Amerika
ABD Temsilciler Meclisinde Johnson’a bütçe isyanı

ABD Temsilciler Meclisindeki Cumhuriyetçi vekiller, İran savaşı ve tarım yardımlarını içeren 95 milyar dolarlık bütçe çerçevesine karşı oy kullanma tehdidiyle Meclis Başkanı Mike Johnson’a meydan okuyor. Meclis liderliği yarın başlayacak kongre tatili öncesinde tüm grupların desteğini almaya çalışırken, kıl payı çoğunluğa sahip partide fire sınırının en fazla iki vekil olduğu belirtiliyor.
ABD Temsilciler Meclisindeki önemli sayıdaki Cumhuriyetçi milletvekili, Meclis Başkanı Mike Johnson’a meydan okuyarak partinin önceliklerini içeren bütçe çerçeve tasarısına karşı oy kullanma tehdidinde bulunuyor.
Meclis Başkanı Johnson, parlamentodaki kıl payı çoğunluğu elinde bulunduran partisini İran savaşı ve tarım yardımları için hazırlanan 95 milyar dolarlık finansman planını desteklemeye yönlendirmeye çalışıyor. Cumhuriyetçi parti yönetimi, yarın başlayacak kongre tatili öncesinde gruptaki tüm kesimlerin desteğini kazanmak için çabalarken, tam katılımın sağlanacağı varsayımıyla Johnson’ın bugün en fazla iki oy kaybetme lüksü bulunuyor.
Beyaz Saray ve parti liderleri, Donald Trump’ın önceliklerinden biri olan “SAVE America Act” seçim güvenliği hükümlerine ilişkin planın ayrıntılarını sunarak henüz kararını vermemiş Cumhuriyetçileri ikna etmek için yoğun bir mesai harcıyor. Yönetim ayrıca, mevcut bütçe planında yer almayan ve üyelerin talep ettiği diğer maddeleri kapsayacak dördüncü bir bütçe uzlaşı tasarısının da sözünü veriyor.
Cumhuriyetçi liderlerin kararını değiştirmeyi neredeyse imkânsız gördüğü isimlerin başında ise Milletvekili Thomas Massie geliyor.
Massie konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Bu tasarı, yetkilendirilmemiş İran savaşı için kurulmuş bir örtülü ödenektir. Savaşın yanı sıra Trump’ın ticaret politikaları nedeniyle artan yakıt ve gübre fiyatlarından zarar gören çiftçilere yönelik bir rüşvettir” ifadelerini kullandı.
Milletvekili Warren Davidson da bütçe planına karşı oy kullanmayı planladığını bildirerek, tasarıyı desteklemek için bütçe açıklarını kapatacak kaynakların gösterilmesi gerektiğini kaydetti.
Kararı beklenen diğer isimler arasında Milletvekilleri Tim Burchett ve Kevin Kiley de bulunuyor. Kiley, tasarıya destek verme ihtimalinin “çok düşük” olduğunu ve fikrinin değişmeyeceğini ifade etti. Bu yıl Demokratların öncülük ettiği çok sayıda İran savaş yetkileri tasarısına destek veren Milletvekili Tom Barrett ise “Göreceğiz” demekle yetindi.
Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçi liderleri, plandaki “SAVE America Act” hükümleri kapsamında yer alan vatandaşlık ve seçmen kimliği zorunluluklarının uygulanmasını denetlemek amacıyla önerilen 1 milyar dolardan fazla bütçeli teklifin ayrıntılarını üyelerle paylaşarak desteği artırmaya çalışıyor.
Ancak özel görüşmeler hakkında bilgi veren ve kimliğinin açıklanmasını istemeyen dört kaynağa göre, bu “denetim ve uygulama” mekanizmasının nasıl işleyeceği, muhalif vekiller ile Cumhuriyetçi yönetim arasındaki sert tartışmaların odağını oluşturuyor.
Dün akşam bu denetim politikasının nasıl yapılandırılmasını istediği sorulan Meclis Başkanı Johnson, “Bilmiyorum. Önümüzde müzakere edilmesi gereken çok konu var” yanıtını verdi.
Çoğunluk Lideri Steve Scalise de konuya ilişkin olarak “Tüm bunlar üzerinde çalışmalar halen devam ediyor” dedi.
Yönetimin müzakerelerde koz olarak kullandığı bir diğer taktik ise üyelere dördüncü bir bütçe uzlaşı tasarısı sözü verilmesi olarak öne çıkıyor.
Birçok Cumhuriyetçi vekil, ara seçimlerin ardından dördüncü bir bütçe uzlaşı tasarısının gerçekten hayata geçirilebileceği konusunda şüphe duyuyor. Vekiller, mevcut taslakta yer almayan ve kendi istedikleri düzenlemelerin bu yeni tasarıya dahil edileceği yönündeki vaatlere de şüpheyle yaklaşıyor.
Temsilciler Meclisi Bütçe Komisyonu Başkanı Jason Smith, liderliğin dördüncü tasarı vaadi hakkındaki sorulara, “Bütçe uzlaşısı hakkında hiç konuşmayacağım; 3, 4, 10 veya 17 fark etmez” karşılığını verdi. Smith’in komisyonunun son planların dışında bırakılması dikkat çekti.
Bugün oylanacak bütçe planına destek verip vermeyeceği sorulan Smith, “Size bütçe uzlaşısı hakkında konuşmayacağımı söylemiştim” diyerek pozisyonunu yineledi.
Temsilciler Meclisinde yoğun oylama trafiği
Temsilciler Meclisi; yıllık savunma politikası tasarısını, partiler üstü bütçe uzlaşı tasarısına yönelik bütçe kararını ve Kongre üyelerinin hisse senedi ticareti yapmasını yasaklayan düzenlemeyi içeren yasa tasarılarını oylayacak. Demokratlar ise bugün kadar erken bir tarihte İran savaş yetkileri oylaması talep edebilir.
Senato ise Benjamin M. Flowers’ın Altıncı Daire yargıçlığını onaylamak ve Michael C. Martin’in Michigan Doğu Bölgesi yargı adaylığını ilerletmek üzere toplanacak. Öğleden sonra yapılacak oturumda Martin’in adaylığının kesinleşmesi ve Antonio M. Pozos’un Pennsylvania Doğu Bölgesi yargı adaylığının oylanması bekleniyor. Akşam saatlerinde ise Daniel Mack Traynor’ın Sekizinci Daire yargı adaylığının ilerletilmesi oylanacak.
Senato Çoğunluk Lideri Chuck Schumer, Pentagon’un, Katar tarafından ABD başkanına hediye edilen 400 milyon dolarlık lüks uçağın modifikasyonu, restorasyonu veya bakımı için vergi mükelleflerinin parasını harcamasını engelleyecek yasa tasarısını oybirliğiyle geçirmeyi deneyecek.
Ayrıca bugün Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu, BM Büyükelçisi Mike Waltz’ın katılımıyla Birleşmiş Milletler’in hesap verebilirliği ve reformu konulu bir oturum düzenleyecek. Senato Finans Komisyonu ise ABD Ticaret Temsilcisi Jameison Greer’ın tanıklığında Trump’ın ticaret politikası gündemini ele alacak.
Darline Graham Senatoda kendi yolunu çizecek
Hayatını kaybeden ağabeyi Lindsey Graham’ın mirasını sürdürmesi için Senato koltuğuna atanan Darline Graham’ın, ağabeyinin izlediği siyasi çizgiyi birebir takip etmesi beklenmiyor.
Trump’ın desteğiyle tam dönem senatörlük için adaylığını açıklayan Graham, bir yandan ağabeyinin önem verdiği projeleri geçirmeye çalışırken diğer yandan kendi siyasi profilini oluşturmak için hassas bir denge kurmak zorunda kalacak.
İsimlerinin açıklanmasını istemeyen bazı Cumhuriyetçi meslektaşları, Politico’ya yaptıkları açıklamada, Graham’ın hangi politikaları savunacağını veya tam olarak neyi temsil ettiğini henüz bilmediklerini ifade etti. Buna karşın Graham, ağabeyinin en önemli önceliklerini hızla sahiplendi. Rusya’ya yönelik iki partili yaptırım tasarısına destek toplamak için Cumhuriyetçi liderlerle arka planda çalışmaya başlayan Graham, mevcut yasalar arasında ilk olarak “SAVE America Act” tasarısına ortak sponsor oldu.
Graham ayrıca dış politikadan ziyade iç politikaya odaklanacağının sinyalini verdi. Cumartesi günü seçmenlerine yönelik kaleme aldığı açık mektupta Graham, “Ben Lindsey değilim. Benim işleri yapma yöntemim kendime has” ifadesini kullandı.
Temsilciler Meclisi, Cumhuriyetçilerin savunma tasarısını daha muhafazakâr bir çizgiye çekmesinin ardından Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası’nı (NDAA) oylamaya hazırlanıyor.
Milletvekilleri savunma tasarısına sunulan 320 değişikliği ele almaya başladı.
Cumhuriyetçilerin bazı muhafazakâr değişiklikleri tasarıya dahil etmesi, kararsız Demokratların savunma bütçesi tasarısına destek verme ihtimalini azalttı. Buna karşın, Trump’ın trans bireylerin orduda görev yapmasını yasaklayan başkanlık kararnamesini yasalaştırmayı öngören düzenleme gibi en çok tartışılan bazı teklifler oylamalarda reddedildi.
Diğer taraftan Demokratlar, bugün Temsilciler Meclisi genel kurulunda bir İran savaş yetkileri oylaması yapılması için baskı kurmaya devam ediyor.
Thune tatil öncesi geçici bütçe oylaması sözü verdi
Senato Çoğunluk Lideri John Thune, ağustos tatili öncesinde kendi kamarasının hazırladığı kısa vadeli geçici bütçe tasarısını genel kurula getireceğini açıkladı.
Thune, Senato Ödenek Komisyonu Başkanı Susan Collins’in, hükümetin kasım ayındaki seçimlerin sonrasına kadar fonlanmasını sağlayacak iki partili bir anlaşma için Demokratlarla görüşmeler yürüttüğünü aktardı.
Bu sırada Temsilciler Meclisi üyeleri, hükümet fonlamasını 4 Aralık tarihine kadar uzatacak geçici bütçe düzenlemesini 205 karşı oya karşı 220 oyla kabul etti. Oylamada büyük oranda parti çizgileri korundu.
Cruz yapay zekâ ajandasını açıklayabilir
Senato Ticaret Komisyonu Başkanı Ted Cruz, yapay zekâ mevzuatına ilişkin gelecek hafta yapılacak komisyon toplantısının ajandasını bugün kamuoyuna duyurabilir.
Cruz, Senatör Marsha Blackburn’ün çocukların çevrimiçi güvenliğini korumaya yönelik tedbirleri eyaletlerin yapay zekâ yasalarının önüne geçecek hükümlerle birleştiren yasa teklifini, 29 Temmuz’daki toplantıya kadar sunulması halinde ajandaya dahil edeceğini belirtti. Ancak Cruz, söz konusu paketin Senatodan geçme şansı konusunda şüphelerini dile getirdi.
Cumhuriyetçi ve Demokrat komisyon üyeleri konuyla ilgili bilgilendirilmediklerini belirtirken, Komisyonun kıdemli Demokrat üyesi Maria Cantwell, hangi tasarıların gündemde yer alacağını bilmediğini söyledi.
Komisyon kuralları gereği ajandanın bir hafta önceden duyurulması gerekiyor. Cruz’un bugün gündemi açıklamaması durumunda, toplantının planlanan tarihte yapılmayabileceği belirtiliyor. Ayrıca hayatını kaybeden Senatör Lindsey Graham’ın önümüzdeki hafta yapılacak cenaze töreninin de planları etkileyebileceği ifade ediliyor.
Cornyn büyükelçi oylamalarını PEPFAR fonuna bağladı
Senatör John Cornyn, Trump’ın iki büyükelçi adayının bugün komisyondan geçmesi için yönetime şart koştu.
Cornyn, yönetimin yoksul ülkelerde milyonlarca hayat kurtardığı belirtilen HIV ve AIDS programı PEPFAR için ayrılan fonları serbest bırakacağına dair kendisine kesin güvence vermesini talep ediyor.
Senato Dış İlişkiler Komisyonu bugün Trump’ın Jamaika ve Slovakya büyükelçi adayları Kari Lake ve Doug Mastriano için oylama yapmaya hazırlanırken, Cornyn’in tek bir karşı oyu, partiler düzeyinde destek görseler dahi bu iki adaylığı engelleyebilir.
Dört dönemdir senatörlük yapan Cornyn, Trump’ın Teksas Başsavcısı Ken Paxton’ı desteklemesi nedeniyle kaybettiği ön seçimlerin ardından bir hafta içinde ikinci kez Beyaz Saray’a karşı tavır alıyor.
Son haftalarda Beyaz Saray’ı kendi tercih ettiği politikalara zorlamak amacıyla oyunu bir koz olarak kullanması sorulan Cornyn, “Bu bir bakıma eğlenceli” değerlendirmesini yaptı.
Milletvekilleri ve personel arasındaki ilişki yasağına destek
Temsilciler Meclisinde milletvekilleri ile kongre personeli arasındaki tüm cinsel ilişkilerin yasaklanması yönündeki girişim iki partinin de desteğini alıyor.
Temsilciler Meclisi İdari İşler Komisyonunun kıdemli Demokrat üyesi Joe Morelle, Demokrat Lider Hakeem Jeffries’in kendisinden Milletvekilleri Kat Cammack ve Teresa Leger Fernandez ile bu konudaki çalışmaları yürütmek üzere ortak hareket etmesini istediğini açıkladı. Cammack ve Leger Fernandez, Kongre’deki cinsel taciz iddialarının ele alınış biçimini yeniden yapılandırmak için ortak bir çaba yürütüyor.
Meclis Başkanı Johnson da milletvekillerinin sadece kendilerine bağlı çalışanlarla değil, tüm kongre personeliyle cinsel ilişki yaşamasının yasaklanması yönündeki mevcut kuralın genişletilmesini desteklediğini açıkladı.
Leger Fernandez yaptığı açıklamada liderliğin kendilerine çok destek olduğunu ve Cammack’ın ekibiyle bu çalışmayı tamamlamayı sabırsızlıkla beklediklerini belirtti.
Demokratlardan Jeffrey Epstein baskısı
Demokratlar, Adalet Bakanlığı liderliği için Todd Blanche’ın adaylığı değerlendirilirken, bakanlığın Jeffrey Epstein dosyalarının açıklanması sürecindeki hatalarını gündemde tutmaya çalışıyor.
Senatör Cory Booker, bu öğleden sonra eski bakanlık yetkilileri, bir Epstein mağduru ve hukuk uzmanlarının katılımıyla bir forum düzenleyecek.
Booker, tanıklıkların bu adaylığın üzerine gölge düşüreceğini ve Blanche’ın neden bu görevde kalmaması gerektiğini ortaya koyacağını ifade etti. Blanche, Adalet Bakanlığındaki dosyaların kamuoyuyla paylaşılması sürecini yönetmişti.
Cornyn ile doğrudan bir görüşme yapmadığını belirten Booker, Teksaslı Cumhuriyetçi senatörün, Adalet Bakanlığı’nı Donald Trump’ın taleplerini yerine getirmek için kullandığı iddia edilen bir ismin onaylanmasının sonuçlarını değerlendirmesini umduğunu ekledi.
Temsilciler Meclisi Adalet Komisyonunun kıdemli üyesi Jamie Raskin de Epstein’ın yabancı bir devlet adına kayıt dışı ajanlık yapıp yapmadığına yönelik başlattığı inceleme kapsamında federal hükümetten kayıtları talep ediyor.
Graham için Kongre’De tören düzenlenecek
Hayatını kaybeden eski Senatör Lindsey Graham’ın naaşı salı günü Capitol Rotunda’da katafalka konulacak.
Kız kardeşi tarafından organize edilen cenaze merasimi çerçevesinde Washington Ulusal Katedrali’nde Trump’ın da katılacağı ve sadece davetlilerin yer alacağı bir tören gerçekleştirilecek.
Naaş, buradaki törenin ardından Güney Carolina’ya götürülecek ve ertesi gün Columbia’daki İlk Baptist Kilisesi’nde bir anma töreni daha düzenlenecek.
Arizona ön seçim sonuçları
Arizona’da yapılan ön seçimlerde Trump’ın desteklediği Milletvekili Andy Biggs, kasım ayındaki valilik seçiminde Demokrat Vali Katie Hobbs’un rakibi olmaya hak kazandı.
Phoenix bölgesindeki 5. Bölge’de ise eski Pinal County Şerifi Mark Lamb, ön seçimleri kazanarak Biggs’ten boşalacak koltuk için aday oldu. Lamb, hakkındaki iddialara rağmen Trump’ın desteğini arkasına alarak rakibini mağlup etti.
Bölge’de ise yine Trump’ın desteklediği eski Arizona Cardinals oyuncusu Jay Feely ön seçimlerden galip çıktı. Bu bölgenin mevcut temsilcisi David Schweikert, valilik ön seçiminde Biggs’e karşı kaybetmişti.
Bölge’de ise Demokrat Milletvekili Greg Stanton, ilerici bir aktivistin meydan okumasını aşarak ön seçimleri kazandı.
Amerika
Devlet tahvillerinde küresel satış dalgası şiddetlendi

Salı günü devlet tahvillerinde küresel çapta yaşanan satış dalgası şiddetlendi ve borçlanma maliyetlerini son yılların en yüksek seviyesine çıkardı.
Yükselen petrol fiyatları enflasyon endişelerini daha da artırırken, tahvil getirileri yeni zirvelere ulaşarak devlet bütçelerini sıkıştırıyor ve çok çeşitli tüketici ve işletme kredilerinin faiz oranlarını yükseltiyor.
Belki de dünyanın en etkili faiz oranı olan 10 yıllık ABD Hazine tahvillerinin getirisi, Ocak 2025’ten bu yana en yüksek seviyesine ulaşırken, 30 yıllık tahvil getirisi ise son yirmi yılın en yüksek seviyesinde seyretmeye devam etti.
Diğer önemli tahvil piyasalarında ise, 10 yıllık Japon tahvillerinin getirisi 1996’dan bu yana ilk kez yüzde 3’ün üzerine çıktı.
10 yıllık İngiliz tahvillerinin getirisi 2007 ortasından bu yana en yüksek seviyesine ulaştı ve 10 yıllık Alman tahvillerinin getirisi en son 2011’de görülen seviyelere ulaştı.
Amerika’da artan borçlanma maliyetleri, Hazine Bakanı Scott Bessent ile tahvil yatırımcıları arasında bir çatışmaya yol açtı.
Fakat ABD’de getirileri yukarı çeken faktörler, diğer büyük piyasalarda da sorun teşkil ediyor.
Birçok gelişmiş ekonomide, genişleyen bütçe açıkları, yüksek borç seviyeleri ve enflasyon, hükümetlerin mali durumlarını iyileştirmek için adım atamayacak ya da atmak istemeyeceklerine inanan yatırımcıları tedirgin etti.
Yapay zeka yatırımlarını finanse etmek için teknoloji şirketlerinin gerçekleştirdiği yoğun borçlanma, getirilerin yükselmesindeki bir başka faktör.
Şirketler milyarlarca dolarlık tahvil ihraç ederek piyasaları doldurdu ve yatırımcıları devlet tahvillerinden uzaklaştırdı.
Yüksek getirilerin en acil ve öngörülemez etkenlerinden biri, İran’da süren uzun soluklu savaş.
ABD ve İran’ın son günlerde saldırılarını yenilemesi üzerine, petrol ve doğalgaz fiyatları yeniden yükselmeye başladı.
Uluslararası petrol referans fiyatı olan Brent ham petrolü, Salı günü tekrar yükselerek varil başına 90 doların üzerine çıktı; bu rakam, savaş öncesi seviyelere kıyasla yaklaşık yüzde 30 daha yüksek.
Enerji maliyetlerindeki artış enflasyonun hızlanacağına dair beklentileri artırdı. Bu durum, merkez bankalarını kontrol ettikleri kısa vadeli faiz oranlarını yükseltmeye sevk edebilir.
Yüksek yakıt fiyatları, aynı zamanda büyük enerji ithalatçısı olan Asya ve Avrupa’daki hükümetlere de muazzam maliyetler getiriyor.
Bazı durumlarda, kamu borç seviyeleri şimdiden devasa boyutlara ulaştı. Amerika’nın brüt ulusal borcu geçen ay ilk kez 40 trilyon doları aştı.
Bu rakam, ekonominin büyüklüğünün yüzde 120’sinden fazlasına denk geliyor.
Fransa’da kamu borcu, ülke ekonomisinin büyüklüğünün yüzde 117’sine denk gelen 3,5 trilyon avroyu (yaklaşık 4 trilyon dolar) aştı.
Japonya’da ise hükümet, kamu borcunun ülke ekonomisinin iki katından fazla olmasına rağmen büyük harcamalar yapmaya devam ediyor.
Yatırımcıların gözünde, pek çok siyasetçi bu borç seviyeleri konusunda yeterince endişeli görünmüyor.
Bunun yerine, yatırımcılar bütçe açıklarını azaltma olasılığı düşük olan hükümet planları görüyor.
Avrupa’da, Fransa, gelecek yıl yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde yatırımcıların şüpheciliğinin odağında yer alıyor.
Bu seçimlerde önde gelen adayların hiçbirinin, yatırımcıların gözünde şişen borç seviyelerini azaltmaya yönelik inandırıcı planlara sahip olduğu görülmüyor.
Avrupa’nın en güvenli finansal limanlarından biri olarak bilinen Fransa’nın itibarı zedelendi ve ülke, geçmişteki borç krizlerinin merkezinde yer alan İtalya ve Yunanistan gibi Güney Avrupa ekonomilerinden bile daha fazla, hızla bölgenin en endişe verici borç piyasası haline geliyor.
Bu yaz, Fransız devlet tahvillerinin getirisi İtalya’nınkini aştı.
Bu durumun yakın zamanda nasıl çözüleceği belli değil fakat tahvil piyasasından gelen baskı bazı değişikliklere yol açabilir.
Amerika
Pentagon, yapay zeka araçları listesine ChatGPT’yi de ekledi

Pentagon, yapay zeka araçlarına yönelik ana portalına Google Gemini’nin yanı sıra ChatGPT ve Grok for Government hizmetlerini de ekledi.
Savunma Bakanlığı’ndan bir yetkili, ChatGPT Mil olarak adlandırılan OpenAI ürününün, askerlerin ve savunma sektöründeki sivil personelin üretken yapay zeka araçlarını kullanarak kontrollü, gizli olmayan bilgiler (CUI) üzerinde çalışabilecekleri GenAI.mil platformuna yeni güçler kazandıracağını belirtti.
Bir Pentagon yetkilisi şunları söyledi:
“Gemini’yi arama işlevselliği veya belirli kaynaklardan veri toplama için tercih ediyorum. ChatGPT ise daha çok metin tabanlı çalışmalar için uygun. Tüm bu farklı modellere erişim sağlamak istiyoruz; böylece kullanıcılar belirli bir görev için bir modeli tercih ederlerse onu kullanabilirler.”
CUI için kullanılabilecek bir ChatGPT sürümü oluşturma çalışmaları Şubat ayında başladı. Haziran ayında bir OpenAI yetkilisi , bu sürümün “Temmuz başında” kullanıma sunulacağına inandıklarını söylemişti.
Bugün yayınlanması planlanan bir Savunma Bakanlığı basın açıklamasında, ChatGPT Mil’in “savaşçıların ihtiyaçlarına göre uyarlanmış, Bakanlığın güvenli ortamına tanıdık bir ticari deneyim getireceği” belirtildi.
ChatGPT Mil, planlama, politika, lojistik ve idare dahil olmak üzere Bakanlık genelinde belge yoğunluğu yüksek, gizli olmayan işleri destekliyor ve 3 milyondan fazla Bakanlık personelini destekleyecek şekilde ölçeklendirildi.
Resmi duyurudan önce konuşmak üzere isminin açıklanmamasını isteyen bir OpenAI yetkilisi, ordunun ChatGPT’nin bu özel sürümünü nasıl kullanabileceğine dair fikirler sundu.
Kuzey Komutanlığı’ndaki operatörler, FEMA veya federal hükümetin diğer birimleriyle birlikte planlama, kaynak tahsisi veya afet müdahalesini kolaylaştırmak için bu sistemi kullanabilir.
Bunun yanı sıra Müşterek Kurmay Başkanlığı’nın lojistik müdürlüğü, evrak işlerini ve belgelemeyi basitleştirmek için de bu sistemi kullanabilir.
Yetkili ayrıca, muharebe komutanlıklarındaki lojistikçilerin “tedarik ve bakım güncellemelerini uzlaştırma, nakliye gereksinimlerini hazırlama gibi kullanım alanlarıyla doğal bir hedef kitle olacağını” belirtti.
Arka plandaki görüşmelerde, OpenAI ve Pentagon yetkilileri, GenAI.mil platformundaki modelleri savaş amaçlı kullanmak istemediklerini söylediler.
Pentagon, yapay zeka ürünlerini istedikleri gibi kullanabilmeleri gerektiğini savunuyor; bu, bakanlık ile yapay zeka modeli üreticisi Anthropic arasındaki anlaşmazlıkların odak noktası.
OpenAI ise ChatGPT’nin bağlantı gereksinimi ve büyük miktarda hesaplama gücü ihtiyacının, onu savaş için uygun bir seçenek haline getirmediğini savunuyor.
Bakanlık, bu tür operasyonlar ve eylemler için sürekli olarak bir dizi başka aracı test ediyor ve araştırıyor.
Gemini’nin GenAI.mil sürümü gibi, ChatGPT’nin askeri sürümünde de yerleşik ek güvenlik işlevleri bulunuyor.
Yetkili, “Bakanlık içinde CUI ile uğraşırken, bunların ticari bir modelde bulunamayacağı açıktır. Bunu ayrı bir ortamda geliştirmeliyiz. Dolayısıyla ticari modelden ayrı olacak şekilde tasarlanmıştır,” dedi.
Pentagon, 9 Aralık’ta GenAI.mil’i tek bir araçla Gemini ile hizmete sunmuştu. Aynı dönemde Pentagon yetkilileri, Elon Musk’ın xAI aracını platforma getirmek için bir anlaşma imzalamıştı ama o zamandan beri resmi bir devreye alma duyurusu yapılmadı.
Pazartesi günü Pentagon, Musk’ın Starshield AI şirketine ait bir yapay zeka ürünü olan Grok for Government’ın artık GenAI.mil’de kullanılabilir olduğunu duyurdu.
Amerika
ABD, Venezuela’da Çinli ve Rus şirketler tarafından işletilen petrol sahalarını devralacak

ABD’li petrol şirketi North American Blue Energy Partners (NABEP) daha önce birkaç Çinli şirket ve bir Rus firması tarafından kontrol edilen bazı petrol sahalarını devralacak.
İki ABD’li yetkili Reuters’a verdikleri demeçte, bu devralmanın Başkan Donald Trump’ın Venezuela ile açıkladığı kapsamlı petrol üretim anlaşmasının bir parçası olacağını belirtti.
Yetkililere göre, söz konusu projeler, ABD destekli North American Blue Energy Partners’a yeni verilen 14 sözleşme arasında yer alıyor.
NABEP, daha önce ABD’li petrol devi Harry Sargeant’a aitti ve şu anda Venezuelalı iş adamı Alejandro Betancourt tarafından kontrol ediliyor.
Betancourt, anlaşmayı doğrulayan bir açıklamada şunları söyledi:
“Venezuela, bol miktarda doğal kaynak, çalışkan insan ve henüz değerlendirilmemiş bir potansiyele sahip. Bu işlem, hem Venezuelalıların hem de Amerikalıların büyük yararına olacak şekilde bu potansiyeli ortaya çıkaracak.”
NABEP, işletmenin operasyonel kontrolünün kendisinde olacağını, ABD hükümetinin ise şirketteki %35 hisseye sahip olacağını ve şirketin üretiminin %20’sine maliyet bedeli üzerinden “tercihli erişim” hakkına sahip olacağını açıkladı.
Beyaz Saray, NABEP’in ayrıca ABD Dışişleri Bakanlığı’na, üretiminin geri kalan %80’ini satın alma konusunda ön alım hakkı tanıdığını belirtti.
Venezuela petrolünün üretimi ve satışında söz hakkı Washington’un
Geçen hafta Trump, ABD’nin özel sektörle kurulan bir ortaklık aracılığıyla Venezuela’nın kanıtlanmış petrol rezervlerinden yaklaşık 64 milyar varile erişim sağladığını duyurdu.
Bu anlaşma, ABD şirketlerine Venezuela’nın stratejik öneme sahip bazı petrol varlıklarında bir dayanak noktası sağlarken, ülkenin enerji sektöründe uzun süredir önemli bir rol oynayan Çin ve Rusya’nın çıkarlarını kenara itiyor.
Ayrıca, Trump yönetiminin ülkenin petrol endüstrisini yeniden şekillendirmeyi ve devasa rezervlerini ABD’nin iktisadi ve jeopolitik çıkarlarına yaklaştırmayı hedeflediği bu düzenleme, Washington’a Venezuela’nın petrolünü kimin üreteceği ve satacağına karar verme konusunda doğrudan bir rol de tanıyor.
Beyaz Saray, ABD’nin ayrıca NABEP’in yönetim kurulu ve yöneticileri üzerinde veto hakkına sahip olacağını ve yönetim kurulunun çoğunluğunun ABD vatandaşı olması şartını koyduğunu da ekledi.
NABEP’in, Venezuela’da toplam 17 projeyi kontrol etmesi ve bu projeleri geliştirerek nihai olarak ABD’ye petrol tedarik etmek için kullanması bekleniyor.
Yetkililer, bu projelerin 14’ünün Venezuela hükümeti tarafından yeni olarak verileceğini belirtti.
Çin’e giden petrol artık ABD’ye gidecek
Yetkililer, 14 sahadan beşinin, Nicolas Maduro tarafından teşvik edilen bir model kapsamında Çinli şirketler tarafından işletildiğini, birinin ise daha önce bir Rus şirketi tarafından işletildiğini söyledi.
Projelerden ikisi, İran’la ilgili faaliyetleri nedeniyle 2019 yılında ABD tarafından yaptırım uygulanan China Concord Resources tarafından işletiliyordu.
Yetkililer, bir projenin Sinopec, bir diğerinin ise China National Petroleum Corp tarafından işletildiğini belirtti.
Yetkili, “Sadece ABD hükümetinin ve ABD’li işletmecilerin yararlanması için yeni fırsatlar yaratmakla kalmıyoruz, aynı zamanda daha önce Çin’e gönderilen bu petrolün pazarı olarak ABD’yi de açıyoruz,” dedi.
Yetkililer, diğer iki projenin ise, Maduro’nun eski yakın yardımcısı olan ve şu anda ABD’de gözaltında tutulan Alex Saab’ın bağlı şirketleri tarafından işletildiğini belirtti.
Yetkililer, başka bir petrol sahasının da Maduro’nun eşi Cilia Flores’in yeğeniyle bağlantılı olduğunu belirtti.
Trump, 2015 Meclisi’ni meşru sayıyor
Trump, Pazartesi günü erken saatlerde gazetecilere yaptığı açıklamada, ABD’nin şu anda Teksas ve Louisiana’daki rafinerilere ve diğer yerlere sevk edilen “milyonlarca ve milyonlarca varil petrol”ü ele geçirdiğini söyledi.
Trump, bugün (1 Eylül) petrol ve gaz perakendecileri ile rafineri yetkilileriyle bir araya gelecek.
Yetkililer, Venezuela’nın geçici yetkilileri ile 2015 Ulusal Meclisi temsilcileri arasındaki görüşmelerin, anayasal düzeni bir ölçüde yeniden tesis etmeyi ve ülkenin geçiş süreciyle ilgili hukuki meseleleri ele almayı amaçladığını belirtti.
Trump yönetimi, 2015 Meclisi’ni, resmi yönetim yetkisi olmamasına rağmen, ülkenin anayasası uyarınca seçilmiş ve faaliyet gösteren son Venezuela yasama organı olarak görüyor.
Bir yetkili, 2015 Ulusal Meclisi ile bir anlaşmaya varılmasının, Venezuela’nın petrol endüstrisinin canlandırılması gibi ekonomik kararlar da dahil olmak üzere, daha geniş kapsamlı bir geçiş süreci için anayasal ve hukuki bir temel sağlayabileceğini belirtti.
Caracas’a tepkiler büyüyor
Öte yandan ABD ile petrol anlaşması nedeniyle geçici Delcy Rodríguez yönetimine yönelik tepkiler artıyor.
Orinoco Tribune için yazan gazeteci ve siyaset bilimci William Serafino, anlaşma ile birlikte 20. yüzyılın üçte birinde Washington-Caracas enerji ilişkilerini belirleyen “aşağılayıcı imtiyaz modeline”, yani şirketler lehine vergi yükü karşılığında petrol sahalarının kiralanmasına, geri dönüldüğünü savunuyor.
Anlaşmanın duyurulduğu 28 Ağustos 2026 tarihini, “Venezuela’nın 1908 yılına geri döndüğü tarih” olarak yorumlanacağını düşünen Serafino, o yıl, Cipriano Castro’yu mağlup eden Juan Vicente Gómez’in önce İngiliz, ardından ABD’li şirketlere yönelik “feodal-petrol temelli bir bacakları aralama” doktrini uygulayarak modern devletin temellerini attığını hatırlatıyor.
Anlaşmanın, “siyaseti ve cumhuriyetçi vizyonu, güce takıntılı bir imparatora yalakalık yapmakla değiştiren elitlerin damgasını vurduğu bir kırılma noktası” olarak da hatırlanacağını ileri süren yazar, Gómez’in “Monroe Doktrini”nin uygulanmasından büyük sevinç duyan Washington tarafından teşvik edilip desteklenmesi gibi, Rodríguez’in de kuzeydeki büyük komşu tarafından böyle görüldüğüne işaret ediyor.
Serafino şöyle devam ediyor:
“Bu anlaşma haklı olarak tarihi olarak nitelendirilebilir; Rodríguez ve Trump bu konuda tamamen hemfikirdir. Fakat bunun nedeni anlaşmanın teknik ve mali özellikleri değil; siyasi açıdan, Venezuela’nın iktidar elitlerinin ulusa, ABD için kârlı bir petrol ticareti dışında sunacak başka hiçbir şeyleri olmadığı gerçeğinin acı bir şekilde kabul edilmesi anlamına gelmesidir. Bu kabul, çıkarılan varillerden elde edilecek gelirin, yaptırımların ve iktisadi kötü yönetimin yol açtığı yıkımdan bizi kurtarmaya yeteceği tesellisiyle örtbas edilmektedir.”
Sürecin “elitlerin başarısızlığını” ortaya koyduğunu belirten Serafino, artık siyasi yelpazedeki rakipler-düşmanlar arasındaki ayrımın “kimin Trump’a yakın olduğuna, kimi desteklediklerine ve kiminle müzakere ettiklerine bağlı hale geldiğini” yazıyor.
Yazar, “Teknik dilin etkisiyle okunaksız hale gelen bu senaryoda, Bolivarcı Cumhuriyet’in geleceği, Beyaz Saray’ın başını ulusal ufkun rektörü haline getiren tersine çevrilmiş bir meşruiyet piramidinin içinden geçen acı bir geçiş sürecinde belirleniyor,” diyor.
“Teknik anlatıların geride bıraktığı derin boşlukta”, “kendi kaderinin kontrolünü yitirmiş bir ulusun acı gerçeğinin” gizlendiğini düşünen Serafino, bu kaderin artık “İngilizce dilinde ve Trump imparatorluğunun metropolünde” belirlendiğini söylüyor ve yazısını şöyle bitiriyor:
“Belki de gerçeği olduğu gibi kabul etmek, partizanca sloganlarla, henüz gerçekleşmemiş vaatlerle ya da tarihi ve onun derslerini geçersiz kılan anlatılarla çözülmesi imkânsız olan, sorular ve şüphelerle dolu bir gelecekle yüzleşmenin ilk adımı olabilir.”
Amerika2 hafta önceSteve Jobs’ı iflastan kurtaran gizli CIA anlaşması gün yüzüne çıktı
Dünya Basını2 hafta önceThe Economist, Daron Acemoğlu’nu yerden yere vurdu: “Sığ ve inandırıcılıktan uzak”
Dünya Basını7 gün önceMilanovic uyardı: Dünya 1914 öncesine benzer bir uçurumun kenarında
Dünya Basını2 hafta önceProf. Hanke: Trump İran konusunda kendini çıkamayacağı bir köşeye sıkıştırdı
Dünya Basını2 hafta önceAmerika’dan vazgeçmeyi göze alamayan müttefikler
Ortadoğu1 hafta önceMekke Anlaşması için İran iddiası: Tahran teklifi inceliyor
Amerika1 hafta önceKıyamete beş kala – 1: Thiel, Deccal’i arıyor
Rusya1 hafta önceTürkiye’den Rusya’ya ilk deniz yolu benzin sevkiyatı yola çıktı










