Bizi Takip Edin

Amerika

Yüksek Mahkeme, Ulusal Muhafızların Illinois’a gidişini engelledi

Yayınlanma

ABD’de Yüksek Mahkeme, Başkan Donald Trump’ın kitlesel sınır dışı etme politikasını uygulayan federal yetkilileri korumak için Illinois’a Ulusal Muhafız birliklerini gönderme girişimini reddetti.

Salı günü verdikleri kararda, yargıçlar federal yasaların genellikle kolluk gücü olarak ordunun kullanılmasını yasakladığını belirttiler ve Trump’ın Muhafızları harekete geçirmek için kullandığı yasanın, düzeni sağlamak için düzenli silahlı kuvvetler (Ordu, Donanma, Hava Kuvvetleri ve Deniz Piyadeleri) yetersiz kaldığı durumlarda geçerli olabileceğini açıkladılar.

Yüksek mahkeme, yönetimin yargıçlardan görüşlerini bildirmelerini istemesinden iki aydan fazla bir süre sonra yayınlanan imzalanmamış bir kararda, “Bu ön aşamada, hükümet, ordunun Illinois’da yasaları uygulamasına izin verecek bir yetki kaynağı belirleyememiştir,” dedi.

Üç muhafazakâr yargıç (Clarence Thomas, Samuel Alito ve Neil Gorsuch) muhalefet ederken, bir başka muhafazakâr yargıç olan Brett Kavanaugh, Trump’ın talebini reddetmek için oy kullandı, fakat çoğunluğun kararının açıklamasına katılmayı reddetti.

Yüksek Mahkemenin kararı, başkanın Chicago banliyölerindeki Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) tesisinde yaşanan protestolara ve kargaşaya müdahale etmek için Illinois ve Teksas’tan 500 Ulusal Muhafız askerini kullanma planını durduran alt mahkeme kararlarını kaldırma yönündeki yönetimin talebini reddediyor.

Karar, başkanın ikinci döneminin ilk yılında yüksek mahkemenin acil davalarında elde ettiği bir dizi zaferin ardından nadir bir yenilgi oldu. Yargıçlar, başkanın federal kurumların liderlerini kovması, on binlerce devlet memurunu işten çıkarması ve binlerce federal hibe ve sözleşmeyi durdurması için yol açarken, Adalet Bakanlığının acil taleplerini sadece birkaç kez reddetti.

Son karar, Ulusal Muhafızların konuşlandırılmasıyla ilgili hukuki meselelerde nihai bir karar olmasa da, başkanın göçmenlik politikasını ilerletmek için birkaç büyük şehirde federal birlikleri sokaklara çıkarma çabalarına direnmek için hukuki işlem başlatan Demokrat liderlerle olan mücadelesinde önemli bir gerileme anlamına geliyor.

Trump’ın eylül ayında Ulusal Muhafızları Illinois’a konuşlandırma girişimi, bu yılın başlarında Los Angeles ve Portland’da yaptığı benzer hamlelerin ardından geldi.

Federal temyiz hakimleri, Güney Kaliforniya’daki konuşlandırma konusunda başlangıçta başkanın yanında yer aldı, fakat daha sonra askerlerin daha fazla kullanılmasını engelleyen alt mahkeme kararının yürürlükte kalmasına izin verdi.

Oregon’da Ulusal Muhafız birliklerinin kullanımını durduran bir bölge mahkemesi hakiminin kararı da yürürlükte kalmaya devam ediyor.

Bölge ve temyiz mahkemesi hakimleri de, Trump’ın işbirlikçi Cumhuriyetçi eyaletlerden Ulusal Muhafız birliklerini ödünç alıp, vali ve belediye başkanlarının itirazlarına rağmen Demokratların yönettiği şehir ve eyaletlere göndermek için yaptığı teklifi keskin bir şekilde reddetti.

Yargıç Alito, Thomas’ın da katıldığı muhalefet şerhinde, alt mahkemelerde dava konusu olmamasına rağmen “normal kuvvetler” meselesine ağırlık verdikleri için meslektaşlarını sert bir şekilde eleştirdi.

Alito ayrıca göçmenlik yetkililerine yönelik saldırıları uzun uzadıya eleştirdi ve alt mahkemelerin, Muhafızların gerekli olduğu yönündeki Trump’ın sonucuna yeterince saygı göstermediklerini söyledi.

Alito, “Başkanın, emrindeki sivil kolluk kuvvetlerini kullanarak federal göçmenlik yasalarını uygulayamadığına dair kararını reddetmek için hiçbir gerekçe yoktur. Mahkemenin görüşlerinin doğruluğundan ciddi şüphelerim var. Ve Mahkemenin bu başvuruyu reddetme şeklini kesinlikle kabul etmiyorum,”dedi.

Alito ayrıca, Ulusal Muhafızların, ordunun yurt içinde kolluk görevini yerine getirmesini yasaklayan federal yasa olan Posse Comitatus Yasasından muaf olabileceğini öne sürdü.

Ülkenin askerleri “yurtiçi polis” olarak kullanma konusunda tarihsel isteksizliğini kabul etti, fakat Amerikalıların federal mülkiyet ve personeli korumak için askerleri kullanmaya daha sıcak baktıklarını söyledi ve bu görevi, yürütme federal yasalarıyla yakından ilgili olarak tanımladı.

Gorsuch ayrı bir yazıda, Alito’nun görüşünün çoğuna katıldığını ve daha fazla dava açılana kadar Illinois’da Muhafızların konuşlandırılmasına izin vereceğini belirtti.

Kavanaugh, yönetimin hukuki argümanları hakkında yeterince şüpheleri olduğunu ve federal hükümetin talep ettiği acil durdurma kararını reddetmeye katıldığını belirtti, fakat çoğunluğun davayla ilgili hukuki meseleleri tartışırken çok ileri gittiğini düşündüğünü de söyledi.

Trump tarafından atanan yargıç, “Mahkemenin görüşünün bariz bir sonucu, Başkan’ın ABD’deki federal personel ve mülkiyeti korumak için Ulusal Muhafızlardan daha fazla ABD ordusunu kullanmasına neden olabileceğidir,” diye yazdı.

Illinois Valisi JB Pritzker salı günü Yüksek Mahkeme’nin kararını memnuniyetle karşıladı.

Pritzker yaptığı açıklamada, “Bugün Illinois ve Amerikan demokrasisi için büyük bir zafer. Bu, Trump yönetiminin sürekli olarak yaptığı güç suistimalini durdurmak ve Trump’ın otoriterliğe doğru ilerleyişini yavaşlatmak için önemli bir adım,” dedi.

Amerika

Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

Yayınlanma

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.

ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.

Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.

Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.

Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.

Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.

Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.

Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.

ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.

Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.

The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.

Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.

Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

Yayınlanma

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.

ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.

ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.

Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.

Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.

Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.

Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.

Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.

Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.

Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.

Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.

Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.

Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.

Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.

Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.

Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.

Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.

Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.

Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.

Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

Yayınlanma

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.

Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.

Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.

NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.

Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.

Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.

Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.

NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”

Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.

Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.

ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.

ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.

Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.

Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English