Bizi Takip Edin

Amerika

ABD, Venezuela’nın petrol gelirlerinin 13 milyar dolarına “çöktü”

Yayınlanma

Trump yönetimi bu yıl Venezuela’nın petrol satışlarından 13 milyar dolardan fazla “gelir” elde etti fakat bu paranın akıbeti konusunda neredeyse hiçbir açıklama yapmadı.

Financial Times (FT), nakliye ve veri analizi platformu Kpler tarafından derlenen, ocak ayından bu yana ülkeden yapılan ham petrol sevkiyatlarına ilişkin verileri kullanarak Venezuela’nın muhtemel petrol gelirini hesapladı.

FT, Venezuela’da üretilen ekstra ağır bir ham petrol türü olan Merey ham petrolünün yanı sıra, daha az yaygın iki Venezuela ham petrol türü olan Boscan ve Hamaca’nın fiyatları için fiyatlandırma ajansı Argus Media’nın fiyat tahminlerini kullandı.

Fiyat verileri, Venezuela petrolünün tüm türlerini kapsamıyor ve yalnızca şubat ayından itibaren başlamış.

Ocak ayından bu yana sevk edilen ve doğrudan fiyat tahminleri bulunan varillerin değeri şu anda yaklaşık 11,5 milyar dolara ulaşıyor.

Fakat geçmiş fiyat eğilimlerine göre, fiyatı belirlenmemiş varillerin bu toplam tutarı 13 milyar doların üzerine çıkardığı tahmin ediliyor.

Venezuela hükümeti, ABD tarafından yönetilen petrol satışlarından elde edilen geliri takip etmek için bir web sitesi kurdu, ancak sitede tek bir kayıt bulunuyor: Mart ayında yapılan 300 milyon dolarlık bir transfer.

ABD, ocak ayında Nicolás Maduro’yu kaçırıp Başkan Yardımcısı Delcy Rodríguez’i lider olarak göreve getirdikten sonra, Venezuela’nın petrol ihracatının kontrolünü ele geçirdi ve bazı yaptırımları askıya aldı.

Bir avuç petrolden ötesi

Petrol gelirleri, Venezuela’nın GSYİH’sinin yaklaşık dörtte birini oluşturuyor ve yaptırımların hafifletilmesinin, geçen ay meydana gelen yıkıcı depremlerden önce bile krizde olan ekonomiye önemli bir ivme kazandırması bekleniyordu.

Fakat ABD’nin fonların kontrolünü ele geçirmesinden altı ay sonra, iktisatçılar Venezuela’da bir toparlanma olduğuna dair kanıtların nispeten zayıf olduğunu belirtiyorlar.

Bu da ABD’nin gelirlerin tamamını Caracas’a geri göndermediğinin potansiyel bir işareti olabilir.

Washington, bu parayla ne yaptığı konusunda çelişkili açıklamalar yaptı; kendi rolünü “sakinlik” olarak tanımlayan bir başkanlık kararnamesinden, Başkan Donald Trump’ın ABD’nin Venezuela petrolünden “çok para kazandığını” söylemesine kadar uzanan bir yelpazede.

Her iki partiden ABD’li Kongre üyeleri, paranın nereye gittiğini ve tahsisi sırasında yolsuzluğu önlemek için ne yapıldığını açıklaması için yönetime baskı yapmaya başladı.

Önde gelen Demokrat Kongre üyesi Joaquin Castro, FT’ye yaptığı açıklamada Kongre’nin “karanlıkta bırakıldığını” da söyleyerek, “Trump’ın Venezuela’ya yönelik müdahalesi en başından beri petrol, iktidar ve yolsuzlukla ilgiliydi; milyarlarca dolarlık Venezuela petrol geliri, şeffaflık ya da güvence olmaksızın Trump yönetimi tarafından kontrol ediliyor,” dedi.

Salı günü yapılan bir oturumda, Güney Florida’dan Cumhuriyetçi milletvekili María Elvira Salazar, “paranın nereye gittiğine dair şeffaflığın önemi” nedeniyle bu fonlara ilişkin raporların kamuoyuna açıklanması çağrısında bulundu.

24 Haziran’da meydana gelen iki yıkıcı depremin ardından, Venezuela’nın petrol gelirlerinin akıbeti daha da acil bir mesele haline geldi. BM, yalnızca binalar ve altyapıya verilen zararın maliyetinin 37 milyar dolar olacağını tahmin ediyor.

Obama yönetimi döneminde Beyaz Saray’da Latin Amerika’dan sorumlu eski üst düzey yetkili Benjamin Gedan, Demokratların kasım ayında Kongre’nin bir veya her iki meclisinin kontrolünü ele geçirmeleri halinde petrol fonlarını soruşturabileceklerini söyledi.

Gedan, “Bu gerçekten cazip bir hedef olabilir. Venezuela petrol gelirlerinin dağıtımıyla ilgili çok sayıda mahkeme celbi ve ifade talebi olacağını tahmin edebilirsiniz,” dedi.

Ocak ayındaki baskından kısa bir süre sonra Başkan Trump, gelirlerin kendi kontrolü altında olacağını söyledi. O zamandan beri yönetim, petrol fonlarının nasıl kullanılabileceğine dair bir dizi açıklama yaptı.

Ocak ayında yayınlanan ilk başkanlık kararnamesinde, fonların Venezuela hükümetine ait olacağı ve “emanet ve resmi sıfatla” ABD hükümeti hesaplarında tutulacağı belirtilmişti.

Öte yandan ABD Enerji Bakanlığı, fonların “Amerikan halkının ve Venezuela halkının yararına dağıtılacağını” belirtmişti.

Haziran ayında Trump, ABD’nin Venezuela’daki askeri operasyonun maliyetini petrol yoluyla “28 kat” geri kazandığını söyledi ve ABD’nin “aynı zamanda çok para kazandığını” da ekledi.

Trump, “O savaşı kazanmak 48 dakika sürdü. Milyonlarca varil petrol çıkardık,” demişti.

Nisan ayında, Dışişleri Bakanlığı’nın üst düzey yetkilisi Michael Kozak, yaklaşık 3 milyar dolarlık petrol gelirinin Venezuela’ya gönderildiğini ve KPMG’nin banka hesaplarını denetlediğini söyledi.

Kozak, yönetimin fonlarla ilgili üç aylık raporlar sunacağını belirtti ama Dışişleri Komitesi’ndeki Demokratlar o zamandan beri hiçbir bilgi almadıklarını söylüyor.

ABD’li yetkililer, petrol fonlarının kontrolünün, şu anda kısmen Washington’dan gelen talimatlarla ülkeyi yöneten Rodríguez üzerinde baskı kurmak için kullanıldığını belirtiyor.

Geçen çarşamba günü yapılan bir Kongre oturumunda Kozak, “Bu onların parası ama… bizim iznimizi almaları gerekiyor,” dedi.

Yetkili fonların, devlet memur maaşları ve petrol endüstrisi ekipmanları gibi masrafları karşılamak için kullanıma açıldığını belirtti.

Dışişleri Bakanlığı, bu sistem kapsamında “Venezuela ekonomisine milyarlarca dolar aktarıldığını” belirtti ve “Fonların Venezuela halkının yararına olmasını sağlamak için mali izleme devam ediyor,” denildi.

Ocak ayına kadar ülkenin ABD yaptırımlarını aşmak için uluslararası piyasalarda petrolü önemli bir indirimle satmak zorunda kaldığı göz önüne alındığında, birçok iktisatçı Venezuela’nın bu yıl güçlü bir iktisadi toparlanma yaşayacağını bekliyordu. Hükümet, petrol ve doğalgaz yatırımlarını teşvik etmek amacıyla yeni bir kaynak yasası çıkardı ve üretim bu yıl artış gösterdi.

Fakat Washington’daki Ekonomi ve Politika Araştırmaları Merkezi’nde görev yapan Venezuelalı iktisatçı Francisco Rodríguez, resmi ilk çeyrek büyüme oranının yüzde 2,5 ile son beş yılın en düşük seviyesi olduğunu belirtti.

Rodríguez, “Venezuela, ilk çeyrekte petrol gelirlerinin artmasına rağmen muhtemelen daha hızlı büyümedi, çünkü ABD, artan petrol gelirlerinin tamamını Venezuela hükümetine aktarmadı,” dedi.

Venezuelalı iktisatçı ve eski muhalefet milletvekili José Guerra, petrol gelirlerinin son yıllara kıyasla çok daha yüksek olması gerektiğini söyledi. “Para nerede? Şeffaflık yok ve ABD hükümeti bize bilgi vermiyor,” diye konuştu.

Venezuela üzerine uzmanlaşmış bir danışmanlık şirketi olan Ecoanalítica’nın direktörü Alejandro Grisanti, son iki ayda büyük çaplı dolar girişi olduğuna dair işaretler olduğunu belirtti.

Grisanti, ekonominin yılın dördüncü çeyreğinde hızlanmasını bekliyordu fakat depremin bu süreci muhtemelen gelecek yılın ortasına erteleyeceğini söyledi.

Depremden bu yana Rodríguez, IMF’nin elinde bulunan meblağlar ve bir dava sonuçlanana kadar İngiltere Merkez Bankası’nın muhafazasında bulunan Venezuela’ya ait altın da dahil olmak üzere, ülke dışında tutulan fonlara erişim için lobi faaliyetleri yürütüyor.

ABD, afet yardımı için 386 milyon dolarlık bir yardım paketi ayırdı ve yardım çalışmalarına destek olmak üzere Venezuela’ya yüzlerce asker gönderdi.

Karakas’taki ABD Maslahatgüzarı John Barrett, bu ay yaptığı açıklamada, petrol gelirleri hesaplarından elde edilen paranın da “bu özel yeniden inşa çabası için tahsis edildiğini” belirtti ama miktarı belirtmedi.

ABD’li yetkililer, tahmini petrol gelirleri rakamına madencilik ihracatından elde edilen gelirlerin dahil olmadığını, bu gelirlerin bir kısmının da hükümet tarafından tahsil edildiğini belirtti.

Amerika

OpenAI, Cursor’a model erişimini sonlandıracak

Yayınlanma

OpenAI, bu ayın başlarında SpaceX tarafından satın alınmasının ardından, Cursor platformundaki modellerine geliştiricilerin erişimini sonlandıracağını duyurdu.

Cursor CEO’su Michael Truell, Cuma gecesi X’te yayınladığı bir gönderide şunları söyledi:

“OpenAI modelleri, Cursor kullanıcı trafiğinin yaklaşık %5’ini karşılıyor ve bu sorunu çözmek için OpenAI ekibiyle görüşüyoruz. Cursor, OpenAI’ın ilk kullanıcılarından biriydi; yıllardır ekibiyle yakın bir şekilde çalıştık ve platformlarının işimiz için tarafsız bir altyapı olacağına güvendik.”

OpenAI ise yaptığı açıklamada, “Elon Musk’ın şirketlerinin sözleşmeleri ihlal etmesiyle ilgili deneyimlerimize dayanarak, SpaceX’in teknolojimizi hizmet şartlarımız dahilinde kullanacağından emin olamadığımız için bu kararı alıyoruz,” dedi.

Cursor üzerinden OpenAI modelleri için “önerilen kapatma tarihi” 12 Kasım 2026.

OpenAI ayrıca, anlaşmayı sona erdirirken Cursor’a gelecekte yeni modeller sağlamayacağını da belirtti.

Finansal belgelere göre SpaceX, 14 Ağustos tarihinde Cursor’u 60 milyar dolarlık bir anlaşma ile satın aldı.

SpaceX, Haziran ayında halka açılmadan önce, Şubat ayında Musk’ın X ve xAI şirketlerini satın almıştı.

SpaceX’in Cursor’u satın almasının ardından OpenAI’ın bu platformdan uzaklaşması, Musk ile OpenAI CEO’su Sam Altman ve Başkan Greg Brockman arasında uzun süredir devam eden ve sert çatışmanın bir parçası.

Cumartesi günü X’te yayınladığı bir gönderide Musk, “Umurumda bile değil. Dolandırıcı Altman ve Greg Stockman tamamen güvenilmez kişiler,” diye yazdı, onları tanımlamak için küfürlü bir ifade kullandı ve ardından onların “açık kaynaklı kâr amacı gütmeyen bir kuruluşu çaldıkları” iddiasını tekrarladı.

Musk, 2015 yılında OpenAI’ı kâr amacı gütmeyen bir araştırma laboratuvarı olarak kurup finansmanına katkıda bulunduktan sonra, 2024 yılında OpenAI, Altman ve Brockman’a dava açtı.

Musk, şirketten yetenekli çalışanları kendi ekibine kattıktan, OpenAI’a söz verdiği bağışları kesip şirketin gidişatı konusunda diğer yönetim kurulu üyeleriyle çatıştıktan sonra 2018 yılında OpenAI’ın yönetim kurulundan ayrıldı. Daha sonra şirketin en önde gelen eleştirmenlerinden biri oldu.

Musk’ın ayrılmasının ardından OpenAI, ChatGPT gibi büyük başarı kazanan yapay zeka ürünlerini piyasaya sürdü, Microsoft dahil olmak üzere teknoloji devleriyle ortaklıklar kurdu, iş modelini kâr amacı gütmeyen bir ana şirket bünyesinde kâr amacı güden bir yapıya dönüştürdü ve devasa miktarda fon topladı.

Musk, mahkemede OpenAI’ın yeniden yapılandırılmasının kuruluş taahhütlerini ihlal ettiğini savunmuş ve bu değişikliği “bir hayır kurumunu çalmak” olarak nitelendirmişti.

OpenAI ise bu iddiaları reddediyor. Bu yılın başlarında açtığı davayı kaybetmesine rağmen Musk, temyize gideceğine söz vermişti.

“Vibe coding” (yapay zeka destekli kodlama araçları) pazarı ısınırken, OpenAI önümüzdeki yıl halka açılmaya hazırlanıyor.

Rakibi Anthropic ise bu yıl gerçekleşmesi beklenen olası bir halka arz öncesinde bankacılarla ön görüşmeler yürütüyor.

CNBC’nin daha önce bildirdiğine göre, şirketin beklenen değerlemesi 2 trilyon dolara kadar çıkabilir.

OpenAI’ın, geliştiricilerin Cursor aracılığıyla modellerine erişimini sonlandırma kararı, sektörde bir ilk değil.

Geçen Haziran ayında, şu anda SpaceX ile ortaklık kuran ve Musk’ın şirketinden hesaplama kapasitesi kiralayan Anthropic, Windsurf’ün Claude yapay zeka modellerine erişimini engelledi.

Anthropic’in kurucu ortağı ve yöneticisi Tom Brown, Cuma gecesi X’te paylaştığı bir gönderide şöyle yazdı:

“Cursor, Sonnet 3.5’ten bu yana Anthropic’in güvenilir bir ortağı olmuştur. Cursor’daki Claude modellerini desteklemek için hesaplama kapasitesini artırmaya devam edeceğiz ve SpaceX’te bu modellerle ilgili gelecek gelişmeleri heyecanla bekliyoruz.”

Bu paylaşım, X platformundaki bazı teknoloji yöneticilerinin eleştirilerine yol açtı. Replit CEO’su Amjad Masad, Brown’a Anthropic’in Windsurf ile olan geçmişini hatırlatırken, Docker yöneticisi Mat Velloso ise şöyle yanıt verdi: “Bu, sessiz kalmak için harika bir fırsattı.”

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, Venezuela petrol rezervlerinin beşte birinin kontrolünü ele geçirdi

Yayınlanma

ABD, Venezuela ile ülkenin petrol rezervlerinin beşte birinin, yani yaklaşık 65 milyar varil ve üzeri miktarın çoğunluk kontrolünü elde etmek üzere bir anlaşma imzaladığını duyurdu.

Anlaşmanın bir parçası olarak ABD, özel bir şirkette doğrudan finansal pay sahibi olacak.

Wall Street Journal’a göre bu şirket Venezuelalı iş adamı Alejandro Betancourt tarafından yönetilecek ve petrol sahaları üzerinde 100 yıl boyunca hak sahibi olacak.

Bu yeni şirket, Suudi Aramco’nun ardından, dünyadaki kanıtlanmış petrol rezervlerine sahip ikinci en büyük şirket olacak.

Anlaşma, ABD’ye yeni özel şirketin fiili üretiminin %55’ini sağlıyor; buna hisse payı ve petrolü maliyet fiyatından satın alma hakları da dahil.

Konuyu kamuoyuna açıklamaya yetkisi olmayan ve isminin açıklanmaması koşuluyla konuşan bir ABD’li yetkiliye göre, ABD’nin satın alacağı petrol, ordunun ihtiyaçlarının yanı sıra ABD stratejik petrol rezervlerine aktarılacak.

WSJ’ye göre, ABD, Betancourt’un Kuzey Amerika’daki Blue Energy Partners şirketinde %35 oranında pasif hisse almayı planlıyor ve bu şirketin üretiminin %20’sini maliyet bedelinden satın alma konusunda öncelikli haklar elde edecek. 

Betancourt, Venezuela’daki enerji anlaşmalarında aracılık yapmıştı ve Rodríguez ile yakın bağları bulunuyor.

ABD, Venezuela petrol sahalarına sahip olmaya hazırlanıyor

İspanya ve İsviçre’de kara para aklama iddiaları nedeniyle cezai soruşturmalara maruz kalmış olsa da, henüz resmi bir suçlama yöneltilmedi.

Son iki yıl içinde, NABEP şirketi, Chevron’dan sonra Venezuela’nın en büyük ikinci özel petrol üreticisi haline gelmişti.

ABD Başkanı Donald Trump, bu düzenlemenin ABD’nin petrol arzını büyük ölçüde artıracağını ve İran savaşı nedeniyle son on yılların en düşük seviyesinde bulunan Stratejik Petrol Rezervi’nin yeniden doldurulmasına yardımcı olacağını söyledi.

Trump, anlaşmanın Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ve Delcy Rodríguez tarafından müzakere edildiğini söyledi.

Dışişleri Bakanı Marco Rubio, bu anlaşmayı Batı Yarımküre’de düşük maliyetli petrol teminini sağlayacak ve Amerikalılar için benzin fiyatlarını düşürecek “büyük bir zafer” olarak nitelendirdi.

Venezuela Analysis’in yaptığı değerlendirmeye göre, anlaşma Üretken Katılım Sözleşmeleri (CPP) temelinde şekillenecek.

Bunların esasen uzun vadeli imtiyazlar olduğuna işaret eden yayın, yeni Hidrokarbon Kanunu ile onaylanan ve özel şirketler için son derece esnek ve elverişli koşullar yaratan yeni bir model olduğunun altını çiziyor.

Kanuna göre bu şirketler işletme ve satış faaliyetlerini yürütürken, Venezuela devletine belirli bir sabit kira ödüyorlar.

Dolayısıyla, 17 büyük petrol sahası, çoğunluk hissesi ABD hükümetine ait olan bir işletmeciye devredilecek. Washington, esasen üretimi kontrol eden ve üretilen petrole münhasır erişim hakkına sahip bir “anklav”a sahip olacak.

Teknik olarak yeraltındaki petrolün sahibi olmayacak ama bir kira sözleşmesi ile buna en yakın duruma ulaşmış olacak.

Yasaya göre, CPP anlaşmaları 25 yıl süreli ve 15 yıl daha uzatma imkânı bulunuyor. Dolayısıyla, Venezuela Analysis’e göre, ABD’nin ihtiyaç duyduğu tüm petrolü talan edene kadar, bu anlaşmaların birkaç kez yenilenebileceği bir düzenleme olması mümkün.

Venezuela hükümeti, 209 milyar dolarlık beklenen gelir açıkladı. Eğer bu rakam, söz konusu 17 sahadaki 65 milyar varil içinse, varil başına 3,2 dolar ediyor.

Ne var ki, bir başka hesaplamaya göre, plan 25 yıl içinde 11 milyar varil çıkarmak. Eğer 209 milyar dolar sadece bu ilk aşama içinse, varil başına 19 dolara denk geliyor ki bu da mevcut ve öngörülen petrol fiyatları göz önüne alındığında yine de inanılmaz derecede ucuz bir rakam.

Ayrıca, bu petrol sahalarının bir kısmı şu anda Venezuela devlet petrol şirketi PDVSA veya ortak girişimler tarafından işletiliyor. Dolayısıyla, çok daha fazla gelir elde edilebilecek bu sahalarda da üretim kaybı söz konusu.

Öte yandan bu plan, Kongre’nin stratejik rezerv harcamalarına onay vermesi gerektiğinden, önemli bir engelle karşı karşıya.

Bazı Kongre üyeleri için bu petrol anlaşması, ABD’nin Ocak ayında Başkan Nicolás Maduro’yu kaçırmanın, kendisine yöneltilen federal uyuşturucu kaçakçılığı suçlamaları değil, petrol nedeniyle gerçekleştiğinin bir kanıtı.

Virginia Senatörü Tim Kaine bunu “devasa boyutlarda yolsuzluk” olarak nitelendirdi.

Geçici Venezuela Devlet Başkanı Delcy Rodríguez, bu anlaşmanın on milyarlarca dolarlık yatırım getireceğini, bunun sonucunda binlerce istihdam yaratılacağını ve 209 milyar dolarlık vergi geliri sağlanacağını, tüm bunların yanı sıra ülkenin petrol altyapısının modernize edileceğini belirtti.

Cumartesi gecesi ulusa yaptığı televizyon konuşmasında Rodríguez, Venezuela’nın egemenliğinin güvende olduğunu vurguladı ve ülkenin küresel bir enerji gücü haline gelmesini istediğini belirtti.

Venezuela lideri, petrol rezervlerinin “hareketsiz, soğuk bir istatistik olmaktan çıkıp somut çözümler haline geleceğini” söyledi ve “Konut da bunlardan biri,” dedi.

Öte yandan herkes bu görüşe ikna olmuş değil. Bloomberg’e göre, Venezuela’daki Amerikan karşıtı kesimler ABD ile bu kadar yakın bir işbirliğinden pek memnun değilken, ABD destekli muhalefet ise müzakerelere dahil edilmedikleri için rahatsız.

Trump, anlaşmanın Amerikalılar için benzin fiyatlarının düşmesine yardımcı olacağını söylüyor.

İran savaşı, Basra Körfezi’nden petrol sevkiyatını yavaşlatırken ve ABD’deki Kasım seçimlerinden aylar önce fiyatları yüksek tutarken, bu Cumhuriyetçi başkan için önemli bir hedef.

Fakat uzmanlar, Venezuela’nın harap haldeki petrol altyapısının onarılmasının yıllar ve milyarlarca dolar gerektireceği konusunda defalarca uyarıda bulundu.

Üretimde önemli bir artışın kısa sürede gerçekleşmesi beklenmiyor.

New York Üniversitesi Enerji, İklim Adaleti ve Sürdürülebilirlik Laboratuvarı direktörü Amy Myers Jaffe, “Anlaşma uzun vadede faydalı olabilir, fakat İşçi Bayramı hafta sonu için benzin istasyonlarındaki fiyatları değiştirecek bir etkisi olmayacak,” dedi.

Tarafların hiçbiri, altyapı yatırımlarının masraflarını kimin karşılayacağı ve bunun ne kadara mal olacağı konusunda net bir açıklama yapmadı.

AAA’ya göre, Pazar günü ABD’de benzinin ortalama fiyatı galon başına 4,08 dolardı. Bu rakam, bir yıl önce 3,19 dolardı.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD ordusundan Hegseth’e uyarılar

Yayınlanma

ABD silahlı kuvvetleri komutanları, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’e İran’daki operasyonların sürdürülmemesi konusunda ortak bir uyarıda bulundu.

Konuya yakın kaynakların Washington Post’a aktardıklarına göre, kara, deniz ve hava kuvvetleri komutanları ile ABD ordusunun Avrupa, Asya ve Latin Amerika’daki operasyonlarını yöneten komutanlar, Hegseth’e İran’daki savaşın devam etmesinin dünyanın diğer bölgelerindeki tehditlere karşı koyma yeteneklerini zayıflatma riski taşıdığı konusunda uyarıda bulundu.

Uyarılar, gizli niteliğindeki Savunma Bakanı Emir Kitabı’nın (SDOB) 14 Ağustos tarihli sayısında ayrıntılı olarak yer aldı.

SDOB, savaş gemileri, uçaklar, personel ve silah sistemleri gibi ABD’nin askeri varlıklarının dünya çapındaki konuşlandırılabilirliğini ayrıntılı olarak belirtir.

Ayrıca, savunma bakanı ve silahlı kuvvetler tarafından yürütülen, başkanın silahlı kuvvetlere ilişkin önceliklerini de yansıtır.

Konuya yakın kaynakların aktardığına göre, emir defterinde Orta Doğu’da konuşlandırılmış bazı ABD askerlerinin Eylül ayına kadar bölgede kalacağı, diğerlerinin ise 2027 yılına kadar bölgede kalacağı belirtiliyordu.

Washington Post gazetesi, donanmanın en üst düzey amiralinin, ABD Avrupa Komutanlığı, Pasifik Komutanlığı ve Güney Komutanlığı liderleriyle birlikte, Hegseth’in emrine katılmadıklarını fakat yine de emri uygulayacaklarını belirten “katılmıyoruz” yanıtını verdiklerini bildirdi.

ABD Kara Kuvvetleri ve Hava Kuvvetleri liderleri, kuvvetlerinin görev süresinin uzatılmasının önemli riskler barındırdığını belirttiler.

Konuya yakın bir kaynak, ABD askeri liderliğinin İran’daki savaşın “çok uzun süredir aşırı boyutta” olduğuna inandığını söyledi.

Pentagon sözcüsü Sean Parnell, Washington Post’a yaptığı açıklamada, “Herhangi bir Muharebe Komutanlığına yönelik belirli kuvvet taahhütlerinin kapsamı ve süresine ilişkin kararlar, mevcut tehdit değerlendirmesi, Başkan tarafından belirlenen stratejik öncelikler ve Genelkurmay Başkanı ile Muharebe Komutanlarının tavsiyeleri temelinde alınır,” dedi.

Parnell, Pentagon’un SDOB gibi “iç operasyonel süreçleri ya da kuvvet tahsisi görüşmeleri sırasında Kuvvetler veya Muharebe Komutanlıkları tarafından sunulan belirli onaylar, reddedilmeler veya risk değerlendirmelerini tartışmadığını” da sözlerine ekledi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English