Bizi Takip Edin

Amerika

Yaralı ABD askerleri ordu yönetimini hedef aldı

Yayınlanma

Kuveyt’teki askeri üsse düzenlenen İHA saldırısında yaralanan ABD askerleri, Pentagon’un yaralarının boyutunu ailelerinden sakladığını ve hafif gösterdiğini açıkladı. Ordu yönetimi suçlamaları reddederken, sahada yaşanan yetersizlikler nedeniyle yaralıların sivil araçlarla taşındığı belirtildi.

ABD’nin İsrail ile birlikte İran’a karşı yürüttüğü askeri gerilimde yaralanan iki ABD askeri, Savunma Bakanlığının (Pentagon) aldıkları yaraların boyutunu kamuoyuna önensiz gibi yansıttığını açıkladı.

CBS News televizyonu, 1 Mart tarihinde İran’a ait bir insansız hava aracının (İHA) Kuveyt’teki Şuaybe Limanı’nda bulunan askeri üssü vurması sonucu yaralanan Kıdemli Teknik Subay Rodney Bearman ve Birinci Sınıf Çavuş Cory Hicks ile özel bir mülakat gerçekleştirdi.

Altı askerin öldüğü söz konusu saldırı, Tahran yönetiminin bir gün önce Washington tarafından başlatılan “Destansı Öfke Operasyonu”na yanıt olarak, Körfez’deki ABD ve İsrail ittifakına yönelik düzenlediği geniş çaplı misilleme operasyonunun bir parçası olarak kayıtlara geçti.

CBS tarafından incelenen resmi tıbbi kayıtlara göre, 57 yaşındaki Subay Rodney Bearman saldırıda ağır şarapnel yaraları aldı.

Ayrıca beyin sarsıntısı geçiren, işitme ve görme kaybı yaşayan askerin akciğerleri de ciddi zarar gördü.

Tüm bu ağır tabloya rağmen ABD ordusu, Rodney Bearman’ın sağlık durumunu kayıtlara yalnızca “ağır yaralı değil” şeklinde geçti.

Askerin eşi Amy Bearman, saldırının ardından ordu yetkililerinden resmi bir telefon aldığını, kendisine eşinin yaralandığının ancak durumunun hayati tehlike arz etmeyen “NSI” (Ağır Yaralı Değil) kategorisinde olduğunun ve yakında görevine dönebileceğinin söylendiğini aktardı.

Bir gün sonra eşiyle doğrudan konuştuğunda durumun kendisine anlatılandan çok daha vahim olduğunu anlayan Amy Bearman, 18 Mart’ta ABD’ye geri getirilen ve Kuzey Carolina’daki Fort Bragg’da tedavi altına alınan eşine yönelik bu yaklaşımı “kabul edilemez” olarak nitelendirdi.

Aynı saldırıda yaralanan diğer 20 asker arasında yer alan 37 yaşındaki Birinci Sınıf Çavuş Cory Hicks de vücuduna isabet eden şarapnel parçaları nedeniyle yerel bir hastanede tedavi altına alındı.

Cory Hicks’in ailesine de ilk etapta yaraların “hafif” olduğu bilgisi verildi.

Ancak sağlık durumunun ciddiyeti nedeniyle daha sonra uçakla Almanya’ya, ardından da Maryland’deki Walter Reed Ulusal Askeri Tıp Merkezi’ne sevk edilen Cory Hicks, şu anda burada bulunan özel bir birimde tedavi görüyor.

Oldukça travmatik olarak tanımlanan bir beyin hasarı nedeniyle yoğun bakım aldığını belirten Cory Hicks, ordu yönetiminin ve Pentagon’un olayın vahametini örtbas etmek için kasıtlı olarak yaraları hafif gösterdiğine kesinlikle inandığını vurguladı.

Amerikan ordusundan bir sözcü ise CBS’e yaptığı açıklamada söz konusu suçlamaları kesin bir dille reddetti. Sözcü, yaralanmaları sınıflandırmak için kullanılan askeri tanımların ve bürokratik terimlerin aileler tarafından yanlış yorumlandığını savundu.

Ordu protokollerini savunan sözcü, bir askerin askeri kayıtlara “ağır” veya “çok ağır yaralı” olarak geçmesi için, aldığı yaralar nedeniyle ilk 72 saat içinde ölme riskinin bulunması gerektiğini belirtti.

Sözcü ayrıca, “Askerlerimizin bakımı ve sağlığı en yüksek önceliğimizdir. Ordunun bir askerin yaralarını önemsiz gibi göstermeye çalıştığı yönündeki iddialar tamamen asılsızdır” ifadelerini kullandı.

Saldırıdan sağ kurtulan diğer askeri personel de çarpıcı bir ihmali gündeme getirdi. Askerler, saldırı öncesinde komutanlıktan üsse ek tıbbi malzeme ve personel gönderilmesini talep ettiklerini ancak bu talebin geri çevrildiğini ifade etti.

Binbaşı Stephen Ramsbottom, bölgeye tıbbi destek sağlanmamasını “tam bir başarısızlık” olarak nitelendirdi.

Sahada yaşanan lojistik eksiklikler nedeniyle, patlamada yaralanan askerler ilk müdahaleyi geçici bandajlarla kendi aralarında yapmak zorunda kaldı.

Yaralıların yerel hastanelere taşınması için askeri ambulans bulunamadığından, çevredeki sivil araçlara el konularak hastanelere sevk yapıldığı ortaya çıktı.

Ordu sözcüsü, saldırının meydana geliş koşullarına ve sahadaki ihmal iddialarına ilişkin başlatılan resmi soruşturmanın tamamlandığını açıkladı.

Sözcü, saldırıda ölen askerlerin yakınlarına gerekli bilgilendirmeler yapıldıktan sonra kapsamlı raporun kamuoyu ile paylaşılacağını duyurdu.

Amerika

Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

Yayınlanma

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.

ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.

Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.

Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.

Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.

Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.

Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.

Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.

ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.

Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.

The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.

Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.

Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

Yayınlanma

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.

ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.

ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.

Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.

Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.

Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.

Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.

Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.

Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.

Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.

Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.

Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.

Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.

Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.

Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.

Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.

Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.

Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.

Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.

Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

Yayınlanma

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.

Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.

Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.

NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.

Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.

Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.

Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.

NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”

Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.

Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.

ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.

ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.

Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.

Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English