Bizi Takip Edin

Amerika

Yapay zeka, dolar hakimiyetini güçlendirebilir

Yayınlanma

Siyasetçiler ve iktisatçılar doların hakimiyetinin geleceğini tartışırken, yapay zeka bu geleceği şimdiden güçlendiriyor olabilir.

Project Syndicate için yazan Chenxu Fu ve Xianguo Huang, “uluslararası para tarihinin bir sonraki bölümünü” şimdiden yazan yapay zeka şirketleri, bulut hizmet sağlayıcıları ve ödeme ağlarına karşı harekete geçmek gerektiğini öne sürüyor.

“20 yıllık bir veri merkezi kira sözleşmesinin imzalanması, muhtemelen parasal bir olay olarak algılanmaz. Yapay zeka patlamasıyla bağlantılı, dolara sabitlenmiş bir stabilcoin’in duyurulması bile mutlaka bu şekilde nitelendirilmeyebilir,” diyen yazarlar, buna rağmen bu tür gelişmelerin hızla yaygınlaştığı ve “küresel ekonomi için hayati öneme sahip bir girdinin fiyatlandırıldığı, bedelinin ödendiği ve nihayetinde dolar cinsinden varlıklara dönüştürüldüğü bir sistemin oluşmasına” katkıda bulunduğunu hatırlatıyor.

1970’lerden bu yana, petrolün ABD doları cinsinden fiyatlandırılmasının, bu para birimine yönelik küresel talebi artırdığına ve petrol üreticileri için ihracat gelirleri yarattığına dikkat çeken Fu ve Huang, petrodoların bir “kehanet” değil, “şablon” olduğuna işaret ederek şöyle yazıyor:

“Bu durum, üretim, ödemeler ve varlık geri dönüşümünün birbirini pekiştirdiği zaman, vazgeçilmez bir girdinin bir para birimini küresel pazarlara yerleştirebileceğini gösteriyor.”

Yapay zekanın, bu dinamiğin kendine özgü bir versiyonunu ortaya çıkarabileceğini vurgulayan yazarlar, yapay zeka ekonomisinde kimin kazanacağına dair tartışmaların genellikle en gelişmiş modelleri geliştirme yarışına odaklandığını, fakat asıl dönüşümün, “model performansları birbirine yaklaştığında ve şirketler yapay zekayı günlük operasyonlarına entegre ettiğinde” başladığını söylüyor.

Fu ve Huang, “O noktada, tıpkı bugün varil başına dolarından bahsettiğimiz gibi, kendimizi hesaplama birimi başına dolarını düşünürken bulabiliriz,” diye yazıyor.

Enerjiye dikkat çeken yazarlar, veri merkezlerinin elektriği “faturalandırılabilir bilgi işlem kapasitesine” dönüştürdüğünü ve bu kapasitenin “artık yıllar öncesinden güvence altına alındığını” hatırlatıyor.

Örneğin Anthropic, altyapı sağlayıcısı TeraWulf ile 20 yıllık bir kira sözleşmesi imzaladığında, bu durum uzun vadeli üretim kapasitesini güvence altına alan bir sanayi şirketine çok benziyor. Yazarlara göre bu, “bilgi işlem talebinin devam edeceğine dair arz tarafında yapılan bir bahis.”

OpenAI’ın yeni danışmanlık kolu Deployment Company’nin (DeployCo), mühendisleri şirketlerin bünyesine yerleştirerek yapay zekayı iş akışlarına entegre etmek suretiyle “talep”teki yavaşlığı da değiştirmeyi hedeflediğine dikkat çeken Project Syndicate, “Bu tür sistemler bir kez devreye girdiğinde, bilgi işlem masrafı tekrarlayan bir işletme gideri haline gelecek,” diyor ve dolarla ilgili kısma geliyor:

“Bu da bizi, doların hakimiyetini pekiştirecek ilk kanala getiriyor. Yapay zeka tedarik zinciri ABD ile bağlantılı şirketler tarafından domine ediliyor ve fiyatlandırma dolar üzerinden yapılıyorsa, küresel dijital üretim dolar likiditesi temin etmek zorunda kalacak ve elde edilen gelirler büyük ölçüde dolar temelli bir finansal sistemin içine akacak. Petrol gelirlerinin aksine, bu gelirler ABD pazarlarına geri dönmeden önce yurtdışında birikmeyecek.”

Öte yandan yazarlara göre ödenecek fatura sadece görünür katman. Bunun altında, görünmez bir altyapı inşa ediliyor: Otonom ticaretin giderek daha fazla üzerinde işleyeceği ödeme ağı.

OpenAI’ın Visa ile ortaklığı, bu altyapıyı kurmayı amaçlıyor ve “daha programlanabilir” bir geleceğe işaret ediyor.

Yazarlar, “Yapay zeka ajanları, asgari düzeyde insan müdahalesiyle hizmet satın almaya, lojistik düzenlemelerine ve stok yenilemelerine başlarsa, ödemelerin otomatikleştirilmesi ve makineye özgü olması gerekir,” diyor.

Fu ve Huang’a göre bu, doların hakimiyetini güçlendirecek ikinci kanal. Özellikle dolara sabitlenmiş stabilcoinlere işaret eden yazarlar, bunların “akıllı sözleşmelere dayalı ticaretin gerektirdiği programlanabilir ödeme çözümünü” sağlayabileceğini vurguluyor.

140’tan fazla ödeme, finans ve kripto şirketinin desteğiyle dolara sabitlenmiş bir stabilcoin olan Open USD’nin duyurusu, dolar tabanlı tokenların bu dönüşüm için şimdiden konumlandırılmaya başlandığını gösteriyor.

Bu iki kanalın zamanla birleşebileceğini kabul eden yazarlar, dolara sabitlen stabilcoinlerin aracılığıyla “ajan tabanlı ticaretin” programlı olarak gerçekleştirilmesini sağlayan aynı sistemin, diğer sistemler kadar kolay bir şekilde hesaplama ödemelerini de kolaylaştırabileceğini söylüyor.

Yazarlara göre böylelikle dolar bazlı faturalandırma, stabilcoin ile ödemeyle birleştirilecek ve teknolojik bağımlılık, parasal bağımlılığa dönüşecek.

Bu altyapı aynı zamanda bir geri dönüşüm işlevi de görüyor; zira programlanabilir dolara olan talep, bunları destekleyen güvenli varlıklara (özellikle ABD Hazine tahvillerine) olan talebe dönüşüyor. 

Ajan tabanlı ticaret henüz yeni yeni başlamışken, stabilcoin ihraççıları şimdiden Hazine bonolarının en büyük alıcıları arasında yer alıyor.

Yazarlara göre bu gelişmelerin tamamı, bir “enerji-hesaplama-dolar döngüsü”nün ortaya çıkabileceğine işaret ediyor:

“Elektrik, veri merkezlerine güç sağlıyor; veri merkezleri hesaplama gücü üretiyor; hesaplama gücü, programlanabilir hesaplaşmayı destekleyen ödemeler de dahil olmak üzere iş faaliyetlerinin otomasyonunu mümkün kılıyor; ve stabilcoin rezervleri ABD Hazine tahvillerine akıyor. Sonuçta, yapay zeka altyapısı, dijital ödemeler ve ABD finans piyasalarını birbirine bağlayan, kendini pekiştiren bir döngü ortaya çıkacak.”

Fu ve Huang, bu süreci yöneten bir hükümetin bulunmuyor gibi görünmesinin dikkat çekici olduğunu yazıyor.

Onlara  göre, petrodolar resmi anlaşmalar üzerine kurulmuşken, yapay zeka temelli yeni dönem büyük ölçüde ticari kararlar yoluyla şekilleniyor:

Bulut hizmet sağlayıcıları arazi ve enerji kaynaklarını güvence altına alıyor. Yapay zeka şirketleri modelleri hizmetler halinde paketliyor. Ödeme grupları stabilcoin altyapılarını kuruyor. Stabilcoin ihraççıları Hazine tahvillerini satın alıyor.

“Her adım tek başına mantıklı; fakat bir araya geldiklerinde, doların hakimiyetini sessizce pekiştiriyorlar,” diye yazıyorlar.

Bu durumun, ABD dışındaki politika yapıcılar için önemli sonuçlar doğurduğuna dikkat çeken yazarlar, “Örneğin, ASEAN+3 ülkeleri, ticareti yerel para birimleriyle gerçekleştirmeye, ulusal ödeme sistemlerini birbirine bağlamaya ve dolar kıtlığına karşı korunmak için rezervlerini bir araya getirmeye çalışıyor,” diye hatırlatıyor.

Fakat yazarlar, ASEAN+3’ün, “kendini pekiştiren dolar döngüsü”nün oluşmasını engelleyemese de, dolara olan bağımlılığını sınırlayabileceğine inanıyor:

“Anahtar nokta, enerji, yapay zeka ve ödemeleri tek bir stratejik gündem altında birleştirmek olacak. Uygun maliyetli ve giderek daha temiz enerji ile çalışan bölgesel veri merkezleri, yerel firmaların bilgi işlem kaynaklarına erişimini artırabilir. Ayrıca, acenteli ticaret için yerel para biriminde tokenize edilmiş ödeme sistemlerinin geliştirilmesi, dolar sistemlerine olan bağımlılığı azaltacak ve işlemlerin düzenleyiciler tarafından izlenebilir olmasını sağlayacak.”

ABD harici ülkeler için hedefin, yakın zamanda muhtemel olmamasından dolayı “tam teknolojik kendi kendine yeterlilik” olmadığını savunan Fu ve Huang, “Asıl amaç, giriş bedeli olarak yeni bir dolar bağımlılığı katmanı kabul etmeden dijital üretime katılmak. Sonuçta, petrodolar düzenlemelerinin aksine, ortaya çıkan yapay zeka sistemi ülkelere hiçbir zirve masasında yer sunmuyor,” iddiasında bulunuyor.

Yazarlar, makalelerini şöyle sonlandırıyorlar:

“Siyaset yapıcılar ve iktisatçılar dolar hakimiyetinin geleceğini tartışırken, yapay zeka şirketleri, bulut sağlayıcıları ve ödeme ağları bunu uluslararası para tarihinin bir sonraki bölümüne çoktan yazıyor olabilir. Bu bölümü şekillendirmeyi umanlar şimdi harekete geçmelidir; aksi takdirde sayfanın dışında kalma riskiyle karşı karşıya kalırlar.”

Amerika

Beyaz Saray basın yasağını kaldırdı: CNN ve Politico yerleşkede

Yayınlanma

ABD’de federal mahkemenin yürütmeyi durdurma kararı üzerine, Donald Trump’ın erişimini engellediği CNN, MS NOW ve Politico muhabirleri Beyaz Saray’a yeniden kabul edildi. Yargıç Timothy Kelly, gazetecilerin savunma hakkı verilmeden kartlarının iptal edildiğine hükmetti. Kararın hemen ardından yaşanan kısa süreli giriş krizini avukatların acil başvurusu çözdü.

ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen hafta Beyaz Saray’a girişlerini yasakladığı CNN, MS NOW ve Politico muhabirleri, federal mahkeme kararının ardından perşembe günü yerleşkeye yeniden girdi.

CNN televizyonunun haberine göre Yargıç Timothy Kelly, medya kuruluşlarının açtığı davada çarşamba gecesi acil duruşma düzenledi.

Trump’ın göreve getirdiği Yargıç Kelly, yönetimin yasak kararını kaldırmasına ve gazetecilerin basın kartlarının derhal iade edilmesine hükmetti.

Medya kuruluşları, Trump yönetiminin getirdiği yasağın anayasal güvence altındaki adil yargılanma ve ifade özgürlüğü haklarını ihlal ettiğini savundu.

Kararında davacıların iddialarına değinen Kelly, “Davalı taraf, davacıların kalıcı basın kartları iptal edilmeden önce kendilerine herhangi bir bildirim yapılmadığını ve dinlenme fırsatı tanınmadığını inkar etmiyor” dedi.

Yargıç kararına rağmen muhabirler ve foto muhabirleri perşembe sabahının ilk saatlerinde içeri alınmadı.

Üç medya kuruluşunun avukatı Theodore Boutrous, yönetimin mahkeme kararını açıkça ihlal ettiğini belirterek Yargıç Kelly’ye acil dilekçe verdi.

Boutrous başvurusunda, “Zaman daralıyor. CNN bu akşam Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in Beyaz Saray ziyaretinde televizyon havuzunu yönetmek üzere görevlendirilmiş durumda” ifadesini kullandı.

Pentagon’un medya kısıtlamalarına siyasi tepki büyüyor

Hukuki temasların ardından Beyaz Saray basın operasyonları direktörü mahkemeye resmi bir bilgilendirme sundu.

Bilgilendirme yazısında, erişimin yeniden sağlanmasına ilişkin talimatın yerel saatle 07.10’da ulaştığı, işlemlerin 07.25’te başladığı ve Gizli Servis’in saat 09.07’de kartları sisteme tanımladığı aktarıldı. Basın ekibi el konulan kartları saat 09.55’te Gizli Servis’e teslim etti; kartlar öğleden hemen sonra ilgili muhabirlere dağıtıldı.

Donald Trump, geçen hafta bu kuruluşları “yalan haber” üretmekle suçlayarak yerleşkeye girişlerini durdurmuştu.

ABD Adalet Bakanlığı ise söz konusu haberlerin ulusal güvenliği tehlikeye attığını öne sürdü. Basın özgürlüğü örgütleri ve siyasi analistler karara tepki gösterdi.

Yargıç Kelly’nin verdiği geçici karar 14 gün boyunca geçerliliğini koruyor. Trump yönetiminin karara itiraz edip etmeyeceği henüz netlik kazanmadı. Beyaz Saray ve Trump mahkeme kararı hakkında resmi bir açıklama yapmadı.

Trump bu haftanın başlarında sosyal medyada paylaştığı mesajda, temyize gitme olasılığına değinerek şu ifadelere yer vermişti:

“Neredeyse kesinlikle, her zaman olduğu gibi temyize gideceğiz. Çünkü sadece olumsuz yazan, kaynağı belirsiz sahte ve karalayıcı haberlerle ulusal güvenliğimizi ihlal eden yalan haber çalışanları ve yayınları, dünyanın en önemli makamına girme hakkına sahip olmamalıdır.”

Medya kuruluşları, Pentagon’un yeni kurallarını imzalamayı reddediyor

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, büyümede G7 ülkelerinin çok önünde

Yayınlanma

ABD ekonomisinin, iç politikalarının dünyanın büyük bir kısmında sıkıntılara yol açması nedeniyle, bu yıl diğer tüm büyük gelişmiş ekonomilerden çok daha hızlı büyümesi bekleniyor.

Axios’a göre küresel ekonomi, arka arkaya gelen şoklara karşı şaşırtıcı derecede dirençli olduğunu kanıtladı.

ABD, bu genel tablo içinde öne çıkıyor. Yapay zeka yatırımlarındaki patlama, ülkenin diğer ekonomilere kıyasla çok daha hızlı büyümesine yardımcı oluyor.

Fakat bu istisnai durumun bir bedeli var: Daha kalıcı bir enflasyon ve bunu dizginlemek için faiz oranlarının daha uzun süre yüksek seviyelerde kalması gerekebilir.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), ABD ekonomisinin bu yıl %2,2 oranında büyüyeceğini öngörüyor.

Bu oran, Avro bölgesi, Almanya ve Birleşik Krallık için tahmin edilen büyüme hızının yaklaşık iki katı. Japonya’da (%0,8) ve Kanada’da (%0,9) büyümenin daha da zayıf olması bekleniyor.

Bu büyüme farkının önümüzdeki yıl da devam etmesi bekleniyor. 2027’de ABD’nin büyüme oranının %2,1 olarak gerçekleşirken, dünyanın geri kalanındaki diğer büyük gelişmiş ekonomilerin çoğunda büyüme oranının yaklaşık %1 seviyesinde kalacağı tahmin ediliyor.

OECD, Haziran ayından bu yana ABD konusunda daha iyimser bir tavır sergilemeye başladı ve 2026 yılı için büyüme tahminini 0,2 puan, 2027 yılı için ise 0,3 puan yukarı çekti.

Bu durum, genel olarak küresel ekonomi, Avro bölgesi, Kanada, Birleşik Krallık ve Japonya için gelecek yılın büyüme tahminlerinin aşağıya doğru revize edilmesiyle tezat oluşturuyor.

OECD baş ekonomisti Stefano Scarpetta bu sabah gazetecilere şunları söyledi:

“En büyük risk hâlâ Orta Doğu’daki çatışmanın gidişatı ve bunun enerji piyasası üzerindeki etkisidir. Fakat bir dizi başka risk de bulunuyor, bunlardan bazıları Haziran ayı tahminlerine kıyasla biraz daha belirgin hale gelmiş görünüyor.”

Scarpetta, devlet tahvili getirilerindeki artışa, yapay zeka yatırım patlamasının beraberinde getirdiği risklere ve aşırı hava koşullarının gıda fiyatlarını yukarı çekme olasılığına dikkat çekti.

OECD’ye göre, yapay zeka (AI) alanındaki patlama, ABD ekonomisine diğer birçok ekonomide bulunmayan güçlü bir şok emici sağladı.

Yapay zeka yatırımları ve üretimindeki hızlı büyüme, Orta Doğu’daki çatışmanın yol açtığı iktisadi darbeyi “kısmen dengeledi.”

Veri merkezi ve teknoloji harcamaları, ABD’nin büyümesini doğrudan destekledi.

Enflasyon görünümü ise birkaç ay öncesine kıyasla daha inatçı bir hal alıyor.

OECD, ABD’deki genel enflasyonun bu yılki %3,6 seviyesinden gelecek yıl %2,6’ya düşmesini bekliyor.

Fakat 2027 yılına ilişkin bu tahmin, Haziran ayında öngördüğü rakamdan yarım puan daha yüksek.

ABD’de çekirdek enflasyonun bu yıl %3,3 olacağı tahmin ediliyor. Bu oran, önde gelen gelişmiş ekonomiler arasında en yüksek oranlardan biri ve gelecek yıl %2,5’e gerileyeceği öngörülüyor.

Bu inatçı seyir, OECD’nin bu yıl Federal Rezerv’in bir faiz artışı daha yapmasını ve faiz oranlarının 2027 sonuna kadar %4–%4,25 aralığında kalmasını beklemesinin nedenini açıklıyor.

Öte yandan ABD’deki büyümeyi hızlandıran yapay zeka patlaması, kendi makroekonomik olumsuz etkilerini de beraberinde getirmeye başlıyor.

OECD’ye göre, uzun vadeli borçlanma maliyetleri çoğu büyük bu ekonomide en az 15 yılın en yüksek seviyesinde.

Örgüt, yapay zeka şirketlerinin yoğun borçlanmasının getiri oranlarını yukarı çekmeye katkıda bulunduğunu, bunun da ekonomi genelinde maliyetleri artırabileceğini ve yapay zeka kârlarının beklentileri karşılayamaması durumunda piyasaları savunmasız bırakabileceğini savunuyor.

Amerika, küresel iktisadi ortamın daha zorlu hale gelmesine katkıda bulundu.

Kendi ekonomisi şu ana kadar diğer ülkelerin neredeyse tamamından daha iyi bir performans sergilese de bu dayanıklılık, ortadan kaldırılması hâlâ zor olan bir enflasyon sorunuyla birlikte geliyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

Altman ve Amodei, BMGK’ya seslendi

Yayınlanma

OpenAI’den Sam Altman ve Anthropic’ten Dario Amodei, çarşamba günü Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde yapay zeka güvenliği konusunda ayrı ayrı brifingler verdi.

Altman, BMGK’ya yaptığı açıklamada, “Önümüzde bir seçim var. Yapay zeka, ya yaratıcılık ve keşiflerin yeni bir Rönesansı gibi olabilir ya da kargaşa ve karışıklığın hakim olduğu yeni bir sanayi devrimi gibi olabilir,” dedi.

Altman ve Amodei, şirketlerinin ürünlerinin güvenliği konusunda giderek artan bir incelemeyle karşı karşıya kalırken konuşma yaptı.

Yapay zeka konusundaki kamuoyu endişesi, bu ayın başlarında Anthropic araştırmacılarının, bu teknolojinin on yıl içinde insanlığı yok edebileceği yönündeki uyarıları üzerine arttı.

Altman ve Amodei de dahil olmak üzere yapay zeka şirketlerinin liderleri, o zamandan beri yapay zeka alanındaki ilerlemenin yavaşlatılması ve teknolojinin güvenlik standartları konusunda daha fazla uluslararası işbirliği yapılması çağrısında bulunuyorlar.

BMGK’da yaklaşık 10 dakika konuşan Altman, yapay zekanın üretkenliğe sağladığı faydaları vurgularken, aynı zamanda bu teknolojinin kötüye kullanılma olasılığına da dikkat çekti.

OpenAI CEO’su, hükümetlerin bir araya gelerek, insanların bu teknolojiyi “kendilerine dayatılan bir şey” olarak algıladıkları bir gelecek yerine, yapay zekanın “demokratik kurumlar tarafından yönlendirildiği” bir gelecek inşa etmelerini savundu.

Altman şöyle konuştu:

“Yapay zekanın demokratik olması için, en önemli kararlar yalnızca San Francisco’daki laboratuvarlar tarafından alınamaz. Bu kararlar, demokratik süreçler aracılığıyla ve hizmet ettikleri halka karşı sorumlu hükümetler tarafından şekillendirilmelidir.”

OpenAI CEO’sunun konuşması, şirketinin bazı lobi faaliyetleriyle ve şirket başkanı Greg Brockman’ın ABD’deki siyasi eylem komitesiyle (PAC) tezat oluşturuyor.

Yapay zeka yanlısı “Leading the Future PAC”, yapay zeka sektörüne yönelik daha sıkı regülasyonları destekleyen adayları hedef alarak 100 milyon dolardan fazla kaynak topladı ve milyonlarca dolar harcadı.

Altman’ın konuşması, Anthropic araştırmacılarının yapay zekanın varoluşsal riskine ilişkin bazı endişelerine de değindi ve konseyi “kıyametçiliğe” kapılmamaları konusunda uyardı.

Altman, güvenlik tartışmasında bunun yerine üç ilkeye dayandırılması gereken bir “orta yol” olduğunu savundu: Yapay zeka sistemleri insan kontrolü altında kalmalı; yapay zeka, doktorların hastaları tedavi etmesine yardımcı olmaktan girişimcileri desteklemeye kadar insanlara fayda sağlamalı; ve teknoloji “insanları bireysel olarak güçlendirmeli.”

Video görüşmesi yoluyla konseye hitap eden Amodei, 12 Eylül tarihli bir blog yazısında dile getirdiği ve küresel işbirliğinin artırılması ile yapay zekanın denetlenmesi çağrısında bulunduğu birçok noktayı tekrarladı.

Amodei, yapay zekanın biyolojik silah geliştirmede kullanılmasının yasaklanması ve yeni yapay zeka modellerinin test edilmesine yönelik küresel standartlar dahil olmak üzere çeşitli uluslararası anlaşma biçimlerini savundu.

Altman, konuşmasında bu ay manşetlere taşınan varoluşsal risk uyarılarına değinmekten kaçınırken, Amodei, geliştiricilerin yapay zeka üzerindeki kontrolünü kaybetmesi konusundaki endişelerini yineledi ve aynı zamanda şirketini güvenlik konusunda sektör lideri olarak tanıttı.

Amodei, “Kötü yönetilirse, yapay zekanın insanlık için bir risk oluşturabileceğine bile inanıyorum. Anthropic olarak, bu riskleri önleme konusunda sektördeki en iyi sicile sahip olduğumuza inanıyoruz,” dedi.

OpenAI’nin ezeli rakibi Anthropic’teki araştırmacıların, bu teknolojinin birkaç yıl içinde insanlığı yok edebileceği uyarısında bulunmasının ardından, yapay zeka düzenlemeleri siyasi gündemde ön plana çıktı.

Bu endişeler, yapay zeka topluluğunun bazı kesimlerinde sıkça dile getirilen bir konu. Bu kesimler, teknolojinin biyolojik silahların geliştirilmesine yardımcı olmaktan finansal bir felakete yol açmaya kadar çeşitli nedenlerle yıkıma yol açabileceğinden korkuyor.

Daha önce Amodei, yapay zeka geliştirme sürecinin yavaşlatılması çağrısında bulunmuş ve bu çağrı OpenAI, Google ve Elon Musk tarafından desteklenmişti.

Hem Amodei hem de Altman, uzun süredir kendilerini yapay zekanın koruyucuları olarak konumlandırıyor ve teknolojinin kamuoyunda nasıl algılanacağını şekillendirmeye çalışıyor.

Şirketleri de yapay zeka yarışında liderlik için rekabet halinde: Her ikisi de, şirketlerin değerini 1,5 trilyon doların üzerine çıkaracak ve potansiyel olarak rekor kıracak halka arzları hedefliyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English