Rusya
Yabancı yatırımcıların Rus tahvillerine ilgisi savaşın başından beri ilk kez arttı

Rusya’nın Ukrayna’ya askeri müdahalesinin başından bu yana ilk kez yabancı yatırımcılar, Rus tahvillerine aktif olarak yatırım yapmaya başladı. Yetkililer ve uzmanlar, savaşın sona ermesi ve yaptırımların hafifletilmesi umutlarının, yüksek getiri arayışındaki yabancı yatırımcıları Rus varlıklarına çektiğini ve bunun rublenin değer kazanmasının nedenlerinden biri olduğunu belirtiyor.
Savaşın sona ermesi ve yaptırımların hafifleyeceği yönündeki beklentiler, risk iştahı yüksek yabancı yatırımcıları Rus varlıklarına yöneltiyor.
Uzmanlar ve yetkililer, bu durumun rubledeki değer artışının önemli nedenlerinden biri olduğunu belirtiyor.
Yüksek getiri potansiyeli, yabancı yatırımcılar için cazip bir seçenek sunuyor.
Döviz cinsinden yatırım araçlarının getirisi, ruble cinsinden olanlara kıyasla oldukça düşük.
Istar Capital Baş Portföy Yöneticisi Aleksandr Lutsko, Reuters‘a yaptığı açıklamada, “hasım” ülkelerden gelen yatırımların bloke edileceği için Ermenistan ve Kazakistan bankaları üzerinden döviz cinsinden yüzde 5-6 getiri elde edilebildiğini, bu dövizin satılıp Rusya Merkez Bankası’nın politika faizine yakın (yüzde 21) getiri sağlayan para piyasası fonlarına yatırılabileceğini ifade etti.
12 Şubat’ta, ABD Başkanı Donald Trump ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında gerçekleşen telefon görüşmesinin ardından Rusya Maliye Bakanlığı, diğer ülke tahvillerinden çok daha yüksek, yıllık yaklaşık yüzde 17 getiri sağlayan Rus devlet tahvilleri ihraç etti.
Rusya Merkez Bankası verilerine göre, şubat ayında yerleşik olmayan yatırımcılar, Maliye Bakanlığı’ndan 43 milyar ruble değerinde tahvil satın aldı.
Bu rakam, ihraç edilen Rus devlet tahvillerinin yalnızca yüzde 6,4’ünü oluştursa da, savaşın başlangıcından bu yana görülen en yüksek seviye.
Piyasa katılımcıları ve yetkililer, savaşın başından beri ilk kez yabancı sermaye girişinden söz ediyor.
Diğer yandan Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, rubledeki güçlenmeyi değerlendirirken, “Jeopolitik durumu da göz önünde bulundurarak, iç piyasaya yurt dışından sermaye girişi olduğunu görüyoruz,” dedi.
Raiffeisenbank analistleri, Rus devlet tahvillerine olan talep artışının temel nedenleri olarak, politika faizinin düşürüleceği beklentisi ve “jeopolitik alanda hızlı ilerleme bekleyen yerleşik olmayanların fon girişini” gösteriyor.
MMI analistleri ise, Rus devlet tahvillerine olan güçlü talebin “hem yerel hem de kısmen yerel olmayan oyunculardan” geldiğini vurguluyor.
Yatırım bankeri Yevgeniy Kogan, Kommersant gazetesine yaptığı değerlendirmede, yabancı yatırımcıların üçüncü ülkelerin finansal altyapısı üzerinden Rus varlıklarına erişmeye çalıştığını belirtiyor.
Gazeteye konuşan bir kaynağa göre, Çin ve Orta Doğu’dan yatırımcılar Rus devlet tahvillerine temkinli bir giriş yapıyor; ancak BDT ülkelerindeki şirketler aracılığıyla alım yapan Amerikan fonları da bulunuyor.
Aynı kaynak, “Mart ayının başından itibaren, birincil ve ikincil piyasalarda yaklaşık 200 milyon dolarlık Rus devlet tahvili alımı gerçekleştirdiler,” bilgisini verdi.
Bu durum, Rusya’dan çıkmak isteyen yatırımcılara da bir fırsat sunuyor.
Istar Capital verilerine göre, şubat ayında yerleşik olmayanlar tarafından borsa dışında Rus devlet tahvili alımları ve Barclays gibi büyük yatırımcıların satışları gözlemlendi.
Ancak Lutsko, Reuters‘a yaptığı açıklamada, sermaye girişinin çıkıştan daha fazla olduğunu belirtti ve ekledi:
“Jeopolitik alanda yaşanan yumuşama ve diğer gelişmelerle birlikte, yatırımcılarda güven arttı. Faiz oranlarının kademeli olarak düşeceği ve mevcut durumun kaçırılmaması gereken bir fırsat olduğu düşüncesiyle hareket ediyorlar. Döviz satışı yoluyla spekülatif carry trade (faiz farkından getiri elde etme) işlemleri küçük çaplı olsa da başladı.”
Durumun kısmen normalleşeceği beklentisi, Rus devlet tahvilleri getirilerinin ve döviz kurlarının rubleye karşı düşmesine yol açtı.
Rusya Maliye Bakanlığı, bu hafta Rus devlet tahvillerini yüzde 15’in altında bir getiriyle ihraç ederken, dolar kuru 80 rublenin altına indi (ancak perşembe akşamı 85 ruble civarındaydı).
Promsvyazbank baş analisti Denis Popov, sermaye girişi gerçeğinin resmen teyit edildiğini belirterek, rublenin daha da değer kazanma riskinin yüksek olduğunu ve 10,4-10,8 ruble/yuan ile 75-80 ruble/dolar seviyelerine inilebileceğini öngörüyor.
Popov, 80-85 ruble/doların altındaki bu güçlü seviyelerin, yalnızca ruble varlıklarına yoğun sermaye girişiyle geçici olarak açıklanabileceğini, ancak bu durumun ne kadar süreceğinin belirsiz olduğunu ve jeopolitik gelişmelere bağlı olacağını ifade ediyor.
Rusya
İran riyali ABD baskısı karşısında tarihi dip seviyeye geriledi

İran riyali, ABD yönetiminin devreye soktuğu kapsamlı ekonomik baskı ve tecrit adımlarının ardından serbest piyasada dolar karşısında tarihi dip seviyeye geriledi. Washington yönetimi Tahran’ın ana limanlarını, ticaret ortaklarını ve petrol ihracatını hedef alırken BAE de mali işlemleri askıya aldı.
İran ulusal para birimi riyal, Washington yönetiminin ekonomik baskıyı artırmasının ardından serbest piyasada dolar karşısında tüm zamanların en düşük seviyesine geriledi.
Bloomberg’in serbest piyasa verilerine dayandırdığı habere göre, İran’daki serbest piyasa döviz kurlarını izleyen Bonbast internet sitesinde riyal, 23 Ağustos Pazar günü, 21 Ağustos Cuma günkü kapanışa kıyasla yüzde 4,6 değer kaybederek 1 dolar karşısında 1 milyon 992 bin riyal seviyesine indi.
Bir diğer gayriresmi izleme platformu olan TGJU ise pazar günü kurun 1 dolar karşısında 2 milyon riyal sınırını aştığını, ancak seans kapanışına doğru bir miktar gerilediğini bildirdi.
İran para birimi üzerindeki baskı, ABD Başkanı Donald Trump’ın geçtiğimiz hafta Tahran’a yönelik “benzeri görülmemiş bir ekonomik tecrit” sürecinin başladığını duyurmasının ardından hız kazandı.
Washington yönetimi; Tahran’ın kalan az sayıdaki ticaret ortağına yönelik tehditler savurarak, Basra Körfezi’ndeki ana limanlarını abluka altına alarak ve ülkenin en kritik döviz kaynağı olan petrol ihracatını kısıtlayarak İran’ı tamamen yalnızlaştırmayı hedefliyor.
İran Merkez Bankası Başkanı Abdunnasır Himmeti, ülkenin ham petrol ihracatının “neredeyse tamamen durduğunu” açıkladı.
Bununla birlikte Tahran’ın başlıca ticaret ortakları arasında yer alan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), ikinci bir duyuruya kadar İran ile yürütülen tüm mali operasyonları askıya aldığını bildirdi.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, yürütülen stratejiye ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Amacımız, İran tamamen yapayalnız kalana dek onu ayakta tutan bütün ekonomik damarları kesmektir” ifadelerini kullandı.
Bessent, 24 Ağustos Pazartesi günü şafak vakti itibarıyla İran için ekonomik bir “D-Day” (Normandiya Çıkarması) başladığını belirterek, bunun bir hasma karşı bugüne kadar organize edilmiş en büyük finansal taarruz olduğunu söyledi.
İran’ın ekonomi gazetesi Donya-e Eqtesad’da yer alan bilgilere göre riyaldeki sert düşüş; döviz transferlerindeki aksamalar ve ihracattaki gerilemenin, ithalat talebindeki artış ve yükselen enflasyon beklentileriyle aynı döneme denk gelmesinden kaynaklandı.
İran petrolünün büyük kısmını satın alan Çin ise ABD’nin Tahran üzerindeki ekonomik baskısının sonuç vermeyeceğini savunarak anlaşmazlığın diplomatik yollarla çözülmesi çağrısında bulundu.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, devlete ait İttilaat gazetesinde yayımlanan yazısında çok kutuplu mekanizmalara işaret etti.
Arakçi, “Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) ve BRICS grubu gibi yapıların, güç tekelini kırmak ve daha adil bir uluslararası düzene ilerlemek adına etkili araçlar olduğuna inanıyoruz” değerlendirmesinde bulunarak İran’ın bu fırsatları azami ölçüde kullanma kararlılığında olduğunu vurguladı.
İran riyali, Ortadoğu’daki gerilime paralel olarak şubat sonundan bu yana dalgalı bir seyir izliyor. Mart ayı sonunda ABD’nin İran petrolünün satışına kısmen izin verme kararı almasıyla riyal yüzde 6,7 değer kazanarak 1 dolar karşısında 1 milyon 559 bin seviyesine yükselmişti.
Ancak nisan ayı sonunda İran ile ABD arasındaki müzakerelerin çıkmaza girmesi üzerine para birimi 1 dolar karşısında 1,8 milyon riyale gerileyerek o dönemin en düşük seviyesini görmüştü.
Haziran ayı ortasında İran ve ABD arasında bir mutabakat zaptı imzalanmıştı. Söz konusu mutabakat, ateşkes sağlanmasını ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın kaldırılmasına yönelik çalışmaların başlatılmasını öngörüyordu.
Buna karşın taraflar arasındaki karşılıklı saldırılar devam etti. Sürecin ardından Tahran yönetimi, Washington’ın taahhütlerini yerine getirmediğini öne sürdü ve ABD bölgeye müdahalesine son verene kadar Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın süreceğini, savaş nedeniyle “tek bir damla” petrolün dahi geçişine izin verilmeyeceğini ilan etti.
Rusya
Rusya akaryakıt piyasasını ithalatla dengeleyecek

Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, ülkedeki akaryakıt piyasasının ithalat yoluyla dengeleneceğini açıkladı. Novak, iç piyasada dizel veya uçak yakıtı sıkıntısı bulunmadığını, sorunların yalnızca benzinle sınırlı olduğunu bildirdi.
Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, Birleşik Rusya Partisinin kongresinin ikinci aşamasında gazetecilere yaptığı açıklamada, Rusya akaryakıt piyasasının ithalat yoluyla dengelenmesi gerektiğini ve ithalat hacminin piyasadaki açığa bağlı olarak değişiklik göstereceğini söyledi.
İthalat adımlarının geçici nitelik taşıdığını belirten Novak, “İthalat konusunda, piyasanın tam olarak ithalatla dengelenmesi gerektiği kanaatindeyim. Buradaki hacimler de geçici bir karakter taşıyor; ithalat hacmi açık durumuna göre dalgalanacaktır” dedi.
İç piyasada dizel yakıt sıkıntısı yaşanmadığını vurgulayan Novak, “Dizel yakıt yeterli seviyede. Tarım üreticilerinin ihtiyacı karşılandı, kuzey ikmali güvence altına alındı. Uçak yakıtı da yeterli miktarda bulunuyor. Sorunlar yalnızca benzinle bağlantılı” diye konuştu.
Birkaç Rus petrol rafinerisinin kısa süre önce bakım ve onarım çalışmalarını tamamlayarak piyasaya ek akaryakıt sevk etmeye başladığını kaydeden Novak, “Şu anda birkaç tesis yeniden işletmeye alındı” bilgisini paylaştı.
Novak, Euro-5 çevre sınıfının (Rusya’daki K-5 standardı) altındaki akaryakıtın Rusya pazarındaki payının yüzde 10’un altında kalarak önemsiz bir düzeyde olacağını ifade etti. Dikey entegre petrol şirketlerinin K-2, K-3 veya K-4 standartlarında yakıt üretmeyi planlamadığını ve K-5 standardında üretime devam edeceğini kaydetti.
Türkiye’den Rusya’ya ilk deniz yolu benzin sevkiyatı yola çıktı
Rusya hükümeti, ağustos ayı başında K2, K3 ve K4 sınıfı benzinlerin üretimini, ithalatını ve satışını 1 Temmuz 2027 tarihine kadar serbest bırakmıştı.
Novak başkanlığında 21 Ağustos’ta düzenlenen hükümet toplantısında Enerji Bakanlığı, petrol şirketlerinin iç pazara yönelik benzin ve dizel tedarikini artırma tavsiyelerini yerine getirdiğini bildirmişti.
Bu tedarik artışının, ithalatın yükseltilmesi ile K2, K3 ve K4 çevre sınıflarındaki yakıtların üretimi sayesinde sağlandığı aktarılmıştı.
O dönemden bu yana Rusya’nın 80’den fazla federe biriminde benzin ve dizel dağıtımına yönelik tam veya kısmi kontrol tedbirleri uygulandı.
Temmuz ayına doğru bazı bölgelerde bu kısıtlamalar kademeli olarak gevşetilmeye başlandı.
Enerji Bakanı Sergey Tsivilev, 18 Ağustos’ta yaptığı açıklamada bazı akaryakıt istasyonlarında kuyrukların sürdüğünü kabul etmiş ve bakanlığın bu sorunun çözümü üzerinde çalıştığını duyurmuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise akaryakıt piyasasındaki güçlükleri geçici olarak nitelemiş ve bu durumun genel ekonomik gidişatı etkileyemeyeceğini vurgulamıştı.
Rusya akaryakıt krizine karşı Asya’dan yakıt ithalatını artırıyor
Rusya
Türkiye’den Rusya’ya ilk deniz yolu benzin sevkiyatı yola çıktı

S&P Global verilerine göre Türkiye’deki Mersin Limanı’ndan yüklenen Wendrix adlı tanker Rusya’ya doğru yola çıktı. Sevkiyat gerçekleştiğinde Türkiye’den Rusya’ya deniz yoluyla yapılan ilk benzin ihracatı ve denizden beşinci yabancı yakıt ithalatı kayıtlara geçecek.
S&P Global bünyesindeki Commodities at Sea (CAS) biriminin verilerine göre, Rusya Türkiye’den ilk parti benzin sevkiyatını almaya hazırlanıyor.
Kommersant gazetesinin haberine göre analistler, Türkiye’deki Mersin Limanı’ndan yükleme yapan Wendrix adlı tankerin önümüzdeki hafta Rusya’ya ulaşmasının beklendiğini aktardı.
CAS, Mersin Limanı’nın Ukrayna’nın yaptırım listesinde yer aldığını, Wendrix tankerinin ise Avrupa Birliği, İngiltere, Ukrayna ve İsviçre tarafından yaptırım uygulanan gemiler arasında bulunduğunu kaydetti.
S&P Global, söz konusu sevkiyatın Türkiye’den Rusya’ya deniz yoluyla gerçekleştirilen ilk kayıtlı benzin sevkiyatı ve Rusya’nın deniz yoluyla yurt dışından ithal ettiği beşinci parti yakıt olacağını bildirdi.
Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, 19 Ağustos’ta yaptığı açıklamada Rusya’nın yakıt ithalatına başladığını ifade etmişti.
Rusya’nın çeşitli bölgelerinde mayıs ayı sonundan itibaren yakıt tedarikinde aksamalar yaşanmaya başladı. Tam ya da kısmi kısıtlamalar 80’i aşkın bölgeyi etkilerken yetkililer temmuz ayından itibaren bazı bölgelerde bu tedbirleri gevşetmeye başladı.
Başbakan Yardımcısı Novak, haziran ayında ilgili bakanlık ve kurumlara iç yakıt piyasasını istikrara kavuşturacak tedbirler hazırlama talimatı verdi. Aynı dönemde havacılık yakıtı (kerosen) ihracatına yasak getirildi.
Temmuz ayı başında ise yakıt tedarikinin güvenilirliğini artırmak amacıyla Rus rafinerilerine Euro-3 standartlarına uygun benzin satma izni yıl sonuna kadar tanındı. Bu karardan birkaç gün sonra dizel ihracatı da yasaklandı.
Alınan bu tedbirlerin yanı sıra Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, iç yakıt pazarının güvenceye alınmasına yönelik bir yasayı imzaladı.
İlgili yasa, diğer düzenlemelerin yanında ham benzinin (nafta/düz koşum benzin) farklı bileşenlerle harmanlanmasına da imkan tanıyor.
Novak, hükümetin aldığı önlemlerin sonuç verdiğini belirterek birçok bölgede kısıtlamaların kaldırıldığını, faaliyet gösteren akaryakıt istasyonu sayısının arttığını ve kuyrukların azaldığını dile getirdi. Putin de ülkedeki yakıt sorunlarının geçici olduğunu vurguladı.
Dünya Basını2 hafta önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Ortadoğu2 hafta önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Amerika3 gün önceSteve Jobs’ı iflastan kurtaran gizli CIA anlaşması gün yüzüne çıktı
Diplomasi2 hafta önce‘İslami NATO’ mu? Yeni savunma paktı Hindistan’ı neden tedirgin ediyor?
Diplomasi2 hafta önceUkrayna, Türkiye’den 70 ATACMS ve diğer ABD menşeli silah satın aldı
Dünya Basını6 gün önceThe Economist, Daron Acemoğlu’nu yerden yere vurdu: “Sığ ve inandırıcılıktan uzak”
Rusya1 hafta önceDört AB ülkesi daha Rus pasaportlarına kısıtlama getiriyor
Dünya Basını2 hafta önceÇin, Buz İpek Yolu yarışını kazanıyor









