Avrupa
‘Yeraltı ülkesi’ geri geliyor: İsviçre sığınaklarında yeni ‘savaş düzenlemesi’

İsviçre denince akla ilk olarak Alp dağları ve kartpostallık manzaralar ve ünlü çizgi dizi karakteri Heidi gelse de, yüzeyin altında dünyanın en komplike yeraltı ağlarından biri yatıyor. Soğuk Savaş yıllarından bu yana uygulanan “Her vatandaşa bir sığınak” ilkesi (Jeder Einwohnerin und jedem Einwohner ein Schutzplatz) ve İsviçre ordusunun ‘Ulusal Müstahkem Mevki’ (Réduit) stratejisi, ülkeye devasa bir yeraltı sistemi kazandırdı.
Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle askeri önemini yitiren, İsviçre Alpleri’nin ve dağlarının altındaki Ulusal Kale’lerin (Schweizer Reduit) ise büyük çoğunluğu gizlilik kapsamından çıkarılarak sivil kullanıma açıldı, satıldı veya müzeye dönüştürüldü. Bunun temel nedeni, yüksek bakım maliyetleriydi.
Şehirlerde de, benzer gerekçelerle mülkiyeti devredilen veya atıl duruma düşen binlerce yeraltı sığınağı olduğu biliniyor.
Ancak, eski sığınaklar, mühimmat mağaraları, askeri hastaneler, uçak hangarları, kışlalar ve komuta merkezleri gibi birden fazla kategorideki bu sığınakların atıl durumda kalanlarının yeniden ‘aktive edilmesi’ gündemde. ‘Rusya’dan gelebilecek olası tehditlere karşı’ hazırlıklarını hızlandıran İsviçre ordusu, mühimmat, ilaç ve kritik askeri malzemelerin depolanması amacıyla kullanım dışı bırakılan yeraltı sığınaklarını yeniden faaliyete geçirmeyi planlıyor. Bu kapsamda kapsamlı bir fizibilite çalışması başlatıldı.
İsviçre Ordusu Sözcüsü Mathias Volken, Blick gazetesine yaptığı açıklamada, “İsviçre genelinde merkezi olmayan şekilde dağılmış yeraltı askeri tesislerinin yeniden hizmete alınması kapsamlı biçimde inceleniyor” ifadelerini kullandı.
İsviçre Savunma, Sivil Koruma ve Spor Federal Departmanı (DDPS) da, İsviçre haber ajansı Keystone-ATS’ye yaptığı açıklamada, ‘korunma, dayanlıklılık ve tek merkeze dayanmayan konuşlanma’ ihtiyacının arttığını bildirdi. Bu da, öncelikle ‘güvenli depolama’ ihtiyacını doğuruyor.
Düşük maliyet, paylaşılan yük
İsviçre Federal Silahlanma Dairesi (Armasuisse)’ne göre, söz konusu yeniden aktivasyon çalışmasının yükü kamu ihaleleri yoluyla paylaştırılacak. Böylelikle askeri tesislerin en düşük maliyetle, günlük kullanıma uygun ve pratik bir şekilde yeniden faaliyete geçirilmesinin yolları araştırılıyor.
Hükümetin bu projede maliyetleri olabildiğince düşük tutması gerekiyor. Çünkü hükümetin önünde ‘savunma bütçesinin büyük bölümünü yeni silah sistemlerine ayırmak’ gibi önemli ve öncelikli bir ‘NATO görevi’ bulunuyor.
Öncelikli amaç depolama
Plan kapsamında öncelikli amaç, korunaklı depolama alanları oluşturmak. Bu tesislerde üretimde kullanılan yağlar, gresler, conta malzemeleri ve benzeri ürünlerden oluşan sarf malzemeleri, yedek parçalar, ilaçlar, elektronik ekipmanlar, tehlikeli maddeler ve en önemlisi de mühimmat güvenli şekilde depolanabilecek.
Ayrıca savaş veya kriz dönemlerinde kritik öneme sahip bazı ürünlerin korunaklı tesislerde üretilmesi veya montajının yapılması ihtimali de değerlendiriliyor.
Veriler tam olarak açıklanmıyor
Öte yandan İsviçre ordusu, yeniden kullanıma açılması planlanan tesislerin sayısını açıklamıyor. Hatta, İsviçre’nin sahip olduğu yer altı askeri tesislerinin kesin sayısı hiçbir zaman kamuoyuna açıklanmadı. Bu gizliliğin gerekçesi ise güvenlik. Ancak, yerel medyaya yansıyan haberlere göre ordu, sığınakların önemli bir bölümünü ‘yeniden tasarlamayı’ planlıyor. Amaç, bu tesislerin uzun süreli özel eğitim almamış personel, yani bir diğer deyişle sivil savunma tarafından da işletilebilmesi.
Bu da, kritik tesislerin işletilmesi hususunda potansiyel bir personel açığının varlığını işaret ediyor.
İsviçre’de yeniden hareketlenen bu devasa sistem, Avrupa’da sıkça dile getirilen ‘yeni jeopolitik durum’ söyleminden ve bu söylemden doğan militarizasyondan bağımsız değil. Üstelik İsviçre’nin bu hamlesi, yalnızca İsviçre’nin ulusal savunma stratejisinden ibaret de değil.
Yüzlerce sığınağı, hendekleri, sınırlarda ‘ejderha dişleriyle’ Estonya ve Letonya tarafından kurulan Baltık Savunma Hattı, siber koruma ve gıda stoklarıyla yenilenen Finlandiya sığınakları, İsveç’te halka dağıtılan savaşa hazırlık broşürleri, askeri sevkiyata odaklanan yeni altyapı projeleri ve daha fazlası, İsviçre’nin sığınakları yeniden kullanıma alma stratejisinden bağımsız değil.
Üstelik bu yeni hazırlık modeli yalnızca ordularla sınırlı değil. Sivil halkın, altyapının ve günlük yaşamın da savaş senaryolarına göre yeniden organize edildiği bir hazırlık süreci.
Avrupa
Doğu Alman seçmenler, AfD’nin hükümete katılmasını istiyor

YouGov tarafından yapılan bir ankete göre, Doğu Almanya’da her iki kişiden biri, AfD’nin Saksonya-Anhalt ve Mecklenburg-Batı Pomeranya eyaletlerinde en büyük parti çıkması halinde hükümete katılmasını destekliyor.
Alman Basın Ajansı’nın (dpa) yaptırdığı ankette, ankete katılan Doğu Almanların yüzde 47’si bu görüşü dile getirdi. Batı Almanya’da ise bu görüşe katılanların oranı yüzde 37 oldu.
Ankete katılanlardan, eylül ayında yapılacak eyalet seçimlerinde AfD’nin diğer partilerin önüne geçmesine rağmen mutlak çoğunluğu elde edemediği bir senaryoyu değerlendirmeleri istendi.
Bu senaryoda, Doğu Almanya’da ankete katılanların yüzde 29’u, diğer tüm partilerin AfD olmadan birlikte bir eyalet hükümeti kurması gerektiğini söyledi. Batı Almanya’da ise bu oran yüzde 36 oldu.
Bu durumda, Doğu Almanların yüzde 11’i ve Batı Almanların yüzde 12’si yeni seçimlerin doğru yol olacağına inanıyordu. Sırasıyla yüzde 13 ve yüzde 15’i ise nasıl yanıt vereceklerinden emin değildi.
YouGov, Batı Almanya’da 1.573, Doğu Almanya’da ise 1.570 kişiyle anket gerçekleştirdi. Anket şirketine göre, sonuçlar her iki bölgeyi de temsil ediyor.
Doğu Almanya’da katılımcıların yüzde 38’i, AfD’nin koalisyona katılmasının demokrasiyi güçlendireceğini düşünürken, yüzde 34’ü ise zayıflatacağını düşünüyor.
Batı Almanya’da ise dağılım tam tersiydi: Yüzde 30’u demokrasinin güçleneceğini beklerken, yüzde 47’si böyle bir senaryoda demokrasinin zayıflayacağını düşünüyor.
AfD liderliğindeki tek partili bir hükümet, her iki ankette de şüpheyle karşılanıyor: Batı’da yüzde 21, doğuda ise yüzde 30’u bunun demokrasiyi güçlendireceğini bekliyor.
Buna karşılık, Batı’da yüzde 57, doğuda ise yüzde 44’ü bunun demokrasiyi zayıflatacağından endişe duyuyor.
Katılımcılara, AfD’nin de dahil olduğu, çoğunluğun sürekli değiştiği bir “uzmanlar hükümeti” modeli hakkında da sorular yöneltildi.
Ankete göre, batıda yüzde 39, doğuda ise yüzde 44 bu modelde birtakım yararlar görüyor.
Fakat batıda yüzde 34, doğuda ise yüzde 29 bu modele kısmen ya da tamamen karşı çıkıyor.
Her iki bölgede de yüzde 27’si “bilmiyorum” yanıtını verdi.
Bu model, öncelikle Sahra Wagenknecht İttifakı (BSW) tarafından savunuluyor.
Anketler genellikle belirsizliğe tabi. Diğer faktörlerin yanı sıra, azalan parti sadakati ve giderek artan son dakika oy verme kararları, anket kuruluşlarının toplanan verileri yorumlamasını zorlaştırıyor.
Avrupa
Fransa’dan Birleşik Krallık’ın 5 milyar avroluk startup fonuna katılımına itiraz

Fransa, teknoloji girişimlerine yönelik 5 milyar avroluk AB sermaye yatırım fonuna Birleşik Krallık’ın katılımı konusunda şüphelerini dile getirdi.
Avrupalı diplomatlara göre bu hamle, AB-Birleşik Krallık “yeniden başlatma” müzakereleri üzerindeki gerginliğin devam ettiğini ortaya koyuyor.
Altı yıl önce Brexit kapsamında AB’den ayrılan İngiltere, teknolojik hakimiyet yarışında ABD ve Çin ile rekabet etmekte zorlanan Avrupa’nın teknoloji sektörüne yatırımı artırmak amacıyla oluşturulan fona 150 milyon avroluk tohum sermayesi katkısında bulunmayı kabul etti.
Startup’lar, araştırma ve inovasyondan sorumlu AB Komiseri Ekaterina Zaharieva, mayıs ayında Financial Times’a (FT) verdiği demeçte, Birleşik Krallık’ın fona katılmasının “karşılıklı çıkar” olduğunu belirtmişti.
Fakat diplomatlar, Paris’in şu anda herhangi bir anlaşmaya katı koşullar eklemeye çalıştığını söylüyor.
Fransızların itirazda bulunduğuna işaret eden bir AB diplomatı, “Birleşik Krallık AB’de değil; öyleyse, bu girişimin AB üye devletlerinin yararına bir AB girişimi olmasını sağlamamız gerekirken, neden İngilizlere fırsatlar sunalım?” diye sorduklarını aktardı.
Fransa, diğer bazı AB üye devletleriyle birlikte, Birleşik Krallık ile yan anlaşmalar yapmanın, bu sonbaharda Birleşik Krallık ile mevcut “resetleme” paketini sonuçlandırmak üzere yapılacak kritik zirve öncesinde, taviz koparmak için AB’nin elindeki kozları azaltma riski taşıdığını da savunuyor.
İkinci bir diplomat, “Fransa sert bir tutum sergiliyor ama Birleşik Krallık’ın Scaleup fonuna katılmasına izin verirsek, diğer üç veya dört üye devlet de ‘bunun bize ne faydası var?’ diye soruyor; bazıları bir ‘karşılıklı menfaat’ olması gerektiğini savunuyor,” diye ekledi.
Diplomatlar, Birleşik Krallık’ın 2027’den itibaren başlayacak Scaleup Europe Fonu’nun bir sonraki döngüsüne dahil edilebilmesi için Fransa’nın itirazlarının giderilmesine yönelik çabalar konusunda zamanın daraldığını belirtti.
Fransız diplomatlar, Paris’in Birleşik Krallık’ın programa katılımına prensipte itirazı olmadığını, fakat Birleşik Krallık’ın AB üyesi olmayan bir devlet olarak programa nasıl katılacağına dair Avrupa Komisyonu’ndan ayrıntılı bilgi talep ettiğini söyledi.
Fransızlar, “Bu teknik bir tartışma. Birleşik Krallık’ın katılımına ilişkin hesaplama yöntemini anlamak için Komisyon’a sorular iletildi,” diye eklediler.
AB üye devletleri, fon havuzundan çekebilecekleri tutar için yüzde 25’lik bir üst sınırla karşı karşıya.
AB üyesi olmayan ülkeler için bu sınırın ne olacağı ve katkı payları ile ödeme düzeyleri arasındaki ilişki konusunda hâlâ cevaplanmamış sorular var.
Bu tartışma, bazı yönlerden Birleşik Krallık’ın AB’nin 150 milyar avroluk savunma tedarik fonuna katılımına ilişkin tartışmaları anımsatıyor.
Bu görüşmeler, geçen kasım ayında Birleşik Krallık’ın Brüksel’in milyarlarca avroluk katkı talebini reddetmesi üzerine sert bir şekilde sonuçsuz kalmıştı.
AB-Birleşik Krallık “resetleme” müzakerelerinin sonucunu kesinleştirmek üzere Temmuz ayında yapılması planlanan zirve, Keir Starmer’ın Birleşik Krallık başbakanlığından istifasının ardından rafa kaldırıldı.
Yeni bir tarih belirlenmedi ama diplomatlar zirvenin ekim sonu veya kasım başında yapılmasını bekliyor.
Birleşik Krallık, bitki ve hayvansal ürünlere yönelik sınır kontrollerinin kaldırılmasına yönelik bir anlaşma, Birleşik Krallık ile AB karbon fiyatlandırma sistemini yeniden birbirine bağlayacak bir mutabakat ve 18-30 yaş grubu için sınırlı kapsamlı bir Gençlik Deneyim Programı arıyor.
Fakat bu konularda iki taraf arasında önemli görüş ayrılıkları devam ediyor.
İsveçli satın alma şirketi EQT tarafından ticari esaslara göre yönetilecek olan Scaleup Europe Fonu, Birleşik Krallık’ın 2024 yılında “ortak ülke” statüsünde yeniden katıldığı 96 milyar avroluk araştırma programı Horizon Europe’un bir parçası.
Diplomatlar, AB Araştırma ve İnovasyon Genel Müdürlüğü’nün son aylarda Birleşik Krallık’ın programa katılımı konusunda “verimli” müzakereler yürüttüğünü fakat Birleşik Krallık’ın katılımına yönelik resmi bir teklif henüz sunmadığını belirtti.
Fonun mevcut döngüsü 2027’de sona eriyor ve 2034’e kadar sürecek bir sonraki döngünün, Komisyon’un 1 milyar avroluk başlangıç fonu ile emeklilik fonları ve diğer özel sermaye kaynaklarından sağlanacak kalan kısmın eklenmesiyle 5 milyar avroyu aşması bekleniyor.
Birleşik Krallık Kabine Ofisi, hükümetin devam eden müzakereler hakkında yorum yapmayacağını belirtti.
Komisyon sözcüsü ise görüşmelerin devam ettiğini ve “herhangi bir tutum hakkında yorum yapmanın henüz erken” olacağını söyledi.
Avrupa
Bordeaux bölgesindeki orman yangınları füze üretim tesislerine yaklaştı

Fransa’nın Gironde bölgesinde geniş alanlara yayılan orman yangınları, Bordeaux bölgesindeki savunma, havacılık ve uzay sanayisi tesislerine yaklaştı. Füze üretimi ve bilimsel araştırmaların yapıldığı merkezleri tehdit eden yangınlara karşı askeri birlikler ve özel ekipmanlar devreye sokuldu. Avrupa genelinde sıcak hava dalgası sebebiyle tahliyeler artarken Fransa’daki yangın alanları rekor seviyeye ulaştı.
Fransa’nın Gironde bölgesinde başlayan geniş çaplı orman yangını, Bordeaux bölgesinde yer alan savunma, havacılık ve uzay sanayisi işletmelerini tehdit ediyor.
On binlerce hektarlık alana yayılan alevler; füze, silah üretimi ve bilimsel araştırmalarla bağlantılı tesislere yaklaştı. Le Parisien gazetesi, yangının kritik sanayi noktalarına olan yakınlığına dikkat çekti.
Bordeaux yakınlarında havacılık, uzay ve savunma sektörlerinde faaliyet gösteren ArianeGroup ve Thales şirketlerinin yanı sıra savunma kompleksine ait başka tesisler bulunuyor. Bu tesislerin bir bölümü ormanlık alanların hemen yanında yer alıyor.
Stratejik füze ve roket tesisleri risk altında
Gironde bölgesindeki Saint-Médard-en-Jalles kentinde, ArianeGroup şirketine ait M51 balistik füzelerinin yakıtlarıyla çalışılan iki tesis yer alıyor.
Şirketin Le Haillan bölgesindeki bir diğer tesisinde Ariane 6 taşıyıcı roketinin motorları üretiliyor. Aynı bölgede roket sektörü için motor sistemleri üreten Roxel France tesisleri de konumlanıyor.
Le Barp kentinde ise Megajul lazer tesisine (LMJ) ev sahipliği yapan CEA Cesta araştırma merkezi bulunıyor. Merkez temsilcisi, durumun kontrol altında olduğunu ve şu an için tesis için bir tehdit bulunmadığını açıkladı.
ArianeGroup yetkilileri, şirketin yerel ve ulusal makamlarla sürekli temas halinde olduğunu bildirdi.
Fransa Silahlı Kuvvetler Bakanlığı, sanayi tesislerinin korunması amacıyla uzman personelin ve gerekli kaynakların tahsis edildiğini açıkladı.
Avrupa genelinde yangınlar devam ediyor
Avrupa’daki orman yangınları anormal sıcaklıklar eşliğinde sürüyor. Avrupa Orman Yangınları Bilgi Sistemi verilerine göre, Avrupa Birliği ülkelerinde yılbaşından bu yana yanan alanların büyüklüğü, gözlem tarihinin en yüksek ikinci seviyesine ulaştı.
Fransa ve İspanya’da yangınlar nedeniyle tahliye edilenlerin sayısı 250 bin kişiyi aştı. Resmi verilere göre Fransa’da en az 197 bin sakin evlerini terk etmek zorunda kaldı.
Yanan alanların büyüklüğü ise neredeyse 98 bin hektara ulaştı; yetkililer bu durumun muhtemelen rekor bir gösterge olduğunu değerlendiriyor.
Fransa sağlık makamları daha önce sıcaklar nedeniyle ölüm oranlarında artış olduğunu, haziran ayında normalden yaklaşık 5,7 bin daha fazla ölüm kaydedildiğini duyurmuştu.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Bordeaux bölgesindeki itfaiyecilere yardım etmek üzere yaklaşık 1000 askeri personeli görevlendirdi.
Operasyonda ayrıca 20 tona kadar yangın geciktirici madde atabilen bir A400M askeri nakliye uçağı, ek hava kuvvetleri ve itfaiye ekipleri kullanılıyor.
Diplomasi2 hafta önceFT: Çin’e bağımlılığı azaltmanın Batı’ya maliyeti 23 trilyon doları aşabilir
Görüş2 hafta önceNATO 2.9: Atlantik cephesinin çok kutuplu paradoksu
Avrupa2 hafta önceİngiltere çelik üreticisi British Steel’i kamulaştırdı
Ortadoğu2 hafta önceİran Dışişleri: Hakan Fidan’ın karşılaştırması hayret verici ve yanlıştır
Rusya2 hafta önceRus bankalarından Türkiye’deki ödemelere blokaj
Asya2 hafta önceDeepSeek, önümüzdeki yıl halka arz planlıyor
Asya2 hafta önceÇin küresel kaz ciğeri üretiminin yeni merkezi oldu
Asya2 hafta önceÇin’in petrol hamlesi akaryakıt krizini önleyebilir mi?












