Bizi Takip Edin

Amerika

Chomsky ile Epstein arasındaki ilişki bilinenden daha derin

Yayınlanma

Önde gelen dilbilimci ve filozof Noam Chomsky, Jeffrey Epstein ile “düzenli temas” halinde olmayı “en değerli deneyim” olarak nitelendirdi.

Kasım ayı başında ABD’li Kongre üyeleri tarafından yayınlanan e-postalarda Chomsky’nin yaptığı veya ona atfedilen bu tür yorumlar, yetkililerin 2019 yılında federal seks kaçakçılığı suçlamasıyla yargılanmayı beklerken hapishanede intihar ettiği sonucuna vardıkları Epstein ile olan ilişkisinin, eski daha önce iddia ettiği gibi ara sıra yapılan siyasi ve akademik tartışmalardan daha derin olduğunu gösteriyor.

96 yaşındaki Chomsky’nin, iki evliliğinin ilkine ilişkin ortak fonların dağıtımını düzenlerken Epstein’e bağlı bir hesaptan yaklaşık 270.000 dolar aldığını da kabul ettiği bildirildi, fakat Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) profesörü, bu paranın “tek kuruşunun” bile doğrudan kötü şöhretli finansçıdan gelmediğini ısrarla savundu.

12 Kasım’da ABD Temsilciler Meclisi denetim komitesinin Cumhuriyetçi üyeleri tarafından açıklanan e-postalar, Epstein’in siyasi, akademik ve iş dünyasından önde gelen isimlerle, aralarında eski hazine bakanı Larry Summers ve Donald Trump’ın uzun süredir müttefiki olan Steve Bannon’ın da bulunduğu kişilerle yaptığı yazışmaları ayrıntılı olarak ortaya koydu. 

Ayrıca e-postalar, Epstein ve Chomsky’nin müzik ilgi alanlarını ve hatta olası tatil planlarını tartışacak kadar yakın olduklarını da ortaya çıkardı.

Chomsky ile ilgili belgelerin belki de en anlamlısı, dil bilimciye atfedilen ve “ilgili kişilere” hitaben yazılmış Epstein’e destek mektubu.

Mektupta tarih yok ama Chomsky’nin adının yazılı olduğu daktilo ile yazılmış bir imza ve Massachusetts haber kaynağı WBUR’un ilk kez bildirdiği gibi, 2017’de başladığı Arizona Üniversitesi’ndeki profesörlük pozisyonu belirtiliyor.

“Jeffrey Epstein ile altı yıl önce tanıştım,” diye yazan Chomsky’nin destek mektubu, Cumhuriyetçi Meclis Denetim Komitesi tarafından yayınlandıktan sonra The Guardian tarafından incelendi.

Chomsky, destek mektubunda şunları yazmış:

“O zamandan beri düzenli olarak iletişim halindeyiz ve kendi uzmanlık alanlarımız ve mesleki çalışmalarımız da dahil olmak üzere çok çeşitli konularda uzun ve genellikle derinlemesine tartışmalar yapıyoruz, fakat ortak ilgi alanlarımız olan birçok başka konu da var. Bu benim için çok değerli bir deneyim oldu.”

Chomsky’nin bu mektubu başka birine gönderip göndermediği belli değil. Bununla birlikte, mektup, Epstein’i “iş dünyası basını ve mesleki dergilerin” yapamadığı bir şekilde Chomsky’ye “küresel finans sisteminin inceliklerini” öğrettiği ve çok iyi bağlantıları olduğu gerekçesiyle övüyor. 

Chomsky, “Bir keresinde, Oslo anlaşmalarını tartışırken, Jeffrey telefonu eline aldı ve anlaşmaları denetleyen Norveçli diplomatı aradı, bu da canlı bir görüşmeye yol açtı,” diyor.

Mektupta, Epstein’in, aynı zamanda siyasi aktivist olan Chomsky’nin, “dikkatle incelediği ve hakkında yazdığı” biriyle, eski İsrail başbakanı Ehud Barak ile görüşmesini nasıl ayarladığı anlatılıyor.

Mektupta, Epstein’in, Chomsky’nin ikinci eşi Valeria’nın onu “caz dünyası ve onun harikalarıyla” tanıştırma çabalarına “sınırlı bir başarıyla” yardımcı olduğu da belirtiliyor.

Epstein e-postalarından neler çıktı?

Mektup şöyle sona eriyor:

“Jeffrey’in sınırsız merakı, engin bilgisi, keskin içgörüsü ve düşünceli değerlendirmelerinin etkisi, gösterişten uzak, rahat tavırlarıyla daha da artıyor. Kısa sürede çok değerli bir dost ve düzenli entelektüel alışveriş ve ilham kaynağı haline geldi.”

Chomsky ve Epstein arasında dikkat çeken bir başka iletişim ise, Epstein’in Chomsky’ye New York ve New Mexico’daki evlerini kullanmasını teklif ettiği 2015 tarihli bir e-posta.

E-postalar, Chomsky’nin bu teklifi kabul edip etmediğini belirtmiyor. Bu teklifin ayrıntıları, bazı yetkililerin Epstein’in New Mexico’nun Santa Fe kentinin dışında sahip olduğu bir çiftlikte işlediği suç iddialarını soruşturmaya çalışırken ortaya çıktı.

Chomsky, Epstein skandalına karışan tek ünlü Massachusetts akademisyeni değil. Çarşamba günü, Larry Summers, Epstein ile yaptığı e-posta yazışmaları ikilinin ilişkisi hakkında yeniden soru işaretleri uyandırdıktan sonra, bir zamanlar rektörlüğünü yaptığı Harvard Üniversitesi’ndeki öğretim görevinden istifa etti.

MIT’nin WBUR ve The Guardian’a yaptığı açıklamada Chomsky hakkında yorum yapmaktan kaçındı, fakat üniversitenin Epstein ile olan ilişkilerini 2020 yılında gözden geçirdiğini belirtti.

Açıklamada, “Bu gözden geçirmenin ardından MIT, hediye kabul süreçlerimizin iyileştirilmesi ve cinsel istismara uğrayan mağdurları destekleyen dört kar amacı gütmeyen kuruluşa bağış yapılması da dahil olmak üzere bir dizi adım attı,” denildi.

Chomsky veya sözcüsü olan eşi Valeria iddialara yanıt vermedi. Valeria Wasserman Chomsky, Ocak 2017’de Epstein’e bir e-posta göndererek, birkaç gün önce doğum gününü kutlamadığı için özür dilemişti.

Temsilciler Meclisi Denetim Komitesi Cumhuriyetçileri tarafından yayınlanan e-postalara göre Wasserman Chomsky, Epstein’e, “Umarım güzel bir kutlama geçirmişsindir! Noam ve ben seni yakında tekrar görmeyi ve doğum gününü kutlamayı umuyoruz,” diyor.

Chomsky, 2024 yılında felç geçirdikten sonra Brezilya’da tedavi gördüğü bildirildiğinden beri kamuoyuna açıklama yapmadı.

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English