Bizi Takip Edin

Asya

2024 yılında Asya’nın en olaylı ülkesi: Güney Kore

Yayınlanma

Editörün Notu: 2024 yılı Güney Kore’de hem toplumsal hem siyasi anlamda yorucu bir dönem olarak tarih kayıtlarına geçti. Yılın son saatlerine girilirken ülkede siyasi krizler derinleşiyor. 13. Cumhurbaşkanı Yoon Seok-yeol’ün siyasi darbe girişimi ile aralık ayına giren Güney Kore halkı bu şoku atlamadan, yılın son günlerine elim bir uçak kazası ile uyandı. 179 kişinin hayatını kaybettiği kazada, ülkede 7 günlük milli yas ilan edildi ve 2025 kutlamaları iptal edildi.

Yorgun bir şekilde 2025’e adım atan Güney Kore’de bu yıl neler yaşandı:

  • Muhalefet liderine suikast girişimi (2 Ocak 2024)

Güney Kore’de ana muhalefetteki Demokratik Parti’nin lideri Lee Jae-myung Busan şehrinde bıçaklı saldırıya uğradı. Basın mensuplarının sorularını yanıtladığı sırada imza alma bahanesiyle Lee’ye yaklaşan saldırgan, elindeki kesici aletle Lee’yi boynundan yaraladı. Lee’nin suikast girişiminden sağ kurtuldu.

  • Kuzey Kore’den gelen “düşman” ilanı (15 Ocak 2024)

Yeni yılın hemen ardından 5 Ocak 2024’te Kuzey Kore, Yeonpyeong Adası’na topçu saldırısı başlattı. Kuzey Kore, “Koreler arası ilişkilerdeki tüm felaketin nedeninin Güney Kore hükümetinin olduğunu” ve “Güney Kore’nin değişmez ana düşman olduğunu” 15 Ocak 2024’teki Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti 14. Yüksek Halk Meclisi’nin 10. Oturumunda lider Kim Jong-un tarafından deklare etti.

  • First Lady Rüşvet Krizi (25 Ocak 2024)

Güney Kore First Lady’si Kim Keon Hee’nin lüks bir çanta hediyesi kabul ettiği iddiasıyla ilgili tartışma, iktidardaki Halkın Gücü Partisi’ni (PPP) karıştırarak ülkede büyük infial yarattı.  YouTube kanalı Voice of Seoul tarafından yayınlanan bir videoda, Amerikalı Rahip Choi Jae-young saatine takılı kamerayla gizlice rüşvet anını kaydetmişti. Choi’nin, 3 milyon won (2.200 $) değerindeki çantayı satın almak için bir mağazaya yürüdüğü ve sonra, Seul’de first lady’ye ait bir şirket olan Covana Contents’i ziyaret ederek çantayı verdiğini gösteriyordu.

Muhalefet uzun zamandır First Lady Kim’i hisse senedi fiyat manipülasyonuna karışmakla suçluyordu. Öte yandan muhalefet First Lady’in soruşturulması için parlamentodan tasarı geçirmek istemişti. Yoon bu iddialar nedeniyle eşinin soruşturulmasını talep eden bir yasa tasarısını veto etti.

Skandal aynı zamanda Yoon’un partisi içinde de ayrışmalara yol açtı. Ve nisan seçimleri için kamuoyunda tartışmalar yarattı.

  • Küba ile diplomatik ilişkilerin başlaması (14 Şubat 2024)

Kuzey Kore ile yakın ilişkilere sahip olan Küba Cumhuriyeti, 14 Şubat 2024’te, Kore Cumhuriyeti Daimi Misyonu ile New York’ta diplomatik bir misyon düzenledi. Güney Kore-Küba ilişkileri, Güney Kore hükümetinin 1948’de kurulmasından bu yana 76 yıl sonra ilk kez büyükelçi düzeyinde diplomatik ilişkilere yükseltildi . Küba, Güney Kore ile diplomatik ilişki kuran 193. ülke oldu.

  • Kore Cumhuriyeti Ulusal Meclisi seçimi (10 Nisan 2024)

Ana muhalefetteki Demokratik Parti (DP), Ulusal Meclis’teki 300 sandalyenin çoğunluğunu kazanarak iktidardaki Halkın Gücü Partisi’ni hezimete uğrattı. Demokratlar,  iktidar partisinin 108 sandalyesine karşılık 175 sandalye kazandı. Genel seçmen katılımı %67 oldu ve bu 32 yılın en yüksek seçmen katılım rekoru oldu. Muhalefetteki Kore Demokratik Partisi, anayasa tarihinde ilk kez bir muhalefet partisi olarak sandalye çoğunluğunu elde etti. Bu durum Yoon hükümetini “topal ördek” sürecine soktu.

 

  • Atık balonu krizi (28 Mayıs 2024)

Kuzey Kore, atık yüklü balonları Güney Kore’ye göndererek tansiyonu artıracak bir hamlede bulundu. Olayın başlangıcında sadece Daenam şehrine broşür gönderildiğinden şüpheleniliyordu ancak balonların içeriği kontrol edildiğinde atık maddeler olduğu tespit edildi. Olay iki ülke arasında tansiyonu artırarak Güney Kore’nin de Kuzey’e balonlar yollamasına neden oldu. Kuzey Kore yönetimi ise, bu hamleyi, Güney’in Kuzey’e yönelik dev hoparlörler de dahil olmak üzere uzun süreli propaganda çalışmalarına karşılık olarak yaptığını açıkladı.

  • Kuzey Kore ile drone krizi (11 Ekim 2024)

Güney Kore’ye ait insansız hava aracının (İHA) Kuzey Kore üzerinde tespit edilmesi ile birlikte 13 Ekim’den Kuzey Kore’den çok sert açıklamalar gelmişti. Kuzey Kore lideri Kim Jong-un savunma-güvenlik istişare toplantısı düzenledi ancak bu toplantı, Kore Halk Ordusu Genelkurmay Başkanlığı’na “Savaş zamanı düzenine göre tamamen silahlandırılmış sekiz topçu tugayının, ayın 13’ünde saat 20:00’ye kadar tam ateşe hazır duruma getirilmesi” gerektiğini belirten ve ‘ön operasyonel emrini’ onaylayan bir toplantı olarak kayıtlara geçti.

Kore İşçi Partisi Merkez Komitesi başkan yardımcısı Kim Yo-jong, 14 Ekim’de, insansız hava aracı olayından Güney Kore ordusunun sorumlu olduğunu söyleyen iki cümlelik kısa bir açıklama yaptı. Bu, olayın tekrarlanması durumunda ‘korkunç bir felaket’ uyarısında bulunan kız kardeş Kim Yo-jong, “Dikkatsiz meydan okuma Kore Cumhuriyeti’nin sefil sonunu hızlandıracak” diyerek sert bir uyarıda bulunmuştu.

  • Kuzey Kore’nin Gyeongui ve Donghae Hatlarını patlama olayı (15 Ekim 2024)

Kuzey Kore’nin, Askeri Sınır Hattının kuzeyindeki yer alan Koreler arası bağlantı hattı olarak bilinen Gyeongui Hattı ve Donghae Hattı üzerindeki ve demiryolunun  bir bölü Pyongyang tarafından havaya uçuruldu. Böylece bağlantı yolları tamamen ortadan kaldırılmış oldu. Artık iki ülke arasında karayolu teması ortadan kalkmış oldu.

  • Yoon’a karşı protesto ve istifa çağrılarının büyümesi (28 Eylül 2024) 

Güney Kore’de 28 Eylül’de işçi ve çiftçi sendikaları, kadınlar ve gençlerin de aralarında bulunduğu vatandaşlar, Yoon yönetiminin aşırı sağcı işçi karşıtı politikaları, yargı sisteminde yaptığı değişikler ve savcı atamalarının yanı sıra zenginlere yönelik vergi kesintilerini protesto ederek ülke çapında eş zamanlı protestolar gerçekleştirildi. Başkent Seul Jung-gu’daki Sungnyemun Kapısı önünde kurulan protesto alanlarında “Haydi! istifa için meydanı açın!” sloganları yükseldi. Protestolar yaklaşık 10.000 kişinin katılımı ile başlamış oldu.

Protestolar Aralık ayına kadar düzenli olarak sürdürüldü. Kore Konfederasyon Sendikası’nın katılımı ile yüzbinlerce kişi Yoon’un istifası için hafta sonları bir araya geldi.

  • SIKIYÖNETİN (3 Aralık 2024)

3 Aralık günü saat 22.23 sıralarında acil brifing düzenleyen Cumhurbaşkanı Yoon Seok-yeol, Kuzey Kore yanlısı ve devlet karşıtı güçlerini önlemek adına ülke çapında sıkıyönetim ilan ettiğini duyurdu. İlan ardından sıkıyönetim komutanlığı kuruldu ve sıkıyönetim birlikleri seferber edildi.  1979’den sonra Seul sokaklarında askeri zırhlı araçların görüldüğü ilginç bir manzara yaşandı.

Millet Meclisi ve siyasi partilerin her türlü siyasi faaliyetinin yasaklanması,  her türlü ifade ve basın özgürlüğünün kontrol altına alınması,  tek taraflı tutuklama, gözaltı, ve yargılama gibi sıkıyönetim kanunları uygulanmak istendi.  Ardından, General Park An-soo Sıkıyönetim Komutanlığı’na ait ilk bildiriyi yayınladı. 1. Özel Kuvvetler Tugayı ve 707. Özel Görev Grubuna ait seçkin özel kuvvetlerden oluşan silahlı birimler meclis binasına girmek için konuşlandırıldı.

Muhalefet ve iktidar partisinden Yoon’un darbe kararına karşı duran milletvekilleri, mecliste toplanarak 155 dakika boyunca direniş gösterdiler. 4 Aralık 2024 01:01’de 190 üye mevcut parlamento, anayasa tarihinde ilk kez sıkıyönetimin kaldırılmasını talep eden bir kararı oybirliğiyle kabul etti ve “Sıkıyönetim ilanı geçersiz kılınmıştır” kararını aldı. Sıkıyönetimin kaldırılması kararının alınması ve Cumhurbaşkanlığı’ndan üç saatten fazla bir süre yanıt gelmemesinin ardından 4 Aralık – 04.30: Bakanlar Kurulunun onaylamasıyla sıkıyönetim resmen yürürlükten kaldırıldı. Yoon’un azli için verilen önerge Ulusal Meclise sunuldu.

5 Aralık

Yoon, sıkıyönetim ilan etmesini kendisine önerdiği iddia edilen Savunma Bakanı Kim’in istifasını kabul etti. Genelkurmay Başkanı General Park An-su’nun istifası kabul edilmedi. Yoon hakkında “vatana ihanet” suçlamasıyla soruşturma başlatıldı. 

7 Aralık

Yoon, sıkıyönetim ilanı nedeniyle kamuoyundan özür diledi. Yoon’un azline iliskin ilk önerge kabul edilmedi.

8 Aralık

Eski Savunma Bakanı Kim gözaltına alındı. 

9 Aralık

Yoon için seyahat yasağı çıkarıldı. 

10 Aralık

Güney Kore Ulusal Meclisi, Yoon dahil 8 kişinin ‘derhal’ gözaltına alınmasını talep eden tasarıyı kabul etti.

12 Aralık

Yoon, başarız darbe girişimini “idari eylem”oldugunu savunarak, azledilmesi ve yargılanması halinde buna karşı koyacağını bildirdi. Ana muhalefetteki Demokratlar, 12 Aralık’ta meclise, Yoon’un görevinden azledilmesini kapsayan yeni bir önerge sundu.

  • Yoon’un Görevden alınması (14 Aralık)

Sıkıyönetim ilanı nedeniyle 13. Cumhurbaşkanı Yoon’un azli için verilen ilk önerge mecliste yeterli çoğunluk barajına takılırken, muhalefetin yeni önergesi 204 evet oyuyla meclisten geçti ve Yoon azledildi.

  • Uçak Kazası ve Ulusal Yas (29 Aralık 2024)

Güney Kore’nin Muan şehrinde yolcu uçağının inişte kontrolden çıkması sonucu meydana gelen kazada 179 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. Duvara çarpıp infilak eden uçaktan 2 kişi sağ olarak kurtulabildi. Uçak inmeden dakikalar önce kontrol kulesinin, “kuş çarpmasına” karşı uyardığı, uyarıyı alan pilotun kısa süre sonra inişe geçtiği açıklandı. Ülkede 1 haftalık ulusal yas ilan edildi.

Asya

Japon iş dünyası heyeti Pekin’i ziyaret ederken Çin ‘tarihten ders çıkarma’ uyarısı yaptı

Yayınlanma

Çin’in en üst düzey diplomatı, Tokyo’ya tarihten ders çıkarma çağrısı yaptı. Görüşme, ikili ilişkilerin kasım ayında bozulmasından bu yana bir Japon heyetinin Çin’de en üst düzeyde kabul edildiği temas oldu.

Çin’in en üst düzey diplomatı Wang Yi, 50 kişilik şirket yöneticileri heyetine başkanlık eden Japonya’nın eski Dışişleri Bakanı Takeshi Iwaya ile pazartesi günü Pekin’de bir araya geldi. Görüşme, yaklaşık bir yıldır Çin’i ziyaret eden bir Japon heyetinin Pekin’de bu düzeyde kabul edildiği en üst düzey temas oldu.

Çin Dışişleri Bakanlığının görüşmeye ilişkin açıklamasına göre Wang, gelecek yıl diplomatik ilişkilerin kurulmasının 55. yıl dönümü öncesinde ikili ilişkilerin “ciddi bir durumla” karşı karşıya olduğunu ve “henüz normalleşmediğini” söyledi.

Wang, “Savaş sonrası ‘barış anayasasına’ meydan okuyan ya da savaş dönemindeki saldırganlık tarihini yeniden yazmaya çalışan bir ülke, dünyayla yüzleşemez; geleceğe ise hiç açılamaz” dedi.

Wang, Tokyo’ya ülke yönetiminin Tayvan konusundaki “hatalı söz ve eylemlerini” mümkün olan en kısa sürede düzeltme çağrısında bulundu.

Çinli diplomat ayrıca Japonya’nın, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Japon savaş suçlularını yargılamak üzere Müttefikler tarafından kurulan Tokyo Mahkemelerinin 80. yıl dönümünde tarihten ders çıkarması gerektiğini söyledi.

Wang, iktidardaki Çin Komünist Partisinin 24 üyeli Politbürosunda yer alıyor ve Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi Dış İlişkiler Komisyonu Ofisi Direktörlüğü görevini yürütüyor. Iwaya ise Shigeru Ishiba hükümetinde dışişleri bakanlığı yaptığı dönemde, Aralık 2024’te Pekin’i ziyaret etmişti.

Japon heyetinin Pekin’e gelişi, geçen hafta Washington’da Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile ABD Başkanı Donald Trump arasında yapılan zirvenin hemen ardından gerçekleşti. İki lider görüşmede, ülkelerinin İkinci Dünya Savaşı sırasında Japonya’ya karşı kurduğu savaş dönemi ittifakına övgüde bulundu.

Tokyo, Pekin ile Washington arasındaki ilişkilerde istikrar yönünde ortaya çıkan işaretleri kaygıyla izliyor. Bu gelişmelerin ardından Trump ile Japonya Başbakanı Sanae Takaichi arasında cumartesi günü 20 dakikalık bir telefon görüşmesi yapıldı. Trump görüşmede, Washington’daki temasları hakkında Takaichi’ye bilgi verdi.

Iwaya’nın Japonya Uluslararası Ticaretin Teşviki Derneği (JAPIT) Başkanı sıfatıyla gerçekleştirdiği ziyaret, Takaichi’nin geçen yıl Tayvan konusunda yaptığı açıklamalarla başlayan uzun süreli ikili çıkmazın aşılmasına yönelik çabaların bir parçası.

Takaichi, kasım ayında Japon parlamentosunda yaptığı açıklamada, Tayvan’a ilişkin olası bir krizin Japonya açısından “ülkenin varlığını tehdit eden bir durum” oluşturabileceğini ve bunun Tokyo’ya kolektif meşru müdafaa kapsamında karşılık verme imkânı sağlayabileceğini savunmuştu.

Takaichi’nin açıklamalarının yol açtığı siyasi gerilim, Pekin ile Tokyo arasındaki resmi bakanlık düzeyindeki temasların aniden kesilmesine neden oldu.

Japonya ayrıca son yayımladığı savunma beyaz kitabında Çin’i tehdit olarak nitelendirerek, “kapsamlı ulusal gücü büyütme” çağrısı yaptı.

İlişkilerdeki soğukluğun boyutu temmuz ayında bir kez daha görüldü. Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu Motegi, Manila’da düzenlenen ASEAN bağlantılı toplantıların oturum aralarında Wang ile kısa bir görüşme yaptığını açıkladı. Pekin ise hızla buna karşılık vererek böyle bir temasın gerçekleştiğini kesin bir dille reddetti.

Resmi kanalların tıkanması üzerine Japon iş çevreleri ile parlamenter gruplar, iletişim kanallarını açık tutmak için devreye girdi.

Mevcut JAPIT heyetinin ziyareti aslında haziran ayında yapılacaktı. Ancak örgütün uzun yıllar başkanlığını yürüten eski Dışişleri Bakanı Yohei Kono’nun ölümü nedeniyle ziyaret ertelendi. Kono, geçen yıl benzer bir ticaret heyeti kapsamında Pekin’e gitmiş ve Çin Başbakanı Li Qiang ile görüşmüştü.

Pazartesi günkü görüşmelerde Iwaya da mevcut ilişkilerin “endişe verici” olduğunu kabul etti. Iwaya, JAPIT’in Kono’nun mirasını sürdüreceğini ve ilişkileri Çin-Japonya ilişkilerinin temelini oluşturan dört siyasi belgenin ilkelerine yeniden döndürmek için çalışacağını söyledi.

Bu görüşme, son dönemde Japon iş dünyası ve yasama organı temsilcilerinden oluşan çeşitli heyetlerin Pekin’e gerçekleştirdiği ziyaretlerin devamı niteliğinde.

Çin Dışişleri Bakan Yardımcısı Hua Chunying, haziran ayında dört kişilik geçici bir JAPIT heyetini kabul etmişti. Çin Komünist Partisi Uluslararası İlişkiler Departmanı Başkan Yardımcısı Lu Kang ise ağustos ayı sonunda farklı partilerden genç Japon parlamenterlerden oluşan bir heyetle görüşmüştü.

Eylül ortasında ise Japonya-Çin Dostluk Parlamenterler Birliği’nden genç milletvekillerinden oluşan başka bir heyet, Çin Dışişleri Bakan Yardımcısı Liu Bin tarafından kabul edildi.

Okumaya Devam Et

Asya

Kuzey Kore’den Batı hava savunmasını zorlayacak yeni taktik

Yayınlanma

Kuzey Kore, İHA sürüleri, füzeler ve ağır topçu sistemlerini tek bir hedef üzerinde aynı anda deneyerek Batı hava savunma sistemlerini baskı altına almayı hedefleyen yeni saldırı taktikleri geliştirmeye başladı. WSJ’nin aktardığına göre Pyongyang, Ukrayna ve Ortadoğu’daki savaş sahalarından devraldığı yöntemlerle ABD ve müttefiklerinin savunma hatları karşısında çoklu hedefler oluşturmayı amaçlıyor.

Kuzey Kore, insansız hava aracı (İHA) sürüleri ile füzeleri eş zamanlı kullanarak Batı hava savunma sistemlerini aşmayı hedefleyen kitlesel saldırı taktikleri geliştiriyor.

The Wall Street Journal’ın (WSJ) aktardığına göre Pyongyang yönetimi, Ukrayna savaşı ve Ortadoğu’daki çatışmalarda öne çıkan yöntemleri bünyesine katarak ABD ile müttefiklerinin savunma hatları üzerinde baskı oluşturmayı amaçlıyor.

Kuzey Kore devlet medyasından aktarılan bilgilere göre ülke, bu ay ilk kez tek bir hedefi imha etmek üzere saldırı İHA’ları, füzeler, roketler ve uzun menzilli topçu sistemlerinin aynı anda kullanıldığı bir askeri tatbikat icra etti.

Tatbikatta, farklı silah sistemlerinin eş güdüm içinde hareket ederek hedefe “yoğunlaştırılmış ateş” açma kapasitesi test edildi.

Gazete, farklı silahların bir arada kullanıldığı bu tür kitlesel ve kombine saldırıların günümüz savaşlarının temel unsuru haline geldiğini, Rusya ve İran tarafından giderek daha sık uygulandığını vurguluyor.

İran çatışmalarda, ABD ve müttefiklerinin hava savunma ağlarını doyuma ulaştırmak amacıyla balistik füzelerle desteklenen Şahid İHA dalgalarını devreye sokmuştu.

Conflict Armament Research bünyesinde görev yapan askeri uzman Fabian Hinz, farklı türdeki silahların eş zamanlı kullanılmasının hava savunma sistemleri karşısında aynı anda çok sayıda hedef yarattığına dikkat çekiyor.

Öte yandank WSJ, farklı teknik özelliklere sahip mühimmat ve platformları koordine edebilecek gelişmiş entegre sistemler kurmanın gerekliliğine işaret ediyor.

Gazete, modern askeri teknoloji sıkıntısı çeken Kuzey Kore açısından bu düzeyde bir koordinasyonu sağlamanın ek zorluklar barındırdığını belirtiyor.

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un yönetiminde yeni silah denemelerini ve askeri tatbikatlarını sürdüren Pyongyang yönetimi, 20 Eylül’de roket birlikleri vasıtasıyla yeni tip bir silahı test etmişti.

Ayrıntıları kamuoyuna açıklanmayan bu silahı Kim, “karşı konulamaz güç” olarak tanımlamıştı. Ülke ordusu daha önce stratejik ve taktik keşif araçlarının yanı sıra “Kumsong” serisi saldırı İHA’larını da içeren kapsamlı insansız hava aracı denemeleri yürütmüştü.

Sürü halindeki İHA taktikleri dünya genelinde birçok ülkenin askeri gündeminde yer alıyor. Sürü teknolojisi, tek bir görevi yerine getirmek üzere eş güdüm halinde hareket eden, gruptaki bazı araçlar kaybedilse dahi geriye kalanların operasyonu sürdürdüğü İHA gruplarını ifade ediyor.

CNN’in kaynakları, İran’ın sürü halinde hareket eden İHA’ları yönetme teknolojisini elde etmiş olabileceğini haziran ayında öne sürmüş, Rusya ve Çin’in benzer teknolojilere sahip olduğunu iddia etmişti.

Rus devlet şirketi Rosteh, Supercam İHA’ları üzerinden araçların birbirleriyle otomatik veri paylaşmasını sağlayan bir teknoloji geliştirdiğini duyurmuştu.

Çinli araştırmacılar ise bağlantı koptuğunda ve görüş açısı daraldığında bile İHA sürüsünün otonom olarak hedef arayıp vurabilmesine imkan tanıyan “HG-STR” adlı algoritmayı tanıttı.

The New York Times ise, kaynaklarına dayandırdığı haberinde ABD Savunma Bakanlığının Rus ve Çin İHA programlarını Amerikan teknolojisine kıyasla daha ileride gördüğünü aktardı.

Avrupa ülkeleri de insansız harp kabiliyetlerini hızlandırıyor. Almanya merkezli Helsing şirketi, Aralık 2025’te HX-2 tipi İHA’yı tanıttı. Welt gazetesinin verilerine göre Ukrayna sahasında test edilen bu hava aracının seri üretimine başlandı.

Okumaya Devam Et

Asya

Pakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak

Yayınlanma

Pakistan’a Katar’dan sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) sevkiyatını taşıyan tanker, büyük ölçüde kapalı olan Hürmüz Boğazı’ndan geçti. Bu, İslamabad Mutabakat Zaptı’nın imzalanmasından bu yana boğaz üzerinden yapılan ikinci LNG sevkiyatı olacak.

Batı medyasının aktardığı gemi takip verilerine göre LNG taşıyan tanker, Hürmüz Boğazı’nı geçerek Pakistan’a doğru ilerliyor.

Bloomberg, sevkiyatın Pakistan’ın Tahran ile yürüttüğü görüşmeler ve sağlanan koordinasyon sonucunda mümkün olduğunu bildirdi.

Haberde, “Haziran ayının sonunda Katar’ın Ras Laffan tesisinden LNG yükleyen tanker, hafta sonu boğazdan geçti. Geminin salı gününe kadar Pakistan’daki ithalat terminaline ulaşması bekleniyor” denildi.

Geçiş iki ülke arasında müzakere edildi

Ras Laffan, ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşın ilk döneminde Tahran’ın yoğun biçimde hedef aldığı tesisler arasındaydı. Saldırılar, Katar’ın LNG ihracat kapasitesini ciddi ölçüde etkiledi.

Konuya yakın kaynaklar Bloomberg’e, tankerin Hürmüz Boğazı’ndan geçişinin İran ve Pakistanlı hükümet yetkilileri arasında müzakere edildiğini söyledi.

Pakistan Enerji Bakanlığı ise konu hakkında henüz açıklama yapmadı.

Haber, Katar’ın Hürmüz Boğazı üzerinden yalnızca çok sınırlı miktarda petrol ihraç edebildiğini açıklamasından bir gün sonra geldi.

Hürmüz Boğazı büyük ölçüde kapalı

Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiği büyük ölçüde durdurulmuş durumda. ABD ve müttefikleriyle bağlantılı gemilerin boğaza girişine izin verilmezken son aylarda çok sayıda tanker hedef alınarak ateşe verildi.

Bazı Çin ve Hindistan gemilerinin yanı sıra diğer ülkelere ait kimi gemiler de İran deniz kuvvetleriyle koordinasyon kurarak boğazdan geçebildi.

Tahran, İran donanmasıyla koordinasyon kurmadan ve yapılan uyarıları dikkate almadan boğazdan geçmeye çalışan gemilerin hedef alınabileceğini belirtiyor.

Hürmüz Boğazı, Washington ve Tel Aviv’in şubat ayında İran’a karşı başlattığı savaşın ardından büyük ölçüde deniz trafiğine kapatılmıştı.

İran ve Umman deniz trafiği konusunda anlaştı

İran, haziran ayında imzalanan mutabakat kapsamında Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenliğin ABD müdahalesi olmadan, Umman ile işbirliği içinde yürütülmesini talep ediyor.

Bununla birlikte Tahran, diğer bölge ülkelerinin sürece katılmasını memnuniyetle karşılayacağını defalarca açıkladı.

İranlı yetkililerin son açıklamalarına göre Tahran ile Maskat, deniz trafiğinin yönetimi konusunda anlaşmaya vardı.

İran ve Umman öncülüğünde Arap ülkelerinin katılımıyla düzenlenmesi planlanan zirvede, stratejik su yolundaki trafiğin yeniden başlatılmasına ilişkin nihai bir anlaşmaya varılması hedefleniyordu.

Fakat zirve, Umman’ın taraflar arasında “uzlaşı sağlanamadığını” açıklamasının ardından eylül ayı başında ertelendi.

Tahran, ertelemeden Suudi Arabistan’ı sorumlu tuttu ve Riyad’ın zirvenin ileri bir tarihe bırakılmasını istediğini açıkladı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English