Amerika
Yeni Epstein belgelerinden Trump hakkında bilinmeyenler çıktı

Jeffrey Epstein hakkında yayınlanan yeni belgelerde, bir kadının ABD Başkanı Donald Trump tarafından tecavüze uğradığı ile ilgili ihbarı da yer alıyor.
Adalet Bakanlığı’nın Epstein dosyalarına ilişkin son açıklaması, FBI’ın 2019 yılında Epstein’e yardım etmiş veya onun fuhuş suçlarına karışmış olabilecek ek şüphelileri suçlamak için yaptığı araştırmaya ışık tutuyor.
Salı günü yayınlanan yeni belgelerde, New York savcılarının 2019 yılında sorgulamayı planladığı 10 potansiyel suç ortağı veya şüphelinin isimleri yer alıyor. Bu şüphelilerden üçü şunlar: Epstein’in eski kız arkadaşı Ghislaine Maxwell, Fransız manken avcısı Jean-Luc Brunel ve bir zamanlar Epstein’in müşterisi olan Victoria’s Secret’ın milyarder eski sahibi Leslie Wexner.
Diğer isimler ise herhangi bir açıklama yapılmadan sansürlendi. Epstein Dosyaları Şeffaflık Yasası kapsamında yayınlanan dosyalar, yalnızca belirli isimlerin sansürlenebileceğini, özellikle de Epstein’in kurbanlarının isimlerinin sansürlenebileceğini belirtiyor.
Adalet Bakanlığının, sansürlemeyi haklı göstermek için kullandıkları istisnaları açıklamak için 15 gün süresi var.
Trump, 1993-96 arasında Epstein ile bilinenden daha fazla uçmuş
Yeni yayınlanan yaklaşık 10.000 dosya, Başkan Trump’a birçok atıfta bulunuyor. Bunlar arasında, Trump’ın 1993 ile 1996 yılları arasında Adalet Bakanlığının bildiğinden çok daha fazla uçuşta bulunduğu ortaya çıkan, bir ABD savcı yardımcısının Ocak 2020 tarihli notu da bulunuyor.
Uçuşlardan birinde üç yolcu vardı: Trump, Epstein ve 20 yaşındaki bir kadın; diğer iki uçuşta ise savcı, Trump’ın o sırada Maxwell aleyhine açtıkları ceza davasında potansiyel tanık olabilecek iki kadınla birlikte uçakta olduğunu belirtti.
Trump, Epstein’in suçlarına herhangi bir şekilde karıştığı iddialarını defalarca reddetti. 2024 yılında, sosyal medya platformu Truth Social’da “Epstein’in uçağında veya ‘aptal’ adasında asla bulunmadığını” söylemişti.
Adalet Bakanlığı salı günü yaptığı açıklamada, başkanla ilgili bir dizi belgenin 2020 seçimleri öncesinde Trump aleyhine yapılan “gerçek dışı ve sansasyonel iddialar” olduğunu belirtti.
Adalet Bakanlığının “sansür” sistemine sert eleştiriler
Epstein’in 2007 yılında Güney Florida’da yaptığı anlaşma ile ilgili e-postalar ve yazışmalar da büyük ölçüde sansürlendi. Birkaç istisna dışında, tüm savcıların isimleri karartıldı, bu da onun kovuşturma yapılmaması anlaşmasının nasıl geliştiğini, neden gizli tutulduğunu ve Epstein’in federal dokunulmazlığı nasıl elde ettiğini anlamayı neredeyse imkansız hale getirdi.
O dönemde Epstein, Palm Beach’teki malikanesinde yaklaşık 40 reşit olmayan kıza cinsel saldırıda bulunmakla suçlanıyordu. Daha önce yayınlanan belgeler, Adalet Bakanlığının sadece kurbanların ifadeleri değil, telefon kayıtları, telefon mesajları, tanık ifadeleri ve kızlara yaptığı ödemeleri gösteren banka mevduat kayıtları gibi destekleyici kanıtlara da sahip olduğunu gösteriyor.
Geçmişte yayınlanan üç belge de, yaşlı erkeklerin bazı fotoğrafları da dahil olmak üzere, büyük ölçüde sansürlenmişti. Fakat Esptein’in kurbanlarının çoğunun isimleri sayfalarda, bazen onlarca kez geçiyor, ki bu da kurbanların bakanlığı yasayı ihlal etmekle ve onları sindirmeye çalışmakla suçlamasına neden olduve bazıları ABD Başsavcısı Pam Bondi ve FBI Direktörü Kash Patel’in istifa etmesini talep etti.
FBI ve bakanlığın bu davayla ilgili ihbar hattına bir dizi ihbar da geldi. Bakanlık salı günü, bu ihbarların tamamen sahte olduğunu itiraf etmek zorunda kaldı: Epstein’in eski ABD Olimpik Jimnastik koçu ve tecavüz suçlusu Larry Nassar’a yazdığı gibi görünen bir mektup, internette hızla yayıldı. Adalet Bakanlığı sonunda bu mektubu incelemek zorunda kaldı ve yapılan el yazısı analizinin Epstein’in bu mektubu yazmadığını ortaya çıkardığını açıkladı.
Epstein’in küçük kardeşi: Ağabeyimi Trump’ın onayıyla öldürdüler
Kayıtlar ayrıca, Epstein’in küçük kardeşi Mark Epstein’in 2023 yılında FBI’ya, ağabeyinin “isimleri açıklayacağı” için hapishane hücresinde öldürüldüğünü iddia eden bir rapor sunduğunu da gösteriyor.
Salı günü telefonla ulaşılan Mark Epstein, FBI’ın bu konuyu hiç takip etmediğini söyledi. 71 yaşındaki Epstein, uzun süredir kardeşinin öldürüldüğüne inanıyor ve ihbarında Trump’ın da bu cinayeti “onayladığını” iddia ediyor.
Trump’ın bu olaya karıştığına neden inandığını sorulduğunda, “Soru şu: bunu organize edecek ve Adalet Bakanlığının örtbas etmesini sağlayacak konumda kim olabilir?” diye sordu.
Epstein, seks kaçakçılığı suçlamasıyla New York’ta tutuklandıktan bir ay sonra, 10 Ağustos 2019’da Manhattan’daki hapishane hücresinde asılı bulunmuştı. New York City adli tıp uzmanı, ölümünü intihar olarak değerlendirdi, fakat soruşturma, bulunduğu hapishane hücresinin potansiyel bir suç mahalli olarak hiçbir zaman uygun şekilde incelenmediğini ortaya çıkardı.
Epstein’in hücresindeki video kameraların biri hariç tümü, ölüm anında kayıt yapıyordu ve bu kayıtların bir kısmı kayboldu.
Epstein’in kurbanlarının çoğu onun intihar ettiğine inanmıyor. Birçoğu Miami Herald gazetesine, istismarcıları hakkında kamuoyuna konuşurlarsa hayatlarının tehlikeye girebileceğinden korktuklarını söyledi.
Belgelerde Bannon ve Victoria’s Secret’ın eski sahibi Wexner de var
Çocuklara Karşı Suçlar ve İnsan Ticareti Biriminde görevli bir FBI müfettişi, 9 Temmuz 2019’da Epstein davasındaki üç suç ortağının Florida’da, birinin Boston’da, birinin New York’ta ve birinin Connecticut’ta olduğunu belirtmiş.
Ayrıca, bunlardan birinin Ohio’da yaşayan zengin bir iş adamı olduğunu ve daha sonraki belgelerde Wexner olarak tanımlandığını da kaydetti. Epstein, uzun yıllar boyunca Ohio’dan milyarder Lex Wexner’ın mali işlerini yönetti. 88 yaşındaki Wexner, fuhuş çetesi liderinin suçlarına herhangi bir şekilde karıştığını her zaman reddetti.
Epstein, kurbanlarını bulmak için Victoria’s Secret ile olan ilişkisini kullandı ve çoğuna onları bir sonraki Victoria’s Secret modeli yapabileceğini vaat etti. Dosyalarda, “Jane Doe” (ABD’de kurbanların jenerik ismi) olarak tanımlanan bir kadının Epstein ile yaşadığı bir karşılaşmayı anlatan tarihsiz bir ifade yer alıyor:
“O anda tekrar kapıya koştum ve oradan nasıl çıkabileceğimi buldum. Dışarıdaki bir kız bana nereye gittiğimi sordu ve dikkatli olmamı söyledi. Bay Epstein’in Bill Clinton da dahil olmak üzere birçok güçlü insan tanıdığını ve istediğini yapmazsam bu sektörde hiçbir iş bulamayacağımı söyledi. O kadar korkmuştum ki, oradan çıkmak için sabırsızlanıyordum… Victoria’s Secret iç çamaşırları almak için tüm birikimlerimi harcamıştım, çünkü bunun bir seçme olduğunu sanıyordum, ama bunun yerine fahişelik için bir oyuncu seçimi gibi görünüyordu. Cehennemdeymişim gibi hissettim.”
Adalet Bakanlığının yayınladığı e-postalardan birinde, Cumhuriyetçi siyasi stratejist ve “MAGA” ideoloğu Steve Bannon’a ait bir cep telefonunda bulunan Trump ve Ghislaine Maxwell’in birlikte çekilmiş bir fotoğrafından bahsediliyor. Fotoğrafın kendisi karartılmış ve ne zaman çekildiği belli değil.
ABD elçisi Tom Barrack’ın Jeffrey Epstein ile yazışmaları ortaya çıktı
Tecavüz iddiasını dile getiren kadın polise konuşmuş
Gece boyunca yayınlanan belgeler arasında, isimlerin sansürlendiği garip bir FBI raporu da bulunuyor. Raporda, kurumun bir limuzin şoföründen aldığı ihbar anlatılıyor. Şoför, Trump’ın “Jeffrey” hakkında konuştuğunu duyduğunu ve Trump tarafından tecavüze uğradığını iddia eden bir kadınla da konuştuğunu öne sürüyor.
FBI’ın bu ihbarı soruşturup soruşturmadığı veya ihbarın sahte olduğu gerekçesiyle reddedilip reddedilmediği bilinmiyor, fakat FBI’a ihbarda bulunan kişi, kadını takip etmiş ve kadın ona tecavüzü “polise” bildirdiğini söylemiş.
Belgelerde şu ana kadar Trump’ın herhangi bir suç işlediğini gösteren hiçbir şey yok ve dosyalar onun soruşturma altında olduğunu göstermiyor.
Epstein, 2007 yılında Güney Florida’daki federal savcılarla, iki eyalet fuhuş suçlamasından (biri reşit olmayan birini ilgilendiren) suçunu kabul etmesine ve Palm Beach County Hapishanesinde 13 ay hapis yatmasına izin veren bir anlaşma yapmıştı.
Hapishaneden düzenli olarak çıkmasına izin verilen Epstein, yakınlardaki bir ofiste çalışmaya devam ederek kızları istismar etmeye devam etti.
Bakanlığın, sayısının yaklaşık 1.000 kadın olduğu tahmin ettiği Epstein’in kurbanları, uzun süredir onun güçlü arkadaşları ve suç ortaklarının daha fazla hesap vermesi ve 2007 yılında Epstein’in Güney Florida’da kızlara cinsel istismarda bulunduğu için ağır cezadan kurtulmasını sağlayan anlaşma hakkında onları karanlıkta bırakan departmandan daha fazla şeffaflık talep ediyorlardı.
Clinton, tüm belgelerin yayınlanmasını istedi
Bakanlığın cuma günü ilk olarak yayınladığı dosyalar kurbanları veya dosyaların yayınlanmasını emreden Kongre üyelerini tatmin etmedi, özellikle de yayınlandıktan sonra Adalet Bakanlığı, Trump’ın bir fotoğrafı da dahil olmak üzere bazı dosyaları kaldırdı. Bu fotoğraf ve birkaç diğer fotoğraf daha sonra tekrar çevrimiçi olarak yayınlandı.
Cuma günü yayınlanan dosyalar, eski başkan Bill Clinton’ın çok sayıda fotoğrafını içeriyordu. Bu fotoğrafların çoğu, Clinton ve Epstein’in 2002 yılında Epstein’in uçağıyla Afrika’ya yaptıkları seyahatten alınmıştı.
Pazartesi günü, Clinton’ın sözcüsü Adalet Bakanlığından Clinton’ın adının geçtiği tüm dosyaları yayınlamasını istedi ve şu ana kadar yayınlanan dosyaların “birinin veya bir şeyin korunduğunu” gösterdiğini söyledi.
ABD istediği halde Prens Andrew sorgulanmamış olabilir
Ayrıca Epstein dosyalarının son partisinde yer alan başka bir belgeye göre, Prens Andrew’un Epstein’in kurbanlarından biriyle “cinsel ilişkiye girdiğine” dair kanıtlarla donanmış federal savcılar, İngiliz kraliyet üyesini yemin altında soruşturmacılarla konuşmaya zorlamakla tehdit etti.
Adalet Bakanlığı yetkilileri, Prensin bakanlık soruşturması kapsamında gönüllü olarak soruları yanıtlamayı reddetmesi halinde, 2020 baharında İngiliz yetkililerden onunla “zorunlu bir görüşme” yapmalarını istedi.
Savcılar ayrıca, Andrew’un kurban, Epstein ve Maxwell arasındaki “belirli” etkileşimlerde “mevcut bulunduğu”na dair kanıtların varlığını ve prensin Maxwell’in “Epstein ve diğer erkeklerle cinsel ilişkiye girmek üzere kadınları işe aldığını bildiğine” dair kanıtların varlığını da açıkladı.
Savcılar ayrıca, “Prens Andrew’un Epstein’in kurbanlarından biriyle cinsel ilişkiye girdiğine dair kanıtları” olduğunu da yazdı.
‘Epstein belgeleri’ açıklandı: Prens Andrew, Bill Gates, Bill Clinton, Donald Trump gibi isimler var
Epstein’in İngiltere uçuşları da mercek altında
BBC, Jeffrey Epstein ile bağlantılı yaklaşık 90 uçuşun Birleşik Krallık havaalanlarına iniş ve kalkış yaptığını, bazı uçuşlarda milyarder tarafından istismara uğradıklarını iddia eden İngiliz kadınların da bulunduğunu ortaya çıkarmıştı.
Bunun üzerine BBC, ekim ayında Metropolitan Polisi ile iletişime geçerek Epstein ve suç ortaklarının Birleşik Krallık içinde, çevresinde ve dışında potansiyel insan kaçakçılığına ilişkin kapsamlı bir soruşturma başlatıp başlatmayacaklarını sordu.
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan bir belgede, Londra’daki FBI ataşesine, Epstein’in Birleşik Krallık’a yaptığı uçuşlarla ilgili BBC’nin sorularına yönelik “hâlâ devam eden bir soruşturma” olup olmadığını soran bir üst düzey Metropolitan Polis memurunun e-postası yer alıyor.
Bu ayın başlarında yayınlanan bir açıklamada, Metropolitan Polis Teşkilatı, Epstein ve Maxwell’in Birleşik Krallık’taki insan ticareti faaliyetlerine ilişkin “soruşturmanın yeniden açılmasını destekleyecek herhangi bir ek kanıt almadığını” belirtmişti.
Metropolitan Polis Teşkilatı, “ABD’de yayınlanan materyallerden elde edilenler de dahil olmak üzere, yeni ve ilgili bilgiler dikkatimize sunulursa, bunları değerlendireceğiz,” dedi.
Epstein, 2018’deki Putin-Trump görüşmesi öncesi Moskova’ya ulaşmaya çalışmış
Amazon, soruşturmaya yardım etmede yavaş davranmış
2019 yılında Epstein’in hapishanede intihar etmesinden sadece birkaç gün önce, Adalet Bakanlığı, şirketin skandalla gündeme gelen finansçıya yönelik soruşturmayla ilgili belgeleri sunmaması üzerine, bir yargıca Amazon’u mahkemeye itaatsizlikten suçlamasını talep etmekle tehdit etmiş.
Kimliği gizli tutulan bir soruşturmacı, 1 Ağustos’ta şirkete gönderdiği e-postada “Amazon’un ekteki büyük jüri celbine verdiği yanıt birkaç hafta gecikti” diye yazmış:
“FBI, geçtiğimiz haftalarda hukuk departmanınıza birkaç kez e-posta gönderdi ve mesaj bıraktı, fakat yanıt alamadı. Amazon’un uyumsuzluğunu gidermek için lütfen derhal yanıt verin. Aksi takdirde, geçerli yasal sürece uymadığınız için mahkemeye itaatsizlik davası açacağız.”
Adalet Bakanlığının Amazon’dan tam olarak hangi kayıtları istediği belli değil; celpname, son belge grubunda erişilebilir değildi. Fakat Epstein soruşturmasıyla bağlantılı kişilerin e-posta yazışmalarıyla ilgili olduğu görülüyordu.
Bir gün sonra, Amazon’’n mahkeme celbine aceleyle bir yanıt hazırladığı ortaya çıktı, Fakat Adalet Bakanlığı bu yanıtı da son derece yetersiz buldu.
Summers’ı vasiyetine vasi olarak atamış
Bir başka belgeye göre, eski Hazine Bakanı Larry Summers bir noktada Jeffrey Epstein’in vasiyetinde yedek vasi olarak atanmış.
Epstein’in vasiyetinin 2014 versiyonunda, Summers, diğer üç atanmış vasiden herhangi biri “yeterli niteliklere sahip değilse veya görevini yerine getiremezse” ölümünden sonra hüküm giymiş cinsel suçlunun mirasını yönetmek üzere “halef vasi” olarak atanmıştı.
Belgeye göre, vasiyetnamenin tamamlanmasının ardından her vasi 250.000 dolar almaya hak kazanıyordu. Epstein 2019 yılında öldü ve vasiyetnamesinin son versiyonunda Summers vasi olarak belirtilmedi.
Suudi bağlantılı sahte pasaport
En son yayınlanan dosyalarda, Epstein’in “Marius Robert Fortelni” adıyla kayıtlı, Avusturya pasaportu olduğu görülüyor. New York Post, bu ismin bir zamanlar New York’ta yaşamış, daha sonra Florida’nın Palm Beach kentine taşınmış bir emlak geliştiricisine ait olduğunu bildirdi.
Pasaport/belgede kişinin doğum tarihi 30 Temmuz 1954 ve doğum yeri Viyana olarak belirtilmiş. Epstein 1953 yılında ABD’de doğmuştu.
21 Mayıs 1984’te düzenlenen pasaportta ikamet yeri Suudi Arabistan ve uyruğu Avusturya olarak belirtiliyor.
Suudi bağlantısı özellikle önemli, çünkü Afganistan cihadını örgütlemede ve İran-Kontra skandalında adı geçen Adnan Kaşıkçı ve Ghislaine Maxwell’in babası Robert Maxwell, uluslararası finansın karanlık bağlantılarında iş görüyordu.
Epstein’in avukatları, sahte pasaport konusunu yıllar önce ele almıştı. NBC’nin aktardığı 2019 tarihli bir mahkeme dosyasında suçlunun hukuk ekibi, belgenin rutin seyahatler için değil, bir “güvenlik önlemi” olarak tasarlandığını iddia etmişti.
Belgenin, tehlikeli bölgelerde seyahat ederken sadece aşırı durumlarda gösterilmek üzere tasarlandığını ileri süren Epstein’in avukatları, “Pasaport, tehlikeli bölgelere seyahat edilmesi durumunda kişisel korunma amaçlıydı,” diye yazarak, pasaportun yalnızca “şiddet olayları meydana gelmesi durumunda potansiyel kaçıranlara, korsanlara veya teröristlere” gösterileceğini eklemişti.
Bakanlığın yayınladığı fotoğraflarda, pasaportta 1982 ve 1983 yılları arasında Fransa, İspanya ve Birleşik Krallık gibi ülkelerden alınan seyahat damgalarının bulunduğu görülüyor. Belge ayrıca, Viyana’daki Suudi Arabistan konsolosluğunun iki aylık giriş izni veren damgasını da içeriyor.
Amerika
Musk ara seçimler için Cumhuriyetçilere 445 milyon dolar bağışladı

Milyarder Elon Musk, ABD’de düzenlenecek Kongre ara seçimleri öncesinde Cumhuriyetçi Parti’ye 445 milyon dolardan fazla bağış yaptı. Bütçesinin 158 milyon dolarını Teksas’taki Senato yarışına aktaran Musk, Demokrat finansör George Soros’un harcamalarını geride bıraktı.
Milyarder Elon Musk, ABD’de yapılacak Kongre ara seçimleri öncesinde Cumhuriyetçi Parti’ye 445 milyon dolardan fazla bağış yaptı.
Bloomberg’in haberine göre bu harcama, Musk’ı seçim tarihinin en büyük siyasi bağışçılarından biri konumuna getirdi.
Federal Seçim Komisyonu verilerine göre Musk, yalnızca ekim ayının ilk iki haftasında Cumhuriyetçi adayları destekleyen America PAC adlı siyasi eylem komitesine 77 milyon dolar aktardı.
Musk’ın mali desteği, Demokrat Parti’ye kaynak sağlayan finansör George Soros gibi geleneksel bağışçıların harcamalarını geride bıraktı.
America PAC, Cumhuriyetçi adayların yarıştığı kritik eyaletlerdeki Senato seçimleri için 71 milyon dolar harcadı.
Bu kaynak Ohio, Michigan, Iowa ve Maine eyaletlerindeki yarışların yanı sıra Temsilciler Meclisi’ndeki 30’u aşkın çekişmeli bölgeye dağıtıldı.
En büyük harcama Teksas’taki Senato yarışı için yapıldı
Musk bütçesindeki en büyük payı Teksas eyaletindeki Senato seçimine ayırdı.
Eylül ayında Senate Leadership Fund adlı fona 158 milyon dolar aktaran Musk, bu kaynağın Texas PAC üzerinden Cumhuriyetçi Başsavcı Ken Paxton’a ulaştırılmasını sağladı.
Paxton’ın Demokrat rakibi James Talarico, seçim kampanyasında Musk’ın finansal gücünü gündeme taşıyarak milyarderi “Senato koltuğunu satın almaya çalışmakla” suçladı.
Seçim sonuçları, faaliyetleri federal düzenleyici kurumların denetimine bağlı şirketleri yöneten Musk için önem taşıyor.
SpaceX, Tesla, Boring Company ve Neuralink’in sahibi olan Musk’ın hükümet verimliliği birimindeki (DOGE) görevi, Demokratların Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu kazanması durumunda Kongre denetimine takılabilir.
The New York Times daha önce Musk’ı “tarihin en büyük Cumhuriyetçi bağışçısı” olarak nitelendirmişti.
Musk da ara seçimlerde partisinin adaylarına en az 100 milyon dolar harcayacağını açıklamıştı.
Kongre ara seçimleri 3 Kasım 2026’da yapılacak.
Seçmenler, 100 üyeli Senato’nun 35 koltuğunu ve 435 sandalyeli Temsilciler Meclisi’nin tamamını yenilemek üzere sandık başına gidecek, ayrıca 36 eyalette vali seçecek.
Amerika
ABD’de birbiri ardına sahte seçim anketi itirafları

ABD’de Wedgewood Polls adlı araştırma kuruluşu, son bir yılda Michigan’dan Maine’e kadar birçok kritik seçim anketinde verileri uydurduğunu itiraf etti. Büyük medya kuruluşlarının ortalamalarına giren ve adayların yarıştan çekilmesine yol açan sahte anketler, sektörde yıl içindeki ikinci vaka olarak kayıtlara geçti.
ABD’de kamuoyu araştırması kuruluşu Wedgewood Polls, son bir yılda yayımladığı bir dizi ankette verileri uydurduğunu itiraf etti. Salı akşamı yapılan bu açıklamayla birlikte sektörde yıl içinde ikinci kez bir şirketin sahte veri ürettiği belgelendi.
Wedgewood tarafından üretilen anket sonuçları The Hill, The New York Times ve Decision Desk HQ (DDHQ) dahil olmak üzere çok sayıda medya kuruluşu tarafından haberleştirilmişti.
DDHQ ve diğer anket derleme platformları sahte sonuçları hızla ortalamalarından çıkardı ancak olay, kamuoyu güveniyle zaten sorun yaşayan sektördeki belirsizliği artırdı.
Anket derleme ve siyasi analiz platformu FiftyPlusOne’ın kurucusu G. Elliott Morris, yaşananları “Bu, anketçilik için yeni bir tehdit” sözleriyle değerlendirdi.
Morris, metodolojik açıdan kamuoyu araştırmalarının sürekli bir yenilik tarihi olduğunu belirterek artık anketleri tüketenlerin de yenilikçi yöntemler geliştirmek zorunda kalacağı bir döneme girildiğini söyledi.
Wedgewood, X platformundaki hesabından paylaştığı açıklamada, bu girişimin sahte bir anket şirketinin siyasi tartışmalarda derin bir denetim görmeden zemin kazanıp ciddiye alınıp alınamayacağını test etmek üzere kurgulanmış bir “deney” olduğunu öne sürdü.
Şirketin paylaşımında, “Wedgewood Polling hiçbir zaman bir seçimi etkileme veya kamuoyunu kalıcı olarak yanıltma amacı taşımadı; bu bir uyarı zili olarak tasarlandı” ifadelerine yer verildi.
Açıklamada, sektör emektarlarından oluşan küçük bir grubun yönettiği hayali bir yapının ana anket ortalamalarına girebilmesi ve büyük haber kuruluşlarınca alıntılanabilmesi durumunda verilerin doğrulanma, derlenme ve haberleştirilme standartlarının değişmesi gerektiği savunuldu.
Eleştirmenler ise Michigan’dan Maine’e kadar Senato yarışlarını kapsayan sahte verilerin siyasi sahada çok somut sonuçlar doğurduğuna dikkat çekiyor.
Wedgewood’un haziran ayında Michigan Demokrat Parti ön seçimi için yayımladığı sahte ankette Abdul El-Sayed yüzde 46 ile önde gösterilirken Temsilciler Meclisi üyesi Haley Stevens yüzde 39’da kalmıştı. Aynı araştırma, eyalet senatörü Mallory McMorrow’un yüzde 9 destek alarak yarışın tamamen gerisine düştüğünü öne süren ilk anketler arasındaydı.
McMorrow, kendisini geride gösteren birkaç anketin ardından adaylıktan çekilme kararı aldı.
McMorrow, yarıştan çekilmesi yönündeki baskıların artmasında ve bağış kaynaklarının kesilmesinde söz konusu anket sonucunun belirleyici bir etken olduğunu dile getirdi.
McMorrow’u destekleyen bağımsız harcama komitesini (Super PAC) yöneten Jennifer Holdsworth da X platformunda yaptığı paylaşımda, rakiplerin harcama üstünlüğü kurduğu kritik bir dönemde birçok bağışçının bu anketi gerekçe göstererek maddi desteği kestiğini aktardı.
Wedgewood’un ürettiği sahte anketlerin büyük bölümünün Demokrat adayları avantajlı gösterdiği görülüyor. Veriler meşru anket şirketlerinin bulgularından bütünüyle kopuk olmasa da Demokratların güçlü bir konumda olduğu yönündeki anlatıyı pekiştirdi.
Yayımlanan veriler arasında, Maine eyaletinde Demokrat Senato adayı Troy Jackson’ın Cumhuriyetçi Senatör Susan Collins’in 4 puan önünde yer aldığı iddiası bulunuyordu. Genel seçim anketinde ise El-Sayed, eski Temsilciler Meclisi üyesi Cumhuriyetçi Mike Rogers karşısında 6 puan önde gösterilerek diğer şirketlerin bulgularının oldukça üzerinde bir fark yaratıldı.
Gerçek olması halinde şaşkınlık yaratacak bir diğer sahte veri Mississippi eyaletinden geldi; Demokratlar lehine genel bir dalga yaşansa dahi kazanılması imkansıza yakın görülen yarışta, Cumhuriyetçi Senatör Cindy Hyde-Smith’in Demokrat rakibi Scott Colom karşısında yalnızca 4 puan önde olduğu öne sürüldü.
Bu gelişme, yıl içinde geniş yankı uyandıran ilk sahte anket vakası değil. Ağustos ayında Median Strategies adlı bir başka sahte şirket, Wisconsin Demokrat Parti Senato ön seçimi ile Los Angeles belediye başkanlığı yarışı için yayımladığı iki anketin sahte olduğunu kabul etmişti.
The Guardian, söz konusu anketlerin kaynağının 21 yaşındaki üniversite mezunu Rahil Prakash olduğunu ortaya çıkarmış, Prakash da gazeteye bu sahte verileri sosyal bir deney çerçevesinde paylaştığını söylemişti.
Wedgewood’un arkasında gerçekte kimlerin yer aldığı ise henüz netlik kazanmadı.
The Hill’in Wedgewood yetkililerine ek açıklama için ulaşma girişimleri sonuçsuz kaldı. Şirketin X hesabında listelenen e-posta adresine gönderilen iletiler teslim edilemeyerek geri dönerken internet sitesinin de kapatıldığı görüldü; platformdaki X hesabı ise mesaj göndermek için özel bir kod talep ediyor.
Wedgewood itirafı kendisi yapmış olsa da bu adımın arkasında Morris’in yönettiği FiftyPlusOne platformunun yürüttüğü incelemenin yattığı anlaşılıyor. Morris ve FiftyPlusOne ekibi, yayımladıkları blog yazısında geçen hafta Wedgewood’un sahte veri ürettiğine işaret eden kanıtlarla birlikte anonim bir ihbar aldıklarını belirtti.
Ekip, kendi araştırmasını tamamlayıp Wedgewood’u ifşa eden bir dosya hazırladıktan sonra yorum almak üzere şirketle iletişime geçti. Blog paylaşımına göre Wedgewood bu temasın hemen ardından itiraf açıklamasını yayımladı ve FiftyPlusOne ekibine küfür içeren bir yanıt gönderdi.
Morris, The Hill’e yaptığı değerlendirmede, yaşananların doğru sonuçlar üretmek için çaba gösteren meşru anket şirketlerini zaten zorlayan güven erozyonunu daha da ağırlaştırdığını kaydetti.
İtiraf, anketlerin çoğunlukla Demokratların seçim günü büyük kazanımlar elde edeceğini gösterdiği ve Cumhuriyetçilerin kamuoyu araştırmalarına yönelik şüphelerini artırdığı bir süreçte geldi. Cumhuriyetçiler, anketlere güvenilemeyeceğini savunmak için Wedgewood’un itirafını gecikmeden kullandı.
Senato Cumhuriyetçilerinin kampanya biriminin ulusal basın sözcüsü Bernadette Breslin, konuya ilişkin açıklama yaptı. Breslin, “Sol eğilimli medya kuruluşları, bu sahte anketleri üreten Demokrat aparatlar kadar sahte anketlere alan açmaktan da sorumludur. Abdul El-Sayed ve Troy Jackson ön seçimlerde basını kandırmış olabilir ancak radikal ve vergi artıran gündemleri kasım ayında seçmenleri kandıramayacak” dedi.
ABD Federal İletişim Komisyonu (FCC) Başkanı Brendan Carr ise X platformunda gazetecileri ve yayıncıları “temel gazetecilik etiğini gözetmeksizin bu anketleri yaymaktan veya ekrana taşımaktan” kaçınmaları konusunda uyardı.
Tümüyle sahte anketlerde belirgin bir artış yaşandığını kaydeden Carr, FCC’nin bu meseleleri ciddiyetle ele aldığını belirterek “Yayıncıların, federal lisans şartları uyarınca haberleri çarpıtması veya asılsız yayın kurgularını teşvik etmesi yasaktır” hatırlatmasını yaptı.
Morris ve diğer uzmanlar, bu tür olayların sahadaki tabloyu çarpıttığını, buna karşılık anketlerin ezici çoğunluğunun meşru verilerden oluştuğunu vurguladı. Uzmanlar, güvenilir olanla şüpheyle yaklaşılması gereken veriyi ayırt etmeye yarayan yöntemlerin mevcut olduğunu yineliyor.
Kamuoyu araştırmaları şirketi Verasight’ın kurucu ortağı ve icra kurulu başkanı Ben Leff, Amerikan Kamuoyu Araştırmaları Derneği’nin (AAPOR) süreçlerini belirli asgari kriterlere göre yürüten şirketler için akreditasyon standartları uyguladığını hatırlattı. Leff, bu standartların verilerin nasıl toplandığını açıklayan açık ve şeffaf bir metodoloji raporunu da zorunlu kıldığını vurguladı.
Leff, “Ruhsatı olmayan bir doktora ya da baroyu geçmemiş bir avukata gitmezsiniz; medya kuruluşları da anket şirketlerine aynı standardı uygulamalıdır” diyerek bir anketörün AAPOR sertifikasına sahip olup olmadığını denetlemenin iyi bir ilk adım olduğunu ifade etti.
Bununla birlikte, Wedgewood örneğinde görüldüğü gibi metodoloji raporunun da bütünüyle uydurulabileceği gerçeği zorluk yaratmayı sürdürüyor.
Anket derleme platformu VoteHub’ın veri bilimi yöneticisi Zachary Donnini, “Dürüst olacağım. Ne yazık ki belirli bir noktadan sonra her şeyi yakalamanız mümkün olmuyor” dedi. Donnini, herhangi bir kişinin aniden şirket itibarını hiçe sayıp sırf kötü niyetli mali gerekçelerle bile sahte anket yayımlamaya başlayabileceğini belirtti.
Donnini, güvenilirliklerini sorgulamak amacıyla daha önce Wedgewood ile doğrudan temas kurduğunu dile getirdi.
Donnini’nin aktardığına göre yapının tespitini güçleştiren temel unsur, Wedgewood ile bağlantılı görünen isimlerin daha önce meşru bir araştırma kuruluşu olan SoCal Strategies bünyesinde çalışmış olmasıydı.
Donnini, “Hiçbir yerden çıkıp gelen rastgele insanlar değildi; daha önce gerçekten meşru anketler yapmışlardı” değerlendirmesinde bulundu.
Leff, sahte anketlerin gerçek kamuoyu araştırma sektörüyle hiçbir bağı bulunmadığını anlatmanın hayati ama meşakkatli bir iş olduğunu belirtti.
Leff, “Haber kanalları insanların tükettiği içeriğin yalnızca küçük bir bölümünü oluşturuyor; bu nedenle kamuoyunun sosyal medyada ve internette çok dikkatli olması, anketlere atıf yapan içerikleri okurken bu kurumların meşru olup olmadığını mutlaka kontrol etmesi gerekecek” uyarısını yaptı.
Amerika
ABD bankalarında yapay zeka paniği: Müşteri hesaplarına eriştiler

Axios’un haberine göre yapay zeka ajanları ABD’nin önde gelen bankalarında müşterilerin hesaplarına girerek kullanıcı onayı dışındaki işlemleri denedi. Morgan Stanley ve JPMorgan gibi finans devleri erişim engelleri getirirken Hazine ve Fed yetkilileri sistemik öneme sahip bankalarla acil güvenlik toplantısı yaptı.
ABD’nin en büyük bankalarında, yetkisiz yapay zeka ajanlarının müşterilerin hesaplarına erişim sağladığı olaylar tespit edildi.
Axios’un kaynaklarına dayandırdığı haberine göre bu yapay zeka ajanlarından bazıları, kullanıcı talimatlarında yer almayan adımları atmaya kalkıştı.
Bu tür ajanlardan kaynaklanan risklerle yüz yüze gelen kurumlar arasında Morgan Stanley, Bank of America, JPMorgan, Wells Fargo ve Citi gibi önde gelen bankalar yer alıyor.
Bazı vakalarda yapay zeka yazılımları, kullanıcı adı ve parolalarını kullanarak müşteri hesaplarına doğrudan kullanıcıların onayıyla girdi.
Buna karşılık çoğu bankanın güvenlik kuralları, kullanıcıların hesaplarına bizzat giriş yapmasını zorunlu kılıyor.
Axios’un aktardığına göre diğer bazı örneklerde ise müşteriler adına görev yürütmek üzere tasarlanan yapay zeka ajanları, doğrudan bankaların çağrı merkezleriyle irtibat kurdu veya kullanıcıdan herhangi bir talimat almaksızın bağımsız adımlar atmaya çalıştı.
Banka yöneticileri, kimlik bilgilerine erişimi olan bu tür yazılımların yetkisiz biçimde alışveriş yapmasından ya da para transferi gerçekleştirmesinden endişe duyuyor.
Söz konusu risklerin ardından bankalar, üçüncü taraf yapay zeka ajanlarının platformlarına erişimini kısıtlama yoluna gidiyor. Morgan Stanley bu tür yazılımları engellemeye başlarken JPMorgan, Bank of America ve Citi de benzer kısıtlamalar getiriyor.
Bankalar aynı zamanda yapay zeka ajanlarına yalnızca okuma yetkisi veren, işlem yapma olanağını ise tamamen kapatan bir finansal erişim modeli sunmayı değerlendiriyor.
Axios’a konuşan kaynaklar, bir ajanın kullanıcının talimatıyla mı hareket ettiğini yoksa hesaba tamamen kendi inisiyatifiyle mi eriştiğini tespit etmenin bankalar açısından son derece güç olduğuna dikkat çekiyor.
Düzenleyiciler sistemik risk taşıyan bankalarla acil gündemle toplandı
Bloomberg ve Financial Times’ın kaynaklarına dayandırdığı haberlere göre ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ve ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell, Anthropic şirketinin geliştirdiği yeni yapay zeka modelinin yaratabileceği siber tehdit endişeleri nedeniyle nisan ayında ülkenin en büyük bankalarının tepe yöneticileriyle olağanüstü bir toplantı yaptı.
Görüşmeye ilişkin bilgi veren kaynaklar, ABD’li yetkililerin Claude Mythos modeliyle bağlantılı riskler konusunda bankaların farkındalığını ölçmek ve sistemlerini korumak için aldıkları önlemleri denetlemek istediğini belirtti.
Toplantıda Citigroup Inc., Bank of America Corp., Wells Fargo & Co., Goldman Sachs Group Inc. ve Morgan Stanley’nin üst düzey yöneticileri hazır bulundu.
Kısa sürede organize edilen bu zirve, denetleyici kurumların söz konusu yeni nesil siber saldırı tipini finans sektörü için en büyük tehditlerden biri olarak gördüğüne işaret etti.
Masada temsil edilen bankaların tamamı, küresel finans yapısı içinde sistemik öneme sahip kuruluşlar sınıfında yer alıyor.
Axios, aralarında Anthropic ve OpenAI’ın da yer aldığı öncü yapay zeka şirketlerinin önümüzdeki 6 ila 12 aylık süreçte yapay zeka kaynaklı “yıkıcı bir olay” yaşanabileceği yönünde endişeler taşıdığını aktardı.
Amerika4 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı
Avrupa2 hafta önceBerlin’de Sol Parti, SPD-Yeşiller koalisyonu için “İsrail’in var olma hakkı”nın altını çizdi
Avrupa2 hafta önceBurnham: Brexit oylamasında Rus müdahalesi var











