Avrupa
İsviçre Savunma Bakanlığı’ndan hükümete ‘tarafsızlığın gözden geçirilmesi’ önerisi

İsviçre Savunma Bakanlığı’nın güvenlik konularında uzman bir çalışma grubu, hükümetin NATO ve Avrupa Birliği (AB) ile aktif askeri işbirliği lehine tarafsızlığı yeniden gözden geçirmesini önerdi.
Politico’nun haberine göre çalışma grubunun hükümete sunduğu raporda, “Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmasından bu yana tarafsızlık bir kez daha hem yurt içinde hem de yurt dışında siyasi tartışma konusu haline geldi. İsviçre’nin tutumunu netleştirmesi konusunda üzerindeki baskı artıyor,” ifadelerine yer verildi.
Rapor diplomatlar, üst düzey yetkililer ve ordu mensupları ile uzun yıllar uluslararası Münih Güvenlik Konferansı’na başkanlık eden Wolfgang Ischinger tarafından derlendi.
Tavsiyeler, İsviçre’nin 2025 yılı güvenlik stratejisinin temelini oluşturacak.
Bunun yanı sıra belgede, özellikle ‘Rusya’dan Avrupa’ya yönelik artan tehditler’ gerekçe gösterilerek 2025’ten bu yana yürürlükte olan tarafsızlık politikasının kısmen terk edilmesi gerektiği savunuldu.
Raporun yazarları silahların yeniden ihracatı üzerindeki yasağın kaldırılmasını öneriyor.
Bern, şu anda savaş halindeki ülkelere silah satışını yasaklıyor. Rapora göre geçen yıl İsviçre’den yapılan silah ihracatı yüzde 27 oranında azalarak 746 milyon avronun altına düştü.
Bu düşüşün nedenlerinden biri, İsviçre’nin Ukrayna için diğer ülkelere silah tedarik etmeyi reddetmesi.
Uzmanlar ayrıca ‘offset politikasının’ yoğunlaştırılması ve AB ve NATO silah programlarına erişim sağlanması yoluyla ülkenin savunma sanayiinin güçlendirilmesini tavsiye etti.
Raporda, askeri harcamaların 2030 yılına kadar gayri safi yurt içi hasılanın (GSYİH) yüzde 1’ine çıkarılması çağrısında bulunuluyor. İsviçre, şu anda GSYİH’nin yüzde 0,76’sını savunmaya harcıyor ve bu rakam, ordusu olmayan İzlanda dışında NATO’nun diğer tüm üyelerinden çok daha az.
Bununla birlikte, uzman grubu İsviçre’nin tarafsızlığını terk edip NATO’ya katılmasını önermese de ortak eğitim, balistik füze savunması ve ikili ve çok taraflı tatbikatlar alanlarında askeri ittifak ve AB ile daha yakın bağlar kurulması çağrısında bulundu.
Cenevre Güvenlik Merkezi Küresel ve Yeni Ortaya Çıkan Riskler Başkanı Jean-Marc Rickli, “İşin bir de itibar boyutu var: İsviçre, Avrupa ülkeleriyle işbirliği yapmayan bir ülke olarak algılanabilir. İsviçre, Avrupalı ortaklarının yardımını istiyorsa karşılığında bir şeyler vermelidir,” değerlendirmesini yaptı.
Eski NATO-Rusya Konseyi Başkanı Kujat: İsviçre tarafsızlığını dişiyle tırnağıyla korumalı
Avrupa
Starmer’dan Burnham’a borçlanma uyarısı

Keir Starmer, halefi Andy Burnham’a savunma harcamalarını karşılamak için daha fazla borçlanmaması konusunda uyarıda bulundu.
Başbakan, kendisine bir savunma bakanına mal olan ve muhtemelen düşüşüne katkıda bulunan 11 aylık hükümet içi tartışmanın ardından uzun süredir beklenen savunma yatırım planını (DIP) açıkladı.
Starmer, hükümetin bu plan için gerekli 15 milyar sterlini yol ve enerji projelerinden aktararak sağladığını belirtti.
Önümüzdeki on yıl içinde askeri konutları yenilemeyi amaçlayan 9 milyar sterlinlik bir program, maliyetlerin 2030’dan sonra düşmesi için yeniden düzenlendi.
Bu, Starmer’ın ayrılmasının ardından görevini korumak için mücadele eden yeni savunma bakanı Dan Jarvis tarafından elde edilen 1,5 milyar sterlinlik bir artış oldu.
Buna karşılık, kendisine teklif edilen parayı protesto ederek istifa eden John Healey’e ise 13,5 milyar sterlin teklif edilmişti.
Jarvis, yatırım planının giriş bölümünde, ek paranın gerekli olduğunu çünkü İşçi Partisi’nin “yetersiz finanse edilmiş, taahhütleri aşmış ve şu anda karşı karşıya olduğumuz tehditlere yeterince uyum sağlamamış bir savunma programını miras aldığını” belirtti.
Toplam savunma harcamaları, 2027’de GSYİH’nin %2,6’sından 2030’a kadar yaklaşık 80 milyar sterline ya da %2,7’ye hafifçe artacak.
Starmer, bunun Birleşik Krallık’ı bir sonraki parlamento döneminde %3’e ulaşma yoluna sokacağını belirtti.
Görevinden ayrılacak olan başbakan, muhtemelen İşçi Partisi milletvekili Andy Burnham olacak olan halefine, bir sonraki harcama gözden geçirme sürecinde savunma için daha fazla kaynak ayırması çağrısında bulundu.
Fakat Starmer bunun karşılığında daha fazla borç alınmaması gerektiği konusunda da uyarıda bulundu.
Starmer, “Savunma, bir sonraki harcama gözden geçirme toplantısında bir numaralı öncelik olmalı,” dedi.
Fakat kendisi bu ayın sonlarında başbakanlık görevinden ayrılacak. Starmer’ın da kabul ettiği NATO hedefi, 2035 yılına kadar %3,5’e ulaşmak.
Başbakanın bazı müttefikleri geçiş dönemini, Burnham’a daha önce Hazine Bakanlığı tarafından reddedilen “savunma tahvilleri” fikrini yeniden gündeme getirmesini tavsiye etmek için kullanacak.
Berkshire’daki bir insansız hava aracı üretim şirketinde dinleyicilere hitap eden Starmer, “Savunma tahvilleri, başka bir adla borçlanmaktan ibaret,” dedi ve şöyle devam etti:
“Bu konuyu çok dikkatli bir şekilde inceledik, ancak gerçek şu ki, her 10 sterlinin 1’i zaten faiz ödemesine gidiyorken, bunu borçlanma yoluyla yapmak faiz oranlarını daha da yükseltecek. Bu hükümet, kamu maliyesini kontrol altına almak için çok mücadele etti ve bu çabalar, enflasyon ile mortgage faiz oranlarının düşmesine yardımcı olarak meyvesini verdi. Bunu feda etmemeliyiz.”
Başbakanın planı, hükümetin daha önce ayırdığı 283 milyar sterlinin ötesinde, 2026/7 ile 2029/30 arasındaki dört yıllık dönemde savunmaya 15 milyar sterlinlik ek harcama yapacağı anlamına geliyor.
Bu plan, öğleden sonra yayınlanan 80 sayfalık planın tamamına göre “savunma taleplerinin arttığı” bir dönemde ortaya çıkıyor.
Planda, “kıyılarımızda Rus saldırganlığının arttığı”, İran savaşının hava ve füze savunmasını güçlendirme ihtiyacını pekiştirdiği ve “ABD’nin haklı olarak Avrupa’dan daha fazla adım atmasını talep ettiği” uyarısında bulunuluyor.
En olası rakiplerinin kendisine karşı aday olmayacaklarını açıklayan Burnham’ın, 17 Temmuz’da parti liderliğini devralması ve 20 Temmuz’da başbakan olması bekleniyor.
Starmer, halefinin kendisiyle mutabık kalınan anlaşmayı bozmaya çalışmayacağından ve bir sonraki harcama gözden geçirme sürecinde savunma yatırımlarına öncelik vereceğinden emin olduğunu söyledi.
Starmer, “[DIP] herhangi bir İşçi Partisi başbakanının arkasında durmak isteyeceği bir şeydir, çünkü herhangi bir başbakanın ilk görevi ülkenin savunması ve güvenliğidir,” dedi.
Avrupa
Almanya ve Hollanda Baltık bölgesinde NATO komutasını devraldı

Almanya ve Hollanda, NATO’nun doğu kanadında Rusya’yı caydırmak amacıyla yeni bir askeri komuta merkezi oluşturdu. Yapılan törende konuşan NATO Kara Kuvvetleri Komutanı ABD’li General Christopher Donahue, Avrupa’nın son 35 yılın en büyük taahhütlerinden birini üstlendiğini açıkladı.
Almanya ve Hollanda, NATO’nun doğu kanadında Rusya’ya karşı caydırıcılık faaliyetlerini güçlendirmek üzere ortak bir askeri komuta merkezi faaliyete geçirdi.
Estonya’nın Valga kentinde düzenlenen törende konuşan NATO Kara Kuvvetleri Komutanı ABD’li General Christopher Donahue, Avrupa’nın son 35 yılda üstlendiğinden çok daha fazla sorumluluk aldığına işaret etti.
General Donahue “Caydırıcılık işte böyle işler: Kürsülerden söylenen sözlerle değil, sahadaki askerlerin ayak sesleriyle” ifadelerini kullandı.
ABD’li general, Washington’ın Baltık ülkelerini korumak için Avrupalı müttefikleriyle birlikte çalışmayı sürdüreceğini vurgulayarak “Yeni başarılara hazırsınız, sözlerinizi eylemlerinizle destekliyorsunuz ve Birleşik Devletler de yanınızda yer alacaktır” dedi.
Baltık bölgesindeki üç ülkede ve Polonya’nın kuzeyinde görev yapan NATO birlikleri, şimdiye kadar Polonya’nın Szczecin kentindeki uluslararası çok uluslu karargahın kontrolü altında bulunuyordu.
Yeni yapılanma çerçevesinde Estonya ve Letonya’daki tüm NATO unsurları ile buralardaki ulusal kara kuvvetleri birlikleri, Birinci Alman-Hollanda Kolordusu’nun komutası altına geçiyor. Bu yeni askeri yapının bölgedeki asker sayısını 1,5 katına çıkarabileceği belirtiliyor.
Yeni komuta merkezi, bölgedeki askeri tatbikatları, hazırlık faaliyetlerini ve olası bir Rusya saldırısı durumunda bölgenin savunmasını yönetecek.
Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius konuya ilişkin değerlendirmesinde “NATO’nun doğu kanadına son derece etkin yeni bir karargah daha ekleyerek savaşa hazırlık düzeyimizi yükseltiyor, operasyonel sevk ve idare yapımızı güçlendiriyor ve her türlü potansiyel düşmanı caydırma kabiliyetimizi artırıyoruz” ifadelerini kullandı.
Bu yeni askeri mimari, ittifaka bölgeyi savunmak amacıyla daha fazla asker görevlendirme imkanı sunuyor. Birinci Alman-Hollanda Kolordusu’nun komutası altına Estonya ve Letonya’da konuşlu iki NATO tümeni bağlanacak.
Reuters haber ajansının aktardığı askeri verilere göre, tam muharebe hazırlığı durumunda söz konusu kolordu bünyesinde genellikle üç tümen, yani 40 bin ile 60 bin arasında asker yer alıyor.
NATO üyesi ülkelerden askeri bir yetkili, bu askerlerin tamamının barış döneminde bölgede konuşlandırılmayacağını, ancak Baltık ülkelerinin savunmasından sorumlu yeni bir kolordunun varlığının NATO’ya “önemli güçleri hızla sahaya sürme” imkanı tanıyacağını bildirdi.
NATO ülkelerinde, Rusya’nın on yılın sonuna doğru ittifakla doğrudan bir askeri çatışmaya girmeye hazır hale gelebileceği değerlendiriliyor.
Bununla birlikte, ittifakın kolektif savunma kararlılığını test etmeyi amaçlayan hibrit saldırıların veya sınırlı operasyonların çok daha erken gerçekleşebileceği öngörülüyor.
İsveç Askeri İstihbarat Teşkilatı Direktörü Thomas Nilsson, Rusya yönetiminin Vladimir Putin sonrasında da komşuları için bir tehdit unsuru olmaya devam edeceğini iddia ediyor.
Nilsson, Bloomberg’e yaptığı açıklamada şunları kaydetti:
“Bu krizi geçici bir durum olarak görmüyoruz; Rusya kendi yolunu çizdi ve buradan geri dönüş yok. Derin, yapısal ve uzun vadeli bir stratejik karşı karşıya geliş sürecindeyiz, bunu görmezden gelemeyiz.”
Avrupa
Almanya, AB bütçesinde 400 milyar avroluk kesinti yapılmasını talep ediyor

Almanya, Avrupa Komisyonu’nun 2028-2034 dönemi için önerdiği 2 trilyon avroluk bütçeden 400 milyar avro kesinti yapılmasını talep ediyor.
Reuters’ın salı günü elde ettiği bir hükümet içi belgeye göre, “Çok Yıllı Mali Çerçeve” olarak adlandırılan AB bütçesi, 27 üye devletin tamamının oybirliğini gerektirdiğinden, Almanya’nın sert muhalefeti önümüzdeki dönemde zorlu bir mücadelenin habercisi niteliğinde.
Berlin, belgede “mevcut haliyle bir anlaşmaya varılması imkansız” uyarısında bulunuyor.
AB’nin en büyük net katkıcı ülkesi olan Almanya, 2021-2027 dönemi için öngörülen 1,3 trilyon avroluk bütçeye kıyasla önemli bir artışa işaret eden, önümüzdeki yedi yıllık bütçenin önerilen büyüklüğünden endişe duyuyor.
Berlin, önerilen 400 milyar avroluk kesintiye rağmen bütçenin mevcut bütçeden yine de %27 daha büyük olacağını ve bu durumun Almanya’nın yıllık katkısını 50 milyar avronun üzerine çıkaracağını savunuyor.
Şansölye Friedrich Merz, özellikle 2027’de Fransa, Polonya ve İtalya’da önemli seçimlerin yaklaşması nedeniyle, bütçenin Ocak 2028’de yürürlüğe girmesinden önce planlama kesinliğini sağlamak amacıyla üye devletleri bu yıl içinde bir anlaşmaya varmaya çağırdı.
Amerika2 hafta öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Avrupa6 gün önceKuzey Akım sabotajında ‘porno filmi kılıfı’ iddiası
Asya2 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Görüş1 hafta önceHeidegger’in kulübesindeki Avrupa solu
Dünya Basını2 hafta önceİngiliz iktisatçı Pettifor: Yapay zeka çöküşü kaçınılmaz bir krize yol açacak
Dünya Basını2 hafta önceForeign Policy: İran, Vietnam’dan Daha Ağır Bir Yenilgi
Dünya Basını2 hafta önceİran savaşı küresel güç dengelerini nasıl yeniden şekillendirdi?
Asya2 hafta önceÇin yeni beyaz kitap yayımladı: ‘Daha adil ve hakkaniyetli küresel yönetişim’









