Bizi Takip Edin

Asya

2024 yılında Asya’nın en olaylı ülkesi: Güney Kore

Yayınlanma

Editörün Notu: 2024 yılı Güney Kore’de hem toplumsal hem siyasi anlamda yorucu bir dönem olarak tarih kayıtlarına geçti. Yılın son saatlerine girilirken ülkede siyasi krizler derinleşiyor. 13. Cumhurbaşkanı Yoon Seok-yeol’ün siyasi darbe girişimi ile aralık ayına giren Güney Kore halkı bu şoku atlamadan, yılın son günlerine elim bir uçak kazası ile uyandı. 179 kişinin hayatını kaybettiği kazada, ülkede 7 günlük milli yas ilan edildi ve 2025 kutlamaları iptal edildi.

Yorgun bir şekilde 2025’e adım atan Güney Kore’de bu yıl neler yaşandı:

  • Muhalefet liderine suikast girişimi (2 Ocak 2024)

Güney Kore’de ana muhalefetteki Demokratik Parti’nin lideri Lee Jae-myung Busan şehrinde bıçaklı saldırıya uğradı. Basın mensuplarının sorularını yanıtladığı sırada imza alma bahanesiyle Lee’ye yaklaşan saldırgan, elindeki kesici aletle Lee’yi boynundan yaraladı. Lee’nin suikast girişiminden sağ kurtuldu.

  • Kuzey Kore’den gelen “düşman” ilanı (15 Ocak 2024)

Yeni yılın hemen ardından 5 Ocak 2024’te Kuzey Kore, Yeonpyeong Adası’na topçu saldırısı başlattı. Kuzey Kore, “Koreler arası ilişkilerdeki tüm felaketin nedeninin Güney Kore hükümetinin olduğunu” ve “Güney Kore’nin değişmez ana düşman olduğunu” 15 Ocak 2024’teki Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti 14. Yüksek Halk Meclisi’nin 10. Oturumunda lider Kim Jong-un tarafından deklare etti.

  • First Lady Rüşvet Krizi (25 Ocak 2024)

Güney Kore First Lady’si Kim Keon Hee’nin lüks bir çanta hediyesi kabul ettiği iddiasıyla ilgili tartışma, iktidardaki Halkın Gücü Partisi’ni (PPP) karıştırarak ülkede büyük infial yarattı.  YouTube kanalı Voice of Seoul tarafından yayınlanan bir videoda, Amerikalı Rahip Choi Jae-young saatine takılı kamerayla gizlice rüşvet anını kaydetmişti. Choi’nin, 3 milyon won (2.200 $) değerindeki çantayı satın almak için bir mağazaya yürüdüğü ve sonra, Seul’de first lady’ye ait bir şirket olan Covana Contents’i ziyaret ederek çantayı verdiğini gösteriyordu.

Muhalefet uzun zamandır First Lady Kim’i hisse senedi fiyat manipülasyonuna karışmakla suçluyordu. Öte yandan muhalefet First Lady’in soruşturulması için parlamentodan tasarı geçirmek istemişti. Yoon bu iddialar nedeniyle eşinin soruşturulmasını talep eden bir yasa tasarısını veto etti.

Skandal aynı zamanda Yoon’un partisi içinde de ayrışmalara yol açtı. Ve nisan seçimleri için kamuoyunda tartışmalar yarattı.

  • Küba ile diplomatik ilişkilerin başlaması (14 Şubat 2024)

Kuzey Kore ile yakın ilişkilere sahip olan Küba Cumhuriyeti, 14 Şubat 2024’te, Kore Cumhuriyeti Daimi Misyonu ile New York’ta diplomatik bir misyon düzenledi. Güney Kore-Küba ilişkileri, Güney Kore hükümetinin 1948’de kurulmasından bu yana 76 yıl sonra ilk kez büyükelçi düzeyinde diplomatik ilişkilere yükseltildi . Küba, Güney Kore ile diplomatik ilişki kuran 193. ülke oldu.

  • Kore Cumhuriyeti Ulusal Meclisi seçimi (10 Nisan 2024)

Ana muhalefetteki Demokratik Parti (DP), Ulusal Meclis’teki 300 sandalyenin çoğunluğunu kazanarak iktidardaki Halkın Gücü Partisi’ni hezimete uğrattı. Demokratlar,  iktidar partisinin 108 sandalyesine karşılık 175 sandalye kazandı. Genel seçmen katılımı %67 oldu ve bu 32 yılın en yüksek seçmen katılım rekoru oldu. Muhalefetteki Kore Demokratik Partisi, anayasa tarihinde ilk kez bir muhalefet partisi olarak sandalye çoğunluğunu elde etti. Bu durum Yoon hükümetini “topal ördek” sürecine soktu.

 

  • Atık balonu krizi (28 Mayıs 2024)

Kuzey Kore, atık yüklü balonları Güney Kore’ye göndererek tansiyonu artıracak bir hamlede bulundu. Olayın başlangıcında sadece Daenam şehrine broşür gönderildiğinden şüpheleniliyordu ancak balonların içeriği kontrol edildiğinde atık maddeler olduğu tespit edildi. Olay iki ülke arasında tansiyonu artırarak Güney Kore’nin de Kuzey’e balonlar yollamasına neden oldu. Kuzey Kore yönetimi ise, bu hamleyi, Güney’in Kuzey’e yönelik dev hoparlörler de dahil olmak üzere uzun süreli propaganda çalışmalarına karşılık olarak yaptığını açıkladı.

  • Kuzey Kore ile drone krizi (11 Ekim 2024)

Güney Kore’ye ait insansız hava aracının (İHA) Kuzey Kore üzerinde tespit edilmesi ile birlikte 13 Ekim’den Kuzey Kore’den çok sert açıklamalar gelmişti. Kuzey Kore lideri Kim Jong-un savunma-güvenlik istişare toplantısı düzenledi ancak bu toplantı, Kore Halk Ordusu Genelkurmay Başkanlığı’na “Savaş zamanı düzenine göre tamamen silahlandırılmış sekiz topçu tugayının, ayın 13’ünde saat 20:00’ye kadar tam ateşe hazır duruma getirilmesi” gerektiğini belirten ve ‘ön operasyonel emrini’ onaylayan bir toplantı olarak kayıtlara geçti.

Kore İşçi Partisi Merkez Komitesi başkan yardımcısı Kim Yo-jong, 14 Ekim’de, insansız hava aracı olayından Güney Kore ordusunun sorumlu olduğunu söyleyen iki cümlelik kısa bir açıklama yaptı. Bu, olayın tekrarlanması durumunda ‘korkunç bir felaket’ uyarısında bulunan kız kardeş Kim Yo-jong, “Dikkatsiz meydan okuma Kore Cumhuriyeti’nin sefil sonunu hızlandıracak” diyerek sert bir uyarıda bulunmuştu.

  • Kuzey Kore’nin Gyeongui ve Donghae Hatlarını patlama olayı (15 Ekim 2024)

Kuzey Kore’nin, Askeri Sınır Hattının kuzeyindeki yer alan Koreler arası bağlantı hattı olarak bilinen Gyeongui Hattı ve Donghae Hattı üzerindeki ve demiryolunun  bir bölü Pyongyang tarafından havaya uçuruldu. Böylece bağlantı yolları tamamen ortadan kaldırılmış oldu. Artık iki ülke arasında karayolu teması ortadan kalkmış oldu.

  • Yoon’a karşı protesto ve istifa çağrılarının büyümesi (28 Eylül 2024) 

Güney Kore’de 28 Eylül’de işçi ve çiftçi sendikaları, kadınlar ve gençlerin de aralarında bulunduğu vatandaşlar, Yoon yönetiminin aşırı sağcı işçi karşıtı politikaları, yargı sisteminde yaptığı değişikler ve savcı atamalarının yanı sıra zenginlere yönelik vergi kesintilerini protesto ederek ülke çapında eş zamanlı protestolar gerçekleştirildi. Başkent Seul Jung-gu’daki Sungnyemun Kapısı önünde kurulan protesto alanlarında “Haydi! istifa için meydanı açın!” sloganları yükseldi. Protestolar yaklaşık 10.000 kişinin katılımı ile başlamış oldu.

Protestolar Aralık ayına kadar düzenli olarak sürdürüldü. Kore Konfederasyon Sendikası’nın katılımı ile yüzbinlerce kişi Yoon’un istifası için hafta sonları bir araya geldi.

  • SIKIYÖNETİN (3 Aralık 2024)

3 Aralık günü saat 22.23 sıralarında acil brifing düzenleyen Cumhurbaşkanı Yoon Seok-yeol, Kuzey Kore yanlısı ve devlet karşıtı güçlerini önlemek adına ülke çapında sıkıyönetim ilan ettiğini duyurdu. İlan ardından sıkıyönetim komutanlığı kuruldu ve sıkıyönetim birlikleri seferber edildi.  1979’den sonra Seul sokaklarında askeri zırhlı araçların görüldüğü ilginç bir manzara yaşandı.

Millet Meclisi ve siyasi partilerin her türlü siyasi faaliyetinin yasaklanması,  her türlü ifade ve basın özgürlüğünün kontrol altına alınması,  tek taraflı tutuklama, gözaltı, ve yargılama gibi sıkıyönetim kanunları uygulanmak istendi.  Ardından, General Park An-soo Sıkıyönetim Komutanlığı’na ait ilk bildiriyi yayınladı. 1. Özel Kuvvetler Tugayı ve 707. Özel Görev Grubuna ait seçkin özel kuvvetlerden oluşan silahlı birimler meclis binasına girmek için konuşlandırıldı.

Muhalefet ve iktidar partisinden Yoon’un darbe kararına karşı duran milletvekilleri, mecliste toplanarak 155 dakika boyunca direniş gösterdiler. 4 Aralık 2024 01:01’de 190 üye mevcut parlamento, anayasa tarihinde ilk kez sıkıyönetimin kaldırılmasını talep eden bir kararı oybirliğiyle kabul etti ve “Sıkıyönetim ilanı geçersiz kılınmıştır” kararını aldı. Sıkıyönetimin kaldırılması kararının alınması ve Cumhurbaşkanlığı’ndan üç saatten fazla bir süre yanıt gelmemesinin ardından 4 Aralık – 04.30: Bakanlar Kurulunun onaylamasıyla sıkıyönetim resmen yürürlükten kaldırıldı. Yoon’un azli için verilen önerge Ulusal Meclise sunuldu.

5 Aralık

Yoon, sıkıyönetim ilan etmesini kendisine önerdiği iddia edilen Savunma Bakanı Kim’in istifasını kabul etti. Genelkurmay Başkanı General Park An-su’nun istifası kabul edilmedi. Yoon hakkında “vatana ihanet” suçlamasıyla soruşturma başlatıldı. 

7 Aralık

Yoon, sıkıyönetim ilanı nedeniyle kamuoyundan özür diledi. Yoon’un azline iliskin ilk önerge kabul edilmedi.

8 Aralık

Eski Savunma Bakanı Kim gözaltına alındı. 

9 Aralık

Yoon için seyahat yasağı çıkarıldı. 

10 Aralık

Güney Kore Ulusal Meclisi, Yoon dahil 8 kişinin ‘derhal’ gözaltına alınmasını talep eden tasarıyı kabul etti.

12 Aralık

Yoon, başarız darbe girişimini “idari eylem”oldugunu savunarak, azledilmesi ve yargılanması halinde buna karşı koyacağını bildirdi. Ana muhalefetteki Demokratlar, 12 Aralık’ta meclise, Yoon’un görevinden azledilmesini kapsayan yeni bir önerge sundu.

  • Yoon’un Görevden alınması (14 Aralık)

Sıkıyönetim ilanı nedeniyle 13. Cumhurbaşkanı Yoon’un azli için verilen ilk önerge mecliste yeterli çoğunluk barajına takılırken, muhalefetin yeni önergesi 204 evet oyuyla meclisten geçti ve Yoon azledildi.

  • Uçak Kazası ve Ulusal Yas (29 Aralık 2024)

Güney Kore’nin Muan şehrinde yolcu uçağının inişte kontrolden çıkması sonucu meydana gelen kazada 179 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. Duvara çarpıp infilak eden uçaktan 2 kişi sağ olarak kurtulabildi. Uçak inmeden dakikalar önce kontrol kulesinin, “kuş çarpmasına” karşı uyardığı, uyarıyı alan pilotun kısa süre sonra inişe geçtiği açıklandı. Ülkede 1 haftalık ulusal yas ilan edildi.

Asya

Japonya Merkez Bankası gelecek hafta politika faizini yüzde 1,25’e yükseltmeye hazırlanıyor

Yayınlanma

Enflasyon ve ABD baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası, faiz artışlarının hızını artırıyor.

Nikkei Asia’nın edindiği bilgilere göre Japonya Merkez Bankası (BOJ), artan ham petrol fiyatları ve yenin değer kaybetmesi nedeniyle yükselen enflasyon baskısını kontrol altına almak amacıyla 17-18 Eylül tarihlerinde gerçekleştirilecek Para Politikası Kurulu toplantısında temel faiz oranını mevcut yüzde 1 seviyesinden yüzde 1,25’e yükseltmeyi planlıyor.

Faizin en son haziran ayında artırıldığı dikkate alındığında, olası yeni artış Mart 2024’te başlayan mevcut faiz artırımı sürecindeki en kısa zaman aralığına işaret edecek.

ABD, yenin değerini desteklemek için Japonya’nın çabalarına katıldığında bunu karşılıksız yapmamıştı. Geçtiğimiz haftalarda ABD Hazine Bakanı Scott Bessent Tokyo’ya baskı yaparak, “Faiz artırımlarına hız verin ve büyük ekonomik teşviklere ilişkin modası geçmiş fikirleri terk edin” demişti.

Bessent, Japonya Merkez Bankası Başkanı Kazuo Ueda’nın zayıf yenle mücadele etmek amacıyla para politikasında “doğru olanı yapacağını” umduğunu söylemişti.

BOJ Başkanı Kazuo Ueda ve diğer üst düzey yöneticiler faiz artışını kurulun gündemine getirecek ve dokuz üyeli Para Politikası Kurulu’nda çoğunluğun onayını almaya çalışacak.

Öngörülen yüzde 1,25’lik politika faizi, 1995’ten bu yana görülen en yüksek seviye olacak. Merkez bankası şimdiye kadar faiz oranlarını yaklaşık altı ayda bir artırıyordu. Ancak BOJ’un bu tempoyu üç ayda bire, başka bir ifadeyle iki politika toplantısında bir faiz artışına hızlandırmaya hazırlandığı değerlendiriliyor.

BOJ yetkilileri, temel ekonomik faktörlerden kaynaklanan fiyat artışlarının bankanın yüzde 2’lik enflasyon hedefini aşması konusunda giderek daha dikkatli davranıyor.

Ueda, temmuz ayı sonunda gerçekleştirilen bir önceki toplantının ardından düzenlenen basın toplantısında enflasyon baskısının artmasına katkıda bulunan üç faktöre dikkat çekmişti: Orta Doğu’daki gerilimin yükselmesi nedeniyle artan ham petrol fiyatları, yapay zekâyla (AI) bağlantılı talepteki yükseliş ve yenin değer kaybetmesi.

ABD ile İran arasındaki silahlı saldırıların yeniden başlaması nedeniyle petrol fiyatları tekrar yükselişe geçti. West Texas Intermediate (WTI) türü ham petrol vadeli işlemlerinin fiyatı perşembe günü varil başına 100 doların üzerine çıkarak son üç buçuk ayın en yüksek seviyesine ulaştı.

Petrol fiyatlarındaki artış, çok çeşitli ürünlerin fiyatlarını ve ulaşım maliyetlerini yukarı çekiyor.

Okumaya Devam Et

Asya

Güney Kore, Trump’la yaptığı 350 milyar dolarlık anlaşmanın gereğini yerine getirecek mi?

Yayınlanma

Güney Kore ve ABD arasındaki anlaşmanın imzalanmasının üzerinden neredeyse bir yıl geçerken Washington’da rahatsızlık büyüyor.

Güney Kore’nin ABD Başkanı Donald Trump’la ABD’ye 350 milyar dolar yatırım yapma konusunda anlaşmasının üzerinden neredeyse bir yıl geçti. Ancak bugüne kadar henüz hiçbir yatırım için para taahhüdünde bulunulmadı. Bu durum Washington’da rahatsızlığı artırırken Seul’de de endişeye yol açıyor.

Güney Kore medyasında Teksas’ta doğalgazla çalışan bir elektrik santrali ve nükleer enerji santralleri de dahil olmak üzere çeşitli projelerin gündemde olduğuna ilişkin spekülasyonlar çıktı. Ancak Seul yönetimi bu iddiaları hızla yatıştırmaya çalıştı.

Seul bu hafta yaptığı açıklamada, “ABD yatırımları konusunda ne belirli yatırım alanları ve bunların açıklanacağı tarihler ne de ilk para transferinin miktarı ve zamanı kesinleşmiş durumda” dedi.

Konu hakkında bilgi sahibi bir ABD’li kaynak, Financial Times’a, Seul’ün “artık harekete geçmesi” gerektiğini, aksi halde Trump’ın sert tepki gösterme riskiyle karşı karşıya kalacağını söyledi. Bir başka kaynak ise yatırım sürecindeki gecikmelere ilişkin duyulan rahatsızlığın, Trump’ın geçen ay ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü kampanyaya yeterince destek vermediği gerekçesiyle Güney Kore’yi özellikle hedef almasının nedenlerinden biri olduğunu öne sürdü.

Washington merkezli danışmanlık şirketi The Asia Group’un ortağı Jennifer Lee, “ABD hükümeti içinde ciddi bir rahatsızlık birikiyor. Özellikle de Kore’nin kaydettiği ilerleme, Japonya’nın peş peşe açıkladığı yatırım paketleriyle kıyaslandığında yavaş görünüyor” dedi.

Taahhüt, geçen yıl Trump’ın Güney Kore mallarına uygulamakla tehdit ettiği yüzde 25’lik tarifeleri yüzde 15’e düşürmesini öngören anlaşmanın bir parçasıydı. Seul ayrıca gemi inşasına 150 milyar dolar, stratejik sektörlere ise 200 milyar dolar yatırım yapmayı kabul etti. Yıllık yatırım tutarı 20 milyar dolarla sınırlandırıldı.

Japonya da benzer bir anlaşma kapsamında ABD’ye 550 milyar dolar yatırım yapmayı kabul etti. Ancak Japonya için yıllık bir üst sınır bulunmuyor ve Tokyo daha hızlı hareket etti. Japonya, Ohio’da 33 milyar dolarlık doğalgaz santrali ile Tennessee ve Alabama’da toplam 40 milyar dolara kadar çıkabilecek küçük modüler nükleer reaktör projeleri dahil çeşitli yatırımlar açıkladı.

Trump bu tür yatırım taahhütlerini son derece işlemsel bir çerçevede ele aldı. Daha önce Güney Kore’nin 350 milyar dolarlık taahhüdünü “peşin” ödenecek para olarak tanımlamıştı. Trump’ın ticaret danışmanı Peter Navarro ise Japonya’yla yapılan anlaşmayı “esas itibarıyla açık çek” olarak nitelemişti.

Başkan Lee Jae Myung, geçen kasım ayında anlaşmayı Güney Kore kamuoyuna anlatırken yatırımların “yalnızca ticari olarak uygulanabilir projelere” yapılacağını söylemişti.

Kore Ulusal Diplomasi Akademisi Profesörü Min Jeong-hun da projelerin ekonomik açıdan mantıklı olmadığı durumda şirketlerin yatırım yapmayacağını söyledi.

“Yapmazlar. Kore’nin temkinli davranmaktan başka seçeneği yok” diyen Min, “Başkan Trump hızlı ilerleme görmek istiyor. Tarafların pozisyonları farklı” ifadelerini kullandı.

Koreli şirketler ayrıca geçen eylülde ABD göçmenlik yetkililerinin Georgia’daki Hyundai-LG Energy Solution batarya fabrikasına düzenlediği baskından da ciddi şekilde rahatsız olmuştu. Olayın hemen ardından Başkan Lee, bunun Koreli şirketleri ABD’de yatırım yapmak konusunda “son derece tereddütlü” hale getirebileceği uyarısında bulunmuştu.

The Asia Group’tan Lee de iki hükümet arasında neyin üzerinde anlaşmaya varıldığı konusunda “gerçek bir yorum farkı” bulunduğunu kabul etti. Washington’ın tek tek projelerde daha büyük çaplı yatırımlar ve projelerin seçiminde daha fazla söz hakkı istediğini belirtti.

Washington ayrıca Samsung Electronics ve SK Hynix’in ABD’de gelişmiş bellek çipi üretimine yatırım yapması yönünde baskı uyguluyor. Ancak sektörün stratejik önemi ve çip üreticilerinin Güney Kore’de halihazırda üstlendikleri büyük yatırım taahhütleri nedeniyle bu talepler Seul açısından son derece hassas.

Buna karşılık gemi inşa sektörü, Seul’ün elinde belli ölçüde pazarlık gücü bulunan alanlardan biri.

ABD, küresel ticari gemi tonajının yalnızca yüzde 0,2’sini üretirken Güney Kore, Çin’in ardından dünyanın en büyük ikinci gemi üreticisi konumunda. Trump’ın ABD gemi inşa sektörünü canlandırma planları da Kore teknolojisinin ve uzmanlığının Amerikan tersanelerine taşınmasını öngörüyor.

King’s College London’dan Ramón Pacheco Pardo, “Benim izlenimim, Trump’ın müttefiklerle ilişkilerinde benimsediği işlemsel yaklaşımın bir zaferi olarak sunabileceği büyük ölçekli yatırımlar görmek istediği yönünde” dedi.

Bazı uzmanlar ise Seul’ün bekleyerek kendi işini daha da zorlaştırdığını savunuyor.

Korea Economic Institute of America’dan Troy Stangarone, “Kore’nin ilk yatırım projesini açıklaması kritik önem taşıyor” dedi.

Stangarone, “Kore geciktikçe yönetimde, Güney Kore’nin taahhüdünden sıyrılmaya çalıştığı yönünde bir algı oluşması riski artıyor” ifadelerini kullandı.

Kasım ayında yapılacak ABD ara seçimleri de baskıyı artırabilir.

Ewha Womans Üniversitesi Profesörü Park Won Gon, “Trump açısından bakıldığında, ABD’de yatırımların gerçekleşmesi gerekiyor ki bunu seçim kampanyasında kullanabilsin” dedi.

Yatırım anlaşmazlığı, ABD-Güney Kore ilişkilerinin başka boyutlarıyla da iç içe geçmiş durumda.

Trump 16 Ağustos’ta, Kuzey Kore’yi caydırmayı amaçlayan yıllık Ulchi Freedom Shield askeri tatbikatının kapsamının daraltılması talimatını verdi. Ertesi gün ABD Başkanı, “Sizi Kim Jong Un’dan korumak için orada 39 bin askerimiz var… ve siz İran’daki çok kolay bir askeri operasyonda bize yardım etmeyeceksiniz. Bu garip” dedi.

Bununla birlikte ABD, Güney Kore ve Japonya’nın ortaklaşa düzenlediği beş günlük ayrı bir askeri tatbikat bu hafta planlandığı şekilde başladı. Tatbikatın kapsamı veya süresinde herhangi bir değişiklik yapıldığı bildirilmedi.

Seul, İran konusunda ABD’ye nasıl yardımcı olabileceğine ilişkin seçenekleri değerlendirdiğini söylüyor. Ancak İran Dışişleri Bakanlığı pazartesi günü, Güney Kore’nin Körfez ve Hürmüz Boğazı’ndaki operasyonlara katılmasının “ciddi sonuçları” olabileceği uyarısında bulundu.

Stangarone ise Hürmüz’de olası bir angajmanın Güney Kore’ye yatırım konusunda herhangi bir avantaj sağlamayabileceği görüşünde.

“Bir konuşlanma açıklamasının Kore’ye yatırım meselesinde herhangi bir esneklik sağlayacağını düşünmüyorum” diyen Stangarone, “Bu, kazanımlarını azamiye çıkarmaya çalışan bir [ABD] yönetimi” ifadelerini kullandı.

Pacheco Pardo’ya göre Trump, ilave baskı aracı olarak Washington’ın geçen yıl Seul’ün nükleer enerjili denizaltı edinme planlarını destekleme yönündeki anlaşmasından da “geri adım atabilir” ya da Kore’deki Amerikan askerlerini çekmekle tehdit edebilir.

Pacheco Pardo, ABD-Güney Kore ittifakının “temellerinin” güçlü olduğunu söylese de şu değerlendirmeyi yaptı:

“Trump’ın müttefiklere ilişkin görüşleri dikkate alındığında, Trump görevde kaldığı sürece ilişkiler çalkantılı olmaya devam edecek.”

Okumaya Devam Et

Asya

İran ile Çin arasında milyarlarca dolarlık gizli ticaret ağı

Yayınlanma

İran, petrol gelirlerini doğrudan nakit almak yerine Çin’den ithal ettiği malların finansmanında kullanarak milyarlarca dolarlık yaptırımları aşıyor. Reuters ajansının haberine göre gizli takas mekanizması üzerinden son bir yılda 2,5 milyar dolarlık işlem gerçekleşirken, bu kaynaklarla ilaç ve araçların yanı sıra askeri teçhizat da temin edildi.

İran, petrol satışlarına yönelik yaptırımları aşmak ve Çin’den askeri teçhizat dahil milyarlarca dolarlık ürün satın almak için takas benzeri gizli bir ticaret mekanizması işletiyor.

Reuters ajansına konuşan iki üst düzey İranlı yetkili ve konuyu yakından izleyen üç kaynak, Tahran yönetiminin Çin’e sattığı petrol karşılığında nakit yerine bu ülkeden ithal edilen mallar için kredi aldığını aktardı.

Adlarının gizli kalmasını isteyen kaynaklar, petrol gelirlerini Çin mallarıyla takas eden bu yöntemin, nükleer programı nedeniyle ABD’nin ekonomik ve askeri baskısını artırdığı son dönemde Tahran yönetimine doğrudan mali can damarı sağladığını vurguluyor.

Dünyanın en büyük ham petrol ithalatçısı konumundaki Çin ise bu sayede indirimli İran petrolüne erişmeyi sürdürürken, bu ülkeye ihracat yapan bankalarını ve şirketlerini uluslararası ceza riskinden koruyor.

Washington yönetimi, İran petrolünün taşınmasını sağlayan bazı küçük ölçekli Çinli kuruluşlara yaptırım uygulasa da, küresel ekonomiyi sarsabilecek kapsamlı adımlardan kaçınıyor.

İki ülke arasındaki savaş sürerken Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmaya çalışan ABD, baskının dozunu artırdı.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent geçen ay yaptığı açıklamada, Tahran ile ticari ilişkilerini kesmeyen ülkelerin dolar sisteminden çıkarılma riskiyle karşı karşıya kalacağını belirtmişti.

Altı aydır süren savaş kapsamında ABD’nin İran’a uyguladığı deniz ablukasının bu takas mekanizmasını nasıl etkilediği henüz netleşmedi.

Fakat 14 Temmuz’da ablukanın yeniden yürürlüğe konmasından bu yana Hürmüz Boğazı’ndan geçerek Çin’e ulaşan hiçbir İran petrol sevkiyatı kayıtlara geçmedi.

Batı’nın tek taraflı yaptırımlarını yasa dışı olarak niteleyen Pekin ve Tahran ise ticareti nasıl sürdürdüklerini kamuoyuna açıklamaktan kaçınıyor.

Kaynaklar, Tahran’ın bu sistemi ilaç, araç ve iletişim ekipmanı temin etmek amacıyla devreye soktuğunu aktarıyor. Çinli üreticilerin İran ile doğrudan temas kurmadığı ve yaptırımları deldiklerine dair bir işaret olmadığı belirtiliyor.

Öte yandan mekanizma, geçtiğimiz yıl İran’a milyonlarca dolar değerinde hava savunma ekipmanı sağlayan sözleşmeler kapsamında da en az bir kez kullanıldı. Kaynaklar söz konusu sevkiyatlara dair ayrıntı vermezken, işlemler bağımsız mercilerce doğrulanmadı.

Birleşmiş Milletler’in konvansiyonel silah ambargosu, İran ile küresel güçler arasında 2015’te imzalanan nükleer anlaşmanın çökmesi üzerine Eylül 2025’te diğer yaptırımlarla birlikte yeniden devreye girdi.

Tahran anlaşma hükümlerinden çekilmiş, Avrupalı ülkelerin yaptırımları otomatik olarak geri getirmesini ise Pekin ile Tahran hukuken sakat bir adım olarak tanımlamıştı.

Çin Dışişleri Bakanlığı, Reuters’ın sorularına verdiği yanıtta söz konusu ticaret yapısından haberdar olmadığını belirtti.

Pekin, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi onayı taşımayan ve uluslararası hukuka dayanmayan tek taraflı yaptırımlara karşı durduğunu bildirdi.

İran’ın New York ve Cenevre’deki diplomatik temsilcilikleri ise sorulara sessiz kaldı. Beyaz Saray adına konuşan bir ABD yetkilisi, Tahran’ın nükleer hedeflerine ulaşmasını engellemek için AB dahil uluslararası ortaklarla çalıştıklarını söylemekle yetindi.

Kpler veri analiz şirketine göre, 2025 yılında İran’ın ihraç ettiği ham petrolün yüzde 80’den fazlasını Çin satın aldı. Bu oran günde ortalama 1,4 milyon varile denk geliyor.

İki ülke 2021 yılında enerji ve altyapı alanlarını kapsayan 25 yıllık stratejik ortaklık anlaşması imzalasa da işbirliğinin uygulama detayları büyük ölçüde gizli tutuluyor.

Söz konusu model, İran’ın uluslararası bankacılık kanallarına uğramadan Çin’den mal ve hizmet temin ettiği ağlardan yalnızca birini oluşturuyor.

Batılı bir yetkili ve konuyu izleyen diğer iki kişi, devlete ait Çinli petrol şirketi Zhuhai Zhenrong adına hareket eden bir alıcının, Çin merkezli ChuXin adlı gölge bir finans kuruluşuna bu yıla kadar her ay yüz milyonlarca dolar yatırdığını aktardı.

Bu mevduatların, İran Ulusal Petrol Şirketi (NIOC) ile bağlantılı Hong Kong merkezli bir şirketten alınan petrolün bedelini oluşturduğu belirtiliyor.

ChuXin üzerinden aktarılan petrol gelirlerinin yaklaşık yüzde 70’i İran’daki altyapı projelerine ayrılıyor. Kalan kısım ise İran’a mal sağlayan şirketlere ödeme yapmak üzere kurulan özel amaçlı şirketin (SPV) hesaplarına aktarılıyor.

İran’ın karar alma merkezine yakın kaynaklar, bu finansal mekanizmanın varlığını doğruluyor.

Fonların yönetimini Çin Ticaret Bakanlığı adına hareket eden bir firma ile İran Merkez Bankası ile bağlantılı diğer bir kuruluş paylaşıyor. İran Merkez Bankası ithalatçılara yetki verdiğinde, para transferi tedarikçi firmalara yönlendiriliyor. Resmi kayıtlarda ChuXin adına rastlanmazken, bir kaynak yapının yalnızca muhasebe tablolarında yaşam bulduğunu kaydetti.

Exeter Üniversitesi’nden uluslararası politika uzmanı Andrea Ghiselli, Pekin’in bu dolaylı ağları ABD’nin ikincil yaptırım tehditlerine boyun eğmeyeceğini göstermek için kullandığını ifade etti.

Ghiselli, Çinli liderlerin kendi bankalarını ve firmalarını küresel finansal sistemin dışına itilmekten korumayı amaçladığına dikkat çekerek, “İnkar edilebilir bir zemin oluşturmak istiyorlar” dedi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English