Amerika
ABD, Venezuela’nın petrol gelirlerinin 13 milyar dolarına “çöktü”

Trump yönetimi bu yıl Venezuela’nın petrol satışlarından 13 milyar dolardan fazla “gelir” elde etti fakat bu paranın akıbeti konusunda neredeyse hiçbir açıklama yapmadı.
Financial Times (FT), nakliye ve veri analizi platformu Kpler tarafından derlenen, ocak ayından bu yana ülkeden yapılan ham petrol sevkiyatlarına ilişkin verileri kullanarak Venezuela’nın muhtemel petrol gelirini hesapladı.
FT, Venezuela’da üretilen ekstra ağır bir ham petrol türü olan Merey ham petrolünün yanı sıra, daha az yaygın iki Venezuela ham petrol türü olan Boscan ve Hamaca’nın fiyatları için fiyatlandırma ajansı Argus Media’nın fiyat tahminlerini kullandı.
Fiyat verileri, Venezuela petrolünün tüm türlerini kapsamıyor ve yalnızca şubat ayından itibaren başlamış.
Ocak ayından bu yana sevk edilen ve doğrudan fiyat tahminleri bulunan varillerin değeri şu anda yaklaşık 11,5 milyar dolara ulaşıyor.
Fakat geçmiş fiyat eğilimlerine göre, fiyatı belirlenmemiş varillerin bu toplam tutarı 13 milyar doların üzerine çıkardığı tahmin ediliyor.
Venezuela hükümeti, ABD tarafından yönetilen petrol satışlarından elde edilen geliri takip etmek için bir web sitesi kurdu, ancak sitede tek bir kayıt bulunuyor: Mart ayında yapılan 300 milyon dolarlık bir transfer.
ABD, ocak ayında Nicolás Maduro’yu kaçırıp Başkan Yardımcısı Delcy Rodríguez’i lider olarak göreve getirdikten sonra, Venezuela’nın petrol ihracatının kontrolünü ele geçirdi ve bazı yaptırımları askıya aldı.
Petrol gelirleri, Venezuela’nın GSYİH’sinin yaklaşık dörtte birini oluşturuyor ve yaptırımların hafifletilmesinin, geçen ay meydana gelen yıkıcı depremlerden önce bile krizde olan ekonomiye önemli bir ivme kazandırması bekleniyordu.
Fakat ABD’nin fonların kontrolünü ele geçirmesinden altı ay sonra, iktisatçılar Venezuela’da bir toparlanma olduğuna dair kanıtların nispeten zayıf olduğunu belirtiyorlar.
Bu da ABD’nin gelirlerin tamamını Caracas’a geri göndermediğinin potansiyel bir işareti olabilir.
Washington, bu parayla ne yaptığı konusunda çelişkili açıklamalar yaptı; kendi rolünü “sakinlik” olarak tanımlayan bir başkanlık kararnamesinden, Başkan Donald Trump’ın ABD’nin Venezuela petrolünden “çok para kazandığını” söylemesine kadar uzanan bir yelpazede.
Her iki partiden ABD’li Kongre üyeleri, paranın nereye gittiğini ve tahsisi sırasında yolsuzluğu önlemek için ne yapıldığını açıklaması için yönetime baskı yapmaya başladı.
Önde gelen Demokrat Kongre üyesi Joaquin Castro, FT’ye yaptığı açıklamada Kongre’nin “karanlıkta bırakıldığını” da söyleyerek, “Trump’ın Venezuela’ya yönelik müdahalesi en başından beri petrol, iktidar ve yolsuzlukla ilgiliydi; milyarlarca dolarlık Venezuela petrol geliri, şeffaflık ya da güvence olmaksızın Trump yönetimi tarafından kontrol ediliyor,” dedi.
Salı günü yapılan bir oturumda, Güney Florida’dan Cumhuriyetçi milletvekili María Elvira Salazar, “paranın nereye gittiğine dair şeffaflığın önemi” nedeniyle bu fonlara ilişkin raporların kamuoyuna açıklanması çağrısında bulundu.
24 Haziran’da meydana gelen iki yıkıcı depremin ardından, Venezuela’nın petrol gelirlerinin akıbeti daha da acil bir mesele haline geldi. BM, yalnızca binalar ve altyapıya verilen zararın maliyetinin 37 milyar dolar olacağını tahmin ediyor.
Obama yönetimi döneminde Beyaz Saray’da Latin Amerika’dan sorumlu eski üst düzey yetkili Benjamin Gedan, Demokratların kasım ayında Kongre’nin bir veya her iki meclisinin kontrolünü ele geçirmeleri halinde petrol fonlarını soruşturabileceklerini söyledi.
Gedan, “Bu gerçekten cazip bir hedef olabilir. Venezuela petrol gelirlerinin dağıtımıyla ilgili çok sayıda mahkeme celbi ve ifade talebi olacağını tahmin edebilirsiniz,” dedi.
Ocak ayındaki baskından kısa bir süre sonra Başkan Trump, gelirlerin kendi kontrolü altında olacağını söyledi. O zamandan beri yönetim, petrol fonlarının nasıl kullanılabileceğine dair bir dizi açıklama yaptı.
Ocak ayında yayınlanan ilk başkanlık kararnamesinde, fonların Venezuela hükümetine ait olacağı ve “emanet ve resmi sıfatla” ABD hükümeti hesaplarında tutulacağı belirtilmişti.
Öte yandan ABD Enerji Bakanlığı, fonların “Amerikan halkının ve Venezuela halkının yararına dağıtılacağını” belirtmişti.
Haziran ayında Trump, ABD’nin Venezuela’daki askeri operasyonun maliyetini petrol yoluyla “28 kat” geri kazandığını söyledi ve ABD’nin “aynı zamanda çok para kazandığını” da ekledi.
Trump, “O savaşı kazanmak 48 dakika sürdü. Milyonlarca varil petrol çıkardık,” demişti.
Nisan ayında, Dışişleri Bakanlığı’nın üst düzey yetkilisi Michael Kozak, yaklaşık 3 milyar dolarlık petrol gelirinin Venezuela’ya gönderildiğini ve KPMG’nin banka hesaplarını denetlediğini söyledi.
Kozak, yönetimin fonlarla ilgili üç aylık raporlar sunacağını belirtti ama Dışişleri Komitesi’ndeki Demokratlar o zamandan beri hiçbir bilgi almadıklarını söylüyor.
ABD’li yetkililer, petrol fonlarının kontrolünün, şu anda kısmen Washington’dan gelen talimatlarla ülkeyi yöneten Rodríguez üzerinde baskı kurmak için kullanıldığını belirtiyor.
Geçen çarşamba günü yapılan bir Kongre oturumunda Kozak, “Bu onların parası ama… bizim iznimizi almaları gerekiyor,” dedi.
Yetkili fonların, devlet memur maaşları ve petrol endüstrisi ekipmanları gibi masrafları karşılamak için kullanıma açıldığını belirtti.
Dışişleri Bakanlığı, bu sistem kapsamında “Venezuela ekonomisine milyarlarca dolar aktarıldığını” belirtti ve “Fonların Venezuela halkının yararına olmasını sağlamak için mali izleme devam ediyor,” denildi.
Ocak ayına kadar ülkenin ABD yaptırımlarını aşmak için uluslararası piyasalarda petrolü önemli bir indirimle satmak zorunda kaldığı göz önüne alındığında, birçok iktisatçı Venezuela’nın bu yıl güçlü bir iktisadi toparlanma yaşayacağını bekliyordu. Hükümet, petrol ve doğalgaz yatırımlarını teşvik etmek amacıyla yeni bir kaynak yasası çıkardı ve üretim bu yıl artış gösterdi.
Fakat Washington’daki Ekonomi ve Politika Araştırmaları Merkezi’nde görev yapan Venezuelalı iktisatçı Francisco Rodríguez, resmi ilk çeyrek büyüme oranının yüzde 2,5 ile son beş yılın en düşük seviyesi olduğunu belirtti.
Rodríguez, “Venezuela, ilk çeyrekte petrol gelirlerinin artmasına rağmen muhtemelen daha hızlı büyümedi, çünkü ABD, artan petrol gelirlerinin tamamını Venezuela hükümetine aktarmadı,” dedi.
Venezuelalı iktisatçı ve eski muhalefet milletvekili José Guerra, petrol gelirlerinin son yıllara kıyasla çok daha yüksek olması gerektiğini söyledi. “Para nerede? Şeffaflık yok ve ABD hükümeti bize bilgi vermiyor,” diye konuştu.
Venezuela üzerine uzmanlaşmış bir danışmanlık şirketi olan Ecoanalítica’nın direktörü Alejandro Grisanti, son iki ayda büyük çaplı dolar girişi olduğuna dair işaretler olduğunu belirtti.
Grisanti, ekonominin yılın dördüncü çeyreğinde hızlanmasını bekliyordu fakat depremin bu süreci muhtemelen gelecek yılın ortasına erteleyeceğini söyledi.
Depremden bu yana Rodríguez, IMF’nin elinde bulunan meblağlar ve bir dava sonuçlanana kadar İngiltere Merkez Bankası’nın muhafazasında bulunan Venezuela’ya ait altın da dahil olmak üzere, ülke dışında tutulan fonlara erişim için lobi faaliyetleri yürütüyor.
ABD, afet yardımı için 386 milyon dolarlık bir yardım paketi ayırdı ve yardım çalışmalarına destek olmak üzere Venezuela’ya yüzlerce asker gönderdi.
Karakas’taki ABD Maslahatgüzarı John Barrett, bu ay yaptığı açıklamada, petrol gelirleri hesaplarından elde edilen paranın da “bu özel yeniden inşa çabası için tahsis edildiğini” belirtti ama miktarı belirtmedi.
ABD’li yetkililer, tahmini petrol gelirleri rakamına madencilik ihracatından elde edilen gelirlerin dahil olmadığını, bu gelirlerin bir kısmının da hükümet tarafından tahsil edildiğini belirtti.
Amerika
ABD’de Rus dizeli krizi: Demokratlar sevkiyatın yasa dışı olduğunu savunuyor

ABD’nin doğu kıyısındaki en büyük petrol ürünleri dağıtım merkezine ev sahipliği yapan New Jersey’nin Valisi Mikie Sherrill, Rusya’dan gelen dizel yakıtın limanlara girişini engelleme tehdidinde bulundu. ABD Hazine Bakanlığının verdiği geçici lisansla 140 bin tonluk ilk yakıt sevkiyatı yola çıkarken, üç tankerin ara seçimlerden sonra ülkeye ulaşması bekleniyor.
ABD’nin doğu kıyısındaki en büyük petrol ürünleri dağıtım ve ithalat merkezine ev sahipliği yapan New Jersey eyaletinin Valisi Mikie Sherrill, Rusya’dan yapılan dizel yakıt ithalatını engelleme tehdidinde bulundu.
Financial Times gazetesine konuşan Sherrill, Rusya ile varılan dizel anlaşmasını yasa dışı olarak nitelendirdi.
Sherrill, “ABD Başkanı Donald Trump benzin, dizel yakıt fiyatlarını veya maliyetleri düşürmek için hiçbir adım atmıyor. Şu anda dizelin New Jersey limanına ulaşmasını nasıl engelleyebileceğimize dair seçenekleri değerlendiriyorum” dedi.
New York ve New Jersey Limanı, ABD’nin doğu kıyısında petrol ürünlerinin ithalatı, depolanması ve dağıtımı açısından ana merkez konumunda.
Altyapının büyük kısmı ise New Jersey eyaleti sınırlarında yer alıyor. Boru hatları ve dağıtım ağının yanı sıra Bayonne ve Linden’deki büyük yakıt depolama terminalleri başlıca tesisleri oluşturuyor.
Gazetenin aktardığına göre dizel taşıyan tankerler yüklerini genellikle Bayonne, Linden, Carteret, Perth Amboy, Port Reading ve Sewaren’deki özel petrol terminallerine boşaltıyor.
Financial Times, üç tankerin ara seçimlerin ardından ABD’ye ulaşmasının beklendiğini yazdı. 140 bin tonluk bu yakıt sevkiyatı, ABD makamlarının anlaşma kapsamında izin verdiği ilk parti oldu.
Buna karşın Demokratlar ve bazı Cumhuriyetçiler, Trump’a anlaşmayı iptal etme çağrısı yaptı.
ABD Hazine Bakanlığı, Rus yakıtıyla işlem yapılmasına geçici izin veren genel bir lisans yayımlamıştı.
Demokratlar ise Kongre’nin 2022 yılında Rus petrolü ithalatını sonlandıran ve Rus enerji kaynaklarının ülkeye girişine tam yasak getiren yasayı kabul ettiğini hatırlatarak, bakanlığın verdiği belgenin hukuki geçerliliği olmadığını savunuyor.
Demokrat Temsilciler Meclisi üyesi Jamie Raskin, bu hafta petrol şirketlerini Rus dizel yakıtı ithal etmeleri halinde 1 milyon dolara varan para cezaları ve 20 yıla kadar hapis dahil çeşitli yaptırımlarla tehdit etti.
Rusya’ya yönelik ağır yaptırım tasarılarının ortak hazırlayıcılarından Demokrat Senatör Richard Blumenthal ise deniz taşımacılığı şirketlerinden Rus dizeli taşıyan tankerleri geri çağırmalarını talep etti.
Cumhuriyetçi Senatör Thom Tillis’in “Rusların Başkan Trump’ı istedikleri gibi yönlendirdiği” yönündeki sözlerine ise Başkan Yardımcısı JD Vance yanıt verdi.
Vance, “Sizi temin ederim ki hiç kimse ABD Başkanı’nı istediği gibi yönlendiremez. Kendisi durumu son derece gerçekçi biçimde değerlendiriyor” ifadelerini kullandı.
Kremlin geçen hafta Washington ile varılan mutabakat kapsamındaki sevkiyatların başladığını ve süreceğini duyurmuştu.
Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak da ülkesinin ihracata ayrılan dizel yakıttan ABD’ye istenilen her miktarda sevkiyat yapmaya hazır olduğunu belirtmişti.
Novak, 27 Ekim’de üç dizel tankerinin Rus limanlarından ayrıldığını, dördüncü tankerin ise 28 Ekim’de yola çıkmasının beklendiğini açıkladı.
Amerika
ABD ekonomisinde beklenmedik büyüme

Yatırımlardaki patlama ve dayanıklı tüketici harcamaları sayesinde ABD ekonomisi, üçüncü çeyrekte yıllık bazda %3,4 oranında büyüdü.
İktisadi büyüme, analistlerin beklentilerinin üzerinde gerçekleşti ve önceki iki çeyrekteki %2,5 ve %2,2’lik büyüme oranlarına kıyasla keskin bir ivme kazandı.
Tüketici harcamalarındaki yıllık büyüme, geçen çeyrekte %3,8’e ulaşarak 2024’ten bu yana en hızlı artışını kaydetti.
İşletme yatırımları %12,7 oranında sıçradı ve GSYİH artışının yarısından fazlasını oluşturdu.
Yapay zeka yatırımları, GSYİH’yi iten başlıca faktörlerden biri oldu: Ekipman alımları, yapay zeka alanında faaliyet gösteren hiper ölçekli şirketlerin veri merkezi teknolojisine yaptığı büyük harcamalar da dahil olmak üzere, %20,9 gibi muazzam bir oranda yükseldi.
Paradoksal olarak, yapay zeka altyapısının geliştirilmesi de bunlardan biriydi. Bunun nedeni, bilgisayar çipleri gibi birçok yapay zeka donanımı alımının yurtdışında gerçekleştirilmiş olmasıydı.
Bu durum, ABD’nin ticaret dengesini ithalata doğru kaydırarak (ithalat, GSYİH’dan düşülür) büyümeyi yavaşlattı.
Ayrıca, artan mortgage faiz oranları konut inşaatını da olumsuz etkiledi.
İşsizlik oranı düşük seviyelerde seyretse de, geçen ay enflasyon gelir artışlarını geride bıraktı.
Federal Rezerv’in tercih ettiği enflasyon göstergesine göre, Eylül ayında fiyat artışları hem aylık hem de yıllık bazda hızlandı.
Bu artış, merkez bankasının %2’lik yıllık enflasyon hedefinin oldukça üzerinde seyretti ve faiz oranlarının yükseltilmesi yönündeki görüşleri güçlendirdi.
Yüksek fiyatların Amerikan hane halkı bütçelerini zorlayabileceğine işaret eden bir gelişme olarak, vergi sonrası tasarruf oranı geçen ay %3,8’e geriledi. Bu, 2022’den bu yana kaydedilen en düşük seviye.
Ayrıca otomobil, mobilya ve elektronik eşya gibi ürünlerin satışlarında durgunluk yaşandı.
Birçok iktisatçı, hisse senedi portföylerindeki kazançlardan (ki bunlar büyük ölçüde yapay zeka patlamasına bağlı) cesaret alan daha varlıklı Amerikalıların tüketimi ayakta tuttuğunu düşünüyor.
Amerika
Venezuela’nın yeni Dışişleri Bakanı, eski muhalif Oliver Blanco oldu

Venezuela’nın geçici Devlet Başkanı Delcy Rodríguez, muhalefetin eski danışmanlarından Oliver Blanco’yu dışişleri bakanı olarak atadı.
Blanco, devlet başkanlığı uluslararası ilişkiler direktörlüğüne atanan Félix Plasencia’nın yerine geçecek. Görev süresi sona eren Plasencia, Birleşik Krallık’ta tutulan Venezuela’ya ait altınların geri alınması için yürütülecek görevi yönetecek.
Rodríguez, “Oliver Blanco’yu Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı olarak atamaya karar verdim. Bu güçlendirilmiş ekibin, tüm ülkelerle işbirliği ve dostluk alanlarında Venezuela’nın değişim sürecinde ve jeopolitik toparlanmasında ilerlemeye devam etmesini umuyorum,” dedi.
Geçici Devlet Başkanı, Blanco’nun “Venezuela’ya hizmet etmek üzere bu önemli sorumluluğu üstlenebilecek hazırlığına, kararlılığına ve yeteneğine güvendiğini” söyledi.
Yeni Dışişleri Bakanı Blanco, Venezuela Merkez Üniversitesi’nden Uluslararası İlişkiler lisans derecesine ve Metropolitan Üniversitesi’nden Siyaset ve Kamu Yönetimi alanında yüksek lisans derecesine sahip.
Daha önceki görevinde Avrupa ve Kuzey Amerika’dan sorumluydu; bu görev alanı, Venezuela’nın son dönemdeki dış ilişkilerini şekillendiren yaptırımlar ve varlık anlaşmazlıklarında en aktif rol oynayan bazı hükümetleri de kapsamaktaydı.
Rodríguez, Dışişleri Bakanlığı ve Başsavcılıktan, İngiltere Merkez Bankası’nda tutulan Venezuela altınlarını geri almak için resmi prosedürleri başlatmalarını istedi.
Bu değerli metal, Venezuela’nın meşru hükümeti konusunda rakip iddiaların yer aldığı bir hukuki mücadelenin merkezinde yer alıyor.
Londra mahkemeleri, rezervleri hangi otoritenin kontrol ettiği konusunda karar vermeye çalışıyor.
Öte yandan kabinedeki değişiklikler bundan ibaret değil. Marynna Saatdjian, Blanco’nun bıraktığı görevi devralarak Avrupa ve Kuzey Amerika’dan Sorumlu Bakan Yardımcısı olarak atandı.
Şimdiye kadar Ekonomi ve Maliye Bakanlığı’nda Bakan Yardımcısı olarak görev yapan Saúl Ameliach ise Uluslararası Ticaret Bakan Yardımcısı olarak atandı.
Rodriguez, bu atamaları Venezuela’nın diplomatik kadrosunu güçlendirmeye yönelik daha geniş çaplı bir çabanın parçası olarak değerlendirdi.
Geçici Başkan, hükümetin ulusal egemenliği savunurken tüm ülkelerle işbirliği ve dostluğu sürdürmeye devam edeceğini vurguladı.
Altın anlaşmazlığı göz önüne alındığında, bu diplomatik değişiklik özel bir önem taşıyor. Venezuela, varlıkların Venezuela halkına ait olduğunu ve sosyal programlar ile ekonomik toparlanma için gerekli olduğunu savunarak, yıllardır Londra’da tutulan rezervlerinin serbest bırakılmasını talep ediyor.
Plasencia’yı doğrudan Birleşik Krallık’a göndererek hükümet, bu konuyu daha da yoğun bir şekilde gündeme getirme niyetinde olduğunu gösteriyor.
Şu anda yaklaşık 4 milyar ABD doları değerinde olan altın rezervlerine uygulanan dondurma kararı, Birleşik Krallık’ın Nicolás Maduro’nun 2018’deki yeniden seçilmesini tanımayı reddetmesine dayanıyor.
Bir yıl sonra, muhalefet lideri Juan Guaidó, İngiliz yetkililerden Venezuela hükümetinin bu altına erişmesini engellemelerini resmen talep etti.
Çarşamba günü yapılan kabine toplantısında Rodríguez, devam eden dondurma kararını “hırsızlık” olarak nitelendirdi:
“Bu bir alay konusu, ancak amacın Venezuela’nın altın rezervlerini gayrimeşru bir şekilde ele geçirmek olduğu ortada. Artık mazeret istemiyoruz. Muhalefet grupları tarafından açılan mantıksız dava bile, onu açanların kendisi tarafından geri çekildi.”
Rodríguez, bu talebinden “vazgeçmeyeceğini” ekledi ve altının iadesini sağlamak için “Venezuela’nın siyasi kesimleri arasında bir mutabakat olduğunu” hatırlattı.
Venezuela hükümeti ile feshedilmiş 2015 Ulusal Meclisi’ni temsil eden bir muhalefet kesimi, ABD destekli bir diyalog süreci yürütüyor.
21 Ekim’de heyetler, Londra ile görüşmek ve rezervlerin iadesini talep etmek üzere bir ortak komisyon kurulması konusunda anlaştı.
Taraflar, fonların deprem sonrası yeniden inşa çalışmalarına ayrılacağını duyurdu; ancak Rodríguez, bu fonları kamu hizmetlerini ve elektrik şebekesini güçlendirmek için de kullanacağına söz verdi.
Geçici lider, daha önce Kral III. Charles’a bir mektup yazarak altının serbest bırakılmasını talep etmişti. Eylül ayında Londra ve Karakas da benzer şekilde diplomatik bir yakınlaşma sürecine girmiş ve her iki tarafın da kendi misyonlarına büyükelçiler atama planlarını açıklamıştı.
Amerika2 hafta önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Diplomasi6 gün önce“Küresel Britanya” ve Kürt Reçetesinin İzleri
Dünya Basını1 hafta önceProf. Wolff: Batı sömürgeciliğin sonuna geldiğini inkar ediyor
Söyleşi1 hafta önce“AfD, Alman büyük sermayesindeki iç çelişkinin bir ifadesi”
Görüş1 hafta önceFransa sokaklarında kaos ve hesaplaşma
Dünya Basını1 hafta önceAmerika inkâr girdabında: Üç düşünürden sistemin çöküşüne dair uyarılar
Dünya Basını2 hafta önce“Tescilli aşırı sağcı”: Alman parti sisteminin bumerangı
Amerika2 hafta önceMilenyum kuşağı tarihin en büyük nostalji dalgasını başlattı









