Amerika
Yeni Epstein belgelerinden Trump hakkında bilinmeyenler çıktı

Jeffrey Epstein hakkında yayınlanan yeni belgelerde, bir kadının ABD Başkanı Donald Trump tarafından tecavüze uğradığı ile ilgili ihbarı da yer alıyor.
Adalet Bakanlığı’nın Epstein dosyalarına ilişkin son açıklaması, FBI’ın 2019 yılında Epstein’e yardım etmiş veya onun fuhuş suçlarına karışmış olabilecek ek şüphelileri suçlamak için yaptığı araştırmaya ışık tutuyor.
Salı günü yayınlanan yeni belgelerde, New York savcılarının 2019 yılında sorgulamayı planladığı 10 potansiyel suç ortağı veya şüphelinin isimleri yer alıyor. Bu şüphelilerden üçü şunlar: Epstein’in eski kız arkadaşı Ghislaine Maxwell, Fransız manken avcısı Jean-Luc Brunel ve bir zamanlar Epstein’in müşterisi olan Victoria’s Secret’ın milyarder eski sahibi Leslie Wexner.
Diğer isimler ise herhangi bir açıklama yapılmadan sansürlendi. Epstein Dosyaları Şeffaflık Yasası kapsamında yayınlanan dosyalar, yalnızca belirli isimlerin sansürlenebileceğini, özellikle de Epstein’in kurbanlarının isimlerinin sansürlenebileceğini belirtiyor.
Adalet Bakanlığının, sansürlemeyi haklı göstermek için kullandıkları istisnaları açıklamak için 15 gün süresi var.
Trump, 1993-96 arasında Epstein ile bilinenden daha fazla uçmuş
Yeni yayınlanan yaklaşık 10.000 dosya, Başkan Trump’a birçok atıfta bulunuyor. Bunlar arasında, Trump’ın 1993 ile 1996 yılları arasında Adalet Bakanlığının bildiğinden çok daha fazla uçuşta bulunduğu ortaya çıkan, bir ABD savcı yardımcısının Ocak 2020 tarihli notu da bulunuyor.
Uçuşlardan birinde üç yolcu vardı: Trump, Epstein ve 20 yaşındaki bir kadın; diğer iki uçuşta ise savcı, Trump’ın o sırada Maxwell aleyhine açtıkları ceza davasında potansiyel tanık olabilecek iki kadınla birlikte uçakta olduğunu belirtti.
Trump, Epstein’in suçlarına herhangi bir şekilde karıştığı iddialarını defalarca reddetti. 2024 yılında, sosyal medya platformu Truth Social’da “Epstein’in uçağında veya ‘aptal’ adasında asla bulunmadığını” söylemişti.
Adalet Bakanlığı salı günü yaptığı açıklamada, başkanla ilgili bir dizi belgenin 2020 seçimleri öncesinde Trump aleyhine yapılan “gerçek dışı ve sansasyonel iddialar” olduğunu belirtti.
Adalet Bakanlığının “sansür” sistemine sert eleştiriler
Epstein’in 2007 yılında Güney Florida’da yaptığı anlaşma ile ilgili e-postalar ve yazışmalar da büyük ölçüde sansürlendi. Birkaç istisna dışında, tüm savcıların isimleri karartıldı, bu da onun kovuşturma yapılmaması anlaşmasının nasıl geliştiğini, neden gizli tutulduğunu ve Epstein’in federal dokunulmazlığı nasıl elde ettiğini anlamayı neredeyse imkansız hale getirdi.
O dönemde Epstein, Palm Beach’teki malikanesinde yaklaşık 40 reşit olmayan kıza cinsel saldırıda bulunmakla suçlanıyordu. Daha önce yayınlanan belgeler, Adalet Bakanlığının sadece kurbanların ifadeleri değil, telefon kayıtları, telefon mesajları, tanık ifadeleri ve kızlara yaptığı ödemeleri gösteren banka mevduat kayıtları gibi destekleyici kanıtlara da sahip olduğunu gösteriyor.
Geçmişte yayınlanan üç belge de, yaşlı erkeklerin bazı fotoğrafları da dahil olmak üzere, büyük ölçüde sansürlenmişti. Fakat Esptein’in kurbanlarının çoğunun isimleri sayfalarda, bazen onlarca kez geçiyor, ki bu da kurbanların bakanlığı yasayı ihlal etmekle ve onları sindirmeye çalışmakla suçlamasına neden olduve bazıları ABD Başsavcısı Pam Bondi ve FBI Direktörü Kash Patel’in istifa etmesini talep etti.
FBI ve bakanlığın bu davayla ilgili ihbar hattına bir dizi ihbar da geldi. Bakanlık salı günü, bu ihbarların tamamen sahte olduğunu itiraf etmek zorunda kaldı: Epstein’in eski ABD Olimpik Jimnastik koçu ve tecavüz suçlusu Larry Nassar’a yazdığı gibi görünen bir mektup, internette hızla yayıldı. Adalet Bakanlığı sonunda bu mektubu incelemek zorunda kaldı ve yapılan el yazısı analizinin Epstein’in bu mektubu yazmadığını ortaya çıkardığını açıkladı.
Epstein’in küçük kardeşi: Ağabeyimi Trump’ın onayıyla öldürdüler
Kayıtlar ayrıca, Epstein’in küçük kardeşi Mark Epstein’in 2023 yılında FBI’ya, ağabeyinin “isimleri açıklayacağı” için hapishane hücresinde öldürüldüğünü iddia eden bir rapor sunduğunu da gösteriyor.
Salı günü telefonla ulaşılan Mark Epstein, FBI’ın bu konuyu hiç takip etmediğini söyledi. 71 yaşındaki Epstein, uzun süredir kardeşinin öldürüldüğüne inanıyor ve ihbarında Trump’ın da bu cinayeti “onayladığını” iddia ediyor.
Trump’ın bu olaya karıştığına neden inandığını sorulduğunda, “Soru şu: bunu organize edecek ve Adalet Bakanlığının örtbas etmesini sağlayacak konumda kim olabilir?” diye sordu.
Epstein, seks kaçakçılığı suçlamasıyla New York’ta tutuklandıktan bir ay sonra, 10 Ağustos 2019’da Manhattan’daki hapishane hücresinde asılı bulunmuştı. New York City adli tıp uzmanı, ölümünü intihar olarak değerlendirdi, fakat soruşturma, bulunduğu hapishane hücresinin potansiyel bir suç mahalli olarak hiçbir zaman uygun şekilde incelenmediğini ortaya çıkardı.
Epstein’in hücresindeki video kameraların biri hariç tümü, ölüm anında kayıt yapıyordu ve bu kayıtların bir kısmı kayboldu.
Epstein’in kurbanlarının çoğu onun intihar ettiğine inanmıyor. Birçoğu Miami Herald gazetesine, istismarcıları hakkında kamuoyuna konuşurlarsa hayatlarının tehlikeye girebileceğinden korktuklarını söyledi.
Belgelerde Bannon ve Victoria’s Secret’ın eski sahibi Wexner de var
Çocuklara Karşı Suçlar ve İnsan Ticareti Biriminde görevli bir FBI müfettişi, 9 Temmuz 2019’da Epstein davasındaki üç suç ortağının Florida’da, birinin Boston’da, birinin New York’ta ve birinin Connecticut’ta olduğunu belirtmiş.
Ayrıca, bunlardan birinin Ohio’da yaşayan zengin bir iş adamı olduğunu ve daha sonraki belgelerde Wexner olarak tanımlandığını da kaydetti. Epstein, uzun yıllar boyunca Ohio’dan milyarder Lex Wexner’ın mali işlerini yönetti. 88 yaşındaki Wexner, fuhuş çetesi liderinin suçlarına herhangi bir şekilde karıştığını her zaman reddetti.
Epstein, kurbanlarını bulmak için Victoria’s Secret ile olan ilişkisini kullandı ve çoğuna onları bir sonraki Victoria’s Secret modeli yapabileceğini vaat etti. Dosyalarda, “Jane Doe” (ABD’de kurbanların jenerik ismi) olarak tanımlanan bir kadının Epstein ile yaşadığı bir karşılaşmayı anlatan tarihsiz bir ifade yer alıyor:
“O anda tekrar kapıya koştum ve oradan nasıl çıkabileceğimi buldum. Dışarıdaki bir kız bana nereye gittiğimi sordu ve dikkatli olmamı söyledi. Bay Epstein’in Bill Clinton da dahil olmak üzere birçok güçlü insan tanıdığını ve istediğini yapmazsam bu sektörde hiçbir iş bulamayacağımı söyledi. O kadar korkmuştum ki, oradan çıkmak için sabırsızlanıyordum… Victoria’s Secret iç çamaşırları almak için tüm birikimlerimi harcamıştım, çünkü bunun bir seçme olduğunu sanıyordum, ama bunun yerine fahişelik için bir oyuncu seçimi gibi görünüyordu. Cehennemdeymişim gibi hissettim.”
Adalet Bakanlığının yayınladığı e-postalardan birinde, Cumhuriyetçi siyasi stratejist ve “MAGA” ideoloğu Steve Bannon’a ait bir cep telefonunda bulunan Trump ve Ghislaine Maxwell’in birlikte çekilmiş bir fotoğrafından bahsediliyor. Fotoğrafın kendisi karartılmış ve ne zaman çekildiği belli değil.
ABD elçisi Tom Barrack’ın Jeffrey Epstein ile yazışmaları ortaya çıktı
Tecavüz iddiasını dile getiren kadın polise konuşmuş
Gece boyunca yayınlanan belgeler arasında, isimlerin sansürlendiği garip bir FBI raporu da bulunuyor. Raporda, kurumun bir limuzin şoföründen aldığı ihbar anlatılıyor. Şoför, Trump’ın “Jeffrey” hakkında konuştuğunu duyduğunu ve Trump tarafından tecavüze uğradığını iddia eden bir kadınla da konuştuğunu öne sürüyor.
FBI’ın bu ihbarı soruşturup soruşturmadığı veya ihbarın sahte olduğu gerekçesiyle reddedilip reddedilmediği bilinmiyor, fakat FBI’a ihbarda bulunan kişi, kadını takip etmiş ve kadın ona tecavüzü “polise” bildirdiğini söylemiş.
Belgelerde şu ana kadar Trump’ın herhangi bir suç işlediğini gösteren hiçbir şey yok ve dosyalar onun soruşturma altında olduğunu göstermiyor.
Epstein, 2007 yılında Güney Florida’daki federal savcılarla, iki eyalet fuhuş suçlamasından (biri reşit olmayan birini ilgilendiren) suçunu kabul etmesine ve Palm Beach County Hapishanesinde 13 ay hapis yatmasına izin veren bir anlaşma yapmıştı.
Hapishaneden düzenli olarak çıkmasına izin verilen Epstein, yakınlardaki bir ofiste çalışmaya devam ederek kızları istismar etmeye devam etti.
Bakanlığın, sayısının yaklaşık 1.000 kadın olduğu tahmin ettiği Epstein’in kurbanları, uzun süredir onun güçlü arkadaşları ve suç ortaklarının daha fazla hesap vermesi ve 2007 yılında Epstein’in Güney Florida’da kızlara cinsel istismarda bulunduğu için ağır cezadan kurtulmasını sağlayan anlaşma hakkında onları karanlıkta bırakan departmandan daha fazla şeffaflık talep ediyorlardı.
Clinton, tüm belgelerin yayınlanmasını istedi
Bakanlığın cuma günü ilk olarak yayınladığı dosyalar kurbanları veya dosyaların yayınlanmasını emreden Kongre üyelerini tatmin etmedi, özellikle de yayınlandıktan sonra Adalet Bakanlığı, Trump’ın bir fotoğrafı da dahil olmak üzere bazı dosyaları kaldırdı. Bu fotoğraf ve birkaç diğer fotoğraf daha sonra tekrar çevrimiçi olarak yayınlandı.
Cuma günü yayınlanan dosyalar, eski başkan Bill Clinton’ın çok sayıda fotoğrafını içeriyordu. Bu fotoğrafların çoğu, Clinton ve Epstein’in 2002 yılında Epstein’in uçağıyla Afrika’ya yaptıkları seyahatten alınmıştı.
Pazartesi günü, Clinton’ın sözcüsü Adalet Bakanlığından Clinton’ın adının geçtiği tüm dosyaları yayınlamasını istedi ve şu ana kadar yayınlanan dosyaların “birinin veya bir şeyin korunduğunu” gösterdiğini söyledi.
ABD istediği halde Prens Andrew sorgulanmamış olabilir
Ayrıca Epstein dosyalarının son partisinde yer alan başka bir belgeye göre, Prens Andrew’un Epstein’in kurbanlarından biriyle “cinsel ilişkiye girdiğine” dair kanıtlarla donanmış federal savcılar, İngiliz kraliyet üyesini yemin altında soruşturmacılarla konuşmaya zorlamakla tehdit etti.
Adalet Bakanlığı yetkilileri, Prensin bakanlık soruşturması kapsamında gönüllü olarak soruları yanıtlamayı reddetmesi halinde, 2020 baharında İngiliz yetkililerden onunla “zorunlu bir görüşme” yapmalarını istedi.
Savcılar ayrıca, Andrew’un kurban, Epstein ve Maxwell arasındaki “belirli” etkileşimlerde “mevcut bulunduğu”na dair kanıtların varlığını ve prensin Maxwell’in “Epstein ve diğer erkeklerle cinsel ilişkiye girmek üzere kadınları işe aldığını bildiğine” dair kanıtların varlığını da açıkladı.
Savcılar ayrıca, “Prens Andrew’un Epstein’in kurbanlarından biriyle cinsel ilişkiye girdiğine dair kanıtları” olduğunu da yazdı.
‘Epstein belgeleri’ açıklandı: Prens Andrew, Bill Gates, Bill Clinton, Donald Trump gibi isimler var
Epstein’in İngiltere uçuşları da mercek altında
BBC, Jeffrey Epstein ile bağlantılı yaklaşık 90 uçuşun Birleşik Krallık havaalanlarına iniş ve kalkış yaptığını, bazı uçuşlarda milyarder tarafından istismara uğradıklarını iddia eden İngiliz kadınların da bulunduğunu ortaya çıkarmıştı.
Bunun üzerine BBC, ekim ayında Metropolitan Polisi ile iletişime geçerek Epstein ve suç ortaklarının Birleşik Krallık içinde, çevresinde ve dışında potansiyel insan kaçakçılığına ilişkin kapsamlı bir soruşturma başlatıp başlatmayacaklarını sordu.
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan bir belgede, Londra’daki FBI ataşesine, Epstein’in Birleşik Krallık’a yaptığı uçuşlarla ilgili BBC’nin sorularına yönelik “hâlâ devam eden bir soruşturma” olup olmadığını soran bir üst düzey Metropolitan Polis memurunun e-postası yer alıyor.
Bu ayın başlarında yayınlanan bir açıklamada, Metropolitan Polis Teşkilatı, Epstein ve Maxwell’in Birleşik Krallık’taki insan ticareti faaliyetlerine ilişkin “soruşturmanın yeniden açılmasını destekleyecek herhangi bir ek kanıt almadığını” belirtmişti.
Metropolitan Polis Teşkilatı, “ABD’de yayınlanan materyallerden elde edilenler de dahil olmak üzere, yeni ve ilgili bilgiler dikkatimize sunulursa, bunları değerlendireceğiz,” dedi.
Epstein, 2018’deki Putin-Trump görüşmesi öncesi Moskova’ya ulaşmaya çalışmış
Amazon, soruşturmaya yardım etmede yavaş davranmış
2019 yılında Epstein’in hapishanede intihar etmesinden sadece birkaç gün önce, Adalet Bakanlığı, şirketin skandalla gündeme gelen finansçıya yönelik soruşturmayla ilgili belgeleri sunmaması üzerine, bir yargıca Amazon’u mahkemeye itaatsizlikten suçlamasını talep etmekle tehdit etmiş.
Kimliği gizli tutulan bir soruşturmacı, 1 Ağustos’ta şirkete gönderdiği e-postada “Amazon’un ekteki büyük jüri celbine verdiği yanıt birkaç hafta gecikti” diye yazmış:
“FBI, geçtiğimiz haftalarda hukuk departmanınıza birkaç kez e-posta gönderdi ve mesaj bıraktı, fakat yanıt alamadı. Amazon’un uyumsuzluğunu gidermek için lütfen derhal yanıt verin. Aksi takdirde, geçerli yasal sürece uymadığınız için mahkemeye itaatsizlik davası açacağız.”
Adalet Bakanlığının Amazon’dan tam olarak hangi kayıtları istediği belli değil; celpname, son belge grubunda erişilebilir değildi. Fakat Epstein soruşturmasıyla bağlantılı kişilerin e-posta yazışmalarıyla ilgili olduğu görülüyordu.
Bir gün sonra, Amazon’’n mahkeme celbine aceleyle bir yanıt hazırladığı ortaya çıktı, Fakat Adalet Bakanlığı bu yanıtı da son derece yetersiz buldu.
Summers’ı vasiyetine vasi olarak atamış
Bir başka belgeye göre, eski Hazine Bakanı Larry Summers bir noktada Jeffrey Epstein’in vasiyetinde yedek vasi olarak atanmış.
Epstein’in vasiyetinin 2014 versiyonunda, Summers, diğer üç atanmış vasiden herhangi biri “yeterli niteliklere sahip değilse veya görevini yerine getiremezse” ölümünden sonra hüküm giymiş cinsel suçlunun mirasını yönetmek üzere “halef vasi” olarak atanmıştı.
Belgeye göre, vasiyetnamenin tamamlanmasının ardından her vasi 250.000 dolar almaya hak kazanıyordu. Epstein 2019 yılında öldü ve vasiyetnamesinin son versiyonunda Summers vasi olarak belirtilmedi.
Suudi bağlantılı sahte pasaport
En son yayınlanan dosyalarda, Epstein’in “Marius Robert Fortelni” adıyla kayıtlı, Avusturya pasaportu olduğu görülüyor. New York Post, bu ismin bir zamanlar New York’ta yaşamış, daha sonra Florida’nın Palm Beach kentine taşınmış bir emlak geliştiricisine ait olduğunu bildirdi.
Pasaport/belgede kişinin doğum tarihi 30 Temmuz 1954 ve doğum yeri Viyana olarak belirtilmiş. Epstein 1953 yılında ABD’de doğmuştu.
21 Mayıs 1984’te düzenlenen pasaportta ikamet yeri Suudi Arabistan ve uyruğu Avusturya olarak belirtiliyor.
Suudi bağlantısı özellikle önemli, çünkü Afganistan cihadını örgütlemede ve İran-Kontra skandalında adı geçen Adnan Kaşıkçı ve Ghislaine Maxwell’in babası Robert Maxwell, uluslararası finansın karanlık bağlantılarında iş görüyordu.
Epstein’in avukatları, sahte pasaport konusunu yıllar önce ele almıştı. NBC’nin aktardığı 2019 tarihli bir mahkeme dosyasında suçlunun hukuk ekibi, belgenin rutin seyahatler için değil, bir “güvenlik önlemi” olarak tasarlandığını iddia etmişti.
Belgenin, tehlikeli bölgelerde seyahat ederken sadece aşırı durumlarda gösterilmek üzere tasarlandığını ileri süren Epstein’in avukatları, “Pasaport, tehlikeli bölgelere seyahat edilmesi durumunda kişisel korunma amaçlıydı,” diye yazarak, pasaportun yalnızca “şiddet olayları meydana gelmesi durumunda potansiyel kaçıranlara, korsanlara veya teröristlere” gösterileceğini eklemişti.
Bakanlığın yayınladığı fotoğraflarda, pasaportta 1982 ve 1983 yılları arasında Fransa, İspanya ve Birleşik Krallık gibi ülkelerden alınan seyahat damgalarının bulunduğu görülüyor. Belge ayrıca, Viyana’daki Suudi Arabistan konsolosluğunun iki aylık giriş izni veren damgasını da içeriyor.
Amerika
Cumhuriyetçiler Hegseth’in 37 milyar dolarlık savaş bütçesine şüpheyle yaklaşıyor

ABD Savaş Bakanı Hegseth, İran savaşının hızla tüketen stokları ve bütçeyi karşılamak için talep ettiği on milyarlarca dolarlık finansman konusunda Senato’da kayda değer bir destek kazanamadı. Çarşamba akşamı iki saati aşan kapalı toplantıya rağmen Cumhuriyetçi senatörler, 73 milyar dolarlık savunma ve istihbarat fonunu içeren 95 milyar dolarlık uzlaşma paketi konusunda ikna olmuş değil veya sessiz kalmayı tercih ediyor.
ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, İran savaşının hızla tükettiği ABD stoklarını ve Pentagon kasalarını yeniden doldurmak için Trump yönetiminin talep ettiği on milyarlarca dolarlık acil finansman konusunda Senato’da henüz kayda değer bir destekçi kazanamadı.
Savaşın sonu görünmeden altıncı ayına girmesiyle birlikte Cumhuriyetçi senatörlerin Hegseth’in ordu liderliğine olan güveni de azalıyor.
Parti içinde bazı isimler, yönetimin kendilerini çatışmanın maliyeti konusunda tam olarak hazırlamadığını belirtiyor.
Hegseth Temmuz ayı başında maliyetin 37,5 milyar dolara ulaştığını açıklamıştı ancak Moody Analytics gibi bağımsız analistler rakamın en az 132 milyar dolar olduğunu öngörüyor.
Çarşamba akşamı Savaş Bakanı ile kilit senatörler arasında iki saatten uzun süren bir toplantı yapıldı.
Görüşmenin ardından Beyaz Saray’ın talebi konusunda hala kararsız olan milletvekilleri, 73 milyar dolarlık Pentagon ve ABD istihbarat teşkilatları finansmanını da içeren 95 milyar dolarlık uzlaşma paketini ilerletip ilerletmeyecekleri konusunda ya ikna olmadıklarını belirtti ya da sessiz kaldı.
Yaz boyunca devam eden benzer görüşmeler zincirinin son halkası olan bu toplantı, yönetimin derin bir hoşnutsuzluğa yol açan savaşı finanse etme ve Başkan Trump’ın arzuladığı askeri planları hayata geçirecek başka bir uzlaşma tasarısını geçirme konusundaki sürekli mücadelesini gözler önüne serdi.
Cumhuriyetçi Alaska Senatörü Lisa Murkowski gazetecilere yaptığı açıklamada, toplantının “bakan ve ekibinin savunma harcamaları vizyonunu ortaya koyması için daha çok bir fırsat” olduğunu söyledi.
Murkowski, “Bu tür brifingler partiler üstü olduğunda daha faydalı olur çünkü bence konu özellikle ülkemizin savunmasıysa hepimiz anlamalıyız” diye konuştu.
Murkowski’ye ABD’nin uzlaşma tasarısında yönetimin talep ettiği tutarı harcaması gerektiğine ikna olup olmadığı sorulduğunda, “Bence buna henüz karar verilmedi” yanıtını verdi.
Hegseth talebe ilişkin soruları yanıtlamak üzere 21 Temmuz’da Senato Tahsisat Komisyonu huzuruna çıkmıştı.
Iowa Cumhuriyetçi Senatörü Joni Ernst, bu ifadenin ardından “Onu neden Kongre’ye çağırıp rakamları sunmasını istediklerini düşünüyorum ve hala bu konuda fazla bir netlik olduğunu sanmıyorum. Sanırım birçok insanın endişe duyduğu şey de bu” dedi.
Trump ile harcama yetkisi konusunda mücadele eden Maine Cumhuriyetçi Senatörü ve Senato Tahsisat Komisyonu Başkanı Susan Collins, geçen haftaki toplantı hakkında yorum yapmayı reddetti ve gerekçe olarak toplantının gizli niteliğini gösterdi.
Maine’de zorlu bir yeniden seçim kampanyası yürüten Collins, daha önce başka bir bütçe uzlaşma paketinin geçme ihtimaline şüphecilikle yaklaşmıştı.
Collins, komisyondan partiler üstü mutabakat gerektiren normal tahsisat süreci yerine uzlaşma sürecinin kullanılmasına uzun süredir mesafeli duruyor.
Trump parti çizgisinde bir harcama yasasını imzalamayı umuyor ancak Senato’da engellerle karşılaşıyor. Savunma şahinleri daha fazla harcama yapılması gerektiğini savunurken açığı dikkate alan diğer Cumhuriyetçiler daha düşük bir tutardan yana.
Senato Çoğunluk Lideri John Thune Perşembe günü yaptığı açıklamada, Senato beş haftalık Ağustos tatili için Washington’dan ayrılmadan önce gelecek hafta oylama yapılabilmesi adına hükümet finansman anlaşmasının zamanında sonuçlanmasını umduğunu söyledi.
Temsilciler Meclisi yasa için 95 milyar dolarlık bir bütçe taslağını zaten kabul etti.
Uzlaşma paketi gündemdeyken Trump yönetimi ayrıca 87,6 milyar dolarlık bir ek paket talep ediyor. Bu paketin büyük kısmı, bu hafta Mısır, Suudi Arabistan ve Ürdün’e düzenlenen saldırılarla yeniden alevlenen İran savaşı nedeniyle Pentagon’u takviye etmek için ayrılacak.
Trump ayrıca 2027 mali yılı için 1,15 trilyon dolarlık ana bütçe satırı ve 350 milyar dolarlık bir uzlaşma tasarısıyla birlikte tarihi bir 1,5 trilyon dolarlık savunma bütçesi istiyor.
ABD Başkanı, Cuma günü Camp David’deki kabine toplantısında ABD ordusuna yapılan “emsalsiz yatırımı” vurguladı ve 1,5 trilyon doları “dört gözle beklediğini” söyledi.
Trump söz konusu tutar hakkında “İnsanlar artık bunun ne kadar önemli olduğunu görüyor. Güvenli bir ülke sağlamak istiyoruz” dedi. Ancak ordu için talep edilen toplam dolar miktarı Kongre için zorlu bir istek haline geldi ve bu durum Hegseth’i desteği pekiştirmek için son birkaç aydır çok sayıda kez Temsilciler Meclisi ve Senato Cumhuriyetçi milletvekilleriyle bir araya gelmeye sevk etti.
Hegseth’in Kongre’deki son toplantısından önce Beyaz Saray Bütçe Direktörü Russell Vought ve Trump’ın en üst düzey yasama yardımcısı James Braid, günün erken saatlerinde Senato Cumhuriyetçileriyle kapalı kapılar ardında bir öğle yemeğinde buluştu.
Florida Cumhuriyetçi Senatörü Rick Scott, milletvekilleri ve yönetim yetkililerinin Hegseth toplantısından “çok iş çıkardığını” ancak Temsilciler Meclisi’nin belirlediğinden daha fazla para sağlamanın zor olacağını söyledi.
Scott, daha fazla finansman sağlamayı istese de Kongre’nin bunu ara seçimlerden sonra başka bir uzlaşma paketiyle yapması gerekeceğini ekledi.
Cumhuriyetçi Utah Senatörü John Curtis ise Kongre tarafından yetkilendirilmediği takdirde İran savaşı için finansmanı desteklemeyeceğini ima etti.
The Hill tarafından geçen hafta 73 milyar dolarlık savunma finansmanının önünü açacak bir bütçe kararına yönelik oylamayı destekleyip desteklemeyeceği sorulan Curtis, “İçinde ne olduğuna dair sıfır bilgim var” yanıtını verdi.
Amerika
ABD Senatosu, hükümetin kapanmasını engelleyecek bütçe tasarısında anlaştı

ABD Senatosu Tahsisat Komisyonu üyeleri, eylül sonunda hükümetin kapanmasını önleyecek ve aralık ayına kadar finansman sağlayacak geçici bütçe tasarısında uzlaştı. Tasarı kapsamında ilk prosedür oylamasının pazartesi gecesi yapılması ve Senato tatile girmeden metnin yasalaşması hedefleniyor.
ABD Senatosu Tahsisat Komisyonu üyesi senatörler, eylül sonunda hükümetin kapanmasını engelleyecek ve hükümeti aralık ayının bir bölümüne kadar finanse edecek bütçe tasarısı üzerinde pazar günü anlaşmaya vardı.
Senato liderleri, tatile girmeden önce tasarıyı kabul etmeyi hedeflerken metne ilişkin ilk prosedür oylamasının pazartesi gecesi yapılması planlanıyor. Tasarının kabul edilmesi halinde hükümetin finansmanı 11 Aralıka kadar güvence altına alınacak.
Hazırlanan tasarı; Kadınlar, Bebekler ve Çocuklar İçin Özel İlave Beslenme Programı (WIC), Afet Yardım Fonu ve çeşitli deniz araçlarını kapsayan gemi yapımı için “gerekli ayarlamaları” içeriyor. Düzenleme aynı zamanda Beyaz Sarayın hibe onay süreçlerinde değişiklik yapmasını geçici olarak engelliyor.
Komisyonun Başkan Yardımcısı Demokrat Senatör Patty Murray yaptığı açıklamada, “Bu kısa vadeli finansman tasarısı, Trump’ın daha fazla federal hibeyi rehin almasına izin verecek yozlaşmış bir politikayı engelliyor ve Temsilciler Meclisindeki Cumhuriyetçilerin diğer kurumlardan fon çekip Sınır Devriyesine aktarmak için kullandığı açık kapıyı kapatıyor” dedi.
Komisyon Başkanı Cumhuriyetçi Senatör Susan Collins ise yaptığı açıklamada, “Partiler üstü bu anlaşmanın, Yönetim ve Bütçe Ofisinin (OMB) federal finansal yardımlara ilişkin önerdiği kuralın yürürlüğe girmesini engellemesinden memnuniyet duyuyorum” ifadelerini kullandı.
Collins açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Bu önlem, yıllık hükümet finansmanını yürütmede her zaman güçlü tercihim olan partiler üstü tahsisat tasarıları üzerindeki çalışmalarımıza devam etmemiz için Kongreye ihtiyacımız olan zamanı kazandırıyor. Meslektaşlarımın emeği için müteşekkirim; bu geçici bütçe tasarısı, yalnızca hayati programlara ve federal çalışanlara zarar veren yıkıcı bir kapanmayı önleme yolunda büyük bir adımdır.”
Senato Azınlık Lideri Demokrat Chuck Schumer, X sosyal platformunda yaptığı paylaşımda Murray’nin adını anarak hibe onay sürecinin durdurulmasından dolayı kendisine teşekkür etti.
Schumer, geçici önlemi “Amerikalı ailelerin yararına sonuçlar üreten bir bütçe üzerinde partiler üstü müzakerelerin devam etmesine imkan tanıyan sorumlu bir ilerleme yolu” olarak niteledi.
Schumer, “Demokratlar, çalışkan Amerikalıların ilerlemesine yardımcı olan ve Trump’ın aileleri başarısızlığa uğratan israfçı ve yozlaşmış gündemini engelleyen finansman müzakerelerine bağlı kalmayı sürdürüyor” değerlendirmesini yaptı.
Senato Çoğunluk Lideri Cumhuriyetçi John Thune’un sözcüsü Ryan Wrasse, Politico’ya yaptığı açıklamada tasarının “şimdi kabul edilmesinin sonbaharda maliyetli bir hükümet kapanmasını önleyeceğini” bildirdi.
Thune, perşembe günü yaptığı açıklamada, Senatonun bu hafta oylayabilmesine yetişecek şekilde bir finansman anlaşmasının hazırlanmasını umduğunu söylemişti.
Collins, hibeler üzerindeki nihai onay yetkisine ilişkin düzenlemeyi “son derece kusurlu bir kural” olarak nitelemiş ve geçen ayın başlarında OMB Direktörü Russell Vought’a bir mektup yazarak yapılması gereken değişiklikleri iletmişti.
Collins daha önce The Hill’e yaptığı açıklamada, “Bir senatörden OMB’ye muhalefetimizi ifade eden ilk mektubu ben yazdım. Buna karşı çıkan devasa bir kuruluş grubu var” demişti.
Amerika
Kripto sektörü ABD ara seçimlerine 200 milyon dolar yatırdı

Kripto sektörü, dijital varlıkların federal gözetimini yeniden şekillendirecek yasaların Kongre’den geçmesi amacıyla kasım ayındaki ara seçimlere yaklaşık 200 milyon dolar aktardı. Washington merkezli gözlem grubu Public Citizen raporuna göre sektör, adaylara doğrudan bağış yapmayan ve bağımsız faaliyetleri fonlayan Fairshake adlı süper PAC üzerinden 189 milyon dolar harcadı.
Kripto sektörü, kasım ayında yapılacak ara seçimlere yaklaşık 200 milyon dolar aktararak dijital varlıkların federal gözetimini yeniden şekillendirecek yasaların geçmesi yönünde Kongre üzerindeki nüfuzunu ortaya koydu.
Sektör temsilcilerinin Senato’nun ağustos tatiline girmesinden önce tasarının yasalaşması için bu hafta kritik bir zaman dilimine girdiği belirtiliyor.
Sektörün bu harcama hamlesi, 2024 seçimlerinde Kongre adaylarını desteklemek için harcanan ve birçoğu yarışları kazanan 170 milyon dolarlık bütçenin devamı niteliğinde değerlendiriliyor.
Bu finansal destek, Kongre’nin geçen yıl dolar endeksli kripto jetonlar olarak bilinen sabit coin’ler için kurallar oluşturan ve bunların kullanımını artırma potansiyeli taşıyan Genius Yasası’nı kabul etmesinde rol oynadı.
Sektör ayrıca, destekçilerinin kripto endüstrisini daha güçlü bir yasal zemine oturtarak kullanımını yaygınlaştıracağını savunduğu daha kapsamlı Clarity Yasası’nın Kongre’den geçmesini talep ediyor.
Senato’da görüşülmeye devam eden tasarının ağustos tatilinden önce yasalaşması için sınırlı bir zaman aralığı bulunuyor.
Washington merkezli gözlem grubu Public Citizen tarafından haziran ayında yayımlanan rapora göre sektör, bu yılki seçimlere 189 milyon dolar harcadı. Bu miktarın büyük bir kısmı, kripto yanlısı adayları desteklemek amacıyla kurulan Fairshake adlı süper siyasi eylem komitesi (PAC) üzerinden aktarıldı.
ABD Federal Seçim Komisyonu (FEC) kayıtları, Fairshake’in fonlarını Demokrat ve Cumhuriyetçi ortaklı iki ayrı süper PAC aracılığıyla adayları destekleyen reklam ve benzeri bağımsız faaliyetlere yönlendirdiğini gösteriyor. Süper PAC’ler doğrudan adaylara bağış yapamıyor.
Reuters’ın haberine göre Fairshake’in seçim sürecinde en fazla harcama yaptığı 10 Kongre adayı ve detayları şu şekilde:
1. Barry Moore (Cumhuriyetçi): 9,43 milyon dolar
Alabama Cumhuriyetçi Temsilcisi ve Senato adayı Barry Moore, Genius Yasası dahil olmak üzere kripto dostu birden fazla düzenlemenin öne çıkması yönünde oy kullandı.
Moore, geçen temmuz ayında Temsilciler Meclisi’ndeki Clarity Yasası metnine de onay verdi. Temsilci Moore, stratejik bir bitcoin rezervi ile Hazine Bakanlığı bünyesinde bir dijital varlık stoku oluşturulmasını resmiyete dökecek bir yasa tasarısı sundu.
ABD Başkanı Donald Trump geçen yıl her iki yapının kurulması için bir başkanlık kararnamesi imzalamıştı. Ancak analizciler, bu kararların onun yönetiminden sonra da kalıcı olabilmesi için yasalaşması gerektiğini vurguluyor.
2. Andy Barr (Cumhuriyetçi): 7,17 milyon dolar
Kentucky’den Senato adaylığı koyan Cumhuriyetçi Temsilci Andy Barr, geçen temmuz ayında Temsilciler Meclisi’nde hem Genius hem de Clarity yasalarına evet oyu verdi. Barr ayrıca, eski Demokrat Başkan Joe Biden dönemindeki bankacılık düzenleyicilerinin kripto şirketlerini hedef aldığı ve haksız yere banka hesabı vermediği yönündeki iddialara destek sundu. Bankalar ve düzenleme kurumları ise bu iddiaları reddediyor.
3. Christian Menefee (Demokrat): 6,47 milyon dolar
Demokrat partili Christian Menefee, yapılan ara seçimin ardından şubat ayından bu yana Teksas Temsilcisi olarak görev yapıyor ve henüz kriptoyla ilgili bir yasa tasarısında oy kullanmadı. Teksas’taki seçim bölgelerinin yeniden düzenlenmesi nedeniyle Menefee, kripto sektörünü “Kongre’yi kontrol etmek için milyonlarca dolar harcamakla” suçlayan uzun süreli Temsilci Al Green’e karşı ön seçimde yarıştı.
Ön seçimi kazanan Menefee, kasım ayındaki seçimlerde yeniden düzenlenen bölge sandalyesi için mücadele edecek.
4. Jasmine Clark (Demokrat): 4,21 milyon dolar
Georgia’da eyalet temsilcisi olan Demokrat Jasmine Clark, Georgia’nın 13. kongre bölgesini temsil etmek üzere adaylığını koydu. Clark, mart ayında Georgia’da sabit coin’ler için eyalet düzeyinde düzenleme ve lisanslama çerçevesi sağlayan yasa tasarısının ilerletilmesi yönünde oy kullandı.
Clark mart ayındaki bir sosyal medya paylaşımında, “Kongre benzer düzenlemeleri değerlendirirken, dijital varlıkların geleceği temsil ettiğini ve bankacılık hizmetlerine erişimi olmayan topluluklar için gecikmiş finansal araçlar sunduğunu unutmamalıdır” ifadesini kullandı.
5. Adrian Boafo (Demokrat): 3,29 milyon dolar
Maryland Eyalet Temsilcisi olan Demokrat Adrian Boafo, Temsilciler Meclisi için yarışıyor. Boafo, mart ayında Maryland Genel Kuruluna eyalet kurumlarının dijital varlıklar üzerindeki belirli kısıtlamalarını yasaklayacak bir tasarı sundu ancak bu tasarı yasalaşmadı.
Boafo ayrıca ocak ayında Maryland’de kripto kullanımına ilişkin tavsiyelerde bulunmak üzere bir Dijital Varlık ve Blokzincir Teknolojisi Görev Gücü kurulmasını öngören yasa tasarısını Genel Kurula sundu. Yasa tasarısı Maryland Valisi Wes Moore tarafından onaylandı.
6. Randy Fine (Cumhuriyetçi): 1,67 milyon dolar
Cumhuriyetçi Temsilci Randy Fine, 2025 yılında Florida’da yapılan ara seçimi kazandı ve yeniden seçilmek için yarışıyor. Fairshake’in Cumhuriyetçi ayağı olan Defend American Jobs, geçen yılki ara seçim sırasında Fine’ı desteklemek için 1,67 milyon dolar harcadı.
Fine, Genius ve Clarity yasalarının ilerletilmesi yönünde oy kullandı.
Ocak 2025’te yaptığı bir sosyal medya paylaşımında, “Floridalılar kripto inovasyonu istiyor” değerlendirmesinde bulunan Fine, “yenilikçi istihdamı Amerika’da tutmak için” çalışacağını ifade etti.
7. James Walkinshaw (Demokrat): 1,01 milyon dolar
Demokrat Temsilci James Walkinshaw, geçen yıl Virginia’da eski Temsilci Gerry Connolly’nin yerine seçilmek üzere yapılan ara seçimi kazandı ve yeniden aday oldu. Fairshake’in Demokrat kolu Protect Progress, ara seçim sürecinde Walkinshaw’u desteklemek amacıyla 1,01 milyon dolar harcadı.
Walkinshaw, Genius ve Clarity yasaları Temsilciler Meclisi’nde görüşülürken Kongre üyesi değildi. Ancak Haziran 2025’te yerel bir gazetede, blokzincir teknolojisinin kendi bölgesindeki ekonomiyi çeşitlendirebileceğini savunan bir makaleyi ortak yazar olarak kaleme aldı.
8. Jessica Hart Steinmann (Cumhuriyetçi): 771 bin 657 dolar
Trump’ın ilk başkanlık döneminde Adalet Bakanlığı’nda görev yapan Cumhuriyetçi Jessica Hart Steinmann, Teksas’ta bir bölgeyi temsil etmek için yarışıyor.
Kripto borsası Coinbase tarafından desteklenen ve adaylar ile seçilmiş yetkililerin kripto pozisyonlarını takip eden Stand With Crypto adlı savunma grubu, Steinmann’ın “dijital varlıkları düzenlemek için net yasal çerçeveleri” desteklediğini belirttiğini aktarıyor.
9. Houston Gaines (Cumhuriyetçi): 708 bin 828 dolar
Cumhuriyetçi Georgia eyalet temsilcisi Houston Gaines, Kongre için adaylığını koydu. Stand With Crypto’nun aktardığına göre Gaines, Genius ve Clarity yasalarını destekliyor.
10. Carlos De La Cruz (Cumhuriyetçi): 615 bin 885 dolar
Carlos De La Cruz, Teksas’taki bir kongre bölgesini temsil etmek üzere aday oldu. Stand With Crypto’nun aktardığı bilgilere göre Cumhuriyetçi aday De La Cruz, inovasyonu teşvik edecek net federal kuralları destekliyor.
Dünya Basını1 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi4 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Dünya Basını1 hafta önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor
Avrupa6 gün önce‘Yeraltı ülkesi’ geri geliyor: İsviçre sığınaklarında yeni ‘savaş düzenlemesi’
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı










