’in güvenlik ve denizcilik işbirliğini derinleştirme konusunda anlaştığı Nisan 2025’te Pekin’de gerçekleştirilen ilk 2+2 diyaloğunun da devamı niteliğinde. O görüşmelerde istihbarat paylaşımı, koordineli operasyonlar ve sahil güvenlik güçleri arasındaki bağların güçlendirilmesi de dahil olmak üzere çeşitli alanlarda anlaşmaya varılmıştı.
Dışişleri bakanları cuma günü ayrıca ilk Endonezya-Çin Kapsamlı Stratejik Diyaloğu’nu başlattı ve 2027-2031 dönemini kapsayacak beş yıllık bir eylem planına ilişkin görüşmeleri memnuniyetle karşıladı.
Çin, iki ülke arasındaki ortaklığın daha geniş bir stratejik rol üstlenmesini istiyor. Dong, ülkelerin Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) çerçeveleri üzerinden güvenlik işbirliğini derinleştirmesi ve Küresel Güney ülkeleri arasındaki savunma ilişkilerine örnek teşkil etmesi gerektiğini söyledi. Eş zamanlı çeviriye göre Dong ayrıca taraflara “dış güçlerin kötü niyetlerini” boşa çıkarma çağrısında bulundu.
Çin ve Endonezya Tayvan’ın doğusunda deniz tatbikatı gerçekleştirecek
Güvenlik alanındaki yakınlaşma, Güney Çin Denizi konusunda iki ülke arasında uzun süredir devam eden görüş ayrılıklarına rağmen ilerliyor. Prabowo ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping arasında 2024 yılında yayımlanan ortak bildiride “örtüşen hak iddialarının bulunduğu bölgelerde ortak kalkınma” ifadesine yer verilmesi, Cakarta’nın Pekin’in geniş kapsamlı deniz yetki alanı iddialarına yönelik muhalefetini yumuşattığı yönünde yorumlanmıştı.
Savunma ilişkileri, silah tedariki alanına da daha fazla yayılabilir. Endonezya, Çin yapımı Chengdu J-10 savaş uçaklarını satın almayı değerlendiriyor ancak henüz herhangi bir sözleşme sonuçlandırılmış değil.
Ekonomik işbirliği ise ilişkilerin merkezindeki yerini koruyor. Sugiono, iki ülkenin yerel para birimleriyle yapılan işlemleri ve finansal işbirliğini güçlendirme konusunda anlaştığını söyledi. Wang ise Endonezya’nın Çinli şirketler için adil, şeffaf ve elverişli bir iş ortamı sağlamayı taahhüt ettiğini belirtti.
Bununla birlikte şirketler düzeyinde bazı gerilimler de yaşanıyor. Çinli şirketler, Endonezya’nın nikel sektöründeki daha sıkı politikalarının maliyetleri artırdığından ve yatırımları tehdit ettiğinden şikâyet ederken, Çin Büyükelçiliği söz konusu politika değişikliklerinin mevcut ve planlanan yaklaşık 50 milyar dolarlık yatırımı riske atabileceği uyarısında bulundu.
Malezya, ABD destekli Filipin askeri üssü konusunda endişeli
Görüş2 hafta önceTürkiye ve İsrail ilişkilerinin geleceği
Ortadoğu2 hafta önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Dünya Basını2 hafta önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Diplomasi2 hafta önce‘İslami NATO’ mu? Yeni savunma paktı Hindistan’ı neden tedirgin ediyor?
Diplomasi2 hafta önceUkrayna, Türkiye’den 70 ATACMS ve diğer ABD menşeli silah satın aldı
Dünya Basını4 gün önceThe Economist, Daron Acemoğlu’nu yerden yere vurdu: “Sığ ve inandırıcılıktan uzak”
Rusya5 gün önceDört AB ülkesi daha Rus pasaportlarına kısıtlama getiriyor
Asya2 hafta önceVietnam, yerli üretim en büyük denizaltı savunma gemisinin inşasına başladı








