Bizi Takip Edin

Amerika

Bir avuç petrolden ötesi

Yayınlanma

Amerikan güçlerinin Venezuela’yı işgali göstere göstere gelirken, bir kez daha petrol gaspı hikayeleri ile yatıp kalkıyoruz.

Hikaye dediysek, hepten masal sayılmaz: İşgal operasyonunun başındaki isim, Donald Trump, uyuşturucu gibi bahanelerin yanı sıra Venezuela petrollerine çökmek istediğini de büyük bir açıklıkla dile getiriyor. Çökmekten kasıt sadece üretime el koymak değil, bunun yanı sıra Venezuela’nın “ABD’nin hasımlarına” petrol satmasını da engellemek istiyor.(1)

OPEC’e göre, Venezuela küresel rezervlerin yaklaşık %17’sine veya 303 milyar varile sahip; bu da onun OPEC lideri Suudi Arabistan’ın önünde yer aldığı anlamına geliyor. ABD enerji bakanlığına göre, rezervleri çoğunlukla Venezuela’nın merkezindeki Orinoco bölgesindeki ağır petrolden oluşuyor ve bu da ham petrolün üretimini pahalı hale getiriyor.(2)

ABD’nin buna uygun bir altyapısı mevcut. Dünyanın en büyük petrol üreticisi olmasına rağmen ABD hâlâ büyük miktarlarda ham petrol ithal ediyor. Ağır petrol Amerikan rafinerileri için, özellikle Meksika Körfezi dolaylarındaki rafinerileri için kritik önemde. Amerikan ham petrol ithalatının yaklaşık yüzde 70’i ağır petrol ve bunun yüzde 60’ı da, Venezuela ile benzer “ağırlığa” sahip Kanada’dan geliyor.

Öte yandan Venezuela’da anlamlı bir toparlanma için zaman, büyük ölçekli altyapı yeniden inşası ve milyarlarca dolarlık sermaye ile uluslararası petrol şirketlerinin sürekli katılımı gerekiyor. Petrol tekelleri başka yerlerdeki daha rekabetçi ve daha düşük riskli projelere öncelik verdiklerinden, bu düzeyde bir taahhüt elde etmek şu anda hayli zor.(3)

Nitekim halihazırda lisans muafiyetine sahip Chevron da dahil olmak üzere, Exxon ve ConocoPhilips gibi enerji devleri Venezuela’ya yeniden girmek konusunda tereddüt ediyorlar. Sırf bu nedenle, kimileri halihazırda Venezuela’da faaliyet yürüten Eni gibi “müttefik” ülkelerin şirketlerinden yardım alınması gerektiğini savunuyor.

İktisatçı Michael Roberts yazdı: Trump’ın Venezuela planı ve petrol piyasasının gerçekleri

Dahası, Amerikan petrol tekellerinin Amerika kıtasında daha ucuza çıkarılabilecek sondaj projeleri halihazırda mevcut. Örneğin Venezuela’nın toprak anlaşmazlığı yaşadığı Guyana’da, hem Exxon hem de Chevron faaliyet yürütüyor ve Exxon’un bu bölgede varil başına 35 doların altında maliyete üretim yapabileceği tahmin ediliyor (Venezuela, Orinoco bölgesinde 49 dolara mal ediyor). Chevron’un Permian bölgesinde 37 ila 44 dolara petrol mal etmesi bekleniyor. ConocoPhilips’in Kanada’daki yatırımları, varil başına 42 dolarlık bir maliyet öngörüyor. Dolayısıyla, Venezuela petrollerinin yeniden uluslararası piyasalara dahil edilmesinin, Trump’ın iddia ettiği türde bir fiyat düşüşüne yol açması şu anda mümkün değil.

Ayrıca “upstream” konusunda yol alınabilse dahi, rafinasyon, taşıma, dağıtım gibi “midstream” ve “downstream” sektörlerinde Venezuela bir süredir yerinde sayıyor. Rafineri kapasitesi uzun yıllardır sabit kalan ülkede, kapasite kullanımı da zayıftı.

O halde nasıl oluyor da Venezuela’ya yatırım akacağı, petrol endüstrisinin ayağa kalkacağı varsayılıyor? Bloomberg’den Javier Blas, meselenin sadece Venezuela petrolleri değil, son Ulusal Güvenlik Stratejisi’nde (NSS) dikkat çekilen “Monroe Doktrini” ile tüm “Batı Yarımküre”deki petrol rezervleri üzerindeki Amerikan hegemonyası olduğuna işaret ediyor. Bu hesaba göre, Kanada ve Meksika ve Tüm Latina Amerika dahil edildiğinde, ABD tüm dünyanın petrol üretiminin yüzde 40’ını ele geçirerek rakiplerine karşı paha biçilmez bir varlık elde ediyor. Ayrıca bir zamanlar Arap ülkelerinin, şimdilerde ise OPEC’in tekelinde olan fiyatları belirleme imkânını elde ediyor.

Trump’ın etrafında kümelenen yırtıcı sermaye hizbi için enerji fiyatları hayli önemli. Yapay zekayı büyütecek veri merkezlerine büyük yatırım yapan Silikon Vadisi teknoloji sermayesi için nükleer de dahil yeni enerji kaynaklarına erişim kritik. Bu kapsamda Microsoft gibi şirketler nükleer enerjiye yatırım yaparken, süper majör olarak bilinen Amerikan petrol tekelleri, veri merkezlerine enerji sağlamak için harekete geçmiş durumda; zira doğalgaz, petrol ve kömür, ABD’nin primer enerji üretiminde hâlâ en büyük paya sahip üç hammadde. 

Aralık 2024’te, Exxon ve Chevron’un yöneticileri ayrı ayrı, şirketlerinin elektrik sektörüne girmeye hazırlandığını açıklamıştı. Genellikle sadece kendi faaliyetleri için elektrik üreten petrol şirketleri, talebin hızla arttığı bir dönemde daha geniş elektrik piyasasına girecekler.

Emin olunsun, bütün bunlara Venezuela’da hayli zengin olduğu tespit edilen nikel yataklarının yağmalanması da eşlik edecektir. Nitekim Axios, Venezuela’daki sözümona rejim değişikliğinin kazananları arasında AI şirketlerini de sayıyor. Venezuela, AI veri merkezlerine güç sağlayan yarı iletkenlerde kullanılan kritik minerallerin en zengin kaynağı. Axios’a göre ABD, bu malzemeler için Çin’e bağımlı olmak yerine Venezuela’yı kullanabilirse, AI yarışında bir adım öne geçebilir.

Eski Chevron yöneticisi, Venezuela petrolü için 2 milyar dolar arıyor

Zaten pazar günü Air Force One uçağında, Ticaret Bakanı Howard Lutnick de Venezuela’daki “madencilik fırsatlarına” değindi ve “Çeliğiniz var, mineralleriniz var, tüm kritik mineralleriniz var. Büyük bir madencilik geçmişleri var ama bu geçmiş paslanmış durumda,” dedi.

Öte yandan burada pek de küçük olmayan bir sorun var: ABD, nadir toprak elementlerinin tedarikinde Çin’den kurtulsa da, bu maddelerin rafinasyon işlemleri neredeyse tamamen Çin’de yapılıyor. ABD’nin böyle bir uzmanlığı yok ve bunu elde etmesi muhtemelen uzun yıllar alacak.

Fakat bunun ötesinde, hem petrolünün, hem de Venezuela’nın borçlarının finansallaştırılması çok daha iştah açıcı gibi görünüyor ve Trump’ın haydutluğunun esas önemi de burada yatıyor. Nitekim Wall Street’in Maduro kaçırılmadan önce rejim değişikliğinin yaratacağı “zenginlik” olanaklarını gözüne kestirdiği anlaşılıyor. Bloomberg’in aktardığına göre, işgalden haftalar önce, Citigroup analistleri, Maduro’nun görevden alınması halinde ülke tahvillerinde %60’a varan kazançlar olacağını öngörmüştü. Kalabalık konferans ve seminerlerde, diğer stratejistler yeni rejimin ülkenin 60 milyar dolarlık tahvillerinin sahiplerine sunabileceği potansiyel kâr hakkında görüşlerini dile getirdiler. Maduro üzerindeki baskı artarken, tüccarlar tahvillere akın ederek bir toparlanma başlattı:

“Amerikalı enerji ve nakliye patronu Harry Sargeant III dahil olmak üzere yatırımcılar, Trump yönetiminden Venezuela’da daha elverişli bir iş ortamı yaratması için baskı yaptılar ve bunun ABD için avantajlarını vurguladılar. Paul Singer’ın Elliott Investment Management şirketi, diğer yatırımcılardan oluşan bir konsorsiyumla birlikte Venezuela’nın en değerli yabancı varlığı için yıllardır mücadele ediyordu.”

Halka açık piyasalarda, tahvil sahipleri bir günde yaklaşık 4 milyar dolarlık kazanç elde etti ve daha fazla kâr getirecek bir yeniden yapılandırma umudu gördü. Habere göre özel sermaye şirketleri ve enerji yatırımcıları için ise Donald Trump, “ABD’nin Venezuela’nın bozuk petrol altyapısını düzeltmek için milyarlarca dolar harcayacağına söz vererek” daha da büyük bir ödül vaat ediyordu.

Hedge fonları Venezuela’nın borçlarına hücum edecek

Bu vaatler arasında elbette, Chavez döneminde millileştirilen şirketlerin alacaklarını da var. ConocoPhilips yıllardır el konulan varlıklarından yaklaşık 12 milyar dolarlık tazminat almaya çalışıyor. Hedge fonları ise Venezuela ile bağlantılı milyarlarca dolarlık finansal alacaklara yatırım yapmanın yollarını arıyor. Venezuela, 2007 yılında varlıklarını millileştirdikten sonra birçok büyük şirkete de borçlu sayılıyor. 2017’deki temerrüdün ardından ülkenin uzun süredir ertelenen borç yeniden yapılandırması ihtimali, borç alıp borç satan özel sermaye şirketlerinin avuçlarını kaşındırıyor. Venezuela’nın devlet tahvilleri piyasası görece rağbet görse de, alacaklar ve tahkim taleplerinin finansal piyasalara açılması Amerikan sermayesi açısından önemli. Bu sermaye hizbi, Fakat Venezuela’nın petrol endüstrisinin canlanma olasılığını, özellikle devlet petrol şirketi PDVSA’dan alacaklı olanların borçlarını ödemesi için Venezuela’ya baskı yapma fırsatı olarak görüyor.(4) Maduro hükümetinden nakit para elde etmek için yıllarca sonuçsuz çabalar sarf ettikten sonra, birçok şirket bu uluslararası tahkim davalarını hedge fonları da dahil olmak üzere uzman yatırımcılara satmış durumda.

4 milyar dolarlık Tribeca Investment Partners’ın ortağı ve direktörü Ben Cleary, potansiyel ortaklarla görüşmek ve potansiyel varlıkları incelemek için bir yatırımcı ekibini Caracas’a gönderiyor. Geçen yıl yeniden inşa çalışmaları kapsamında yatırımcıları Ukrayna’ya götüren ABD merkezli danışmanlık firması Signum Global Advisors da mart ayı sonunda Venezuela’ya bir gezi planlıyor. Grup, çok uluslu şirketler ve para yöneticilerinden oluşan yaklaşık 20 katılımcıdan oluşacak.

Nitekim Bloomberg, Trump’ın petrol gaspı iddiasıyla yaptığı saldırgan hamle ile Wall Street ve özel sermayenin, Venezuela’yı yeniden şekillendirmek için nasıl iç içe geçtiğine işaret ediyor. Örneğin bir fon yöneticisi, Venezuela’da her şeyin petrol sektörüne ne tür yatırımlar yapılacağına bağlı olacağını öne sürüyor.

Varlık yöneticilerinin petrol tekellerine büyük yatırımlar yaptığını da hatırlatmak istiyorum. Petrol metasının kendisi aynı zamanda bir finansal ürün olduğu gibi, petrol tekelleri de finans piyasaları ile iç içe. Brookfield ve Blackstone gibi varlık yöneticileri halihazırda enerji varlıklarına yatırım yaparken, Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu ve Abu Dabi Yatırım Otoritesi gibi varlık fonları, milyarlarca dolarlık yatırımlarını Güney Amerika’ya aktarmanın yollarını yıllardır arıyorlar.

Petrol gaspına bağlı devlet borcunun finansallaşması ve özel sermaye hücumu, Venezuela’yı Ukraynalaştırma, yani bir tür ulus-ötesi (ama bu örnekte Amerikan) sermayenin kolonisine dönüştürme anlamına geliyor. Her halükarda, gerçekten de ortada bir “petrol bahanesi” var. Ama zannedildiği gibi değil.


(1) Ekonomistler Asdrubal Oliveros ve Juan Palacios, Venezuela’daki Yaptırımlar adlı kitapta, 2023’ten 2024’e kadar ABD, İspanya ve Hindistan’a yapılan ihracatın Çin ve Malezya’nın aleyhine arttığını tespit etmişler. 2023 yılında, ilk grup Venezuela ham petrol ihracatının %34’ünü alırken, ikinci grup %51,6’sını alıyordu. 2024 yılında bu oranlar neredeyse tersine döndü ve sırasıyla %56,2 ve %26,8 oldu.
(2) Bloomberg’in analizine göre Venezuela ham petrolünün çoğu yüksek kükürtlü ve ağır, bu da hafif ve tatlı kaliteli petrole kıyasla nakliyesinin ve rafine edilmesinin maliyetli ve teknik olarak zor olduğunu anlamına geliyor. Bu tür ham petrolün nakliyesi ve işlenmesi kolaylaştırmak için genellikle seyreltici (kondensat veya nafta gibi) ile karıştırılması gerekiyor. Ayrıca, bu tür ham petrolün rafine edilmesi için özel rafinasyon ekipmanları da gerekli. Sonuç olarak, bu tür ağır ve ekşi ham petrol, uluslararası referans fiyatlarına kıyasla önemli ölçüde indirimli olarak işlem görüyor. Ayrıca ağır petrolün nakliyesinde kullanılan naftanın üretimi, büyük oranda Rusya’ya bağlı ve yaptırımlar sürdüğü müddetçe nafta ithalatında yol alınması pek mümkün görünmüyor. Geçen aralık ayında Rusya’dan Venezuela’ya nafta taşıyan bir tanker Trump blokajı nedeniyle geri dönmüştü.
(3) POLITICO’nun aktardığına göre Rystad Energy, bir müşteri notunda, “Venezuela’nın ham petrol üretimini günde 1,1 milyon varilde sabit tutmak için önümüzdeki 15 yıl içinde yaklaşık 53 milyar dolarlık petrol ve gaz upstream ve altyapı yatırımı gerekli olduğunu” belirtti: “[Günde] 1,4 milyon [varil] seviyesinin üzerine çıkmak mümkün, fakat bunun için 2026’dan 2040’a kadar ‘sabit tutma’ sermaye gereksinimlerinin yanı sıra yıllık 8-9 milyar dolarlık istikrarlı bir yatırım gerekecek.”
(4) Venezuela ve devlet petrol şirketi Petróleos de Venezuela tarafından ihraç edilen temerrüde düşmüş tahviller, pazartesi günü %35’e varan artışın ardından salı günü de kazançlarını sürdürdü. Bloomberg’in yatırımcıların en son açıklamalarına dayalı olarak derlediği verilere göre, bu tahvillerin sahipleri arasında Fidelity Investments, BlackRock ve T. Rowe Price Group gibi dünyanın en büyük varlık yöneticileri de bulunuyor.

Amerika

Tesla ve SpaceX için 3,6 trilyon dolarlık birleşme planı

Yayınlanma

Tesla ve SpaceX yönetim kurulları, iki şirketi yaklaşık 3,6 trilyon dolarlık piyasa değeri altında bir araya getirebilecek birleşme planını incelemek üzere bağımsız komiteler kurdu. Yapay zeka yatırımları ve roket harcamaları nedeniyle birleşen yapının yıllık serbest nakit akışının en az eksi 54 milyar dolara inmesi bekleniyor.

Elektrikli araç üreticisi Tesla ile uzay taşımacılığı şirketi SpaceX’in olası birleşimi, piyasa değeri yaklaşık 3,6 trilyon dolara ulaşan yeni bir yapı ortaya çıkarabilir.

Financial Times, yatırımcılar, hukukçular ve analistlerin değerlendirmelerine dayandırdığı incelemesinde, her iki şirketin yönetim kurullarının bağımsız komiteler kurarak birleşme ihtimalini araştırmaya başladığını duyurdu.

Elon Musk, 20 Ekim’de yaptığı açıklamada birleşmeyi “iyi bir fikir” olarak nitelendirdi ancak koşulların henüz netleşmediğini ve anlaşmanın garanti olmadığını belirtti. Girişimci, çıkar çatışması sebebiyle görüşmelere doğrudan katılamayacağını bildirdi.

Hissedarlar açısından birleşmenin en belirgin avantajı, Musk’ın zaman ve kaynak paylaşımına dair soru işaretlerini giderebilmesi. İsmi açıklanmayan bir Tesla yatırımcısı, “Şu an vaktinin bir kısmını Tesla’da, bir kısmını da SpaceX’te geçiriyor ve hissedarlar gücünün veya parasının büyük bölümünün nereye gittiğini anlayamıyor” dedi.

Otomobil üreticisine yakın bir kaynak, iki şirketin Roadster spor modelinden malzeme, yakıt ve üretim teknolojilerine kadar uzanan mevcut işbirliğini hatırlattı. Aynı kaynak, birleşmenin işlem gücü ile yapay zekanın fiziksel cihazlardaki kullanımını entegre eden dikey bir yapı kuracağını kaydetti.

Tesla ile SpaceX arasındaki finansal ilişkiler şimdiden belirgin bir hacme ulaştı. SpaceX, Tesla’dan yaklaşık 1 milyar dolar değerinde Megapack batarya sistemleri ve Cybertruck araçları satın aldı.

Tesla, yapay zeka girişimi xAI’a yaptığı 2 milyar dolarlık yatırımın Şubat 2026’da SpaceX ile birleşmesi sonucunda uzay şirketinin doğrudan hissedarı haline geldi. Musk, xAI hamlesini yapay zeka, roket teknolojisi ve uydu iletişimini bir araya getirerek uzayda veri merkezleri kurma hedefiyle gerekçelendirmişti.

Visible Alpha tarafından derlenen analist tahminleri, Tesla ve SpaceX’in toplam gelirinin 2026 yılında 153 milyar dolara çıkacağını gösteriyor. Buna karşılık yapay zeka altyapısı, çip üretimi ve roket harcamaları sebebiyle iki yapının toplam serbest nakit akışının en az eksi 54 milyar dolar olması bekleniyor.

Financial Times, 3,6 trilyon dolarlık büyüklüğün kesinleşmiş anlaşma bedelini değil, şirketlerin mevcut piyasa değerini yansıttığını bildirdi. Olası birleşme aynı zamanda Musk’ın Tesla üzerindeki kontrolünü güçlendirebilir.

Girişimci, imtiyazlı hisseler sayesinde SpaceX’te yaklaşık yüzde 84 oy gücünü elinde tutarken bu oran Tesla’da yüzde 20 civarında kalıyor. Anlaşmanın kabul edilmesi için Tesla tarafında yalnızca oylamaya katılanların değil, tüm hisselerin çoğunluğunun desteği aranacak.

Hukuk uzmanları, birleşme müzakerelerinin bir tarafın diğerinin aleyhine avantaj sağlamadığına piyasayı ikna edecek biçimde yürütülmesi gerektiğini belirtiyor. Colorado Üniversitesi kurumsal hukuk profesörü Ann Lipton, her iki şirketin merkezini taşıdığı Teksas yasalarının yönetim kararlarına itirazı zorlaştırdığına işaret etti.

Lipton, çıkar çatışması iddiasının tek başına yetersiz kalacağını, hissedarların dolandırıcılık veya kasıtlı yasa ihlali gibi fiilleri ispat etmek zorunda olduğunu söyledi. Sürecin bir diğer zorlu ayağını ise küresel onaylar oluşturuyor.

Hukukçulara göre anlaşmanın AB, Birleşik Krallık ve Çin’deki düzenleyici kurumlardan onay alması gerekecek. Geçen yıl Tesla’ya 21 milyar dolarla toplam cirosunun yaklaşık yüzde 22’sini kazandıran Çin, şirketin en büyük otomobil fabrikasına Şanghay’da ev sahipliği yapıyor.

SpaceX’in ABD savunma ihalelerini üstlenmesi ve askeri Starshield uydularını üretmesi, Pekin hattında güvenlik çekincelerini artırıyor. JPMorgan analistleri, ulusal güvenlik kaygıları nedeniyle Çin onayının ciddi engellerle karşılaşabileceğini bildirdi.

Banka analistleri, Tesla’nın Çin operasyonlarını tamamen ayırmasını veya kontrolü yerel bir konsorsiyuma devrederek marka ile otonom sürüş lisans gelirleriyle yetinmesini olası seçenekler arasında gösterdi.

The Wall Street Journal temmuz ayında Tesla’nın Çin birimini satmayı değerlendirdiğini yazmış, ancak Musk bu iddiayı “kesinlikle sahte haber” diyerek yalanlamıştı.

Tesla’ya yakın bir kaynak, birleşmenin Donald Trump’ın 2029’da bitecek başkanlık görev süresinden önce tamamlanmasının önem taşıdığını ifade etti. Kaynak, “Bu anlaşma gerçekleşecek, ama herkesin düşündüğü kadar hızlı değil” dedi.

SpaceX’in halka arzının ardından haziran ayında tarihin ilk trilyoneri unvanını alan Musk, hisselerdeki dalgalanmalar nedeniyle bu eşiğin altına indi. Forbes verilerine göre 13 Ekim’de SpaceX hisselerinin değer kaybetmesiyle serveti 982,9 milyar dolara gerileyen girişimcinin güncel varlığı 925 milyar dolar seviyesinde.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’de yolsuzluğu ihbar edene ödül verilecek

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump, kamudaki dolandırıcılıkları ihbar edenlere nakit ödeme sağlayacak 25 milyon dolarlık teşvik programını tanıttı. Mahkûmiyetle sonuçlanan bildirimlere yüzde 1 komisyon vadeden düzenlemede ilk ödeme 10 bin dolarla muhafazakâr YouTuber Nick Shirley’ye yapıldı.

ABD Başkanı Donald Trump ve Başkan Yardımcısı JD Vance, federal hükümeti dolandıranları ihbar edenlere nakit para ödenmesini öngören 25 milyon dolarlık bir ihbarcı programı açıkladı.

Oval Ofis’te duyurulan Dolandırıcılık İhbar Teşvik Programı kapsamında, mahkûmiyetle sonuçlanan başarılı bildirimlerde bulunanlara yüzde 1 oranında komisyon verilmesi planlanıyor.

Ödüllerin kimlere dağıtılacağı konusundaki tek yetkilinin kendisi olacağını belirten Trump, süreçte son sözü söyleyeceğini dile getirdi.

Trump, Oval Ofis’teki konuşmasında, “Biri birini ihbar ederse yüzde 1 komisyon alacak. Bu harika olacak çünkü bu ülkeden çalınan para trilyonları buluyor” ifadelerini kullandı.

İhbarların “America.gov/fraud” internet sitesi üzerinden toplanacağını aktaran Trump, süreci hızlandırmak adına aynı ödül için birden fazla talep gelmesi durumunda bağlayıcı hakem rolünü bizzat üstleneceğini bildirdi.

Trump, ödemelere ilişkin takdir yetkisini, “Başka bir deyişle o kişinin bunu hak edip etmediğine ben karar vereceğim ve oldukça cömert davranacağım” sözleriyle savundu.

İnternet sitesindeki yönergede, yapılan bildirimin cezai kovuşturmaya yol açması şartıyla ödülün en fazla 30 bin dolara kadar çıkabileceği belirtiliyor.

Öte yandan Trump, Oval Ofis’te yaptığı konuşmada bir kişinin alabileceği tutarda herhangi bir tavan sınır olmadığını iddia etti.

İhbarcıların çok yüksek gelirler elde edebileceğini öne süren Trump, “İnsanlar başkalarını ihbar ederek milyonlarca dolar kazanacak” dedi.

Trump ayrıca ödemelerin ceza davası açılmasına bağlı kalmayacağını, çalınan paranın geri alınması durumunda yapılacağını savundu.

Program kapsamında verilen ilk ödül, Oval Ofis’te Trump ve Vance’in yanında yer alan muhafazakâr YouTuber Nick Shirley’ye gitti. Fox News, Shirley’ye bu kapsamda 10 bin dolar ödendiğini aktardı.

Shirley, Minnesota’daki çocuk bakım programlarında yürütülen usulsüzlük iddialarını araştırdığı bir video yayımlamasının ardından geçen yıl sağ çevrelerde tanınmıştı.

Yeni program, Başkan Yardımcısı Vance’in başkanlığını yürüttüğü dolandırıcılıkla mücadele görev gücünün çalışmalarına dayanıyor.

Vance, “Başkan bu durumun durması gerektiğini söyledi. Artık duruyor ve bunu durdurmamıza yardım etmek isterseniz, ABD Başkanı’nın yaptıkları sayesinde siz de bu ödülleri paylaşabilirsiniz” diye konuştu.

Trump, federal hükümet programlarındaki suistimalleri incelemek ve azaltmak amacıyla mart ayında Dolandırıcılığı Ortadan Kaldırma Görev Gücü’nü kurmuş, yapının başına da Vance’i getirmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

Anthropic halka arz öncesinde 80,7 milyar dolar zarar açıkladı

Yayınlanma

Yapay zeka devi Anthropic, 2026’nın ilk yarısında 80,7 milyar dolar net zarar açıklarken gelirini 16,3 milyar dolara taşıdı. Şirket, halka arz izahnamesinde modellerin şantaj benzeri davranışlar sergileyebileceği ve felaket boyutundaki risklerin sigortalanamayacağı uyarısını yaptı.

Yapay zeka modeli Claude’un geliştiricisi Anthropic, 30 Haziran’da sona eren 2026’nın ilk altı ayında 80,7 milyar dolar net zarar açıkladı.

The Wall Street Journal gazetesinin şirketin halka arz izahname taslağına dayandırdığı habere göre kaydedilen bu zarar, 2025 yılının tamamında gerçekleşen 42 milyar dolarlık kaybı neredeyse ikiye katladı.

Söz konusu devasa tutarın 72 milyar dolarlık büyük bölümü muhasebe kaynaklı defter değeri düşüşlerinden kaynaklandı.

Buna karşın şirketin gelirlerinde sert bir yükseliş görüldü; yılın ilk yarısındaki ciro, önceki yılın aynı dönemindeki 1,1 milyar dolardan 16,3 milyar dolara ulaştı.

Anthropic bu dönemde işlem gücü ve altyapı ihtiyaçları için yaklaşık 9 milyar dolar harcayarak, 2025’in tamamında yapılan 7,3 milyar dolarlık harcamayı altı ayda geride bıraktı.

Şirketin önümüzdeki 7 ila 10 yıl içinde bulut hizmetleri sözleşmeleri kapsamında yaklaşık 450 milyar dolar ödeme taahhüdü bulunuyor.

Bu yükümlülükler çerçevesinde Google Cloud ile 111 milyar dolar, Amazon Web Services ile 110 milyar dolar ve Microsoft ile 31 milyar dolarlık sözleşmeler planlanıyor.

Anthropic ayrıca yapay zeka odaklı daha küçük bulut sağlayıcıları Nscale ve Lambda üzerinden Nvidia çipleri kiralamak için sırasıyla 2033 ve 2034 yıllarına kadar 86 milyar dolara varan harcama yapacak.

Şirket gelecek yıllarda bilgi işlem kapasitesini artırmak amacıyla 750 milyar dolar daha harcayabilir.

Halka arz izahname taslağının yaklaşık üçte birlik kısmı ise doğrudan risk faktörlerine ayrıldı.

Belgede modellerin gerçek dünyada somut zararlara yol açma olasılığına dikkat çekilirken, yapay zekanın “kendini koruma” eğilimi sergileyebileceği ve “şantajı” andıran yanıtlar üretebileceği kaydedildi.

Anthropic, yapay zeka kaynaklı “felaket boyutundaki bir olayın” yaratacağı hasarın büyüklüğü nedeniyle bu tür riskleri sigortalamanın imkansız hale gelebileceği uyarısında bulundu.

Piyasa beklentilerine göre Anthropic’in halka arzı tarihin en büyük işlemlerinden biri olabilir ve SpaceX’in rekorunu geride bırakabilir.

Borsaya açılmanın ardından şirketin piyasa değerinin 2 trilyon dolara kadar ulaşabileceği öngörülüyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English